Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,36 / Satış: 6,38
€ EURO → Alış: 7,43 / Satış: 7,46

Kürd Şerif Paşa

Kürd Şerif Paşa
  • 16.11.2015
  • 4.317 kez okundu

Güney Kürdistan’ın güçlü aşiretlerinden Baban Aşireti’nin Xendan kolundan, Osmanlı Şurayı Devlet başkanı Kürd Said Paşayê Xendanîzade’nin oğlu Şerif Paşa, 1865 yılında Üsküdar’da dünyaya geldi. Galatasaray Lisesi’ni üstün dereceyle bitirdikten sonra Fransa’da Saint Cyr askeri akademisinde eğitim gördü. Mezun olduğu gibi Osmanlı sarayına babasının da etkisiyle yaver olarak atandı. 1890′da Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunlarından Emine Xanima Qewalî ile evlenen Şerif Paşa, sırasıyla Brüksel ve Paris’e askeri ateşe olarak gönderildi. Bu görevlerden sonra İstanbul’a döndü ve sultana karşı gelişen muhalefetin önde gelenlerinden biri oldu. Bunun üzerine 4 Mart 1898′de İsveç’e Stockholm Büyükelçiliği görevine atanarak İstanbul’dan uzaklaştırıldı ve 1908′e kadar bu görevi sürdürdü. İsveç’teki özgür yaşam havasından etkilenerek Abdülhamid tarafından hiçe sayılan temel insan haklarını korumak için önceleri Kürd aydınlarının da kurucuları arasında olduğu İttihat ve Terakki ile bağlantılar geliştirdi. Bu durum üzerine Madrid sefaretine gönderilince devlet görevinden istifa ederek Paris’e gider ve Monte-Carlo’da, Mon Kief Şatosu’na yerleşir. Kimi kaynaklara göre bu bir mecburî ikamettir. Meşrutiyet ilanından sonra bir dönem İstanbul’da kalarak İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Pangaltı şube başkanlığını yaptı. Fakat sonradan İttihatçı devrimcilerin çok kültürlü ve çok dinli Osmanlı halklarını iyi yönetemediklerini ve ırkçı tutumlar sergilediklerini görünce cemiyetten desteğini çekerek istifa eder. İstifa dilekçesinde cemiyetin kendi ilkelerine ters düştüğünü, özgürlüklerin ırkçı tutumlarla hiçe sayıldığını dilere getirerek uyarılarda bulundu. İttihat ve Terakkiciler ona karşı imha politikası başlatınca da 1909′da Paris’e kaçmak zorunda kaldı. Paris’te İttihatçılara karşı güçleri bir araya getirmek için Osmanlı Islahat-ı Esasiye Fırkası’nı kurarak başkanlığını üstlendi. 1913 yılına kadar varlığını sürdüren fırka sonradan Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na katıldı.11 Haziran 1913′te İttihat ve Terakki hükümetinin sadrazamı (başbakan) Mahmud Şevket Paşa’nın makam otomobilinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülmesi olayına karıştığı ve azmettirdiği için Şerif Paşa gıyaben yargılanarak idama mahkûm edildi. Fakat yurtdışında bulunduğu için hükümet güçleri bir şey yapamayınca İttihatçı suikastçılar tarafından Şerif Paşa’ya Ocak 1914′te bir suikast düzenlenir. Şerif Paşa yara almadan kurtulur ve damadı suikastçılardan birini öldürür. Üzerinden çıkan kimlik onun İttihat ve Terakki’nin Selanik şubesinden olduğunu gösterir.

Kürd Şerif Paşa, İttihatçılardan ayrıldıktan sonra 1908′de kurulan Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer alarak Milli Kürd davasının farkına varılması gerektiğini ısrarla belirtir. Bu tarihten sonra Kürtlerle ilgili çalışmalarda aktif rol oynar. Aralık 1914′te Kürdistan’daki İngiliz Keşif Güçleri ile Bağımsız Kürdistan için anlaşma çabasına girer fakat bu istek İngilizler tarafından kabul görmez. 1918′in Haziran ayında Sir Percy Cox ile bağlantı kurarak İngilizlerin Kürtlere yönelik daha etkili ve yaratıcı bir politika izlemesini önerir. Bu öneriler arasında İngilizler ile Kürd halkı arasında karşılıklı bir dayanışma ile Kürdistan’ın kurulabileceği vardı. Şerif Paşa, Cox ile görüşmesinde İngilizlerin Kürdlerin gelecekteki durumuna dair niyetlerini belirten resmi bir belgenin önemini vurguluyordu fakat ilhak fikrine karşı sert çıkışlar yapıyor ama İngiliz himayesinde devlet kurulabileceğini belirtiyordu. Şerif Paşa böylece yaklaşan Dünya Barış Konferansı’nda Kürdlerin haklarını garanti altına almak istiyordu. Sir Arnold Wilson bu önerilerin aslında bir siyaset dehası olan Şerif Paşa’nın İngilizlerin manda rejiminin gelişini akıllıca bir sezgiyle öngörmesine bağlıyordu.

ayerif-paaya-kurd

Şerif Paşa, Stockholm’deki çalışma ofisinde, 1903 (S. Berkel Baran arşivi)

 

Nitekim 16 Ocak 1919′da Paris’teki Dünya Barış Konferansı’na Osmanlı delegesi olarak katılır fakat ilk oturumda Osmanlı delegasyonundan istifa ettiğini ve bu toplantıya Kürdlerin ve Kürdistan’ın temsilcisi sıfatıyla katıldığını deklere etti (Bazı kaynaklar onun direkt olarak Kürd delegesi olarak katıldığını söylerler). Konferansı Kürdler lehine etkilemek için bir dizi görüşmeler başlattı, konuşmalarında bütün dünya halkları gibi Kürdlerin de özgürlük ve bağımsızlık haklarının tanınmasını istedi.

 

İttihatçıların 1915 ve sonraki yıllarda gerçekleştirdikleri katliamlarla Kürdler ile karşı karşıya getirdikleri Ermeniler ile bazı ittifaklar kurdu ve İngilizlerin garantörlüğünde Kürdistan ve Ermenistan devletlerinin kurulması için girişimlerde bulundu. Ermeni temsilcisi Boghos Nubar Paşa ile bir mutabakata vararak diğer ülkelerle görüşmelerde iki halk arasında bir sorun olmadığını vurgulamaya, böylelikle Kürt karşıtı bir cephenin olmamasına çalıştı. Ne var ki, her ne kadar bu tutumu onun derin siyaset bilgisine dayanıyorduysa da Kürtler arasında İttihatçıların yaydığı propagandalar etkili oldu ve Şerif Paşa, Kürdlere ve İslam ümmetine ihanet etmekle suçlandı. Türk devleti, bu dönemde karşı bir atak geliştirerek eski şeyhülislam ve nazır İbrahim Efendi El-Haydarî başkanlığında bir Kürt sorunu çözüm komitesi oluşturdu. Bu komite Kürd Teali Cemiyeti ile doğrudan ilişki geliştirdi, bu gelişme sonrası Şerif Paşa’nın Ermenilerle yaptığı ittifak İstanbul’da Molla Saidê Kurdî (Nursi) önderliğindeki grup tarafından protesto edildi ve milliyetçi Kürd entelektüelleri arasında derin ayrılıklar oluştu. Şerif Paşa’yı Kürdistan’ı tanımamakla suçlayan bir Kürd grubu dahi türedi. Süleymaniyeli Kürd ailesinin oğlu Şerif Paşa, en son çocukluğunda Kürdistan’a gitmişti ve Barış Konferansı’nda sunduğu Kürdistan haritası Kürtlerin o gün anlayamadığı garipliklerle doluydu. Örneğin Kürd Dağı’ndan başlayarak Hatay’ın büyük bir kısmı, İskenderun, Mersin ve Adana, Kürdistan topraklarında görülüyordu. Kars ile Erzurum’un yarısı Ermenistan’a verilmiş ama karşılığında Karadeniz kıyılarından Artvin alınmıştı. Xaneqîn bölgesi olarak düşünülen Kürdistan’ın güney sınırı ise Basra Körfezi’ne kadar iniyordu. Hazar Denizi’ne ise Tahran yakınlarından ulaşılıyordu. Bunun önemini kavrayamayan Kürtler onu Kürdistan’ı bilmemekle suçlayınca Kürt Şerif Paşa çıkan huzursuzluklardan dolayı istifa etmek zorunda kaldı. Fakat 22 Mart 1919 tarihli ‘Kürd Halkının İstemleri Üzerine Memorandum’ adıyla yayımladığı broşürü, onun, Kürdler ve Kürdistan ile ilgili ne kadar kapsamlı düşüncelere sahip olduğunu ve ne derece öngörülü olduğunu tarihe kazıdı. Kürd Şerif Paşa’nın çabaları 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Barış Antlaşması’nda meyvelerini verdi. Birçok can sıkıcı koşula rağmen, Kürtlerin milli haklarının tanınması sağlandı ve Kürdleri ilgilendiren maddeler Kürd Şerif Paşa’nın istekleri doğrultusunda belirlenmişti…

Her şeye rağmen Şerif Paşa hayatı boyunca hazmedemediği bu başarısızlıktan sonra Paris’te yaşamaya devam etti. Bir dönem İtalya’ya yerleşti. Kürdlere olan kızgınlığı hiç geçmedi. 22 Mart 1951’de Catalanzaro’da yaşamını yitirdi. Ölümüne kadar istihbarat mensupları tarafından izlendi ve Kürt çevreleriyle yaptığı toplantılara saldırılar düzenlendi. Vasiyeti üzerine Mısır’da eşinin yanına gömüldü.

 

Kaynak: KurdistanTime

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ