Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,91 / Satış: 5,93
€ EURO → Alış: 6,51 / Satış: 6,54

Şehrin Kimliği ve Şehir Hakkı

Şehrin Kimliği ve Şehir Hakkı
  • 16.11.2015

Şehir ve kimlik üzerine yazılan herşey, çok normaldır ki, “siyaset” olarak görülür. Çünkü, şehir siyasetle adaş ve “enkıf’tır.” Eski Yunan’da şehir-devlet olan “Polis” (Politikos), hem şehrin, hem de politika’nın ortak etimolojik anlam kökenine işaret eder. Siyaset yapmak şehir yapmak, şehir yapmak siyaset yapmaktır. Çünkü, şehir farklılıkların bir arada olduğu, olmalarının mümkün kılınması gerektiği yerdir. Siyaset farklı olanı birarada yaşatabilme sanaatıdır. Bu nedenle, olmalı ki, daha Eflâtun ve Aristo, şehrin “toplumsal olarak ayrıştırılmış ve ayrıcalıklı” olması gerektiğini söylerler.

Şehir, farklı olanların birlikte yaşamını, ancak belli bir kimlik siyaseti, şehirli kimliği ve kültürü sayesinde mümkün kılabilir. Şehir, kırsaldan farklı olarak, aslında çoklu kimliklerden oluşur. Şehrin tek bir kimliği yoktur, ama varolan kimlikler bir şekilde kendi aralarında bir “üst kimlik” oluşturur.

Şehrin kimliklerinden biri ya da bir kaçı baskı altında tutulduğu zaman, şehir şehir olmaktan çıkar, kendisine yabancılaşır. Ruhunu kaybetmiş bir güvercin misali pırpıter olur, çırpınır. Siyaset, şehre etkin bir şekilde hizmet edemez hale gelir. Siyaset, şehrin hakikatini gizlemek için zorba bir araca dönüşür. Normal durumda, hiç bir şehir kendisine yabancılaşmaz, onu yabancılaştıran dış ekonomik veya siyasi tahakküm ya da yabancının işgali olur…

Bir şehir kendi tarihi ve kültürel hakikatlerine yabancılaşmış, “şehir hafızasını” kaybetmiş ise, kendi özüne dönmeden, hiç bir sürette, kendisini sahi ve hakiki bir şekilde yeniden kuramaz. Bir şehirin geleceği, şehirlileşmesi, kendisini tarihsel hafızası, gelenek ve kültürel anlamlarının içinden üretmesiyle mümkündür. Üstten devlet eliyle dayatılan “modernleşme” – “muassırlaşmalar” geleneksel şehirlerde büyük mağduriyetler meydana getirdi, çoğunu felce uğrattı. Çünkü, “modernleşme” yeni bir ideolojik hayal olarak, şehirlerin kendi kültürleri içerisinden değil, onları yoketme, tasviye etme üzerinden yapılıyordu. Modernite, “modernleşme”den farklı olarak bir şehri çağdaş ve küresel standartlara ulaştırabilmesi için kendi mahalli kültürü özelinde evrensel olanı bularak, oluşturarak sağlar.

Bu nedenle, Bitlis’in kendi tarihi, kimlikleri, kültürleri ve unuturulmuş “hafızalarının” ortaya çıkarılması bu kadar önemlidir.

Şehir Kimliği belli bir geçmişi olan ve sürekli gelişmeye devam eden ve belli faktörlerle şekillenen kavramlar bütünüdür. Şehir kimliğini en çok etkileyen faktörlerin başında o şehrin fiziksel, sosyolojik, ekonomik, kültürel ve tarihsel özellikleri gelir.

Şehir kimliği “kavramı aynı zamanda o kentte ikamet edenlerin yaşadıkları yere yükledikleri anlamlandırma ve değerler kümesi olarak de nitelendirilebilir. Klasik anlamdaki kent tanımının yakın dönemde geçirmiş olduğu evrim de göz önüne alınırsa, bir zamanlar ortada

yalnızca yerel ya da geleneksel değerlerle ifade edilen geleneksel ve yerel şehir kimlikleri vardı. “Şimdi ise büyüyen ve genişleyen şehir sınırları ve karmaşıklaşan insan-toplum ilişkileriyle bu sosyal kimliğin, yalnızca yerel değerlere bağlı olmaktan çıkıp, yerel olmayan iletişim kanallarıyla da sürdürülen ortak bir duygu bağımlılığı ve kimlik bilincine dönüştüğü görülmektedir” (1).

Şehirli olma hakkımızla biz gündelik yaşamda şehri kendimiz, çocuklarımız, çevremiz için daha yaşanılabilir bir yer haline getirebilmek için çalışırız. Onun spor, sağlık, eğitim, kültür, sosyal, asayiş faaliyetleri, genel şehir hizmetleri, yol, çevre yapımı, temizlik ve geliştirme hizmetlerinde aktiv olarak yer alırız. Bir şehir kendi kimliği çerçevesinde hayat düzeyini ve kalitesini yükselttiği zaman, şehre göçenleri kendi yaşam tarzına adapte ettirip, onların kültür ve hayat tarzlarını tamamen ortadan kaldırmayıp onlardan da sosyo-kültürel sinerji alabildiği zaman şehir yaşanılası bir yer halini alır.

Bir şehrin asıl sahipleri, sadece orada malı-mülkü olanlar değildir. Şehre ilişkin idari faaliyetlerde bulunanlar da değildir. Bir şehrin gerçek sahibi onun mirasını, kounmasını ve geliştirilmesini kendi malı, kendi evi, kendi yaşam alanı olarak bilen, bağlı olan, seven, koruyan ve geliştiren herkestir. Hoşgörü ve karşılıklı anlaşma, konuşma ve kardeşçe demokratik ilkeler doğrultusunda şehir için sosyal olarak hizmet için insiyatif alan herkes şehrin asıl sahibidir.

Uzun bir dönemdir ciddi bir sosyal dönüşüme uğrayan, şehir kimliği üzerinde ağır tahripatlarla karşı karşıya kalan Bitlis’in “mağdur” durumu hüzün vericidir. Bitlis’in şehirleşmesi, modernleşme ve sosyal, ekonomik ve kültürel hayat düzeyinin yükseltilmesi için ortaya konan proje ve niyetlerin büyük çoğunluğu sahi değildir. Bitlis Şehri, kendisini Bitlislilik ve Bitlisli şehir bilinci ile binlerce yıllık tarihi ve kendisine ait otantik kültürel zenginlik ve sosyal ilişkileriyle sahi bir şekilde yeniden tanımlama ihtiyacıyla karşı karşıyadır.

Bu amaç için düşünsel ve bilimsel bir alan oluşturmak zorunludur.

Bir Şehrin kimliği, herkesin kendi menkıbesi üzerinden onu tanımlamasıyla yeniden inşa edilebilir. Herkesin Bitlis’e ilişkin hikayesini açma zamanıdır. Bir Şehir oralı olan herkesin ortak evidir. Şehir, bir aşiret, köy gibi herkesin aşırı ölçüde birbirine benzediği yer değil, farklı olanların birarada yaşadıkları yeridir. Köyde, aşiretin içinde, mezhep ve tekkede, cemaat ve partinde “farklı” olamıyabilirsin, oysa şehir, farklı olanların, farklı çıkar ve tercihlerin yaşadığı ve birbirinden olumlu anlamda etkilenerek büyük bir sosyal ve kültürel yaratıcılık imkanını mümkün kılan mekandır. Birbirine benzerlik köy’ün, aşiret’in; birbirinden farklılık da şehrin avantajı ve imkanıdır.

Bir şehre sahip çıkmak, herşeyden once onun tarih, kültür, kimliğini sahip çıkmakla münkündür. Şehrin sahi kimliğine dayanmayan “modernleşme projeleri” şehrin ruhuyla görünmez bir savaş içinde bulur kendisini… Bir şehri sadece içinde yaşayanlar, yönetenler, “resmi idare hakkına sahip olanlar” temsil etmez, dedik, Şehri, binaları, sokakları, caddeleri ve

caddelerine verilen isimler de temsil etmez. Onun fiziki güzelliği ve mimari yapısının yanı sıra, onun hissedilen ve görünmeyen kültürel gizemi ve geçmişi de şehri kendi ruhunda şifreleştirir. Bütün mesele bir şehirlinin bu kültürel şifreleri ve ruhu ne ölçüde kendisinde yaşayabildiğidir şehrin kimliği…

***

“Kadim asaleti vahşetle sakat bırakılmış, rüzgar yerine hüznün estiği bir şehirde dünyaya gelmeliymişim. Yüce dağların, binlerce yılın kalesinde güvercin uçurmalar, nehir ve göllerinde yüzme ve sonra yabancı heykeller, portreler ve cadde isimlerinin ürkütücü gölgesinde okula gidiş gelişlerle geçti çocukluğum. Asırların melodisini sessizliğinde çınlayan bilgelik; demirden soğuk ve korkunç heykellere değerek cam kırıklarına dönüşüyordu, yüreğim gibi…

Dile gelmez bir mahsunluk, ve insanı yiyen bitiren sükünet. Diller kırık-dökük ve diller lal… Her kış uzun ve yüksek karlı olur, Welate Rojki’nin suskun ve yorgun şar’ı Bidlis’te.. İnsanları tarih konuşmak istemezler, tarih cilit gibi kesen keskin bir hançerdir; Kurdistan’ın suskun şehri Bidlis’te.

Asaletin bir bedeli olur, bilgeliğin bir bedeli olur, iki büyük cihan imparatorluğu arasında bin yıl direnmiş olmanın bir bedeli olur, bu bedeli ödemeye devam ediyor; Rojkan’ın nazlı şehri Bidlis..

Dar sokaklar, dört yanı mircatlox, tepesinde Dideban; anlat sen nelere Didebanlık yaptın, diye sorarım, ben sorarım, O karşıda, sedasız bakar, heybetiyle, soranı gizemli bir dünyaya sevkederek…

Welat; bana bağışlanan değil, yüce sevgiyle elde ettiğim mahrem yakınlığımdır. Her yeri, hayatımı anlamlandıran izdir, her yeri geçmişin derin izlerini kıskançlıkla, sessizce ve suskunca saklayan; sırrını sadece O’nu kutsal bir sevgiyle sevene açmaya yeminlidir…”

***

Kendi Şehrine Sahip Çık! Sosyoloji’de bir “Şehir Hakkı” (right to the city)” olarak formüle edilir. Yaşadığın şehir üzerinde hak sahibisin sen, der sana. Şehrin yaşam alanlarını eşit bir şekilde paylaşabilmek, farklılıklarla aheng içinde birarada yaşayabilmek hakkı! Şehirlinin şehir yaşam tarzına, onu şehir yapan herşeye sahip çıkması ve bunun için güvenceler araması, temin etmesi bir hak’tır. Bitlisname, kendi “Esrar-i Şehri Bidlisi” için Şehir hakkını kullanırken, her Bitlisliyi de bu hakkına sahip çıkmaya çağırıyor.

Yaşar Abdülselamoğlu

Bitlis – Kürdlerin tarihteki Buhara ve Semerkant’ı
16. ve 18. yüzyıl arasında Bitlis’in ilim irfan merkezleri olan medreseleri, aynı dönemde büyük bir şatafata sahip olan Semerkant ve...
İsmail Beşikçi Bitlis ve Ahalisi adlı kitabı yorumladı
Bitlis’in 19. yüzyıldaki toplumsal, ekonomik ve kültürel durumunu anlatan bir kitap var. Bitlis ve Ahalisi İsmail Beşikçi ‘Seyyahların Anlatımlarıyla Bitlis...
Osmanlı’da – Bitlis Kürd Beyliği’nde Kölelik ve Köle Pazarları
Köleliğin çok eski çağlardan beri var olduğu ve hemen hemen tüm kıtalarda 1800’lerin ortalarına kadar da yer aldığı bilinen bir...
BİTLİS SANA HASRET WILLIAM SAROYAN
William Saroyan ünlü bir Amerikalı Ermeni yazar. Hem Oscar’ı, hem Pulitzer’i olan tek adam. Kendini Bitlisli ve Amerikalı olarak görüyor....
Bitlis’te de lewendî ile dolaşılırdı
Her bir coğrafyanın, milletin ve toplumun kendine göre giyim kuşamları vardır. Bölgeden bölgeye değişiklik gösterdikleri gibi şehirler arası da bu...
Kürd Amazon Fatma Seher. Nam-ı diğer Erzurumlu Kara Fatma
Yakın dönem tarih ve savaş kahramanları anlatımlarında Kara Fatma adı ile karşımıza çıkan bir çok kadın bulunmaktadır. Değişik bölge, mıntıka...
ALÎŞÊR’İN MEKTUPLARI HAKKINDA DÜZELTME – Malmîsanij
Koçgirili Alişêr’in iki mektubu, Vate dergisinin 59. sayısında (Zimistan 2019) yayımlanmıştı. Oradaki metinlerin Osmanlıca olan asıllarını okuyunca transkripsiyonda bazı yanlışlar,...
Bitlis’in son beş yüzyıldaki nüfusu ve sakinleri. Kürdler, Ermeniler ve diğerleri
Binlerce yıllık tarihi bir yerleşim yeri olan kadim şehir Bitlis’in nüfusuna ve orada yaşamış kavimlere dair pek çok anlatım vardır....
Li ser Betlîsê û tarîxa Kurdan kitêbeke pir hêja
Baran Zeydanlıoğlu 11 roj berê, di 5ê mehê da kitêba xwe ” Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ” ji min ra...
Bitlis’te Kitap Tanıtımı, İmza ve Söyleşi Günü Düzenlendi
Yeni çıkan ‘Seyyahların anlatımlarıyla Bitlis ve Ahalisi’ adlı kitabın ilk tanıtım ve imza günü Bitlis’te gerçekleşti. Bitlis Düşünce ve Akademik...
Koçgirili Alişer’in İki Mektubu
 Birinci Dünya Savaşı’ndan Osmanlı Devleti yenik, İtilaf Devletleri galip çıktı. 1918 yılında İstanbul’da Kurdistan Teali Cemiyeti (KTC) kuruldu. Cemiyetin başkanı...
Kitap Duyurusu – Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ
’Seyyahların anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ’ adlı kitap, yakında DARA YAYINLARI’ndan çıkıyor.           360 sayfadan oluşan ve...
Prenses Tamta – Ahlat’ın Kürd – Ermeni – Gürcü Melikesi
18 Mayıs 2019 tarihinde Tel Aviv’de gerçekleşen Eurovision Şarkı Yarışması’nda Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Tamta adlı bayan bir şarkıcı temsil etti. Bu...
Arnavutluk’un İskender Bey’i, Bitlis’in Şerif Bey’i
Arnavutluk’un başkenti Tiran’ı ziyaretimde, havanın yağmurlu olmasını fırsat bilerek Milli Kütüphane olan Biblioteka Kombëtare binasını ziyaret ettim. Hem arşivlerini incelemek hem...
Bitlisli Kürd Zaro Ağa da 1931 yılında Liverpool’da futbol oynadı
İngiliz futbol takımı Liverpool’un Barselona futbol takımını dün akşam Liverpool Anfield stadyumunda 4-0 yenmesi ile biten o tarihi maç, dünyanın...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ