Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,73 / Satış: 6,76
€ EURO → Alış: 7,32 / Satış: 7,35

Bitlis Beyliği ve Coğrafyası

Bitlis Beyliği ve Coğrafyası
  • 17.11.2015

 

 Bir rivayete göre Büyük İskender, Babil seferine çıkmadan önce Bitlis isimli generaline, kendisinin gösterdigi bir yere, kendisi de dahil olmak üzere kimsenin  fethedemeyeceği bir kale kurmasını emrederken şunları emreder: “Burada öyle bir kale inşa et ki, benim gibi ünü Dünyaya yayılmış hükümdar bile bu kaleyi fethetmekte aciz kalsın.” 
Bunun üzerine Bitlis, kısa zamanda kaleyi yapar. Büyük İskender, Babil seferinin dönüşünde kale kapılarının kendisine kapalı olduğunu görünce kaleyi kuşatmaya kalkar. Kaleyi bir türlü ele geçiremeyen İskender, kuşatmadan vazgeçer ve dönüş hazırlığına başlar. Bu sırada kapıların açılması emrini veren general Bitlis, kalenin anahtarını Büyük İskender‘e verir. Neden kendisini bu kadar uğrastırdığını soran Büyük İskender’in Bitlis’ten aldığı yanıt şu olur: “Sizin verdiğiniz emirler doğrultusunda kapıları açmadım.”
Bunun üzerine Büyük İskender, Bitlis’i affeder ve kente komutanın adı olan Bitlis ismini verir. Başka görüşler ise Bitlis isminin, Betirs sözcüğünün değişikliğe uğramasından dogduğunu ve kahramanlık, korkusuzluk ifade ettiğini belirtirler. Alman uyruklu Wilhelm Köhler ise 1928 yılında Bitliş Şehri ve Kürtler üzerine yaptiği doktora çalışmasında, Araplar’da Batlis, Müslümanlar’da ise Bidlis veya Bitlis olduğunu belirtir. Bitlis’in 18. yüzyılda tam anlamıyla ekonomik ve kültürel refah içinde bulunması, Kuzey Suriye’ye, Kuzey Mezopotamya’ya giden yolların geçtiği boğaz üzerinde konumlanması, Batılı gezginlerin de her zaman ilgisini çekmiştir. Bitlis’in bu ekonomik ve kültürel refahını anlatan bir makale 1876 yılında Almanya’da, Globus dergisinde yayımlanmıştır. İki gravür çalışmayla beraber yayımlanan bu makalede, Bitlis ile ilgili geçmiş döneme ait bilgiler bulmak mümkün.
Bitlis’in tarihi hakkında da kısa bilgiler veren dergi, Osmanlı gezgini Evliya Çelebi’nin yapıtlarından alıntı yaparak, Bitlis’in Van Gölü’nün batısına düştüğünü, çok engebeli yamaçları ve yaylaları bol bir alanda kurulmuş olduğunu belirtir. Makale daha sonra şöyle devam eder: “Bitlis’te Ortacağda her türlü zanaat geliştirilmiş ve bu sayade tüm Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere, Hindistan ve Çin ile yapılan ticaretin hareket noktası olmustur.” 
1876 yılında kaleme alınan bu makalede Bitlis’te 8.300 hanenin olduğu vurgulanırken, şehirde yaşayan nüfusun tahminen 38.886 olduğu belirtilmiş. Bunlardan 20 bininin Müslüman, 16.086’sının Ermeni, 1800 kisinin de Yakubi olduğu vurgulanmış. Ayrıca şehirde 15 tane caminin bulunduğundan ve bunun yanında 4 tekke ve 4 kilisenin varlığından da söz edilmekte.
Ustin Henry Layard ise 1856 yılında kaleme aldiğı “Armenien, Kurdistan und Wüste” adlı yapıtında, Bitlis hakkıda sunları yazar: “Bitlis’te çok sayıda cami başta olmak üzere, ibadethaneler, medreseler, hamamlar ve köprüler mevcut. Bunların arasında en fazla görülmeye değer mimari yapıt ise kalenin hemen arkasında akan İskender suyunun kıyısında, köprünün önünde bulunan Sultan Serafettin Cami’dir. Bu cami, taş ustası sanatçıları tarafından zevkle süslenmiş çok sevilen bir cami dir. Yüksek kayaların üzerinde kurulu olan evlerin göze hoş görünen, oval biçimdeki büyük pencerelerinin görünümü kente hoş bir güzellik ve estetik katıyor. Kentin alt kısmına düşen bölümde bulunan pazar, kötü görünümüne rağmen oldukça kalabalık oluyor. Bu bölgede yapılan ticaretin ana merkezini Bitlis oluşturduğu için pazara olan talep fazla olmakta. Bu pazardan sunulan malların başında bal, mazı elması ve balmumu gelmekte. Bunların dışında tiftik yünü, renkli halı iplikleri veya rengarenk kilimleri sayabiliriz. Özellikle bu bölgenin dağlarında yetisen çiçeklerden elde edilen renklerin parlaklığı mükemmel ve tüm bölgede ün salmıştır.
Bir dönem Bitlis’te yapılan silah ticareti yasaklanmış. Ama her seye karşın, Erzurum ve Musul’dan mazı elması almak için Bitlis’e gelen tüccarların birlikte getirdiği silahları, pazarda bulmak mümkün. Şu anda Bitlis’ten dışarıya ihraç edilen en gözde malların başında mazi elması geliyor. Meşe ağacının meyvesi olan mazı, deri tabaklamada ve tıpta kullanılıyor. Bölgede yetisen bu ağaç türü kayıngillerden, üçyüz kadar tür arasında kış ve yaz yapraklarını dökmeyen bir ağaç.1840 yılında “Dünya Botanik Biliminde Adlandırma” kitabında ilk defa bu meşe türünden söz edilmiş. Bu meşe türlerini ilk kez Bitlis kırsalında tesbit eden Dr. Edward Dickson olmuştur. Dr. Dickson, Botanik Adlandırma Kitabı‘ında bu meşe türlerinden söz etmekte ve bunlardan beş tanesinin kendileri için yeni olduğu ve Dünya’da yanlızca Bitlis kırsalında yetiştiğini belirtälmekte.‘‘
İlhami Yazgan / Araştırmacı Yazar
Fotoğraflar  Ernest Chantre’e ait olup 1881’de çekilmiştir.
Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Etiketler: / / / / /

Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
Cumhuriyet Dönemi Asimilasyon Politikaları: Siirt, Muş, Bitlis ve Van
  ”Asimilasyon olgusu, son iki asrın en büyük cinayetidir! Bu asimile olmuş taklitçiler ise ne kadar gülünç cinayetlere sebep olmuşlardır,...
Kurdolog Bazil Nikitin’den Times’e ”Dersim Harekatı” Eleştirisi
Bugünkü ‘’Cumhuryet’’ gazetesi, uzak şarkın vaziyeti hakkında bir makale neşrederek uzak şarkın o kadar uzakta olmadığını ve diğer Asya memleketlerinin...
Mîrza Seîd – Kurdê Yekem Li Swêdê (1893)
Ev lêkolîna jêrîn ji du beşan pêk tê. Di beşa yekem de jîyana Mîrza Seîd bi tevayî û di beşa...
Fransızca Çizgi Anlatımda Bitlis ve Kürdler  
Bitlis’in tarihteki konumu ve önemi üzerine yüzlerce makale, anlatım ve arşive denk gelmişimdir. Hepsinde de özellikle iki önemli siyaset adamının...
Bir Askerin Günlüğü ‘Dersim Soykırımı’
Çalışmalarını Almanya’da sürdüren tarihçi Zeynep Türkyılmaz Dersim’de 1938’te devlet eliyle yaşatılan vahşete dair önemli bir belgeyi paylaşıyor. Harekata katılan bir...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ