Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,52 / Satış: 8,55
€ EURO → Alış: 10,09 / Satış: 10,13

Bitlis Beyliği ve Coğrafyası

Bitlis Beyliği ve Coğrafyası
  • 17.11.2015

 

 Bir rivayete göre Büyük İskender, Babil seferine çıkmadan önce Bitlis isimli generaline, kendisinin gösterdigi bir yere, kendisi de dahil olmak üzere kimsenin  fethedemeyeceği bir kale kurmasını emrederken şunları emreder: “Burada öyle bir kale inşa et ki, benim gibi ünü Dünyaya yayılmış hükümdar bile bu kaleyi fethetmekte aciz kalsın.” 
Bunun üzerine Bitlis, kısa zamanda kaleyi yapar. Büyük İskender, Babil seferinin dönüşünde kale kapılarının kendisine kapalı olduğunu görünce kaleyi kuşatmaya kalkar. Kaleyi bir türlü ele geçiremeyen İskender, kuşatmadan vazgeçer ve dönüş hazırlığına başlar. Bu sırada kapıların açılması emrini veren general Bitlis, kalenin anahtarını Büyük İskender‘e verir. Neden kendisini bu kadar uğrastırdığını soran Büyük İskender’in Bitlis’ten aldığı yanıt şu olur: “Sizin verdiğiniz emirler doğrultusunda kapıları açmadım.”
Bunun üzerine Büyük İskender, Bitlis’i affeder ve kente komutanın adı olan Bitlis ismini verir. Başka görüşler ise Bitlis isminin, Betirs sözcüğünün değişikliğe uğramasından dogduğunu ve kahramanlık, korkusuzluk ifade ettiğini belirtirler. Alman uyruklu Wilhelm Köhler ise 1928 yılında Bitliş Şehri ve Kürtler üzerine yaptiği doktora çalışmasında, Araplar’da Batlis, Müslümanlar’da ise Bidlis veya Bitlis olduğunu belirtir. Bitlis’in 18. yüzyılda tam anlamıyla ekonomik ve kültürel refah içinde bulunması, Kuzey Suriye’ye, Kuzey Mezopotamya’ya giden yolların geçtiği boğaz üzerinde konumlanması, Batılı gezginlerin de her zaman ilgisini çekmiştir. Bitlis’in bu ekonomik ve kültürel refahını anlatan bir makale 1876 yılında Almanya’da, Globus dergisinde yayımlanmıştır. İki gravür çalışmayla beraber yayımlanan bu makalede, Bitlis ile ilgili geçmiş döneme ait bilgiler bulmak mümkün.
Bitlis’in tarihi hakkında da kısa bilgiler veren dergi, Osmanlı gezgini Evliya Çelebi’nin yapıtlarından alıntı yaparak, Bitlis’in Van Gölü’nün batısına düştüğünü, çok engebeli yamaçları ve yaylaları bol bir alanda kurulmuş olduğunu belirtir. Makale daha sonra şöyle devam eder: “Bitlis’te Ortacağda her türlü zanaat geliştirilmiş ve bu sayade tüm Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere, Hindistan ve Çin ile yapılan ticaretin hareket noktası olmustur.” 
1876 yılında kaleme alınan bu makalede Bitlis’te 8.300 hanenin olduğu vurgulanırken, şehirde yaşayan nüfusun tahminen 38.886 olduğu belirtilmiş. Bunlardan 20 bininin Müslüman, 16.086’sının Ermeni, 1800 kisinin de Yakubi olduğu vurgulanmış. Ayrıca şehirde 15 tane caminin bulunduğundan ve bunun yanında 4 tekke ve 4 kilisenin varlığından da söz edilmekte.
Ustin Henry Layard ise 1856 yılında kaleme aldiğı “Armenien, Kurdistan und Wüste” adlı yapıtında, Bitlis hakkıda sunları yazar: “Bitlis’te çok sayıda cami başta olmak üzere, ibadethaneler, medreseler, hamamlar ve köprüler mevcut. Bunların arasında en fazla görülmeye değer mimari yapıt ise kalenin hemen arkasında akan İskender suyunun kıyısında, köprünün önünde bulunan Sultan Serafettin Cami’dir. Bu cami, taş ustası sanatçıları tarafından zevkle süslenmiş çok sevilen bir cami dir. Yüksek kayaların üzerinde kurulu olan evlerin göze hoş görünen, oval biçimdeki büyük pencerelerinin görünümü kente hoş bir güzellik ve estetik katıyor. Kentin alt kısmına düşen bölümde bulunan pazar, kötü görünümüne rağmen oldukça kalabalık oluyor. Bu bölgede yapılan ticaretin ana merkezini Bitlis oluşturduğu için pazara olan talep fazla olmakta. Bu pazardan sunulan malların başında bal, mazı elması ve balmumu gelmekte. Bunların dışında tiftik yünü, renkli halı iplikleri veya rengarenk kilimleri sayabiliriz. Özellikle bu bölgenin dağlarında yetisen çiçeklerden elde edilen renklerin parlaklığı mükemmel ve tüm bölgede ün salmıştır.
Bir dönem Bitlis’te yapılan silah ticareti yasaklanmış. Ama her seye karşın, Erzurum ve Musul’dan mazı elması almak için Bitlis’e gelen tüccarların birlikte getirdiği silahları, pazarda bulmak mümkün. Şu anda Bitlis’ten dışarıya ihraç edilen en gözde malların başında mazi elması geliyor. Meşe ağacının meyvesi olan mazı, deri tabaklamada ve tıpta kullanılıyor. Bölgede yetisen bu ağaç türü kayıngillerden, üçyüz kadar tür arasında kış ve yaz yapraklarını dökmeyen bir ağaç.1840 yılında “Dünya Botanik Biliminde Adlandırma” kitabında ilk defa bu meşe türünden söz edilmiş. Bu meşe türlerini ilk kez Bitlis kırsalında tesbit eden Dr. Edward Dickson olmuştur. Dr. Dickson, Botanik Adlandırma Kitabı‘ında bu meşe türlerinden söz etmekte ve bunlardan beş tanesinin kendileri için yeni olduğu ve Dünya’da yanlızca Bitlis kırsalında yetiştiğini belirtälmekte.‘‘
İlhami Yazgan / Araştırmacı Yazar
Fotoğraflar  Ernest Chantre’e ait olup 1881’de çekilmiştir.
Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Etiketler: / / / / /

İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ