Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,31 / Satış: 6,33
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Kürt Tarihi Şerefname’nin Batı Serüveni

Kürt Tarihi Şerefname’nin Batı Serüveni
  • 17.11.2015
  • 1.883 kez okundu

serefname1

1858 yılında oryantalist Dr. Heinrich Alfred Barb, Viyana  Devlet  Akdemisi’ne  Tarich  el  Akrad  adında bilimsel bir çalışmanın üç çiltlik Almanca çevirsini sunar. 9 Mayıs 1858 tarihinde gerçekleşen bukonferansta Dr. Heinrich Alferd Barb tarafından sunulan bu çalışmanın geçmişi  Dr.  Barb’ın  1846  ve  1847  yılları  arasında akademik   çalışmalar için  gittiği  İran’a kadar uzanmaktadır.   Dr.  Barb,   Kürdistan   Tarihi   hakkında detaylı bilgiler  içeren    bu yapıt hakkında, İran’da çalışmalarına  başlamadan  önce  haberdar  olmadığını, Almanca çevirisini yaptığı Tarich el Akrad’ın ön sözünde belirtir. Dr.Bard, İran’da bilimsel çalışmalar için bulunduğu dönemde Tarich el Akrad’ın tesadüfen eline geçtiğini belirtir. Dr. Barb, tarihsel boyutu hakkında pek bilgi   sahibi  olmadığı,  Farsça  olarak  kaleme   alınmış orijinal el  yazması yapıtı yakından   inceledikten sonra, bunun  16.  yüzyılda yaşamış Kürt tarihçisi Seref Han’ın 1597 yılında  tamamladığı  Şerefname  olduğunu  anlar. Yapıtın, Kürtler ve Kürdistan hakkında ayrıntılı ve derin bilgiler içerdiğini görür. Dr. Barb’ın oldukça ilgisini çeken Şeref Han’ın bu eseri, onu eserin orijinalini bulma gibi bir çalışmaya  yöneltir. Çünkü Dr. Bard, kendisinin İran’da tesadüfen   bulduğu  bu  eserin  eksik  olduğu  yönünde kafasında kuşkular oluşur.

Dr. Barb, Şerefname’nin Farsça nüshaların elinde bulunmasını kendisi için büyük bir şans olduğunu ve Kürdistan’ın dışında Şerefname’ye ulaşmanın zor olduğunu düşünmesine karşın Avrupa’ya döndüğünde Şerefname’nin orijinalini bulmak için çalışmalara başlar. İlk girişimleri sonuç verir ve Şerefname ile ilgili ilk notlara  “Herbelot’s Bibliotheque Orienatale” adlı kütüphanede rastlar.  Bu  yapıtta    yanlızca  Seladdin  Eyyübü’yle  ilgili bilgiler bulması onu yıldırmaz. Dr. Barb, Şerefname’yi Avrupa’da   bulma    yönünde    çalışmalarını    kararlı    bir şekilde sürdürürken, 1815 yılında İngiliz gezgin John Malkom’un kaleme aldığı “Geschichte von Persien” adlı yapıtın  birçok sayfasında Tarich el   Akrad’dan alıntılar yaptığın tesbit eder.    Yaptığı    incelemeler sonucu Molkom’un  Şerefname’yi   Avrupa’da  ilk  defa  inceleme fırsatı bulan ve kaynak olarak veren  Avrupalı olduğunu görür. Bunun üzerine  Dr.Barb, İngiliz gezginci Malkom’un yazdığı tüm seyahatnameleri ve onunla ilgili yapıtları inceler.

Şerefname’nin Farsça baskısının kapağı(H.A. Barb, Über die unter der Namen Tarich el Akrad bekannte Kurden-Chronik von Scheref Scheref,9Mayıs 1853)

İncelemeleri   sonucu  1827   yılında, Malkom’un yanında Orta Asya’ya yapılan gezilere katılan Macdonald von Kinneier’in 1827’de yayımlamış olduğu “Stehekes of Persia (Band  II)” adlı seyahatname de, Malkom’un Şerefname’ye nasıl ulaştığını öğrenir. Dr.  Barb, Kinneier’in    yapıtından,  Malkom’un Şerefname’yi Mohizzi aşiretinin ağasından  aldığını öğrenir. Malkom’un elinde bulunan ve eksik olduğunu tahmin ettiği Şerefname’yi  Sena valisine  verdiğini belirler.  Valiye  verilen  bu  eksik Şerefname’nin  tekrar validen alınıp Avrupa’ya getirilip getirilmediği konusunda kesin  tesbit  yapamayan Dr. Barb çalışmalarını Kürdistan’a geziler düzenlemiş İngiliz gezginlerin yapıtlarına yöneltir.

Şerefname’ninyazarı Şeref Han

(ErichFeigl, Die Kurden. Geschichte und Schicksal eines Volkes. 1995 München)

 
1836 yılında Bağdat’ta bulunan İngiliz misyonerlerin  çıkarttığı  “Narratives  of  a  Redisense  in Kordistan”  adlı  çalışmadan  bir  İngiliz  gezginci  olan Cloudius Rich’in Kürdistan’a yapmış olduğu gezilerde Şerefname’yi yorulmaz ve kararlı bir biçimde aradığını ve en  sonunda bu değerli esere Süleymaniye’de ulaştığını öğrenir. Malkom’dan  sonra  Şerefname’yi inceleme fırsatı  bulan  Rich,  aynı   zamanda  Şerefname’yi  de  ilk defa Avrupa’ya  getiren kişi olarak kayıtlara geçer. Dr. Barb, yeni edindiği bilgiler ışığında Şerefname’nin bir nüshasının    Britisch Museum’da olduğunu öğrenir. Britisch Museum’da  olduğunu  öğrendiği  Şerefneme’yi görmek ve kendisinde bulunan Farsça yazılı Şerefname’yle karşılaştırmak için müzeye  dilekçe  verir. Britisch  Museum  yetkileri,  Dr. Barb’ın  verdiği  dilekçeyi  olumsuz  yanıtlarlar.  Bunun üzerine    Dr.Barb, İran’da bilimsel çalışmaları için bulunduğu dönemde tesadüf eseri ulaştığı ve Almanca çevirilerini yapıp basıma hazır beklettiği “Über die unter der Namen Tarich el Akrad bekannte Kurden-Chronik von  Scheref” adlı Kürt Tarihi Şerefname’yi daha fazla bekletmenin gereksiz olduğuna inanır ve üçüncü bölümü eksik olarak 9 Mayıs  1853   yılında  Viyana    Devlet Akademisi’ne sunar. Dr. Barb, Şerefname’yi Farsça’dan Almanca’ya1 çevirirken, Farsça orijinal nüshasına bağlı kalır.

1-Almanca’nın dışında Şerefnama,1860’ta Rusca’ya,

1868’deFransızca’ya, 1948’de Arapça’ya ve 1971 yılında da Türkçe’ye çevrilmiştir. ( Mehmet Bayrak, Deng’in Mayıs-Haziran sayısında yayımlanan

„Türkiye’deKürdoloji Çalışmaları“ adlı makalesinde Şerefname’ninyapılan başkıları hakkında şunları

yazmaktadır Şerefname’ninyakın tarihlere kadar yanlızca 3 yazma nüshası biliniyordu. Oysa bir kaç yıl önce Süleymeniye Kütüphanesi’nde yaptığımaraştırmada; sadece bu kütüphanede 5 yazma nüshasını gördüm. Bunlardan biri Tükçe çeviri olarak biliniyorsa da, tümünün Farsça nüsha olduğunugördüm. Öte yandan bunlardan başka Fatih MilletKütüphanesi’nde (Ali emiri Kitapları bölümü) ve İstanbul Belediye Kütüphanesi’nde (Müallim Cevdetkoleksiyonu) iki Türkçe çeviri yazması bulunuyor.Mehmet bin Ahmet Bey Mirza tarafından 1669tarihinde Türkçe’ye aslına bağlıkalınarak çevrilmiş. 1681’de Şem’itarafından yapılan Türkçe çevirininbir nüshasının Belediye Kütüphanesi’nde, iki nüshasının da Britisch Museum’da bulunduğunuünlü orientalist Babinger bildiriyor. Söz konusu eserin Atatürk’ün isteğiyleSüleyman Savcı tarafından latin harfleriyle yapılmış. Türkçe bir çevirisi de, Diyarbakır Umumi Kütüphanesi ve Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi Tercüme Eserler Bölümü’ndedir.)

 

Dr. Bard’ın 9 Mayıs 1858’de Viyana Devlet Akademisine sunduğu Şerefname’nin Almanca çevirisinin giriş bölümü Geschichte der kurdischen Fürsten- herrschaftin Bidlis.

(Aus dem Scherefaame IV. Buch.) Von Prof. H. A. Bar b. Das IV. Buch des Scherefname enthält die Geschichte der Fürsten von Bidlis, welche die Vorfahren des Verfassers des Werkes sind. Es besteht aus einer Einleitung, vier Theilen und einem Anhange. Dem in der Vorrede und im Verlaufe der Darstellung der Begebenheiten angegebenen Einzelinhalte zu Folge handelt die Einleitung: von der Stadt Bidlis, nämlich wer der Gründer derselben und was die Veranlassung zur Erbauung der Stadt und Festung gewesen; der erste Theil: von dem Stamme Ruzegi1) und dem Grunde, aus welchem ihm der Name beigelegt worden; der zweite Theil: von der Abstammung der Fürsten von Bidlis, nämlich wo sie selbe herleiten und wie sie nach Bidlis gekommen waren; der dritte Theil: von der huldvollen und ehrenden Behandlung der Fürsten von Bidlis, wie ihnen solche die früheren Herrscher 7.11 Theil werden Hessen. Er zerfällt in vier Abschnitte; von diesen enthält de Erst Abschnitt: die Geschichte Melik Eschref’s; der zweite    Abschnitt: die Geschichte’Hadschi Scheref’s ben Zia-eddin; der dritte Abschnitt: die Geschichte Emir Schems- eddin ben Hadchi Scherefder vierte Abschnitt: die Geschichte Emir Ibrahim ben Emir Schems-eddin’s.

Dr. Bard’ın 9 Mayıs 1858’de Viyana Devlet Akademisi’ne sunduğu Şerefnam üç bölümden oluşuyor. Oxford Üniversite’ndeki Bobleian Kütüphanesi’nde 312 numarada kayıtlı olan el yazmalı Şerefname’de bulunan üçüncü bölüm, Dr.Barb’ın Almanca diline kazandırdığı Kürt Tarihi Şerefname’de eksiktir.

 

İlhami Yazgan / Yazar

Bilgiler link verilmeden yazarın adı belirtilmeden yayınlanamaz.

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ