Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 4,75 / Satış: 4,77
€ EURO → Alış: 5,48 / Satış: 5,50

Kürtlerin Kaderini Değiştiren Anlaşma ” Hükmü Şerif ”

Kürtlerin Kaderini Değiştiren Anlaşma ” Hükmü Şerif ”
  • 17.11.2015
  • 7.007 kez okundu

 

 

Akkoyunlularla 1502’de giriştiği savaşlardan başarıyla çıkan Şah İsmail, kısa bir zaman sonra Ermenistan ve Diyarbakır’ı Safevi devleti topraklarının içine kattı.

 

 

 

 

Şah İsmail’in Safevi devletinin topraklarını genişletmesi şu anlama geliyordu; Bağdat’dan Maraş’a kadar uzanan bölgeye hakim olmak, oralardan alınacak vergilerin Safevi devletinin kasalarına aktarmak. En önemlisi de Ortadoğu’nun siyasi sahnesinde Osmanlı devletine karşı yeni bir güç dengesi olarak çıkmak.

 

Hükmü Şerif

 

Akkoyunlular tarafından uygulamaya konan ve Uzun Hasan kanunları olarak bilinen vergilendirme sistemi altında ezilen Kürtler’de, bu yeni durumdan oldukça memnun kaldılar. Hatta başlarda Şah İsmail’i desteklediler. Kürtler’in Şah İsmail’i desteklemeleri, Şah İsmail’i tebrik ve desteklerini bildirmek için ziyaretine giden 11 Kürt beyinin asılmasıyla sonuçlanan olaya kadar sürdü. 11 Kürt beyinin Şah İsmail tarafından idam edilmesinden sonra Kürtler, Şah İsmail’i desteklemekten vazgeçip, yönlerini tekrar Osmanlı devletine çevirdiler.

idrisibitlisi1

İdris-i Bitlisi’nin Sultan Selim’e 1516 yılında yazdığı,Osmanlı ve İran arasında geçensavası ve savaşta Kürtler’in nasıl kahramanca savaştıklarını anlattığı bir mektup .

İdris-i Bitlisi ve Kürt Beylikleri

Şah İsmail’in Ermenistan ve Kürdistan’ı ele geçirmesinden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun bakışı da Anadolu’nun yarısına hakim olan Safevi devletine çevrildi. Kısa zamanda kaybedilen toprakların  tekrar Osmanlı topraklarına katılması için hazırlıklara  başlandı. Bu andan itibaren Kürtler de Safevi ve  Osmanlılar arasında, Şii ve Sünni şeklinde ortaya çıkacak savaşta tekrar taraf olma durumunda kaldılar. İdris-i Bitlisi ve Kürt Beylikleri Adından anlaşılacağı ve Kürt Tarihi Şerefname’de de belirtildiği gibi şeyh ailesinden olan İdris-i Bitlisi’nin doğum yeri Bitlis’dir. İlk kez, ilk sekiz Osmanlı padişahını konu alan Heşt Bihişt adlı kitabıyla kendinden bahsettirdi. ŞeyhÖmer tarikatının önde gelen isimlerinden Hüsamettin Ali’nin oğlu olarak dünyaya gelen İdris-i Bitlisi, gençlik yıllarını Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Yakup Bey’e hizmet etmekle geçirdi.

 

idris13
İdris-i Bitlisi’nin meclisini gösteren bir minyatür.

İdris-i Bitlisi, 1501 yılında Şah İsmail Safevi devletini kurunca, II. Beyazid’in himayesine sığıdı. 1485 yılında II. Beyazid’in kazanmış olduğu bir zafer üzerine tebrikname yazmasıyla onun taktirini kazandı. İdris-i Bitlisi, II. Beyazıt’ın ölümünde sonra Osmanlı tahtına oturan Sultan Selim tarafından o dönemde Kürdistan’da bulunan 23 bağımsız beylikleri savaş yapmadan Osmanlı İmparatorluğu’nun otoritisine boyun eymeleri için görevlendirildi. Bir Kürt olarak ananelerini, dilini bilen, yakından tanıyan İdris-i Bitlisi, Sultan Selim tarafından bir kaç kez Kürdistan’a gönderildi. İdris-i Bitlisi, Kürdistan’da bağımsız olarak yaşamlarını sürdüren bu 23 beyliği Osmanlı otoritesine boyun eymelerini sağlamakla kalmadı aynı zamanda kıvrak ve zeki zekasıyla bu beylikleri Şah İsmail üzerine kapsamlı bir sefer yapmaya hazırlanan Osmanlılara destek vermelerini ve Osmanlılarla beraber savaşa katılmalarını sağladı.

İdris-i Bitlisi, Sultan Selim’in İran seferi sırasında sır arkadaşlığını da yaptı. İkisi arasındaki ilişkinin boyutunu görebilmek için Sultan Selim’in İdris-i Bitlisi’ye yazmış olduğu fermanı okumak yeterli. Sultan Selim’in, Bitlisi’ye gönderdiği bir fermanda şunları demekte; “Sultanların dostu ve faziletler sahibi Mevlana Hakim Şeyh İdris hazretleri; Haberiniz olsun ki, mektubunuz bize erişti. Doğruluğunuz ve sadakatle çalışmanız, bütün gayretlerinizi safretmeniz neticesinde, Diyarbakır ve havalesinin fethedilmesi mümkün oldu. Bu başarınızdan ötürü yüzünüz ak olsun. İnşallah diğer yerlerin fethine sebep olma şerefine nail olursunuz. Bu hususta yegane güvendiğimiz sizsiniz.

İdari işlerde kullanmak ve askerlere dağıtmak üzere gereken tahsisatla birlikte iki bin tane altın işlemeli kılıç, iki bin şikke Frenk altını, filori, bir samur ve bir vaşak kürk ve ayrıca çuha ve diğer cinslerden birer kürk ve muhtelif hediyeler gönderildi. İnşallah bunlar salimen erişir. Sıhhat ve selametle kullanırsınız.

Vilayetleri de bölmüş bulunduğum sancaklara, bize itaat etmiş olan Kürt beylerini iktidarlarına göre tayin edin. Diyarbakır beylerbeyi ve tarafımızca kıymeti çok büyük olan Mehmet Bey’e Nişan-i Şerifimle imzalanmış akkamını gönderiyorum. Kendisine taktim edin. O havalide her beye verilen sancak ve vilayetlerin durumu bunların adetlerini ve beylerin lakaplarını, adlarını tarafıma bildirin. Beylere gönderdiğim nişanları kendilerine taktim buyurun. Daruhilafaet-Edirne.29 ”

 

osmanli1

23 Ağustos 1514 yılında Osmanlı ve Sefevi devletleri arasında geçen Çaldıran Savaşını gösteren minyatür.

İdris-i Bitlisi Kürdistan’a yaptığı ilk ziyaretlerinde Mukri, Bradost, Baban ve Soran beyliklerini ziyaret etti ve onları Urmiye bölgesinde Kızılbaşlar’a karşı olan güçlerle birleşmek için rızalarını aldı. Bundan sonra İdris¬i Bitlisi, Kürt beylerinin sultana resmen boyun eğdikleri Amadiye ve Cizre’ye gitti. Burdaki işlerini gördükten sonra Hizan ve Bitlis’e giderek Şah İsmail tarafından yetkileri ellerinden alınan geleneksel bey hanedanından Şeref Han adına Bitlis’i ele geçiren Kürt beylikleriyle ittifak kurdu. Şah İsmail tarafından makamlarından edilen Hasankeyf, Siirt, Sasun, Hazro, Atak, Meyafarkin, Palu, Egil ve diğer Kürt beyliklerine eski yetkilerini, geleneksel hakimiyetlerini yeniden kavusacakları yönünde söz verdi. Onların tam desteğini alıp sultanın yanına döndü.

Şah İsmail’in son Diyarbakır valisi Muhammed Han Ustula’nın Osmanlılara karşı Çaldıran’da savaşı kaybetmesinden sonra kardeşi Kara Han, Hasankeyf, Mardin, Urfa ve Ergani de bulunan Kızılbaşlar’dan bir ordu oluşturarak tekrar Diyarbakır’ı kuşatıp ele geçirdi. Sultan Selim bu kuşatmaya karşılık 1515 yılında Erzurum beylerbeyi Bıyıklı Muhammed Paşa’yı görevlendirdi. Bu arada İdris-i Bitlisi’de boş durmayıp Çemişgezek, Pulu, Çapakçur, Bitlis, Hasankeyf, Hizan, Cizre, Sasun ve diğer bazı bölgelerdeki beyliklerle yeniden bir ittifak kurarak büyük bir Kürt ordusu kurdu. Güçlerini birleştiren Kürt beyliklerinden oluşan Kürt ordusu iki koldan ilk olarak Çapakçur yoluyla Kara Han’a gönderilen Fars takviye güçlerinin önünü kesti. Daha sonra da Şadi Paşa komutasında Amasya’dan gelen Osmanlı ordusuyla birleşip Diyarbakır’a yürüdü. Bu üstün güç karşışında tutunamayan Kara Han’ın ordusu Mardin yönüne doğru kaçtı. Böylece, 1515 Eylül’ün ortalarında Diyarbakır tekrar Osmalıların eline geçti. Osmanlıların kazanmış olduğu bu zaferde yine Kürt beylikleri ve İdris-i Bitlisi önemli roller oynadılar.

Son yıllarda Kürt aydınları, Osmanlı sultanı ve Kürt beylikleri arasında imzalanan sözkonusu bu antlaşmanın Kürdistan tarihi açısından olumsuz olduğu ve imzalanan antlaşmadan sonra Kürdistan’ın resmen Osmanlı Devleti’ne bağlandığı doğrultusunda bir görüş geliştirdikleri biliniyor. Bu doğrudur! Ama o dönemdeki milliyetçilik kavramının bugünkü gibi güçlü olmadığı ve üzerinde durulmadığını düşünürsek, iki güçlü devlet arasında sıkışmış kendi başına buyruk yaşayan Kürt beyliklerinin yaşama şansının çok az olduğunu göz ardı etmemeliyiz. İdris-i Bitlisi’nin Kürt beyliklerine bir dönemde olsa bir özerklik kopardığı bir gerçek. Etkili bir şeyh ailesinden olan İdris-i Bitlisi’nin büyük payı olduğu Osmanlı Devleti ve Kürt beylikleri arasında yapılan bu antlaşmanın Kürtler tarafından iyi değerlendirilmesi gerekir.

Osmanlı ve Kürt Beylikleri Arasında Yapılan antlaşma:

A– Sultan Selim Kürt beyliklerinin özerkliklerini tanıdı ve bunu fermanla onayladı.
B– Sultan Selim Kürt beylikleri ile bir antlaşma imzaladı. Bu antlaşmaya göre Kürtler, Osmanlı Devleti’nin müttefiki olarak onların komşu ülkelerden herhangi birine karşı yapacakları savaşa katılmaya mecburdurlar. Bu antlaşmanın metni şöyledir.
1.     Bu antlaşmayı imzalayan beyliklerin herbiri kendi bağımsızlıklarını koruyacaklardır.
2.     Kürt emirliklerinde yönetim babadan oğula geçecek veya eskiden beri devam etmekte olan oranın örf ve adetlerine dayanılarak yeni emir seçilecek ve padişahtan onaylanacak fermanla bu emirin yetkisi kabul edilecek.
3.     Kürtler, Osmanlıların bütün savaşlarına katılacaklardır.
4.     Osmanlılar Kürt beyliklerini bütün dış saldırılardan koruyacaklardır.
5.     Kürtler, halifeliğe ananevi dini hediyelerini ödeyeceklerdir.

 

İlhami Yazgan / Yazar

Bilgiler Bitlisname.com kaynak verilmeden yazarın adı belirtilmeden yayınlanamaz.

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?
24 Haziran seçimlerinden ötürü sık sık Kürt şehirlerinde halka ‘Sorunu onlar başlattı.Biz bitirdik’ propagandası yapılıyor. AKP’nin CHP’ye yönelik propaganda temelini...
1511’de Destan Yazan Rojkiler
  Bitlisli Emir Şeref Xan Fars ülkesinde zindandadır. Onu kurtarmak için Bitlisli Rojki Aşiretinden özel bir süvari birliği yola çıkar....
24 Haziran 2018 Seçimleri, Siyasi ve Toplumsal Durum
Sosyolog Yaşar Abduselamoğlu’yla 24 Haziran 2018’de düzenlenecek olan Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekili seçimlerini konuşmaya devam ediyoruz…      ...
Bir Bilge Kürd’ün ‘Delirişi’
  Karanlığa hapsolmuş, üzerinden büyük bir şehrin vefasızlığı geçmiş; Yüreğimiz de yaşattığımız o kahramanlara…            ...
Kürtler, Seçim İttifakları ve  Türkiye Seçimleri
    Sosyolog Yaşar Abduselamoğlu’yla 24 Haziran 2018’de yapılacak olan Seçimleri konuşmaya devam ediyoruz…            ...
Bitlisli Musa Bey ve Misyonerler Hadisesi
1883 yılında vuku bulan ve Amerikan Misyoner Heyeti’nin İstanbul Merkezi raporlarıyla da doğrulanan olayın detaylarını, 1913’ün Nisan ayında Bitlis, Tatvan...
24 Haziran 2018 Seçimlerinde Kürtlerin Tutumu Ne Olacak?
  24 Haziran 2018 Seçimleri yaklaşırken kamuoyu Kürt siyasi partileri ve Kürt toplumunun seçimde nasıl bir tavır alacağını merak ediyor....
Derbarê Zaro Axa de Reklamek (1928)
  Li havîna sala 2001ê gava min geştekê li Amerîkayê kir, min serdana Dr. Vera Beaudin Saîdpourî kir. Li sala...
Kürd Kara Fatma, Kasım 1887’de dünya basınında (II)
    İngiliz Pall Mall Gazette adlı Londra merkezli gazetenin İstanbul muhabiri, Kasım 1887’de dünya ajanslarına ’KARA FATMA, AMAZON –...
Kürd KARA FATMA İstanbul’da (I)
Bu çeviri, 22 Nisan 1854 tarihli The Illustrated London News Gazetesi haberinin aslına sadık kalınarak yapılmıştır. 1853 – 1856 Kırım...
Osmanlılardan Önce Batı Anadolu’da Devlet Kuran Menteşeoğulları’nın Kürtlüğü
  Bu çalışma, Türklerin ‘Menteşe Beyliği’, ’Menteşeoğulları’, ya da ‘Menteşe Emirliği’ diye adlandırdığı beyliğin kurucu ve yönetici hanedanının etnik kökenine...
Bitlis Ayaklanması – Tarihi Araştırma
  Jön-türklerin iktidara gelişlerinin ilk yılları, Türkiye Kürtlerinin toplumsal ve siyasal yaşamlannda meydana gelen canlanmayı gösterir.        ...
1914 Bitlis Kürd İsyanı Öncesi ve Sonrası Mektupları
  Bu çeviriler, Bitlis İsyanı sırasında, şehirdeki Holyoke Amerikan Ermeni Kız Koleji’nde 1915’e kadar görev yapmış rahibe Mary D.Uline ve...
Bitlis İsyanı Sonrası Son Demler
  Hz. Peygamber (s.a.v.) ”Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” der. Haksızlık hangi dönem kim tarafından yapılırsa yapılsın, haksızlığa karşı sessiz...
Kürd Mona Lisa – Keça Kafroş
Özellikle Irak Kürdistan Bölgesi’ni ziyaret edenler, hemen hemen her evin bir odasında genç bir kız tablosunun asılı olduğunu görmüşlerdir. Genellikle...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ