Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Kürtlerin Kaderini Değiştiren Anlaşma ” Hükmü Şerif ”

Kürtlerin Kaderini Değiştiren Anlaşma ” Hükmü Şerif ”
  • 17.11.2015
  • 7.543 kez okundu

 

 

Akkoyunlularla 1502’de giriştiği savaşlardan başarıyla çıkan Şah İsmail, kısa bir zaman sonra Ermenistan ve Diyarbakır’ı Safevi devleti topraklarının içine kattı.

 

 

 

 

Şah İsmail’in Safevi devletinin topraklarını genişletmesi şu anlama geliyordu; Bağdat’dan Maraş’a kadar uzanan bölgeye hakim olmak, oralardan alınacak vergilerin Safevi devletinin kasalarına aktarmak. En önemlisi de Ortadoğu’nun siyasi sahnesinde Osmanlı devletine karşı yeni bir güç dengesi olarak çıkmak.

 

Hükmü Şerif

 

Akkoyunlular tarafından uygulamaya konan ve Uzun Hasan kanunları olarak bilinen vergilendirme sistemi altında ezilen Kürtler’de, bu yeni durumdan oldukça memnun kaldılar. Hatta başlarda Şah İsmail’i desteklediler. Kürtler’in Şah İsmail’i desteklemeleri, Şah İsmail’i tebrik ve desteklerini bildirmek için ziyaretine giden 11 Kürt beyinin asılmasıyla sonuçlanan olaya kadar sürdü. 11 Kürt beyinin Şah İsmail tarafından idam edilmesinden sonra Kürtler, Şah İsmail’i desteklemekten vazgeçip, yönlerini tekrar Osmanlı devletine çevirdiler.

idrisibitlisi1

İdris-i Bitlisi’nin Sultan Selim’e 1516 yılında yazdığı,Osmanlı ve İran arasında geçensavası ve savaşta Kürtler’in nasıl kahramanca savaştıklarını anlattığı bir mektup .

İdris-i Bitlisi ve Kürt Beylikleri

Şah İsmail’in Ermenistan ve Kürdistan’ı ele geçirmesinden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun bakışı da Anadolu’nun yarısına hakim olan Safevi devletine çevrildi. Kısa zamanda kaybedilen toprakların  tekrar Osmanlı topraklarına katılması için hazırlıklara  başlandı. Bu andan itibaren Kürtler de Safevi ve  Osmanlılar arasında, Şii ve Sünni şeklinde ortaya çıkacak savaşta tekrar taraf olma durumunda kaldılar. İdris-i Bitlisi ve Kürt Beylikleri Adından anlaşılacağı ve Kürt Tarihi Şerefname’de de belirtildiği gibi şeyh ailesinden olan İdris-i Bitlisi’nin doğum yeri Bitlis’dir. İlk kez, ilk sekiz Osmanlı padişahını konu alan Heşt Bihişt adlı kitabıyla kendinden bahsettirdi. ŞeyhÖmer tarikatının önde gelen isimlerinden Hüsamettin Ali’nin oğlu olarak dünyaya gelen İdris-i Bitlisi, gençlik yıllarını Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Yakup Bey’e hizmet etmekle geçirdi.

 

idris13
İdris-i Bitlisi’nin meclisini gösteren bir minyatür.

İdris-i Bitlisi, 1501 yılında Şah İsmail Safevi devletini kurunca, II. Beyazid’in himayesine sığıdı. 1485 yılında II. Beyazid’in kazanmış olduğu bir zafer üzerine tebrikname yazmasıyla onun taktirini kazandı. İdris-i Bitlisi, II. Beyazıt’ın ölümünde sonra Osmanlı tahtına oturan Sultan Selim tarafından o dönemde Kürdistan’da bulunan 23 bağımsız beylikleri savaş yapmadan Osmanlı İmparatorluğu’nun otoritisine boyun eymeleri için görevlendirildi. Bir Kürt olarak ananelerini, dilini bilen, yakından tanıyan İdris-i Bitlisi, Sultan Selim tarafından bir kaç kez Kürdistan’a gönderildi. İdris-i Bitlisi, Kürdistan’da bağımsız olarak yaşamlarını sürdüren bu 23 beyliği Osmanlı otoritesine boyun eymelerini sağlamakla kalmadı aynı zamanda kıvrak ve zeki zekasıyla bu beylikleri Şah İsmail üzerine kapsamlı bir sefer yapmaya hazırlanan Osmanlılara destek vermelerini ve Osmanlılarla beraber savaşa katılmalarını sağladı.

İdris-i Bitlisi, Sultan Selim’in İran seferi sırasında sır arkadaşlığını da yaptı. İkisi arasındaki ilişkinin boyutunu görebilmek için Sultan Selim’in İdris-i Bitlisi’ye yazmış olduğu fermanı okumak yeterli. Sultan Selim’in, Bitlisi’ye gönderdiği bir fermanda şunları demekte; “Sultanların dostu ve faziletler sahibi Mevlana Hakim Şeyh İdris hazretleri; Haberiniz olsun ki, mektubunuz bize erişti. Doğruluğunuz ve sadakatle çalışmanız, bütün gayretlerinizi safretmeniz neticesinde, Diyarbakır ve havalesinin fethedilmesi mümkün oldu. Bu başarınızdan ötürü yüzünüz ak olsun. İnşallah diğer yerlerin fethine sebep olma şerefine nail olursunuz. Bu hususta yegane güvendiğimiz sizsiniz.

İdari işlerde kullanmak ve askerlere dağıtmak üzere gereken tahsisatla birlikte iki bin tane altın işlemeli kılıç, iki bin şikke Frenk altını, filori, bir samur ve bir vaşak kürk ve ayrıca çuha ve diğer cinslerden birer kürk ve muhtelif hediyeler gönderildi. İnşallah bunlar salimen erişir. Sıhhat ve selametle kullanırsınız.

Vilayetleri de bölmüş bulunduğum sancaklara, bize itaat etmiş olan Kürt beylerini iktidarlarına göre tayin edin. Diyarbakır beylerbeyi ve tarafımızca kıymeti çok büyük olan Mehmet Bey’e Nişan-i Şerifimle imzalanmış akkamını gönderiyorum. Kendisine taktim edin. O havalide her beye verilen sancak ve vilayetlerin durumu bunların adetlerini ve beylerin lakaplarını, adlarını tarafıma bildirin. Beylere gönderdiğim nişanları kendilerine taktim buyurun. Daruhilafaet-Edirne.29 ”

 

osmanli1

23 Ağustos 1514 yılında Osmanlı ve Sefevi devletleri arasında geçen Çaldıran Savaşını gösteren minyatür.

İdris-i Bitlisi Kürdistan’a yaptığı ilk ziyaretlerinde Mukri, Bradost, Baban ve Soran beyliklerini ziyaret etti ve onları Urmiye bölgesinde Kızılbaşlar’a karşı olan güçlerle birleşmek için rızalarını aldı. Bundan sonra İdris¬i Bitlisi, Kürt beylerinin sultana resmen boyun eğdikleri Amadiye ve Cizre’ye gitti. Burdaki işlerini gördükten sonra Hizan ve Bitlis’e giderek Şah İsmail tarafından yetkileri ellerinden alınan geleneksel bey hanedanından Şeref Han adına Bitlis’i ele geçiren Kürt beylikleriyle ittifak kurdu. Şah İsmail tarafından makamlarından edilen Hasankeyf, Siirt, Sasun, Hazro, Atak, Meyafarkin, Palu, Egil ve diğer Kürt beyliklerine eski yetkilerini, geleneksel hakimiyetlerini yeniden kavusacakları yönünde söz verdi. Onların tam desteğini alıp sultanın yanına döndü.

Şah İsmail’in son Diyarbakır valisi Muhammed Han Ustula’nın Osmanlılara karşı Çaldıran’da savaşı kaybetmesinden sonra kardeşi Kara Han, Hasankeyf, Mardin, Urfa ve Ergani de bulunan Kızılbaşlar’dan bir ordu oluşturarak tekrar Diyarbakır’ı kuşatıp ele geçirdi. Sultan Selim bu kuşatmaya karşılık 1515 yılında Erzurum beylerbeyi Bıyıklı Muhammed Paşa’yı görevlendirdi. Bu arada İdris-i Bitlisi’de boş durmayıp Çemişgezek, Pulu, Çapakçur, Bitlis, Hasankeyf, Hizan, Cizre, Sasun ve diğer bazı bölgelerdeki beyliklerle yeniden bir ittifak kurarak büyük bir Kürt ordusu kurdu. Güçlerini birleştiren Kürt beyliklerinden oluşan Kürt ordusu iki koldan ilk olarak Çapakçur yoluyla Kara Han’a gönderilen Fars takviye güçlerinin önünü kesti. Daha sonra da Şadi Paşa komutasında Amasya’dan gelen Osmanlı ordusuyla birleşip Diyarbakır’a yürüdü. Bu üstün güç karşışında tutunamayan Kara Han’ın ordusu Mardin yönüne doğru kaçtı. Böylece, 1515 Eylül’ün ortalarında Diyarbakır tekrar Osmalıların eline geçti. Osmanlıların kazanmış olduğu bu zaferde yine Kürt beylikleri ve İdris-i Bitlisi önemli roller oynadılar.

Son yıllarda Kürt aydınları, Osmanlı sultanı ve Kürt beylikleri arasında imzalanan sözkonusu bu antlaşmanın Kürdistan tarihi açısından olumsuz olduğu ve imzalanan antlaşmadan sonra Kürdistan’ın resmen Osmanlı Devleti’ne bağlandığı doğrultusunda bir görüş geliştirdikleri biliniyor. Bu doğrudur! Ama o dönemdeki milliyetçilik kavramının bugünkü gibi güçlü olmadığı ve üzerinde durulmadığını düşünürsek, iki güçlü devlet arasında sıkışmış kendi başına buyruk yaşayan Kürt beyliklerinin yaşama şansının çok az olduğunu göz ardı etmemeliyiz. İdris-i Bitlisi’nin Kürt beyliklerine bir dönemde olsa bir özerklik kopardığı bir gerçek. Etkili bir şeyh ailesinden olan İdris-i Bitlisi’nin büyük payı olduğu Osmanlı Devleti ve Kürt beylikleri arasında yapılan bu antlaşmanın Kürtler tarafından iyi değerlendirilmesi gerekir.

Osmanlı ve Kürt Beylikleri Arasında Yapılan antlaşma:

A– Sultan Selim Kürt beyliklerinin özerkliklerini tanıdı ve bunu fermanla onayladı.
B– Sultan Selim Kürt beylikleri ile bir antlaşma imzaladı. Bu antlaşmaya göre Kürtler, Osmanlı Devleti’nin müttefiki olarak onların komşu ülkelerden herhangi birine karşı yapacakları savaşa katılmaya mecburdurlar. Bu antlaşmanın metni şöyledir.
1.     Bu antlaşmayı imzalayan beyliklerin herbiri kendi bağımsızlıklarını koruyacaklardır.
2.     Kürt emirliklerinde yönetim babadan oğula geçecek veya eskiden beri devam etmekte olan oranın örf ve adetlerine dayanılarak yeni emir seçilecek ve padişahtan onaylanacak fermanla bu emirin yetkisi kabul edilecek.
3.     Kürtler, Osmanlıların bütün savaşlarına katılacaklardır.
4.     Osmanlılar Kürt beyliklerini bütün dış saldırılardan koruyacaklardır.
5.     Kürtler, halifeliğe ananevi dini hediyelerini ödeyeceklerdir.

 

İlhami Yazgan / Yazar

Bilgiler Bitlisname.com kaynak verilmeden yazarın adı belirtilmeden yayınlanamaz.

Mutkili Xelîl Xeyalî’nin Fotoğrafları
  Saîd-î Kurdî kendisi için ‘Milli Onurumuz’ demiştir. Jîn dergisinde yazılar yazan Xelîl Xeyalî 1900-1920 Kürd örgütlenmeleri arasında yer aldı....
Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ