Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,28 / Satış: 5,30
€ EURO → Alış: 6,02 / Satış: 6,05

Said-i Kurdi Kürt Milliyetçiliği

Said-i Kurdi Kürt Milliyetçiliği
  • 17.11.2015
  • 3.673 kez okundu

 

“Ben hür yaşamışım. Hürriyet-i mutla-kanın meydanı olan Kürdistan dağlarında büyümüşüm. Bana hiddet fayda vermez, nafile yorulmayınız. Beni nefy edin, Fizan olsun, Yemen olsun ra­zıyım. Siz de pînedûzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. Ben de yük­sekten düşmekle incinmekten kurtulurum.”

 

 

 

 

N.A.Rojki

Said-i Kurdi’nin Hizan’a bağlı Nurs köyünde başlayan macerası özel olarak Kürtlerin şiar edinmesi gereken bir hakikattir. Nurs’ta başlayan bu yolculuk zamanla kendisini Kurdistan, Türkiye ve Dünya’da tanılınan ve saygı duygulan bir isim haline getirecekti. Zamanın çetrefilli yollarını bir bir geçerken başına türlü belalar açılmış, aklına yetişemeyenler kendisini ’’akıl hastası’’ olarak suçlamış cezalandırmıştır. Said-i Kurdi’nin küçük bir kasaba da başlayan macerası zamanla Kürtler’den koparılmış bu macera hakikatten yoksun bir şekilde başkalaştırılmıştır. Başkalaştırılan bu mücadele farklı milletlerin gelişmesinde rehber olurken Kürtler bu öğretiden ve tecrübeden bilinçli bir şekilde uzak tutulmuştur. Kürtler, öğreticiler ve yol göstericilerden arındırılarak bir şekilde boşluğa ve bilinmezliğe itilmiştir. Yol göstericilerin çoğu dönemin hükümetleri tarafından idam edilmiş veya Said-i Kurdi gibi sürgünlere gönderilerek halktan uzak tutulmuştur. Bir milleti öldürmenin ve geri bırakmanın en etkili yolu kendi içerisinde yetiştirdiği beyin takımını uzaklaştırmak veyahut idam etmektir.

Said-i Kurdi’nin etkisini minimize etmek için Kürt kimliği asimile edilerek yerine Türk-Ümmet kimliği yerleştirilmiştir. Bir çok risalesinin tahribata uğraması yeniden kurgulanması bunun apaçık ispatıdır. Yapılan tahribatlar sonucu risalelerin bir çoğu yeniden düzenlenerek Kürt ve Kürdistan içeren kısımlar kaldırılmıştır. Yıllar süren bu oyun bir kaç Kürt aydını tarafından açığa çıkarılmıştır. Kürtler’in bu durumdan yeni yeni haberdar olmaları ”Said-i Kurdi’nin Kürt milletinden uzaklaştırılması’’ çıkışımın ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.

Said-i Kurdi’nin Türkleştirilmesi yetmezmiş gibi bir üst versiyona geçişide gündeme getirilmiş kendisinin Kürt değil ’’Seyyid’’ olduğu tezi ortaya atılmıştır. Kürtler art niyetli insanların önüne set çekmek için Said-i Kurdi’yi sahiplenmeli öğretisini kavramalıdır. Bitlis’ten Kurdistan’a yayılan bu öğreti Kürtler tarafından yeniden tartışılmalıdır. Said-i Kurdi’nin öğretisi ve sabrı Türkiye’de köksalmış ’’Kemalizm’’ gibi bir ideolojinin belini kırmıştır. Bugün ’’Kemalizm’’ alt edilmişse bunun mimarı şüphesiz Said-i Kurdi’dir.

Said-i Kurdi’nin Kürt milletine bela olarak tanımladığı üç husus vardır; 1-Fakirlik  2- Cehalet  3- Ihtilaf

Fakirliğin Kürt milletini heba edeceğini vurgulayan Said-i Kurdi, fakirliği aşmanın yolunun üretmek olduğunun altını çizmektedir. Fakir bir toplum zengin olan toplumlara göre gelişimini tamamlayamaz ve iç sorunlarla boğuşmaktan sağlam bir geleceğe millet olarak ilerleyemezler.  Yardımlaşmanın olmadığı toplumlarda bireysel zenginliklerin artar. Bireysel zenginlikler artınca fakir olan kitleler başkasının maddi destekleri ile köleleştirilirler.

Fakirliğin yol açtığı durum üçüncü hususu getirir; İhtiaf…

İç birliğin olmadığı toplumlarda ihtilaflar sıklıkla yaşanır. Bu yaşanan iç huzursuzluklar egemen güçler tarafından kullanılarak Kürt milletini içten parçalamak için kullanılan bir arguman haline getirilmiştir. Said-i Kurdi bugün Kürtlerin yaşadığı iç huzursuzluğu 105 yıl önce dile getirmiştir. 105 yıl önce Said-i Kurdi tarafından verilen bu öğüt Kürt milletince tecrübe olarak görülmemiş ve değerlendirilmemiştir. Millet olarak ortak geliştirdiğimiz henüz bir vizyonumuz bulunmamakla beraber millet olmanın uzağında kitleler şeklinde yaşamaya devam etmekteyiz.

Cehalet diğer iki hususu beslemektedir. Cehaletin olduğu toplumlarda İhtilaf ve Fakirlik daha fazladır. Özellikle bağımsız düşünememenin getirdiği vahim durumlar millet olarak parçalanmamızın büyük ölçüde sebebi olmuştur.

Kürt milleti ve Kurdistan değerleri üzerine pratik bir örnek vereceksek bugün bu değerler üzerinden sunulan bilgilerden ziyade sömürgeci güçlerin sunduğu Kitap, TV, Gazeteler daha ilgi çekmekte daha fazla satılmaktadır. Cehalet’in getirdiği bu vahim durum ihtilafların artmasına yol açıyor. Bu üç hususu atlatamış bir millet yeni bir kimlik inşaasını gerçekleştirmekte zorlanır. Said-i Kurdi’nin bu üç husus üzerinde ciddiyetle durması milletine olan düşkünlüğünün apaçık ispatıdır. Kürtlerin sadece güncel siyasi konuları tartışması bilim, sanat alanında ciddi işler gerçekleştirmemesinin nedeni inşaa edemediği kimlikten kaynaklanmaktadır. Bir milletin siyaset üzerinde yoğunlaşması ciddi bir bilincinin olduğunu göstermemekle beraber 105 yıl önce gösterilen hedefin hala gerçekleştirilememiş olması kısır bir döngüde olduğumuzu gösterir.

Said-i  Kurdi’nin 105 yıl önce Kürt Milletine hitaben yapmış olduğu konuşmayı tekrar hatırlamakla beraber bugün bu konuşmanın neresindeyiz oturup bunu düşünelim;

Ey Kürt Milleti!

İttifakta kuvvet, ittihatta hayat, kardeşlikte saadet, hükümette selâmet vardır.
İttihat bağını ve muhabbet ipini güçlü tutun. Ta ki sizi beladan kurtarsın.
Bana iyi kulak verin, size bir sey söyleyeceğim;
Biliniz ki, korumamız gereken üç cevherimiz vardır:
Birincisi: Islamiyettir ki, binlerce şehidimizin kanı pahasına olmuştur.
Ikincisi: Insaniyettir ki, halkın nazarında akla uygun hizmetle yiğitliğimizi ve insanlığımızı bütün dünyaya göstermeliyiz.
Üçüncüsü: Milliyetimizdir ki, bize meziyet vermiştir. Bizden öncekiler iyilikleriyle yaşıyorlar. Kendine yetebilen, milliyetini koruyup onların ruhlarını kabirlerinde sad eder.
Bundan sonra bizi perişan eden üç düşmanımız vardır:
Birincisi: Fakirliktir ki, Istanbul’daki kırk bin hammal buna delildir.
Ikincisi: Cehalettir ki, binimizin bir gazete okuyamaması bunun delilidir.
Üçüncüsü: Ihtilaftir ki, kuvvetimizi kaybettiriyor bizi terbiyeye müstehak kiliyor ve hükümet de kendi insafsızlığından bize zulmediyor.
Eğer bana kulak verdiyseniz iyi bilin ki, bizim çaremiz sudur:
Biz üç elmas kilici elimize alalım ve düşmanı üstümüzden kaldıralım.
Birincisi: Adalet, maarif ve okuma kılıcıdır.
İkincisi: İttifak ve milli muhabbet kılıcıdır.
Üçüncüsü: Kendine güven kılıcıdır.
Böylece herkes kendi işini yapsın. Sefiller gibi kimsenin gücünden ümit beklemesin ve sırtını ona dayamasın.
Son vasiyetim:
Okumak! Okumak! Okumak!
El ele vermek! El ele vermek! El ele vermek!
Molla Said-i Kürdî (Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi,1908)

Said-i Kurdi Hizan’dan çıkarak İstanbul’a kadar uzanan bu yolda cübbesini hiç değiştirmemiştir. Kendisini böyle kabul ettirerek Kürtleri idamlara, sürgünlere götüren ideolojiyi yerle bir etmiştir. Millet olarak bizlere düşen bu Said’in dünyasını yeniden anlamaktır.

Nimetullah Atal
nimetullahatal@gmail.com

Etiketler: / / / /

Gürcistan’ın Kürt Asıllı Prensesi, Eyyubilerin Ahlat Melikesi Tamta’nın Maceraları
  Kürt asıllı bir Ermeni-Gürcü prensesi olan Tamta (1195?-1254) 12. yüzyılın sonu ile 13. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, ömrünün son...
Bitlis Kürd Hanı’nın 1655’deki dillere destan kütüphanesi ve akıbeti
‘Ey vilayet halkı, kaçan hanın bu Van kuluna 200 kese borcu vardır ve 40 bin koyun Malazgird Beyi Mehmed beye...
Della Valle’nin 1617’deki mektubunda Bitlis Beyi ve Kürdler
  Bitlis tarihi içerikli yazılarda, yabancı batılı seyyahların bu şehre dair izlenim ve anlatımlarına hep değinilir. Yazdığı eserlerde Bitlis’e değinen...
Kürt-Osmanlı İttifakı Bağlamında; İdris-i Bitlisi
  İdris-i Bitlisî, 1452 (bazı kaynaklar da 1457) yılında Rojkan Kürt (Bitlis Hükümdarlığının) idari merkezi olan Bitlis şehrinde Hüsameddin Bitlisi’nin...
AHLAT’I YÖNETEN ”SÖKMENOĞULLARI” KÜRT MÜYDÜ?
  Daha Türkler gelmeden önce Azerbaycan’da, Kürdistan’da, Ermenistan ve Gürcistan’ın doğu ve güney bölümlerinde Rewadi, Merwani ve Şeddadi Kürt devletleri...
Osmanlı Söylemi ve Bir Hegemonyayı Aklama – Kürdistan Sorunu
‘Tarihi, işlemediği biçimde yargılamak hakkına sahip değiliz ve böyle bir tavır bizi fazla bir yere ulaştırmaz. Ancak “olguların” oluş biçimleri...
Lord Kinross’un 1951 Bitlis ziyareti – Ahlat, Tatvan ve Deli Mito
‘Lord Kinross – Kutsal Anadolu Toprakları’ adı ile 2003 yılında Türkçe’ye çevirilmiş bir kitabı okurken, hem dili hem de tanımlamaları...
Silêmanê Kurd li Swêdê – Rohat Alakom
            Xebata lêkolerê kurd Rohat Alakom di derbarê yekem penaberê kurd ku di sala 1929an...
İsmet İnönü’ye Gönderilen Dersim-Ovacık Kürt Raporu
  Jön Türklerle başlayan ‘tek tipleştirme’ politikası Cumhuriyetin ilanıyla beraber ‘Kemalizm’ kimliği altında bütün Kürt coğrafyasını etkisi altına aldı.  ...
Sultan II.Abdulhamid’e Yönelik Suikast’e Karışan Bitlisli Ermeniler
  Sultan II.Abdulhamid’e karşı 21 Temmuz 1905 günü ‘Ermeni Devrimci Federasyonu’ tarafından Hamidiye Camii önünde bombalı suikast düzenlendi.    ...
Çin Seddi’nden Bitlis Kalesi’ni görmek
  Tarihine ve kültürüne değer vermeyen toplumların hallerini düşündüm.                 ‘Bitlis’in sembolü kalesidir’...
Kaniya Beqa
  Çend roj heye di êvar de heta sibê dengê beqan li kaniya beqan de dihat. Ji ber tîrsa ku...
Atatürk’e Gönderilen Raporlarda Alişer’in (Koçgiri) Şiirleri – BELGE
  Alişer, 1900-1937 yılları arasında önemli roller üstlenmiştir. Lider kişiliği yanı sıra Dersim bölgesinde halk tarafından çok sevilen bir kişi...
Bitlis’in sembolü (beş) minare değil, kalesidir
Bitlis’te beş minare olmadığı gibi, şehrin sembolü de kaledir.   Şehirlerin ya insan eliyle yapılmış yada doğal güzellikleri sayılan, bir...
Ebu Eyyub (Eyüp Sultan) Kardeşi Feyzullah Ensari’nin Türbesi Bitlis’te mi?
  Feyzullah EL-Ensari, Eyüp Sultan (Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb El-Ensarî)’nin kardeşi olduğu ‘rivayet’ edilir. Kürt Coğrafyasında...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. bende kürdüm bu siteye kayt edınız fazla internet kulanamiyorum güzel yorumlar yazarım fecemede bakınız saygılarımla

YORUM YAZ