Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Said-i Kurdi Kürt Milliyetçiliği

Said-i Kurdi Kürt Milliyetçiliği
  • 17.11.2015
  • 3.139 kez okundu

 

“Ben hür yaşamışım. Hürriyet-i mutla-kanın meydanı olan Kürdistan dağlarında büyümüşüm. Bana hiddet fayda vermez, nafile yorulmayınız. Beni nefy edin, Fizan olsun, Yemen olsun ra­zıyım. Siz de pînedûzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. Ben de yük­sekten düşmekle incinmekten kurtulurum.”

 

 

 

 

N.A.Rojki

Said-i Kurdi’nin Hizan’a bağlı Nurs köyünde başlayan macerası özel olarak Kürtlerin şiar edinmesi gereken bir hakikattir. Nurs’ta başlayan bu yolculuk zamanla kendisini Kurdistan, Türkiye ve Dünya’da tanılınan ve saygı duygulan bir isim haline getirecekti. Zamanın çetrefilli yollarını bir bir geçerken başına türlü belalar açılmış, aklına yetişemeyenler kendisini ’’akıl hastası’’ olarak suçlamış cezalandırmıştır. Said-i Kurdi’nin küçük bir kasaba da başlayan macerası zamanla Kürtler’den koparılmış bu macera hakikatten yoksun bir şekilde başkalaştırılmıştır. Başkalaştırılan bu mücadele farklı milletlerin gelişmesinde rehber olurken Kürtler bu öğretiden ve tecrübeden bilinçli bir şekilde uzak tutulmuştur. Kürtler, öğreticiler ve yol göstericilerden arındırılarak bir şekilde boşluğa ve bilinmezliğe itilmiştir. Yol göstericilerin çoğu dönemin hükümetleri tarafından idam edilmiş veya Said-i Kurdi gibi sürgünlere gönderilerek halktan uzak tutulmuştur. Bir milleti öldürmenin ve geri bırakmanın en etkili yolu kendi içerisinde yetiştirdiği beyin takımını uzaklaştırmak veyahut idam etmektir.

Said-i Kurdi’nin etkisini minimize etmek için Kürt kimliği asimile edilerek yerine Türk-Ümmet kimliği yerleştirilmiştir. Bir çok risalesinin tahribata uğraması yeniden kurgulanması bunun apaçık ispatıdır. Yapılan tahribatlar sonucu risalelerin bir çoğu yeniden düzenlenerek Kürt ve Kürdistan içeren kısımlar kaldırılmıştır. Yıllar süren bu oyun bir kaç Kürt aydını tarafından açığa çıkarılmıştır. Kürtler’in bu durumdan yeni yeni haberdar olmaları ”Said-i Kurdi’nin Kürt milletinden uzaklaştırılması’’ çıkışımın ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.

Said-i Kurdi’nin Türkleştirilmesi yetmezmiş gibi bir üst versiyona geçişide gündeme getirilmiş kendisinin Kürt değil ’’Seyyid’’ olduğu tezi ortaya atılmıştır. Kürtler art niyetli insanların önüne set çekmek için Said-i Kurdi’yi sahiplenmeli öğretisini kavramalıdır. Bitlis’ten Kurdistan’a yayılan bu öğreti Kürtler tarafından yeniden tartışılmalıdır. Said-i Kurdi’nin öğretisi ve sabrı Türkiye’de köksalmış ’’Kemalizm’’ gibi bir ideolojinin belini kırmıştır. Bugün ’’Kemalizm’’ alt edilmişse bunun mimarı şüphesiz Said-i Kurdi’dir.

Said-i Kurdi’nin Kürt milletine bela olarak tanımladığı üç husus vardır; 1-Fakirlik  2- Cehalet  3- Ihtilaf

Fakirliğin Kürt milletini heba edeceğini vurgulayan Said-i Kurdi, fakirliği aşmanın yolunun üretmek olduğunun altını çizmektedir. Fakir bir toplum zengin olan toplumlara göre gelişimini tamamlayamaz ve iç sorunlarla boğuşmaktan sağlam bir geleceğe millet olarak ilerleyemezler.  Yardımlaşmanın olmadığı toplumlarda bireysel zenginliklerin artar. Bireysel zenginlikler artınca fakir olan kitleler başkasının maddi destekleri ile köleleştirilirler.

Fakirliğin yol açtığı durum üçüncü hususu getirir; İhtiaf…

İç birliğin olmadığı toplumlarda ihtilaflar sıklıkla yaşanır. Bu yaşanan iç huzursuzluklar egemen güçler tarafından kullanılarak Kürt milletini içten parçalamak için kullanılan bir arguman haline getirilmiştir. Said-i Kurdi bugün Kürtlerin yaşadığı iç huzursuzluğu 105 yıl önce dile getirmiştir. 105 yıl önce Said-i Kurdi tarafından verilen bu öğüt Kürt milletince tecrübe olarak görülmemiş ve değerlendirilmemiştir. Millet olarak ortak geliştirdiğimiz henüz bir vizyonumuz bulunmamakla beraber millet olmanın uzağında kitleler şeklinde yaşamaya devam etmekteyiz.

Cehalet diğer iki hususu beslemektedir. Cehaletin olduğu toplumlarda İhtilaf ve Fakirlik daha fazladır. Özellikle bağımsız düşünememenin getirdiği vahim durumlar millet olarak parçalanmamızın büyük ölçüde sebebi olmuştur.

Kürt milleti ve Kurdistan değerleri üzerine pratik bir örnek vereceksek bugün bu değerler üzerinden sunulan bilgilerden ziyade sömürgeci güçlerin sunduğu Kitap, TV, Gazeteler daha ilgi çekmekte daha fazla satılmaktadır. Cehalet’in getirdiği bu vahim durum ihtilafların artmasına yol açıyor. Bu üç hususu atlatamış bir millet yeni bir kimlik inşaasını gerçekleştirmekte zorlanır. Said-i Kurdi’nin bu üç husus üzerinde ciddiyetle durması milletine olan düşkünlüğünün apaçık ispatıdır. Kürtlerin sadece güncel siyasi konuları tartışması bilim, sanat alanında ciddi işler gerçekleştirmemesinin nedeni inşaa edemediği kimlikten kaynaklanmaktadır. Bir milletin siyaset üzerinde yoğunlaşması ciddi bir bilincinin olduğunu göstermemekle beraber 105 yıl önce gösterilen hedefin hala gerçekleştirilememiş olması kısır bir döngüde olduğumuzu gösterir.

Said-i  Kurdi’nin 105 yıl önce Kürt Milletine hitaben yapmış olduğu konuşmayı tekrar hatırlamakla beraber bugün bu konuşmanın neresindeyiz oturup bunu düşünelim;

Ey Kürt Milleti!

İttifakta kuvvet, ittihatta hayat, kardeşlikte saadet, hükümette selâmet vardır.
İttihat bağını ve muhabbet ipini güçlü tutun. Ta ki sizi beladan kurtarsın.
Bana iyi kulak verin, size bir sey söyleyeceğim;
Biliniz ki, korumamız gereken üç cevherimiz vardır:
Birincisi: Islamiyettir ki, binlerce şehidimizin kanı pahasına olmuştur.
Ikincisi: Insaniyettir ki, halkın nazarında akla uygun hizmetle yiğitliğimizi ve insanlığımızı bütün dünyaya göstermeliyiz.
Üçüncüsü: Milliyetimizdir ki, bize meziyet vermiştir. Bizden öncekiler iyilikleriyle yaşıyorlar. Kendine yetebilen, milliyetini koruyup onların ruhlarını kabirlerinde sad eder.
Bundan sonra bizi perişan eden üç düşmanımız vardır:
Birincisi: Fakirliktir ki, Istanbul’daki kırk bin hammal buna delildir.
Ikincisi: Cehalettir ki, binimizin bir gazete okuyamaması bunun delilidir.
Üçüncüsü: Ihtilaftir ki, kuvvetimizi kaybettiriyor bizi terbiyeye müstehak kiliyor ve hükümet de kendi insafsızlığından bize zulmediyor.
Eğer bana kulak verdiyseniz iyi bilin ki, bizim çaremiz sudur:
Biz üç elmas kilici elimize alalım ve düşmanı üstümüzden kaldıralım.
Birincisi: Adalet, maarif ve okuma kılıcıdır.
İkincisi: İttifak ve milli muhabbet kılıcıdır.
Üçüncüsü: Kendine güven kılıcıdır.
Böylece herkes kendi işini yapsın. Sefiller gibi kimsenin gücünden ümit beklemesin ve sırtını ona dayamasın.
Son vasiyetim:
Okumak! Okumak! Okumak!
El ele vermek! El ele vermek! El ele vermek!
Molla Said-i Kürdî (Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi,1908)

Said-i Kurdi Hizan’dan çıkarak İstanbul’a kadar uzanan bu yolda cübbesini hiç değiştirmemiştir. Kendisini böyle kabul ettirerek Kürtleri idamlara, sürgünlere götüren ideolojiyi yerle bir etmiştir. Millet olarak bizlere düşen bu Said’in dünyasını yeniden anlamaktır.

Nimetullah Atal
nimetullahatal@gmail.com

Etiketler: / / / /

Mutkili Xelîl Xeyalî’nin Fotoğrafları
  Saîd-î Kurdî kendisi için ‘Milli Onurumuz’ demiştir. Jîn dergisinde yazılar yazan Xelîl Xeyalî 1900-1920 Kürd örgütlenmeleri arasında yer aldı....
Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. bende kürdüm bu siteye kayt edınız fazla internet kulanamiyorum güzel yorumlar yazarım fecemede bakınız saygılarımla

YORUM YAZ