Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,69 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,40 / Satış: 6,43

Feqiyê Teyran’ın Mezartaşı Bulundu

Feqiyê Teyran’ın Mezartaşı Bulundu
  • 18.11.2015

 

Feqiye Teyran’ın, şiirlerinde kullandığı dilin gerek sadeliği ve edebi dil olarak değeri, bütün engellemelere rağmen günümüze kadar gelebilmiş olması da, onun ve Kürtçe’nin bir zaferi olarak değerlendirilmelidir.

 

 

 

 

 

 

M.Xalid Sadini

 

Son 90 yıldır, Kürtler ve Kürtçe üzerine çok açık bir asimilasyon uygulanmıştır. Bu baskıcı uygulamalar, daha önce Kürtçe yazmış olan ulemanın da gözardı edilmesine sebep olmuştur.

Gerçi son yıllarda, Kürtçemizle ilgili mahcup bir serbestiyet de gözlenmektedir. Eminim ki bu serbestiyet ve defacto durumlar, sistemleştirilip daha yasal ve hakkettiği meşruiyet çerçevesinde yaygınlaştırılırsa, Türkiye halklarının Feqiyê Teyran ve onun gibi olan diğer ulemadan daha fazla yararlanabilme imkanı da olacaktır.

 

Buraya kadar Feqiyê Teyran’ın genel durumuna baktıktan sonra, mezar taşının bulunma hikayesine gelelim…

Son 15-20 yıldır, bir çok araştırmacı ve yazar, Kürt Tarihi, Kürt Dili ve Edebiyatı üzerine araştırmalar yapmakta ve derleyebildikleri bilgileri kamuoyuna sunmaktadır. Bendeniz de onlardan biri olmakla iftihar etmektedir. Biz özellikle Kürt Folkloru ve Klasik Kürt Edebiyatı üzerine çalışmalarımızı yapmaktayız. Bu konuda yayınlanmış birkaç naçizane çalışmamız da vardır. Özellikle Feqiyê Teyran üzerine daha bir dikkatle çalışmaktayım.

Feqiyê Teyran’ın, Hicri tarihle 971 de doğduğunu, “Dilo Rabe Dilo Rabe” adlı uzun manzumesine koyduğu tarihten öğrenmiştik. Ancak vefatıyla ilgili çok değişik görüşler vardı ve kesinlikle doğru bir tarih belirleyemiyorduk.

13 Eylül 2013 tarihinde, sevgili dostum Müfid Yüksel, ilk defa olarak Feqiyê Teyran’ın mezartaşını kişisel Web sitesinde yayınladı. Mezar yazılarını, daha sonra tahkik etmemiz ve başka dostlara da okutmamız üzerine, doğru okuduğunu, ancak tarih olarak verdiği 1031H. tarihin, Feqiyê Teyran’ın vefatı için en az 10 yıl kadar erken olduğunu fark ettik. Bunun üzerine mezar taşını yerinde görmek ve daha önceden Feqiyê Teyran üzerine yazdıklarımızın doğruluğunu teyid etmenin heyecanıyla 26 Eylül 2013 tarihinde Hizana gittim. Söz konusu mezar Hizan’ın Şandîs/Dayılar köyünde idi. Büyük bir heyecanla köye vardım. Ancak artık gece karanlığı basmıştı ortalığı ve o geceyi büyük bir heyecanla Şandis köyü’nün Muhtarı İhsan Demir’in evinde geçirdik.

 

Sabah güneş doğduktan bir süre sonra, mübarek mezara gittik. Çok heyecanlanmıştım. Fatiha’yı okurken bile, gözlerim mezarın üzerindeki tarihi okumaya çalışıyordu. Evet yanılmamıştım. Üzerindeki tarih 1041 idi. Bunu teyid için, daha mezarın yanındayken, mezar taşının fotoğraflarını dostlarım, araştırmacı – yazar Sinan Hakan ve YYÜ öğretim üyelerinden Dr. Mehmet Top’a gönderdim. İkisinin de ilk okumaları benim okumamın aksine ve Müfid Yüksel’i doğrular nitelikde olsa da, ben inadımdan (!) vazgeçmedim ve Arapça 3 e benzeyen rakamın, aslında Farsça 4 olduğunu biliyordum. Üstüne üstlük Feqiyê Teyran’ın; “Şeyxî Sen’an” ve“Dilo Rabe Dilo Rabe” adlı manzumelerini 1041 de tamamladığını da biliyordum. Şayet dostlarımın okuduğu gibi, 1031 tarihi doğru olsaydı, benim Feqiyê Teyran’la ilgil teorilerim çökecekti. Nitekim benim okumam doğru çıktı…

Daha sonra o fotğrafları Van YYÜ de öğretim üyesi ve uzmanlık alanı mezartaşları olan değerli hocamız Dr. Edip Yılmaz Beyle bir kez daha gözden geçirdik. Mezar taşının baş şahidesinin ön tarafında şöyle yazıyordu;

 

“Haza merqadu es-se’îd el-merhum, el-mexfûr,
El- muhtaç ila rehmetullahî te’ala
Muhemmed el-meşhûr Feqeh-İ Teyran
Fi sena 1041” (!631-1632M.)

Tercümesi“Bu, mutlu, merhum ve meğfur, Allahu Te’ala’nın rahmetine muhtaç Feqeh-İ Teyran ismiyle meşhur Muhammedin kabridir. Yıl 1041”

 

Yine baş şahidenin arka yüzünde ise şöyle yazmaktadır;

“ Wesemenihim (……)*
We weqefe ‘ela merqedî
Feqeh-i Teyran
Teqebbellahu xeyrehu
We ihsanehu. Amin”

Burada bir kelimeyi okuyamadık. Edip Yılmaz hoca üzerinde çalışıyor. Ayrıca ayak şahidesi de var, lakin sanki ayak şahidesi başka bir mezarınmış gibi bir izlenim edindim. Gerçi Edip hoca onu da okumaya çalışıyor. Şifre gibi olan bu mezar taşı yazısı sökülünce, bir kez daha Feqiyê Teyran’ın sevenleriyle paylaşacağız.

Şimdi burada bir soru gündeme gelebilir ki, sorulsa çok haklı bir soru olacaktır. O da Feqiyê Teyran’a nisbet edilen iki mezarın varolmasıdır, neden?

Feqiyê Teyran üzerine araştırma yapmış olanlar, Müküs ile Hizanlılar arasındaki tarihsel; “Feqiyê Teyran’ın mezarı bizde” rekabetini bilirler. Zira, rivayete göre Feqiyê Teyran vefat etmeden birkaç yıl önce Hizana gitmiş, oradan Şandis köyüne gelip yerleşmiştir. Bir süre (birkaç yıl) sonra da vefat edince, Müküslü akrabaları naaşını almak üzere Şandise gelirler. Ancak Şandisliler, Feqiyê Teyran’ın kendi misafirleri ve köylüleri olduğunu söyleyip naaşını vermek istemezler. Bunun üzerine büyük bir gerginlik olur. Gerginliği azaltmak ve sözkonusu krizi çözmek için, bir rivayete göre, hakeme başvurulur. Hakem de iki tabut hazırlatır, bir tabuta merhumun naaşını, diğer tabuta da aynı ağırlıkta başka bir şey koyar ve oradan ayrılır. Her iki tarafın köylülerine de; “Buyrun, orada iki tabut var; her biriniz bir tabutu alıp köyünüze götürüp gömün. Naaşın hangi tabutta olduğunu kimse bilemeyecektir.”

Bir başka rivayete göre ise, hakem bizzat Feqiyê Teyrandır… Köylüler arasında çıkan gerginlik üzerine, o köyden salih bir insanın rüyasına gelir. Ve yukarıda zikretmeye çalıştığım şekilde bir çözüm önerir. Dolayısıyla, çok eski zamanlardan bu yana, Müküs’ün Werezûz köyünde bir ve Hizan’ın Şandis köyünde başka bir mezarın varlığı biliniyor. Bütün bu hikayeleri bilmekle ve mezartaşını Şandis’te bulmuş olmakla beraber, Feqiyê Teyran’ın naaşının tam olarak nerede olduğuna emin olamıyoruz. Gerçi mezartaşının Şandiste bulunmuş olmasıyla, Şandisliler bu rekabette bir miktar öne çıkacaklar. Ancak, “Atı alan üsküdar’ı geçer” misali mucibince, Müküslüler, özellikle milletvekilleri Gülşen Orhan hanımefendinin, çabaları ve son 4-5 yıldır Müküste yapılan “Feqiyê Teyran Festivali” ile Feqiyê Teyran’ı her yönüyle sahiplenmişlerdir. Zaten, esas olarak da Feqiyê Teyran Müküslü olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktur.

fe1 feq'2 fe3

Etiketler: / / / / /

Koçgirili Alişer’in İki Mektubu
 Birinci Dünya Savaşı’ndan Osmanlı Devleti yenik, İtilaf Devletleri galip çıktı. 1918 yılında İstanbul’da Kurdistan Teali Cemiyeti (KTC) kuruldu. Cemiyetin başkanı...
Kitap Duyurusu – Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ
’Seyyahların anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ’ adlı kitap, yakında DARA YAYINLARI’ndan çıkıyor.           360 sayfadan oluşan ve...
Prenses Tamta – Ahlat’ın Kürd – Ermeni – Gürcü Melikesi
18 Mayıs 2019 tarihinde Tel Aviv’de gerçekleşen Eurovision Şarkı Yarışması’nda Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Tamta adlı bayan bir şarkıcı temsil etti. Bu...
Arnavutluk’un İskender Bey’i, Bitlis’in Şerif Bey’i
Arnavutluk’un başkenti Tiran’ı ziyaretimde, havanın yağmurlu olmasını fırsat bilerek Milli Kütüphane olan Biblioteka Kombëtare binasını ziyaret ettim. Hem arşivlerini incelemek hem...
Bitlisli Kürd Zaro Ağa da 1931 yılında Liverpool’da futbol oynadı
İngiliz futbol takımı Liverpool’un Barselona futbol takımını dün akşam Liverpool Anfield stadyumunda 4-0 yenmesi ile biten o tarihi maç, dünyanın...
1914 Tarihli Bitlis İsyanının Osmanlı Arşiv Belgelerindeki Yansımaları – Cezalar, Mükâfatlar
1914 yılının ilk aylarında İttihat ve Terakki yönetimine karşı Bitlis’te bir isyan meydana gelmişti. Ayaklanmanın liderleri, Hizan bölgesinin tanınmış dini...
Kürt Şarkılarında Ermeni Dostluğu / Gülizar’ın Feryadı
Kürt ve Ermeni ilişkileri tarihinde dikkat çeken önemli olaylardan birisi de 1889 yılında Ermeni kızı Gülizar’ın Kürt aşiret lideri Hacı...
Nivîskarno! Zarokên Me Heyf in
Ji ber ku min çîrokeke zarokan a sosret xwend, mecbûr mam ku vê gotarê binivîsim. Lewra zarokên me heyf in,...
Malazgirt savaşı ve Kürtler
Bu Savaş, Türklere Anadolu’nun kapılarını açmak için değil, amacı Malazgirt ve Ahlat’tan Rey ve Hemedan’a kadar olan İslam topraklarını ele...
1510’ların Bitlis’ini, Van Gölü çevresini ve Van’ı anlatan İtalyan tüccar
İtalyan bir tüccarın 16. yüzyılda kaleme aldığı anlatımından, kendisinin 1507 yılında Şah İsmail’in ordusu ile birlikte Erzincan’a geldiğini öğreniyoruz. Kırk...
Bitlis’in tarihi mahalleleri ve yerli aileleri
’Bu şehrin büyüleyiciliğini dün akşam vadiden geçerken hissetmiştim, ancak bu sabah gördüklerimden sonra, buranın yapısı ve konumlandırılması itibari ile Batı...
Şerefxanê Bedlîsî – Yaşamı ve Eserleri
Şerefxanê Bedlîsî, 25 Şubat 1543 yılında Mir Şemseddin’in oğlu olarak İran’ın Kerehrud şehrinde dünyaya geldi. Çocukluk yılları Safevi devletinde geçti....
Selahaddin Eyyubi’nin kendi kaleminden Kürdler ve hayatı
İskenderiye Kütüphanesinde bulunan Selahattin Eyyubi’nin el yazması günlüğü, Fransız kadın yazar Genevieve Chauvel tarafından romanlaştırılmış. Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin...
Bitlis’te konuşulan dillerin tarihçesi, inkar ve asimilasyon
Bir çok kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmış olan Bitlis, hem mimari hem de kültürel olarak muazzam bir geçmişe sahiptir....
Antik Çağ’da Kürdler
Kürtler, Ortadoğu’nun en eski halklarından olup Toros dağlarından Zagros dağlarına kadar uzanan coğrafyada yaşayan ve Hint-avrupa dil grubuna ait bir...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ