Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 4,71 / Satış: 4,73
€ EURO → Alış: 5,46 / Satış: 5,48

Kemal Fevzi: Beka Milletindir

Kemal Fevzi: Beka Milletindir
  • 18.11.2015
  • 1.826 kez okundu

 

 

Hîzanîzade

Kemal Fevzi

 

 

 

 

 

 

“Her gece Kadir olsa Şahım, Kadr’e olmazdı değer

Ve her taş bir cevher olsa, değer bulmazdı cevher”

diyen şairin bu sözlerini yabana atmak mümkün mü! Doğa bile bize değişik şekiller sergilemiyor mu! Genel ilişkilerde bir düzen ve birliğin sağlanması mümkün olsa bile, devamına olanak düşünmek olanaksızdır. Sergilediğimiz  bu görüşlerimizden, Epikürist bir kanıya bağlı olduğumuz anlaşılmasın .

“İç bade, güzel sev, varsa aklın ve bilincin

Dünya varmış ya da yokmuş, ne umurunda senin!”

Felsefesini güdenlerdir ki insanlığın her gün açılan yeni bir yarasına bir avuç zehir katarlar. Bir başka dünyanın varlığını kabul etmeyip de maddi yaşamın mücadelelerinde zayıf düşen çaresizlerin karamsarlıktan başka nasipleri ve sonuç olarak intihardan başka çareleri yoktur. Zira o gibiler, hiç bir idealin hizmetçileri değillerdir. Zevki dış dünyada gören ya da arayanlar, umduklarını bulamadıkları zaman karamsar bir felsefenin mahkümü olurlar. İhtiras, onların benliğinde azap ile yaşayan düşman bir dost gibidir. Oysa subjektiv bir gayretle kavga alanına atılanlar ve bu uğurda ölümü hiçe sayanlar, zevki vicdanlarında bulduklarından, hayatın gizli sırlarını daha iyi görür ve daha iyi anlarlar. Fakat fani olan her varlığın er-geç sonsuzluk gölgesine karışması muhakkak olduğundan, beşikten mezara kadar uzayan yol üzerinde her mücadelenin karşılığı biraz huzur ve güvenlik, biraz da refah ve mutluluk olmalıdır. Bireysel olsun toplumsal olsun, bu husus sağlanmadıkça, bireylerde karamsarlık ve bundan doğan felaketler, sosyal yapıda da karışıklık ve yok olma sürecektir. Her çağ, kendisinden önceki çağdan feyzini alarak, kendine özgü bir felsefe ve bir fikir ve düşünce ile ondan ayrıldığı halde, zincirleme sürüp giden bu devirlerin sonsuzluğu içinde toplumların düzensizliği belli bir biçimde tespit edilememiştir.

Tarih hiç bir zaman insanlığın mutluluğunu güvence altına alan genel bir dayanışmaya tanık olamamış ve bu yüzden ulusal esirlik bugünkü çağa kadar devam edegelmiştir. VIII. yüzyıl düşünürlerinin görüş ve düşünceleri arasında Rousseau’nun ortaya koyduğu ulusal egemenlik esasları, yalnız Fransız devrimini hazırlamakla kalmadı. Bugünkü sosyalizmin köklerinin ta XVIII. yüzyıla kadar uzadığını kabul etmek zorunludur. XX. yüzyıl, bir yandan kan ve ateşle tarihin huzuruna çıkarken, öte yandan da ulusların gelişme özgürlüğü gibi insanlığın özgürlüğünü güvence altına alan hukuki temeller ile donatılmış bulunuyor. Bireysel yaşamın devam etmesi ve uzayıp gitmesi, birtakım gerekli koşulların düzenli ve uyumlu olmasına ve bu durumların her an ve her yerde bir birlik göstermesine bağlı olduğu gibi; ulusal yaşamın gelişme biçimleri de, o yaşamın her türlü sosyal koşullarının daima bir birlik ve uyum göstermesine bağlıdır. Ortak geleneklerin, ortak inançların, ortak alışkanlıkların ve ortak karakterlerin yansıyıp belirlendiği bir sosyal yaşam, doğaldır ki genel durumlarında dinsel, sanatsal, hukuksal vb. bir birlik ortaya koyar. Bu konu, bilimsel bir biçimde incelenirse en doğal sayılabilir. Karakterleri belirgin bir biçimde birbirinden ayrı olan iki birey arasında süreklilik kazanan bir yabancılaşmanın var olacağı kuşku götürmez. Bireyleri arasında tanışma bulunmayan bir sosyal topluluk ise, doğal olmadığından, o toplumun sürekli ve kalıcı olacağı yargısına varmak doğru değildir. Bireysel yaşamımızın sınırlı olduğunu ve yaşam sürdükçe ölümün de var olduğunu inkar edemeyiz.

Oysa aynı dili, aynı dini ve aynı karakteri taşıyan milletlerin, birçok istila sellerinden bile kurtularak yaşadıklarını ve ulusal temellerine zerre kadar bir bozukluk gelmediğini görüyoruz. Bireyler bir cismin atomlarıdır ki, ortadan kalktıkça yerlerine yenilerinin gelmesiyle o cismin yaşamını sürekli kılarlar. Bencillik, gözlerin sonsuzluk kapısına açılmasına kadar sürer. Oysa sonsuz yaşam topluma özgü olduğundan, milli bir tutku ile onun tekamülünü ideal edinenler, gerçek mutluluğa ulaşmışlar demektir. Zira beka*, milletindir.

Hîzanîzade

Kemal Fevzi

(*Beka: Kalıcılık, kalıcı olma durumu, sonsuz yaşam. Arapça olan bu sözcük, Türkçede tam karşılığı bulunmadığı için çeviride tarafımızdan aynen kullanıldı.)

Kaynak: JÎN, hejmar: 2 r. 235, Wergera M E BOZARSLAN

Etiketler: / / /

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?
24 Haziran seçimlerinden ötürü sık sık Kürt şehirlerinde halka ‘Sorunu onlar başlattı.Biz bitirdik’ propagandası yapılıyor. AKP’nin CHP’ye yönelik propaganda temelini...
1511’de Destan Yazan Rojkiler
  Bitlisli Emir Şeref Xan Fars ülkesinde zindandadır. Onu kurtarmak için Bitlisli Rojki Aşiretinden özel bir süvari birliği yola çıkar....
24 Haziran 2018 Seçimleri, Siyasi ve Toplumsal Durum
Sosyolog Yaşar Abduselamoğlu’yla 24 Haziran 2018’de düzenlenecek olan Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekili seçimlerini konuşmaya devam ediyoruz…      ...
Bir Bilge Kürd’ün ‘Delirişi’
  Karanlığa hapsolmuş, üzerinden büyük bir şehrin vefasızlığı geçmiş; Yüreğimiz de yaşattığımız o kahramanlara…            ...
Kürtler, Seçim İttifakları ve  Türkiye Seçimleri
    Sosyolog Yaşar Abduselamoğlu’yla 24 Haziran 2018’de yapılacak olan Seçimleri konuşmaya devam ediyoruz…            ...
Bitlisli Musa Bey ve Misyonerler Hadisesi
1883 yılında vuku bulan ve Amerikan Misyoner Heyeti’nin İstanbul Merkezi raporlarıyla da doğrulanan olayın detaylarını, 1913’ün Nisan ayında Bitlis, Tatvan...
24 Haziran 2018 Seçimlerinde Kürtlerin Tutumu Ne Olacak?
  24 Haziran 2018 Seçimleri yaklaşırken kamuoyu Kürt siyasi partileri ve Kürt toplumunun seçimde nasıl bir tavır alacağını merak ediyor....
Derbarê Zaro Axa de Reklamek (1928)
  Li havîna sala 2001ê gava min geştekê li Amerîkayê kir, min serdana Dr. Vera Beaudin Saîdpourî kir. Li sala...
Kürd Kara Fatma, Kasım 1887’de dünya basınında (II)
    İngiliz Pall Mall Gazette adlı Londra merkezli gazetenin İstanbul muhabiri, Kasım 1887’de dünya ajanslarına ’KARA FATMA, AMAZON –...
Kürd KARA FATMA İstanbul’da (I)
Bu çeviri, 22 Nisan 1854 tarihli The Illustrated London News Gazetesi haberinin aslına sadık kalınarak yapılmıştır. 1853 – 1856 Kırım...
Osmanlılardan Önce Batı Anadolu’da Devlet Kuran Menteşeoğulları’nın Kürtlüğü
  Bu çalışma, Türklerin ‘Menteşe Beyliği’, ’Menteşeoğulları’, ya da ‘Menteşe Emirliği’ diye adlandırdığı beyliğin kurucu ve yönetici hanedanının etnik kökenine...
Bitlis Ayaklanması – Tarihi Araştırma
  Jön-türklerin iktidara gelişlerinin ilk yılları, Türkiye Kürtlerinin toplumsal ve siyasal yaşamlannda meydana gelen canlanmayı gösterir.        ...
1914 Bitlis Kürd İsyanı Öncesi ve Sonrası Mektupları
  Bu çeviriler, Bitlis İsyanı sırasında, şehirdeki Holyoke Amerikan Ermeni Kız Koleji’nde 1915’e kadar görev yapmış rahibe Mary D.Uline ve...
Bitlis İsyanı Sonrası Son Demler
  Hz. Peygamber (s.a.v.) ”Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” der. Haksızlık hangi dönem kim tarafından yapılırsa yapılsın, haksızlığa karşı sessiz...
Kürd Mona Lisa – Keça Kafroş
Özellikle Irak Kürdistan Bölgesi’ni ziyaret edenler, hemen hemen her evin bir odasında genç bir kız tablosunun asılı olduğunu görmüşlerdir. Genellikle...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ