Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,36 / Satış: 6,38
€ EURO → Alış: 7,43 / Satış: 7,46

Kürt Celladı Kazım Dirik’in Gerçek Yüzü

Kürt Celladı Kazım Dirik’in Gerçek Yüzü
  • 18.11.2015
  • 2.454 kez okundu

 

ataturkbitlis

Türkiye yönetimi, bir yandan yirminci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren sömürge Kürdistan’da olağanüstü güvenlik tedbirleriyle idari hakimiyetini asimilasyon programları dahilinde Türkçülük ideolojisiyle yönlendirirken, diğer taraftan son dönem Kürt tarihini yakından ilgilendiren bütün olayları ve olaylarda rol oynayan kesimleri-şahsiyetleri resmi devlet ideolojisinin yani Türk ırkçılığının çıkarlarına uygun söylemlerle-dogru olmayan bilgilerle propaganda mahiyetinde kamuoyuna sunmayı gerekli görmüş veya Kürt ulusunu ve Kürtleri ilgilendiren bütün tarihi değerlerle birlikte tabu haline getirilmelerini sağlamaya çalışmış idi. Kürdistan’daki soykırımlarda rol alan ve zorunlu Kürt göçertmelerini doğrudan doğruya tanzim ederek, Kürdistan’da etnik temizlik yapan kadrolar ise,Türk tarih araştırmalarında birer kahraman olarak ilan edilmişti. Türkiye’yi kuran kadrolar, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren uyguladıkları asimilasyon programlarıyla, Kürdistan’da yaşayan bütün Kürtlere, Türk aidiyet duygusunu vermek, Türkçülüğü aşılamak, “vatandaş, Türkçe konuş” sloganıyle ortaya çıkan zorunlu uygulamalarla Kürtlere, Türkçeyi öğretmek, ortak dil yoluyla (Türkçe ile) Kürtleri, Türklerle aynileştirip,Türklerle kaynaştırma-Türk unsuru arasında eritme siyaseti izlemişler idi. 20.yy.’ın ilk çeyreğinden itibaren Türk unsurunun çıkarları dahilinde Kürdıstan’da sınırsız bir egemenlik kurmaya çalışan Türk yönetimi, sadece Türk unsurunu esas alan misak-ı milli taslağında tanmlanan sınırlar dahilinde „tek bir ulusa ait, tek bir vatan“ yaratma ideolojisiyle, Kürdistan’ı, Türklüğün ve Türkiye’nin bölünmez bir parçası haline getirme siyasetine zemin hazırlayarak, bu siyasi yaklaşımlarla kamu idaresini ilgilendiren hukuki,siyasi ve sosyal anlamda Türk idari yapısının Kürdistan’da yerelselleştirilmesine geçerlilik kazandırmaya çalışıyordu.

Aynı ırkın düşünce, duygu ve dil birliğine sahip bireyleri olarak kendilerini tarif eden, Türk ırkını yüceltmeyi ideolojik amaçları olarak gören Türkiye Cumhuriyetinin bütün kurucu kadroları ve onların Kürdistan’da görevlendirdiği bütün idareciler, Kürtlerin soykırıma tabi tutulmaları,zorunlu göçertilmeleri yoluyla yokedilmeleri veya Kürtlerin asimilasyon programlarıyla Türkleştirilmesi konusunda tamamiyle hemfikir idiler. Örneğin;gerek birinci dünya savaşı esnasında ve gerekse 1925-1940 yılları arasında Kürdistan’daki soykırımların gerçekleştirilmesinde önemli roller oynayan ve zorunlu göçertmeleri tanzim eden Türkçü kadrolardan biri de Atatürk’ün yakın mesai arkadaşlarından olan Manastırlı general Kazım Dirik (1881-1941) idi. Türk tarih araştırmalarında bir kahraman olarak anılan Türk ırkçısı Kazım Dirik, Kürtlerin yakın dönem tarihinde yaşanan soykırımlarla ilgili vahim facialarda doğrudan doğruya ilişkisi olan biri idi.

Yani Kürdistan’da soykırımlar yapan ve bu vesile ile Kürtler arasında bir katil olarak bilinen general Kazım Dirik, Türkiye’de ise kahramanlık payesi ile ödüllendirilmektedir. Türk tarihçileri ve siyaset bilimcileri tarafından tahrif edilmiş, uydurma bilgilerle kamuoyuna sunulan kahraman Türk büyükleri,Kürt araştırmacılar tarafından aynı zihniyet ile algılanmamaktadırlar.20.yy.’ın başlarında Kürtlerin yokedilmesi,Kürdistan’ın sömürgeleştiril-mesi konusunda önemli roller üstlenmiş ve Türkiye’nin kurucuları olarak da bilinen Kazım Dirik gibi Türkçü şahsiyetlerin biyografilerinin incelenmesine yönelik çalısmalar, önemlerinden dolayı, bilimsel birer veri olarak Kürt araştırmacılar açısından farklı bir yere sahiptir. Tabu haline getirilmiş yakın dönem Kürt tarihinde yaşanan soykırımların açığa çıkarılmasında bu şahsiyetlerin yaşamları, ya da onlara dair, onlara yakınlık eden her orjinal belge, Kürt tarih araştırmalarına birinci elden katkı sunan arşivsel değere sahip kaynaklardır.

Bu yazımda,20.yüzyılın ilk çeyreğinde Kürdistan’da gerçekleştirilen soykırımlarda rol oynayan Türkçü kadrolardan Kazım Dirik hakkında kısaca bazı bilgiler vermeye çalışacağım. Bu konu tabu haline getirilen yakın dönem Kürt tarihini de yakından ilgilendirmektedir. Bu makalede bazı sınırlı bilgilerle verilmeye çalışılan bu konu, çok genis bir araştırma sahasına sahip olduğu bilinmektedir.

1906’dan sonra İttihat ve Terraki cemiyetinin istihbarat örgütünün bir üyesi olarak görev yapan ve 1913’ten sonra 3. Şark ordusu menzil müfettişliğinin istihbarat şubesinde Kürt ve Ermenilere yönelik çalışmalar yürüten Kazım Dirik, aynı tarihlerde Kürdistan’da ortaya çıkan Bitlis Kürt milli hareketine yönelik istihbarat subayı olarak görev yapan ve 1914’te Trabzon’da Rus yönetimiyle yapılan gizli görüşmlerde bulunarak, bu görüşmelerde Trabzon’ da esir bulunan Rus askeri istihbaratçılarının bırakılmasına karşılık,Bitlis Rus konsolosluğuna sığınmış bulunan Mela Selim ve arkadaşlarının İttihatçılara teslim edilmelerini istemişti. Sonuçta kendilerine teslim edilen Kürt liderler Bitlis sokaklarında asılarak, katledilmişlerdi. 1914’ten sonra çalışmalarını Teşkilat-ı mahsusa cemiyeti içinde istihbarat jandarma subayı olarak aktiv bir şekilde sürdüren Kazım Dirik, 1915’ten itibaren Van jandarma komutanı olarak, Bitlis, Muş, Erzurum ve Siirt bölgelerinde oluşturduğu suikast timleriyle, soykırım programı dahilinde Kürt ve Ermenilere karşı,katliamlar gerçekleştirmişti. 1916 ve sonrasında Erzurum, Erzincan, Malatya ve Elazığ üzerinden gerçekleştirilen Kürt tehcirinde rol oynayan Kazım Dirik, daha sonraları kuzey Afrika’ya tehcir edilen Kürt ve Ermenileri kontrol etmek için Cemal Paşa’nın talimatı ile Suriye’ye gitmisti.

Örneğin; 1918’e kadar teşkilat-ı mahsusa cemiyetinin bir yan kuruluşu olarak tanzim edilen Menzil teşkilatında da baş müfettiş olarak görev yapan Kazım Dirik, hem jandarma istihbarat subayı olarak ve hemde istihbarat haberleşmesini sağlayan-kontrol eden müfettiş sıfatıyla aldığı kararlarla, Osmanlı ordusunda savaşmak istemeyen Kürt ve Ermeni askerlerini, savaşa katılmayan Kürt gençlerini ve Kürt ulusalcılığına meyilli şahsiyetlerin yokedilmelerini sağlamıştı. (bkz.Türk istiklal harbine katılan tümen ve daha üst kademelerdeki komutanların biyografileri, genelkurmay harp tarihi başkanlığı. Kazım Dirik Dosyası, içisleri bakanlıgı arşiv şube müdürlüğü, sicil no.1643). Brest Litowsk antlaşması (3 Mart 1918) ile Türkiye’ye ait olduğu kabul edilen Batum ve Tiflis Valiliği görevlerine atanan Kazım Dirik, bu görevlere getirilmesinin ana hedeflerinden biri; o tarihlerde Tiflis’te bulunan ve Rusya’dan aldığı kısmi desteklerle Kürdistan’ın osmanlı devletinden ayrılmasını sağlamaya çalışan Abdurrezak Bedirhan’ı yok etmek veya en azından onun Rusya ile geliştirdiği diplomatik ilişkileri ortadan kaldırmak idi. (bkz.Fethi Tevetoğlu, Atatürk’le Samsun’a çıkanlar general Kazım Dirik, Rıza Nur, Hayat ve Hatıralarım, Orhan Dirik, Babam general Kazım Dirik ve ben).

1919’da Kürdistan’daki,Kürt milli hareketlerini kontrol etmek ve Kürtlerin, Türk ulusal devletinin kuruluşuna katkılarını sağlamak için sürgündeki İttihatçılar tarafından Şark vilayetlerine yollanan M.Kemal grubunda istihbarat subayı olarak bulunan Kazım Dirik, diktatör Atatürk’ün anlatımıyla Kürdistan’a gidiş sebebini şöyle açıklıyor:“…Bakınız Kazım bey, memleketi nasıl taksim edeceklermiş. Bütün Trakya elden gidiyor, İstanbul ve İzmir havalisi vesayat altına alınıyor. Çukurova’yı Fransızlar, Akdeniz sahillerini İtalyanlar alıyor; Karadeniz’de Pontus hükümeti kuruluyor; Şarkta müstakil birer Ermenistan ve Kürdistan vücuda getiriliyor. Geri kalan da bizim oluyor. Sebep de nedir biliyor musunuz?…,Bizim vahşi olmamız…Biz vahşi onlar medeni imiş…Harpte bir çok insan öldürmüşüz. Anlaşılmış ki müstakil devlet kurmak kudret ve liyakatine malik değilmişiz..“(bkz.Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber,c.I.Cemal Kutay,Kazım Dirik’in anlatımından, millet dergisi,sayı 45,1946. Alemdar gazetesi,17 Mayıs 1919 sayısı. Erdal Aydoğan, Samsun’dan Erzurum’a Mustafa Kemal). Bağımsız Kürdistan’ın ortaya çıkmaması adına Erzurum’a gönderilen M.Kemal ve Kazım Dirik gibi Türkçü kadrolar,1925 ve sonrasında ortaya çıkan soykırımlara zemin hazırlayarak, Kürtlerin yaşadığı alanlarda etnik temizlik hareketlerini başlatmışlar idi. İngiliz yöneticilerin izniyle, ingiliz kontrol dairesinin tetkik ve pasaport dairesinin 15 Mayıs 1919 tarihli mührü ile ingiliz mümessili John Bennett’in 16 Mayıs tarihli imzasıyla Samsun üzerinden Kürdistan’a yollanan M.Kemal ve Albay Kazım Dirik, ingilizlerin kontrölünde Erzurum kongresine Kürtlerin katılımını sağlamışlardı. (bkz. Miralay Mehmet Arif, Anadolu inkılabı, milli mücadele anıları (1919-1923). Aslında İngiltere merkezi yönetimi,Kürdistan’ın paylaşılması konusunda Türkçü-İttihatçıların lider kadrolarıyla Almanya’da anlaştıktan sonra, onların talimatlarıyla, onların İstanbul’daki yönetici subaylarını 1919’da resmi yollardan Kürdistan’a yollayarak,bir yönüyle kurulacak bir Kürt devletinin kuruluş ihtimalini engellemeye çalışıyordu.

Kazım Dirik, Eylül 1919’dan itibaren Erzurum’da Kürtleri kontrol altında tutmak için „Erzurum müstahkem mevki komutanlığı,Erzurum Vali vekili ve 15.kolordu komutanlığı vekilliği gibi görevlerle Kürtleri ve Kürt aşiret reislerini Türk unsurun denetimine kanalize etmeye çalışıyordu. Örneğin:1920’lerin başlarında Kürtlere yönelik açılmak istenen Şark cephesinde iaşe, mühimmat, teçhizat, nakliyat gibi menzil işleri de Erzurum’da mevki müstahkem kumandanı olarak görev yapan albay Kazım Dirik’e verilmişti. (bkz.Şevket Süreyya Aydemir,Tek Adam Mustafa Kemal (1919-1922). Kazım Dirik’e bu görevin verilmesinin sebebi; 1915’ten sonra Kürdistan’da, Kürt ve Ermenilere yönelik gerçekleştirilen tehcir olaylarında edindiği soykırım tecrübelerine dayanıyordu. Örneğin;Birinci dünya savaşı sırasında (1916-1917) Konya ve cıvar vilayetlere zorunlu göçertilen Kürt ailelerini sürgün yerinde kontrol etmek ve onların geri dönüş istemlerini önlemek için de 1 Nisan 1922’de Konya menzil müfettişliği görevine atanmıştı.(bkz.Türk istiklal harbine katılan tümen ve daha üst kademelerdeki komutanların biyografileri,genelkurmay harp tarihi başkanlığı.Rıza Nur, Atatürk Kavgası)…….

 

Ali Haydar Koç

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ