Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,31 / Satış: 6,33
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Orta Doğu’da Kürtleri ne bekliyor?

Orta Doğu’da Kürtleri ne bekliyor?
  • 18.11.2015
  • 1.331 kez okundu

anal'z

Müttefik kuvvetlerin Çanakkale çıkarmasının yıldönümüne yaklaşıyoruz.

Britanya, Avustralya ve Yeni Zelandalı birliklerin, hayati önemdeki Çanakkale boğazını kontrol altına alma çabaları berbat bir başarısızlıkla sona ermişti.

Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Türkler yenilmiş ve Osmanlı İmparatorluğu topraklarının büyük bir bölümü galip güçler arasında paylaşılmıştı.

Modern Orta Doğu’nun parçalanmış hatlarını belirleyen, birçok savaştan daha fazla olmak üzere Birinci Dünya Savaşı olmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bölünmesini resmileştirmeyi hedefleyen Sevr Anlaşması bağımsız bir Kürt devletinin en azından ihtimalini tahayyül etmişti.

Vardıkları en yakın yer ise muhtemelen, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden beri yönettikleri, Irak’ın yarı özerk Kürt bölgesi oldu.

IŞİD’in yarattığı durum Kürtlerin lehine mi?

Peki IŞİD’in yükselişi ve Şii hakimiyetinde yer alan, hali hazırda istikrarsız bir konumda bulunan Bağdat yönetiminin zayıflaması Kürtler için ne ifade ediyor?

 

 

 

 

 

Bunu Uluslararası Kriz Grubu’nun Orta Doğu ve Kuzey Afrika Program Direktörü Joost Hiltermann’a sordum.

Bana, daha IŞİD’in gelmesinden önce “Kürtlerin hem kendi bölgelerini hem de tartışmalı bölgeler olarak adlandırılan ve üzerinde hak iddia ettikleri geniş bir alanı da kontrol altına aldıklarını” söyledi.

Hiltermann, “Şimdiye dek IŞİD onlara sadece tartışmalı bölgelerde kafa tuttu ve tüm çatışmalar da bu alanlarda meydana geldi” dedi.

Geniş anlamda bu durum Kürtlerin lehineydi.

Hiltermann, Kürtlerin yeni alanlar kazandıklarını, özelikle de Kerkük kenti ve yakınındaki petrol sahalarını kontrol altına aldıklarını söylüyor ve ekliyor: “Ama barışı kazanamadılar”.

“Kürt olmayan nüfusun Kürt hakimiyetini kabul etmesinin kesin olmaması nedeniyle bu bölgelerde savaşmak bulaşıcı olacak” diyor Hiltermann.

Joost Hiltermann gibi bölgenin düzenli ziyaretçilerinden olan, ABD’deki Lehigh Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler profesörü Henri Barkey ise kısa vadede, IŞİD’in yükselişinin Kürtlerin tartışmalı bölgeler üzerindeki hak iddialarını sağlamlaştırmasını sağladığını kabul ediyor.

 

 

 

Bununla birlikte Barkey’ye göre Irak’ı zayıflamasının Kürtler için mutlak olarak iyi bir şey olmadığını zira onların politik istikrarsızlık ve belirsizlikle ilgili kırılganlığını gösterdiğini söylüyor.

Kürtler denize kıyısı olmayan bir bölgedeler ve bölgesel istikrarsızlık onları; yatırım, ticari ilişkiler, petrol ve doğalgaz ihracatı güzergâhları bağlamında orantısız bir biçimde etkiliyor.

Barkey, ortadaki krizin Kürt ekonomisini zayıflattığını söylüyor.

Barkey’ye göre ayrıca İran’ın Bağdat’ın yanında çatışmalara git gide daha aşikar biçimde müdahil olması Kürtler açısından problemleri alevlendiriyor.

İran bunu yaparak, sadece istikrar olasılıklarına ve refah şansına ileride zarar verecek bir mezhep savaşının önünü açmayı riske etmiyor Barkey’ye göre.

Barkey, bu durumun Kürtleri çatışmaya sürükleme riskini yarattığını da vurguluyor.

“Coğrafyanızdan kaçamazsınız” diyor Barkey.

‘İran, Irak’ta kalıcı siyasi faydalar peşinde’

Barkey’ye göre çok açık ki İran, savaştaki giderek artan doğrudan rolünü, kalıcı siyasi faydalara dönüştürme niyetinde.

Dahası, Hiltermann bana, İran’ın krize giderek daha fazla dâhil olmasının Kürtler içi bölünmeleri körüklediğini, böylece Kürtlerin olası bağımsızlığını ertelediğini, bunun da İran’ın stratejik hedefleriyle uyumlu olduğunu söylüyor.

 

 

 

Peki bağımsızlık isteğine ne olacak?

Prof. Barkey “Bağımsızlık fikri yüzeyin hemen altında. Herkes bunun bir seçenek olduğunu biliyor. Ancak buna başvurulmadı ve nedeni belliydi. Kürtler, Irak’ın bölünmesinin nedeni olarak görülmeyi göze alamazlar.”

“Diğer taraflar Irak’ın parçası olmaktan vazgeçtiklerinde bağımsız olacaklar.”

Bağımsızlık ilan edilir mi?

Barkey, o zamana kadar Kürtlerin yapacakları en iyi işin tartışmalı bölgelerdeki etkilerini sağlamlaştırmak ve mevcut kaosu, özellikle petrolle ilgili olmak üzere daha iyi anlaşmalar yapmak için kullanmak olduğunu söylüyor.

Hiltermann ise bağımsızlık özleminin var olmaya ve açık bir şekilde ifade edilmeye devam edileceğini ancak Kürtlerin statüsünde bir süre daha değişiklik olmayacağını söylüyor.

Hiltermann “Kürtlerin gerçekçi bir bağımsızlık şansları yok” diyor.

Kendi aralarında ve ulusal sınırlarla bölünmüş Kürtlerin kaderi diğer bölgesel oyuncular tarafından manipüle edilecektir.

Erbil ve Bağdat’ın her zamankinden daha yakın çalışması Türkiye, İran ve ABD’nin üçünün de çıkarına.

Irak’ın toprak bütünlüğü korku adına feda edilmeyecektir. Zira bu durumda çok daha büyük bir istikrarsızlık meydana gelir.

 

 

 

Birinci Dünya Savaşı bir dereceye kadar Kürt bağımsızlığının önünü açmış olabilir.

Bu savaştan bir asır sonra ise tam bağımsız bir Kürdistan her zamankinden daha yakın bir ihtimal olarak görülüyor.

Çok sayıda güçlü oyuncu ise buna karşı çıkıyor

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ