Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 13,66 / Satış: 13,71
€ EURO → Alış: 15,40 / Satış: 15,46

Orta Doğu’da Kürtleri ne bekliyor?

Orta Doğu’da Kürtleri ne bekliyor?
  • 18.11.2015

anal'z

Müttefik kuvvetlerin Çanakkale çıkarmasının yıldönümüne yaklaşıyoruz.

Britanya, Avustralya ve Yeni Zelandalı birliklerin, hayati önemdeki Çanakkale boğazını kontrol altına alma çabaları berbat bir başarısızlıkla sona ermişti.

Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Türkler yenilmiş ve Osmanlı İmparatorluğu topraklarının büyük bir bölümü galip güçler arasında paylaşılmıştı.

Modern Orta Doğu’nun parçalanmış hatlarını belirleyen, birçok savaştan daha fazla olmak üzere Birinci Dünya Savaşı olmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bölünmesini resmileştirmeyi hedefleyen Sevr Anlaşması bağımsız bir Kürt devletinin en azından ihtimalini tahayyül etmişti.

Vardıkları en yakın yer ise muhtemelen, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden beri yönettikleri, Irak’ın yarı özerk Kürt bölgesi oldu.

IŞİD’in yarattığı durum Kürtlerin lehine mi?

Peki IŞİD’in yükselişi ve Şii hakimiyetinde yer alan, hali hazırda istikrarsız bir konumda bulunan Bağdat yönetiminin zayıflaması Kürtler için ne ifade ediyor?

 

 

 

 

 

Bunu Uluslararası Kriz Grubu’nun Orta Doğu ve Kuzey Afrika Program Direktörü Joost Hiltermann’a sordum.

Bana, daha IŞİD’in gelmesinden önce “Kürtlerin hem kendi bölgelerini hem de tartışmalı bölgeler olarak adlandırılan ve üzerinde hak iddia ettikleri geniş bir alanı da kontrol altına aldıklarını” söyledi.

Hiltermann, “Şimdiye dek IŞİD onlara sadece tartışmalı bölgelerde kafa tuttu ve tüm çatışmalar da bu alanlarda meydana geldi” dedi.

Geniş anlamda bu durum Kürtlerin lehineydi.

Hiltermann, Kürtlerin yeni alanlar kazandıklarını, özelikle de Kerkük kenti ve yakınındaki petrol sahalarını kontrol altına aldıklarını söylüyor ve ekliyor: “Ama barışı kazanamadılar”.

“Kürt olmayan nüfusun Kürt hakimiyetini kabul etmesinin kesin olmaması nedeniyle bu bölgelerde savaşmak bulaşıcı olacak” diyor Hiltermann.

Joost Hiltermann gibi bölgenin düzenli ziyaretçilerinden olan, ABD’deki Lehigh Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler profesörü Henri Barkey ise kısa vadede, IŞİD’in yükselişinin Kürtlerin tartışmalı bölgeler üzerindeki hak iddialarını sağlamlaştırmasını sağladığını kabul ediyor.

 

 

 

Bununla birlikte Barkey’ye göre Irak’ı zayıflamasının Kürtler için mutlak olarak iyi bir şey olmadığını zira onların politik istikrarsızlık ve belirsizlikle ilgili kırılganlığını gösterdiğini söylüyor.

Kürtler denize kıyısı olmayan bir bölgedeler ve bölgesel istikrarsızlık onları; yatırım, ticari ilişkiler, petrol ve doğalgaz ihracatı güzergâhları bağlamında orantısız bir biçimde etkiliyor.

Barkey, ortadaki krizin Kürt ekonomisini zayıflattığını söylüyor.

Barkey’ye göre ayrıca İran’ın Bağdat’ın yanında çatışmalara git gide daha aşikar biçimde müdahil olması Kürtler açısından problemleri alevlendiriyor.

İran bunu yaparak, sadece istikrar olasılıklarına ve refah şansına ileride zarar verecek bir mezhep savaşının önünü açmayı riske etmiyor Barkey’ye göre.

Barkey, bu durumun Kürtleri çatışmaya sürükleme riskini yarattığını da vurguluyor.

“Coğrafyanızdan kaçamazsınız” diyor Barkey.

‘İran, Irak’ta kalıcı siyasi faydalar peşinde’

Barkey’ye göre çok açık ki İran, savaştaki giderek artan doğrudan rolünü, kalıcı siyasi faydalara dönüştürme niyetinde.

Dahası, Hiltermann bana, İran’ın krize giderek daha fazla dâhil olmasının Kürtler içi bölünmeleri körüklediğini, böylece Kürtlerin olası bağımsızlığını ertelediğini, bunun da İran’ın stratejik hedefleriyle uyumlu olduğunu söylüyor.

 

 

 

Peki bağımsızlık isteğine ne olacak?

Prof. Barkey “Bağımsızlık fikri yüzeyin hemen altında. Herkes bunun bir seçenek olduğunu biliyor. Ancak buna başvurulmadı ve nedeni belliydi. Kürtler, Irak’ın bölünmesinin nedeni olarak görülmeyi göze alamazlar.”

“Diğer taraflar Irak’ın parçası olmaktan vazgeçtiklerinde bağımsız olacaklar.”

Bağımsızlık ilan edilir mi?

Barkey, o zamana kadar Kürtlerin yapacakları en iyi işin tartışmalı bölgelerdeki etkilerini sağlamlaştırmak ve mevcut kaosu, özellikle petrolle ilgili olmak üzere daha iyi anlaşmalar yapmak için kullanmak olduğunu söylüyor.

Hiltermann ise bağımsızlık özleminin var olmaya ve açık bir şekilde ifade edilmeye devam edileceğini ancak Kürtlerin statüsünde bir süre daha değişiklik olmayacağını söylüyor.

Hiltermann “Kürtlerin gerçekçi bir bağımsızlık şansları yok” diyor.

Kendi aralarında ve ulusal sınırlarla bölünmüş Kürtlerin kaderi diğer bölgesel oyuncular tarafından manipüle edilecektir.

Erbil ve Bağdat’ın her zamankinden daha yakın çalışması Türkiye, İran ve ABD’nin üçünün de çıkarına.

Irak’ın toprak bütünlüğü korku adına feda edilmeyecektir. Zira bu durumda çok daha büyük bir istikrarsızlık meydana gelir.

 

 

 

Birinci Dünya Savaşı bir dereceye kadar Kürt bağımsızlığının önünü açmış olabilir.

Bu savaştan bir asır sonra ise tam bağımsız bir Kürdistan her zamankinden daha yakın bir ihtimal olarak görülüyor.

Çok sayıda güçlü oyuncu ise buna karşı çıkıyor

Gravürlere Yansıyan Kürdler
Toplumların kültürel hafızasını ayakta tutan birçok faktör vardır. Güzel sanatlar, gastronomi, folklor, müzik, dans, edebiyat, sözlü anlatım, ritüeller ve mimari...
Bir Çarpıtmanın Anatomisi: Ehmedê Xasî Örneği
Ehmedê Xasî’nin 1899 yılında Osmanlı döneminin Eğitim Bakanlığı olan Maarif-i Umûmiye Nezareti tarafından Diyarbekir’de basılmış Mewlidê Kirdî adlı eseri Zazakî Kürdçesiyle yazılmış...
Katran-ı Tebrizi; Kürt Rewadi ve Şeddadi Devletlerinin Saray Şairi
Katran-ı Tebrizi, 11. yüzyılın tanınmış bir şairidir. Rewadi devletinin başkenti Tebriz’e yakın Şadiabad köyünde doğdu. Bütün yaşamını iki Kürt devletinde; Şeddadilerle Rewadilerde geçirdi. Bu...
Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ