Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,69 / Satış: 6,71
€ EURO → Alış: 7,22 / Satış: 7,25

Said-i Kurdi Şeyh Said İlişkileri

Said-i Kurdi Şeyh Said İlişkileri
  • 18.11.2015
saido
Bediüzzaman Said-i Kürdi’nin Şeyh Said Ayaklanması’ndaki  Tutumu
1918″de, dağılan Osmanlı İmparatorluğu içinde bulunan bir grup Kürt aydını, Danıştay Başkanı Seyid Abdülkadir önderliğinde Kürdistan Teali Cemiyeti”ni kurar. Bu cemiyetin kurucuları arasında, fikirleri birbirine zıt isimler de bulunuyordu. Bunun en ilginç örneği ise batıcı  Kürt aydın Abdullah Cevdet ile Müslüman Kürt aydını Said-i Kürdi”dir.[1]
Farklı düşünceleri ve kişiliği ile dikkatleri üzerine çeken ve o dönemde imzasını ?Said-i Kürdi?, zaman zaman Said-i Nursi olarak atan ?Bediüzzaman? İslam birliğini savunmuştur. Said-i Nursi mütareke yıllarında İngiliz oyunlarını boşa çıkarmaya çalışmış ve milli mücadeleyi desteklemiştir. İngilizlerin İstanbul işgalini ?Hutuvat-ı Sitte? risalesiyle protesto etmesiyle Ankara”nın dikkatini çekmiş, Haziran 1922″de Ankara”ya gelmiş ve milletvekillerine yönelik bir beyanname yayınladığından dolayı M. Kemal Paşa ile arası açılmış, Nisan 1923″te Van”a geçmiştir.
Van”a geldiği tarihten Şeyh Said ayaklanmasına kadar Erek Dağı”nda inzivaya çekilip ilimle meşgul olmuştur. Ayaklanma sonrası Said-i Kürdi, Erek Dağı”ndan alınıp Sinop üzerinden İstanbul”a getirilir. Yapılan sorgularda ?varsa bile? ayaklanma ile ilgisi tespit edilemez. Buna rağmen Said-i Kürdi önce Antalya”da sonra Burdur”un Barla Nahiyesi”nde mecburi ikamete tabi tutulur.
Said-i Kürdi, ayaklanma ile ilişkisi tespit edilememiştir, ancak onun bu olayı nasıl değerlendirdiği önemlidir. Çünkü bu değerlendirmeler, Said-i Kürdi”nin, Şeyh Said  ile ilişki içinde olduğunu ortaya koyar ki ona sonra değineceğim.
Said-i Kürdi”nin ayaklanmayı nasıl değerlendirdiği sorusuna cevap açıkça bulunmaktadır. Risale-i Nur Külliyatı”nın bazı taraftarları elinde ?ehlileştirildiği?, belgelerin tahrif edildiği görülmektedir.[2]
 Bediüzzaman”ın Görüşleri Nasıl Çarpıtıldı ?
Said-i Kürdi”nin Şualar”ında  10 maddelik olan bir bahsin 9 ve10. maddelerinde bazı mülahazalarda noksanlaştırmaya gidildiğini, oysaki elyazması nüshasındaki 10 maddede Bediüzzaman”ın ?Şeyh Said ve rüfekası hakiki şehidlerdir? denilmekle beraber, bununla çelişen bir kanaati Nurcu geçinen bazı çevrelerin eserlerinde görmekteyiz.[3] Yıllardır Said-i Kürdi”nin, Şeyh Said ayaklanması hakkındaki kanaati olarak gösterilen bu görüşe göre, Said-i Kürdi tarafından, Şeyh Said”e gönderildiği iddia edilen bir mektupta şöyle dediği rivayet edilir.
?Yaptığınız mücadele kardeşi kardeşe öldürtmektir, neticesizdir.  Çünkü Türk Milleti bin yıl millete bayraktarlık etmiş, dini uğrunda yüz binler, milyonlar ile şehid vermiş ve milyonlarla veli yetiştirmiştir. Binaenaleyh kahraman ve fedakar İslam savunucularının torunlarına yani, Türk Milleti’ne kılıç çekilmez ve ben de çekmem.?
Said-i Kürdi ise bunu şöyle açıklıyor: ?Eski harbi umumiden biraz evvel ben Van”da iken bazı dindar ve muttaki zatlar yanıma geldiler. Dediler ki: bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor, gel bize iştirak et. Biz bu reislere isyan edeceğiz.  Ben de dedim: o fenalıklar ve o dinsizlikler o gibi kumandanlara mahsustur. Ordu onun ile mesul olmaz. Bu Osmanlı ordusundan belki yüz bin evliya var. Ben bu orduya kılıç çekemem. Ve size iştirak etmem. O zatlar benden ayrıldı, kılıç çektiler. Neticesiz Bitlis Hadisesi vücuda geldi. Az zaman sonra harbi umumi patlak verdi. O ordu din namına iştirak etti. Cihada girdi. O orduda yüz binler şehid ve evliya mertebesine çıkıp, beni o davamda tasdik edip kanlarıyla velayet fermanlarını imzaladılar.?[4]
Said-i Kürdi”nin Şeyh Said Ayaklanması”na karşı olduğunu söyleyenler bu sözleri kanıt olarak gösteriyorlar. Oysa ki bu sözler, Osmanlı ordusu için söylenmiştir. Şeyh Said Ayaklanması ile hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü Said-i Kürdi burada Bitlis Ayaklanması”ndan bahsediyor. Açıkça Harbi Umumi”den (I. Dünya Savaşı) bahsedilmektedir ve Şeyh Said ile hiçbir ilgisi yoktur.
Said-i Kürdi”nin Şeyh Said  Ayaklanması”nı desteklediğine dair canlı şahidler de vardır. Bunlardan biri olan Şeyh Said”in torunu A. Melik Fırat, Isparta’da gözetim altındaki Bediüzzaman’ı ziyaret eder. Said-i Kürdi, Şeyh”in torununa şöyle der: ?Ben, birader-i azamım Şeyh Said Efendi”nin hayfını (öcünü) aldım?.[5]
Şimdiye kadar iki Said (Saideyn) arasındaki günyüzüne çıkmamış ilişkisini Abdulillah Fırat Dava Dergisi”nde anlatmaktadır.
Said-i Kürdi Ankara”ya geldiğinde Şeyh Said”in oğullarından Şeyh Ali Rıza ve Şeyh Selahaddin ile görüşmek istediğini belirtir. Bunun üzerine Said-i Kürdi, kaldığı Beyrut otelde ziyaret edilir. Bu ziyarette hazır bulunan Abdullilah Fırat, Said-i Kürdi”nin Şeyh Said ve kıyamına bakışını gösteren şu sözleri nakleder:
Bediüzzaman”ın Şeyh Said Ayaklanması”na Bakışı
??Üstad Melle Said-i Kürdi, Şeyh Said Efendi ile olan görüşme konusuna girdi. Şeyh Said Efendi ile yaptığımız mektup alışverişinde 15 Gulan 1924 (Gulan Kürtçe”de mayıs ayıdır. O zamanki Kürtler tarafından kullanılan Rumi aylar ile miladi aylar arasında 13 gün fark vardı, Miladi 28 Mayıs)’te görüşecektik. Kararlaştırılan zaman geldi, Erzurum”da Şeyh Said Efendi”nin bildirdiği adrese gittim. Şeyh Efendinin ne zaman geleceğini sordum… Köşke giderek kendisiyle görüşmem nasip oldu… İlk intibaım;  birader-i azamım Şeyh Said Efendi”nin çok büyük bir hatip olduğunu, ileriye matuf kıyam hareketleriyle ilgili çok beliğ ve edebi bir üslupla beni ikna etmeye çalıştığını gördüm… Size nasıl yardımcı olabilirim diye sordum. O da, zat-ı aliniz Kürdistan’da büyük bir şöhret sahibisiniz, medrese ulemalarının size kaşı büyük bir saygıları var. Tarikat şeyhleri size karşı bir haset içinde değiller. Halbuki bana karşı bir haset içinde olduklarını hissediyorum. Bunları bir türlü ikna edemiyorum. Zat-ı alinizin Kürd ağaları ve Xews-ı Hizan ailesine bağlı tekke şeyhleri ve medrese ulemaları üzerinde büyük bir sevginiz var. Ayrıca Kürd aşiretleri de sizi Kürdistan”ın mütebahhir ulemalarından kabul ettikleri için özel bir sevgiyle size bağlıdırlar. Manevi nüfuzunuzu kullanarak yapacağımız kıyam hareketinde yardımlarınızı bekliyorum…. Gelecek sene Nevroz günü Diyarbakır”da buluşmamız hususunda geniş tabanlı bir istişare yapmanız dileğiyle ben Ağrı üzerinden gideceğim… Birkaç gün sonra birbirimizden ayrıldık?.[6]
Bediüzzaman, Şeyh Said Ayaklanması”na Neden Katılamadığını Açıklıyor
Bu konuşma gösteriyor ki 28 Mayıs”ta Said-i Kürdi, Şeyh Said ile buluşuyor, ayaklanma fikrini dinliyor. Ayaklanmanın başlamasından, 3 Mart İnönü Hükümeti’nin kurulup Şeyh Said”in yakalanmasına kadar bir buçuk ay geçmiş olmasına rağmen, Erek Dağı”nda bulunan Said-i Kürdi”nin neden ayaklanmaya katılmadığı konusuna da şöyle açıklık getiriyor:
Girişim Dergisi”nden yapılan aktarmada; Said-i Kürdi, Şeyh Said”in oğullarına şöyle der: ?Kardeşim Şeyh Said kıyama başladığı zaman Van”da mağarada idim. Kendisine bir mektup yolladım. Mektubumun cevabını alamadan duydum ki kardeşim Şeyh Said yakalanmıştır. Mağaradan yakalayıp sürgüne gönderdiler. Altı yıl süre ile dizlerime vurarak esef çekip memleketimizde fiili olarak yapılan mukaddes cihaddan mahrum kaldım?. Malmisanıj eserinde, Said-i Kürdi”nin, Şeyh Said Ayaklanması’nda aktif bir çabasının olmadığını, onu için önemli olan ?uhrevi hayattır? diyor. Bu görüşünü Van milletvekili Kinyas Kartal da anılarında; Said-i Kürdi”nin ikazıyla Van ayaklanmaya katılmamıştır, şeklindedir. Ancak bu bilgiyi destekleyen başka bilgilere ulaşamadığımızdan, bu hatıraya dayalı bilgi zayıf görülmektedir.
Ş.Şakir Eroğlu
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
Cumhuriyet Dönemi Asimilasyon Politikaları: Siirt, Muş, Bitlis ve Van
  ”Asimilasyon olgusu, son iki asrın en büyük cinayetidir! Bu asimile olmuş taklitçiler ise ne kadar gülünç cinayetlere sebep olmuşlardır,...
Kurdolog Bazil Nikitin’den Times’e ”Dersim Harekatı” Eleştirisi
Bugünkü ‘’Cumhuryet’’ gazetesi, uzak şarkın vaziyeti hakkında bir makale neşrederek uzak şarkın o kadar uzakta olmadığını ve diğer Asya memleketlerinin...
Mîrza Seîd – Kurdê Yekem Li Swêdê (1893)
Ev lêkolîna jêrîn ji du beşan pêk tê. Di beşa yekem de jîyana Mîrza Seîd bi tevayî û di beşa...
Fransızca Çizgi Anlatımda Bitlis ve Kürdler  
Bitlis’in tarihteki konumu ve önemi üzerine yüzlerce makale, anlatım ve arşive denk gelmişimdir. Hepsinde de özellikle iki önemli siyaset adamının...
Bir Askerin Günlüğü ‘Dersim Soykırımı’
Çalışmalarını Almanya’da sürdüren tarihçi Zeynep Türkyılmaz Dersim’de 1938’te devlet eliyle yaşatılan vahşete dair önemli bir belgeyi paylaşıyor. Harekata katılan bir...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ