Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 3,93 / Satış: 3,95
€ EURO → Alış: 4,66 / Satış: 4,68

Seçimler, Türkiye ve Bitlis

Seçimler, Türkiye ve Bitlis
  • 18.11.2015
  • 692 kez okundu

 

-ARŞİV- Sosyolog Yaşar Abdulselamoğlu ; Türkiye ve Bitlis seçimlerini değerlendirdi;

 

 

 

 

 

Seçimler Türkiye’de köklü siyasal bir değişimi ortaya koymadı. AK Parti seçimleri kazandı. Vatandaş daha iyi bir alternatif görmedi. Ekonomik “sağduyu” ile karar verdi. “Yolsuzlukla” mücadeleyi, bir dizi izler gibi merak ve şokla izledi, ama, senarist ve yapımcıların “iyi rol” aktörleri olduğuna kanaat getirmedi. “Yolsuzluk” dizisi Türkiye’deki herhangi bir TV dizisi kadar etki yarattı, sonuçta, “Çalan, ama diğerlerinden farklı olarak bize de bir şeyler veren” AK Parti’ye yeniden şans verdi.

Bu sonuç, bir hükümet krizi yaratmadı, yeni bir alternatif potansiyeli ortaya koymadı, ancak, sayıların arkasındaki toplumsal dinamiklerin sosyolojisinde gizli şeyler de vardır.

AK Parti’ye, hem kazandıran, hem de kaybettiren şey, seçimleri Genel oy ve onaya dönüştürme stratejisi oldu; AK Parti’nin “yolsuzluğunun onaylanması” olarak alıgılanan bu strateji, onun şehircilik politikasından beklentisi olanları karşıt bir tercihe teşvik etti. AK Parti başta, İzmir olmak üzere bir çok yerde bu sebeple olası şanslarını kaybetti. Ancak, aynı strateji, Türkiye çapında “alternatif olmayışından” ötürü kazandırdı.

AK Parti’nin alternatifinin olmayışı ileriki dönemde demokrasiyi nasıl etkileyeceği, otoriteryan muhafazakar politikaya etkileri sorunu tartışılacaktır, ancak, seçimin en büyük kayıp edeni olan “Cemaate”, onun “ahlak ve dinimizin” yegane garanti olmadığı açık bir şekilde gösterilecektir. Cemaat-Cemiyet arası siyasal gerginlik hiç bir şekilde azalmadan, ama Cemiyet’in kendisine daha büyük bir güveni ile, lehine devam edecektir.

HDP, “barışın diğer aktörü” olarak beklenen “büyük başarıyı” gösteremedi. HDP’ye harcanan enerji ve güç boşa gitti. HDP’nin almış olduğu destek BDP’nin normalde Türk şehirlerinde Kürt nüfüsten geçmişte almış olduğu oyların altındadır. HDP projesi seçimlerden sonra daha da kabul edilmez hale gelebilir. “Türkiyelileşme” projesi ve onu temsil eden aktörler samimi bulunmadı, kimliksel melezleşme söylemine toplumsal karşılık verilmedi.

Osman Baydemir ve Leyla Zana İstanbul’dan aday olsa idiler; Sırrı Süreyya’dan daha fazla oy alacaklardı!

Sonuçlar, Kürt siyasi hareketini sevk ve idare heveslerindeki “Türk solcu dostları” daha mütevazi beklentiler içinde olmaya, kürt davası için daha samimi ve içten desteğe çağırmıştır.

BDP’nin en büyük başarısı Bitlis’tir.
Viran Bitlis Kürt siyaseti için inşa gücüne sahiptir. Bitlis bölgesine, uzun yıllar tahkim edilen stratejik taşeron rol büyük bir darbe almış, Bitlis şehir toplumu önemli psikolojik bir bariyeri aşarak Bölgeye farklı bir siyaset kültürü sağlamak için imkan elde etmiştir. “Barış” asıl Bitlis’te BDP’ye yaramıştır. Devletin Türkçülük Taşeronculuğunun Bitlis’te ilk kez böyle bir darbe almasının sebepleri arasında AK Parti’nin, Belediyeleri BDP’nin ellerinde tuttuğu şehirlerden farklı olarak Bitlis’te Kemalist İnönücü Bitlis modelini, salt ekonomik argüman ve manipülasyonlarla sürdürmeye devam edip promosyon olarak “türklüğü” bölgeye taşımaya devam etmesi olmuştur.

Ancak, sayıların arkasındaki sosyolojiyi iyi okumak gerekir. Bitlis bölgesinde, yorumlandığı şekilde “cemaat” oylarını BDP’ye aktarmamıştır. Muhafazakarların oylarında bir düşüş de söz konusu değildir. Bir seçim temel ideolojik göstergelerde ciddi bir dönüşüm olmadan da farklı siyasi tercihlere sebep olacak imkanlara sahiptir. AK Parti bu kez Bitlis bölgesinde, geçmişte “ekonomik” promosyonlarla sağladığı tercih imkanlarını bu kez sağlayamamış, Hüda-par, saadet partisi, Demokrat parti gibi geri kalan muhakazakarların oylarının belli ölçüde parçalandığı yerlerde BDP ön plana geçmiştir. BDP’nin, geçmiş yerel seçimden farklı olarak bu seçimdeki başarısını iki temel etmene bağlamak gerekir; birincisi, 5 yıl içinde bölgede genç nüfusta ki, bu genç kategori “ekonomik gerekçelerden” daha ziyade, kimliksel ve sosyal adalet söylemleriyle daha güçlü bir motivasyon içine giriyorlar, oynamaya başladığı yeni rol ve AK Parti’nin “satın alma yolu” ile başardığı manipülasyonu bu yıl istediği ölçüde başarma imkanlarından, gene büyük ölçüde BDPli gençlerin bölgede oyandıkları rolden dolayı uygulayamamış olmalarından kaynaklanıyor. Gerek bu pratiğin rüsva edilmesi ve gerekse bu uygulamaya karşı gençlerin büyük bir takip ve uygulamayla izin vermemiş olmaları AK Partinin taşeroncu manipülasyon pratiğini işlevsiz kılmıştır. Eski aşiret “soyluluğuna” atıfta bulunan bazı “mala fılankeslerin” onurlarının nihayet, daha fazla rencide olmasını, ve daha fazla itibar kaybı yaşamak istemedikleri için bu kez “kendilerini satmaktan” vazgeçmek zorunda kalmış ollmalarını da eklemek gerekir.

Temel muhafazakar eğilimlerde ciddi bir dönüşümün olduğu söylenemese de, özellikle, gençliğin büyük bir çaba ve etkisiyle BDP’nin Bitlis Bölgesinde sağlamış olduğu seçim başarısı bölgenin dönüşümü için kendi içinde büyük bir dönüşüm imkanına işaret etmektedir. Bu dönüşümün sağlanması artık bundan böyle ortaya konulacak pratik ve anlayışa bağlı olarak yol alacaktır.

Bitlis Merkez, Xelat, Motkan, Hizan, Norşen… Tüm Bitlis Bölgesinde taşeroncu siyasi gelenek büyük bir darbe almıştır. Türkçü devlet zihniyeti Kurdistan’da başka bir model arayacaktır, bu başarı taşeroncu sahte kimlik dayatmasına karşı büyük bir gayret gösteren Bitlisli gençliğin başarısıdır.

Temel muhafazakar eğilimde sosyolojik bir değişiklik olmamasına, Ak Parti üzerindeki spekülasyonlara ragmen, AK Parti Kürdistan’da varlığını güçlü bir şekilde muhafaza etmiştir. Bunu, yukarıda belirtmiş olduğumuz “ekonomik sağduyu”na ek olarak, Kürtler içinde, özellikle BDP’nin ana akım olduğu yerlerde AK Parti’nin izlemiş olduğu “Kürtçü politikaya” ve “Barış’ın Aktörü” imgesini muhafaza ediyor olmasına bağlayabiliriz. Ak Parti Diyarbakır, Batman, Mardin, Van gibi yerlerde yüksek oranda oylar almıştır ve bu yerlerde muhafazakar değerler, ekonomik gerekçeler yanı sıra “Kürt aidiyetli” görünümlerin de etkisi büyük olmuştur.

Seçimlerin önemli bir göstergesi de olası bir “Kürt AK Partisi” terchinin imkanlarının neler olduğunun açığa çekmemiş olmasıdır. Bu durum Kürt kimlikli bazı muhafazakar Kürt siyasi projelerinin beklentileri açısından seçimler önemli bir beklenti idi; ancak ne Hüda-par’ın aldığı düşük temsiliyet durumu, ve nede Ak Parti’nin Kürtler içinde kendisini koruyan oy oranı böyle bir bekletinin sosyolojik karşılığının ne olduğunu bize gösterememiştir. Bu konuda, belki de tek açık durum şudur; Hüda-par süpriz yaratmamış ve hatta normal öngörülerin çok altında bir temsiliyet göstermiştir. Hüda-par’ın seçim süprizini gizlice bekleyen bazı Kürt kimlikli muhafazakar siyasi projelerin tekrar kendilerine dönmeleri seçimin yaratacağı sonuçlar arasında olacaktır.
AK Parti’nin Kürt seçim bölgelerinde göstermiş olduğu başarı, BDP’nin herşeye rağmen “ulusal ölçekli bir temsiliyeti” sağlayamama durumu, hüda-par, hak-par gibi partilerin başarısız durumları Kürtler içinde güçlü alternatif siyasi parti ihtiyacını ortaya koymuştur. Kürdistan’ın statüsünün belirlenmesi, kürtlerin siyasi iradelerinin özerk ve özgür bir şekilde ve plural parti sistemi içinde Kürt partileri tarafından temsil edilmediği şartlarda imkansızdır. Statüye sosyolojik meşruiyet kazandıran toplumsal ve siyasi gösterge kürtlerin demokratik plural bir parti sistemi dahilinde savunulması durumudur.

Türkiye’nin ve Kürtlerin en büyük sorunu güçlü muhalefet sorunudur. Bu nedenle, Kürtler ve türkler içinde ana akım iki hareketin yeniden kazanması ile esas sorun tekrar muhalefet içerisindedir. Muhalif olanlar temsiliyet krizi içindedirler. Bu kriz derinleşecektir. Ana akımların gücü, kendi doğruları değil, muhaliflerinin yanlışları ve zaafiyetleridir.

Seçimler ve şehirleşme

Seçimler siyasi hassasiyetin arttığı, siyasi hasatın toplandığı dönemdir. Yerel seçimler yerel siyasetten dolayısıyla şehir’i, şehirleşmeyi gündemin konusu etti. Yerel seçimler döneminde şehrin, şehirleşmenin sorunlarını konuşmak nasıl bir şehir’de yaşamak istediğimiz konusunda düşüncelerimizi ortaya koyma ihtiyacını hissetirdi.

Şehir ve şehrin sorunları bizim gündelik yaşamda varolama, yaşam kalitesi sorunumuzdur.

Asırlar boyu tarihi olan bir şehir için yeniden şehirleşme sorunu nasıl anlaşılmalıydı? Neden ve nasıl bir şehirleşme? Bu tartışma aslında modern toplumun inşası tartışmasıdır.

Şehir, ne kadar uzun bir geçmişe sahip olursa olsun, günümüzün modernleşme, küreselleşme ekseninde doğru bir şehirleşme anlayışına sahip değilse, taşrasallaşır, köyselleşir ve dolayısıyla şehir olma özelliğini kaybeder.

Siyaset ve şehir
Kürt şehirleri, genel olarak, iki asırdır yıkımı yaşıyorlar. Kürt toplumunun sorununu aslında bir şehir sorunu olarak da okuyabiliriz. Devletçi Türk modernleşme projesi Kürt şehirlerindeki nispi özerkliği zorla ortadan kaldırmış, kürt toplumsalının kendi doğal mecrasında gelişmesini bozarak kürt şehirlerinin kendi toplumsal dinamikleri çerçevesindeki modernleşme eğilimlerini tahrip etmiş ve sahiliği olmayan ve dolayısıyla birey ve toplulukların içselleştiremedikleri bir varoluş kültürlerini tahkim etmeye çalışmıştır.

Devletçi Türk Modernleşmesinin Kürt toplumundaki –şehirlerdeki sosyal öznelerin önünü alarak kurgulamaya çalıştığı “medeniyet” Kürt şehirlerinde gerilemeye, anomalik dağılma ve geri çekilmelere sebep olmuştur.

Klasik sosyoloji’de şehir, modern toplumu inşa etmenin arenası olarak otonom, özgür bireylerin şehir kardeşliği kültürüyle oluşturdukları vatandaşlar topluluğunun, ticaretin, ekonominin, hukukun hakim olduğu bir alandır. Yeni bir siyasal ve toplumsal akıl ile yeni bir şehir siyasetinin bölgemizde gerçekleştirilme şansları bugün daha fazla olmuştur.

Etiketler: / / /

Xelil Xeyali’nin Kürt Dili Üzerine Görüşleri
“Yayın yöntemi”ne ilişkin görüşü ikinci yazıya bırakmıştım. Fakat bu yönteme ilişkin ayrıntılı bilgiler vermeden önce onun temelini oluşturan bazı işlerden...
Bitlis Beyliği’nin Statüsü,Rolü ve Önemi – Araştırma
Mela Mahmud Beyazidi; “Yabancı devletler, Kurdistan’ı işgal edebilmek için, herşeyden önce, Bitlis Beyliği’ni zapt etmeye yeltenmişlerdir.”        ...
1838’in Bitlis’i ve Southgate’in Kürd Şerif Bey ile tanışması
Bu çeviri, Amerikalı Misyoner rahip Horatio Southgate’in 1838 – 1839 yılları arasında Bitlis’ten geçerken tuttuğu notların İngilizce aslına sadık kalınarak...
Said Nursi’de Özgürlük Söylemi
  Gençken içine girdiği ilim dünyasında özgürlüğü bir hayat biçimi olarak benimsemiştir. İlk hayatı hocaları ile olan serüvende onun düşüncelerini...
Kırd,Kırmanc, Dımıli veya Zaza Kürtleri
Bazı illerde ise denebilir ki sadece birer ilçenin sınırları içinde Dımıli lehçesi konuşulur. Semsûr’un Alduş (Gerger), Ruha’nın Sêwreg (Siverek), Bedlis’in...
Kerkük Kan Ağlıyormuş
“Kerkük, Kürdistan´ın bir parçasıdır. Oradaki Türkmenler, Kürtlere sığınmış muhacir ve sığınmacılardır. Kerkük, Azerbeycan´da bir kent değil ki Türk´ü kan ağlasın....
Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası
  Bediüzzaman Saidê Kurdî Henüz 30 yaşlarında Van’dan İstanbul’a gidip Fatih’te bulunan Şekirci Hanı’na yerleşiyor. Ve odasının kapısına bu yazıyı...
Pîyesa ‘Bîdlîs’ ya Wîllîam Saroyan
Ehmed Kurd nîne, ji hindikayî (kêmhejmaran) ye, ango ji tirkan. Lê ferqa wî ew e ku xwediye loqonteyek e. Ji...
Başkan Barzani’den Açıklama
Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, Irak ve Haşdi Şabi güçlerinin Kerkük ve Kürdistan’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.      ...
Vasa’yı kurtarmak, Hasankeyf’i öldürmek
On milyonluk nüfusu ile bir İskandinav ülkesi olan İsveç’te 1700’e yakın müze bulunmaktadır. Bu müzelerden dünyanın ilk açık hava müzesi...
Mam Celal Talabani Vefat Etti
  Irak eski Cumhurbaşkanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Genel Sekreteri Celal Talabani’nin vefat ettiği bildirildi.        ...
Kürtler o bayrağı neden salladılar?
Hem Bağdat rejimini, hem İran’ı hem de ümmet dayanışmasını göremedikleri Arapları sinir etmek isteyen, milliyetçiliği dindarlığından güçlü bir Kürt’ün, Kürdistan...
Tarihte Kerkük ve Kürtler
  Kerkük tarihine kısaca bir bakalım; Arkeolojik kazılar sonucunda Kerkük’te 28 bin yıl önce Neandertallerin yaşadığı kanıtlanmıştır. Şehir bir çok...
Yol Ayrımı; Askeri Uçak ve Milletin Özgür İradesi
  Irak, denilen devlet 1926 yılında Gertrude Bell’in Kral Faysal ile misterik aşkının imkansız çocuğu olarak dünyaya geldi. Irak bir...
Lozan, Ankara ve Sevr Antlaşması
    Türkiye Lozan ve Ankara kartını Uluslararası topluma ve Kürtlere gösterirken, Sevr antlaşmasından neden söz etmez? İşte, Lozan, Ankara...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ