Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 3,85 / Satış: 3,86
€ EURO → Alış: 4,54 / Satış: 4,55

1914 Bitlis İsyanı – Ruslar, Ermeniler ve Kürdler

1914 Bitlis İsyanı – Ruslar, Ermeniler ve Kürdler
  • 19.11.2015

1914 Bitlis İsyanı - Ruslar, Ermeniler ve Kürdler

 

 

’Çatırdayan İmparatorluklar’ adlı çalışmasında 1908 – 1918 yıllarını ve Osmanlı – Rus savaşını ele alan Michael Reynolds, kitabında Bitlis İsyanı’na, Rus – Ermeni – Kürd ilişkilerine de detaylı bir şekilde yer vermiştir.

 

 

Bu çeviride kitaptaki anlatımın aynısına sadık kalınılmıştır.

Çeviri: Baran Zeydanlıoğlu

Çatırdayan İmparatorluklar –  Michael Reynolds

 

Kürd ve Ermeni liderler değişik zamanlarda, birlikte uzlaştırıcı ilişkiler kurmaya çalışmışlar ve hatta Osmanlı’ya karşı ortak bir cephe açma girişiminde dahi bulunmuşlardı. Ancak bu çabalardan hiçbiri herhangi somut bir sonuca ulaşmadı. Kürdlerin ve Ermenilerin temel özlemleri birbirlerinden çok uzak olmakla beraber, aksine birbirlerinin zıttıydılar. Bu iki taraf arasındaki çekişme, bölgedeki gerginliğin temel kaynağıydı. Öyleki, Abdulrezzak’ın kendisi 1913 yılında, kendi Kürdlerini ’zengin ancak ahlaksız Ermenilere’ karşı silahlanmaya ve harekete geçmeye ikna etmişti.  Bir Rus konsolosu ’Ermeni Sorunu’ aslında ’Kürd – Ermeni Sorunudur’ diye yazmıştı, ki bunu da Türklerin hakimiyetinin yetersizliği ve zayıflaması sırasında, Ermenilerin Kürdlerden dolayı zorluklar çektiğine atıfta bulunarak yazmıştı (bu durumun bilinçli ve planlı mı olduğu yoksa aksi mi olup olmadığı da ayrı bir soru). Rus yetkililer kendi reform projelerini haklı çıkartmak için ikili denge politikası uyguluyorlardı. Yani Avrupalılara, Ermenilerin Kürdlerin tehtidi altında olduklarını lanse ederken, kendi (Rus) halklarına da Ermenilerin bir tehtid olduğunu aşılıyorlardı.

Bitlis İsyanı

Osmanlı ve Rus yetkililerinin Ermeni reform anlaşmasını imzalamalarından tam bir ay sonra, Mela Selim Efendi El-Hizani adında bir Kürd,  Osmanlı Hükümeti’ne karşı Bitlis civarında bir genel isyan ilan etti. Mela Selim, Osmanlının Kürdleri silahsızlandırma ve ülkeyi yabancılara satma politikalarından dolayı, Osmanlı İdaresine son vermek ve şeriatı uygulamak icin isyan başlattı. İttahat ve Terakki Partisi’nin yükselişi ve 1908’deki anayasanın yenilenmesi girişimleri, Kürd toplulukları arasında, İslam Hukuku talebinin giderek popular olmasına neden olmuştu. Van valisi Tahsin Bey, Mela Selim için ‘ cahil bir bağnaz’ tanımlamasını kullanırken, isyan girişimini de ‘ yobaz ayaklanması’ diye adlandırmıştı.  İsyancıların şeriat çağrıları, her ne kadar onların yasal talep ve istek çıkışları gibi görünse de, aslında Hristiyanların iktisadi yükselişlerini ve geleneksel hukuki itaatkarlıklarının azalıyor olmasını, bir tehlike olarak gördükleri ile de alakalıydı.

 

Mela Selim’in isyan çağrılarının destek bulması bölgedeki Hristiyanlar arasında paniğe neden oldu. Daha önceki tecrübelerinden dolayı, Bitlis’teki  Ermeni ve Asurilerden çok azı Mela Selim’in verdiği ’güvendesiniz, size bir şey olmayacak’ sözüne inanıyordu. Van valisi Tahsin bey hemen İstanbul’a haber salarak, Bitlis valisinin yetersizliği ve bölgedeki birliklerin orada olmamasından dolayı, eğer hükümet anında müdahale etmezse ‘ bir Kürd Sorunu çıkabileceğini’ kendilerine bildirdi.

 

Bir kaç gün içerisinde, 300’e yakın aşiret lideri, isyanı destekleyeceklerini bildirdiler ve yaklaşık 8000 civarında Kürd de Mela Selim’e katıldı. Bu arada hükümet de Bitlis’teki askeri birliklerine takviye güç gönderiyor ve şehirdeki Ermenilere ‘Bitlis’i yobazlara karşı korumaları için’ silah dağıtıyordu. İsyancılar şehrin yarısını ele geçirmeyi başarmışlardı ki, hükümet kuvvetleri bir karşı atağa geçerek, 2 Nisan 1914 günü isyanı bastırdılar. Ayaklanmanın bastırılmasının hemen akabinde, Mela Selim ve diğer üç Kürd, Bitlis’teki Rus Konsolosluğu’na sığındılar. İlk önce, Rus Büyükelçisi Girs ‘ Eşkıyalığa prim verip şımartamayız’ diyerek sığınan Kürdlerin hemen konsolosluk tarafından teslim edilmelerini emir etti. Ancak Rus Konsolos, Kürdlerin anında tutuklanıp hatta asılacaklarını söyleyince, Büyükelçi Girs merhamet gösterdi. Daha sonra da, sadrazamın ardı arkası kesilmeyen ‘ o Ermenileri öldürmüş ve mallarını yağmalamış Selim’i bize teslim edin’ iddia ve çağrılarını da kabul etmeyerek, kendilerine sığınmış olan Kürdlerin başlattıkları isyanlarının adli bir vaka olmadığı, aksine siyasi bir eylem olduğunu sadrazama bildirdi. Bitlis’teki Rus konsolosluğuna sığınan Mela Selim ve dava arkadaşları, ta Kasım ayının sonuna, yani Osmanlı – Rus savaşının resmi ilanına kadar, orada sığınmacı olarak kaldılar.

 

Aynı zamanda, Osmanlı hükümeti de isyana katılmış ve Rusya’ya geçmeye çalışan bazı kişileri de Rusya sınırında yakalamıştı.  Bu yakalananlardan kırk beş Kürd, ki aralarında Ermenilerin topraklarına el koyanlar da vardı, Karadeniz civarındaki Sinop ve Trabzon şehirlerine sürgün gönderildiler. Bu sürgünle Bitlis ve civarındaki gerilimin biraz düşeceği ümit ediliyordu. Mahkemeye çıkartılan bir çok şeyh de mahkeme kararıyla Medine’ye sürgün edildiler. Bunun yanında Osmanlı, isyana karışmış onbir kişiyi meydanda astı. Asılanlardan biri olan Mela Resul, cellatlarına şunu söyledi: ‘ Allah’ıma çok şükür ki beni Müslümanlar asıyorlar. Ben Rusları görmedim, ancak umarım ki siz görürsünüz ve onlar benim intikamımı sizden alırlar’.

 

krd 1

Bitlis İsyanı başarısız oldu. Çünkü Mela Selim, isyanı iyi hazırlanmadan erkenden başlatmıştı. Bundan dolayı da, bazı önemli Kürd şahsiyetleri, Abdul Rezzak ve Şeyh Taha gibi, o esnada Rusya’da olduklarından isyana herhangi bir katkıda bulunamadılar ve Rusların yakında destek olacakları ve yardıma gelecekleri konusunda söz verip, sadece mesaj gönderebildiler hep. Üstelik, Mela Selim aslında bu isyanın liderliğini yapan kişi de olmayacaktı. Osmanlı jandarmaları, 8 Mart günü, Mela Selim’i ‘isyan ve kışkırtma hazırlıkları içinde olduğuna dair bir istihbarat üzerine gözaltına almışlardı. Ancak gözaltına alındıktan bir kaç saat sonra, nakil sırasında atlı ve silahlı bir Kürd grubu tarafından jandarmalara saldırıldı ve Mela Selim’i kurtarıp serbest bıraktılar. Bu kurtulmadan sonra Mela Selim isyan kararı vererek ayaklandı. İsyan için düşünülen lider aslında Abdul Rezzaklardan, Bedirhan Paşazade Yusuf Kamil’di. İsyan sonrası, kuzeye yani Rusya’ya doğru kaçan isyancıların aksine, Yusuf Kamil, Halep ve Beyrut’ta bulunan Rus Konsolosluklarındaki kontaklarını kullanarak güneye gitti. Oradaki Ruslara, Mela Selim’in bu aceleci kararı ve davranışından dolayı üzüntüsünü dile getirirken, Bitlis’teki Ermenilerin de kendilerine nasıl ihanet ettiklerini sızlanarak anlattı. Yusuf Kamil, isyan öncesi Ermenilerin Kürd isyancılara yardımda bulunacakları garantisi verdikleri halde, isyan sırasında yardım etmediklerini ve bunun da isyanın başarısız olmasında büyük rolü olduğunu iddia etti. Anlatımını da, ‘zaten Ermenilerle işbirliği arayışına girmek, ta başından çok aptalcaydı’ diyerek bitirdi. Yusuf Kamil, Rusya’da oturum izni alarak Beyrut’tan İstanbul üzeri Odesa’ya güvenli geçiş garantisi ile geçti ve Tiflis’e götürüldü. Aslında Ruslar Yusuf Kamil’i Tiflis’e götürerek, onu tekrar İran üzeri Anadolu’ya geri götürmeyi planlıyorlardı. Ancak o dönemde Talat Paşa ve Sazonov’un Mayıs ayındaki Kırım görüşmeleri ile iyileşen Osmanlı – Rus ilişkilerinden sonra, Ruslar Yusuf Kamil’e şimdilik Tiflis’te ‘ sessizce beklemesini’ söylediler.

 

Osmanlı hükümetinin isyanı bastırmış olmasına rağmen, bütün bu hadise İttihatçıları çok korkutmuştu. 4 Nisan günü yaptıkları bir toplantıda, bölgedeki politikalarını tekrardan gözden geçirdiler. Kürdlerin üstesinden gelmek için çeşitli metotlar uygulamaya karar kıldılar ki bunlar: finansal sübvansiyonlar sağlamak, kanaat önderi Kürdleri mebus yapmak, İstanbul’daki Kürd mebusların nüfuzlarını, bölgedeki kendi tarikat üyeleri üzerinde kullanmak. İttihatçılar dua ediyorlardı ki, isyancılar hükümete yönelmiş ve hükümet birlikleri ile çatışmışlardı. Aksi taktirde eğer Ermenilere yönelmiş olmuş olsalardı, Osmanlı’nın büyük devletlerle olan ilişkileri çok zarar görürdü. Yerel yetkililere daha geniş imkanlar ile sıkıyönetim ilan etme hakkı vermenin ve takviye askeri birlikler göndermenin yanında, İçişleri Bakanı Talat Paşa ayrıca Hristiyanlara karşı ileride gerçekleşebilecek herhangi bir saldırıya karşı, onları korumak adına, daha dikkatli olunması emri verdi. Toplantı, daha az merkeziyetçi bir yapılanmanın olması gerektiği, bürokrasinin daha hızlı ve daha esnek işleyeceği tarzda olmasının ve bunun da, bölgesine göre ve bölgenin özelliklerine göre uygulanacak politikalara kolaylık sağlayacağı fikri ile sonuçlandı.

 

Rusya’nın politikaları, planlı olsun veya olmasın, Osmanlı kontrolündeki Doğu Anadolu’yu hep etkiliyor ve sarsıyordu. Bitlis Rus konsolos yardımcısı Şirkov, bir keresinde şöyle demişti: ‘ Türklerin Kürdistan’daki hakimiyeti parasızlık ve askersizlik içinde olduğu gibi burada herhangi bir prestijleri ve nüfuzları da yoktur. Gelişen Kürd hareketi ile de buradaki var olan hakimiyetleri daha çok nefret ve gözyaşına yol açacaktır ’. Şirkov ayrıca, çarşı pazardaki Müslümanların dahi bölgedeki kargaşanın ve kaosun, sadece Rus hakimiyeti ile son bulacağını dile getirdiklerini söylüyor ve buradakilerin Rusya’nın tüm bölgeyi sadece 5 000 askerle alabileceklerine inandıklarını belirtiyordu.

Osmanlı ordusu böyle bir muhakemeye itiraz da etmezdi. Üçüncü Ordu Erzincan Müfettişinin de belirttiği gibi :’ Rusya isterse burayı işgal edebilir ve ne kadar derine inmek isterse o kadar da işgal edebilir…. Eğer bu cephede bir savaş olursa karşı koymak mümkün olmayacaktır’.

Kaynak: Shattering Empires – The Clash and Collapse of the Ottoman and Russian Empires, 1908 – 1918. Sayfalar 78 – 81.

 

Bitlisname.com kaynak olarak belirtilmeden kullanılamaz.

Etiketler: / / / / / / /

İsmet İnönü’nün Kürt Raporu
Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan’ın kurulmasından korkarım. Van ve Erzincan’da acele olarak, Muş ovasında tedricen ve Elazığ ovasında kuvvetli Türk...
Ah Tamara…
Van’daki Akdamar Adası’na da ismini verdiği rivayet edilen Akdamar efsanesi, zamanında bu adada yaşayan baş keşişin güzelliği dillere destan kızı...
Xelil Xeyali’nin Kürt Dili Üzerine Görüşleri
“Yayın yöntemi”ne ilişkin görüşü ikinci yazıya bırakmıştım. Fakat bu yönteme ilişkin ayrıntılı bilgiler vermeden önce onun temelini oluşturan bazı işlerden...
Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Kürt Şehri Bitlis
  Wilhelm Köhler/Kitap  17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında bulunan geniş coğrafyada sürüp giden yaşamla ilgili bugün elimizdeki en önemli...
Bitlis Beyliği’nin Statüsü,Rolü ve Önemi – Araştırma
Mela Mahmud Beyazidi; “Yabancı devletler, Kurdistan’ı işgal edebilmek için, herşeyden önce, Bitlis Beyliği’ni zapt etmeye yeltenmişlerdir.”        ...
1838’in Bitlis’i ve Southgate’in Kürd Şerif Bey ile tanışması
Bu çeviri, Amerikalı Misyoner rahip Horatio Southgate’in 1838 – 1839 yılları arasında Bitlis’ten geçerken tuttuğu notların İngilizce aslına sadık kalınarak...
Said Nursi’de Özgürlük Söylemi
  Gençken içine girdiği ilim dünyasında özgürlüğü bir hayat biçimi olarak benimsemiştir. İlk hayatı hocaları ile olan serüvende onun düşüncelerini...
Kırd,Kırmanc, Dımıli veya Zaza Kürtleri
Bazı illerde ise denebilir ki sadece birer ilçenin sınırları içinde Dımıli lehçesi konuşulur. Semsûr’un Alduş (Gerger), Ruha’nın Sêwreg (Siverek), Bedlis’in...
Kerkük Kan Ağlıyormuş
“Kerkük, Kürdistan´ın bir parçasıdır. Oradaki Türkmenler, Kürtlere sığınmış muhacir ve sığınmacılardır. Kerkük, Azerbeycan´da bir kent değil ki Türk´ü kan ağlasın....
Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası
  Bediüzzaman Saidê Kurdî Henüz 30 yaşlarında Van’dan İstanbul’a gidip Fatih’te bulunan Şekirci Hanı’na yerleşiyor. Ve odasının kapısına bu yazıyı...
Pîyesa ‘Bîdlîs’ ya Wîllîam Saroyan
Ehmed Kurd nîne, ji hindikayî (kêmhejmaran) ye, ango ji tirkan. Lê ferqa wî ew e ku xwediye loqonteyek e. Ji...
Vasa’yı kurtarmak, Hasankeyf’i öldürmek
On milyonluk nüfusu ile bir İskandinav ülkesi olan İsveç’te 1700’e yakın müze bulunmaktadır. Bu müzelerden dünyanın ilk açık hava müzesi...
Tarihte Kerkük ve Kürtler
  Kerkük tarihine kısaca bir bakalım; Arkeolojik kazılar sonucunda Kerkük’te 28 bin yıl önce Neandertallerin yaşadığı kanıtlanmıştır. Şehir bir çok...
Yol Ayrımı; Askeri Uçak ve Milletin Özgür İradesi
  Irak, denilen devlet 1926 yılında Gertrude Bell’in Kral Faysal ile misterik aşkının imkansız çocuğu olarak dünyaya geldi. Irak bir...
Lozan, Ankara ve Sevr Antlaşması
    Türkiye Lozan ve Ankara kartını Uluslararası topluma ve Kürtlere gösterirken, Sevr antlaşmasından neden söz etmez? İşte, Lozan, Ankara...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ