Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 9,58 / Satış: 9,62
€ EURO → Alış: 11,15 / Satış: 11,19

1914 Bitlis İsyanı – Ruslar, Ermeniler ve Kürdler

1914 Bitlis İsyanı – Ruslar, Ermeniler ve Kürdler
  • 19.11.2015

 

’Çatırdayan İmparatorluklar’ adlı çalışmasında 1908 – 1918 yıllarını ve Osmanlı – Rus savaşını ele alan Michael Reynolds, kitabında Bitlis İsyanı’na, Rus – Ermeni – Kürd ilişkilerine de detaylı bir şekilde yer vermiştir.

 

 

Bu çeviride kitaptaki anlatımın aynısına sadık kalınılmıştır.

Çeviri: Baran Zeydanlıoğlu

Çatırdayan İmparatorluklar –  Michael Reynolds

 

Kürd ve Ermeni liderler değişik zamanlarda, birlikte uzlaştırıcı ilişkiler kurmaya çalışmışlar ve hatta Osmanlı’ya karşı ortak bir cephe açma girişiminde dahi bulunmuşlardı. Ancak bu çabalardan hiçbiri herhangi somut bir sonuca ulaşmadı. Kürdlerin ve Ermenilerin temel özlemleri birbirlerinden çok uzak olmakla beraber, aksine birbirlerinin zıttıydılar. Bu iki taraf arasındaki çekişme, bölgedeki gerginliğin temel kaynağıydı. Öyleki, Abdulrezzak’ın kendisi 1913 yılında, kendi Kürdlerini ’zengin ancak ahlaksız Ermenilere’ karşı silahlanmaya ve harekete geçmeye ikna etmişti.  Bir Rus konsolosu ’Ermeni Sorunu’ aslında ’Kürd – Ermeni Sorunudur’ diye yazmıştı, ki bunu da Türklerin hakimiyetinin yetersizliği ve zayıflaması sırasında, Ermenilerin Kürdlerden dolayı zorluklar çektiğine atıfta bulunarak yazmıştı (bu durumun bilinçli ve planlı mı olduğu yoksa aksi mi olup olmadığı da ayrı bir soru). Rus yetkililer kendi reform projelerini haklı çıkartmak için ikili denge politikası uyguluyorlardı. Yani Avrupalılara, Ermenilerin Kürdlerin tehtidi altında olduklarını lanse ederken, kendi (Rus) halklarına da Ermenilerin bir tehtid olduğunu aşılıyorlardı.

Bitlis İsyanı

Osmanlı ve Rus yetkililerinin Ermeni reform anlaşmasını imzalamalarından tam bir ay sonra, Mela Selim Efendi El-Hizani adında bir Kürd,  Osmanlı Hükümeti’ne karşı Bitlis civarında bir genel isyan ilan etti. Mela Selim, Osmanlının Kürdleri silahsızlandırma ve ülkeyi yabancılara satma politikalarından dolayı, Osmanlı İdaresine son vermek ve şeriatı uygulamak icin isyan başlattı. İttahat ve Terakki Partisi’nin yükselişi ve 1908’deki anayasanın yenilenmesi girişimleri, Kürd toplulukları arasında, İslam Hukuku talebinin giderek popüler olmasına neden olmuştu. Van valisi Tahsin Bey, Mela Selim için ‘ cahil bir bağnaz’ tanımlamasını kullanırken, isyan girişimini de ‘ yobaz ayaklanması’ diye adlandırmıştı.  İsyancıların şeriat çağrıları, her ne kadar onların yasal talep ve istek çıkışları gibi görünse de, aslında Hristiyanların iktisadi yükselişlerini ve geleneksel hukuki itaatkarlıklarının azalıyor olmasını, bir tehlike olarak gördükleri ile de alakalıydı.

 

Mela Selim’in isyan çağrılarının destek bulması bölgedeki Hristiyanlar arasında paniğe neden oldu. Daha önceki tecrübelerinden dolayı, Bitlis’teki  Ermeni ve Asurilerden çok azı Mela Selim’in verdiği ’güvendesiniz, size bir şey olmayacak’ sözüne inanıyordu. Van valisi Tahsin bey hemen İstanbul’a haber salarak, Bitlis valisinin yetersizliği ve bölgedeki birliklerin orada olmamasından dolayı, eğer hükümet anında müdahale etmezse ‘ bir Kürd Sorunu çıkabileceğini’ kendilerine bildirdi.

 

Bir kaç gün içerisinde, 300’e yakın aşiret lideri, isyanı destekleyeceklerini bildirdiler ve yaklaşık 8000 civarında Kürd de Mela Selim’e katıldı. Bu arada hükümet de Bitlis’teki askeri birliklerine takviye güç gönderiyor ve şehirdeki Ermenilere ‘Bitlis’i yobazlara karşı korumaları için’ silah dağıtıyordu. İsyancılar şehrin yarısını ele geçirmeyi başarmışlardı ki, hükümet kuvvetleri bir karşı atağa geçerek, 2 Nisan 1914 günü isyanı bastırdılar. Ayaklanmanın bastırılmasının hemen akabinde, Mela Selim ve diğer üç Kürd, Bitlis’teki Rus Konsolosluğu’na sığındılar. İlk önce, Rus Büyükelçisi Girs ‘ Eşkıyalığa prim verip şımartamayız’ diyerek sığınan Kürdlerin hemen konsolosluk tarafından teslim edilmelerini emir etti. Ancak Rus Konsolos, Kürdlerin anında tutuklanıp hatta asılacaklarını söyleyince, Büyükelçi Girs merhamet gösterdi. Daha sonra da, sadrazamın ardı arkası kesilmeyen ‘ o Ermenileri öldürmüş ve mallarını yağmalamış Selim’i bize teslim edin’ iddia ve çağrılarını da kabul etmeyerek, kendilerine sığınmış olan Kürdlerin başlattıkları isyanlarının adli bir vaka olmadığı, aksine siyasi bir eylem olduğunu sadrazama bildirdi. Bitlis’teki Rus konsolosluğuna sığınan Mela Selim ve dava arkadaşları, ta Kasım ayının sonuna, yani Osmanlı – Rus savaşının resmi ilanına kadar, orada sığınmacı olarak kaldılar.

 

Aynı zamanda, Osmanlı hükümeti de isyana katılmış ve Rusya’ya geçmeye çalışan bazı kişileri de Rusya sınırında yakalamıştı.  Bu yakalananlardan kırk beş Kürd, ki aralarında Ermenilerin topraklarına el koyanlar da vardı, Karadeniz civarındaki Sinop ve Trabzon şehirlerine sürgün gönderildiler. Bu sürgünle Bitlis ve civarındaki gerilimin biraz düşeceği ümit ediliyordu. Mahkemeye çıkartılan bir çok şeyh de mahkeme kararıyla Medine’ye sürgün edildiler. Bunun yanında Osmanlı, isyana karışmış onbir kişiyi meydanda astı. Asılanlardan biri olan Mela Resul, cellatlarına şunu söyledi: ‘ Allah’ıma çok şükür ki beni Müslümanlar asıyorlar. Ben Rusları görmedim, ancak umarım ki siz görürsünüz ve onlar benim intikamımı sizden alırlar’.

 

krd 1

Bitlis İsyanı başarısız oldu. Çünkü Mela Selim, isyanı iyi hazırlanmadan erkenden başlatmıştı. Bundan dolayı da, bazı önemli Kürd şahsiyetleri, Abdul Rezzak ve Şeyh Taha gibi, o esnada Rusya’da olduklarından isyana herhangi bir katkıda bulunamadılar ve Rusların yakında destek olacakları ve yardıma gelecekleri konusunda söz verip, sadece mesaj gönderebildiler hep. Üstelik, Mela Selim aslında bu isyanın liderliğini yapan kişi de olmayacaktı. Osmanlı jandarmaları, 8 Mart günü, Mela Selim’i ‘isyan ve kışkırtma hazırlıkları içinde olduğuna dair bir istihbarat üzerine gözaltına almışlardı. Ancak gözaltına alındıktan bir kaç saat sonra, nakil sırasında atlı ve silahlı bir Kürd grubu tarafından jandarmalara saldırıldı ve Mela Selim’i kurtarıp serbest bıraktılar. Bu kurtulmadan sonra Mela Selim isyan kararı vererek ayaklandı. İsyan için düşünülen lider aslında Abdul Rezzaklardan, Bedirhan Paşazade Yusuf Kamil’di. İsyan sonrası, kuzeye yani Rusya’ya doğru kaçan isyancıların aksine, Yusuf Kamil, Halep ve Beyrut’ta bulunan Rus Konsolosluklarındaki kontaklarını kullanarak güneye gitti. Oradaki Ruslara, Mela Selim’in bu aceleci kararı ve davranışından dolayı üzüntüsünü dile getirirken, Bitlis’teki Ermenilerin de kendilerine nasıl ihanet ettiklerini sızlanarak anlattı. Yusuf Kamil, isyan öncesi Ermenilerin Kürd isyancılara yardımda bulunacakları garantisi verdikleri halde, isyan sırasında yardım etmediklerini ve bunun da isyanın başarısız olmasında büyük rolü olduğunu iddia etti. Anlatımını da, ‘zaten Ermenilerle işbirliği arayışına girmek, ta başından çok aptalcaydı’ diyerek bitirdi. Yusuf Kamil, Rusya’da oturum izni alarak Beyrut’tan İstanbul üzeri Odesa’ya güvenli geçiş garantisi ile geçti ve Tiflis’e götürüldü. Aslında Ruslar Yusuf Kamil’i Tiflis’e götürerek, onu tekrar İran üzeri Anadolu’ya geri götürmeyi planlıyorlardı. Ancak o dönemde Talat Paşa ve Sazonov’un Mayıs ayındaki Kırım görüşmeleri ile iyileşen Osmanlı – Rus ilişkilerinden sonra, Ruslar Yusuf Kamil’e şimdilik Tiflis’te ‘ sessizce beklemesini’ söylediler.

 

Osmanlı hükümetinin isyanı bastırmış olmasına rağmen, bütün bu hadise İttihatçıları çok korkutmuştu. 4 Nisan günü yaptıkları bir toplantıda, bölgedeki politikalarını tekrardan gözden geçirdiler. Kürdlerin üstesinden gelmek için çeşitli metotlar uygulamaya karar kıldılar ki bunlar: finansal sübvansiyonlar sağlamak, kanaat önderi Kürdleri mebus yapmak, İstanbul’daki Kürd mebusların nüfuzlarını, bölgedeki kendi tarikat üyeleri üzerinde kullanmak. İttihatçılar dua ediyorlardı ki, isyancılar hükümete yönelmiş ve hükümet birlikleri ile çatışmışlardı. Aksi taktirde eğer Ermenilere yönelmiş olmuş olsalardı, Osmanlı’nın büyük devletlerle olan ilişkileri çok zarar görürdü. Yerel yetkililere daha geniş imkanlar ile sıkıyönetim ilan etme hakkı vermenin ve takviye askeri birlikler göndermenin yanında, İçişleri Bakanı Talat Paşa ayrıca Hristiyanlara karşı ileride gerçekleşebilecek herhangi bir saldırıya karşı, onları korumak adına, daha dikkatli olunması emri verdi. Toplantı, daha az merkeziyetçi bir yapılanmanın olması gerektiği, bürokrasinin daha hızlı ve daha esnek işleyeceği tarzda olmasının ve bunun da, bölgesine göre ve bölgenin özelliklerine göre uygulanacak politikalara kolaylık sağlayacağı fikri ile sonuçlandı.

 

Rusya’nın politikaları, planlı olsun veya olmasın, Osmanlı kontrolündeki Doğu Anadolu’yu hep etkiliyor ve sarsıyordu. Bitlis Rus konsolos yardımcısı Şirkov, bir keresinde şöyle demişti: ‘ Türklerin Kürdistan’daki hakimiyeti parasızlık ve askersizlik içinde olduğu gibi burada herhangi bir prestijleri ve nüfuzları da yoktur. Gelişen Kürd hareketi ile de buradaki var olan hakimiyetleri daha çok nefret ve gözyaşına yol açacaktır ’. Şirkov ayrıca, çarşı pazardaki Müslümanların dahi bölgedeki kargaşanın ve kaosun, sadece Rus hakimiyeti ile son bulacağını dile getirdiklerini söylüyor ve buradakilerin Rusya’nın tüm bölgeyi sadece 5 000 askerle alabileceklerine inandıklarını belirtiyordu.

Osmanlı ordusu böyle bir muhakemeye itiraz da etmezdi. Üçüncü Ordu Erzincan Müfettişinin de belirttiği gibi :’ Rusya isterse burayı işgal edebilir ve ne kadar derine inmek isterse o kadar da işgal edebilir…. Eğer bu cephede bir savaş olursa karşı koymak mümkün olmayacaktır’.

Kaynak: Shattering Empires – The Clash and Collapse of the Ottoman and Russian Empires, 1908 – 1918. Sayfalar 78 – 81.

 

Bitlisname.com kaynak olarak belirtilmeden kullanılamaz.

Etiketler: / / / / / / /

Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ