Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Welat

Welat
  • 19.11.2015
  • 1.895 kez okundu

Sınırsız bir sıcaklık ve yakınlık, “kadim zaman izleri”. İçiçe birbiriyle bağımlı, naziklik, kibarlık, kökler, dostluk, sevgili ölüler, mezar taşları ve geleceğimiz: Welat… İmgeler, melodiler, tatlar, … tümü de çok uzaklıklardan geliyor, binlerce yılların işaretleri…

 

 

 

 

 

Yaşar Abdülselamoğlu

 

Kadim asaleti vahşetle sakat bırakılmış, rüzgar yerine hüznün estiği bir şehirde dünyaya gelmeliymişim. Yüce dağların, binlerce yılın kalesinde güvercin uçurmalar, nehir ve göllerinde yüzme ve sonra çelikten soğuk ürkütücü heykelin gölgesinde okula gidiş gelişlerle geçti çocukluğum. Asırların melodisini sessizliğinde çınlayan bilgelik; soğuk ürkütücü heykellere değerek cam kırıklarına dönüşüyordu, yüreğim gibi…

Dile gelmez bir mahsunluk, ve insanı yiyen bitiren sükünet. Diller kırık-dökük ve diller lal… Her kış uzun ve yüksek karlı olur, Welat Kurdistan’ın suskun ve yorgun şar’ı Bidlis’te.. İnsanları tarih konuşmak istemezler, tarih cilit gibi kesen keskin bir hançerdir; burada…

Asaletin bir bedeli olur, bilgeliğin bir bedeli olur, iki büyük cihan imparatorluğu arasında bin yıl direnmiş olmanın bir bedeli olur, bu bedeli ödemeye devam ediyor…

Dar sokaklar, dört yanı mircatlox, tepesinde Dideban; anlat sen nelere Didebanlık yaptın, diye sorarım, ben sorarım, O karşıda, sedasız bakar, heybetiyle, soranı küçümseyen bir edayla…

Welat; bana bağışlanan değil, yüce sevgiyle elde ettiğim mahrem yakınlığımdır. Her yeri, hayatımı anlamlandıran izdir, her yeri geçmişin derin izlerini kıskançlıkla, sessizce ve suskunca saklayan; sırrını sadece Onu kutsal bir sevgiyle sevene açmaya yeminlidir…

Silinmez hatıralar meydanlarını ölçüyor. Her adım toğrağını sevdiğim insanların simalarını canlandırıyor.

Welate Kurdisan’ın bilgelik ve fazilet diyarı, yaşantımın İrem Bahçesi…

Sende gördüğüm insan nerede olursa olsun gözümde bir fazilet sembolüne dönüşür. “Çünkü, Sana bir kez bakmış olan, bin yıl ilerisi için senden hikmet kapmıştır”.

Yalnızlığımda, şimdi hayal gücümle sokaklarında yürüyorum; her adım başı bir merhaba, ve içten gülümsemeler, içimi ısıtan sıcaklıklar, kibarlık ve nezaket…

 

welat2

Hayal gücümle Bitlis’mde geziyorum… Dört dağ arasına sıkışmış mahsun kent değil O, artık. Şimdi İrem bahçesi kadar geniş ve güllük gülistanlık… Doğup büyüdüğüm topraklar şimdi ensiz bucaksız genişliyor, büyüyorsun, büyüyorsun gözlerimin önünde; İşte, Sen! Yüzdüğüm göller şimdi Şirin Tatvan’ına açılıyor, Tatvan Gölü denizlere, yüzdüğüm her yer bende tekrar Altınxelbir’e dönüşüyor, Çırax Gölü’ne, Komüs Gölü’ne…

Şeri Beg’den yükselen güneşin gözkamaştırıcı ışıkları her sabah gözlerimin önünde… akşamları eve, Şerefhan Han’ın yanıbaşından geçerim. Ve Alemdar köprünün altından akan çayın şırıltısıyla uyuyurum her akşam…

Memleket ve vatan, devlet demek değildir. Vatan, “resmi sınırlarla” telörgülenmiş topraklar değildir. Asker zoruyla “resmi” ama meşru olmayan bayrakların utanmazca sallandığı yerler de değildir; Korunaksız ve dergahları sonuna kadar yabancı askere açık da olsa; yürekte ve hep yürekte saklı olan ve yücelen ensiz boysuz diyarın izdüşümüdür memleket…

Dilin vücudunda, binlerce yılın bilgelik ve tecrübeliğinde, olgunlaştırılan tarih bilinciyle, birlikte büyümekle oluşan yaşamın derin anlamındaki Öz’dür Welat…

Çocukluk yıllarında doğup büyüdüğün ev, anne kucağı, yakın çevredir seni welat’la soydaşlaştıran… Şimdi, bir damla su, küçüçük bir çakıl taşı, yüzümü yalayan bir Bitlis rüzgarı, kışın kızaklı ayaklarımın buz kesmesi, binlerce kişi önüne çıkıp konuşacağım bir gün öncesi tutulup saçların sıfıra vurdurulmuş olması “utancını” binlerce kişi önünde taşımış olmanın kutsal bir duyguya dönüşmesidir, welat…

Welat’ı salt “fikirle”, menfaat ve mutlulukla arayan acayip ucubeler gördüm… Welat “fikirle” elde edilmez, fikirle ancak zenginleşebilir; çünkü, O herşeyden önce duyguların toplandığı imgeler toplamıdır…

Bazen hiç bir zaman sırrını çözmeyeceğin şifredir welat.. Bir tılsımdır.

Bazen, Muş meydanında mezata çıkarılmış Cibranlı Xalıd’ın hançeri…

Bazen, kayıplara karışmış Siyahpoş’un bir divan’ı, yada yakılan Şerefname’nin Dideban’ın üzerinde ince bir duman olarak göklere, havaya katılarak bir rüzgar yaprağı olarak esmesidir; welat…

Çarçira Meydanı’nda Qazi Mihemmed’in Vasiyetnamesi, Agri Dağı’nda İhsan Nuri’nin ağzında “Hilbe, hilbe…” nidaları, Bitlis’te Xelile Xeyali’nin sözleridir; Welat… Sadece Munzur Dağı değil; Munzur Dağı eteklerinde Seyid Rıza emrindeki Kürd savaşçılarının Alişer komutasında; “Aslanlar yurdudur tilkiler girmez/ Gerçekler sırrıdır akıllar ermez/ Kürdistan gülüdür zalimler dermez/ Onlara bağlıdır yolu Dersim’in” marşları’nda sedalanan bir kadim ruhtur welat; Kurdistan…

Bir Ezidi’nin sabah şafağında Güneş’i selamlayışında korunması ve yücelmesi istenen kutsal tapınaktır welat…

welat1

Bazen, “Hırslı ve hüzünlü bir kürt gencinin dudaklarında; “Dibejin, Kurd nizanın, way li min” sözlerinin yarattığı dağları deviren bir öfke; bazen de boynunda mavi nazar boncuklar, rengarenk çiçekli yırtık, eski ve kirli elbiseleriyle, kafasında tas modası tıraşıyla bir Motkili çocuğun şehre inerken ki ilk hüznüdür; welat…

Ve çoğu kez; “Ey Düşman”, Kürt Ölmez, Yaşayacak ve Hep Yükselecek, diye haykırmaktır, welat..

Sadece yaşanılan değil, hayali kuralan ve daha onlarca, yüzlerce, binlerce ve ilellebet üzerinde, Onda, kendisiyle yaşanılacak olan hayattır welat…

Binlerce kilometre uzaklarda, hergün herzaman, heryerde hayali kurulan, cennettir; welat..

Sabah ezanı değil, ama onu okuyan müeezinin, minareden indikten sonra camiinin bir tenha köşesinde, Aziz Xani’nin sözlerini mırıldarken, içeri hasbelkader giren bıyıkları daha terlememiş gence, tehlikeli Cigerxwin’in sınırlar aşmış “Kime Ez”ini verirken yaratmış olduğu o yüce ve tılsımlı andır welat…

Her yıkımdan, her felaketten, onlarca yüzlerce yıl geçse de, küller içinden parıldayan küçük bir közün küçüçük bir ışını gibi; sönmedim, yanıyorum, diyerek yükselen ve dört bir yana sarılan alev alev ataştır welat…

Küçücük yaşlarda kılıç-kalkan oyunu oynarken zorla ismini Barzani olması gerektiğini ve her “savaştan” sonra mutlaka düşmaları yıkıma uğratan çocuğun bıyıkları terlemeden “Hernepeş, hernepeş!” diyerek, yarattığı yürüyüş ve direnişlerdeki yücelen değerdir; welat…

Mirari Nene’nin; “Qene”, demeden konuşmaya başlamaması ve torunlarının isminin anlamını bilmeden çekip gidişinde yaşanılan hüzündür; İsmi gibi inci inci kürtçesiyle Motki isyanlarını anlatırken; hamile kadını öldürmeden önce, oğlan mı kız mı, diyerek askerlerin kendi aralarında ladest kurmuş olduklarını söylerken, güzelim gözlerinden damlayan gözyaşlarıdır; Welat…

Gurursuzluk ve asaletsizlikten değil, aşırı gurur ve asaletten dolayı birbirlerinin minnetini çekemedikleri için birleşemeyen evlatları yüzünden, başkaları tarafından talan edilen yuvadır; welat..

Unutturulan, ama inadını peşine düşdüğüm ve yakaladığım ve parça parça toparladığım inci inci duru sözlerdir welat.

Bütün sakinleriyle birlikte seve seve kardeş kardeşe yürek yüreğe yaşadığım evimdir welat. Dünya değil, ama tüm dünyada bana yeter artar olan; bax u bostanımdır; Welat…

***

Herşey gönlünüze ve aklınıza göre olsun!

1981, Bitlis’ten çok uzakta bir Yerde

Etiketler: / / /

Mutkili Xelîl Xeyalî’nin Fotoğrafları
  Saîd-î Kurdî kendisi için ‘Milli Onurumuz’ demiştir. Jîn dergisinde yazılar yazan Xelîl Xeyalî 1900-1920 Kürd örgütlenmeleri arasında yer aldı....
Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ