Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,31 / Satış: 6,33
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Aşk ve Özgürlüğün Şairi; Hêmin Mukiryani

Aşk ve Özgürlüğün Şairi; Hêmin Mukiryani
  • 19.11.2015
  • 3.102 kez okundu

 

 

Kürd edebiyatının yakın tarihteki büyük şairlerinden Hêmin Mukiryani 18 Nisan 1986’da Doğu Kürdistan’ın Urmiye kentinde hayata gözlerini yumdu. Hêmin’in 29’uncu ölüm yıldönümü.

 

 

 

 

 

 

 

Şerif Felah

Gerçek adı Muhemmede Emin Şeyhulislami Mukri olan Hêmin Mukiryani, 1921 yılı baharında Mahabat kentinin Mukiryan bölgesindeki Laçin köyünde dünyaya gelir. Ailesi bölgenin ileri gelenlerindendir. Babası Seyid Hasan Mukri bölgede tanınan Mele Cami Çori ailesine annesi Zeynep de Burhan Şeyhi’nin kızıdır.

 

Çocuk yaşta dadısı Muruvvet’ten hikayeler, efsaneler, yöredeki tanınmış şairlerin beyitlerini dinler. Daha sonra babası onu Mahabat kentine göndererek okutur. İlkokulu başarıyla bitirdikten sonra babası din ve ilim dersi alması için Burahan Şeyhi’nin medresesine gönderir. Hêmin burada diğer büyük Kürd şairi Hejar ile birlikte medrese eğitimi alır, Arapça ve Farsça öğrenir.

Hêmin asıl hayat dersini Fevzi hocadan alır. O yıllara ilişkin şöyle der: ”Övünerek belirtebilirim ki bir buçuk yıl boyunca Fevzi hocamdan çok şey öğrendim. O beni sarstı, onardı ve yeniden düzeltti. Bana bilgi ve öğrenmenin kapılarını açtı, yaşam yolunu gösterdi. Şüphesiz Fevzi’nin hizmetlerinden yararlanmayıp, onun yanında eğitim görmeseydim, yaşam tarzım şu an uyguladığım ve tercih ettiğim tarz olmayacaktı. Onun sayesinde Kürd olduğumu, Kürdlerin de mahrum bırakılmış, baskı görmüş bir halk olduğunu ve bu nedenle kurtuluş için Kürd çocuklarının fedakarlık yapıp canlarını feda edeceklerini öğrendim. O edebi zevkimi nasıl süsleyip durulaştıracağımı öğretti. Şiirin nasıl yazılıp okunacağını ondan öğrendim. Ülkemi sevmeyi ve onunla övünmeyi ondan öğrendim. Kürdçenin köklü, zengin ve güçlü edebi eserler ortaya çıkarılabilecek, tüm dünyayı fethedebilecek bir dil olduğunu o öğretti. Hacî Qadirê Koyî, Nalî, Kurdî, Salim, Mewlewî, Herîq, Mehwî, Edeb ve Wefayî’yi o tanıtıp, şiirlerini benim için yorumladı. Gazete ve roman okumayı öğretti. Devrimci Fars şairlerin divanlarını o benim için buldu ve okuyup onlardan öğrenmemi teşvik etti. Ama elimden geldiğince Kürdçe yazmam ve Farsça şiir söylemem için bana söz verdirdi.” der.

Hêmin daha sonra Seyid Abdullah Seyid Mine’nin yanına gider. Hêmin’in asıl büyük öğretmeni Seyid Abdullah Seyid Mine olduğu söylenir. 17 yaşına kadar Kuliçe köyünde bu hocasının yanında ders görür.

17 yaşından sonra Şilanawe köyüne taşınan evine döner. Gündüzleri tarlada çalışır, akşamları ise evde okumasını sürdürür. Bu sayede köylü, çiftçi ve emekçilerin yaşadığı acıyı daha derin hisseder.

İlk şiirlerini bu yıllarda kaleme alır ancak babası şiirlerini yazdığı defteri elinden alarak yakar. Ancak Hêmin yazmaktan vazgeçmez. 21 yaşında şiirlerini yayınlamaya başlar. Tarîk û Ronî ve Nalleyî Cudayi adlı kitaplarının ilk baskıları yurt dışında yayınlanır.

Hêmin artık bölgede herkes tarafından tanınan aydın ve mütevazi bir gençtir. 1942 yılında yoldaşı Hejar Mukiryani ile birlikte tüm Kürdistan’ın bağımsızlığı için eylemlere başlayan Jiyanewey Kurd derneğine üye olur. Mahabad Cumhuriyeti’nin yıkılışı ardından Doğu Kürdistan’dan ayrılarak, Güney Kürdistan’a geçer.

Kürdistan’ın en büyük devrimci şairleri arasında yer alan Hêmin, doğduğu topraklardan uzak kaldığı göçmenlik yıllarında, Bağdat’ta bir dönem Kurî Zaniyarî’de (Derin İlim) Kürd dili üzerine araştırma ve çevirilere başlar.

1979 yılında, Pehlewî totaliter rejiminin sona ermesinin ardından, İran KDP’sinin Merkez Komite Üyeleri arasında yer alır. Fakat bir süre sonra ayrılır. Kürd dili ve edebiyatına hizmet etmek için var olan fırsatları değerlendirmek ister.

Ünlü Kürd şair Hêmin, yazar Mehmed Uzun ile 1979 yılında yaptığı röportajda şöyle der: Ben şiirlerimi, ölümsüz olsun diye yazıyorum. Mem û Zîn eseri gibi, Kürdler var oldukça var olsun. Bundan dolayı ben sadece Kürdler için, Kürd emekçiler için yazdım. Şiir pazarı için yazmıyorum. Ben şiir olsun diye şiir yazıyorum. Eğer zorluk çekilirse, şairane şiirler ortaya çıkar. Çünkü ben Kürd dilini aşağılara çekmek istemiyorum.

1983 yılında Urmiye kendinde Selahedîn Eyyûbî Yayınevi’ni kurar. 1985 yılında ise aylık olarak bu yayınevinde yayınlanan zengin içeriğe sahip Sirwe Dergisi’nin editörlüğünü yapar. Kısa süre içinde aydınlar ve Kürdçeye gönül verenler içinde geniş okuyucu kitlesine sahip olan Sirwe Dergisi, Doğu Kürdistan’da yeni bir süreci başlatır. Dergi, Kürdçe okuma ve yazmanın tabu olarak görüldüğü bir dönemi sona erdirir.

Hêmin aynı zamanda Hewarî Kurd, Hewarî Nîştiman, Girûgalî Minalan, Kurdistan (KDP resmi yayın organı), Agir ve Helale gibi dergi ve gazetelerin de yazarları arasında yer alır.

Hêmin Mukriyanî, değer ve saygı gören biri olarak yaşamının son yıllarında yine toprak için emek verir. Ama en büyük kaygısı, Kürdlerin dili ve kültürü için verdiği hizmetinin sonuçsuz kalmasıdır. Bu nedenle Şêlanawê köyü ile Urmiye arasında gidip gelir. Hêmin, Kürdistan’a olan bağlılığı ve sevgisi, aşk şiirlerine bile yansıtırak ülkesini sürekli hatırlar. Şair, yazar ve çevirmen Hêmin Mukriyanî doğduğu topraklara ve ailesine uzak kaldığı yıllarda çok zengin edebi ürünlere imza atar: Tarîk û Run (1976), Naley Cudayî (1979), Paşerok (1983), Tuhfey Muzeferiye (Oskarman-çeviri), Efsane Kurdîyekan, Çepkêk Gul û Çepkêk Nêrgiz, Şazade û Geda, Pêşgotina li ser Romana Qelay Dimdim (Ereb Şemo), Hewarî Xalî ve tarih, Kürdçe dili ve kültürü üzerine yazdığı yüzlerce yazı ve yorum bulunur.

18 Nisan 1986 yılında 65 yaşındayken Urmiye’de yaşamını yitirir. Yaşamı zorluklarla geçse de onurlu ve minnetsiz olarak yaşar. Onu yakından tanıyan herkes düşüncelerini bilir, büyük cesaret, ahlak, aydın, Kürdçe konusundaki bilgisi, Kürdlük sevgisi ve güçlü, içeği derin, zengin şiirlerinden söz eder.

Yaşamını yitirdiği günden bu güne, Hêmin Mukiryanî’nin Mahabad’daki Budaq Sultan Mezarlığında bulunan mezarı, sanatı ve Simkoyê Şikak, Pêşewa Qazî Mihemed’e değer veren, yüzlerce Kürdün ziyaret yeri olur. Bir şiirinde şöyle bir istemde bulunur:

 

“Ger ez mirim li ser gora min şînê negirin, belkî bi şahî û dîlanê li dora gora min bigerin û mizgîniya azadiya Kurdistanê ji min re bînin.”

(Eger ölürsem mezarımda ağlamayın, belki şenlik ve halaylarla mezarımın çevresinde gezer ve bana Kürdistan’ın özgürlük müjdesini getirebilirsiniz.)

Kurd im Em in (Ez Kurd im)
Ger çî tûşî rencerûyî û hesret û derd im emin
Qet le des em çerxe siple nabezim, merd im emin
Aşiqî çawî kejal û gerdenî pirxal nîm
Aşiqî kêw û telan û benden û berd im emin
Ger le birsan û le ber bêbergî emro req helêm
Nokerî bêgane nakem ta le ser herd im emin
Min le zincîr û tenaf û dar û bend bakim niye
Let letim ken, bimkujin, hêşta delêm kurd im emin.

Etiketler: / /

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ