Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Atasözlerimiz Üzerine Bir Çalışma – 2

Atasözlerimiz Üzerine Bir Çalışma – 2
  • 19.11.2015
  • 5.217 kez okundu

 

 

“Adar, dew li dar, emma ne li Hazirbo û Siwar, li Mosil û Jengar”

Martta ayran ağaçtadır, amma Hazirbo ve Siwar’da(l) Musul ve sencar’da değil

 

 

 

 

 

  • Law Reşid

(1)Hazirbo ve Siwar, Güney Bitlis Çayının geçtiği yer olan Bitlis Boğazının 7 saatlik kuzeyinde bulunan ve sularının güzelliği, havalarının hoşluğuyla makbul olan iki köydür. Adı geçen boğaz, eskiden beri aşiretlerin ve genel olarak kürtlerin eski bir geçitidir. Boğaz şu belirli ve tarihsel yerlerle sınırlıdır:

Deşta Rehwayê:Boğazın kuzeyinde yer alan Rahva ovası.

Teşrîk:Kasabanın kuzeydoğusunda yer alan sivri tepeli dağ.

Sertaxê:Mahallebaşı.

Pira Ereb:Arap Köprüsü.

Newala Bêno: Kokulu Dere(arazi volkanik olduğu için, kükürt bileşikleri kokar).

Taxşûd:”Textşûd”un bozulmuş şeklidir. Kasabanın güney mahallelerinden biri olan bahçelik bir mahalledir. Bitlis Hanları saraylarının yıkıntılarını da içine alan bu mahalle, adı geçen Hanların tam bağımsızlıklarını kazandıkları tarihte bu adla anılmıştır.

Ava Tal:Acı Su. Kasabanın bir saat kadar güneyinde bulunan ve cild hastalıklarına yararlı olan bir kaplıcadır.

Kevirê Qul:Delikli Taş. Kireç tortularından oluşmuş iri bir kayanın delinmesiyle meydana gelen tüneldir.

Gelîyê Gûzan:Cevizler Ormanı. Çeşitli ağaçları içine alan büyük bir ormandır.

Zevîya Sor:Kırmızı Tarla.

Xana Duxanê:Bilinen Duxan hanı.

“Ne Adar e, ne Nîsan e; roja Feqîyê Teyran e”.

Ne Marttır, ne Nisandır; Feqîyê Teyran’ın günüdür.

Bu atasözü, Martın 31’inci günü için söylenir. O günün Mart’a ya da Nisan’a ait olmasında kuşkuya düşülmesi üzerine, Feqîyê Teyran hazretlerine bağlanarak ulusal bayramlar arasına alınmış ve Büyük Feqî’nin halk arasında ünlü ve saygın olan adının anımsanmasına ve yüceltilmesine vesile olmuştur.

Abdullah Cevdet Bey, Muhammed Feqîyê Teyran için şunları yazmıştır:

“Hakkâri sancağının Müks köyünde 702’de doğup, 757’de (335) orada vefat etmiş ve oraya gömülmüştür. Hikâye yazarı olup, manzum küçük kitapları mevcut ve ünlüdürler”.

Gerçekten, diyalog biçimindeki manzum ve akıcı hikâyeleri, Kürdistan medreselerinin içtenlikle dolu söyleşi meclislerinde kelime oyunları için kullanılmaktan başka, kadınların bile dilinden düşmemektedir. Örnegın, bir tartışmasında şöyle demiştir:

“Feqîyê pirr Siloqî(l)

Ez baran im, tu dilop î

Ez Feqî me, tu çi zirzop î!”(*)

Yani,”hey Siloqî feqîsi; ben yağmurum, sen damlasın; ben Feqî’yim, sen ne zirzopsun!”

Siloqî, Bitlis ile Siirt arasında yer alan köylerde yaşayan ve yazın kuzey yaylalarına çıkan, erkek ve kadınlarının vücut uyumluluğu ve güzelliğiyle tanınan bir aşirettir. Ulaştırma işleriyle uğraştıkları için iyi katır beslerler. Aşiretin en ileri gelen ailesi, “Malasile” (Süleymangiller) adıyla bilinir. Bu aileden gelenler, öteki benzeri aileler gibi “torun” yani “soylu”, aşireti oluşturan bireyler ise “malbat” (Türkçe karşılığı yoktur) sayılırlar. Bununla birlikte, soylu olmayıp da “malbat” olan aşiret bireyleri de, yine aşirete bağlı olmalarıyla övünüp, onlar da “Kurmanc, reaya, köylü değildirler.

(*) Ev peyva Feqîyê Teyran li hin hêlên Kurdistanê weha te gotin (Feqiye Teyran’ın bu sözü Kürdistan’ın bazı yörelerinde şöyle denir:

 

“Xaç-Xidir Nebî, şîv hebî taştê tunebî, wey li wî ku li mala xwe nebî, jina wî dibe jinebî”.

Haçın suya atılış günü, akşam yemeği olsun da varsın sabah yemeği olmasın, yazık o kimseye ki evinde olmaz, öylesinin karısı dul kalır. Sözü edilen gün korkunç fırtına ve tipi olduğu için bu atasözü söylenir.

“Newroz, ecêb roz”.

Newroz olağanüstü bir gündür.

“Kanun Şubatê ker kir, gîskî ser sergoyê wer kir”.

Ocak ayı Şubat ayından borç etti, buzağıyı çöplükte devirdi.(*)

Ocak ayının 31’inci günü fırtınalı olduğu için adı geçen atasözü söylenir. Adı geçen gün, sözde havanın bir süre güzel geçmesi üzerine yaşlı bir kadın buzağısını çöplüğe çıkarmış ve sevincini belirtmiş. Bunun üzerine sinirlenen Ocak ayı, Şubat ayından bir gün borç alarak fırtına yapmış ve buzağıyı bu fırtınada öldürmüş.

*

“Zîp im zîpedar im, eger bibarım xweş buhar im, eger nebarim sermadar im”.

Zîpim zîp tutucuyum, eğer yağmur olarak yağarsam güzel bir bahar olurum, eğer yağmur olarak yağmazsam kışım. “Zîp”, Şubatın son çarşambasından başlayarak bir hafta süren günlere denir. Bu günler uğursuz günlerden sayıldığı için aile içinde dırıltı çıkmamasına, tatlı ve diğer güzel yemekler yenmesine dikkat edilir. Bu atasözünün anlatışından da anlaşılacağı gibi, eğer o günlerde yağmur yağarsa baharın başlayacağına, yağmazsa kışın devam edeceğine işaret sayılır.

“Milkan aş, aletan simteraş, meran da ne li pêş ne li paş”.(*)

Gelir getiren mülkler arasında değirmen, araç ve gereçler arasında da atların tırnaklarını kesip düzeltmeye özgü “simteraş”, erkekler arasında da önü ve arkayı düşünmeyenler makbuldür.(**)

*

“Mîrim, heliz bûrî”.

Beyim, raziyane geçkindir.

“Raziyane”, bilinen bir ağaçıktır ki geçkin olduğu oranda katılığı artar. Bu atasözünün, raziyane isteyen bey için söylenmiş olduğu olasılığı vardır. Geriye gelme, geriye dönme olaslığı bulunmayan konular için söylenir.

“Ka ya te bû, ma kadın jî ya te bû!”

Saman senindi, samanlık da senin mi idi!

(Çok yiyip nefesi tıkanmış oburlar hakkında söylenmiştir)

“Yek mal e, dozde malxo!”

Bir evdir, on iki aile reisi var

Bir işe karışanların sayısının çoğalması durumunda, işlerin karmakarışık olacağına ve işlerde karışıklık baş göstereceğine işaret ediyor.

“Qiyasa teşkê li meşkê dike”.

Baldır ve tulumu birbiriyle karşılaştırıyor.

Yanlış karşılaştırma yapılıp, durum bozulurken ve konu saptırılırken, denir.

“Ritilê te bila ser tuxtê wî be!”

Varsın senin batmanın (altı eski kıyye***) da öbürünün tuxtu (eski kıyyenin dörtte biri) üzerine gelsin.

Pervasızlığı belirtiyor.

*”Heliz” sözcüğü, ayrıca, mevsimi geçmek üzere olan hasad, bağbozumu, tohum ekme gibi işler için de kullanılır. Bu atasözü, bu ikinci anlamda, bir işin mevsiminin geçmesinden sonra o işi yapmaya kalkışanlar hakkında da söylenir.

(**) Müstamel: Kullanılan şey. Yani öyleleri hakkında kullanılır.

(***) Kıyye: Eski bir ağırlık ölçüsü. Önceleri 1 kilo 282 gram ölçüsündeydı; daha sonra kiloyu karşılayacak biçimde ayarlanmıştır. Kıyye-i atîk: Eski kıyye, 1 kilo 282 gramı karşılayan kıyye.

“Çi qa serê me mezin dibî, çavê me ewqas ecêban dibînî!”

Başımız büyüdükçe gözümüz garibeler görüyor!(*)

“Pîr li mêj be înîyê, şemîyê zaf”.(**)

İhtiyar kadının gönlü namaz kılmakta olsun; cuma, cumartesi çok.

(Meramın lüzumunu bildiriyor).(***)

“Cîyê ku agir tune ye, dû dernayê”.

Ateş olmayan yerde duman tütmez.

“Golikê rêxo garanê xirab dike”.

Fena buzağı sürüyü bozar.

“Hespê çê bila pêxwas be”.

İyi at olsun da nalsız olsun

“Gava ku nêçîra min tê, gûye tajiye mn tê”.

Vakta ki ava rastlarım, tazımın pisliği gelir.

(Fena tesadüfler için zikredilir).

“Kewê çê di qefesê da kifş e”.

İyi keklik kafeste iken anlaşılır.

*

“Hingivê dobe ye, di eyarê seyî de ye!”

Dobedir (eritilip mumu alınarak katılaşmış bal), fakat köpek tulumundadır!

Güzel bir yüzde fena kalp, bayağı bir adamda zenginlik, cimri bir adamda bilim ve bunlara benzer durumlar için söylenir.

“Jin û mêr, tevr û bêr”.

Karı ile kocayı kazma ile kürek, yani, mezar ayırır.

* “Pîr bi nimêj be înû şemî zaf in”.

Yani, önemli olan şeyin istek ve meram olduğunu, yapılacak işlerde isteğin gerekliliğini bildiriyor.

“Kî xwarîye savarê, bila ew biçe hewarê!”

Bulgur pilâvını kim yemişse imdada o gitsin!

Bitlis kasabasının yakınlarında bulunan “Balikan” adlı köyün halkı, Kürdler arasında saflıklarıyla tanınırlar. Adı geçen köyün halkı üzerinde bir çok fıkra anlatılır. Bir ziyafet sırasında sofraya çağrılması unutulan birisi, o sırada köye saldıran eşkiyaya karşı herkes gidip de kendisini için gitmediği sorulunca, mazeretini belirtmek için bu sözü söylemiş ve böylece bu söz bir atasözü durumuna gelmiştir.

“Wezre ba, çêtir e ji bab û bira!”

Güney rüzgârı baba ve kardeşten daha iyidir.

Bu atasözü, koyun tüccarı bir babanın, güney rüzgârı eserse koyunları otlağa çıkarabileceğinden ve bu nedenle zenginliğini artırdıktan sonra kızının düğününü yapacağından sözetmesi üzerine kızı tarafından söylenmiş ve böylece bir atasözü durumuna gelmiştir.

“Mezin li malan, biçûk li banan”.

Büyüklerin evde söylediklerini küçükler damlarda ifşa ederler.

“Dengnekirin zêr e”.

Sükût altındır.

“Dolab hebs e, teşî reqs e, neqş hews e”.

Çıkrık can sıkıcıdır, “teşî” denilen ve yün eğirmekte kullamlan iye rakıs ve eğlencedir, nakışlar ve gergef ise istek ve zevke bağlıdır.

SONUÇ

Yukarıya aktarılan Kürdçe atasözleri, Kürdistan’ın çeşitli çevrelerinde kullanılan binlercesinin en seçkin ve mükemmel olanları değildir. Önce de arzettiğim gibi, bunları derleyip düzenlemekten ve yayınlamaktan amaç, bilimsel bir hizmet ile ulusal bir gayrettir. Gerçekte, atasözlerinin az-çok yüksek nitelikleri inkâr edilemeyeceği gibi, yüzyıllardan beri ulusal kudretini koruyan Kürd ulusunu böylece dost-düşmana tanıtmak da yararlıdır. Örneğin bu alanda yazılabilecek “Kürdlerde Edebiyat”, “Kürdlerde Müzik”, “Kürdlerde Görgü Kuralları”, “Kürdlerde Raks”, “Kürdlerde Süsleme ve Giyim” gibi geniş ve yararlı, aynı zamanda ulusumuzun yüzünü ağartacak konular olur ki, himmet sahiplerinin arzularının yöneleceği amaç olsun!

“Jin” Dergisi, 1918-1919, 7. ve 8. sayılardan, yeniden yayına hazırlayan, M. E.min Bozarslan.

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayımlanamaz.

Etiketler: / / / / /

Mutkili Xelîl Xeyalî’nin Fotoğrafları
  Saîd-î Kurdî kendisi için ‘Milli Onurumuz’ demiştir. Jîn dergisinde yazılar yazan Xelîl Xeyalî 1900-1920 Kürd örgütlenmeleri arasında yer aldı....
Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ