Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,87
€ EURO → Alış: 7,73 / Satış: 7,76

Atasözlerimiz Üzerine Bir Çalışma – 2

Atasözlerimiz Üzerine Bir Çalışma – 2
  • 19.11.2015

 

 

“Adar, dew li dar, emma ne li Hazirbo û Siwar, li Mosil û Jengar”

Martta ayran ağaçtadır, amma Hazirbo ve Siwar’da(l) Musul ve sencar’da değil

 

 

 

 

 

  • Law Reşid

(1)Hazirbo ve Siwar, Güney Bitlis Çayının geçtiği yer olan Bitlis Boğazının 7 saatlik kuzeyinde bulunan ve sularının güzelliği, havalarının hoşluğuyla makbul olan iki köydür. Adı geçen boğaz, eskiden beri aşiretlerin ve genel olarak kürtlerin eski bir geçitidir. Boğaz şu belirli ve tarihsel yerlerle sınırlıdır:

Deşta Rehwayê:Boğazın kuzeyinde yer alan Rahva ovası.

Teşrîk:Kasabanın kuzeydoğusunda yer alan sivri tepeli dağ.

Sertaxê:Mahallebaşı.

Pira Ereb:Arap Köprüsü.

Newala Bêno: Kokulu Dere(arazi volkanik olduğu için, kükürt bileşikleri kokar).

Taxşûd:”Textşûd”un bozulmuş şeklidir. Kasabanın güney mahallelerinden biri olan bahçelik bir mahalledir. Bitlis Hanları saraylarının yıkıntılarını da içine alan bu mahalle, adı geçen Hanların tam bağımsızlıklarını kazandıkları tarihte bu adla anılmıştır.

Ava Tal:Acı Su. Kasabanın bir saat kadar güneyinde bulunan ve cild hastalıklarına yararlı olan bir kaplıcadır.

Kevirê Qul:Delikli Taş. Kireç tortularından oluşmuş iri bir kayanın delinmesiyle meydana gelen tüneldir.

Gelîyê Gûzan:Cevizler Ormanı. Çeşitli ağaçları içine alan büyük bir ormandır.

Zevîya Sor:Kırmızı Tarla.

Xana Duxanê:Bilinen Duxan hanı.

“Ne Adar e, ne Nîsan e; roja Feqîyê Teyran e”.

Ne Marttır, ne Nisandır; Feqîyê Teyran’ın günüdür.

Bu atasözü, Martın 31’inci günü için söylenir. O günün Mart’a ya da Nisan’a ait olmasında kuşkuya düşülmesi üzerine, Feqîyê Teyran hazretlerine bağlanarak ulusal bayramlar arasına alınmış ve Büyük Feqî’nin halk arasında ünlü ve saygın olan adının anımsanmasına ve yüceltilmesine vesile olmuştur.

Abdullah Cevdet Bey, Muhammed Feqîyê Teyran için şunları yazmıştır:

“Hakkâri sancağının Müks köyünde 702’de doğup, 757’de (335) orada vefat etmiş ve oraya gömülmüştür. Hikâye yazarı olup, manzum küçük kitapları mevcut ve ünlüdürler”.

Gerçekten, diyalog biçimindeki manzum ve akıcı hikâyeleri, Kürdistan medreselerinin içtenlikle dolu söyleşi meclislerinde kelime oyunları için kullanılmaktan başka, kadınların bile dilinden düşmemektedir. Örnegın, bir tartışmasında şöyle demiştir:

“Feqîyê pirr Siloqî(l)

Ez baran im, tu dilop î

Ez Feqî me, tu çi zirzop î!”(*)

Yani,”hey Siloqî feqîsi; ben yağmurum, sen damlasın; ben Feqî’yim, sen ne zirzopsun!”

Siloqî, Bitlis ile Siirt arasında yer alan köylerde yaşayan ve yazın kuzey yaylalarına çıkan, erkek ve kadınlarının vücut uyumluluğu ve güzelliğiyle tanınan bir aşirettir. Ulaştırma işleriyle uğraştıkları için iyi katır beslerler. Aşiretin en ileri gelen ailesi, “Malasile” (Süleymangiller) adıyla bilinir. Bu aileden gelenler, öteki benzeri aileler gibi “torun” yani “soylu”, aşireti oluşturan bireyler ise “malbat” (Türkçe karşılığı yoktur) sayılırlar. Bununla birlikte, soylu olmayıp da “malbat” olan aşiret bireyleri de, yine aşirete bağlı olmalarıyla övünüp, onlar da “Kurmanc, reaya, köylü değildirler.

(*) Ev peyva Feqîyê Teyran li hin hêlên Kurdistanê weha te gotin (Feqiye Teyran’ın bu sözü Kürdistan’ın bazı yörelerinde şöyle denir:

 

“Xaç-Xidir Nebî, şîv hebî taştê tunebî, wey li wî ku li mala xwe nebî, jina wî dibe jinebî”.

Haçın suya atılış günü, akşam yemeği olsun da varsın sabah yemeği olmasın, yazık o kimseye ki evinde olmaz, öylesinin karısı dul kalır. Sözü edilen gün korkunç fırtına ve tipi olduğu için bu atasözü söylenir.

“Newroz, ecêb roz”.

Newroz olağanüstü bir gündür.

“Kanun Şubatê ker kir, gîskî ser sergoyê wer kir”.

Ocak ayı Şubat ayından borç etti, buzağıyı çöplükte devirdi.(*)

Ocak ayının 31’inci günü fırtınalı olduğu için adı geçen atasözü söylenir. Adı geçen gün, sözde havanın bir süre güzel geçmesi üzerine yaşlı bir kadın buzağısını çöplüğe çıkarmış ve sevincini belirtmiş. Bunun üzerine sinirlenen Ocak ayı, Şubat ayından bir gün borç alarak fırtına yapmış ve buzağıyı bu fırtınada öldürmüş.

*

“Zîp im zîpedar im, eger bibarım xweş buhar im, eger nebarim sermadar im”.

Zîpim zîp tutucuyum, eğer yağmur olarak yağarsam güzel bir bahar olurum, eğer yağmur olarak yağmazsam kışım. “Zîp”, Şubatın son çarşambasından başlayarak bir hafta süren günlere denir. Bu günler uğursuz günlerden sayıldığı için aile içinde dırıltı çıkmamasına, tatlı ve diğer güzel yemekler yenmesine dikkat edilir. Bu atasözünün anlatışından da anlaşılacağı gibi, eğer o günlerde yağmur yağarsa baharın başlayacağına, yağmazsa kışın devam edeceğine işaret sayılır.

“Milkan aş, aletan simteraş, meran da ne li pêş ne li paş”.(*)

Gelir getiren mülkler arasında değirmen, araç ve gereçler arasında da atların tırnaklarını kesip düzeltmeye özgü “simteraş”, erkekler arasında da önü ve arkayı düşünmeyenler makbuldür.(**)

*

“Mîrim, heliz bûrî”.

Beyim, raziyane geçkindir.

“Raziyane”, bilinen bir ağaçıktır ki geçkin olduğu oranda katılığı artar. Bu atasözünün, raziyane isteyen bey için söylenmiş olduğu olasılığı vardır. Geriye gelme, geriye dönme olaslığı bulunmayan konular için söylenir.

“Ka ya te bû, ma kadın jî ya te bû!”

Saman senindi, samanlık da senin mi idi!

(Çok yiyip nefesi tıkanmış oburlar hakkında söylenmiştir)

“Yek mal e, dozde malxo!”

Bir evdir, on iki aile reisi var

Bir işe karışanların sayısının çoğalması durumunda, işlerin karmakarışık olacağına ve işlerde karışıklık baş göstereceğine işaret ediyor.

“Qiyasa teşkê li meşkê dike”.

Baldır ve tulumu birbiriyle karşılaştırıyor.

Yanlış karşılaştırma yapılıp, durum bozulurken ve konu saptırılırken, denir.

“Ritilê te bila ser tuxtê wî be!”

Varsın senin batmanın (altı eski kıyye***) da öbürünün tuxtu (eski kıyyenin dörtte biri) üzerine gelsin.

Pervasızlığı belirtiyor.

*”Heliz” sözcüğü, ayrıca, mevsimi geçmek üzere olan hasad, bağbozumu, tohum ekme gibi işler için de kullanılır. Bu atasözü, bu ikinci anlamda, bir işin mevsiminin geçmesinden sonra o işi yapmaya kalkışanlar hakkında da söylenir.

(**) Müstamel: Kullanılan şey. Yani öyleleri hakkında kullanılır.

(***) Kıyye: Eski bir ağırlık ölçüsü. Önceleri 1 kilo 282 gram ölçüsündeydı; daha sonra kiloyu karşılayacak biçimde ayarlanmıştır. Kıyye-i atîk: Eski kıyye, 1 kilo 282 gramı karşılayan kıyye.

“Çi qa serê me mezin dibî, çavê me ewqas ecêban dibînî!”

Başımız büyüdükçe gözümüz garibeler görüyor!(*)

“Pîr li mêj be înîyê, şemîyê zaf”.(**)

İhtiyar kadının gönlü namaz kılmakta olsun; cuma, cumartesi çok.

(Meramın lüzumunu bildiriyor).(***)

“Cîyê ku agir tune ye, dû dernayê”.

Ateş olmayan yerde duman tütmez.

“Golikê rêxo garanê xirab dike”.

Fena buzağı sürüyü bozar.

“Hespê çê bila pêxwas be”.

İyi at olsun da nalsız olsun

“Gava ku nêçîra min tê, gûye tajiye mn tê”.

Vakta ki ava rastlarım, tazımın pisliği gelir.

(Fena tesadüfler için zikredilir).

“Kewê çê di qefesê da kifş e”.

İyi keklik kafeste iken anlaşılır.

*

“Hingivê dobe ye, di eyarê seyî de ye!”

Dobedir (eritilip mumu alınarak katılaşmış bal), fakat köpek tulumundadır!

Güzel bir yüzde fena kalp, bayağı bir adamda zenginlik, cimri bir adamda bilim ve bunlara benzer durumlar için söylenir.

“Jin û mêr, tevr û bêr”.

Karı ile kocayı kazma ile kürek, yani, mezar ayırır.

* “Pîr bi nimêj be înû şemî zaf in”.

Yani, önemli olan şeyin istek ve meram olduğunu, yapılacak işlerde isteğin gerekliliğini bildiriyor.

“Kî xwarîye savarê, bila ew biçe hewarê!”

Bulgur pilâvını kim yemişse imdada o gitsin!

Bitlis kasabasının yakınlarında bulunan “Balikan” adlı köyün halkı, Kürdler arasında saflıklarıyla tanınırlar. Adı geçen köyün halkı üzerinde bir çok fıkra anlatılır. Bir ziyafet sırasında sofraya çağrılması unutulan birisi, o sırada köye saldıran eşkiyaya karşı herkes gidip de kendisini için gitmediği sorulunca, mazeretini belirtmek için bu sözü söylemiş ve böylece bu söz bir atasözü durumuna gelmiştir.

“Wezre ba, çêtir e ji bab û bira!”

Güney rüzgârı baba ve kardeşten daha iyidir.

Bu atasözü, koyun tüccarı bir babanın, güney rüzgârı eserse koyunları otlağa çıkarabileceğinden ve bu nedenle zenginliğini artırdıktan sonra kızının düğününü yapacağından sözetmesi üzerine kızı tarafından söylenmiş ve böylece bir atasözü durumuna gelmiştir.

“Mezin li malan, biçûk li banan”.

Büyüklerin evde söylediklerini küçükler damlarda ifşa ederler.

“Dengnekirin zêr e”.

Sükût altındır.

“Dolab hebs e, teşî reqs e, neqş hews e”.

Çıkrık can sıkıcıdır, “teşî” denilen ve yün eğirmekte kullamlan iye rakıs ve eğlencedir, nakışlar ve gergef ise istek ve zevke bağlıdır.

SONUÇ

Yukarıya aktarılan Kürdçe atasözleri, Kürdistan’ın çeşitli çevrelerinde kullanılan binlercesinin en seçkin ve mükemmel olanları değildir. Önce de arzettiğim gibi, bunları derleyip düzenlemekten ve yayınlamaktan amaç, bilimsel bir hizmet ile ulusal bir gayrettir. Gerçekte, atasözlerinin az-çok yüksek nitelikleri inkâr edilemeyeceği gibi, yüzyıllardan beri ulusal kudretini koruyan Kürd ulusunu böylece dost-düşmana tanıtmak da yararlıdır. Örneğin bu alanda yazılabilecek “Kürdlerde Edebiyat”, “Kürdlerde Müzik”, “Kürdlerde Görgü Kuralları”, “Kürdlerde Raks”, “Kürdlerde Süsleme ve Giyim” gibi geniş ve yararlı, aynı zamanda ulusumuzun yüzünü ağartacak konular olur ki, himmet sahiplerinin arzularının yöneleceği amaç olsun!

“Jin” Dergisi, 1918-1919, 7. ve 8. sayılardan, yeniden yayına hazırlayan, M. E.min Bozarslan.

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayımlanamaz.

Etiketler: / / / / /

1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
Cumhuriyet Dönemi Asimilasyon Politikaları: Siirt, Muş, Bitlis ve Van
  ”Asimilasyon olgusu, son iki asrın en büyük cinayetidir! Bu asimile olmuş taklitçiler ise ne kadar gülünç cinayetlere sebep olmuşlardır,...
Kurdolog Bazil Nikitin’den Times’e ”Dersim Harekatı” Eleştirisi
Bugünkü ‘’Cumhuryet’’ gazetesi, uzak şarkın vaziyeti hakkında bir makale neşrederek uzak şarkın o kadar uzakta olmadığını ve diğer Asya memleketlerinin...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ