Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 13,66 / Satış: 13,71
€ EURO → Alış: 15,40 / Satış: 15,46

Atasözlerimiz Üzerine Bir Çalışma – 2

Atasözlerimiz Üzerine Bir Çalışma – 2
  • 19.11.2015

 

 

“Adar, dew li dar, emma ne li Hazirbo û Siwar, li Mosil û Jengar”

Martta ayran ağaçtadır, amma Hazirbo ve Siwar’da(l) Musul ve sencar’da değil

 

 

 

 

 

  • Law Reşid

(1)Hazirbo ve Siwar, Güney Bitlis Çayının geçtiği yer olan Bitlis Boğazının 7 saatlik kuzeyinde bulunan ve sularının güzelliği, havalarının hoşluğuyla makbul olan iki köydür. Adı geçen boğaz, eskiden beri aşiretlerin ve genel olarak kürtlerin eski bir geçitidir. Boğaz şu belirli ve tarihsel yerlerle sınırlıdır:

Deşta Rehwayê:Boğazın kuzeyinde yer alan Rahva ovası.

Teşrîk:Kasabanın kuzeydoğusunda yer alan sivri tepeli dağ.

Sertaxê:Mahallebaşı.

Pira Ereb:Arap Köprüsü.

Newala Bêno: Kokulu Dere(arazi volkanik olduğu için, kükürt bileşikleri kokar).

Taxşûd:”Textşûd”un bozulmuş şeklidir. Kasabanın güney mahallelerinden biri olan bahçelik bir mahalledir. Bitlis Hanları saraylarının yıkıntılarını da içine alan bu mahalle, adı geçen Hanların tam bağımsızlıklarını kazandıkları tarihte bu adla anılmıştır.

Ava Tal:Acı Su. Kasabanın bir saat kadar güneyinde bulunan ve cild hastalıklarına yararlı olan bir kaplıcadır.

Kevirê Qul:Delikli Taş. Kireç tortularından oluşmuş iri bir kayanın delinmesiyle meydana gelen tüneldir.

Gelîyê Gûzan:Cevizler Ormanı. Çeşitli ağaçları içine alan büyük bir ormandır.

Zevîya Sor:Kırmızı Tarla.

Xana Duxanê:Bilinen Duxan hanı.

“Ne Adar e, ne Nîsan e; roja Feqîyê Teyran e”.

Ne Marttır, ne Nisandır; Feqîyê Teyran’ın günüdür.

Bu atasözü, Martın 31’inci günü için söylenir. O günün Mart’a ya da Nisan’a ait olmasında kuşkuya düşülmesi üzerine, Feqîyê Teyran hazretlerine bağlanarak ulusal bayramlar arasına alınmış ve Büyük Feqî’nin halk arasında ünlü ve saygın olan adının anımsanmasına ve yüceltilmesine vesile olmuştur.

Abdullah Cevdet Bey, Muhammed Feqîyê Teyran için şunları yazmıştır:

“Hakkâri sancağının Müks köyünde 702’de doğup, 757’de (335) orada vefat etmiş ve oraya gömülmüştür. Hikâye yazarı olup, manzum küçük kitapları mevcut ve ünlüdürler”.

Gerçekten, diyalog biçimindeki manzum ve akıcı hikâyeleri, Kürdistan medreselerinin içtenlikle dolu söyleşi meclislerinde kelime oyunları için kullanılmaktan başka, kadınların bile dilinden düşmemektedir. Örnegın, bir tartışmasında şöyle demiştir:

“Feqîyê pirr Siloqî(l)

Ez baran im, tu dilop î

Ez Feqî me, tu çi zirzop î!”(*)

Yani,”hey Siloqî feqîsi; ben yağmurum, sen damlasın; ben Feqî’yim, sen ne zirzopsun!”

Siloqî, Bitlis ile Siirt arasında yer alan köylerde yaşayan ve yazın kuzey yaylalarına çıkan, erkek ve kadınlarının vücut uyumluluğu ve güzelliğiyle tanınan bir aşirettir. Ulaştırma işleriyle uğraştıkları için iyi katır beslerler. Aşiretin en ileri gelen ailesi, “Malasile” (Süleymangiller) adıyla bilinir. Bu aileden gelenler, öteki benzeri aileler gibi “torun” yani “soylu”, aşireti oluşturan bireyler ise “malbat” (Türkçe karşılığı yoktur) sayılırlar. Bununla birlikte, soylu olmayıp da “malbat” olan aşiret bireyleri de, yine aşirete bağlı olmalarıyla övünüp, onlar da “Kurmanc, reaya, köylü değildirler.

(*) Ev peyva Feqîyê Teyran li hin hêlên Kurdistanê weha te gotin (Feqiye Teyran’ın bu sözü Kürdistan’ın bazı yörelerinde şöyle denir:

 

“Xaç-Xidir Nebî, şîv hebî taştê tunebî, wey li wî ku li mala xwe nebî, jina wî dibe jinebî”.

Haçın suya atılış günü, akşam yemeği olsun da varsın sabah yemeği olmasın, yazık o kimseye ki evinde olmaz, öylesinin karısı dul kalır. Sözü edilen gün korkunç fırtına ve tipi olduğu için bu atasözü söylenir.

“Newroz, ecêb roz”.

Newroz olağanüstü bir gündür.

“Kanun Şubatê ker kir, gîskî ser sergoyê wer kir”.

Ocak ayı Şubat ayından borç etti, buzağıyı çöplükte devirdi.(*)

Ocak ayının 31’inci günü fırtınalı olduğu için adı geçen atasözü söylenir. Adı geçen gün, sözde havanın bir süre güzel geçmesi üzerine yaşlı bir kadın buzağısını çöplüğe çıkarmış ve sevincini belirtmiş. Bunun üzerine sinirlenen Ocak ayı, Şubat ayından bir gün borç alarak fırtına yapmış ve buzağıyı bu fırtınada öldürmüş.

*

“Zîp im zîpedar im, eger bibarım xweş buhar im, eger nebarim sermadar im”.

Zîpim zîp tutucuyum, eğer yağmur olarak yağarsam güzel bir bahar olurum, eğer yağmur olarak yağmazsam kışım. “Zîp”, Şubatın son çarşambasından başlayarak bir hafta süren günlere denir. Bu günler uğursuz günlerden sayıldığı için aile içinde dırıltı çıkmamasına, tatlı ve diğer güzel yemekler yenmesine dikkat edilir. Bu atasözünün anlatışından da anlaşılacağı gibi, eğer o günlerde yağmur yağarsa baharın başlayacağına, yağmazsa kışın devam edeceğine işaret sayılır.

“Milkan aş, aletan simteraş, meran da ne li pêş ne li paş”.(*)

Gelir getiren mülkler arasında değirmen, araç ve gereçler arasında da atların tırnaklarını kesip düzeltmeye özgü “simteraş”, erkekler arasında da önü ve arkayı düşünmeyenler makbuldür.(**)

*

“Mîrim, heliz bûrî”.

Beyim, raziyane geçkindir.

“Raziyane”, bilinen bir ağaçıktır ki geçkin olduğu oranda katılığı artar. Bu atasözünün, raziyane isteyen bey için söylenmiş olduğu olasılığı vardır. Geriye gelme, geriye dönme olaslığı bulunmayan konular için söylenir.

“Ka ya te bû, ma kadın jî ya te bû!”

Saman senindi, samanlık da senin mi idi!

(Çok yiyip nefesi tıkanmış oburlar hakkında söylenmiştir)

“Yek mal e, dozde malxo!”

Bir evdir, on iki aile reisi var

Bir işe karışanların sayısının çoğalması durumunda, işlerin karmakarışık olacağına ve işlerde karışıklık baş göstereceğine işaret ediyor.

“Qiyasa teşkê li meşkê dike”.

Baldır ve tulumu birbiriyle karşılaştırıyor.

Yanlış karşılaştırma yapılıp, durum bozulurken ve konu saptırılırken, denir.

“Ritilê te bila ser tuxtê wî be!”

Varsın senin batmanın (altı eski kıyye***) da öbürünün tuxtu (eski kıyyenin dörtte biri) üzerine gelsin.

Pervasızlığı belirtiyor.

*”Heliz” sözcüğü, ayrıca, mevsimi geçmek üzere olan hasad, bağbozumu, tohum ekme gibi işler için de kullanılır. Bu atasözü, bu ikinci anlamda, bir işin mevsiminin geçmesinden sonra o işi yapmaya kalkışanlar hakkında da söylenir.

(**) Müstamel: Kullanılan şey. Yani öyleleri hakkında kullanılır.

(***) Kıyye: Eski bir ağırlık ölçüsü. Önceleri 1 kilo 282 gram ölçüsündeydı; daha sonra kiloyu karşılayacak biçimde ayarlanmıştır. Kıyye-i atîk: Eski kıyye, 1 kilo 282 gramı karşılayan kıyye.

“Çi qa serê me mezin dibî, çavê me ewqas ecêban dibînî!”

Başımız büyüdükçe gözümüz garibeler görüyor!(*)

“Pîr li mêj be înîyê, şemîyê zaf”.(**)

İhtiyar kadının gönlü namaz kılmakta olsun; cuma, cumartesi çok.

(Meramın lüzumunu bildiriyor).(***)

“Cîyê ku agir tune ye, dû dernayê”.

Ateş olmayan yerde duman tütmez.

“Golikê rêxo garanê xirab dike”.

Fena buzağı sürüyü bozar.

“Hespê çê bila pêxwas be”.

İyi at olsun da nalsız olsun

“Gava ku nêçîra min tê, gûye tajiye mn tê”.

Vakta ki ava rastlarım, tazımın pisliği gelir.

(Fena tesadüfler için zikredilir).

“Kewê çê di qefesê da kifş e”.

İyi keklik kafeste iken anlaşılır.

*

“Hingivê dobe ye, di eyarê seyî de ye!”

Dobedir (eritilip mumu alınarak katılaşmış bal), fakat köpek tulumundadır!

Güzel bir yüzde fena kalp, bayağı bir adamda zenginlik, cimri bir adamda bilim ve bunlara benzer durumlar için söylenir.

“Jin û mêr, tevr û bêr”.

Karı ile kocayı kazma ile kürek, yani, mezar ayırır.

* “Pîr bi nimêj be înû şemî zaf in”.

Yani, önemli olan şeyin istek ve meram olduğunu, yapılacak işlerde isteğin gerekliliğini bildiriyor.

“Kî xwarîye savarê, bila ew biçe hewarê!”

Bulgur pilâvını kim yemişse imdada o gitsin!

Bitlis kasabasının yakınlarında bulunan “Balikan” adlı köyün halkı, Kürdler arasında saflıklarıyla tanınırlar. Adı geçen köyün halkı üzerinde bir çok fıkra anlatılır. Bir ziyafet sırasında sofraya çağrılması unutulan birisi, o sırada köye saldıran eşkiyaya karşı herkes gidip de kendisini için gitmediği sorulunca, mazeretini belirtmek için bu sözü söylemiş ve böylece bu söz bir atasözü durumuna gelmiştir.

“Wezre ba, çêtir e ji bab û bira!”

Güney rüzgârı baba ve kardeşten daha iyidir.

Bu atasözü, koyun tüccarı bir babanın, güney rüzgârı eserse koyunları otlağa çıkarabileceğinden ve bu nedenle zenginliğini artırdıktan sonra kızının düğününü yapacağından sözetmesi üzerine kızı tarafından söylenmiş ve böylece bir atasözü durumuna gelmiştir.

“Mezin li malan, biçûk li banan”.

Büyüklerin evde söylediklerini küçükler damlarda ifşa ederler.

“Dengnekirin zêr e”.

Sükût altındır.

“Dolab hebs e, teşî reqs e, neqş hews e”.

Çıkrık can sıkıcıdır, “teşî” denilen ve yün eğirmekte kullamlan iye rakıs ve eğlencedir, nakışlar ve gergef ise istek ve zevke bağlıdır.

SONUÇ

Yukarıya aktarılan Kürdçe atasözleri, Kürdistan’ın çeşitli çevrelerinde kullanılan binlercesinin en seçkin ve mükemmel olanları değildir. Önce de arzettiğim gibi, bunları derleyip düzenlemekten ve yayınlamaktan amaç, bilimsel bir hizmet ile ulusal bir gayrettir. Gerçekte, atasözlerinin az-çok yüksek nitelikleri inkâr edilemeyeceği gibi, yüzyıllardan beri ulusal kudretini koruyan Kürd ulusunu böylece dost-düşmana tanıtmak da yararlıdır. Örneğin bu alanda yazılabilecek “Kürdlerde Edebiyat”, “Kürdlerde Müzik”, “Kürdlerde Görgü Kuralları”, “Kürdlerde Raks”, “Kürdlerde Süsleme ve Giyim” gibi geniş ve yararlı, aynı zamanda ulusumuzun yüzünü ağartacak konular olur ki, himmet sahiplerinin arzularının yöneleceği amaç olsun!

“Jin” Dergisi, 1918-1919, 7. ve 8. sayılardan, yeniden yayına hazırlayan, M. E.min Bozarslan.

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayımlanamaz.

Etiketler: / / / / /

Gravürlere Yansıyan Kürdler
Toplumların kültürel hafızasını ayakta tutan birçok faktör vardır. Güzel sanatlar, gastronomi, folklor, müzik, dans, edebiyat, sözlü anlatım, ritüeller ve mimari...
Bir Çarpıtmanın Anatomisi: Ehmedê Xasî Örneği
Ehmedê Xasî’nin 1899 yılında Osmanlı döneminin Eğitim Bakanlığı olan Maarif-i Umûmiye Nezareti tarafından Diyarbekir’de basılmış Mewlidê Kirdî adlı eseri Zazakî Kürdçesiyle yazılmış...
Katran-ı Tebrizi; Kürt Rewadi ve Şeddadi Devletlerinin Saray Şairi
Katran-ı Tebrizi, 11. yüzyılın tanınmış bir şairidir. Rewadi devletinin başkenti Tebriz’e yakın Şadiabad köyünde doğdu. Bütün yaşamını iki Kürt devletinde; Şeddadilerle Rewadilerde geçirdi. Bu...
Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ