Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,54 / Satış: 8,57
€ EURO → Alış: 10,09 / Satış: 10,13

Ezidi Katline ilişkin 21. III. 1840 tarihli bir Osmanlı Belgesi

Ezidi Katline ilişkin 21. III. 1840 tarihli bir Osmanlı Belgesi
  • 19.11.2015

ezidi2Herşeye rağmen, gene de Ezidi’yiz!

Ezidi katline ilişkin 21. III. 1840 tarihli bir Osmanlı Belgesi

 

 

 

 

 

İslami ve özellikle de Osmanlı döneminde, ezidilere hiç müsamaha gösterilmemiş, ezidiliğe inananların “katli helal” olarak görülmüştür. Osmanlı idaresi tarafından çoğu durumda, cezalandırılması gereken Kürdün ezidi sayılması yeterli gerekçe sayılmakta; “sapıkların cehenneme gönderilmeleri” için “meşru” görülür.

Evliya Çelebi’den, 1600’lı yıllarda, Rojkan Beyliği’nin ( Bitlis Hükümdarlığı) dağının-taşının “uzun saçlı, ezidi inançlılarla” dolu olduğunu ve bunların, Beyliğin silahlı kuvvetlerinin başlıca gücünü oluşturmaya devam ettiğini öğreniyoruz.

Melek Ahmed Paşa, Bitlis Bey’i Abdal Han üzerine yürümeden önce kendisine göndermiş olduğu mektupta, Onu, önce “fitne ve fesaddan olan ezidi kürtleriyle anlaşarak harici mezhepli bir adam” olmakla suçlar. Ve şeyhülislam Qazisinden de buna dayanarak savaş seferinin “hak” olduğuna dair fetva çıkarır.

***

Osmanlı döneminde Ezidi kürtlerin imha ve katledilmelerinin ne ölçüde “meşru” ve “haktan olduğuna” işaret eden bir Osmanlı belgesini veriyoruz.

***

“Yüce Hazretleri Efendimize ileteceğimiz aşağıdadır.

Sultan Hazretlerinin bundan beş-altı yıl öncesi yüce iradeleri ve Büyük Vezir Hazretlerinin emri üzerine “pencik” sistemine göre Cebel-î Sincar ve dolaylarındaki şeytana tapanlardan köle ve köle kadınlar toplandı.

Bunlar arasında dört tane kardeş olan küçük çocuklar da vardı. İki yaşındaki küçük olanıyla büyük kardeşini birlikte sadık hizmetçileriniz durumunda bulunan bizler alıkoyduk. Diğer kardeşlerinden biri Diyarbakır’da köledir. Dördüncü kardeşleri şu anda Birinci Süvari Alayı Komutanı olan Mustafa Bey’in yanında bulunuyor. Bu kardeşlerin annesi rahmetli Mirza Paşa’nın yanında cariye olarak bulunduğu dönemde, Diyarbakır’da bulunan oğlunun serbest bırakılması için uğraşmış ve başarmıştır.

Özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz, islam dininden vazgeçerek şeytana tapanların yuvasına geri dönmüştür. O, Diyarbakır’da bulunan çocuklarını da kaçırmış, onları kendisiyle birlikte alarak, şeytana tapmalarını sağlamıştır.

Yanımızda bulunan diğer kardeşlerine ara sıra soruyoruz: “Anneniz nerede?”.
Onlar cevap veriyorlardı: “Annemiz ve kardeşimiz Diyarbakır’da yaşıyorlar.”

Sizin emriniz üzere oraya gittiğimizde, yol üstünde, Beşiri Sancağı’nda bulunan bir köye ulaştık. Orada, ismi geçen kölenin önceki iyi tavrını bırakıp imana ihanet etmiş olduğu ve hatta bu köydeki insanları islamdan vazgeçirmeye çalışmış olduğu anlaşıldı.

Köyde bulunduğumuz müddet içinde, sinsice kaçmak için bir gece atlarımızdan birini ahırdan çıkararak yola düşmek için hazırlamış, fakat bekçiler farkına vararak onu yakalamışlar. Kendisini yanımıza getirdiler. Xerzan İdari Amiri Derviş Bey, Beşiri Sancağı Komutanı Selim Ağa ve Bizim Sancak Amirimiz de yanımızda bulunuyorlardı.

Kendisine sorduk: “Neden kaçıyorsun –askeri hizmetten mi yoksa başka bir sebebi mi var?”
O, bize şu cevabı verdi:

“Bu değil (askeri hizmet). Babam ve Annem buraya geldiler. Beni doğup büyüdüğüm yerimize, halkımın yanına götürmek niyetindedirler.”

Babası ve annesini çağırdık ve sorduk:

“Senin, rahmetli Mirza Paşa’dan, serbest olduğuna dair belgen var. Bir kez, islami kabul etmiş olan biri yeniden şeytana tapan biri olur mu?”

Üçü de katti surette şu cevabı verdiler:

“Ne olursak olalım, gene de kendi halkımızdanız. Bizlerin, islamı can-i gönülle kabul etmesi mümkün değildir.”

İşte bu şekilde, onlar Hz. Muhammed inancına karşı geldiler. Bölgemizde buna benzer çok durumlar olduğundan, yüce hayırlı amaç uğruna, onlara, ruhlarını temizlemek için layık oldukları cezayı vererek sabıkları cehenneme yolladık.

Öldürüldüklerini Size bildirirken, sadakatimizi tekrar etme cesaretini gösteriyoruz.

Daima Emrinizdeyiz.

17 Muharrem 1256 (21. III. 1840) Senesi, Sadık Hizmetçileriniz Ali ve Ali Rıza

Çev. Yaşar Abdulselamoglu
Kürt Milletini ortadan kaldırmak isteyen emirkulu “Sadık Hizmetçiler” işe ezidilerden başlardı, hala aynen öyle devam ediyorlar…

‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
Manuscute neresidir? Bitlis’ten üç, Diyarbekir’den beş günlük mesafededir
1600 yılının temmuz ayında, beraberindeki altı yüz kişilik bir kervan eşliğinde Halep üzeri Diyarbekir ve Bitlis yaparak yolculuğuna devam eden...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ