Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,12 / Satış: 8,15
€ EURO → Alış: 9,59 / Satış: 9,63

Ezidi Katline ilişkin 21. III. 1840 tarihli bir Osmanlı Belgesi

Ezidi Katline ilişkin 21. III. 1840 tarihli bir Osmanlı Belgesi
  • 19.11.2015

ezidi2Herşeye rağmen, gene de Ezidi’yiz!

Ezidi katline ilişkin 21. III. 1840 tarihli bir Osmanlı Belgesi

 

 

 

 

 

İslami ve özellikle de Osmanlı döneminde, ezidilere hiç müsamaha gösterilmemiş, ezidiliğe inananların “katli helal” olarak görülmüştür. Osmanlı idaresi tarafından çoğu durumda, cezalandırılması gereken Kürdün ezidi sayılması yeterli gerekçe sayılmakta; “sapıkların cehenneme gönderilmeleri” için “meşru” görülür.

Evliya Çelebi’den, 1600’lı yıllarda, Rojkan Beyliği’nin ( Bitlis Hükümdarlığı) dağının-taşının “uzun saçlı, ezidi inançlılarla” dolu olduğunu ve bunların, Beyliğin silahlı kuvvetlerinin başlıca gücünü oluşturmaya devam ettiğini öğreniyoruz.

Melek Ahmed Paşa, Bitlis Bey’i Abdal Han üzerine yürümeden önce kendisine göndermiş olduğu mektupta, Onu, önce “fitne ve fesaddan olan ezidi kürtleriyle anlaşarak harici mezhepli bir adam” olmakla suçlar. Ve şeyhülislam Qazisinden de buna dayanarak savaş seferinin “hak” olduğuna dair fetva çıkarır.

***

Osmanlı döneminde Ezidi kürtlerin imha ve katledilmelerinin ne ölçüde “meşru” ve “haktan olduğuna” işaret eden bir Osmanlı belgesini veriyoruz.

***

“Yüce Hazretleri Efendimize ileteceğimiz aşağıdadır.

Sultan Hazretlerinin bundan beş-altı yıl öncesi yüce iradeleri ve Büyük Vezir Hazretlerinin emri üzerine “pencik” sistemine göre Cebel-î Sincar ve dolaylarındaki şeytana tapanlardan köle ve köle kadınlar toplandı.

Bunlar arasında dört tane kardeş olan küçük çocuklar da vardı. İki yaşındaki küçük olanıyla büyük kardeşini birlikte sadık hizmetçileriniz durumunda bulunan bizler alıkoyduk. Diğer kardeşlerinden biri Diyarbakır’da köledir. Dördüncü kardeşleri şu anda Birinci Süvari Alayı Komutanı olan Mustafa Bey’in yanında bulunuyor. Bu kardeşlerin annesi rahmetli Mirza Paşa’nın yanında cariye olarak bulunduğu dönemde, Diyarbakır’da bulunan oğlunun serbest bırakılması için uğraşmış ve başarmıştır.

Özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz, islam dininden vazgeçerek şeytana tapanların yuvasına geri dönmüştür. O, Diyarbakır’da bulunan çocuklarını da kaçırmış, onları kendisiyle birlikte alarak, şeytana tapmalarını sağlamıştır.

Yanımızda bulunan diğer kardeşlerine ara sıra soruyoruz: “Anneniz nerede?”.
Onlar cevap veriyorlardı: “Annemiz ve kardeşimiz Diyarbakır’da yaşıyorlar.”

Sizin emriniz üzere oraya gittiğimizde, yol üstünde, Beşiri Sancağı’nda bulunan bir köye ulaştık. Orada, ismi geçen kölenin önceki iyi tavrını bırakıp imana ihanet etmiş olduğu ve hatta bu köydeki insanları islamdan vazgeçirmeye çalışmış olduğu anlaşıldı.

Köyde bulunduğumuz müddet içinde, sinsice kaçmak için bir gece atlarımızdan birini ahırdan çıkararak yola düşmek için hazırlamış, fakat bekçiler farkına vararak onu yakalamışlar. Kendisini yanımıza getirdiler. Xerzan İdari Amiri Derviş Bey, Beşiri Sancağı Komutanı Selim Ağa ve Bizim Sancak Amirimiz de yanımızda bulunuyorlardı.

Kendisine sorduk: “Neden kaçıyorsun –askeri hizmetten mi yoksa başka bir sebebi mi var?”
O, bize şu cevabı verdi:

“Bu değil (askeri hizmet). Babam ve Annem buraya geldiler. Beni doğup büyüdüğüm yerimize, halkımın yanına götürmek niyetindedirler.”

Babası ve annesini çağırdık ve sorduk:

“Senin, rahmetli Mirza Paşa’dan, serbest olduğuna dair belgen var. Bir kez, islami kabul etmiş olan biri yeniden şeytana tapan biri olur mu?”

Üçü de katti surette şu cevabı verdiler:

“Ne olursak olalım, gene de kendi halkımızdanız. Bizlerin, islamı can-i gönülle kabul etmesi mümkün değildir.”

İşte bu şekilde, onlar Hz. Muhammed inancına karşı geldiler. Bölgemizde buna benzer çok durumlar olduğundan, yüce hayırlı amaç uğruna, onlara, ruhlarını temizlemek için layık oldukları cezayı vererek sabıkları cehenneme yolladık.

Öldürüldüklerini Size bildirirken, sadakatimizi tekrar etme cesaretini gösteriyoruz.

Daima Emrinizdeyiz.

17 Muharrem 1256 (21. III. 1840) Senesi, Sadık Hizmetçileriniz Ali ve Ali Rıza

Çev. Yaşar Abdulselamoglu
Kürt Milletini ortadan kaldırmak isteyen emirkulu “Sadık Hizmetçiler” işe ezidilerden başlardı, hala aynen öyle devam ediyorlar…

İsveç kralı Demirbaş Şarl’ın (1709) Osmanlı’ya borçları  ve alacaklıların İsveç macerası
Osmanlı tarihinde Kral Demirbaş Şarl’ın askerleriyle birlikte İstanbul’daki Sultan’a sığındığı ve yıllarca padişahın misafiri olduğu anlatılır. Peki kimdi bu kral?...
Kurdîyê Bidlîsî Kimdi?
  1918-1919 yılarında Kürt basınında yazılarına rastladığımız Kurdîyê Bidlîsî kimdi?                 M.MALMÎSANIJ  ...
Geleneksel Kürt Mezar Taşları – Filîtê Quto Örneği
Hançer, Kürtler arasında sıklıkla kullanılan ve taşınan bıçak çeşididir. Kürt erkekleri 1900’lerin başlarına kadar hançerleri günlük hayatında taşımış ve kullanmıştır....
160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler
Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden...
İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ