Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 7,34 / Satış: 7,37
€ EURO → Alış: 8,67 / Satış: 8,70

Milliyetçi Kürt Hareketi’nin Gelişmesi

Milliyetçi Kürt Hareketi’nin Gelişmesi
  • 19.11.2015

 

 

1881 Yılında Şeyh Ubeydullah’ın yenilgisi Kürt liderlerinin otoritesini şiddetle sarstı ve içlerinden daha iyilerinin uyanışı ve ortaya çıkmasına sebep oldu.

 

 

 

 

 

-Bitlis’te 1910’da Zeydan-Geboller Çatışması

Arshak Safratsian

Çev. Yaşar Abdulselamoglu

1881 Yılında Şeyh Ubeydullah’ın yenilgisi Kürt liderlerinin otoritesini şiddetle sarstı ve içlerinden daha iyilerinin uyanışı ve ortaya çıkmasına sebep oldu. “O zamanlar, İstanbul’daki Türk okullarında okuyan Kürt gençlerinin sayısı gittikçe artıyor. Bedirhan ve Baban Emirlerinden olanlar gibi bazıları da daha uzağa, İsviçre ve Fransa üniversitelerine kadar gidiyordu.” Arapça harfleriyle Kürtçe bir gazete (Kurdistan, editor, Mir Mithad Bedir Xan) Mısır’da ve fransızca bir dergi de Cenevre’de yayımlanmaya başlıyordu.

Özgür bir Kürdistan fikri, bazı sebeplerden ötürü yavaşça diğer milliyetçi hareketlerin hatlarından tamamen bağımsız olarak gelişmeye başlıyordu. Herşeyden önce, mücadele içinde olan aşiretler, daha kendi farklarını anlamadan ve programlarını hazırlamadan önce, uzun zamanaar boyunca yarı-serbest halde idiler. Kuşkusuz, Kürt hareketinin bu özelliği aşiretlerin toplumsal organizasyonuyla alakalıydı.

Ulusal eğitim için ortak merkezi bir çalışmanın olmayışı ve ulusal duyguları ifade etmek için elzem olan bir çok mekanizmanın olmayışı, birliği inşa ve siyasi işbirliğini sağlamak için engel oluyorlardı. Çetin rekabet, menfaatperestlik ve büyüklük ve hak iddiaları konusunda aşiret ve ileri gelenlerinin kıskançlığı Kürt milletinin felaketi olmuştur. En küçük tartışmalar (ki her toplumun yaşamında vardır) yüz yüze konuşmalarla iki dakika içinde alevlenebilir, bir çok kez taraflar arası uzun yıllar devam edecek bir kan dökücülüğe ve düşmanlığa sebep olabilirler. Iki taraflı bir kindar ve tahammülsüzlük dert yarası gibi kuşaktan kuşağa aktarılır ve bu şekilde çok büyük bir enerjinin ziyan edilmesine, zaman ve kıt mali servetlerin tarümar olmasına sebep olur. Kendisine, bir şekilde, hakaret edilmiş olduğu duygusu yaşayan her aşiret, diğer taraftan intikamını alıncaya dek ikna olmaz, bazen “diğer taraf” aynı aşiretin başka bir boyudur.

Belki bir şahsi tecrübe, bu şeref ve büyüklük ve şahsi cesaret anlayışının nasıl olduğunu gayet iyi izah edebilir. Bitlis şehri Ermenistan torosları boyunu kapsar. Diyarbakır ve Mezopotamya’ya uzanan sıradağların arasında doğal bir köprü gibidir. Burada iki kürt aşireti vardı, Geboller* ve Zeydanlar*. Yerleşim yerleri şehirde idi, ama güç ve savaşçılarını Diyarbakır’ın güneyine kadar uzanan yerlerden toplarlardı. Bu iki aşiret arasında bir kaç yıl boyunca sıcak bir dostluk oluşmuştu. Birbirlerine kız alıp veriyorlardı, birlikte ava gidiyor, çoğu kez de sahipsiz kürt ve ermenilerin mal ve sürülerini talana kalkıyorlardı.

1910 yılının baharında, birden bunların arasına bir düşmanlık girdi. Çünkü sıradan bir at koşusu yarışmasında, levanten*bir kahpenin, yüksek sesle şampiyon Gebollere alkış çalmış ve tezahüratte bulunmuş ve aynı şekilde, Zeydanlı süvariye karşı nefretini göstermişti. İki saat içinde şehrin güney yakasında tüfek atışları devam etti, bu arada bir çok insan öldürüldü ve çok sayıda insan yaralandı. Her zaman olduğu gibi türk polis ve askerleri “tarafsız hayırseverler” halini almışlardı. Çoğu kez onlar meseleye müdahale edebilecek güçte de değillerdi.

Esas çatışma ertesi gün başladı ve gah barış, gah gürleşen bir halde sekiz ay sürdü; Motkan ve Xerzan bölgelerinden çatışanların tarafları gelip savaşa katıldı, bu şekilde çatışmalar o dağlara kadar uzandı. Bir kaç yıldı, ben Gebollerin reisiyle tanışıyordum; olgun, levent ve neşeli biriydi, normal zamanlarda akıllı ve ılımlıydı; fakat “savaş” hengamesinde onu malikanesinde gördüğümde vahşi ve kan dökücü bir hali vardı. Sakin ve cazibeli huyundan eser kalmamıştı; adamlarının kulağına erişen sözleri geri almayıncaya dek Zeydalılara karşı kendi ve aşiretinin son damla kanı kalıncaya kadar savaşacağına dair yemin ediyordu.

Nihayet, Şeyh Mahmud Xerzan (Bitlis ve Diyarbakır’ın ortasında), aziz ve kıymetli bir ileri gelen onlara aracılık etti, ve savaşan tarafları uzlaştırdı. Bu iki aşiretin “şavaşı”, benim şehri 1912’de terkedişimden sonra gene başlar.

Aşiret savaşları ve kan dökücülük eski kan davaları, kız kaçırma, sürü ve mal talanı, yayla, mezra sahipliği üzerine tartışma sebepleriyle meydana gelir.

Modern zamanlarda, kendilerini idare etme alanında ve ulusal eğitimlerini sağlama tarzında hiç bir merkez ya da kürt idaresi yoktu; onların sade düşünceleri istismar edilmiş ve türkler onların yiğitlerini mağlubiyet savaşlarında kullanmışlardır.

Sahi özgünlüğe sahip tüm asil komşu –arap, ermeni, asüri ve fars soyları gibi kürt soyu da bu son yıllara kadar yabancı kültür ve dini tesirlere kapalı idi. Kürtler dört bin yıl oluyor ki, soylarının bu özelliklerini ve ekonomik ve toplumsal düzenlerini diğerlerinden daha sert ve inatla muhafaza ediyorlar. Ancak Bedirxan Beg ve Şeyh Ubeydullah Özgürlük hareketlerinde olduğu gibi Kürtler ulusal özgürlükleri için şehit verdikleri ölçüde yeni bir çağın şafak ışınları onları da aydınlatmaya başladı. Kuşkusuz, Ermeni devrimci hareketi geçen yüzyılın seksenli yıllarında ve sonrasında, Kürt liderlerinin fikirleri üzerinde motive edici bir örnek olarak etkide bulundu. Heyderi, Taguri ve Şıkaki aşiretlerinin ileri gelenleri, ki bunlar Van Gölü’nün kuzey ve batısında yaşarlar, İran ve Rusya üzerinden ermenilere kaçak silah taşımada çok yetenekli idiler; ve kürt dengbejleri ermeni devrimci liderlerinin kahramanlığı üzerine şarkılar söylerlerdi.

Şahsi yiğitlik veya askeri zaferler Kürtleri çok etkiler.

Mısır ve İsviçre’de yayımlanan ilk kürt gazetelerinin temel özelliği, sürekli olarak tekrarladıkları Kürt, Ermeni, Asüri, ve Ezidilerin ortak hareket işbirliğini oluşturma amacı taşıyordu. Diğer tarafta, türk dostu olan bir çok aşiret reisi, fark gözetmeksizin sahipsiz halkı talan ve yağma ediyor olmasına ragmen, bu halkların ileri gelenleri toplandı ve ortak sorunlar üzerine tartıştılar.

Bu yazı 1948 yılında yayınlanan Arshak Safratsian’ın “Kurds and Kurdistan” adlı çalışmasından alınmıştır. Arshak Safratsian 1912 yılında kadar Bitlis’te İngiliz Konsolosloğu’nda çalışmış ermeni asıllı bir diplomattır. Kürt ve Kurdistan üzerine Kurdolojik çalışmaları olan ve özellikle Bitlis Tarihi çok iyi bilen bir araştırmacıdır. Yazarın çalışmaları “Ermeni” ve Batılı bir okumayı içerir, ama araştırmalarında mümkün olduğu kadar dürüst ve objektif olmaya çalışır. Kürt-Ermeni dostluk ilişkilerinin öneminin farkında olan zamanın aydınlarından biridir. Bitlis Beyi Abdal Han üzerine de değerli bir çalışması vardır.

*Geboller ve Zeydanlılar Bitlis’in yerleşik şehir ailelerindendirler. Zeydan aynı zamanda Bitlis’te bir mahalle adıdır.

*Levant veya Bilâdü’ş-Şâm (Arapça: ?????? ??????/342/), Maşrek (Arapça:?????), net olmayan coğrafi bir terimdir, tarihsel süreç içerisinde Toros Dağları’nın güneyindeki Orta Doğu’da geniş bir alanı ifade eder..

Etiketler: / / / / /

İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ