Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 3,85 / Satış: 3,86
€ EURO → Alış: 4,54 / Satış: 4,55

Mutki Ayaklanmasına Kapsamlı Bakış

Mutki Ayaklanmasına Kapsamlı Bakış
  • 19.11.2015

Bundan önce Sason’da yapılan Mehmet Ali Yunus tedibatı sırasında, bunlara yardımda bulunan Hersan ve Silent eşkiyasının Sason harekatı sonunda silahlarının toplanması gerektiği halde bu iş yapılmamış, Ayrıca Mutki ilçesi içinde kimlerde silah olduğu ihbar edilmiş olmasına rağmen bunlar da toplanmamıştı. Bu arada; Bitlis Valiliği Mutki’deki 35 köyün naklini lüzumlu görerek bu hususu 2. Tümene önerdiği halde, Tümen bu konuyu Kolorduya ve dolayısıyle 3. Ordu Müfettişliğine duyurmadığı gibi vilayeti de cevapsız bırakmıştı.

 

 

 

 

MUTKİ AYAKLANMASI VE BASTIRILMASI(26 Mayıs – 25 Ağustos 1927) Kur. Alb. Reşat HALLI

A.MUTKİ AYAKLANMASI:

1.Ayaklanınanm Sebebi:

Bu konu üzerine yeteri kadar eğilinmediğini gören Bitlis Valiliği‘nin, 2. Tümene yaptığı öneri ile yetinerek Tümenin cevabını beklemeksizin 35 köyün naklini emretmesi üzerine, bu köyler halkı ayaklandılar ve bu suretle Silent ve Mutki olayları başlamış oldu.

2. Ayaklanma Bölgesi:

Selaş dağı -Kalmas dağı-Kanipirim dağı-Karmelih dağı-Arziyo dağı hattı ile çevrilmişti. Bu çevre içerinde, sekiz aşiret olup nüfus yaklaşık olarak 6242 kadardı. Bunlardan başka Mutki’nin kuzeybatı kısmındaki Hüyt bölgesinde henüz ayaklanmayan dört aşiretin nüfusu ise, 8758 kadardı ve bütün Mutki aşiretlerinde 1880 kadar silah bulunduğu tahmin edilmekte idi.

Eski Bitlis Resimleri ve Gravürleri

B. TEDİP HAREKATI:

1. Harekat Öncesi:

a. Mehmet Ali Yunus’u Tenkil Harekatı:

Geçen seneki Sason ayaklanmasını tertipliyenlerden, firar edenlerle Hazo kuzeyinde Asi ve Küsküt bölgesinde bulunan ve son zamanlarda halkı hükümet aleyhine kışkırtmaya kalkışan Mehmet Ali Yunus ve avenelerine karşı, mayıs 1927 başında muhtelif istikametlerden yöneltilen takip kuvvetleri ile asiler arasında yer yer çarpışmalar devam etmiş ve eşkiya genişce bir kuşatma çemberi içine alınmıştı. Harekatın başından bu yana, kıta komutanlarının harcadıkları çaba memnunluk verici idi.

26 Mayıs 1927’de tenkile memur kıtaların emir ve komutası 2. Tümen Tugay Komutanına verildi ve tertibatta bir değişiklik yapılmadı.

Tenkil Kuvvetlerinin 26 Mayıs 1927 durumu şöyle idi:

Yarbay Ruşen emrindeki 18. Alay (11. Bölük hariç, bir kudretli batarya ve bir süvari bölüğü dahil); Karmelih dağı kuzeybatıdaki vadi genel istikametinin doğu yamaçları (dahil), Kopega’nın güneyindeki 1931 rakımlı tepe (dahil) bölgede;

Binbaşı Zekeriya komutasmdaki 2. Seyyar Jandarma Alayı; süvari takımı yaya erleri (hariç), 18. Alayın 11. Bölüğü (dahil), 1931 rakımlı tepe (hariç), Karmelih dağının kuzey ve kuzeybatısındaki vadinin tabanı (dahil) bölgede bulunmakta idi.

Tugay komutanına göre meselenin hal tarzı şöyle mümkündü:

Arazinin son derece arızalı oluşu ve şimdiye kadar buralarda yapılan harekattaki başarısızlık, aşiretlerin moralini yükseltmiş olduğundan ve bu harekat başlangıçta baskın tarzında yapılamadığından asilerin, bundan sonraki taarruza karşı yaptıkları tahkimata dayanarak inatla savunacakları şüphesizdir. Aynca, bu gün başarı ile yapılan kuşatma çemberi 4 km. kadardır ve mevcut kuvvet, her tarafı tıkayamamaktadır. Bazı cepheleri zayıf bırakarak sıklet merkezi yapmak suretiyle yapılacak taarruzda, başarı beklenebilirse de çok zayiat verileceği tabiidir ve zayiatla elde edilecek başarı oransız olacaktır. Asi mevcudu kıtaların mevcuduna göre azsa da, arazinin sarp oluşu dolayısıyle 3-4 eşkiya, 5-10 misli kuvveti durduracak durumdadır. Bundan ötürü, bu meseleyi kısa zamanda ve az zayiatla bitirmek için; 18. Alayın Hazo’da bir bölük bırakıp geri kalanı ile Alay Komutanı emrinde olarak tugay karargahının bulunduğu yerde toplanmak sureti ile önce, Arziyo dağı batıdan doğuya doğru yapılacak taarruzla, sonra da Karmelih Dağı, doğudan batıya doğru yöneltilecek taarruzla elde edilir ve bu mesele de Küsküt ve Asi vadisinde bitmiş olur.

Tugay Komutanının bu görüşü 2. Tümen kanalı ile 7. Kolorduya intikal ettiği ve üzerinde henüz fikir alıp vermesi yapıldığı sırada idi ki, Tugay Komutanı 29 mayıs 1927’de planın tatbikabna hazırlık olmak üzere şu emri verdi:

”Bugün 7. ve 11. Bölüklerin cepheleri ile 2. Seyyar Jandarma Alayının cephesini gördüm. Kuşatma hattı pek büyüktür. 2. Alay Komutanı bir iki gün içinde arazi üzerinde gösterdiğim yerlere bölükleri sevk edecek ve kıışatma çemberi daraltılacaktır.

11. Bölük cephesini kısmen 2. Seyyar Jandarma Alayı ve kısmen de 7. Bölük alacaktır. Bu takdirde 2. Seyyar Jandarma Alayı cephesi; Karmelih vadisi yamaçları (dahil), Çıyaraş tepesi (dahil) bölgesi olacaktır. Geriye kalan kuşatma hattı 18. Alaya aittir. 11. Bölük, 18. Alay emrine girecektir. 7. Bölük, 2. Seyyar Jandarma Alayı emrinde bulunacaktır.

Yarbay Bahir 31 Mayıs 1927’de 3. ve 2. Bölük ile Mürettep Süvari Bölüğü ve iki topla cephesine rastlayan Karmelih dağının bu kısmına taarruz ederek kuşatma hattını küçültecek, sonradan Karmelih dağına yapılacak taarruz için gerekli noktaları tutacaktır. 2. Seyyar Jandarma Alay Komutanı bizzat sol yanı ile bu taarruza yardım edecektir.

31 Mayıs 1927 taarruzundan sonra Mürettep Süvari Bölüğü, 2. Seyyar Jandarma Alayı emrine verilecek ve bu alay Karmelih vadisinin iki tarafını emniyete alacak ve buradan eşkıyanın kaçmasına zinhar meydan vermeyecektir. Alay komutanı Mürettep Süvari Bölüğüne güvenmediği takdirde, alayının bir bölüğünü sağ yana memur etmesi ve Mürettep Süvari Bölüğünü de diğer bir yerde kullanması kendi takdirine bırakılmıştır.

Hareketin bir an önce sonuçlanması için Hazo’da bulunan 9. Bölüğün mensup olduğu tabur ile bir batarya gönderilmesini tümene rica etmiştim. Kabul edildiği takdirde, tabur tugay emrine girecek, 18. Alay önce 2. Taburu ve kısmen 3. Taburu ile Arziyo dağına batıdan doğuya doğru taarruz ederek bu dağı elde edecek ve sonradan 18. Alay Karmelih dağına taarruz edecektir. Asi ve Küsküt vadilerinde her iki alayın yapacağı karşılıklı harekatla mesele sonuçlanacaktır. Gelecek bataryanın bir takımı Herük’e, bir takımı da Kopega’ya mevzilendirilecektir.

Tümenden istediğim tabur ve batarya gönderilmediği takdirde yine aynı plan, mevcut kuvvetlerle uygulanacak ve mesele 8 -10 gün zarfında bitmiş olacaktır”.

Bu emrin gereği yapılmış ve Tugay Komutanı 3 Haziran 1927’de yapılacak taarruzun tertip ve icra tarzını 1 haziranda verdiği Tugay emriyle açıklamıştı.

Birlikler aldıkları taarruz hazırlığı emrinin gereğini yapmışlar ve bu arada 18. Alay, 1 Haziran 1927 saat 03 30’da başladığı taarruzla, asilerin direnmesine rağmen Karmelih dağının doğu kısımlarındaki bütün hakim tepeleri ele geçirmiş ve bu taarruzda Mürettep Süvari Bölüğünden bir şehit, 18. Alaydan üç yaralı verilmiş, asiler de hayli zayiata uğramış, ailelerini ve hayvan sürülerini mağaralara ve Küsküt vadisine kaçırmışlardı.

mutki1

Tugayın taarruz emrine göre yapılan harekatta, 18. Alay, Zorik’i Asi köylerini, Arziyo ve Karmelih dağlarının en yüksek doruklarını işgal etti. 2 nci Seyyar Jandarma Alayının taarruzu biraz ağır gelişmekle beraber, Müşkedar köyünün güneyindeki taşlıkta direnen asi grubunu tenkil ederek bu köyü kamilen yaktı ve tamamen işgal etti. Küsküt köyünü de tamamen işgal etti ve bu suretle kutma çemberi daha da küçülmüş oldu.

Tugay Komutanlığı 4 haziran 1927’de verdiği emirde:

Memleketin refah ve saadetine ve asayişin teminine matuf Karmelih asilerinin tenkilinde kıtalardaki üst subay ve subayların yaptıklan hizmetlere takdir ve teşekkürlerini bildirerek bu harekat sırasında şehit düşen erleri rahmetle yad, yaralılara iadeyi afiyet temenni etmekte ve artık asilerin, verilen emirler gereğince barındıkları inlerde bir iki gün zarfında tenkillerini…… istemekte idi.

Alaylar kendilerine verilen görev sınırları içinde temizleme ameliyesine devam ettiler. Bu arada en önemli hedeflerden biri de asi elebaşılannın diri veya ölü ele geçirilmesi idi. Mağaralarda yapılan temizleme sırasında yapılan çarpışmalarda, asi reislerinden Şeyh Abdurrahman’ın çene kemiğinden, Muhittin’in de bacağından yaralandığı, Mehmet Ali Yunus’la Zorik’li Selim’in Zorik ile lnler arasındaki ormanlıkta olduklan öğrenildi. Bunların kaçmamalan için gerekli tertibat alınarak tasarruf edilen kuvvetlerle ikinci bir kuşatma çemberi teşkil edilmek sureti ile arama ve temizleme ameliyesine devam edildi.

Karargahı Siirt’te bulunan 2 nci Tümen Komutanlığının 9 Haziran 1927’de verdiği emre göre:

Fillen ayaklanmaya katılan ve askere silah kullanarak bir çoklarının şehit düşmesine sebep olan asilerin dehalet etseler bile, aflarının doğru olmayacağı; esasen bunların dehaletleri gönülden olmayıp askerin baskısı dolayısıyle başka çare bulamadıklarından ileri geldiği; bu sebeple bunların ilerde de zararlı olmalarını önlemek için eli silah tutanların kamilen yok edilmelerinin zorunlu olduğu; zira hepsinin silahlı direnmeleri sırasında askerlerimize birçok yaralı ve şehit verdirmiş oldukları; ancak, şu sıra dehalet etmekte olanların dehaletlerine engel olunmamak üzere teslim alınanların 18. Alaya teslimi ve harekatın sonunda sevkleri sırasında kaçmaya yeltenenlerin yok edilmeleri gerektiği ….. bildirilmekte idi.

Birlikler, bu emir esaslarına ve eşkiya muharebeleri taktiğine uygun bir tarzda tarama ve temizleme faaliyetlerini büyük bir çaba ve fedakarlıkla günlerce devam ettirmek suretiyle çok sayıda asiyi tenkil, hayvanlarını müsadere, köylerini ve sığındıkları mağaraları tahrip ettiler. Bu arada Mehmet Ali Yunus’un aile ve akrabaları sığındıkları mağaralarda yakalanmış ve başlıca eşkiya reisierinden Şeyh Abdurrahman ve Zorik’li Selim Muhittin Mato, Ömer ve diğer bazıları öldürülmüş, ancak Mehmet Ali Yunus’u ölü veya diri yakalamak mümkün olamamıştı. Bununla beraber ele geçirilmesine önem verildiği içindir ki, 2. Tümen Komutanlığı 16 Haziran 1927’de Tugay Komutanlığına verdiği emirde: Bölüklerin boşalttıkları sırtlarda bir iki silahlı erkek ve kadın bulunmuş olmasının henüz oralarda ele geçmeyen ve saklanan asi bulunduğuna delalet ettiğine ve Mehmet Ali Yunus’un da bunların arasında bulunması ihtimaline işaretle, bu bölgenin gerekirse bir daha aranmasını istemekte idi.

b. Halil Semi’yi Tenkil Harekatı :

Bir yandan Mehmet Ali Yunus ve ortaklarının açtığı gaile, tenkil kuvvetleri komutanlığının çok isabetli plan ve emirleri çerçevesinde birliklerin büyük beceriklik ve cesaretle yaptıkları çarpışmalar sonunda genellikle bertaraf edildiği bir sırada idi ki, Alikan Aşireti Reisi Halil Semi’nin, Beşiri bölgesinde yeni bir gaile açması ihtimalinin belirmesi üzerine 2. Tümen Komutanlığı Hazo’da bulunan Tugay Komutanlığına 17 Haziran 1927’de verdiği emirde:

Uzun zamandan beri hükümeti aldatmaya ve silahlı olarak zor duruma sokmaya çalışan Halil Semi’nin Ali Osman’la anlaşarak Beşiri’deki çocuklarını ve ailelerini kurtarmak üzere Beşiri’ye taarruz edeceklerinin ve sonra da güneye geçeceklerinin anlaşıldığına işaretle devamlı olarak nüfuzunu artıran Halil Semi ve Ali Osman’ın yok edilmelerine karar verildiğini ve bundan ötürü bu aşiretlerin Dicle nehrini geçerek güneye kaçmalarına engel olmak üzere 8. Seyyar Jandarma Alayı, 62. Alay ve Midyat, Gerçaris jandarmalarının Batman suyu menbaından Til’e kadar Dicle nehri geçitlerini 19 Haziran 1927 akşamına kadar kapatmış olmalarını, keza, Ramanlı Emin’in de Diclenin kuzeyine geçmesine mani olunmasını belirtmek sureti ile 18. Alaydan bir bölük ve Siirt’ten getirilecek bir batarya ile takviyeli 1. Alay 3. Taburunun yapacağı bir harekatın 18. Alay Komutanı tarafından idaresi ve Melefan Jandarma Müfrezesiyle Rahvan’daki mangaları emrine alması ve Vilayet Jandarma Komutanının da, 18. Alay Komutanı refakatinde bulunması luzumuna değinerek harekatın icra tarzını etraflı olarak açıklamıştı.

Bu emre göre gerekli tertip ve tedbirler alınmak suretiyle bölgedeki tarama ve temizleme ameliyesi büyük bir fedakirlık ve çaba harcamak suretiyle yapılmakta ve asilerle yer yer yapılan çarpışmalarda bir çokları imha, köyleri tahrip, koyun sürüleri ve eşyaları müsadere edilmeye devam edildiği sırada Mutki bölgesinde de aynı şekilde silah toplamak ve yakalanmaları gereken şahısların ele geçirilmesi için bir kısmı birlikler Buban aşiretinin bulunduğu Hersan, Silent, Kersu bölgesine gönderilerek, yakalananlar jandarmaya teslim edilmiş, bu köylerden kaçmayanlara da Ovaya inmeleri bildirilmişti.

Jandarma subayı teslim aldığı kafileyi ve hayvanları Mutki’ye götürürken, kafiledekilerin akrabaları önlerine çıkarak çarpışmaya başladığı için kafilenin kaçmasına engel olamayan jandarma subayı Mutki’ye dönmek zorunda kalmıştı. Bu olay dolayısıyle Siirt Valiliğinin isteği üzerine Tugay, 18. Alay 3. Tabur Komutanı Binbaşı Zeki komutasında, dört makineli tüfekle takviyeli 9. ve 10. Bölüklerden müteşekkil bir müfrezeyi olay mahalline sevk etmişti.

19/20 haziran gecesi Silent’e gelen Binbaşı Zeki, köyde bir iki ihtiyardan başka kimseyi göremeyince, yaptığı soruşturmada, halkın üç gün önce Mutki’ye gönderildiğini öğremiş ve müfrezenin 20/21 haziran gecesi Herement istikametinde hareketini kararlaştırmıştı. Ancak, daha önceleri elde ettikleri başarıların verdiği neşe içinde yeteri kadar emniyet tedbiri almadıkları içindir ki, müfreze baskına uğradı ve Binbaşı Zeki şehit edildi. Müfrezedeki kıdemli subay da komutayı ele almayı becerememiş ve başsız kalan müfreze büyük bir şaşkınlık içinde asi kuvvet tarafından kuşatılmıştı. Durumu öğrenen 18. Alay Komutanı; Karargahı, 7. ve 3. Bölükler, bir makineli tüfek ve bir toptan müteşekkil kuvvetle derhal Melefan üzerinden Silent’e giderek gereken icraata başladı.

Durumdan haberdar olan 2. Tümen Komutanlığı, olayın önemi itbariyle 23 Haziran 1927’de Tugay Komutanlığına verdiği emirde:

“Binbaşı Zeki’nin şehit olmasına çok üzüldüm. Bütün bu harekatta genellikle kansız denecek kadar az zayiatla kazanılan başarı, bu andan itibaren değerini kaybetmiştir

Arkadaşımızın kaybı büyük bir olaydır. Bu sebeple, 18. Alay süratla ve şiddetle hareket ederek Silent’te halen eşkiyanın tehdidi altında olanların bir felakete uğramalarına meydan bırakmamalı ve sebep olanlardan büyük ölçüde öç alınmalıdır … ” denmekte idi.

Tümen Komutanlığı aynı gün verdiği diğer bir emirde de:

18. Alay 3. Tabur Komutanı şehit Binbaşı Zeki’nin Garzanda bulunan ailesine Tümen adına başsağlığında bulunulduğunu bildirmekte ve naşının Garzan’a getirilmesini, hatta olanak bulunursa diğer şehit erlerin cenazelerinin de Sason, Melefan ve Garzan gibi hükümet merkezlerinde özel şehitliklere defnini ve Binbaşı Zeki’ye Garzan’da büyük bşr cenaze töreni yapılmasını Tugay Komutanlığından istemişti.

Bir yandan şehitlere gereken son hizmet yapılırken diğer yandan da 18. Alay bu olayın öcünü almak üzere faaliyete geçirilmiş bulunmakta 1. Alay 3. Tabur ise, Halil Semi ve Ali Osman yönetimindeki asileri tenkil ile uğraşmakta idi. Süre gelen bu çetin mücadeleler sıraaında Halil Semi ve Ali Osman’m bir kısım aveneleri ile Dicle’yi geçerek güneye kaçtıkları anlaşıldı.

Neticede tenkil ve bu maksatla yapılan takip hareketleri istenilen sonucu vermedi ve fakat bunların yakalanan aileleri ile Mehmet Ali Yunus’un ailesi 2. Tümen Komutanlığı emri ile Siirt’e gönderildi. Böylelikle iki subayın, bir çok erlerin şehit olmasına ve yaralanmasına sebep olan bu harekat, elebaşlarının bir kısım kuvvetleri ile kaçmış olmalarından ötürü önemini kaybetmiş ve görünürde sona ermiş oldu.

2. Mutki Harekatı:

Hazo bölgesindeki asi artıklannın temizlenmesi ve ele geçirilenlerin akibetleri ile uğraşıldığı bir sırada, Mutki havalisinde Buban aşiretinden ayaklanma halinde olanların da yok edilmesine karar verilmişti. Bu nedenle 2. Tümen Komutanlığı, 5 temmuz 1927’de yapılacak harekatın genelilkelerini kapsayan şu emri verdi:

“1. Tedip harekatı verilen emir ve plan dahilinde yapılacaktır. Tedibat

sırasında şu hususlar göz önünde tutulacaktır:

a. Askere silah atanlar bu işi köyce yapmışlarsa, bunların köyleri yakılır ve hayvanları müsadere edilir.

b. Bunlar, köyden bir kısım halk ise, bu işlem sadece bunlara uygulanır ve diğerlerine çok iyi muamele edilir.

c. Askeri kuvvet karşısında silahlı olarak çekilen ve kaçanlar takip, edilir, yakalanır ve yok edilirler.

d. Bunları koruyanlarla gizleyenler, yakalanarak Harp Divanına yollanır ve evrakları sonradan Tümene gönderilir.

e. Kıtalar, bu tedip harekatı dışında silah aramak, hükümetçe istenilen kişileri yakalamak, dağlı köylülerin ovaya nakli gibi hususlarla meşgul olmaz. Bu işleri, uygun gördüğü zamanda sivil idareler kendi jandarmaları ile yaparlar.

f. Ancak, Hersan, Silent, Kerho, Torh gibi fillen ayaklanıp silah kullanan köylüler, yakalandıklarında silahları alınır ve köylerinde silah aranır. Silah arama işinde yine iyi muamele etmek esas olmalıdır. Maksatlı olarak silah sakladığı anlaşılanlar yakalanır ve evrakları Tümene gönderilir. Bu arada, köylülerin birbirlerine iftiraya eğilimli ve alışık oluşları göz önünde bulundurulmalıdır.

g. Bütün harekat ve faaliyette esas adalettir. Ayaklanma sahasının büyümesine ve asi kitlesinin çoğalmasına meydan bırakmamalıdır. Hükümet ve askere karşı, maksatlı olmayıp, kandırılmak veya zor yüzünden, ayaklanmaya katıldığı anlaşılanların ve böyle hareketi huy etmemiş olanların iyi muamele ile affa tabi tutulmaları uygun bir idare tarzıdır.

1. Yakalananlardan zorunlu görülenlerin gönderilmeleri ve korunmaları yeter kuvvetle ve gündüz yapılmalıdır.

2. Gerek 18. Alay ve gerekse kuzeyden hareket eden kuvvet (1. Tabur), Bitlis Valiliğinin talimatına göre, beraberlerinde bulunacak sivil memurlara danışarak hareket etmelidirler.

3. Bütün yapılacak işler esaslı olarak bitmedikçe kıtalar görev yerinden ayrılmamalıdır.

4. Harekatta, soğukkanlılık, güvenlilik, idari ve askeri tedbir, göreve yeter kuvvet ayırma hususlarını bütün subay ve memurlar unutmamalıdırlar.

5. Gereği için Tugay Komutanlığına yazılmış, bilgi için Bitlis Vilayetine ve 7. Kolordu Komutanlığına arz edilmiştir”.

2 nci Tümen Komutanlığı aynı gün (5 temmuz 1927) Tugay Komutanlığına verdiği emirde (özetle):

“1. Binbaşı Zeki olayını meydana getiren ve silihlı olarak direnen Buban aşireti ile fiilen bağlaşıklan olan Velo ve Mahmut aşiretlerinin silah sayısı 500-600 kadar olduğu haber alınmış ve tümence en zararlı ihtimal olarak asilerin bu miktar silaha malik bulundukları kabul edilmiştir.

2. Bitlis Viiiyetinin 3 Temmuz 1927 tarihli şifresinde (Hüyt bucağında altı köyden ibaret olan Sikolularla, güney bölgesinde diğer 13 köyde 500’e yakm silah bulunduğu ve daha önce istek üzerine isimleri Tugay Komutanlığına bildirilen bu köylerin Sıçan, Silent, İgık, Koruyan, Hersan, Dilk, Torh, Kerho, Tınhi, Zinde, Ziyaret, Herpi, Zenizan, Peniç köyleri olup silahlılardan çoğunun Kerho, Suilent, Hersan, Torh bölgesinde bulunduğu bildirilmektedir.

3. Pinavutki sırtlarında 18. Alayın 3. Taburuna karşı asilerin yaptığı muamelenin öcünü ve hükümete karşı ayaklananların sonunu almak için görüşülerek kararlaştırıldığı üzere, bir an önce hareket ederek ayaklanma sahasının genişlemesine meydan bırakılmayacaktır. Asilere, bunlardan ayrılacaklara, köylerine ve saireye karşı hareket tarzı önceki talimatla bildirilmişti.

Bu harekata, harekat alanındaki mevcut kuvvetten başka, 2. Seyyar Jandarma Alayı sekiz subay, 170 erle katılacak ve Siirt’ten de iki piyade bölüğü ayrılacak ve gönderilecektir.

2. Alayın ikişer makineli tüfekli iki piyade bölüğü ile takviyesi ve Kabilcevaz’daki silah toplama hususunun takibi için Kabilcevaz sabit jandarmalarının ayrıca takviyesi Kolorduya arz edilmiştir.

4. Harekat iki safhada yapılacaktır.

a. Birinci Safha: Halen Cemi ve Melefan’daki kuvvetler ve Garzan’dan alınacak iki top ile, 8 Temmuz 1927’de harekete geçerek Silent’e yaklaşılacak ve 9 temmuz 1927’de asilerin dayandıkları Torh, Hersan, Pinavutki kuzey sırtları, Kersu güney sırtları elde edilecek ve hakim noktalar ele geçirilmiş olacaktır. Atılır ve Arziyo yönlerinde bulunması düşünülen çetelere karşı yanların temini ve gerilerdeki harekatın düzenlenmesi unutulmayacaktır. Bu maksatla, lüzum görülen yerlerde tahkimat yapılması, ihtiyatlar bulundurulması ve kademeli tertibat alınması tabiidir (1. Alay 3. Tabur’un Garzan’daki bölüğünün taburuna katılması ve Hazo’daki bölükten orada bir takım bırakılarak kalanın Garzan’a getirilmesi gibi).

Hazo’daki Mustafa Çeto’ya, görüşülen tertipte 10 kadar silah verilmesi ve Çermililerden yararlanılması ve askerden Kürtçe bilen 5-10 ere Kürt elbisesi giydirilerek Atılır ve Arziyo kısmındaki çetelerden Tatar gibi paralı bir iki azılının ve hatta orada olduğu anlaşılırsa Mehmet Ali Yunus’un da bunlar vasıtasıyla yok edilmesi dikkate alınacaktır.

b. Bu hat elde edildikten sonra ağızdan açıklandığı ve ayrıca yazılan talimat ile de belirtildiği üzere bütün asi köylerine gönderilccek bildirgelere, birkaç kışkırtıcının kandırmasına kapılmayarak daima refahlarını, sükunet ve güvenle çalışarak zengin olmalarını isteyen, hükümete ve askere karşı silah kullanmaktan sakınmaları ve bunun sonucunun feci olacağı ve bundan dolayı kandırılarak veya zorla birkaç kışkırtıcıya uymuş olanların, derhal köylerine dönerek iş ve güçleri ile meşgul olmaları, aksi halde fena muamele görecekleri, silah atanların yok edilecekleri, köylerinin yakılacağı, eşya ve hayvanlarının ellerinden alınacağı, aile ve çocuklarının, malül ihtiyarlarının yerlerinden atılacağı ilh …. açık bir dille yazılmalıdır ve bu iş için 12 Temmuz 1927’ye kadar mühlet verilmelidir. 11 Temmuz 1927’de birkaç uçağımızın ayaklanma bölgesinde alçaktan uçurulmaları kolorduya arz edilmiştir.

c. 18. Alay, 1. Taburu ve Garzan’dan verilecek topçu takımı ile 12 Temmuz 1927’de Bitlis’te bulunacak ve 14 temmuz 1927’de Bitlis’ten Merment, Mis doğrultusunda hareket edecek şekilde gönderilmeli ve kendisine lüzum kalmadığından garnizonuna iade edildiğini herkes bilmeli ve bildirmelidir. Siirt’ten iki piyade bölüğü vaktinde Bitlis’te bulundurulacaktır.

d. 2. Seyyar Jandarma Alayının 14 Temmuz 1927 öğle vaktine kadar Herpi-Şinasi hattında bulunacak surette hareketinin düzenlenmesi ve ayrıca emir almadıkça buna göre hareket edilmesi yazılmış ve bir sureti Tugaya verilmiştir. 2. Seyyar Jandarma Alayının, lüzum görürse ve zorunluk hasıl olursa daha önce bilinen hatta bulunmasının bildirilmesi Tugay Komutanı tarafından düşünülmelidir. Yalnız bu Alayın harekat bölgesine gelişinde ilkin Tugay ile muhaberesi güç olacağından, Bitlis’ te benimle muhabere edeceklerdir. 18. Alayın 1. Taburu da, Bitlis’e gelişinden itibaren aynı şekilde hareket edecektir.

18. Alay: 2. Alay ve 18. Alay 1. Taburu ile,

2. Alay: 18. Alay ve 18. Alay 1. Taburu ile, keza 18. Alay 1. Taburu: 2. Alay ve ilk fırsatta 18. Alay ile irtibat ve muhabere tesis etmeyi unutmayacaklardır. Ben bu iki kıtadan Mutki telgrafhanesi aracılığı ile alacağım raporları Tugaya bildireceğim. Tugay Komutanının bu iki kıta ile doğruca muhabere ve irtibat tesisine kadar emir ve isteklerinin bildirilmesine de vasıta olacağım. Gerektiği takdirde bu iki kıtaya emir vereceğim ve Tugaya da bildireceğim.

e. 15 Temmuz 1927’den itibaren, 2. Seyyar Jandarma Alayı doğuya ve güneye, 18. Alay 1. Tabur 14 temmuz 1927’den itibaren, güneye doğru hareket ederek kuşatma çemberini daraltacaklar ve 18. Alay da vakti gelince sağ yan ekseni üzerinde doğuya doğru hareketle bu daralmayı çabuklaştırmak, asilerin Kalmasi dağının güneyine kaçmasınaengel olmak ve 18 nci Alay 1. Taburunun da Merment -Mis hattınageldikten sonra Mis’e doğru yoğunlaşarak Tırkanak doğusunda Güran -Mis- Dolivir dağı istikametlerini kapamak ve 2. Seyyar Jandarma Alayınınbir kısmını Merment – Tırkanak hattına yanaştırmak, keza, 18.Alayın güney yanını da buna göre 2. Seyyar Jandarma Alayının sağyanına yaklaştırmak, özet olarak asileri Kalmasi dağı -Dolivir dağı–Kolanis-Merment Mezriaları-Pinavutki arasında boğmak olanaklarının sağIanmasınıgözönünde bulundurmak gerekir. Buna göre, şimdiden 2. Seyyar Jandarma Alayına direktifler vermek doğru olur.

5. 18. Alay 1. Tabur Komutanına açık emirler ve talimat verilmesi ve harekat bölgesinde bu emirde ve diğer talimatta yazıldığı gibi yanız suçlu olanlar yola getirilmeli, olayın büyümesine meydan bırakılmamalı, adilane hareket suretiyle olayların göstereceği asilere ve köylerine yapılacak şiddet yerinde yapılmalıdır” demekte idi.

Tugay Komutanlığı tümenin bu emir ve talimatını, gereği yapılmak üzere 7 temmuz 1927’de kıtalara bildirmiş ve sonraki günlerde de, verdiği emirlerle yapılış tarzını düzenlemişti. Silent’in 2.5 km. güneyinde bulunan Tugay Komutanlığının, 10 temmuz 1927’de tümene verdiği raporda, 18 nci Alay bölgesinde durum şöyledir:

Avispi’nin kuzeyinde 18. Alay 3. Taburun bulunduğu iki tepeye

saat 20 00’den itibaren yaklaşmak isteyen 50 kadar silahlı iki asi grubuna ateş açıldı ve asiler araziden yararlanarak kıtaların bulunduğu yere kadar yaklaştılarsa da, bomba ve şiddetli makineli tüfek ateşi karşısında zayiat vererek çekilmek zorunda kaldılar.

18. Alayın 2. Taburu, verilen emir gereğince Silent köyünün hemen güneyindeki sırtı ve bunun batısındaki kayalık tepeleri, buralarda bulunan asileri tart ederek işgal etti, çarpışma devam etmekte, 2. ve 3. Tabur arasında irtibat kurulmuş bulumakta.

Teğmen Kemal komutasında bulunan iki toptan biri, 3. Taburun bulunduğu tepeye çıkarıldı. Diğer top, ateşe mani hali görüldüğünden ihtiyata alındı ve ayrıca dört top, Silent gediğinde mevziye sokuldu.

2. Seyyar Jandarma Alayı emrine girmek üzere 18. Alay 2. Taburdan bir makineli tüfek takımı, yeteri kadar cephanesi ile ve bir manga koruyuculuğunda Hazo’ya gönderildi ve 11 temmuz akşamı Kabilcevaz’a varması emredildi.

18. Alay 1. Tabur da, saat 20 00’de ziyaret’ e gönderilecekti.

Asilerle yer yer çarpışmalar olmakla beraber birlikler, tümenin harekat emri esaslarına uygun şekilde hareket ederek yerlerini almakta ve Tümen Komutanı da harekatın sevk ve idaresini yakından izlemek için Siirt’ten Bitlis’e gelmiş bulunmakta idi.

Tugay Komutanlığının 15 Temmuz 1927’de 2. Tümen Komutanlığının da onamasını aldığı harekat planı özetle şöyle idi:

“Ayaklanma halinde bulunan Bubanlıların tedip ve tenkilleri için yapılacak harekatın şu plan dahilinde olması düşünülmüştür:

1. 2. Seyyar Jandarma Alayı, 15 temmuz öğle vakti Herpi’de bulunan ve Şinasi Dağı üzerinden güneye ilerleyecek asilerin Karmelih’e kaçmalarına engel olmak için sağ yanı ile 18 nci Alay, sol yanı ile 18. Alay 1. Taburu ile irtibat kurarak 17 Temmuz‘da Kersu’nun Kuzey ve Kuzeybatı tepelerini, Burak dağının güney eteklerini tutacak şekilde hareket edecektir.

2. 18. Alay 1. Tabur, 15 Temmuz‘da Bitlis’ten hareketle 17 Temmuz‘da Hersan Mezraları civarında bulunacak ve 16 temmuzdan itibaren 2 nci Alay ile Kalmas’ın güneyindeki 1 nci Alayın bölüğü ile irtibat kuracaktır.

3. 18. Alay 3. Tabur, 1 nci Alaydan bir bölük, bir top takımı 18. Alay Komutan Muavini Bahir Bey’in emrinde olarak 18. Alay 1. Tabur Hersan Mezrialarına geldiği vakit Kalmasi dağı eteklerinde bulunan asileri Torh üzerine tart ve Kepo tepesini elde edecektir. Kalmas’ın güneyindeki 1. Alayın bölüğü ile irtibat kurulmasına çalışacaktır.

18. Alay 2. Tabur ve 1. Alay 3. Taburdan bir bölük ve bir top, Yarbay Ruşen emrinde bulunacak ve 18 nci Alay 1 nci Tabur, Seyyar 1 nci Alay bilinen noktaları 7 Temmuz‘da tuttuktan sonra, asilerin Karmelih ve Arziyo yönlerine kaçmaları önlenecek ve Silent’in doğu ve kuzeydoğusunda toplanacak olan asileri yok etmek için tedbir alınacaktır.

4. 16 Temmuz‘da iki makineli tüfekle takviye edilen 1. Alay bölüğü, Kalo aşireti köylülerinden yararlanarak Kalmas dağının geçit yerlerini ve Çiri köylerinden olan Terinç ve Çırak köylülerinden de yararlanarak bu yöndeki geçit yerlerini temin edecek, sağdan 1. Alay 1. Tabur, soldan Bahir Bey Müfrezesi emrine girecektir.

5. 1. Alay 3. Taburdan bir bölük ve bir top takımı, Tugay emrinde, Tugay Karargahı civarında bulunacaktır.

6. Hazolu Mustafa Çeto, kendi milisleri ve Çirililerden 15 kişi kadar bir müfreze ile Arziyo sivrisini tutacak ve gerekirse Yarbay Ruşen burasını bir bölükle takviye edecektir.

7. Kıtalar 17 Temmuz‘da ayaklanma bölgesini kuşatacak, tedricen daraltacak ve 18 temmuzda bütün asiler bu çember içinde süratle yok edilecektir.

8. Tenkil sırasında ele geçirilebilen erkeklere, çocuk ve kadınlara silah kullanılmayacak, tümen emri gereğince muhafaza altında bildirilen yerlere gönderileceklerdir.

9. Kuşatma çemberi kurulduktan sonra, kıtalar birbirlerinin ateşinden müteessir olmayacak şekilde ateş inzibatına uyacaklardır.

10. 18. Alay 3. Tabur Müfrezesinden zorla alınan harp gereçlerinin harekat ve araştırma sırasında yakalanacak asilerden soruşturularak elde edilmesine çaba harcanacaktır.

İstihkam Müfrezesi Tugay emrinde bulunacaktır. Birlikler bulundukları yerlerde ateş yakacak ve şu işaretlerle birbirlerini haberdar edeceklerdir:

Bir beyaz işaret fişeği, kıtanın bulunduğu yer

lki beyaz işaret fişeği, irtibat kurulduğu

Bir kırmızı işaret fişeği, asilerle temas hasıl olduğu

İki kırmızı işaret fişeği, asilerin taarruz ettiği ve yardım isteği

Bir yeşil işaret fişeği, irtibat aranması

İki yeşil işaret fişeği, karşısındaki kıtanın ateşinden müteessir olduğu anlamınadır.

Bu arada, 2. Tümen Komutanlığı 100-150 kadar asinin Mutki ilçe merkezine taarruz ettiğini ve olay dolayısıyle yaptığı müdaheleyi Tugay Komutanına bildirmişti. Plana göre hareketi göz önünde bulunduran Tugay Komutanlığı, 15 temmuzda 18 nci Alay Komutanlığına verdiği emirde:

Asilerin Torh köyü batısında, Hersan, Çeçan hanesi–Pinavutki–Kerho köyü ve batısına kadar olan mevzide bulunduğunu; halen emrinde bulunan birliklerin talimat gereğince hazırlığı müteakıp taarruza başlamalarını; Yarbay Bahir’in Silent gediği dahil sağ yandan, Yarbay Ruşen’in Silent gediği hariç sol yandan ilerlemelerini; bir topçu grubunun 3. Tabur mevziine, bir kudretli topun da Yarbay Ruşen emrinde Taşlı sırta çıkmasını. istemekte idi.

Tugay Komutanlığı 16 Temmuz 1927’de 2. Tümen Kmnutanhğına

verdiği raporda:

Torh etrafındaki hakim tepelerin elde edildiğini, Hersan’ın doğusundaki tepeye yapılan taarruzun başarı ile sonuçlandığı ve Torh, Hersan köylerindeki evlerin yakılmaya başlandığı, keza, Arziyo’daki taarruzun devam ettiğini… bildirmişti.

17 Temmuz 1927‘de 2. Tümen Komutanlığından alınan emirde:

Herpi’ye gelen 2. Seyyar Jandarma Alayının asiler taratmdan kuşatıldığı ve 18. Alay 1. Taburun derhal Herpi’ye hareketinin emredildiği…. bildiriliyordu.

Tugayın 17 Temmuz‘da verdiği yürüyüş emrine göre, birlikler harekete geçtiler. Artçı görevinde olan Yarbay Ruşen. Arziyo’da kuşatılmış bulunan 6. Bölükten üç manganın bölüğüne katılmaması nedeni ile hareket etmedi ve kuşatılmış olanları kurtarmak için, Yarbay Bahir Müfrezesinin emrine verilmesine dair isteği Tugayca reddedildi ve kendisine emrindeki kuvvetleri 1. Alay 3. Taburundan iki bölükle takviye ederek kuşatılmış kuvvetin kurtanlması emri verildi. Bu nedenle Tugay, Yarbay Ruşen kuvvetleri yürüyüş emrinde belirtilen hatta gelmedikçe, az kuvvetle taarruzu, arızalı oluşu dolayısıyle tehlikeli bulmakta idi. Bu sebeple Bahir Bey Müfrezesine bir süre sonra taarruza devam etmek üzere yerinde kalması emredilınişti.

2. Tümen Komutanlığı, 18 Temmuz 1927’de verdiği emirde:

62. ve 63. Alaylardan ikişer taburun Garzan’a geleceği bildirilmekte ve Melefan, Hazo bölgesinde verilecek görev hakkında Tugay Komutanlığının düşüncesini sormakta idi.

Tugay Komutanlığı 19 Temmuz 1927’de verdiği emirde:

Asilerin bulundukları yerleri belirtmek sureti ile, 2. Seyyar Jandarma Alayının Herpi ve Kabuicevaz yönüne hareket ettiğini; 18. Alay 1. Taburun Meydan civarında bulunduğunu ve 63. Alaydan bir müfrezenin Yarbay Nuri emrinde Hazo’ya geldiğini ve emrindeki birlikleri 20 temmuzda Torh, Hersan civarında ve Kepo tepesinde bulunan asilere taaruz ederek Sıçan -Döllük-Kulanis yolu ile Mis-Merment hattına ilerleyeceğini bildirmekte ve harekatın şu suretle yapılmasını istemekte idi:

“18 nci Alay 3. Tabur, saat 03.00’ten itibaren bir bölüğiinü Kalmas’ın kuzeydoğu eteklerinden hareket ettirmek suretiyle Kepo’ya hakim tepeleri tutacak, diğer iki bölüğii ile de Torh’a taaruz ederek köyü tarayacak ve köyü yaktıktan sonra Kepo’yu işgal edecek.

1. Alay 3. Taburdan bir bölük, akşamdan Torh’un kuzeybatısmdaki tepede bulunan 18. Alayın 11. Bölüğünü değiştirecek ve kuzeyden gelecek asilere karşı tertibat alacaktır. Taburun diğer bölüğü Taşlı tepedeki top mevzii civarında bulunacak ve diğer bölüğü ile de ordugahın güvenliğini sağlayacak. Kepo ve Torh’un işgali üzerine ağırlıklardan sonra yürüyüşe geçecek ve 18 nci Alayın 2 nci Taburu, bu taburu takip edecektir. Bir krup ve bir kudretli top Taşlıtepede, diğer bir krup ve kudretli top ordugah civarında mevzie girecek. 18. Alayın 3. Taburu Yarbay Bahir emrinde, diğer birlikler Yarbay Ruşen emrinde bulunacaklardır”.

Aynı gün (19 Haziran 1927) Arziyo’daki kuşatılan kuvvet, bir çıkış hareketi yaparak parça parça birliklerine katılmaya başladılar.

20 Temmuz 1927’de verilen emirler gereğince hareket edildi ve Torh Hersan – Kepo tepesinde bulunan asiler tart edilerek evleri yakıldı. Müfrezenin, 21 Temmuz 1927 saat 04 00’te bildiiilen yol ile Mis-Merment hattını tutması Tugayca tekrar emredildi ve bu iş için yürüyüş sırası bildirildi. Münferit emirlerle hareket eden birlikler her türlü güçlüğii yenerek verilen hedeflere doğru ilerlemekte idiler. 2. Tümen Komutanının gördüğü lüzum üzerine harekat bölgesindeki bütün kıtalar, 24 Temmuz 1927’de Tugay Komutanının emrine verilmişti. Aynı giin (24 Temmuz 1927) 2 nci Tümen Komutanlığı birkaç gündür gelişen durum bakımından bundan sonraki harekat için verdiği emirde:

Asilerin Selaaş kuzeyi, Yorak, Mazikan, Arziyo, Karmelih dağlarına kaçmaları nedeni ile, bu dağlık bölgeye yapılacak harekat için halen işgal edilmiş olan bölgede toplanmanın zorunlu olduğunu, bunun için de birliklerin şu yerlerde bulunmalarını, istenen hususları mahalli hükümetle birlikte yapmalarını …. istemekte idi:

18. Alay üç taburu ile Mis, Kolanis bölgesinde Alay Komutanı emrinde; 1 nci Alay 3. Tabur Meydan bölgesinde, 2. Tabur Merkuh ve Salansor’da, 18. Alay Komutan Muavini emrinde; Seyyar 2. Jandarma Alayı Hoyt bucağının merkezi olan Tab’ da; Hor’daki müfreze aynı yerde bulunacaklar ve birlikler bu bölgelerde silah toplama, ayaklanmayı yapanlar ve kışkırtanlar ile ayaklanmaya katılanları ve bunlara önemli şekilde yardım edenleri tutuklayacaklar ve bu işler beş gün içinde bitirilmiş olacaktı.

Bu emir ve talimat dahilinde hareket edilmesi düzenlendiği sırada 25 Temmuz 1927’de, Tümen Komutanlığı özetle aynı görüşü tamamlayan şu emri verdi:

“1. Hükümet merkezince büyük bir ilgi ile izlenen tenkil harekatının süratle ve iyi bir şekilde sonuçlanması yüksek makamlarca kesinlikle istendiğinden, Mutki dahilinde emir gereğince silah toplamada isyan çıkaranlardan, teşvik ve önemli derecede yardım edenlerden kaçmayarıların yakalanmasından sonra, şu suretle hareket olunacaktır:

a. Şinasi–Yorak–Mazikan-Arziyo-Karmelih bölgesinde coğalan asiler, aşağıda açıklandığı üzere taaruz edilerek önce dört yanından kuşatılacak ve kuşatma çemberi daraltılmak suretiyle tamamen yok edilecektir.

b. 63 ncü Alay bir taburu ile Selaş dağı – Silent bölgesinde bulunacak ve bunun için önce yapılmış olan yollardan, top mevzilerinden ve hakim sırtlardan yararlanılacaktır. Bu taburdan bir müfreze, Herük’te bulunarak Arziyo dağındaki düşmanı gözetleyecek ve özellikle Tehnis geçiti civarında ve asiler için önemli olan mağaralarda ve Arziyo dağında görülecek ve haber alınacak asilerden piyade menzili dışında olanların topçu ile yok edilmelerini taburu vasıtasıyle sağlayacaktır.

63. Alayın diğer taburu Avispi batısında ve Torh’un hakim sırtlannda bulunacaktır. Sağ yanın Kalmasi dağına karşı temini ve bu dağın gözetlenmesi önemlidir. Bu taburun Kepo tepesine gelecek olan 18. Alay birlikleri ile sıkı ve güvenli bir şekilde irtibat sağlamış olması şarttır.

63. Alayın asıl görevi, asilerin kaçmasını önlemek ve bölgeye girebilenleri yok etmektir. Bu görev her ne kadar savunma ile yapılacaksa da, kuzey ve doğu guruplarının taarruz harekatı sırasında Tugay Komutanlığının emri ile gösteriş tarzında taarruzlar yapmak lüzumu her zaman göz önünde bulundurulacaktır.

c. Hazo Müfrezeleri Komutanlığı, emrindeki kuvvetlerle Garzansuyu vadisini emniyete almak şartiyle Cinis – Asi güneyi hattını işgal edecek ve asilerin kaçmalarına engel olacaktır. Yasak bölgede hiç bir şahsın bulunmasına izin verilmeyecek, tarlalar yeniden ekilmiş ise tahrip edilecektir.

Yasak bölge: Malato güneyi–Kerho-Çuro-Arziyo Dağı–Herpi (hariç) Penik-Rabi-Kozik-Kopega-Mişikedar hattı ile çevrili kısımdır.

Müfreze Komutanlığı sağ yanı ile 63. Alay, sol yanı ile de 2. Seyyar Jandarma Alayı ile irtibat sağlamalıdır.

d. 2. Seyyar Jandarma Alayından evvelce Küsküt, Mişikedar civarında bulunmuş olan bir bölük ile bir top Mişikedar-Kopega hattını tutacaktır. Halen Adilcevaz’da bulunan müfreze, bu bölük emrine girecektir.

e. Şiko Müfrezesi ve bu civardan tedarik edilecek silahlı milisler, halen Adilcevaz’da bulunan bir hafif makineli tüfek mangası ile takviye edilerek Merato Dağı‘nı işgal edecektir.

f. 1. Alay 2., 3. Taburları ile 18. Alayın 1. Taburu ve 2. Seyyar Jandarma Alayı (bir bölük noksan), ilkin Herpi güneybatısındaki tepe ile Şinasi Dağı-Hayır hattına ilerleyecek ve 18. Alay Komutanı emrindeki taburlardan biri de Merment sırtlannda bulunacaktır.

g. 18. Alayın diğer taburu Döllük’te bulunarak Kepo tepesini de tutacak ve özellikle sol yandaki 63. Alay birlikleri ile sıkı irtibat kurmuş olacaktır.

h. Kuzeyden güneye doğru taarruz eden kıtaların ilerlemesi sırasında, 18. Alayın Döllük’teki taburu ile batıya ve Merment’teki taburu ile de güneye doğru, keza, 63. Alay ve Hazo Müfrezesinden Mişikedar’daki kıtaların ilerlemesi suretiyle yapılacak gösteriş taarruzları, Tugay Kornutanı tarafından emredilecektir.

1 . Harekat 2 Ağustos 1927 sabahı başlayacak, Tugay Karargahı ilkin Hor’da, daha sonra Meydan’da bulunacaktır”.

Harekatın bir an önce başlaması istendiği halde arazinin arızalı oluşu dolayısıyle, Tümen emri gereğince yapılacak hazırlığın güçlüğü dikkate alınarak taarruza ancak bir giin önce (1 Ağustos 1927)’de başlanması kararlaştınlmıştı.

Birlikler aldıkları görevlere göre hazırlıklarını her türlü güçlüğe rağmen büyük çaba harcayarak yapmakta idiler. Harekatı fiilen sevk ve idare edecek olan Tugay Komutanlığı da 28 Temmuz 1927’de Tümen emri esaslarına uygun olarak birliklerine gerekli harekat emrini verdi ve daha sonraki münferit emirlerle de birliklerin hareketlerini kontrolünde bulundurmakta idi.

1 Ağustos 1927’ye kadar alınabilen raporlardan:

2. Seyyar Jandarma Alayı 1. Taburunun Horamur tepesine, 1. Alay 3. Taburunun Şinik güneyindeki tepeye geldiği;

1. Alay 2. Taburu ile 25. Alay piyade bölüğünün Şinik köyünün taranmasına ve asi evlerinin yakılmasına memur edildiği;

18. Alay Komutanı emrindeki birliklerin Kolanis kuzeyindeki boyun

noktasına geldiği ve üç ağır makineli tüfekle takviyeli 5. Bölüğün boyun noktasının batısındaki tepede olduğu, 3. Taburdan bir bölüğün Kolanis güneyindeki geçitleri kapattığı …. anlaşılmakta idi.

Görüldüğü üzere harekat planının uygulanmasında bazı aksaklıklar dolayısıyledir ki, 2 Ağustos 1927’de gerçek durum şöyle idi:

2. Seyyar Jandarma Alayı saat 16 30’da Herpi’nin güneybatısını tutmuş; 1. Alay 3. Tabur saat 17 00’de Herpi’yi kuzeyden sarmış; 18. Alay 1. Tabur saat 14 00’te Herpi köyü doğusundaki himaye mevziini tutmuş; 1. Alay . Tabur ve 25. Alay Müfrezesi Şinik’i taramış ve lüzumlu gördüğü evleri yakarak 1. Alay 3. Taburun yanına gelmiş. ….. bulunmaktalar.

Birliklerin aldığı duruma göre bundan sonraki harekat şöyle olacaktı:

1. Alay birlikleri 3 ağustos 1927’de Merment’e gönderilecek; 18 nci Alay 1 nci Tabur, 2 ağustos 1927’de Şinasi dağına taarruz edecek; 1 nci Alay 3 ncü Tabur iki bölük himayesinde Herpi’yi yakacak ve bu iki tabur Şinasi dağına çıkacak. 25 nci Alay Müfrezesi, ağırlıkları koruyacak ve Herpi’de 2. Tabura yardım edecek.

18. Alay Komutanı, emrindeki birliklerle Döllük civarına giderek 18. Alay 3. Taburdan iki bölük ve bir topçu takımını Döllük kuzeyindeki tepeye göndermek suretiyle mevzi aldıracak, taburun diğer iki bölüğü ile Kolanis vadisi dahil, güneye doğru olan geçitleri tıkayacak ve 2. Taburdan Alay emrinde kalan üç ağır makineli tüfeği de Kolanis kuyezinde bulunduracaktı.

Plan dahilinde münferit emirlerle yiirütülen harekatta 4 ağustos 1927 durumu şöyle idi:

18. Alay 1. Tabur Şinasi dağında; taburdan bir bölük Hovamur boyun noktasının batısındaki Kerho deresinin kuzey uzamındaki tepeye kadar olan sahayı, 1. Alay bu tepeden Yorak dağının doğusundaki taşlıklara kadar olan bölgeyi işgal etmekte; 18. Alay, mevzii, 1 nci Alay 3. Taburdan teslim almış ve bu tabur daYorak dağı boyun noktasında karşılaştığı asilerin inatla direnmesine rağmen burayı, keza, 25. Alay Müfrezesi ile 1. Alay 2. Tabur Yorak dağını işgal etmis bulunmakta; Karmelih civanndaki kaya oyuklarına sığınan tahminen 15 kadar asi, üzerlerine açılan topçu ateşi ile bir kısmı öldürülmüş diğerleri Kerho – Silent doğrultusunda kaçmış; ayrıca, 18. Alay 3. Tabur Komutanı emrinde iki bölük, üç ağır makineli tüfek ve bir topla Kepo istikametine gönderilmiş ve 63. Alay ile irtibat sağlaması emredilmiş; Kolanis kuzeybatısındaki sırta üç manga, iki makineli tüfek gönderilmiş ve Merment sırtlarına karşı himaye mevzii aldırılmış; 2. Tabur makineli tüfekle takviye ettiği 7. Bölüğünü Rohonik batısında Merment’in kuzeyine ve Herbilir’in doğusuna, 5. Bölükten bir müfrezeyi de Merment’in doğusundaki hakim tepeye yerleştirmiş ve bu suretle harekat iyi bir safhaya girmiş bulunmakta.

5 Ağustos 1927’de kuzeydeki kıtalar Şinasi, Yorak dağlan ile Kerho’nun kuzeybatısındaki tepelerde bulunan asileri tart ve tenkil ederek Mazikan ve Kersu civarına yaklaşmıştı.

Asi kuvvetler Karmelih sırtlarında, Mazikan ve Zeri dağlarında ve Hersan Mezrasında bulunduğuna göre, Tugay Komutanlığı harekatın bundan sonra nasıl yürütülmesi gerektiğini bütün ayrıntıları ile kıtalara bildirmişti.

Birlikler, geçtikleri sahaları asilerden temizlemek, asilere ait evleri yakmak ve ekilmiş tarlalarını çiğnemek suretiyle harekatı adım adım ilerletmekte idiler.

8 Ağustos 1927’de Mazikan, Zeri dağları taranmış ve asilerden temizlenmişti. Aynı gün (8 ağustos 1927) Kepo tepesinde bulunan Tugay Komutanı birliklerine verdiği emirde:

18. Alay Komutanının, emrindeki iki taburla Rohonik’in iki tarafını tarayarak Merment, Hersan Mezriaları üzerinden Kepo tepesine gelmesini ve 63. Alayın Torh civarındaki birliklerinin bulunduğu yeri tutmasını; 63. Alayın, Torh civanndaki taburunu yanına getirerek Arziyo Tehnisi, Asi vadilerine sığınan eşkıyayı imha ve tenkil etmesini; 1 nci Alay Komutanının, Mazikan ve Zeri dağlarında taranmamış yer kalmadığına kanaat ettikten sonra Karmelih, Atılır ve Kersu deresini tarayarak yanmamış evleri yakmasmı. .. istemişti.

Şartlar çok ağır olmasına rağmen birlikler, her türlü güçlüğü yenerek aldıkları görevleri başarma çabası içinde idiler.

14 Ağustos 1927’de Tümen Komutanlığı, Kolordu Komutanlığının görüşünü belirten şu emri verdi:

1. Mehmet Ali Yunus ile avenesinin ve Mutki ayaklanmasını yapan asi reisierinin yok edildiklerine dair bir bilgi alınmadığına göre, birlikler çekildikten sonra bunların tekrar ortaya çıkmaları beklenir. Aynca, başlangıçta asilerin mevcudu 700 kadar ve ellerindeki silah miktarı da 500 kadar olduğuna göre, şimidiye kadar tepelenen asiler ve ele geçirilen silah miktan dikkate alınırsa bölgede daha pek çok asi bulunduğunu kabul etmek lazımdır. Bundan ötürü civardaki sadık köylere saklananların herhalde yakalanmalarına ve yok edilmelerine özellikle önem vermek gerekir.

Harekat bölgesi içinde ve dışındaki asilerle, bunlara ait eşya ve hayvanların bir yandan mahalli jandarmalarla soruşturulması ve ele geçirilmesi için Kolorduca vilayetlere yazılmıştır.

2. Halen devam eden çarpışma ve araştırma, 3-4 güne kadar sona ereceğine göre, bu görevin bitmesinden sonra:

a. 1. 18. ve 63. Alayların harekat bölgesinde toplu bulundurulması ve 63. Alayın bulunduğu bölgede kalması

b. 6. Alaya ait bölüğün alayına iadesi

c. 63. Alaya ait Hazo Müfrezelerinin alayına katılması

d. 25. Alay Müfrezesinin Silvan’a iadesi

e. 40. Süvari Alayından bir bölük ile Alay Komutan Muavininin Diyarbakır’a gönderilmesi ve Tümen Karargahının Siirt’e avdeti

f. İstihkam ve muhabere müfrezelerinin şimdilik tümen emrinde kalmaları

g. Tugay Komutanının araştırma ve silah toplama görevinin sonuna kadar birliklerin peşinde kalması

h. Silah araştırmasının sona ermesi ile beraber birliklerde insan, hayvan, gereç kayıpları ile beraber eşkiyanın ölü, yaralı ve yakalananları ile toplanan silah miktarı, hayvan cins ve miktarlarının Kolorduya bildirilmesi ve bundan sonra birliklerin yerlerine gönderilmeleri için ayrıca emir verileceği bildirilmektedir.

3. Devam eden çarpışmaların ve araştırmaların sonunda silah toplama işi daha önce verilen Tümen emrine göre yapılacak ve birlikler şu yerlerde bulunacaklardır:

a. 63. Alay ve Hazo Müfrezeleri, Hazo’da

b. 1. Alayın üç taburu, Hor’da

c. 18. Alayın 1. Taburu, Mutki bölgesinde, 2 nci ve 3 ncü Taburları Melefan’da; Tugay Karargahı ilkin Hor’da, sonra da Bitlis’te

d. 2 nci Seyyar Jandarma Alayının 1 nci Bölüğü Kabilcevaz’a gidecek, Kabilcevaz’da bulunan müfreze Hazo Müfrezesi emrine iade edilecektir.

Hazo, Torh, Silent, Selaş dağı ve Herük bölgelerinde bulunacak birlikler, asilerin durumunu esaslı olarak inceleyecek (b) maddesindeki birlikler, Döllük -Meydan – Kolanis- Merment ve Hoyt kuzeyi bölgesinde bulunarak silah toplayacaktır.

4. Seyyar Jandarma Alayı büyük kısmının, Hoyt ve Şiko bölgelerinde

silah toplamak üzere gönderilmesini Kolordu Tümenin isteğine bırakmıştır. Şu halde, 2 nci Seyyar Jandarma Alayının 1 nci Bölüğüne, Malato – Mişikedar – Kopega hattının araştırılması ve alay büyük kısmına da Hovarmu kuzeyinde bulunarak asilerin batıya kçmalarına engel olma ve kısmen silah toplama görevi verilebilir.

5. Birliklerin, araştırma sonunda belirtilen yerlere hareketleri ile beraber, varıncaya kadar geçecek zamandan da yararlanarak ne kadar silah toplanacağının ilan edilmesi ve 4-6 gün mühlet verilmesi uygun olur.

6. Mühlet günleri içinde birliklerin haber alma sureti ile bölgelerinde ayaklanmayı teşvik, tahrik ve ayaklanma ile ilgililerin durumlarını inceleyerek bu işleri yapanların yakalanması; asi ailelerini ve hayvanlarını saklayanların evraklan ile Tümene gönderilmesi ve hayvanlarının ellerinden alınması.

7. Yukarıda belirtilen maksada göre, 18. Alayın daha doğuda bulunması ve 63 ncü Alaydan Melefan’da bir kıta bulundurulması ve Tümence bildirilen tertibatta değişiklik gerekirse, Şinasi ve Karmelih dağları bölgelerinde, Mutki’de silah araştırması sonuna kadar asi artıklarını takip etmek üzere bir topla takviyeli yeteri kadar kuvvette bir müfrezenin bir haftalık erzakla hazır bulundurulması.

Birliklerin bu emir esasları dahilinde ve eşkıya muharebeleri taktiğine uygun yaptıkları harekatta asiler kısmen kaçmış, çoğu yok edilmiş ve bir kısmı da yakalanmış ve ayaklanma bölgesinde taranmamış yer kalmamıştı.

Harekat bu suretle 25 Ağustos 1927’de sona erdi ve birlikler yerlerine

döndüler.

Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Genelkurmay Harp Tarihi BaşkanlığıYayınları

Gelecek:

Bitlisname’de yayınladığımız „Sason ve Motki Ayaklanmaları“ konusuna bu askeri bakışın analizi ile devam edeceğiz.

Etiketler: / / / /

İsmet İnönü’nün Kürt Raporu
Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan’ın kurulmasından korkarım. Van ve Erzincan’da acele olarak, Muş ovasında tedricen ve Elazığ ovasında kuvvetli Türk...
Ah Tamara…
Van’daki Akdamar Adası’na da ismini verdiği rivayet edilen Akdamar efsanesi, zamanında bu adada yaşayan baş keşişin güzelliği dillere destan kızı...
Xelil Xeyali’nin Kürt Dili Üzerine Görüşleri
“Yayın yöntemi”ne ilişkin görüşü ikinci yazıya bırakmıştım. Fakat bu yönteme ilişkin ayrıntılı bilgiler vermeden önce onun temelini oluşturan bazı işlerden...
Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Kürt Şehri Bitlis
  Wilhelm Köhler/Kitap  17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında bulunan geniş coğrafyada sürüp giden yaşamla ilgili bugün elimizdeki en önemli...
Bitlis Beyliği’nin Statüsü,Rolü ve Önemi – Araştırma
Mela Mahmud Beyazidi; “Yabancı devletler, Kurdistan’ı işgal edebilmek için, herşeyden önce, Bitlis Beyliği’ni zapt etmeye yeltenmişlerdir.”        ...
1838’in Bitlis’i ve Southgate’in Kürd Şerif Bey ile tanışması
Bu çeviri, Amerikalı Misyoner rahip Horatio Southgate’in 1838 – 1839 yılları arasında Bitlis’ten geçerken tuttuğu notların İngilizce aslına sadık kalınarak...
Said Nursi’de Özgürlük Söylemi
  Gençken içine girdiği ilim dünyasında özgürlüğü bir hayat biçimi olarak benimsemiştir. İlk hayatı hocaları ile olan serüvende onun düşüncelerini...
Kırd,Kırmanc, Dımıli veya Zaza Kürtleri
Bazı illerde ise denebilir ki sadece birer ilçenin sınırları içinde Dımıli lehçesi konuşulur. Semsûr’un Alduş (Gerger), Ruha’nın Sêwreg (Siverek), Bedlis’in...
Kerkük Kan Ağlıyormuş
“Kerkük, Kürdistan´ın bir parçasıdır. Oradaki Türkmenler, Kürtlere sığınmış muhacir ve sığınmacılardır. Kerkük, Azerbeycan´da bir kent değil ki Türk´ü kan ağlasın....
Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası
  Bediüzzaman Saidê Kurdî Henüz 30 yaşlarında Van’dan İstanbul’a gidip Fatih’te bulunan Şekirci Hanı’na yerleşiyor. Ve odasının kapısına bu yazıyı...
Pîyesa ‘Bîdlîs’ ya Wîllîam Saroyan
Ehmed Kurd nîne, ji hindikayî (kêmhejmaran) ye, ango ji tirkan. Lê ferqa wî ew e ku xwediye loqonteyek e. Ji...
Vasa’yı kurtarmak, Hasankeyf’i öldürmek
On milyonluk nüfusu ile bir İskandinav ülkesi olan İsveç’te 1700’e yakın müze bulunmaktadır. Bu müzelerden dünyanın ilk açık hava müzesi...
Tarihte Kerkük ve Kürtler
  Kerkük tarihine kısaca bir bakalım; Arkeolojik kazılar sonucunda Kerkük’te 28 bin yıl önce Neandertallerin yaşadığı kanıtlanmıştır. Şehir bir çok...
Yol Ayrımı; Askeri Uçak ve Milletin Özgür İradesi
  Irak, denilen devlet 1926 yılında Gertrude Bell’in Kral Faysal ile misterik aşkının imkansız çocuğu olarak dünyaya geldi. Irak bir...
Lozan, Ankara ve Sevr Antlaşması
    Türkiye Lozan ve Ankara kartını Uluslararası topluma ve Kürtlere gösterirken, Sevr antlaşmasından neden söz etmez? İşte, Lozan, Ankara...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ