Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 7,80 / Satış: 7,83
€ EURO → Alış: 9,12 / Satış: 9,16

Nasır-i Husrev’in Seyhatnamesi’nde Bitlis

Nasır-i Husrev’in Seyhatnamesi’nde Bitlis
  • 19.11.2015

beto2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha önceki İslam-arap tarihçi ve coğrafyacılarının Bitlis hakkında söylediklerini saymazsak, Nasir-i Husrev’in Bitlis hakkında yazmış olduğu kısa anıları ortaçağ seyyahlarının ilk ve en önemlisidir, diyebiliriz.

Yaşar Abdülselamoğlu

Nâsır-i Hüsrev, tam adı Muin’ed-Dîn Nâsır-ı Hüsrev el-Mervazi el-Kubadiyani Pamir Alevîliği’nin kurucusu, şair, ilahiyatçı, dâ’î ve İran edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Doğumu 1004, ölüm ise; 1088 yılıdır.

Nâsır-ı Hüsrev’in en ünlü eseri, 1045-1052 yılları arasında Merv’den başlayarak Nişabur, Rey gibi İran kentleri ve Kürdistan topraklarından geçerek, Suriye ve Mısır’a yaptığı yaklaşık 18.000 km. yol aldığı yedi yıllık seyahatini içeren Sefer-Nâme(Seyâhat-Nâme) adlı eseridir. İlk kez Fransızca çevirisiyle birlikte 1881 yılında yayımlanan yapıt 1950 yılında Türkçeye de çevrilmiştir.

Tahminen 1050’li yıllarda Bitlis’ten geçmiştir. O zamanın Bitlis Bölgesi için kısa, ama önemli bilgiler vermektedir.

Örneğin; Ahlat şehrinde sadece farsça, arapça ve ermenice konuşulduğunu söylüyor.

Ahlat’ta anlatılan dönemde “türk” yoktur. Ve bölgede türkçe konuşulmuyor. Daha sonraki dönemlerde eskilmiş olan arap etkisi bu dönemde görülüyor.

1048-1052 yıllarında, yani anlatılan dönemde Bitlis ve Bölge Merwanilere bağlıdır. Hüsrev’in bahsettiği Meyafarkin’in Merwaniler Hanedanlığı’nın başkenti Silvan’dır. Onbirinci yüzyılın Kürt emirlikleri arasında evvela Merwani Emirliği büyük öneme sahiptir, çünkü Merwaniler, Kürtlerin yoğun göçünü batıya yönlendirmişlerdir ki bu gelişme, Diyarbekir’i sonunda Kürtlerin mesken tuttuğu bölgenin merkezi haline getirmiştir.

Kıfunzur Kalesi’nin etimolojisini veriyor, arapça olarak Kif- unzur: Dur da bak, olduğunu söylüyor.

Hüsrev’in Üveysi-i Kareni ziyareti hakkında dedikleri de dikkat çekicidir; Seyyah buradaki mesçid’in Üveys-il Kareni tarafından yaptırılmış olduğunu söylüyor. Halk rivayetinde Weys-il Kareni ziyaretinin Weysil Kareni’nin kendisinin türbesi olduğu rivayet edilir.

(Weysu-l Kerani Yemen doğumlu, ö. 657), Müslüman ve mistik. Muhammed Peygamber döneminde yaşamasına rağmen onu hiç görmemiştir. İbn Battuta Veysel Karani’nin Sıffin Savaşı’nda Ali’nin safında savaşırken öldürüldüğünü söyler. Veysel’in kabri Suriye’nin Rakka ilindedir. 23 Haziran 2014 tarihinde türbesi IŞİD tarafından bombalanarak yıkılmıştır. Adına bir diğer türbe ise Siirt’in Baykan ilçesinde inşa edilmiştir. Sıffin Savaşı sırasında, Ali tarafında savaşmıştır ve 657 yılında ölmüştür.

Nasır-i Husrev’in Bitlis için dedikleri

Ahlat şehrine vardım. Bu şehir, Müslümanlarla ermenilerin sınırıdır. Berkeri’den buraya kadar oniki fersahtır. Oranın bir emiri vardı, Ona Nas-ud delve derlerdi. Yazı yüzü geçkindi. Bir çok oğulları vardı. Her birine bir il vermişti. Ahlat şehrinde üç dille konuşuyorlardı: Arapça, farsça, ermenice. Sanırım ki, bu sebepten o şehre Ahlat adını takmışlar. Orada akçe ile alışveriş ediliyordu. Okkaları üçyüz dirhemdi.

Oradan kalkıp bir kervansaraya vardım. Kış pek müthişti. Dehşetli kar vardı. Halk karda, tipide anayolu bulsunlar da şehre varsınlar diye şehrin önündeki ovaya yol boyunca bir miktar kazık kakmışlardı. Oradan Bitlis şehrine vardım. Bu şehir bir dere içine kurulmuştu. Oradan bal aldık, bize sattıkları hesaba göre yüz batmanı bir dinar tutuyordu. Bu şehirde adam vardır ki dediler, bir yılda üç yüz, dört yüz tulum balı olur. Oradan bir kaleye vardık, oraya Kıf-unzur, yani “dur da bak” diyorlardı. Oradan da geçtik, bir yere vardık ki orada bir mesçit vardı. Üveys-i Kareni, Tanrı ruhunu kutlasın, yaptırmıştır diye rivayet ettiler. Oralarda dağlarda dolaşan ve selvi ağacı gibi uzun dallar kesen adamlar gördüm. Bunları ne yapıyorsunuz? dedim. Bu sopanın bir ucunu ateşe sokarız, öbür ucundan katran damlar. Bütün katranı bir kuyuya toplarız, sonra o kuyudan çıkarır, kablara doldurur, her tarafa götürürüz dediler. Ahlat’tan sonra anılan ve burada kısaca anlatılan bu memleketler, hep Meyafarikıyn iline tabi memleketlerdir.

Oradan Erzen şehrine vardık. Mamur, güzel bir şehirdi. Akar suları, bahçeleri, ağaçları, güzel çarşıları vardı. Orada farsların azer ayında iki yüz batman üzümü bir dinara satıyorlardı. Bu üzüme Ermanuş üzümü diyorlardı. Oradan Meyafakriyın’e geldik.

Etiketler: / / / / / /

160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler
Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden...
İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Mehmet dedi ki:

    Elize sağlık.Eğer bu gezginin Kürdistan’ın diğer bölgelerine ilişkin notları varsa yayımlayın lütfen.

YORUM YAZ