Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,47 / Satış: 5,50
€ EURO → Alış: 6,15 / Satış: 6,18

Nasır-i Husrev’in Seyhatnamesi’nde Bitlis

Nasır-i Husrev’in Seyhatnamesi’nde Bitlis
  • 19.11.2015
  • 6.973 kez okundu

beto2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha önceki İslam-arap tarihçi ve coğrafyacılarının Bitlis hakkında söylediklerini saymazsak, Nasir-i Husrev’in Bitlis hakkında yazmış olduğu kısa anıları ortaçağ seyyahlarının ilk ve en önemlisidir, diyebiliriz.

Yaşar Abdülselamoğlu

Nâsır-i Hüsrev, tam adı Muin’ed-Dîn Nâsır-ı Hüsrev el-Mervazi el-Kubadiyani Pamir Alevîliği’nin kurucusu, şair, ilahiyatçı, dâ’î ve İran edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Doğumu 1004, ölüm ise; 1088 yılıdır.

Nâsır-ı Hüsrev’in en ünlü eseri, 1045-1052 yılları arasında Merv’den başlayarak Nişabur, Rey gibi İran kentleri ve Kürdistan topraklarından geçerek, Suriye ve Mısır’a yaptığı yaklaşık 18.000 km. yol aldığı yedi yıllık seyahatini içeren Sefer-Nâme(Seyâhat-Nâme) adlı eseridir. İlk kez Fransızca çevirisiyle birlikte 1881 yılında yayımlanan yapıt 1950 yılında Türkçeye de çevrilmiştir.

Tahminen 1050’li yıllarda Bitlis’ten geçmiştir. O zamanın Bitlis Bölgesi için kısa, ama önemli bilgiler vermektedir.

Örneğin; Ahlat şehrinde sadece farsça, arapça ve ermenice konuşulduğunu söylüyor.

Ahlat’ta anlatılan dönemde “türk” yoktur. Ve bölgede türkçe konuşulmuyor. Daha sonraki dönemlerde eskilmiş olan arap etkisi bu dönemde görülüyor.

1048-1052 yıllarında, yani anlatılan dönemde Bitlis ve Bölge Merwanilere bağlıdır. Hüsrev’in bahsettiği Meyafarkin’in Merwaniler Hanedanlığı’nın başkenti Silvan’dır. Onbirinci yüzyılın Kürt emirlikleri arasında evvela Merwani Emirliği büyük öneme sahiptir, çünkü Merwaniler, Kürtlerin yoğun göçünü batıya yönlendirmişlerdir ki bu gelişme, Diyarbekir’i sonunda Kürtlerin mesken tuttuğu bölgenin merkezi haline getirmiştir.

Kıfunzur Kalesi’nin etimolojisini veriyor, arapça olarak Kif- unzur: Dur da bak, olduğunu söylüyor.

Hüsrev’in Üveysi-i Kareni ziyareti hakkında dedikleri de dikkat çekicidir; Seyyah buradaki mesçid’in Üveys-il Kareni tarafından yaptırılmış olduğunu söylüyor. Halk rivayetinde Weys-il Kareni ziyaretinin Weysil Kareni’nin kendisinin türbesi olduğu rivayet edilir.

(Weysu-l Kerani Yemen doğumlu, ö. 657), Müslüman ve mistik. Muhammed Peygamber döneminde yaşamasına rağmen onu hiç görmemiştir. İbn Battuta Veysel Karani’nin Sıffin Savaşı’nda Ali’nin safında savaşırken öldürüldüğünü söyler. Veysel’in kabri Suriye’nin Rakka ilindedir. 23 Haziran 2014 tarihinde türbesi IŞİD tarafından bombalanarak yıkılmıştır. Adına bir diğer türbe ise Siirt’in Baykan ilçesinde inşa edilmiştir. Sıffin Savaşı sırasında, Ali tarafında savaşmıştır ve 657 yılında ölmüştür.

Nasır-i Husrev’in Bitlis için dedikleri

Ahlat şehrine vardım. Bu şehir, Müslümanlarla ermenilerin sınırıdır. Berkeri’den buraya kadar oniki fersahtır. Oranın bir emiri vardı, Ona Nas-ud delve derlerdi. Yazı yüzü geçkindi. Bir çok oğulları vardı. Her birine bir il vermişti. Ahlat şehrinde üç dille konuşuyorlardı: Arapça, farsça, ermenice. Sanırım ki, bu sebepten o şehre Ahlat adını takmışlar. Orada akçe ile alışveriş ediliyordu. Okkaları üçyüz dirhemdi.

Oradan kalkıp bir kervansaraya vardım. Kış pek müthişti. Dehşetli kar vardı. Halk karda, tipide anayolu bulsunlar da şehre varsınlar diye şehrin önündeki ovaya yol boyunca bir miktar kazık kakmışlardı. Oradan Bitlis şehrine vardım. Bu şehir bir dere içine kurulmuştu. Oradan bal aldık, bize sattıkları hesaba göre yüz batmanı bir dinar tutuyordu. Bu şehirde adam vardır ki dediler, bir yılda üç yüz, dört yüz tulum balı olur. Oradan bir kaleye vardık, oraya Kıf-unzur, yani “dur da bak” diyorlardı. Oradan da geçtik, bir yere vardık ki orada bir mesçit vardı. Üveys-i Kareni, Tanrı ruhunu kutlasın, yaptırmıştır diye rivayet ettiler. Oralarda dağlarda dolaşan ve selvi ağacı gibi uzun dallar kesen adamlar gördüm. Bunları ne yapıyorsunuz? dedim. Bu sopanın bir ucunu ateşe sokarız, öbür ucundan katran damlar. Bütün katranı bir kuyuya toplarız, sonra o kuyudan çıkarır, kablara doldurur, her tarafa götürürüz dediler. Ahlat’tan sonra anılan ve burada kısaca anlatılan bu memleketler, hep Meyafarikıyn iline tabi memleketlerdir.

Oradan Erzen şehrine vardık. Mamur, güzel bir şehirdi. Akar suları, bahçeleri, ağaçları, güzel çarşıları vardı. Orada farsların azer ayında iki yüz batman üzümü bir dinara satıyorlardı. Bu üzüme Ermanuş üzümü diyorlardı. Oradan Meyafakriyın’e geldik.

Etiketler: / / / / / /

Lord Kinross’un 1951 Bitlis ziyareti – Ahlat, Tatvan ve Deli Mito
‘Lord Kinross – Kutsal Anadolu Toprakları’ adı ile 2003 yılında Türkçe’ye çevirilmiş bir kitabı okurken, hem dili hem de tanımlamaları...
Silêmanê Kurd li Swêdê – Rohat Alakom
            Xebata lêkolerê kurd Rohat Alakom di derbarê yekem penaberê kurd ku di sala 1929an...
İsmet İnönü’ye Gönderilen Dersim-Ovacık Kürt Raporu
  Jön Türklerle başlayan ‘tek tipleştirme’ politikası Cumhuriyetin ilanıyla beraber ‘Kemalizm’ kimliği altında bütün Kürt coğrafyasını etkisi altına aldı.  ...
Sultan II.Abdulhamid’e Yönelik Suikast’e Karışan Bitlisli Ermeniler
  Sultan II.Abdulhamid’e karşı 21 Temmuz 1905 günü ‘Ermeni Devrimci Federasyonu’ tarafından Hamidiye Camii önünde bombalı suikast düzenlendi.    ...
Çin Seddi’nden Bitlis Kalesi’ni görmek
  Tarihine ve kültürüne değer vermeyen toplumların hallerini düşündüm.                 ‘Bitlis’in sembolü kalesidir’...
Kaniya Beqa
  Çend roj heye di êvar de heta sibê dengê beqan li kaniya beqan de dihat. Ji ber tîrsa ku...
Atatürk’e Gönderilen Raporlarda Alişer’in (Koçgiri) Şiirleri – BELGE
  Alişer, 1900-1937 yılları arasında önemli roller üstlenmiştir. Lider kişiliği yanı sıra Dersim bölgesinde halk tarafından çok sevilen bir kişi...
Bitlis’in sembolü (beş) minare değil, kalesidir
Bitlis’te beş minare olmadığı gibi, şehrin sembolü de kaledir.   Şehirlerin ya insan eliyle yapılmış yada doğal güzellikleri sayılan, bir...
Ebu Eyyub (Eyüp Sultan) Kardeşi Feyzullah Ensari’nin Türbesi Bitlis’te mi?
  Feyzullah EL-Ensari, Eyüp Sultan (Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb El-Ensarî)’nin kardeşi olduğu ‘rivayet’ edilir. Kürt Coğrafyasında...
1947 Tarihli ”Bitlis’te Kürtçülük Raporu” BELGE
  17.01.1947 tarihli bu belge Bitlis Valiliği tarafından dönemin İçişleri Bakanlığına çekilmiş. İçişleri Bakanlığı ise raporu C.H.P Genel Sekreterine aktarmıştır....
Unutulmuş Bilge Bir Kürdün Hikayesi
  Onunla ilk tanışmam, Santiago de Compostela Universitesi İspanyol Dili ve Kültürü kursunda olmuştu. Kursun yaz döneminde, kurs ögrencileri birer...
Bitlis’e patates ilk kez ne zaman ve kimler tarafından getirildi?
    Bitlis denince ilk akla gelenler genellikle tütün, bal, ceviz ve Büryan kebabı olur. Ancak temel ana tüketim ürünlerinden...
Bitlis Rojkili Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Kara Yusuf
          Bitlis Rojkili Kürd hükümdar Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Türkmen hükümdar Kara Yusuf   Baran Zeydanlıoğlu...
Orta Asya Kürtleri – Araştırma
  Orta Asya sınırlarına Kürtlerin ilk göçü 17’nci yüzyılda Safevi hükümdarı Şah Abbas’ın Türkmenlerden gelen saldırılara karşı kalkan görevi üstlenmesi...
Mutkili Xelîl Xeyalî’nin Fotoğrafları
  Saîd-î Kurdî kendisi için ‘Milli Onurumuz’ demiştir. Jîn dergisinde yazılar yazan Xelîl Xeyalî 1900-1920 Kürd örgütlenmeleri arasında yer aldı....
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Mehmet dedi ki:

    Elize sağlık.Eğer bu gezginin Kürdistan’ın diğer bölgelerine ilişkin notları varsa yayımlayın lütfen.

YORUM YAZ