Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,54 / Satış: 8,57
€ EURO → Alış: 10,09 / Satış: 10,13

Nasır-i Husrev’in Seyhatnamesi’nde Bitlis

Nasır-i Husrev’in Seyhatnamesi’nde Bitlis
  • 19.11.2015

beto2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha önceki İslam-arap tarihçi ve coğrafyacılarının Bitlis hakkında söylediklerini saymazsak, Nasir-i Husrev’in Bitlis hakkında yazmış olduğu kısa anıları ortaçağ seyyahlarının ilk ve en önemlisidir, diyebiliriz.

Yaşar Abdülselamoğlu

Nâsır-i Hüsrev, tam adı Muin’ed-Dîn Nâsır-ı Hüsrev el-Mervazi el-Kubadiyani Pamir Alevîliği’nin kurucusu, şair, ilahiyatçı, dâ’î ve İran edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Doğumu 1004, ölüm ise; 1088 yılıdır.

Nâsır-ı Hüsrev’in en ünlü eseri, 1045-1052 yılları arasında Merv’den başlayarak Nişabur, Rey gibi İran kentleri ve Kürdistan topraklarından geçerek, Suriye ve Mısır’a yaptığı yaklaşık 18.000 km. yol aldığı yedi yıllık seyahatini içeren Sefer-Nâme(Seyâhat-Nâme) adlı eseridir. İlk kez Fransızca çevirisiyle birlikte 1881 yılında yayımlanan yapıt 1950 yılında Türkçeye de çevrilmiştir.

Tahminen 1050’li yıllarda Bitlis’ten geçmiştir. O zamanın Bitlis Bölgesi için kısa, ama önemli bilgiler vermektedir.

Örneğin; Ahlat şehrinde sadece farsça, arapça ve ermenice konuşulduğunu söylüyor.

Ahlat’ta anlatılan dönemde “türk” yoktur. Ve bölgede türkçe konuşulmuyor. Daha sonraki dönemlerde eskilmiş olan arap etkisi bu dönemde görülüyor.

1048-1052 yıllarında, yani anlatılan dönemde Bitlis ve Bölge Merwanilere bağlıdır. Hüsrev’in bahsettiği Meyafarkin’in Merwaniler Hanedanlığı’nın başkenti Silvan’dır. Onbirinci yüzyılın Kürt emirlikleri arasında evvela Merwani Emirliği büyük öneme sahiptir, çünkü Merwaniler, Kürtlerin yoğun göçünü batıya yönlendirmişlerdir ki bu gelişme, Diyarbekir’i sonunda Kürtlerin mesken tuttuğu bölgenin merkezi haline getirmiştir.

Kıfunzur Kalesi’nin etimolojisini veriyor, arapça olarak Kif- unzur: Dur da bak, olduğunu söylüyor.

Hüsrev’in Üveysi-i Kareni ziyareti hakkında dedikleri de dikkat çekicidir; Seyyah buradaki mesçid’in Üveys-il Kareni tarafından yaptırılmış olduğunu söylüyor. Halk rivayetinde Weys-il Kareni ziyaretinin Weysil Kareni’nin kendisinin türbesi olduğu rivayet edilir.

(Weysu-l Kerani Yemen doğumlu, ö. 657), Müslüman ve mistik. Muhammed Peygamber döneminde yaşamasına rağmen onu hiç görmemiştir. İbn Battuta Veysel Karani’nin Sıffin Savaşı’nda Ali’nin safında savaşırken öldürüldüğünü söyler. Veysel’in kabri Suriye’nin Rakka ilindedir. 23 Haziran 2014 tarihinde türbesi IŞİD tarafından bombalanarak yıkılmıştır. Adına bir diğer türbe ise Siirt’in Baykan ilçesinde inşa edilmiştir. Sıffin Savaşı sırasında, Ali tarafında savaşmıştır ve 657 yılında ölmüştür.

Nasır-i Husrev’in Bitlis için dedikleri

Ahlat şehrine vardım. Bu şehir, Müslümanlarla ermenilerin sınırıdır. Berkeri’den buraya kadar oniki fersahtır. Oranın bir emiri vardı, Ona Nas-ud delve derlerdi. Yazı yüzü geçkindi. Bir çok oğulları vardı. Her birine bir il vermişti. Ahlat şehrinde üç dille konuşuyorlardı: Arapça, farsça, ermenice. Sanırım ki, bu sebepten o şehre Ahlat adını takmışlar. Orada akçe ile alışveriş ediliyordu. Okkaları üçyüz dirhemdi.

Oradan kalkıp bir kervansaraya vardım. Kış pek müthişti. Dehşetli kar vardı. Halk karda, tipide anayolu bulsunlar da şehre varsınlar diye şehrin önündeki ovaya yol boyunca bir miktar kazık kakmışlardı. Oradan Bitlis şehrine vardım. Bu şehir bir dere içine kurulmuştu. Oradan bal aldık, bize sattıkları hesaba göre yüz batmanı bir dinar tutuyordu. Bu şehirde adam vardır ki dediler, bir yılda üç yüz, dört yüz tulum balı olur. Oradan bir kaleye vardık, oraya Kıf-unzur, yani “dur da bak” diyorlardı. Oradan da geçtik, bir yere vardık ki orada bir mesçit vardı. Üveys-i Kareni, Tanrı ruhunu kutlasın, yaptırmıştır diye rivayet ettiler. Oralarda dağlarda dolaşan ve selvi ağacı gibi uzun dallar kesen adamlar gördüm. Bunları ne yapıyorsunuz? dedim. Bu sopanın bir ucunu ateşe sokarız, öbür ucundan katran damlar. Bütün katranı bir kuyuya toplarız, sonra o kuyudan çıkarır, kablara doldurur, her tarafa götürürüz dediler. Ahlat’tan sonra anılan ve burada kısaca anlatılan bu memleketler, hep Meyafarikıyn iline tabi memleketlerdir.

Oradan Erzen şehrine vardık. Mamur, güzel bir şehirdi. Akar suları, bahçeleri, ağaçları, güzel çarşıları vardı. Orada farsların azer ayında iki yüz batman üzümü bir dinara satıyorlardı. Bu üzüme Ermanuş üzümü diyorlardı. Oradan Meyafakriyın’e geldik.

Etiketler: / / / / / /

‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
Manuscute neresidir? Bitlis’ten üç, Diyarbekir’den beş günlük mesafededir
1600 yılının temmuz ayında, beraberindeki altı yüz kişilik bir kervan eşliğinde Halep üzeri Diyarbekir ve Bitlis yaparak yolculuğuna devam eden...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Mehmet dedi ki:

    Elize sağlık.Eğer bu gezginin Kürdistan’ın diğer bölgelerine ilişkin notları varsa yayımlayın lütfen.

YORUM YAZ