Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 3,93 / Satış: 3,95
€ EURO → Alış: 4,66 / Satış: 4,68

Orta Anadolu Kürtleri – Araştırma

Orta Anadolu Kürtleri – Araştırma
  • 19.11.2015
  • 45.997 kez okundu

 

 

Orta Anadolu’ya gelen Kürtlerin nereden geldikleri sorusu, bunların ne zaman geldikleri sorusu gibi son derece önemlidir.

 

 

 

 

 

 

Araştırma / Rohat Alakom

 

Ama bu alandaki bilgilerin son derece sınırlı olduğunu görüyoruz. Bu konu ayrı bir çalışmayı gerektiriyor. Anadolu’nun dışnda yaşayan başka yörelerden Kürtlerin, Orta Anadolu’ya göç ettikleri görülmüştür, Iran’dan göç eden Lek Kürtleri gibi. Özellikle Adana ve yöresinde yaşayan, daha sonraları başka yörelere göç eden Lek Kürtlerinin asıl yurtları Kermanşah’dır. Iran’da Lekistan denilen bir yöre de yaşamaktadırlar.55 Lek Kürtlerinin 1512 yılında Yavuz Sultan Selim ve güçlerine yardım ettikleri ve daha sonra Kozan yöresine yerleştikleri öne sürülmektedir. Araştırmacı Wolfram Eberhard bir incelemesinde Kozanoğullarının aslında Kürt olduğu ve zamanla Türkmenleştiklerini belirilmektedir.56 Daha sonraki yıllarda Kozanoğullarının daha güçlü olabilmek için bu kez cesaretleriyle tanınan Lek Kürtlerinin kızlarıyla evlenmeyi tercih ettikleri görülmüştür.57 Diğer yandan Kürt tarihçilerinden Celilê Celil’in ortaya çıkardığı iki belgede, Kozanoğullarından bazı kişilerin, örneğin bir Kürt olarak Kozanoğlu Süleyman Bey’in 1888 yılında Istanbul’daki Rus Büyük Elçiliğiyle ilişkiye geçtiği görülmektedir.58 Lek Kürtleri daha sonraları Anadolu’nun başka yörelerine dağılmışlardır. Urfa’da “Lekler Mahallesi” adında bir mahallenin olduğu söylenmektedir.

Değişik kaynaklarda Kars, Ağrı, Muş, Van, Erzurum, Adıyaman ve Urfa yöresinden Kürtlerin farklı zamanlarda Orta Anadolu’ya göç ettikleri belirtilmektedir. Genellikle Kars ve yöresinde Kürt aristokrasisini temsil eden Torunlar denilen bir tabaka ve aşiretten bazı unsurların Orta Anadolu’da günümüze kadar varlık göstermiş olması, Kürdistan’dan buraya yönelik göçlerin tipik bir işaretidir. Kaynaklarda zaman zaman Mala Kosan (Köseler Konağı) diye adlandırılan bu aşiretten insanların ne zaman buraya geldikleri bilinmiyor.60 Örneğin Polatlı yöresinde Köseler ve Yunak yöresinde Torunlar adlı yerlerin bulunduğu saptanmıştır. Bu ilginç Kürt tabakası konusundaki bilgilerimiz son derece sınırlıdır: “Beyliğin irsi olarak intikal ettiği boylarda, bey ailesinin yanı sıra bir torun grubunun mevcudiyeti görülüyor. Bunlar konar-göçer teşekküllerin idarecileri ile beraber bir aristokrasi teşkil ediyorlardı”.61 Fatma Yeşilöz ve Elife Kart’ın birlikte hazırladıkları bir lisans tezinde, Cihanbeyli’ye bağlı Gölyazı kasabasında asilzade olarak tanınan Torunoğulları adında bir aşiretin olduğu belirtilmektedir. Bazı aşiret adlarından açılmışken ilgimizi çeken Espkeşan yöresinden de söz etmek gerekir. Hütteroth’a göre Cihanbeyli ilçesinin güneyinde Kırkışla ve Dondurma köyleri arasında yer alan bu yerin adı Kürtçede Espkeşan veya Hespkeşan olarak bilinmektedir. Bu sözcük esp (at) ve keşan (çekmek) sözcüklerinden oluşmaktadır: “XIX. yüz yılda önce Esbkeşan adıyla anılan kasaba, daha sonra Akşehir Kazası’na bağlanarak Inevi adıyla bir nahiye durumuna getirildi. 30 Mayıs 1926’da da Cihanbeyli adıyla ilçe merkezi oldu. Bu adın yörede yaşayan Canbekli Aşireti’nden kaynaklandığı sanılmaktadır.62 Kürtçe bir sözcük olan Espkeşan sözcüğü ayrıca Orta Anadolu Kürtleri arasında bir aşiretin adı olarak biliniyor. Karaman ve yöresinde Atçeken adlı bir topluluğun yaşadığı öne sürülür. At kültürünün Kürtler arasında çok eski olmasının böyle bir adın ortaya çıkmasında etkili olduğu söylenebilir. Bazı kaynaklar XVIII. yüzyılda Muş yöresinden gelen Kürtlerin Konya’nın Kulu ilçesine yerleştiklerini ve Kürdistan’dan gelen Doykanlı aşiretine bağlı bazı göçmenlerin de XVII. yüzyılın başlarında Konya’nın Yunak ilçesine göç ettiklerini belirtirler.63 Kürdistan’dan Orta Anadolu’ya göç eden Kürtler aşiret ilişkilerini burada da sürdürmüşlerdir. Bu aşiretlerin yaşadıkları yerleşim alanlarına dayanarak ve bazı karşılaştırmalar sonucunda bu Kürtlerin nereden geldikleri konusunda belli ipuçlarına sahip olabiliriz. Örneğin Konya yöresindeki köyler üzerine 1945 yılında kaleme alınan bir kaynakta bu Kürt aşiretlerinin sadece Cihanbeyli yöresinde olanları şöyle sıralanmıştı;

 

anadolu6

 

-Halekânlı Aşireti (Cihanbeyli kazasının Xelıka Doldurme ve Yapalı köylerinde)

-Cüdkânlı Aşireti (Cihanbeyli kazasının Haremi Cütkanlı ve Yapalı Cütkanlı köylerinde)
-Ömeranlı Aşireti (Kulu kazasının Ömeranlı, Çöpler, Beşkardeş köylerinde)
-Sefkanlı Aşireti (Kulu kazasının Celep, Kürt Oğlu, Cihanbeyli kazasının Bulduk köylerinde
-Kütük Uşağı Aşireti (Cihanbeyli kazasının Kütükuşağı köyünde)
-Nasır Aşireti (Cihanbeyli kazasının Yeniceoba nahiyesinde ve Kuşca köyünde)
-Meyhanlı Aşireti (Kulu kazasının Yazı Çayırı köyünde)
-Cihanbeyli Aşireti (Cihanbeyli kazasının Sülüklü nahiyesinde, Beşışıklı, Sarıkaya, Boyalı, Zaferiye, Hatırlı, Içkışla, Hacımusalar, Kelhasan, Hacıömer Uşağı, Sinanlı köylerinde)

-Ekecik Aşireti (Haymana kazasının Çimen, Kandil, Cihanbeyli kazasının Büyükbeşkavak, Küçükbeşkavak köylerinde).64

Kürtlerin uzun yollar katlederek Kürdistan’dan çok uzak olan Orta Anadolu’ya yerleşmesinin bazı nedenleri olmalıdır. Bu nedenlerin başında hiç kuşkusuz sürgün olayları, Kürdistan’da süren savaşlar, aşiret çatışmaları, yoksulluk, kıtlık, işsizlik, evlilik-akrabalık ilişkileri ve kişisel tercihler gibi birçok neden gelmektedir. Örneğin Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) yıllarında yüzbinlerce Kürt, Kürdistan’dan Anadolu’nun Batı yörelerine sürgün edilmişlerdir. Huzursuzluk ve gerginliklerin olduğu yöreleri Orta Anadolu’ya en çok göç veren yörelerin başında gelmiştir. Özellikle Rus saldırılarının yoğun olduğu Ağrı, Kars, Erzurum ve Muş gibi yörelerden göçlerin fazla olduğunu tahmin edebiliriz. Bu yıllarda çok geniş kapsamlı sürgün olayları yaşanmıştır. Bu sürgünler sonuc Bu yıllarda Erzurum, Van ve Bitlis yöresinden gelen Kürtlerin bir kesimi; Izmit, Samsun, Balıkesir gibi daha değişik yörelere iskân edilmişlerdir

Sürgün Yeri

ERZURUM, VAN, BİTLİS
1.250 2500 3.532 Adana
79.173 5490 25.232 Ankara
9.009 0 0 Kastamonu
0 7824 15.000 Konya
1.000 0 0 Izmit
11.607 0 0 Kayseri
5.000 4811 5.000 Maraş
1.235 1500 1.500 Niğde
3.100 0 0 Balıkesir
36.672 0 0 Samsun

Bu sürgün Kürtlerden bir kesimi büyük bir olasılıkla gittikleri mekanlara yerleşmiş, bir daha Kürdistan’daki eski yerlerine geri dönmemişlerdir. Kürtler, özellikle yörede baş gösteren savaşlar nedeniyle büyük güçlükler yaşamışlardır. Bir ateş çemberi içinde kalan Kürtler sonunda savaşan güçlerden birisinin yanında yer alarak, diğer tarafa karşı savaşmak zorunda kalmışlardır. Bazen de savaş yüzünden yerlerini terkederek, göreli olarak daha sakin yörelere, Batıya doğru kaçmışlar ve büyük bir kesimi seçimlerini Orta Anadolu’da yapmışlardır.

 

anadolu3

Cumhuriyet döneminde başgösteren Kürt Isyanları sonucunda birçok kürt sürgün edilmişlerdir. 1925 yılında meydana gelen Şeyh Said Isyanı sırasında geniş kapsamlı sürgün olayları yaşanmış, bir milyon civarında insan Batıya sürgün edilmiştir ve bunlardan bir kesimi ta Trakya’da bulunan Tekirdağ’a kadar sürülmüşlerdir.66 Şeyh Said Isyanı’ndan sonra sürgün edilen Kürtlerden bazıları Konya yöresindeki Omeranlı köyüne sürgün olarak gelmişlerdir.67 Böylece 20. yüzyıl başlarında Orta Anadolu’ya yönelik sürgün ve Kürt göçleri devam etmiştir. Diğer yandan Kürtlerin Batıya doğru göç etmesinin önemli nedenlerinden birisi de; Doğudan gelen Rus saldırılarının bu yıllarda artmış olmasıdır. Yüzbinlerce Kürt insanı Anadolu’nun Iç ve Batı kısımlarına doğru göç etmek zorunda kalmıştır. Bunlardan bir kesimi Konya yöresine yerleşir. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Orta Anadolu’ya yapılan bu Kürt göçleri konusunda bu yıllarda Istanbul’da çıkan Kürt gazete ve dergileri sayesinde net bilgilere sahip oluyoruz. Bu Kürtlerin nereden, ne zaman geldikleri, ne kadar oldukları ve hangi yöreye yerleştikleri konusunda sınırlı da olsa bilgi sahibi olmaktayız. Ama bazı karşılaştırmalar yaptığımızda öyle anlaşılıyor ki Orta Anadolu’ya yönelik Kürt göçleri …

Sadece Doğu’dan değil, Güneydeki bazı yörelerden Orta Anadolu’ya yönelik göçler de olmuştur.

Bu yerleşim birimlerinden birisi Dondurma’dır. Yeni adıyla Gölyazı olarak bilinen bu köyün tarihçesi konusunda Fatma Yeşilöz ve Elife Kart şu bilgileri aktarırlar: “Gölyazı Köyü’nün geçmişi çok eskilere dayanmaktadır, bunu da köy merkezinde bulunan yığma höyüklerden anlıyoruz. Gölyazı halkı buraya Adıyaman ve Urfa’dan, özellikle Adıyaman’dan gelmiştir. Gelip yerleşmelerindeki başlıca etken, sosyal hayat ve ekonomik refahın olmamasıdır. 19. yüzyılın başlarında büyük bir kuraklığın başgöstermesi, Çukurova’ya göç etmelerine sebep olmuştur. 10 yıl kadar Çukurova’da kaldıktan sonra geri Dondurma’ya dönmüşlerdir. Kasabanın o zamanki ismi Dondurma. Bu bölgede daha önce Rumlar yaşadığı için Dondurma ismini de onlar vermiştir”.68 Araştırmacı Hütteroth’un 1858 yılında kurulduğunu söylediği bu köyün tarihi geçmişi konusunda Fatma Yeşilöz ve Elife Kart 1855-56 tarihlerini vermektedirler. Genellikle eskilerde geçimlerini tuz ticaretinden sağlayan bu köyde kadınların dokudukları halılar, yöreden geçen gezginlerin dikkatlerini çekmiştir.

ORTA ANADOLU KÜRT COĞRAFYASINDA BAZI TARİHSEL GEZİNTİLER

Kürtlerin Orta Anadolu’da özellikle, Konya, Ankara ve Kırşehir yörelerinde yoğun olarak yaşadıkları konusuna daha önce değinmiştik.

Kürtlerin çok eski yıllarda Orta Anadolu’nun başka değişik yörelerinde yaşadıklarını en azından bu yıllarda düzenlenen haritalarda Kürd sözcüğüyle başlayan bazı yerleşim birimlerinin varlığından anlıyoruz. Yöreyi dolaşan bazı gezginlerin düzenledikleri haritalarda işaretlenen bu yörelerin adları Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte daha sonraları değiştirilmiştir. Bu eski haritalarda Konya’nın Kulu ilçesine bağlı Zincirlikuyu köyünün adı, örneğin Kürdoğlu69, Ankara’ya bağlı Akşehir yöresindeki başka bir köyün adı Kürdköyü olarak geçmektedir.

Dahiliye Vekaleti’nin 1933 yılında yayımladığı Köylerimiz adlı kitapta Kürt sözcüğünün içinde geçtiği yüzlerce köy adı bulunmaktadır. Bu köylerin büyük bir kesimi Kürdistan’ın dışında Anadolu’nun diğer bölgelerinde, çoğunlukla Batı’da bulunmaktadırlar, bu nedenle Kürt köyleri olduğu vurgusuna gereksinim duyulmuştur. Dört grup halinde sınıflandırdığımız bu köy adlarına dayanarak eskiden Orta Anadolu’nun değişik yörelerinde Kürtlerin nasıl bir dağılım sergilediklerini rahatça görebiliriz. Bu adlara dayanarak buralarda Kürtlerin yaşadığını veya buralara ilk kez gelenlerin Kürtler olduğunu kestirebiliriz.

anadolu1
I Kürt sözcüğünün tekil biçiminden oluşan köy adları

II Kürt sözcüğüyle birlikte bir isim tamlaması oluşturan adlar

III Kürt sözcüğünün çoğul biçimini alan köyler

IV Kürt sözcüğü vasıtasıyla türetilen başka köy adları.

Bu köy adları diğer yandan, Kürtlerin Anadolu’ya nasıl göç ettikleri veya dağıtıldıkları konusunda dolaylı olarak bize önemli ipuçları sunmaktadırlar. Aşağıda bu köylerden bir kesimi sıralanmakta ve parantez içinde bu köylerden bazılarının hangi kazalara bağlı olduğu gösterilmiştir, karşılarında parantez olmayan köyler o ilin merkezine bağlıdırlar:
I.
Kürt: Kastamonu (Daday)
Kürt: Kastamonu (Inebolu)
Kürt: Kütahya (Uşak)
Kürt: Afyon (Dinar)
Kürt: Ankara (Kızılcıhamam)
Kürt: Bursa (Orhaneli)
Kürt: Konya (Akşehir)
Kürt: Kütahya
Kürt: Denizli (Acıpayam)
Kürt: Çankırı

II
Kürt Aptalar: Malatya (Akçadağ)
Kürt Bahçe: Gaziantep (Islahiye)
Kürt Bakırı: Yozgat (Sorgun)
Kürt Dere: Konya (Karaman)
Kürt Deresi: Aydın (Çine)
Kürt Kazancı: Kocaeli (Adapazarı)
Kürt Kılavuz: Sivas (Zara)
Kürt Köy: Kocaeli (Karamürsel)
Kürt Köyü: Yozgat (Sorgun)
Kürt Mahmutlar: Seyhan (Bahçe)
Kürt Musa: Içel (Tarsus)
Kürt Osman: Gaziantep
Kürt Önürü: Tokat (Zile)
Kürt Pınarı: Tokat
Kürt Şeyh: Sivas (Zara)
Kürt Taciri: Ankara (Polatlı)

III
Kürtler: Amasya (Merzifon)
Kürtler: Afyon
Kürtler: Amasya
Kürtler: Manisa (Gördes)
Kürtler: Eskişehir (Sivrihisar)
Kürtler: Içel (Silifke)
Kürtler: Tokat
Kürtler: Samsun (Bafra)
Kürtler: Çorum (Mecidözü)
Kürtler: Maraş (Andırın)
Kürtler: Amasya

IV
Kürtler Tekkesi: Tokat (Erbaa)
Kürtlü: Samsun (Havza)
Kürtlü: Yozgat (Akdağmadeni)70

Ciddi taramalar sonucunda Kürdistan dışında yaşamış olan Kürtlerin bu yerleşim birimlerini saptamak da olanaklıdır. Yazılı ve sözlü çalışmalar sonucunda yapılacak böyle bir çalışmanın ilginç sonuçlar sergiliyeceği kesindir. Bilim adamları ve araştırmacılar daha ziyade yöre insanların sözlü anlatımlarına dayanarak, Orta Anadolu’daki Kürt köylerinin ne zaman kuruldukları konusunda çalışmalarında bazı kesin tarihler sunmaktadırlar. Bu köylerin büyük bir kesiminin 19. yüzyılda kuruldukları görülmektedir. Kaynaklarda geçen bu tarihler, Kürtlerin Orta Anadolu’ya 19. yüzyılda ayak bastıklarını gösteremez, belki de yeniden-yerleşim olgusunun birer işareti olarak kabul edebiliriz. Göçer ve yarı-göçer Kürt aşiretlerinin sürekli yörede iç göçler sonucunda hareket halinde oldukları tezine dayanarak Kürtlerin

Zincirlikuyu: 1800 (Lundberg & Svanberg)
Dipdere: 1830 (Lundberg & Svanberg)
Kuşça: 1837 (Hütteroth)
Canıma: 1843 (Lundberg & Svanberg)
Burunsuzşerefli: 1844 (Hütteroth)
Tavşançalı: 1845 (Lundberg & Svanberg)
Karagedik: 1846/47 (Hütteroth)
Bulduk: 1853/55 (Hütteroth)
Dondurma: 1858 (Hütteroth)
Tavlıören: 1870 (Lundberg & Svanberg)
Karacadağ: 1870 (Lundberg & Svanberg)
Kırkpınar: 1885 (Lundberg & Svanberg)
Tuzkaya: 1890 (Lundberg & Svanberg)
Kadıoğlu: 1891 (Ruben)
Çöpler: 1900 (Lundberg & Svanberg)
Burunagıl: 1919 (Lundberg & Svanberg)
Acıkuyu: 1920 (Lundberg & Svanberg)
Hisar: 1923 (Lundberg & Svanberg)

Yukarıdaki yerleşim birimlerinin çoğunluğu görüldüğü gibi 19. yüzyılda kurulmuşlardır. Her köyün tarihi bir serüveni bulunmaktadır.

Eğer Orta Anadolu’da tarihi bir gezintiye çıkacak olursak, günümüzde olmasa dahi, en azından tarihsel olarak Kürtlerin Orta Anadolu’da çok geniş bir alana yayıldıkları görülüyor. Kürtlerin nereden ve ne zaman Orta Anadolu’ya geldikleri sorusunun yanıtı, yukarıda değindiğimiz gibi Kürdolojinin cevaplandırması gereken önemli soruların başında gelmektedir. Yukarıda Orta Anadolu yöresinde bulunan Konya, Ankara ve Kırşehir gibi bazı merkezlerdeki Kürtler konusuna kısaca da olsa değinmiştik. Aşağıda ise; alfabetik sıraya göre dizilen diğer önemli yerleşim merkezlerindeki Kürtler hakkında bazı ek bilgiler sunulmaktadır. Amacımız bu sıralama vasıtasıyla Batıya yönelik Kürt göçünün sadece sözsel kaba bir haritasını çizmektir. Bu nedenle Kürt göçünün bu merkezlere yönelik ayrıntılarına inilmemiştir.

ADANA: Adana Kürtlerinin tarihi şimdiye kadar bildiğim kadarıyla incelenmiş değildir. Bu önemli kentte hatırı sayılır bir Kürt kolonisi bulunmaktadır. Daha 18. yüzyıl başlarında Adana’da Kürtlerin var olduğunu görüyoruz: “Hacılar Kürtlerinden Müdderis Kürd Üveys, Rakka’ya, aşiretinin bulunduğu mahalle nakle memur olmuş idi. Adana valisinin arzı ile 1709’da Adana’da ikametine müsaade edildi”.71 Yaklaşık olarak aynı dönemde 1711 yılında Prut yöresinde meydana gelen Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlıların saflarında yer almak üzere Adana Beylerbeyi Kürt Bayramoğlu Mehmed Paşa komutasında askeri birliklerin Istanbul üzerinden savaş bölgesine hareket ettiğini ve savaşta üstün başarılar gösterdiğine tanık olmaktayız.72 Irak Kürtlerinden olan Babanzade Mustafa Zihni Paşa 1909 yılında Adana’da valilik yapmıştır.73 Fransız araştırmacısı V. Cuinet’e göre 19. yüzyılda Adana’da yaşayan Kürtler ve Türkmenlerin sayısı 39.000 civarındadır.74 1955 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre Adana’da Kürtçe konuşan vatandaşların sayısı 6.250 dır. Adana’da yaşayan başlıca Kürt aşiretleri şunlardır: Badıllı Aşireti, Balabanlar Aşireti. Bozan Alamaslısı Aşireti, Cumlu Aşireti, Delikan Aşireti, Düşerli Aşireti, Lekvanik Aşireti, Rudik Aşireti…75 Adana’nın Kozan ilçesinde zorla iskân edilen Kürtlerin çilesi, bu arada Dadaloğlu’nun öfkesinin kabarmasına yol açmıştır:

“Yozgat tarafından da çıktı bir Paşa
Avşar’ınan Kürdü yakdı ateşe
Çadırcı emeğin gitmesin boşa
Beri gel hasmın gör Mecit Paşa”.76

Araştırmacı V. Langlois kaleme aldığı bir incelemede 1852 yılında Osmaniye yöresinde Lek Kürtlerinin 150 çadıra sahip olduğunu belirtir.77

AMASYA: Cengiz Orhonlu bir araştırmasında “Ekrad-ı Lek kazası”n dan söz etmektedir: “18. asır başlarında Bozok, Amasya ve Çorum sancaklarında sakin ve müstakil bir kaza olan Ekrad-ı Lek kazası…”.78 Rışvan aşiretinin Amasya, Sivas ve Konya yöresindeki köylere yerleştirilmesi sıkı denetim altına alınır ve olanaklar elverdiği sürece bu aşiretin dağınık bir şekilde yerleştirilmesine büyük bir önem verilir.79

ÇORUM: Daha önceleri Kastamonu sınırları içinde yer alan, 1900’lerde Çorum’a dahil edilen Iskilip’te birçok Kürdün yaşadığını öne süren Kürt tarihçilerinden Mehmed Emin Zeki Bey, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin babası Muhammed Muhiddin el-Iskilibi’nin buralı olmasını bir kanıt olarak gösterir. Mehmed Emin Zeki Bey, Irak Kürdistanı’nda bulunan Imadiye yöresindeki Kürtlerin eski yıllarda buraya göç ederek, Iskilib’i bir Kürt merkezi haline getirdiklerini sözlerine ekler.80 Çorum’da yaşayan Türkmen ve Kürtlerin toplamı 1831 yılında yapılan bir nüfus sayımında 6.581 kişi olarak tespit edilmiştir.81 Eskilerde Çorum’da Kürtler arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek için, burada Ekradlık Kadılığı (Kürdler Kadılığı) adı altında ilginç idari bir birimin kurulduğu kaynaklarda bilgi olarak yer almaktadır.82 Çorum’un Bayat ilçesine bağlı Kuruçay köyü, bir Kürt köyü olarak bilinmektedir.

KASTAMONU: Iç Anadolu’dan göç eden bazı Kürtler zamanla Anadolu’nun Kuzeydeki en uç noktalarından birisi olan Kastamonu’nun bazı köylerine yerleşmişlerdir. Mustafa Ekmekçi bir yazısında Kastamonu yöresindeki Kürtler konusunda ilginç bazı açıklamalarda bulunur. Kastamonu’nun Araç ilçesinde bulunan Çay Mahallesi’nin Eriklidere Sokağı denilen yörede yaşayan bazı Kürtlerin varlığından bizi ilk kez haberdar eden Mustafa Ekmekçi’nin yazısı, önemli bir kaynak niteliğini taşıyor. Çok kötü koşullarda yaşayan bu çaresiz Kürtlerin nereden buraya geldiği, yörede etnik bir bilmece olarak kabul edilir. Kendi anlatımlarına göre bu Kürtler Haymana yöresinden buraya göç etmişlerdir. Sayıları bin kadar civarında olan bu insanlar hala dillerini unutmuş değillerdir: “…Ankara’ya dö Kastamonu’nun Araç ilçesinin Çay Mahallesi’nde yaşayan bu Kürtlerin bugün var olup-olmadıklarını bilemiyoruz. Umarım meraklı bir Bîrnebûn okuyucusu aramızdan çıkar da bir gün Kastamonu’ya gider, bu Kürtler hakkında görsel malzemelerle birlikte bizi ayrıntılı olarak bilgilendirmiş olur. Kastamonu’dan söz açılmışken, bu yöreye tek tek sürgün edilen bazı Kürt yurseverleri ve milliyetçilerininin öyküsüne değinmekte yarar var. Çocuklarından bazıları Kürdistan Teali Cemiyeti’nin üyeleri olan Mustafa Zihni Paşa, 19. yüzyılda bir kitap yazdığı için Kastamonu’ya sürgüne gönderilir. Liceli Ahmed Ramiz 1911 yılında, Ekrem Cemil Paşa, Müküslü Hamza 1925 yılında ve Said Nursi 1936 yılında Kastamonu’ya sürgüne gönderilirler. Bunlardan Said Nursi tam yedi yıl burada gözetim altında

SINOP: Kastamonu gibi Türkiye’nin Kuzeyindeki en uç noktalarından bir diğeri olan Sinop bilindiği gibi hapishane ve zindanlarıyla meşhurdur. Sinop’a sürgün edilen Kürtlerin zamanla Boyabat ve Durağan yöresinde bazı Kürt köyleri oluşturdukları görülüyor. Kaynaklar bu Kürtlerden bazılarının Haymana yöresinden buraya geldiğini belirtirler.84 Ayrıca çağımızın başında 1914 yılında Mele Selim öncülüğünde meydana gelen Bitlis Ayaklanması’ndan sonra 150 civarında Kürt değişik merkezlere sürgün edilmiş ve bunlardan bazıları Sinop ve Ankara yöresine gönderilmişlerdir.85 Reşad Ekrem Koçu, Istanbul Tulumbacıları adlı çalışmasında adları bir ölüm olayına karışan üç Kürt hamalın öyküsüne değinir. Bu Kürtler önce idam cezasına çarptırılır, daha sonra 25 yıllık pranga bendliği cezalarını çekmek için Sinop’a gönderilmişlerdir.86

YOZGAT: Kürtler çok eskilerden beri Yozgat’ta yaşamaktadırlar. Çağımızın başında bazı Kürtlerin hükümet güçlerine karşı ayaklandığı görülmüştür. Hükümet güçlerine karşı buradaki 300 civarında Kürdün, Ismail Paşa öncülüğünde ayaklandığına tanık olan Isveçli bir gazeteci, bir savaş muhabiri olarak çatışmaları yerinde izlemiştir. Kaynaklarda kendisinden pek ele alınmayan bu Kürt ayaklanması, Orta Anadolu’da baş gösteren nadir ayaklanmalardan birisi olma özelliği nedeniyle önem taşımaktadır. Ayaklanma Kürtlerin yenilgisiyle son bulur.87 Bu yıllarda Kürt Göçmenlerine Mahsus olarak çıkartılan bir talimatnamenin 12. maddesi Ankara ve Yozgat yöresine sürgün edilen Kürtlere ilişkindir: “…12. Yozgat ve Ankara’ya Kürt reisleriyle, molla ve nüfuz sahibi kişiler ilkin diğer kişilerle birlikte sevkolunacak ve orada bunlar diğer kişilerle ilişkide bulunmayacak şekilde ayrılacak ve hükümet gözetimi altında bulundurulacaktır”.

ORTA ANADOLU KÜRTLERININ KÜRT MILLIYETÇILIĞIYLE TANIŞMASI (1918-1920)

Istanbul kent olarak çağımızın başında gelişen modern Kürt milliyetçiliğinin önemli bir merkezi idi. Burada kurulan Kürt dernekleri ve buraya eğitim amacıyla gelen Kürt aydınları özellikle çıkardıkları gazete ve dergiler vasıtasıyla Istanbul ve Kürdistan’daki Kürt kitlesine ulusal bilinç kazandırıyorlardı. Bu yıllarda sayıları otuz bine ulaşan Kürtler arasında Orta Anadolu’dan gelen Kürtler pek azdı. Özellikle ticaret amacıyla Istanbul’a gelen Orta Anadolu Kürtleri buradaki hareketlerden sınırlı da olsa etkilenmişlerdir. Diğer yandan değişik nedenlerle Orta Anadolu’nun bazı merkezlerine görevli giden Kürt aydınları, beraberlerinde bu yörelere ulusal bilinç taşımışlardır. Bu karşılıklı lişkilerin zamanla Istanbul Kürtleri ve Orta Anadolu Kürtleri arasında siyasi bazı ilişkilere zemin hazırladığını söyleyebiliriz.

Orta Anadolu Kürtlerinin, çağımızın başında Istanbul’da gelişen modern Kürt milliyetçiliğiyle olan ilişkisi konusunda çok az araştırma yapılmıştır. 1918 yılında Istanbul’da kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucu üyeleri arasında Ankara’nın Bala kazasının eşrafından Hacı Osman Bey ve faal üyeleri arasında Kırşehir’in Mecidiye kazasından Osman Şefki Efendi’nin adına rastlamaktayız.89 Diğer yandan Kürt milliyetçiliğinin gelişmesine büyük katkılarda bulunan Bedirhanilerden Emin Ali Bedirhan, 1906’larda Ankara ve Konya yöresinde adliye müffetişliği yapmıştır. Daha sonra Rıdvan Paşa Olayı’na adı karıştırıldığı için Isparta’ya sürülür. Süreya, Celadet ve Kamuran Bedirhan’ın babası olan bu Kürt şahsiyeti, bilindiği gibi 1918 yılında Kürdistan Teali Cemiyeti’nin ikinci başkanlığına getirilmiştir. Emin Ali Bedirhan’ın kardeşi Hüseyin Kenan Paşa, Balkan Savaşları sırasında Kırşehir mutasarrıflığına atanır. Bedirhanilerden olan bir başka Bedirhani, Konya’da avukatlık yapmış olan Tahir Muhlis’dir. 1912 yılında Konya’da dünyaya gelen ve Türkiye’nin tanınmış tarihçilerinden birisi olan Cemal Kutay, Bedirhanilerden Tahir Muhlis’in oğludur.90 Istanbul’da kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin değişik yörelere ve bu arada Konya yöresine sürgün edilen göçmen Kürtler konusuna büyük bir önem verdiği noktasına daha önceleri değinmiştik. Dolayısıyla Kürdistan Teali Cemiyeti’nin Orta Anadolu Kürtleriyle yukarıda belirtilenlerden daha geniş ilişkiler ağı geliştirdiğini tahmin edebiliriz. Ateşli bir Kürt milliyetçisi olan Nuri Dersimi, bir ara Konya’ya uğradığında buraya sürgün edilen bazı Kürt şahsiyetleriyle görüşür: “Konya’ya yetiştiğimizde, burada sürgün bulunan Dersim Çarsancak beylerinden Yummi ve kardeşi Paşa, Izol aşireti reislerinden Harputlu Haci Kaya ile temasa girdim. Bağdad otelinde kendilerini vali Cemal ile görüştürdüm ve memleketlerine dönmeleri için Ankara’da teşebbüste bulunaca&c 1919 yılında Milli Mücadele döneminde Konya’nın Bozkır ilçesinde baş gösteren muhalif bir ayaklanmaya öncülük edenler arasında, örneğin Kürtoğlu Musa’nın adına rastlamaktayız.92

Bu yıllarda Istanbul’da etkin olan Kürt medyası bu göçmenlerin acıklı durumuna dikkatleri çekebilmek için değişik yazılar yayımlar. 1918-1919 yıllarında Istanbul’da çıkan Jîn dergisinin 11.sayısında Abdurrahim Rahmi’nin yazdığı Bir Öksüzün Iniltisi adlı şiirin bir mısrası Kürtlerin bu çilesini sarsıcı bir biçimde şöyle dile getirir: “…Göçmenim ben işte düştüm kapılara”. Yine Jîn dergisinin 11. sayısında Anadolu’nun değişik yörelerine sürgün edilen Kürtlerin sayısı verilmektedir. Derginin 15.sayı–sında Adana’dan gönderilen bir okuyucu mektubuna yer verilmiştir.

Durumlarının çok kötü olduğunu belirten bu okuycucu, diğer yandan Konya yöresinde sürgün edilen bir tanıdıdığından aldığı mektuba dayanarak, oradaki Kürtlerin durumuna dikkat çekmek ister İstanbul’un et gereksinimi ve KürtlerEski Istanbul Kürtleri üzerine çalıştığım sırada ilgimi çeken en önemli konulardan birisi, Orta Anadolu’dan Istanbul’a koyun sürüleri getiren Kürtler konusuydu. Ticaret amacıyla Istanbul’a gelen bu Kürtlerin yol boyunca, bir dizi zorluk ve tehlike ile boğuşmak zorunda kaldıkları görülmüştür. Bu konuda kaynaklarda değişik bilgiler yer almaktadır. Yeniçeri Ocağı’nın 1826 yılında kaldırılmasından sonra kabul edilen Ihtisab Nizamnamesi’nin 51. maddesinde bu konuda önemli bir noktaya işaret edilmektedir: “…51-Mevsimlerinde zaman zaman Istanbul’a kasablık hayvan sürüleri getiren Cihanbeyli ve Alişanlı aşireti Kürdlerinden gayri bekâr uşağı Kürd tâifesi hiç bir sebeble Istanbul’a giremez”.93 Sözü edilen bu aşiretler özellikle Orta Anadolu’da yaşamaktadırlar. Bu tür bilgiler, yöre halkının ekonomik yaşamı konusunda bize önemli ipuçları sunmaktadır. Ihtisab Nizamnamesi’nin bu maddesindeki açıklamalar birkaç açıdan büyük bir önem arz etmektedirler. Birincisi, Istanbul’a yönelik Kürt göçünün bir cephesi böylece aydınlanmış olmakta ve bu göçün ne kadar gerilere gittiği, hangi Kürt aşiretinden insanların ne amaçla Istanbul’u ziyaret ettikleri konusunda bilgi sahibi olmaktayız. Nizamnamenin 47. maddesinde göre Kürdistan’dan gelen bekârların Istanbul’a girişi sıkı denetim altına alınır: “Arnavud ve Kürdün ayak takımının Istanbul’da yerleşip çoğalması hiç bir vakit caiz değildir. Halen mevcud olanlara ilişilmiyecek, yeniden gelenler önlenecektir”. Kürdist Böylece hem Konya ve çevresinden, hem de Kürdistan’ın değişik yörelerinden Istanbul’a ticari amaçla her yıl 1,5 milyonu civarında küçük baş hayvan satılıyordu. Araştırmacı Yücel Özkaya’ya göre 18. yüzyılda Konya ve Karaman gibi yöreler dışında, Diyarbakır, Maraş ve Erzurum gibi yörelerden birçok küçük baş hayvan satış amacıyla Istanbul’a gönderiliyordu.95

Daha 17. yüzyılda Kürtlerin Istanbul’a koyun götürdüklerine dair değişik kaynaklarda bazı ipuçlarına rastlamaktayız. Eremya Çelebi Kömürcüyan’ın Istanbul Tarihi-XVII. Asırda Istanbul adlı kitabının bir yerinde ilginç bir not bulunmaktadır. Araştırmacı Istanbul’da gördüklerini teker teker anlattığı bir sırada: “Rumeli’den ve Kürd bölgelerinden getirilen koyunlar ile mezbahalarını göremedik” demektedir.96 Böyle bir ifadeyi kullanan araştırmacı her ne kadar aktüel zamanda Istanbul’a getirilen koyunları görmemişse de, bu ifadelerden en azından Kürtlerin buraya başka zamanlarda koyun getirdiğinden haberdar olduğunu çıkartmaktayız.

Konya ve çevresindeki Kürtlerin Istanbul’un et gereksinimi karşılamak için buraya sürüler halinde hayvan götürdüklerini dile getiren sözlü anlatımlar da bulunmaktadır. Bu anlatımlardan bir tanesine göre, yörede Heciyê Mala Mihê Reşê diye bilinen bir kişi, hayvan sürüleriyle birlikte Istanbul’a varmadan önce Düzce yöresinde vurularak öldürülmüştür. Yolu muhtemelen eşkiyalar tarafından kesilen Heciyê Mala Mihê Reşê ile birlikte çobanı da öldürülür. Başka bir sözlü anlatımda Musa Elê’nin 1936-1937’de Istanbul’a sürüler götürdüğü bir sırada, Afyon yöresinde öldüğü ve oraya gömüldüğü anlatır.97 Böylece Konya ve yöresinden Istanbul’a yapılan et ticareti konusundaki yazılı ve sözlü anlatımların birbirini doğruladıkları ve destekledikleri görülmektedir.
1927 NÜFUS SAYIMINA GÖRE “MERKEZİ ANADOLU” DA KÜRTÇE KONUŞAN NÜFUSUN DAĞILIMI

28 Ekim 1927 tarihinde, Türkiye çapında yapılan Genel Nüfus Sayımı’nın (Umumi Nüfus Tahriri) sonuçları pek güvenilir olmasa da, tarihi bir önemi bulunmaktadır. Bu nüfus sayımı sonuçlarına göre, o yıllarda Merkezi Anadolu olarak tanımlanan Orta Anadolu yöresinde binlerce Kürdün yaşadığı görülmektedir. Nüfusun erkek ve kadın olarak gösterilmesi, yüzde olarak ve daha sonra toplam rakamların verilmesi, bazı yorum ve sonuçlara ulaşabilmek için araştırmacılara önemli bir malzeme sunmaktadır. Bu nüfus sayımı, Kürtler açısından son derece kritik bir dönemde yapılmıştır. Şeyh Said Ayaklanması’nın hemen arkasında ve yeni tutuşmaya başlayan Ağrı Ayaklanması’nın hazırlık safhasında yapılan bu nüfus sayımında, devlet memurlarından oluşan sayım görevlileri, ülkenin değişik yörelerinde yaşayan Kürtlere anadillerinin ne oldu&curre
Bu bakımdanTürkiye’nin yeni tarihinde yapılan bu nüfusu sayımının demografik açıdan olmasa da, tarihi açıdan belli bir önemi bulunmaktadır. 28 Ekim 1927 tarihinde yapılan bu nüfus sayımına göre Orta Anadolu’da anadili Kürtçe olan erkek ve kadın vatandaşların toplamı değişik illere göre şöyledir:

Erkek Kadın Toplam

Ankara: 3.808 4.333 8.141
Afyonkarahisar, 88 51 139
Aksaray: 3.808 4.333 8.141
Amasya: 1.592 1.664 3.256
Çankırı: 81 1 81
Çorum: 5.624 6.687 12.311
Eskişehir: 291 383 674
Kayseri: 2.396 2.384 4.780
Kırşehir: 3.705 4.455 8.160
Konya: 10.722 10.674 21.396
Niğde: 120 111 231
Sivas: 20.548 21.723 42.271
Tokat: 3.024 3.056 6.080
Yozgat: 2.624 2.396 5.020

1927 yılında yapılan nüfus sayımında 120.681 Kürtçe bilen vatandaşın Merkezi Anadolu’da yaşadığı ortaya çıkmıştır. Bu sayımda sadece illerde Kürtçe konuşan vatandaşların sayısı değil, aynı biçimde bu illere bağlı ilçelerdeki Kürtçe konuşan vatandaşların sayısı da saptanmıştır. Bu ayrıntılardan yola çıkarak, Kürtlerin değişik küçük yerleşim birimlerindeki konumu hakkında dolaylı olarak kaba bilgilere sahip olmaktayız.98 Kürtlerin toplam sayısının verildiği yukarıdaki dört ilin ilçelerinde Kürtçe konuşan erkek ve kadın vatandaşların sayısı 1927 yılında yapılan nüfus sayımında şöyledir:

Erkek Kadın

KONYA (Merkez+Köyler): 2 098 1822

Akşehir: 71 40
Beyşehir: 9 9
Cihanbeyli: 8058 8500
Çumra: 69 40
Ereğli: 59 41
Ilgın: 11 17
Karaman: 91 6
Saideli: 209 122
Seydişehir: 1000
Sultaniye: 47 21

ANKARA (merkez+köyler): 409 77

Bala: 2251 2662
Haymana: 7112 7693
Kalecik: 306 307
Keskin: 16 32
Polatlı: 203 357

KIRŞEHIR (merkez+köyler): 835 191

Avanos: 4000
Mecidiye: 2827 3544
Mucur: 3000
ÇORUM (merkez+köyler): 1140 1379
Hüseynabat: 260 315
Iskilip: 851 1080
Mecitözü: 3054 3675
Osmancık: 19 19
Sungurlu: 300 219

Bu cetvelde görüldüğü gibi, 1927 yılında yapılan genel nüfus sayımında Çorum’un merkezinde ve değişik ilçelerinde büyük bir Kürt kitlesi yaşamaktadır.

Ege Üniversitesi Iktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Servet Mutlu’nun Türkiye’deki Etnik Kürtler – Demografik Bir Inceleme adlı çalışmasında Orta Anadolu Kürtlerinin yoğun olarak bulunukları Iç Anadolu Bölgesi’ndeki on merkezde 1990 sayımına göre ne kadar Kürdün yaşadığıı şöyle gösterilmiştir:

Ankara 243.600
Çankırı 3.500
Çorum 23.700
Eskişehir 19.900
Kayseri 43.300
Konya 104.000
Kırşehir 17.000
Nevşehir 6.100
Niğde 14.500
Yozgat 13.100

Ankara, Çankırı, Çorum, Eskişehir, Kayseri, Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat illerinden oluşan Iç Anadolu’daki Kürt nüfusunun toplamı aynı incelemede 579.380 kişi olarak gösterilmiştir.99 Yukarıda değindiğimiz gibi Orta Anadolu Kürtlerinin yaşadığı merkezleri Iç Anadolu Bölgesi’nde bulunan illerle sınırlandıramayız. Iç Anadolu Bölgesi ile sınırları olan Karadeniz ve Akdeniz Bölgeleri’nde bulunan bazı merkezlerdeki Kürt nüfusu yukarıda sözünü ettiğimiz Servet Mutlu’nun incelemesinde şöyle gösterilmiştir:

Adana: 194.300
Amasya: 2.700
Burdur: 500
Kahramanmaraş: 132.000
Kastamonu: 1.100
Sinop: 2.100
Tokat: 12.200

Kürt kaynakları Orta Anadolu’daki Kürt nüfusuna ilişkin olarak değişik rakamlar sunmaktadırlar. Nuh Ateş, Orta Anadolu Kürtleri üzerine hazırladığı çalışmasında sadece Konya, Ankara ve Kırşehir yöresindeki toplam Kürt nüfusunun 300.000 civarında olduğunu yazmaktadır.100 Yazar, son yığınsal göçler sonucunda bu üç kentteki Kürt nüfusunun daha da arttığı görüşündedir. Orta Anadolu’daki tüm merkezlerde yaşayan Kürtlerin sayısının iki milyonu bulabileceğini yazmaktadır

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBIYATINDA ORTA ANADOLU KÜRT MOTİFLERİ

Edebiyat ve tarihin birer disiplin olarak sınırlarının yakınlaştığı ve çakıştığı alanlar benim için ilgi çekici bir konu olmuştur. Başka bir anlatımla edebiyatı hep tarihsel bir plana çekmek istemişimdir. Böylece edebi-tarihsel diyebileceğimiz bir yaklaşım benim için hep önem kazanmıştır. Orta Anadolu Kürtleri konusu daha Çağdaş Türk Edebiyatında Kürtler adlı çalışmamı hazırlarken dikkatlerimi çekmişti. Kemal Tahir’in romanlarındaki Kürtlere ilişkin bazı değinmeleri beni çok etkilemişti. Özellikle Birinci Dünya Savaşı (19114-1918) yüzünden oraya-buraya çil yavrusu gibi dağılan Kürtlere yaptırdığı göndermeler çok sarsıcıydı. Ta Burdur’a kadar gelmişlerdi: “Bozgunun ikinci sağnağı Burdur’da daha umulmaz bir şekilde çöktü. Yarılan cephelerden birisinin arkasındaki halk – Kür Birinci Dünya Savaşı yıllarında savaş nedeniyle Kürtlerin Burdur yöresine kadar göç ettikleri görülmüştür. Aç olan Kürtlerin durumunu bilen askerler, ekmek karşılığında genç kadın ve kızların namusuna göz dikmişlerdir. Büyük bir yoksulluk çeken bu Kürtlerin başına gelenler yetmiyormuş gibi, askerler bu kez onların ırzına geçmişlerdir: “Bozgundan evvel, dedi, Burdur’a Kürt muhacirleri gelmişti. Bizim asker de onların ırzına geçti”.103 Bu durumun korkunçluğu konusunda Kemal Tahir’in bir romanında daha ayrıntılı bilgiler sunulur. Kemal Tahir en sonunda şu saptamada bulunur: “Harp kışları, demek ki insanların yalnız vücutlarını değil, ruhlarını da donduruyordu”.104 Yazarın Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu ve Büyük Mal gibi romanlarında bu kez Çorum yöresindeki bazı Kürt tiplerine rastlıyoruz. Bir Mülkiyet Kalesi adlı romanda Orta Anadolu yöresinden Ankaralı başka bir Kürdün portresi çizilir: “Haymana Kürtlerinden Kara Memo çobandı. Iyi kaval çalıyordu. Mangasına yeni gelenler bile, birkaç saatte: “çi ye lo” diyerek onunla eğlenmeye alışıyorlardı. Bembeyaz dişlerini göstererek bir gülmesi, böyle Kürtçe: “Ne var, ne yok” diyenlere “Tıştek tune”, yani birşey yok! diye cevap vermesi vardı ki insanın sevgiden yüreğini titretirdi”.105 Kemal Tahir’in Orta Anadolu Kürtleriyle bu tanışması, bir ara Çorum’da hapishanede tutuklu bulunduğu yıllara rastlar. Bekir Eliçin’in kaleme aldığı Onlar Savaşırken romanının önemli kahramanı muhtar Alaettin Efendi’nin gözü Kürt Kızı’ndadır. Nevşehir’in Avanos ilçesine bağlı bir köyün zenginlerinden Hacı Kemal Ağa’nın dul eşi güzelliğiyle yörede ün yapmıştır: ” …Hacı Kemal onu görenekli bir Kürt ailesinden almış, baş tacı etmişti. Güzeldi, becerikliydi, en üstün yemekleri yapardı. Düzen ve temizlik bakımından üstüne yoktu. Kendi yokluğunda bile konuk ağırlamasını bilen “Osmanlı” bir kadındı”.106 Olayların Orta Anadolu’da geçtiği bu romanında ayrıca Kürt Resul ve Kürt Hamo gibi başka Kürt tipleri de bulunmaktadır. Orta Anadolu Kürtlerinin sevecenliği, daha 1930’larda Konya Temaşası’na da yansır: “Kürt Aliler denilen neşveperestlik ailesine mensup asıl ismi Ali olan fakat Ulvi mahlasile tanınan, okuması yazması olmadığı halde yaradılışca çok zeki ve ruhu çok uyanık olduğu için okur yazarlar kadar sözü sohbeti dinlenen, kulaktan kulağa gelmiş ve anane halini almış hikayleri çok güzel söyleyen” kıymettar bir şahsiyetten bahsediyorlar”.107 Orta Anadolu Kürtlerinin etnografyası ve folkloru bazı araştırmacıların dikkatini çekmiştir. 1873 yılında yayımlanan Osmanlı kostümleri konusundaki bir albümde yer alan fotoğraflar arasında, örneğin Yozgat, Kastamonu ve Sivas yöresinde yaşayan bazı Kürtlerin giysileri de tanıtılmıştır.108

Dikkatlerimizi Orta Anadolu Kürtlerine çeken yazarlardan birisi de, geçen yıl vefat eden Cumhuriyet gazetesinin tanınmış yazarlarından Mehmed Kemal’dir. 1920 yılında Ankara’nın bir Kürt köyünde doğan yazar, bu konuda şunları söyler: “…Insan ne zaman doğduğunu, ne zaman doğacağını bilemez. Ben, Ankara’dan Haymana’ya giderken iki dere arasında kalan bir Kürt köyü vardır, Dereköy, orada doğmuşum. Babam Kuvayi Milliye döneminde Ankara’ya Mustafa Kemal Paşa’dan yana çıktığı için kötülendiğinden bu Dereköy’e gelip sığınmıştır”.109 Mehmed Kemal, Tütün adlı şiirinde bu kez Dereköy köylülerinin çektikleri bazı kimlik sorunlarını dile getirir

ORTA ANADOLU KÜRTLERİ KONUSUNDAKI İNCELEMELER

19. ve 20. yüzyıllarda Orta Anadolu’nun değişik yörelerini dolaşarak bazı incelemelerde bulunan yabancı bilim adamları, bu yörelerde yaşayan göçer, yarı-göçer ve yerleşik Kürtlerle tanışma olanağına kavuşmuş ve daha sonra kaleme aldıkları çalışmalarda, kısaca Orta Anadolu Kürtlerine değinmişlerdir. Bu bilim adamları arasında Ingiliz, Alman, Fransız, Rus, Isveç ve Danimarkalı değişik ülkelerden birkaç araştırmacının adlarına rastlamaktayız. Nuh Ateş, 1992 yılında yayımladığı çalışmasında bu gezgin ve araştırmacılardan bazılarına değinmişti. Biz, burada bazı tekrarlamalara girmeden, daha ziyade Nuh Ateş’in değinmediği veya az değindiği bazı gezginler ve araştırmacılar üzerinde duracağız. Orta Anadolu Kürtleri konusunda bizi aydınlatan bazı araştırmacılar ve çalışmaları 1842 yılından başlayarak günümüze kadar…

Batılı kaynaklarda Orta Anadolu Kürtleri konusuna dikkatlerimizi 1842 yılında kaleme aldıkları incelemeleriyle ilk kez çekenler, Ingiliz kökenli W.F. Ainsworth ve W.J. Hamilton’dur. Böylece Orta Anadolu Kürtleri konusundaki araştırmaların tarihi yaklaşık olarak 150 yıllık bir geçmişe sahiptir diyebiliriz. Orta Anadolu Kürtleri konusunda bize ilk bilgileri ulaştıran araştırmacılardan birisi, Ingiliz kökenli W.F. Ainsworth’dur (1807-1896). Doktor olan Ainsworth, önceleri Ingiltere ve Irlanda’da kolera salgını üzerine çalışmalar yapmış ve bu konuda kaleme aldığı bir kitapçığı büyük bir yankı uyandırmıştır. Ainsworth, 1835 yılında Fırat yöresine ve 1838 yılında Kürdistan’a yapılan inceleme gezilerine katılır. Doğuya yaptığı bu incelemeler sonucunda üç araştırma kaleme almıştır.6 1837 yılında Fırat gezisinden dönen araştırmacı, daha sonra Kürdistan’da bir inceleme gezisine çıkmıştır. Orta Anadolu Kürtleriyle karşılaşması bu ikinci gezi sırasında olmuştur. Istanbul’dan yola çıkarak Karadeniz üzerinden Ankara’ya gelen Ainsworth, bu yörede yaşayan Haymana ve Kulu Kürtleri ile karşılaşır ve 1842 yılında yazdığı bir kitabında kısaca onları bize tanıtır.7 Bu kez yine 1842 yılında W.J. Hamilton adında başka bir Ingiliz araştırmacısının seyahatnamesi yayımlanır. Hamilton, gezi notlarında kısaca Orta Anadolu Kürtlerini okuyucuya tanıtır.8

P. von Tschihatchef (1808-1890) adlı Rus doğa bilimcisi ve coğrafyacısı, eğitimini bitirdikten sonra 1845-1848 yılları arasında Istanbul’da Rus ateşesi olarak çalışır.9 Daha sonra zamanının çoğunu Anadolu’nun değişik yörelerini incelemeye verir. Istanbul ve Anadolu’nun değişik yörelerinde coğrafik incelemelerde bulunur ve birkaç önemli inceleme kaleme alır.

Bilim adamlarının ilgisini ciddi olarak Orta Anadolu Kürtleri konusuna çeken ilk araştırmacı, Fransız arkeolog Georges Perrot’tur (1832-1914) diyebiliriz. Araştırmacının 1865 yılında kaleme aldığı Haymana Kürtleri (Les Kurdes de L’Haimaneh) de adlı incelemesi, şimdiye kadar yöre Kürtleri üzerine kaleme alınan ilk uzun incelemelerden birisi olarak bilinmektedir. Bu nedenle Georges Perrot’u “Orta Anadolu Kürtleri Incelemeleri’nin Babası” olarak tanımlayabiliriz. G. Perrot, 1877 yılından itibaren Sorbonne Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlar. Değişik birkaç dil bilen Georges Perrot’un Fransızca kaleme alınmış birçok incelemesi bulunmaktadır.12 1914 yılında öldüğünde Reveu Archeologique adlı derginin redaksiyonunda bulunmaktaydı.

 

Georges Perrot, 1861—1872 yılları arasında birkaç kez Anadolu’ya gitmiş, ülkenin değişik yörelerinde incelemelerde bulunmuştur. 1867 yılında yayımlanan Küçük Asya’dan Bir Geziden Anılar (Souvenirs d’un voyage en Asie Mineure) adlı kitabında zaman zaman Kürtlere göndermede bulunur ve daha Ankara’ya varmadan önce Bolu yöresinde karşılaştığı Kürtlere değinir. Perrot, özellikle Üsküp yöresinde, yarı göçebe bir yaşam sürdüren Kürtlerin yaşam kavgasını ele alır. Bolu yöresindeki Kürtleri bize Ankara’ya geldiğinde burada M. Şişmanyan adlı bir Ermeninin evinde kalır.

Bir başka Fransız araştırmacısı olan Vital Cuinet 1890-1894 yılları arasında birkaç ciltten oluşan Asya Türkiyesi adlı dev bir araştırma kaleme aldı. Bu çalışmasının birinci cildinde bu arada Orta Anadolu Kürtlerine değinir ve Ankara yöresinde dokuz Kürt aşireti hakkında kısa bazı açıklamalarda bulunur: Rişwan, Şexbizini, Badilli, Terikıyani, Mikaili, Yambekli, Koyibanli, Seyfanli, Atinanli. Vital Cuniet bu yöredeki Kürtlerin yerleşik olduklarını, geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sağladıklarını söyler.

Oxfort Üniversitesi’nde arkeoloji dalında çalışan W.M. Ramsay (1851—1939), özellikle Orta Anadolu’daki antik kültürlerin ve yöre coğrafyasının tarihi konusunda kapsamlı araştırma ve projelere öncülük etti.15 Orta Anadolu’da çalışmalarını yürüttüğü sırada Haymana Kürtleriyle tanışır ve onlara misafir olur. 1883 yılının Ağustos ayında Prof. Sterrett ile birlikte, Batı Haymana’da tanınmış bir Kürt beyini ziyaret eder. Üç yıl sonra 1886 yılında Brown ile birlikte bu kez Doğu Haymana’dan geçerler. Anılarında Kürtler ile ilişkilerine değinen Ramsay, 1884 yılında Kayseri yöresinden Haci adında başka bir Kürt ile tanıştığını söyler. Diğer bazı Avrupallar gibi Ramsay da Kürtler üzerine anlatılan öykülerden etkilenerek anlatımlarında zaman zaman Kürtlerin çevreleriyle olan uyumsuzluğuna değinir. Ramsay, arkadaşı Hogarth ve yardımcısı ile birlikte 1890 yılında Kürtlerin ülkelerini ziyaret ettiğinde, bir Kürt beyinin söylediği bazı sözleri ilginç bulur; “Bizim bütün adamlarımız hırsızdırla Araştırmacı Friedrich Sarre, 1896 yılında yazıdığı bir incelemesinde, Cihanbeyli yöresinde bazı Kürtler ile karşılaştığını belirtir. Dondurma köyü yöresindeki Kürtlerin dokudukları güzel örtü ve halıları kendilerine gösterdiklerini ama yüklerinin ağır olması nedeniyle bunları satın alamadıklarını söyler.

Kurdistan Akree von jan Kurdistan.

Günümüzde Gölyazı olarak bilinen Dondurma köyünde 19. yüzyılda genellikle develerin yardımıyla tuz ticareti yapılıyordu, bu işi erkekler yürütüyor ve kadınlar genellikle halı dokuyorlardı. Friedrich Sarre, daha önceleri 1830-1840’larda yörede bulunan Hamilton ve Ainsworth adlı Ingiliz gezginlerinin Türkmenlerle çatışma halinde bulunan Kürtlerden çekindiklerini ve bu yüzden Doğuya geçmek için Güney yolunu salık vermediklerine işaret etmektedir.

 

Bu sözlerle Kürtler hakkındaki çekingenliğini Yabancılar ve gezginler, Kürtler hakkında bu yıllarda geliştirilen önyargıların doğru olmadığını, bizzat Kürtler arasına katılarak ve onların konukseverlliğini yaşadıktan sonra görebilmişlerdir. Yabancı bir gezgin Tournefort daha 1700’lerde yazdığı bir kitabında: “Kürt eşkiyası gece uyumakta, Türkmen eşkiyası gece dahi faaliyet halinde bulunduklarından etrafa büyük dehşet saçmakta idiler”18 biçiminde bir açıklamada bulunur ve böylece Kürt eşkiyasının amatörlüğüne! ve tembelliğine! değinir.

Çağımızın başında Kürdistan’ın değişik yörelerini dolaşan Ingiliz araştırmacısı Mark Sykes, 1908 yılında kaleme aldığı bir incelemesinde Osmanlı Imparatorluğu’ndaki Kürt Aşiretlerini sınıflandırarak, bu aşiretler hakkında demografik ve etnografik birçok bilgi sunmaktadır. Mark Sykes, bu incelemesinde Kürt aşiretlerini A, B, C, D, E, F biçiminde altı temel seksiyona ayırmaktadır. Özellikle E ve F seksiyonlarında Orta Anadolu’da yaşayan Kürt aşiretlerini okuyucuya tanıtmaktadır. E seksiyonunda Toroslar ve Binboğalar, F seksiyonunda Ankara ve Yozgat civarındaki bazı Kürt aşiretlerini ele almaktadır.19 Kürt tarihçisi M. E. Zeki, Kürdistan Tarihi adlı çalışmasının sonunda Kürt aşiretlerini sınıflandırırken, Mark Sykes’in Kürt aşiretlerine ilişkin bu şematik sınıflandırılmasından yararlandığı görülmektedir. Diğer yandan Mark Sykes, Kürtlerin ilk kez Orta Anadolu’ya Yavuz Sultan Selim döneminde yapılan zorunlu göçler sonucunda geldiğini öne sürmektedir.

Orta Anadolu Kürtleri konusunda bazı çalışmaları olan araştırmacılardan birisi de Alman kökenli Hermann Wenzel’dir. 1932 ve 1937 yıllarında yayımladığı araştırmalarında burada yaşayan Kürtlere değinir ve Ankara keçisinin asıl yetiştiricilerinin Kürtler olduğunu söyler.21 Alman kültür-coğrafyacılardan Wolf-Dieter Hütteroth, Kürtler konusunda yaklaşık olarak kırk yıldır değişik çalışmalar yapmaktadır. Ilk kez 1959 yılında Toroslarda yaşayan Kürtler arasında göçebelik konusunda kapsamlı bir inceleme hazırlar.22 Daha sonra yazdığı bir çalışmada bu yörelerdeki Kürt yerleşim alanları konusunda bilgi sunmaktadır.23 1968 yılında Orta Anadolu’nun Güney yöresindeki yerleşimin son dörtyüz yıllık tarihini inceleyen araştırmacı, bu çalışmasında Orta Anadolu Kürtlerine de değinir.Ingilizce kaleme aldığı başka bir incelemesinde yine Orta Anadolu’daki Kürtlere kısaca yer verir. Şu anda Almanya’da Erlangen Üniversitesi, Coğrafya Enstitüsi’nde çalışan Wolf-Dieter Hütteroth, son olarak 1996 yılında Paris’de düzenlenen Kürtler ve Şehir adlı uluslararası konferansa Diyarbakır tarihi konusunda bir bildiri sunmuştur.

1927 yılında Orta Anadolu’yu dolaşan Ingiliz araştırmacısı L. Loewe, eşiyle birlikte, Cihanbeyli yöresinde Kürdoğlu adlı köye uğramıştır. Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi öğretim üyelerinden W. Ruben, Kürtler tarafından 1891 yılında kurulan Kadıoğlu köyünü ziyaret etmiş ve yazdığı bir incelemede kısaca bu köyü tanıtmaktadır.

Wolfram Eberhard, 1953 yılında yazdığı bir incelemesinde Maraş ve Adana yöresindeki bazı iskân sorunlarına değinmekte ve bu yöredeki Kürtler konusunda ilginç açıklamalarda bulunmaktadır. Wolfram Eberhard, incelemesinde Kozanoğullarının etnik bakımdan Kürt olduğunu ve Yavuz Sultan Selim döneminde buraya sürgün edildiklerini aktarır.28 P.H. Massy, Toros yöresindeki Kürtlerin üzerinde yaşadıkları coğrafyayı incelemiş ve burada yaşayan Kürtler hakkında kısa açıklamalarda bulunmaktadır.

1960’lı yıllardan itibaren Orta Anadolu yöresinden özellikle Danimarka, Isveç gibi Iskandinavya ülkelerine göç eden Kürtlerin durumu bu ülke araştırmacılarının dikkatlerini çekmiş ve bu konuda bazı araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmacılardan birisi, Danimarkalı araştırmacı, Jan Hjarnø’dur. Özellikle Konya’ya bağlı Cihanbeyli ilçesi sınırları içinde bulunan Kuşça köyü konusunda 1969 yılından itibaren çalışmalar yürüten araştırmacı, tam otuz yıldır bu yöre insanları konusunda değişik araştırmalar yapmaktadır. Jan Hjarnø, sadece bu köy konusunda etnolojik çalışmalar yapmakla kalmamış, bu köyden insanların Danimarka’ya yaptıkları göçleri ve Danimarka’daki yaşamlarını da incelemiştir. Eskiden Heciler denilen bu köyün yarısından fazlası Danimarka’ya göç etmiştir. Yaklaşık olarak 500 aile Danimarka& Jan Hjarnø 1988 yılında kaleme aldığı başka bir incelemede, bu kez Danimarka ve Isveç’te bulunan Kürtler konusunda bazı karşılaştırmalarda bulunur. Bu incelemede Danimarka’da bulunan Cihanbeyli Kürtleri ve Isveç’te yaşayan Kulu Kürtleri konusu ele alınmaktadır. Danimarka’da Ishoj Belediyesi ve Isveç’te Botkyrka Belediyesi’ni örnek çalışma alanı olarak seçen araştırmacı, değişik açılardan bu iki farklı yöredeki Kürt göçmenlerinin yaşamını incelemektedir.Jan Hjarnø’nun 1991 yılında kaleme aldığı Kürt Göçmenleri (Kurdiske Invandrere) adlı kapsamlı çalışmasında, Cihanbeyli yöresinden gelen Kuşça Kürtlerinin göç serüvenini bir bütün olarak ele alınmaktadır.

 

Cihanbeyli yöresindeki bu Kürtlerin büyük bir kesimi Danimarka’ya yerleşmiştir. Kulu yöresinden Kürtler ise; Isveç’i tercih etmişlerdir. Isveç’e yapılan bu zincirleme Kürt göçü, şu anda çalışmalarını Isveç Yabancılar Enstitüsü ve Müzesi Vakfı’nda yürüten Ingrid Lundberg’in ilgisini çekmiş ve çalışmalarında Kulu Kürtlerine değinmektedir. Ingrid Lundberg, Stockholm’deki Kululular adlı kitabında bu arada Isveç’te yaşayan Kulu Kürtleri konusunu ele almaktadır. Birkaç kez Kulu ve yöresine giderek bazı saha çalışmaları yapmış araştırmacı, daha sonraları Ingvar Svanberg ile birlikte hazırladığı kitabında Kulu yöresinde bulunan bazı Kürt köyleri konusunda ilginç karşılaştırmalar ve tespitlerde bulunmaktadır.Özellikle bu Kürt köyleri ve yerleşim birimlerinin ne zaman kuruldukları, hangi aşiretlerin buralarda bulundukları ve bu köylerin nüfusu konusunda tarihsel, etnografik ve demografik bazı veriler sunulmaktadır.

Etiketler: / / / / / /

Xelil Xeyali’nin Kürt Dili Üzerine Görüşleri
“Yayın yöntemi”ne ilişkin görüşü ikinci yazıya bırakmıştım. Fakat bu yönteme ilişkin ayrıntılı bilgiler vermeden önce onun temelini oluşturan bazı işlerden...
Bitlis Beyliği’nin Statüsü,Rolü ve Önemi – Araştırma
Mela Mahmud Beyazidi; “Yabancı devletler, Kurdistan’ı işgal edebilmek için, herşeyden önce, Bitlis Beyliği’ni zapt etmeye yeltenmişlerdir.”        ...
1838’in Bitlis’i ve Southgate’in Kürd Şerif Bey ile tanışması
Bu çeviri, Amerikalı Misyoner rahip Horatio Southgate’in 1838 – 1839 yılları arasında Bitlis’ten geçerken tuttuğu notların İngilizce aslına sadık kalınarak...
Said Nursi’de Özgürlük Söylemi
  Gençken içine girdiği ilim dünyasında özgürlüğü bir hayat biçimi olarak benimsemiştir. İlk hayatı hocaları ile olan serüvende onun düşüncelerini...
Kırd,Kırmanc, Dımıli veya Zaza Kürtleri
Bazı illerde ise denebilir ki sadece birer ilçenin sınırları içinde Dımıli lehçesi konuşulur. Semsûr’un Alduş (Gerger), Ruha’nın Sêwreg (Siverek), Bedlis’in...
Kerkük Kan Ağlıyormuş
“Kerkük, Kürdistan´ın bir parçasıdır. Oradaki Türkmenler, Kürtlere sığınmış muhacir ve sığınmacılardır. Kerkük, Azerbeycan´da bir kent değil ki Türk´ü kan ağlasın....
Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası
  Bediüzzaman Saidê Kurdî Henüz 30 yaşlarında Van’dan İstanbul’a gidip Fatih’te bulunan Şekirci Hanı’na yerleşiyor. Ve odasının kapısına bu yazıyı...
Pîyesa ‘Bîdlîs’ ya Wîllîam Saroyan
Ehmed Kurd nîne, ji hindikayî (kêmhejmaran) ye, ango ji tirkan. Lê ferqa wî ew e ku xwediye loqonteyek e. Ji...
Başkan Barzani’den Açıklama
Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, Irak ve Haşdi Şabi güçlerinin Kerkük ve Kürdistan’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.      ...
Vasa’yı kurtarmak, Hasankeyf’i öldürmek
On milyonluk nüfusu ile bir İskandinav ülkesi olan İsveç’te 1700’e yakın müze bulunmaktadır. Bu müzelerden dünyanın ilk açık hava müzesi...
Mam Celal Talabani Vefat Etti
  Irak eski Cumhurbaşkanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Genel Sekreteri Celal Talabani’nin vefat ettiği bildirildi.        ...
Kürtler o bayrağı neden salladılar?
Hem Bağdat rejimini, hem İran’ı hem de ümmet dayanışmasını göremedikleri Arapları sinir etmek isteyen, milliyetçiliği dindarlığından güçlü bir Kürt’ün, Kürdistan...
Tarihte Kerkük ve Kürtler
  Kerkük tarihine kısaca bir bakalım; Arkeolojik kazılar sonucunda Kerkük’te 28 bin yıl önce Neandertallerin yaşadığı kanıtlanmıştır. Şehir bir çok...
Yol Ayrımı; Askeri Uçak ve Milletin Özgür İradesi
  Irak, denilen devlet 1926 yılında Gertrude Bell’in Kral Faysal ile misterik aşkının imkansız çocuğu olarak dünyaya geldi. Irak bir...
Lozan, Ankara ve Sevr Antlaşması
    Türkiye Lozan ve Ankara kartını Uluslararası topluma ve Kürtlere gösterirken, Sevr antlaşmasından neden söz etmez? İşte, Lozan, Ankara...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ