Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,31 / Satış: 6,33
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Peder M. Guiseppe Campanile ve Bitlis Mirliği

Peder M. Guiseppe Campanile ve Bitlis Mirliği
  • 19.11.2015
  • 6.709 kez okundu

 

Peder M. Guiseppe Campanile 1802’de papanın görevlisi olarak Kurdisan’a gönderilir, 1818 yılında Napoli italya’da Kurdistan “E dele sette religione ivi esistenti” adlı kitabı yayınlanır. Bu kitabında Campanile Kurdistan’ın mirlikleri ve din ve mezheplerini anlatır.

 

 

 

 

 

Yaşar Abdülselamoğlu

 

İlk Bölümü Bitlis Mirliği üzerinedir.

Melek Ahmed Paşa’nın Bitlis Beyliği’ne karşı yürütmüş olduğu savaş ve talan sonrasında Bitlis Beyliği’nin halen devam eden önemine şahitlik etmesi açısından Campanile’nin 1800’lerin başlarındaki izlenimleri önemlidir. “Bu mirliğin esas kayda değer yanının, tüm bölgeye adını veren Başkenti Bitlis” olduğunu söyler.

1800’lü yılların başında Kurdistan’ın yedi prenslik halinde varolduğunu söyleyen Campanile Bitlis’in bütün Kurdistan’ın Başkenti olarak görülmesi durumuna da makul bir tanımlama yapar. Campanile’ye göre, Bitlis, bütün Kürdistan beyliklerinin Bitlis Beyliği’ne bağlı olmasından ziyade, bu “şehrin nispi güzelliği ve ticaretinden dolayı kabul edilebilir” bir durumdur.

“Kürdistan yedi Müslüman bölgeye ya da prensliğe ayrılır: Bitlis, Şambo adı da verilen Hakkari, Botan, Behdinan, Soran, Baba(n), Qelaçolan. Bu presnliklerin hepsi de sultandan bağımsızdır.”

Bitlis’in Doğu’nun neredeyse tüm milletleriyle ticaret yaptığını belirttikten sonra, “köle ticaretinin” de yaygın olduğunu belirtir. Şehrin yaygın ve başlıca dilinin Kürtçe olduğunu belirten Kurdolog, türkçe ve farsça’nın da kullanıldığını yazar.

Yazarın “Vali” ile “Bey’i” aynı görmesi yazarın yanlış bir tanımlamasına dayanmıyorsa, Beyliklerin idari yapı olarak Osmanlı idaresi tarafından valilik gibi görülmesi tarihinin 1800’li yılların başlarından başlandığına dair bir işaret vermektedir. Oysa, Campanile’nin şahitlik ettiği dönemde Kürt Beylikleri sorunlu da olsa, halen özerklik statülerini resmen devam ettiriyorlardı. Bey bu statüsünü prensip olarak “Diyarbakır Paşası ya da Pers Şahından” almaz. Ama, yazarın belirttiği dönemde artık, “Diyarbakır paşası”, “unvanı ya da yetkisini kötüye kullandı” diye beyleri azletmeye ve aynı aileden ya da soydan yerine başkalarını seçtirtmeye başladığını Abdal Han-sonrası Bitlis Beyliği pratiğinden biliyoruz.

Kürdolojinin en eski metinlerinden biri olan R.P. Giuseppe Campanile’in ‘Kürdistan Tarihi’ adlı kitabı İtalyancadan Fransızcaya çeviren ünlü Kürdolog Thomas Bois, önsözde şunları belirtiyor:

1818 yılında, Napoli’deki Strade Tribunali, no. 287 adresli Fernandes Kardeşler Matbaası’nda Storia della Regione del Kurdistan e dele sette religione ivi esistenti adlı bir kitap basıldı. Başlığına rağmen bu, tam anlamıyla bir tarih kitabından ziyade, Kürdistan’ın XIX. yüzyılın şafağında tasvirinden ibarettir. Yazar kuşkusuz Amêdi’nin eski dönemlerde ve Süleymaniye’nin daha yeni kuruluşu ya da Mardinli Güneşetaparlar’ın Yakubi mezhebine sözde dönüşleri gibi eskiye dayanan bazı olayları hatırlatmaktadır; ama niyeti daha çok saptadığı âdetler, şahit olduğu olaylar ve karşılaştığı az ya da çok önemli kimseler konusunda bizi bilgilendirmek gibi görünür. Coğrafya, ekonomik durum, toplumsal ve dini yaşam hakkında anlattıkları, ayrıntılara pek inilmediğinde doğrudur ve o dönemden beri çok değişmemiştir çünkü yazar, on iki yıl kadar karış karış her tarafını gezdiği bu toprakları iyi tanır. Bu durumda şahitliği ilginçtir, özellikle de Kürtler arasında yaşayan ilk Avrupalılardan biri olduğu düşünüldüğünde… Bilimsel bir geziye ondan önce (1766) katılmış olan Niebuhr haricinde, Kürdistan’dan geçmiş olan tüm seyyahlar yolculuklarını yazardan sonra yapmışlardır ve verdikleri bilgiler ne kadar değerli olsa da, her şeye rağmen eksiktir ve onunkiler gibi genel bir çizelge biçiminde düzenlenmemiştir. R.P. Giuseppe Campanile’in ‘Kürdistan Tarihi’ adlı kitabı Fransızcadan Türkçeye Heval Bucaktarafından çevirilmiş ve Avesta yayınları tarafından yayınlanmıştır.

Makale I

Bitlis Mirliği

Bu mirliğin esas kayda değer yanı, tüm bölgeye adını veren başkenti Bitlis’tir. Kimileri burayı tüm Kürdistan’ın başkenti olarak adlandırmaktan hoşlanır, ki bu, şehrin nispi güzelliğinden ve ticaretinden dolayı kabul edilebilir. Fakat tüm Kürdistan’ın Bitlis Beyine bağlı olduğu yanlıştır çünkü bu yedi mirlik de birbirinden bağımsızdır.

Bitlis oldukça güzel ve berkitilmiş bir şehirdir; Doğu’nun neredeyse tüm milletleriyle ticaret yapar. Başlıca ticaret dalı köle ticaretidir. Gürcistan’da esir alınan çocuk ve kızlar buraya getirilir. Köleler satılmak üzere bir handa sergilenir ve alıcı, her iki cinstten köleleri de çıplak halde incelemekte serbesttir. Alıcıların bazıları Türk, bazıları Hristiyandır; ama Hıristiyanlar daha fazladır ve bunların hepsi Ermenidir; bu Ermenilerin yalnızca küçük bir kısmı Katoliktir. Şehir, gelişmiş ticareti sayesinde zengindir.

Bedimahi (Muradiye şelalesi) Nehri buradan geçer. Hava oldukça önemlidir ve sokaklar pek iyi durumda değildir. Yaygın dil Kürtçedir ama Türkçe ve Farsça da konuşulur. Bey, yani vali mütesellim unvanını taşır. Vali bu unvanı ya yetkisini kötüye kullanarak ya da bazen Diyarbakır paşasından, bazen de Pers şahından alır. Çünkü o dönemde hangi komuşusunun daha güçlü olduğuna inanırsa onun koruması altına girer. Şehir sakinleri kaba ve kibirlidir. Doğu’nun çeşitli bölgelerinden gelerek yıllardır Bitlis’e yerleşmiş bulunan farklı tüccarlar dışında, burada yaklaşık elli bin kişi yaşar.” (s. 17-18, Avesta yayınları)

Gay pornoları diğer videolara göre farklıdır çünkü gay pornolarında iki tane yarrak görmeniz mümkündür bir adet vajinaya hiç rastlanmamış olmanız mümkündür çünkü vajina ve kadın ne arası gayin içinde kadınlarda hoşlanmayan erkeklerin tek tercih gay olmaktır. Porno bu yüzden gay olmak ile ilgili pornolar izleyen gençler gay pornoları çekmeye başlıyorlar. İyi biraz haz almasalar da gay olmak suç olmadığını bildiği için gay olmaya karar veriyorlar., Gay olmak için penislerini açıp yalatıyor ve birbirinin penisini iyi bir şekilde yalıyorlar genellikle gayler kadınlardan daha iyi yalıyor çünkü daha istekli, kadınlar bile bul kadar iyi yalanmazken gaylerin erkeklerine karşı bu kadar iyi bir şekilde yalaması ne kadar ilginç olsa da iyi bir olaya el atmış oluyoruz. Kadınlar götlerini verirken de isteksizler ama gayler böyle değil verdimi tam veriyorlar anal dan girdiği için götünden vermiş olan gay lar bir ses bile etmezler erkeklerin çünkü onlar gaydir hakkını hakkı yapar tapar bundan böyle gay pornolarını iyi çekimler olmaktadır her türlü görüşe saygımız vardır gay pornoları ile iyi bir imkân sunmamız için güzel videolardan seçtik hepsi HD pornolardır. gay pornolarından güzel bir iş çıkartarak karşınızda çıkardık. İyi bir izleyici olarak güzelce izlemenizi izlerken büyük zevk alacağınıza eminiz çünkü gay pornoları bunu hak ediyor herkesin hakkını vermek gerekli öyle değil mi iyi izlemeler.

Etiketler: / / / /

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ