Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,13 / Satış: 6,16
€ EURO → Alış: 6,64 / Satış: 6,66

Peder M. Guiseppe Campanile ve Bitlis Mirliği

Peder M. Guiseppe Campanile ve Bitlis Mirliği
  • 19.11.2015

 

Peder M. Guiseppe Campanile 1802’de papanın görevlisi olarak Kurdisan’a gönderilir, 1818 yılında Napoli italya’da Kurdistan “E dele sette religione ivi esistenti” adlı kitabı yayınlanır. Bu kitabında Campanile Kurdistan’ın mirlikleri ve din ve mezheplerini anlatır.

 

 

 

 

 

Yaşar Abdülselamoğlu

 

İlk Bölümü Bitlis Mirliği üzerinedir.

Melek Ahmed Paşa’nın Bitlis Beyliği’ne karşı yürütmüş olduğu savaş ve talan sonrasında Bitlis Beyliği’nin halen devam eden önemine şahitlik etmesi açısından Campanile’nin 1800’lerin başlarındaki izlenimleri önemlidir. “Bu mirliğin esas kayda değer yanının, tüm bölgeye adını veren Başkenti Bitlis” olduğunu söyler.

1800’lü yılların başında Kurdistan’ın yedi prenslik halinde varolduğunu söyleyen Campanile Bitlis’in bütün Kurdistan’ın Başkenti olarak görülmesi durumuna da makul bir tanımlama yapar. Campanile’ye göre, Bitlis, bütün Kürdistan beyliklerinin Bitlis Beyliği’ne bağlı olmasından ziyade, bu “şehrin nispi güzelliği ve ticaretinden dolayı kabul edilebilir” bir durumdur.

“Kürdistan yedi Müslüman bölgeye ya da prensliğe ayrılır: Bitlis, Şambo adı da verilen Hakkari, Botan, Behdinan, Soran, Baba(n), Qelaçolan. Bu presnliklerin hepsi de sultandan bağımsızdır.”

Bitlis’in Doğu’nun neredeyse tüm milletleriyle ticaret yaptığını belirttikten sonra, “köle ticaretinin” de yaygın olduğunu belirtir. Şehrin yaygın ve başlıca dilinin Kürtçe olduğunu belirten Kurdolog, türkçe ve farsça’nın da kullanıldığını yazar.

Yazarın “Vali” ile “Bey’i” aynı görmesi yazarın yanlış bir tanımlamasına dayanmıyorsa, Beyliklerin idari yapı olarak Osmanlı idaresi tarafından valilik gibi görülmesi tarihinin 1800’li yılların başlarından başlandığına dair bir işaret vermektedir. Oysa, Campanile’nin şahitlik ettiği dönemde Kürt Beylikleri sorunlu da olsa, halen özerklik statülerini resmen devam ettiriyorlardı. Bey bu statüsünü prensip olarak “Diyarbakır Paşası ya da Pers Şahından” almaz. Ama, yazarın belirttiği dönemde artık, “Diyarbakır paşası”, “unvanı ya da yetkisini kötüye kullandı” diye beyleri azletmeye ve aynı aileden ya da soydan yerine başkalarını seçtirtmeye başladığını Abdal Han-sonrası Bitlis Beyliği pratiğinden biliyoruz.

Kürdolojinin en eski metinlerinden biri olan R.P. Giuseppe Campanile’in ‘Kürdistan Tarihi’ adlı kitabı İtalyancadan Fransızcaya çeviren ünlü Kürdolog Thomas Bois, önsözde şunları belirtiyor:

1818 yılında, Napoli’deki Strade Tribunali, no. 287 adresli Fernandes Kardeşler Matbaası’nda Storia della Regione del Kurdistan e dele sette religione ivi esistenti adlı bir kitap basıldı. Başlığına rağmen bu, tam anlamıyla bir tarih kitabından ziyade, Kürdistan’ın XIX. yüzyılın şafağında tasvirinden ibarettir. Yazar kuşkusuz Amêdi’nin eski dönemlerde ve Süleymaniye’nin daha yeni kuruluşu ya da Mardinli Güneşetaparlar’ın Yakubi mezhebine sözde dönüşleri gibi eskiye dayanan bazı olayları hatırlatmaktadır; ama niyeti daha çok saptadığı âdetler, şahit olduğu olaylar ve karşılaştığı az ya da çok önemli kimseler konusunda bizi bilgilendirmek gibi görünür. Coğrafya, ekonomik durum, toplumsal ve dini yaşam hakkında anlattıkları, ayrıntılara pek inilmediğinde doğrudur ve o dönemden beri çok değişmemiştir çünkü yazar, on iki yıl kadar karış karış her tarafını gezdiği bu toprakları iyi tanır. Bu durumda şahitliği ilginçtir, özellikle de Kürtler arasında yaşayan ilk Avrupalılardan biri olduğu düşünüldüğünde… Bilimsel bir geziye ondan önce (1766) katılmış olan Niebuhr haricinde, Kürdistan’dan geçmiş olan tüm seyyahlar yolculuklarını yazardan sonra yapmışlardır ve verdikleri bilgiler ne kadar değerli olsa da, her şeye rağmen eksiktir ve onunkiler gibi genel bir çizelge biçiminde düzenlenmemiştir. R.P. Giuseppe Campanile’in ‘Kürdistan Tarihi’ adlı kitabı Fransızcadan Türkçeye Heval Bucaktarafından çevirilmiş ve Avesta yayınları tarafından yayınlanmıştır.

Makale I

Bitlis Mirliği

Bu mirliğin esas kayda değer yanı, tüm bölgeye adını veren başkenti Bitlis’tir. Kimileri burayı tüm Kürdistan’ın başkenti olarak adlandırmaktan hoşlanır, ki bu, şehrin nispi güzelliğinden ve ticaretinden dolayı kabul edilebilir. Fakat tüm Kürdistan’ın Bitlis Beyine bağlı olduğu yanlıştır çünkü bu yedi mirlik de birbirinden bağımsızdır.

Bitlis oldukça güzel ve berkitilmiş bir şehirdir; Doğu’nun neredeyse tüm milletleriyle ticaret yapar. Başlıca ticaret dalı köle ticaretidir. Gürcistan’da esir alınan çocuk ve kızlar buraya getirilir. Köleler satılmak üzere bir handa sergilenir ve alıcı, her iki cinstten köleleri de çıplak halde incelemekte serbesttir. Alıcıların bazıları Türk, bazıları Hristiyandır; ama Hıristiyanlar daha fazladır ve bunların hepsi Ermenidir; bu Ermenilerin yalnızca küçük bir kısmı Katoliktir. Şehir, gelişmiş ticareti sayesinde zengindir.

Bedimahi (Muradiye şelalesi) Nehri buradan geçer. Hava oldukça önemlidir ve sokaklar pek iyi durumda değildir. Yaygın dil Kürtçedir ama Türkçe ve Farsça da konuşulur. Bey, yani vali mütesellim unvanını taşır. Vali bu unvanı ya yetkisini kötüye kullanarak ya da bazen Diyarbakır paşasından, bazen de Pers şahından alır. Çünkü o dönemde hangi komuşusunun daha güçlü olduğuna inanırsa onun koruması altına girer. Şehir sakinleri kaba ve kibirlidir. Doğu’nun çeşitli bölgelerinden gelerek yıllardır Bitlis’e yerleşmiş bulunan farklı tüccarlar dışında, burada yaklaşık elli bin kişi yaşar.” (s. 17-18, Avesta yayınları)./

 

Etiketler: / / / /

Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
Cumhuriyet Dönemi Asimilasyon Politikaları: Siirt, Muş, Bitlis ve Van
  ”Asimilasyon olgusu, son iki asrın en büyük cinayetidir! Bu asimile olmuş taklitçiler ise ne kadar gülünç cinayetlere sebep olmuşlardır,...
Kurdolog Bazil Nikitin’den Times’e ”Dersim Harekatı” Eleştirisi
Bugünkü ‘’Cumhuryet’’ gazetesi, uzak şarkın vaziyeti hakkında bir makale neşrederek uzak şarkın o kadar uzakta olmadığını ve diğer Asya memleketlerinin...
Mîrza Seîd – Kurdê Yekem Li Swêdê (1893)
Ev lêkolîna jêrîn ji du beşan pêk tê. Di beşa yekem de jîyana Mîrza Seîd bi tevayî û di beşa...
Fransızca Çizgi Anlatımda Bitlis ve Kürdler  
Bitlis’in tarihteki konumu ve önemi üzerine yüzlerce makale, anlatım ve arşive denk gelmişimdir. Hepsinde de özellikle iki önemli siyaset adamının...
Bir Askerin Günlüğü ‘Dersim Soykırımı’
Çalışmalarını Almanya’da sürdüren tarihçi Zeynep Türkyılmaz Dersim’de 1938’te devlet eliyle yaşatılan vahşete dair önemli bir belgeyi paylaşıyor. Harekata katılan bir...
YÛSUF ZİYÂ el-HÂLİDÎ – El-Hediyyetü’l-Ḥamîdiyye fi’l-luġati’l-Kürdiyye
YÛSUF ZİYÂ el-HÂLİDÎ, ilk meclisin her iki devre çalışmalarına aktif biçimde katıldı ve Kānûn-ı Esâsî taraftarı ve istibdat karşıtı yönelimiyle...
Nasuh Paşa Bitlislilerin damadı idi
Bitlislilerin damadı olan Nasuh Paşa’nın adının verildiği ‘Nasuh Paşa Camii, 1920’ler, Amid (Kara-Amid) Diyarbekir. Nasuh Paşa da, diğer bir çok...
İsmail Beşikçi Vakfı’nda Bitlis tarihi üzerine panel
Di vê panelê de bi riya nivîsên Baran Zeydanlıoğlu yên di derbarê bajarê Bêdlîsê û paşeroja hikumdarên wê de dê...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ