Tarlalarında yılda birkaç kez ürün alınan, yağlı yeşil zeytinlikleriyle Mardin’in bereketli ilçesi olarak bilinen Derik’in bu günlerde yaşadığı sıkıntı iklimiyle de, bereketiyle de tezat teşkil ediyor. İlçede yedi günden beri devam eden sokağa çıkma yasağı ve çatışmalar nedeniyle bereket timsali ilçe sessizliğe gömülmüş. Kaymakamlık verilerine göre son on günde yaklaşık 5 bin kişi ilçeyi terk etmiş.

Genç kız Derik’i terk ederken ‘bizde huzur bırakmadınız’ diyor.

‘Bizde huzur bırakmadınız’

Derik’te ilk karşılaştığımız kişi 15-16 yaşlarında genç bir kız oldu. Gerginlikle; ‘bizde huzur bırakmadınız’ dedikten sonra ilçenin girişine kurulmuş olan askeri barikata doğru yönelince, huzurunu kaçıranların kimler olduğunu öğrenmek üzere peşine takıldık.

“Bir haftadır okuluma gidemedim, kardeşlik dediniz, böyle mi olur kardeşlik, ne yiyecek var ne de içecek. Ne yapacağız şimdi?”

Adını söylemeyen genç kız sorulara soruyla yanıt verdikten sonra başka bir şey söylemeden kızgınlıkla dönüp Kızıltepe yoluna doğru yürümeye başladı.

İlçeden çıkanların tamamında aynı ruh hali hâkim. 63 yaşındaki Meliha Ekinci kızgın olmakla birlikte gitmeden önce ağzındakileri dökmeden edemiyor.

“Bizim hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Bir baktık anons yapıyorlar sokağa çıkmak yasaktır diye. Ne olduğunu anlamadık, sonra silah sesleri gelmeye başladı. Burnumuzu çıkaramadık. Günler geçti hâlâ aynı. Gece bir patlama oluyor ki uykumuzdan fırlıyoruz; zelzele gibi evimiz yıkılacak gibi oluyor. Vallahi yazıktır, Billahi yazıktır yeter artık ‘onlar’ da ‘onlar’ da çekilsinler bizi rahat bıraksınlar. Hepimiz Müslümanız, yetmedi mi bu kadar kan.”

‘Onlar ve onlar’

Meliha Ekinci’nin ‘onlar ve onlar’ diyerek simgelediği olgular PKK ile güvenlik güçleri. Derikliler mahallelere polis ve askerlerin girmedikleri zamanlarda olay ve çatışma çıkmadığını anlatıyorlar. Ancak sayıları on beşin üzerinde olduğu ve ‘kadro’ olarak tanımlanan PKK’lılar ile onlar tarafından organize edilen YDG-H’lilerin ilçedeki varlıkları ne olacak? Buna net bir yanıt yok. İyimser bir tahmin ‘polis operasyon yapmazsa gelenler de bir süre sonra giderler’ şeklinde. Bu tahmine karşı çıkanlar da var. M.U. onlardan biri.

‘Kimse örgütü davet etmiyor’

“Biz sokağa çıkma yasağı daha başlamadan ilçeyi terk ettik. Derik küçük yer, farkına vardık yabancı kişilerin dolaşmaya başladığını. Sorduk soruşturduk ‘dağ adamları’ dediler. Anladık ki bunlar bir şeyler yapacaklar. Çıktık Kızıltepe’ye geldik ama akrabalarımızın çoğu hâlâ ilçede. Zaman zaman geliyorum Derik’e, telefonla arıyorum, ‘araba getirdim çıkın sizi götüreyim’ diyorum ama evlerini bırakmak istemiyorlar. Sanki bomba gelse yıkılmayacak onlar olduğunda. Bak ben son iki seçimde de oyumu HDP’ye verdim, bir daha seçim olsun yine HDP’ye vereceğim. Oyumu HDP’ye vermem örgütü davet gibi anlaşılıyorsa yanlış anlaşılıyor. Biz siyaseten güçlenirlerse örgütün de çatışmaların da gerekliliği kalmaz diye düşünüyoruz. Örgütün yapması gereken köylerden, ilçelerden, şehirlerden çekilip siyasete meydan açması. Derik’ten yüzde 80’in üzerinde oy çıkmış HDP’ye bu mesaj değil mi arkadaş. Kapımın önüne barikat kurmak ne, çocuğa silah vermek ne? O zaman sivil de, asker de, gerilla da hayvanlar da ölür. Silahın yeri cephedir sivillerin arası değildir. Ben bu çatışmalarda örgütü haksız buluyorum, gelip şehrin içine girersen devlet izin verir mi?”

derik

Derik’ten göç edenlerin çoğu Kızıltepe’ye gidiyor.

‘Devlet haksız’

M.U.’nun aksi yönde düşünenler de var Derik’te. Adını vermeyen bir Derikli çatışmaların mevcut durum üzerinden değerlendirilmesini yanlış bulduğunu anlatıyor.

“Diyorlar ki niye bu çatışmalar çıkıyor, niye şehir içlerinde gerillalar. Benim iki yakınım dağda şehit düştü, bir tanesi hâlâ dağda. Bu adamlar bu bölgede gördükleri zulüm yüzünden dağa çıktılar. Çözüm Süreci olunca çok umutlandık. Bölge rahatladı, gerilim düştü. Ama sonra Kobani’de olanlar devletin Kürtlere bakış açısını ortaya koydu. Uludere, Suruç ve HDP mitinglerine yapılan saldırılar çözüm sürecini bitirdi. İnsanlar öfkeli ve devletin Kandil’i bombalaması sonucu yaşananların şehirlere, ilçelere etkileri bunlar. Devlet durursa PKK’nin de duracağına inanıyorum.”

derik

İlçede bazı ev ve okullar çatışmalardan zarar gördü.

‘İllâ ki bir çatışma olacaksa bu sivil alanlarda mı, kırsal alanlarda mı olmalı?’ sorusuna yanıtıysa şöyle:

“Elbette sivillerin içerisindeki çatışmaları çok doğru bulmuyorum. PKK ateşkes ilan etti bir süre önce, devlet operasyonlara devam edince ateşkese son verdiler. Yeniden görüşmelere başlamaları çatışmaları sonlandırır. Yoksa her iki taraf zarar görmeye devam edecek.”

İlçeden çıkmak isteyenler ve hastaların polis tarafından güvenliği sağlanan tampon bölgeye gelmeleri gerekiyor. Çıkmak isteyenleri ve hastaları almak isteyen zırhlı araç ve ambulans saldırıya uğrayınca böyle bir yol benimsenmiş.  Göç yoğunluğunu kaybetmiş.

derik

Derik’te çatışmalara katılan bu asker keskin nişancı tarafından kaskından vurulmuş.

Derik’te hendek yok

Bölgede sokağa çıkma yasağı ilan edilen pek çok ilçenin aksine Derik’te hendek yok. Taşlarla ve kum torbalarıyla yapılmış barikatlar var. Bunun nedeni olarak güvenlik güçlerinin iş makinelerini sıkı denetim altına almaları olduğu söyleniyor. PKK’lıların ilçeye geldikleri ihbarı alınınca tüm iş makinelerine el konmuş. Bu nedenle hendek kazılamamış.

İlçede YDG-H’liler tarafından yapılan 30 barikatın sekizi yıkılarak tuzaklanan bombalar fünye ile imha edilmiş. Çatışmalar şu anda dinmiş gibi görünüyor. PKK’lıların çatışmaların ardından ilçeden çıkmış olabilecekleri söyleniyor. Resmi bir açıklama ile desteklenmese de ilçeden alınan bilgilere göre 15 PKK’lı öldürülmüş.

derik

Askerler örgüt mensuplarının girdikleri okulu ele geçirdikten sonra bayrağı göndere çekti.

‘Sivil kıyafetli PKK’lılar’

Derik’te yaşananlara ilişkin bilgi veren ve adının yazılmasını istemeyen bir askeri yetkili sivillerin bulunduğu alanlarda yapılan operasyonların zor olduğunu anlatıyor. Sokağa çıkma yasaklarının uzamasını da bu duruma bağlıyor.

“Kırsal alanlarda örgüt mensupları ile yapılan mücadelede rahatsınız. İçerisine girilen muharebeden ya siz ya düşmanınız zarar görür. Ancak ilçe merkezinde böyle bir durum yok. Örgüt mensupları sanıldığı gibi dağlardan gelip girmiyor ilçelere. Üzerine sivil elbiseleri giydiğinde ve arama kaydı da yoksa istediği yere gidebilir. İlçe merkezine girdiklerinde sivillerin çok olduğu mahallelere yerleşiyorlar. Bir örgüt mensubunu etkisiz hale getirmek için 24 saat operasyon yaptığımız oluyor. Amacımız teröristi etkisiz hale getirirken sivillere zarar vermemek. Ancak onlar böyle bir ayrım yapmıyorlar. Sivilleri giyince terörist olmaktan çıkıyor. Eğer görüntü alıp tanımlama yapmamışsak sivil gibi çıkıp gidebiliyor. Pek çok kez böyle kaçmaya çalışırken yakaladık örgüt mensuplarını.”

operasyon

Derik’te askerler barikatları temizleme operasyonları yürütüyorlar.

‘Temizlik zamanı’

Mardin’in Derik ilçesinde çatışmalar durmuş görünüyor. Jandarma Özel Harekât Timleri ile Polis Özel Harekât Timleri ilçe içerisinde arama tarama faaliyeti yürütüyorlar. Bu çalışma tamamlanıp barikatlardaki bombalar imha edilip yollar temizlenip açıldığında sokağa çıkma yasağının biteceği konuşuluyor.  Ardından zarar gören evlerin, işyerlerinin ve okulların onarımıyla Derik normal ve bereketli günlerine geri dönmeye çalışacak.

Derik’te ve Deriklilerin göç ettikleri ilk yerleşim birimi olan Kızıltepe’de yaşananlara ilişkin en çok konuşulan konu ilçelerdeki çatışmaların yarattığı tahribat. Üstelik soğukların etkisini hissettirmeye başladığı bu günlerde göç etmek daha da zorlaşacak. Görüşleri farklı farklı olsa da sivil alanlarda yaşanan çatışmalar, hendek, barikat ve sokağa çıkma yasakları kabul görmüyor. Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün bir hafta önce yaptığı açıklama Deriklilerin görüşleriyle çok benzer;  “Şuna yürekten inanıyoruz. Bu sorunlar diyologla demokratik yöntemle çözülür. Bin yıllık geçmişi var bu halkın, kopma gibi bir şey yok. Ama her insanın kendi kimliğiyle özgürce ifade edebilmesiyle halklarımızı kucaklarız. İki yöntem de yanlış. Hendek kazmanın da sindirmenin de para etmeyeceğini elbet herkes anlayacak. Tek yöntem karşılıklı güven veren yöntemlere uygun adım atılmasıdır.”

Kaynak: Al Jazeera