Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,38 / Satış: 6,40

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 yıl önce hazırladığı Kürt sorunu raporunda neler demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 yıl önce hazırladığı Kürt sorunu raporunda neler demişti?
  • 21.12.2015

“Devlet terörünü de kınayalım; bu iş kontrgerilla ve özel timlerle çözülmez”

Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için İmralı’daAbdullah Öcalan’la 2.5 yıl süren diyalogdan sonra “Dolmabahçe Mutabakatı’nı kabul etmiyorum” diyerek süreci rafa kaldıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1991’de RP İstanbul İl Başkanı iken hazırlattığı ‘Kürt Sorunu’ başlıklı raporda önemli tespitlere yer vermişti.

 

 

 

18 Aralık 1991 tarihinde hazırlanıp RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a sunulan ‘Kürt Sorunu ve Çözüm Önerileri’ başlıklı raporda, “Bugün ‘Doğu’ veya ‘Güneydoğu Sorunu’ olarak adlandırılan sorun, aslında bir ‘Kürt Sorunu’dur. Bugün Doğu ve Güneydoğu olarak adlandırılan bölgeler, tarihin en eski devirlerinde ‘Kürdistan’ olarak adlandırılan coğrafyanın içinde yer alan bölgelerdir” ifadeleri yer almıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, raporunda, sorunun güvenlik eksenli tedbirlerle çözülemeyeceğini belirtirken, “Devlet, kontrgerillasıyla, özel timiyle, harcadığı trilyonlarca lirasıyla, köy korucularıyla vs. bu sorunun üstesinden gelinemeyeceğini artık anlamış bulunmaktadır” demişti.

Kürt sorununu eski hükümetler gibi güvenlik eksenli politikaların ‘çözüm’ getireceğine inanan Erdoğan’ın, o dönem danışmanlığını yapan şimdilerde ise AKP Milletvekili olan Mehmet Metiner’e hazırlattığı rapordaki önemli tespit ve öneriler şöyle:

-Bugün ‘Doğu’ veya ‘Güneydoğu Sorunu’ olarak adlandırılan sorun, aslında bir ‘Kürt Sorunu’dur… Sorun gerçekte ulusal bir sorundur, yani bir Kürt sorunudur… Bugün Doğu ve Güneydoğu olarak adlandırılan bölgeler, tarihin en eski devirlerinde ‘Kürdistan’ olarak adlandırılan coğrafyanın içinde yer alan bölgelerdir… Kürtler’in konuştuğu dil olan Kürtçe, Türkçe’yle ilgisi olmayan müstakil bir dildir…

“Halk iki terör arasında sıkıştı”

-Türkiye’nin Güneydoğusu bugün hâlâ geri kalmışlık sorunuyla yüz yüzedir. Bölgede ‘Kürt Sorunu’ dolayısıyla olağanüstü yasalar uygulanmakta ve bölge geniş yetkilere sahip olan genel bir vali tarafından idare edilmektedir. 1985’ten itibaren başlayan PKK saldırıları dolayısıyla bölge bir yanda devlet terörü, öbür yanda da PKK terörü arasında sıkışıp kalmaktadır. Bölge halkı PKK’ya bir biçimde arka çıktığı gerekçesiyle sürekli baskı ve işkence altında tutulmaktadır. Özel Tim’in bölgedeki uygulamaları âdeta hesap dışıdır. Bölgede yaşayan insanların ne mal ve ne de can güvenlikleri söz konusudur. İnsanlara bölgede gerektiğinde ‘bok’ bile yedirilmektedir.

-Demokratikleşme ve insan hakları noktasında Güneydoğu son derece geridir. Yakın bir zamana kadar anlamsız ve çağdışı Kürtçe yasağı dolayısıyla bölge insanları hayli baskılarla yüz yüze gelmiştir.

‘PKK feodal ilişkileri kırıyor’

-Özellikle kırsal kesimde PKK’nın belirleyiciliği giderek artmaktadır. PKK’nın güç ve nüfuz kazanması, haliyle Doğu ve Güneydoğu’daki feodal ilişkilerin kırılmasına yol açmaktadır. Şehirlerde de PKK’nın etkisi giderek artmaktadır. Diyarbakır, Batman, Muş vb. illerde Kürt sorunu konusunda oldukça duyarlı aydın ve entelektüel bir kesim oluşmuştur. Bu kesim, Güneydoğu halkının her türlü problemleriyle yakından ilgilenmeyi zorunlu bir eylem olarak kabul etmektedir. Kürt sorununa sahip çıkan ve Kürt halkına yönelik her türlü şiddet, baskı ve zulme karşı çıkan HEP’in kazandığı güç, bu açıdan değerlendirilmelidir. HEP hem PKK’nın desteğini almakta, hem de bölgede bulunan aydın/entelektüel Kürtlerin ilgi odağı haline gelmektedir. HEP’in bölge halkının acil ve somut problemleriyle yakından ilgilenmesi ona hayli puan toplamaktadır.

“Özel timlerle bu iş çözülemez”

-Bugün Güneydoğu’da PKK eliyle sürdürülen Kürt silahlı mücadelesi şehre inmiştir. Devlet, kontrgerillasıyla, özel timiyle, harcadığı trilyonlarca lirasıyla, köy korucularıyla vs. bu sorunun üstesinden gelinemeyeceğini artık anlamış bulunmaktadır. Kemalist Devletin geleneksel zora ve silaha başvurma yöntemi artık iflas etmiştir.

“Kürtler kopmak istemiyor”

Kürtler ne mi istemektedirler? Çoklarının zannettiği gibi Kürtler, Türkiye’den kopmak istememektedirler. En azından Kürtlerin büyük çoğunluğu Türklerle birlikte eşit ve gönüllü bir birliktelik oluşturmak istiyorlar. TC Devleti’nden kopup bir Kürt devletini kurma düşüncesini marjinal Kürt unsurlar savunmaktadırlar. Gerçi bunlar da yakın vadede değil ancak uzun vadede bunun mümkün olabileceğini söylemektedirler. Kürt halkının büyük bir çoğunluğu Kürt ulusal kimliğinin tanınmasını ve Kürt kültürünün geliştirilmesini istemektedirler. Dahası ve en önemlisi, kaç zamandan beridir kendilerine yönelik baskıların son bulmasını dilemektedirler. Yaşadıkları bölgenin iktisadi ve sınai açıdan kalkındırılmasını beklemektedirler. İnsan hakları temelinde özgürlükler istemektedirler.

-Dış dünyada meydana gelen değişmelerin içerde yol açtığı zorunlu zihinsel değişimler ve en önemlisi de PKK ile sürdürülen geleneksel zora dayalı yöntemin başarısızlığa mahkûm olduğunun anlaşılması, Kürt sorununa ‘tam demokrasi’ ve ‘kültürel çoğulculuk’ temelinde yaklaşmayı beraberinde getirmiştir. Cumhurbaşkanı Özal’ın ilk defa Kürt varlığını tanıdıklarını ilan etmesi ve sonraki günlerde “Federasyon da dahil her konu tartışılmalıdır” türünden demeçler vermesi, Körfez Krizi esnasında Celal Talabani ve Mesut Barzani’nin temsilcisiyle en üst düzeyde görüşmeler yapması, Kürt sorununun yeni bir bakış açısı temelinde konuşulmasına rahat bir imkân sağlamıştır.

Raporda çözüm için ne öneriliyor?

Raporun “Bizim görüşümüz ve tavrımız ne olmalıdır?” başlıklı bölümünde öneriler 12 maddede toparlanmıştı. O öneriler şöyle:

Kürt sözcüğünü telaffuz edelim: Yeni dönemde RP olarak gelişmelerin gerisinde kalmak istemiyorsak artık Kürt sözcüğünü rahatlıkla telaffuz edebilmeli, Türkiye’de Kürt halkının çektiği onca acıya ve sıkıntıya tercüman olabilmeliyiz.

Resmi ideolojiyi sorgulayalım: Türkiye’de 75 yıldan beridir resmi ideolojinin Kürt meselesinde inkârcı, asimilasyoncu, baskıcı davrandığını açık seçik söylemeli ve resmi ideolojiyi yüksek sesle sorgulayabilmeliyiz.

Kültürel hakları tanıyalım: Türkiye’de Kürt kimliğinin tanınması ve Kürt kültürünün geliştirilmesi için engelleyici tüm yasaların kaldırılması gerektiğini, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Kürtçe’nin öğrenilmesi ve öğretilmesi için yasal imkânların hazırlanması gerektiğini, bütün bu hakların Türkiye’de yaşayan diğer halklara da -Laz, Çerkez, Gürcü, Arap vs.- tanınması gerektiğini, bu çerçevede Türkiye’nin kültürel bir çoğulculuğa sahip olması gerektiğini savunmak.

“İnsan hakları ihlalleri karşısında herkesten önce ve herkesten çok tepki gösterelim”

Ana dilde eğitim hakkı verilmeli: Türkiye’de dileyen herkesin kendi anadilinde eğitim-öğretim yapabilmesini savunmak, kitle iletişim araçlarından yararlanmasını savunmak.

İnsan haklarına duyarlılık: İnsan hakları konusunda herkesten çok duyarlı politikalar geliştirmek. Bu politikaları somut bir biçimde davranışlara dönüştürmek. Ne yazık ki partimiz bu konuda henüz istenen bir seviyede değildir. Konumuz Güneydoğu olduğu için örnekliği oradan vereyim: Güneydoğu’da kan gövdeyi götürse bile, orada yaşayan halk türlü baskılarla yüz yüze kalsa bile partimizin bu konuda somut adımlar atmadığını görüyoruz. Kınama düzeyinde bile partimiz diğer partilerden geri kalmaktadır. Oysa Güneydoğu’da yaşanan her türlü haksızlıkların karşısına dikilen parti RP olmalıdır. Önerim şu: Bundan sonra bölgede ortaya çıkacak her türlü gelişmeyi yerinde ve zamanında en üst düzeyde heyetler göndererek değerlendirmek, insan hakları ihlalleri karşısında herkesten önce ve herkesten çok tepki göstermek. Bu tavrı bütün bir Türkiye’de göstermek gerekir ayrıca.

Gönüllü kardeşliği sağlayalım: Türkiye’de resmi ideolojisi ırkçı, asimilasyoncu ve baskıcı olmayan, Türkiye’de yaşayan herkesin eşit siyasal, sosyal ve kültürel haklar temelinde gönüllü bir birlikteliğini esas alan yeni bir hukuk devleti anlayışını ön plana çıkartmak. Ülke bütünlüğünü bu gönüllü kardeşlik temelinde savunmak.

Devlet terörünü de kınayalım: PKK terörünü kınadığımız kadar devlet terörünü de kınamak. Devlet-PKK çatışmasında devletçi bir safta gözükmemek, devletin eleştiri üslubunu benimsememek; “Bölücü”, “Terörist”, “Ayrılıkçı” vs…

“Kürt sorunun çözümü için neler önerdiğimiz açıklıkla ortaya konulmalı”

Her tür ırkçılığa karşı çıkalım: Her türlü ırkçılığa karşı çıktığımızı, Türk ırkçılığına da Kürt ırkçılığına da karşı çıktığımızı ilan etmek ve bunu davranışlarımızla göstermek.

İslamiyet’ten yararlanalım: Güneydoğu’da RP’nin diğer partilerden şanslı bir yanı var. O da inanç partisi olmasıdır. Müslüman Kürt halkının problemleriyle yukarıda belirttiğimiz yaklaşımlar çerçevesinde ilgilenildiğinde RP büyük bir başarı kazanacaktır.

Küsenleri geri kazanalım: Güneydoğu’da ittifak dolayısıyla RP’ye küsen veya küstürülen insanlarımızın geri kazanılmasını sağlamak. İttifak’ın getirip götürdüklerinin parti içinde bir özeleştiriden geçirilmesi ve bunun münasip bir dille kamuoyuna anlatılması gerekmektedir. RP, Türk ırkçısı MÇP ile işbirliği yapan milliyetçi-muhafazakâr-sağcı bir parti şeklindeki eleştirilerden yakasını ancak böylelikle kurtarabilir. Bu özeleştiri veya değerlendirme süreci, İttifak’tan dolayı RP’den kopan arkadaşları tekrar kazanmaya, hem de bölgeye dönük yeni taktik ve stratejilerin daha aklı başında bir biçimde belirlenmesine imkân sağlayacaktır.

Bir Kürt politikası oluşturalım: Artık RP’nin de bir Kürt politikası olmalıdır. Bu konuda düzenlenecek parti içi tartışmalarla, yazarlarımız ve araştırmacılarımızla yapacağımız müzakerelerle ve düzenleyeceğimiz ilmi sempozyumlarla RP’nin Kürt sorununa nasıl baktığı ve sorunun çözümü için neler önerdiği açıklıkla ortaya konulmalıdır. Bu çerçevede bir programa sahip olmalıyız diyorum.

Bölgede yeniden yapılanalım: Güneydoğu’daki teşkilatlarımız düzenli örgütlere dönüştürülmeli. RP’nin yeni dönemde bölgede yeniden güç kazanması içini ittifak dolayısıyla ayrılan arkadaşlarımızın bölgede önemli görevlere getirilmesi gerekir. Bölgedeki görevlilerin bölge sorunlarını iyi bilmeleri, kültürlü insanlar olmaları ve teşkilatçılığı da modern biçimde götürebilecek evsafta olmaları gerekir.

Kaynak: T24

Bir Askerin Günlüğü ‘Dersim Soykırımı’
Çalışmalarını Almanya’da sürdüren tarihçi Zeynep Türkyılmaz Dersim’de 1938’te devlet eliyle yaşatılan vahşete dair önemli bir belgeyi paylaşıyor. Harekata katılan bir...
YÛSUF ZİYÂ el-HÂLİDÎ – El-Hediyyetü’l-Ḥamîdiyye fi’l-luġati’l-Kürdiyye
YÛSUF ZİYÂ el-HÂLİDÎ, ilk meclisin her iki devre çalışmalarına aktif biçimde katıldı ve Kānûn-ı Esâsî taraftarı ve istibdat karşıtı yönelimiyle...
Nasuh Paşa Bitlislilerin damadı idi
Bitlislilerin damadı olan Nasuh Paşa’nın adının verildiği ‘Nasuh Paşa Camii, 1920’ler, Amid (Kara-Amid) Diyarbekir. Nasuh Paşa da, diğer bir çok...
İsmail Beşikçi Vakfı’nda Bitlis tarihi üzerine panel
Di vê panelê de bi riya nivîsên Baran Zeydanlıoğlu yên di derbarê bajarê Bêdlîsê û paşeroja hikumdarên wê de dê...
Bitlis evleri ve kapı-pencere çevrelerinin beyaza boyanması geleneği
’Evler kare şeklinde kesilmiş pastel kırmızımsı taşlardan ve genellikle de iki katlı olarak inşa edilmişlerdi. Büyük bir taş ustalığı ve...
Bitlis – Kürdlerin tarihteki Buhara ve Semerkant’ı
16. ve 18. yüzyıl arasında Bitlis’in ilim irfan merkezleri olan medreseleri, aynı dönemde büyük bir şatafata sahip olan Semerkant ve...
İsmail Beşikçi Bitlis ve Ahalisi adlı kitabı yorumladı
Bitlis’in 19. yüzyıldaki toplumsal, ekonomik ve kültürel durumunu anlatan bir kitap var. Bitlis ve Ahalisi İsmail Beşikçi ‘Seyyahların Anlatımlarıyla Bitlis...
Osmanlı’da – Bitlis Kürd Beyliği’nde Kölelik ve Köle Pazarları
Köleliğin çok eski çağlardan beri var olduğu ve hemen hemen tüm kıtalarda 1800’lerin ortalarına kadar da yer aldığı bilinen bir...
BİTLİS SANA HASRET WILLIAM SAROYAN
William Saroyan ünlü bir Amerikalı Ermeni yazar. Hem Oscar’ı, hem Pulitzer’i olan tek adam. Kendini Bitlisli ve Amerikalı olarak görüyor....
Bitlis’te de lewendî ile dolaşılırdı
Her bir coğrafyanın, milletin ve toplumun kendine göre giyim kuşamları vardır. Bölgeden bölgeye değişiklik gösterdikleri gibi şehirler arası da bu...
Kürd Amazon Fatma Seher. Nam-ı diğer Erzurumlu Kara Fatma
Yakın dönem tarih ve savaş kahramanları anlatımlarında Kara Fatma adı ile karşımıza çıkan bir çok kadın bulunmaktadır. Değişik bölge, mıntıka...
ALÎŞÊR’İN MEKTUPLARI HAKKINDA DÜZELTME – Malmîsanij
Koçgirili Alişêr’in iki mektubu, Vate dergisinin 59. sayısında (Zimistan 2019) yayımlanmıştı. Oradaki metinlerin Osmanlıca olan asıllarını okuyunca transkripsiyonda bazı yanlışlar,...
Bitlis’in son beş yüzyıldaki nüfusu ve sakinleri. Kürdler, Ermeniler ve diğerleri
Binlerce yıllık tarihi bir yerleşim yeri olan kadim şehir Bitlis’in nüfusuna ve orada yaşamış kavimlere dair pek çok anlatım vardır....
Li ser Betlîsê û tarîxa Kurdan kitêbeke pir hêja
Baran Zeydanlıoğlu 11 roj berê, di 5ê mehê da kitêba xwe ” Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ” ji min ra...
Bitlis’te Kitap Tanıtımı, İmza ve Söyleşi Günü Düzenlendi
Yeni çıkan ‘Seyyahların anlatımlarıyla Bitlis ve Ahalisi’ adlı kitabın ilk tanıtım ve imza günü Bitlis’te gerçekleşti. Bitlis Düşünce ve Akademik...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ