Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Boşalan Şehirler mi Dejenerasyon mu?

Boşalan Şehirler mi Dejenerasyon mu?
  • 12.01.2016

 

Kürdistan ulusal özgürlük mücadelesinin kızgın aşiret adamlarının merdane kalkışmalarından modern devletler çağına adaptasyonu 1938-1946 yıllarında Doğu Kürdistan’daki kurumsallaşma çabalarının arttığı döneme rastlamıştır.

 

 

 

 

 

 

 

Ceng Sağnıç

Hiç şüphesizdir ki Kürdistan Cumhuriyeti’nin 1946 yılındaki ilanı, erken dönem 20. yüzyıl Kürdistan siyasi tarihindeki tek başarılı girişim olarak bu çabaların eseridir.

 

Hakkında çok az evraka sahip olunsa da, “Komeley Jîyanewey Kurdistan”ın (Jê-Kaf) bugüne ulaşmış belgeleri 1938 yılında kurulan “Hizbî Azadîxwazanî Kurdistan” adlı bir partinin devamı olduğunu ve Doğu Kürdistan’daki aydınlanma hareketinin  orta ve üst-orta sınıfın öncülüğünü yaptığı bir ulusal hareket olarak bütün Kürdistan parçalarında gelişecek özgürlük hareketlerinin temelini bu yıllarda attığını işaret ederler.

 

Bu dönemin öncü siyasi kadroları İran’da Süleymaniye’de ve Suriye’ye sürgün edilmiş Kürt entelektüellerin eserlerinin tesirinde kalmış orta sınıf münevverlerken, Irak’taki örgütlenmenin ilk temellerini Kürt subaylar, edebiyatçılar ve bürokratlar atmıştır.

 

Kürdistan siyasi tarih silsilesinin önemli öncü taşları olan bu partilerin bu tarih için taşıdıkları önem Kürdistan ulusal hareketlerini yerel, reaktif ve sınırlı ama kalabalık kalkışmalardan organize olmuş kurumlar seviyesine taşımış olmalarının ötesinde ihtiva ettikleri kurucu elit ile de ilintilidir.

 

Pêşewa Qazî Mihemed’in liderliğini yaptığı geleneksel elitler hareketiyle birleşiminden sonra Kürdistan Demokrat Partisi (Hizbî Dîmokratî Kurdistan – KDP) adını 1945 yılında alan bu hareketin her iki bileşeni de Tebriz-Bakü vasıtasıyla Sovyet, Süleymaniye-Bağdat vasıtasıyla ise İngiliz entelektüel rüzgarlarına erişimi olan aydın kadrolar tarafından tasarlanmış, kurulmuş ve yönetilmişlerdir.

 

Doğu Kürdistan ulusal hareketinin 1941 Sovyet-İngiliz işgalinden sonra İran’ın geride bıraktığı hükümet kurumlarını bir yıl içerisinde doldurabilmiş olması da, Kürdistan Cumhuriyeti’nin yıkılışını en az zaiyat ile sonuçlandırmış olmaları da bu kadronun bu iki hat üzerinden erişim sağladığı modern siyasi akıldan elde ettikleri entelektüel kapasitenin sonuçları olmuştur.

 

Öyle ki, kesin bir yenilgiye uğramasına rağmen Süleymaniye-Mahabad-Bakü hattında oluşmuş Kürt milliyetçi hareketi organizasyon yapısından ismine kadar mirasının Kürdistan’ın bütün parçaları arasında bölüşülmesini sağlayabilmiştir. 20. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle Kürdistan’da kurulan tüm partilerin Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) adının varyasyonlarını kullanması Doğu Kürdistan siyasi elitinin Kürdistan siyasetinde yol açtığı yapısal değişikliğin bir sonucudur.

 

Bugün kuzey Kürdistan siyasetinin 20. yüzyıl Kürdistan siyasetinden ayrıldığı en temel husus bu mirasın üzerinde yükselen neredeyse hiç bir siyasi, toplumsal ya da entelektüel kurumunun kalmamış olduğudur. Türkiye’nin Irak, İran ve Suriye’den farklı olarak başarılı yürüttüğü asimilasyon siyaseti bunun sorumluluğunun büyük kısmını taşıyor olsa da; Türkiye Kürdistan’ındaki siyasi elitin 1960-70 sosyalist rüzgarlarıyla beraber kurumsal ve entelektüel geleneği olmayan bir kadroyla değiştirilmiş olması da dolaylı bir etkiyle asimilasyon siyasetinin Kürdistan’daki başarısını kaim kılmıştır.

 

Bu çerçeveden irdelendiğinde asimilasyon sadece Kürtçe’nin unutturulmasıyla sınırlı değildir. Kürdistan’daki mevcut siyasetin tarihsel köklerinden koparılarak kendini kurumsal ve entelektüel olarak yenileyemeyen bir yapıya hapsedilmesi ve sorunlarına çözüm üretebilecek yetkinliklerinin tamamını yitirerek 1938 öncesi “merdane savaşan kızgın aşiretler” döneminin yapısal koşullarına geri döndürülmüş olması asimilasyon siyasetinin bahsi edilmeyen en önemli başarısıdır denebilir.

 

Kürdistan siyasetinin öncü kadrolarındaki değişimin Kürdistan siyasi kültürüne yaptığı etkiler çok daha uzun tartışılabilir. Lakin, bu değişimin uzun erimli neticelerinden biri olan siyasi dejenerasyon bugün sebeplerinden daha önemli bir sorunu işaret etmektedir.

 

1930’ların sonundan itibaren tüm imkansızlıklarına rağmen kurumsal ve entelektüel üretimininin aksamamasını sağlayabilmiş olan Kürdistan ulusal mücadelesinin kurum ve sivil aydınlar üretemeyen bir sarmalda onsekiz yaşın altındaki aktivistlerin merdane yürüttüğü bir siyasi fenomen halini almaya başlamış olması bu sorunun sebeplerinden daha trajik olan neticesini işaret etmektedir.

 

Kürt siyasetinin 1938 sonrası modernizasyonunun en belirgin sonucu siyasi mücadelenin liderliğinin lokal pragmatik eğilimler ile öfkeli kalkışmalar yapan geleneksel elitten alınarak orta ve üst-orta sınıf entelektüellere verilmesi olmuştur. Bu yeni durum Kürdistan siyasetini Kürdistan’ın coğrafi ve toplumsal koşullarına uygun halde uzun erimli ve yarı-nizami bir mücadele yapısına dönüştürmüştür.

 

Bir başka deyişle Kürdistan siyaseti devletsiz bir nasyonalizasyona tabii tutularak Kürt ulusal çıkar algıları geleneksel elitlerin pragmatik siyasetlerinden kurtarılmıştır. Böylece sonuç alıcı mücadelerin önü açılmış, Kürt siyasi elitinin kendi geleneğini oluşturabilmesinin temelleri atılmıştır. Daha da önemlisi, her modern siyaset gibi Kürdistan ulusal mücadelesi de öfke nöbetleri geçiren feodal liderlerin kısa vadeli ve sonuçsuz kalkışmalarından nasyonalist çıkar algıları ile yönetilen ve kendini yenileyebilen bir forma evrilmeyi imkansızlıklarına rağmen başarabilmiştir.

 

Modern Kürdistan tarihinin en büyük başarısı ulusal yok oluşunun sebebini oluşturacak lokal ve sonuçsuz isyanlardan ulusal varlığını 21. yüzyıla taşıyan modern bir siyasi aklı devletsiz olmasına rağmen geliştirebilmiş olmasıdır.  Yine başka bir deyişle, bu süreç Kürt siyasetini “kızgın aşiret adamlarından” rasyonel siyaset adamlarına taşıyan süreçtir.

 

Bugün Kürdistan siyaseti için bahsi edilebilecek en aşikar risk dejenere bir form ile erken 1940’larda geliştirdiği rasyonel siyaset adamlığı sürecinden geriye gitmek olarak özetlenebilir. Zira uzun süren her savaş gibi Kürdistan’daki savaşın da Kürdistan’ın siyasi hayatiyetini dejenerasyonlara uğratabilme potansiyeli bulunmaktadır.

 

Kürdistan’da silah tutma yaşının onsekizin çok altına indiği, söylediklerinin ciddiyetinden neredeyse bihaber genç kadroların savaş ve öz-yönetim deklerasyonları okuduğu, kırk yaş üstü aydın kadroların geriye miras olarak savaş karşıtı aktivizmden başka rasyonel değer taşıyan hiç bir siyasi üretim bırakamadığı bir dönem olması itibariyle 21. yüzyılın ilk çeyreği bu tür bir dejenerasyonun hızla yaşandığı gerçeğini de işaret ediyor olabilir.

 

Bu bağlamda, siyasi dejenerasyonun Kürdistan’a yönelttiği en büyük tehdit ucu görünmeyen bir savaşın şehirleri ve köyleri boşaltması kadar kolay telafi edilecek bir sonuçla sınırlı kalmayabilir. Kürdistan siyasetinin askeri ve siyasi kapasitesini asgari nizamileştirmek yerine hiç bir teorik çerçeve içerisinde hareket etmeyen, kısa vadeli, düzensiz gelişmiş ve onsekiz yaş altı öfkeli kalabalıklar haline hızla dönüşüyor olması bir bakıma bu siyasetin edindiği modern siyasi akıldan daha geriye, erken 20. yüzyılın “kızgın aşiret adamları” dönemine savrulması da demek olacaktır.

 

Böyle bir döneme girmesi durumunda Kürdistan siyaseti entelektüel varlığını ve modern siyasi kadrolarını birbirini takip eden kalabalık öfke nöbetlerinde yitirmekle beraber siyasi hayatiyetini anlamlı kılan isyan, direniş, özgürlük, otonomi, öz-yönetim gibi kavramların da anlamsızlaşarak etkilerini hem Kürdistan’da hem de Kürdistan’ın dünyaya ilettiği mesajlarında yitirmesiyle karşı karşıya da kalabilecektir. Hiç şüphesiz ki böylesi bir siyasi dejenerasyonun tamiri boşalan şehirlerdeki nüfusun telafisinden çok daha zor bir süreç olacaktır.

 

*Moshe Dayan Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi, Tel Aviv, İsrail  

Etiketler: / / /

Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
Manuscute neresidir? Bitlis’ten üç, Diyarbekir’den beş günlük mesafededir
1600 yılının temmuz ayında, beraberindeki altı yüz kişilik bir kervan eşliğinde Halep üzeri Diyarbekir ve Bitlis yaparak yolculuğuna devam eden...
Aşkın ve İmanın Şairi: Fethi
Kalemin ve kelamın gücünü simgeleyen, ona hayat katan, yüreğinin çığlıklarını korkusuzca bütün renkleriyle ortaya koyabilen Kürt coğrafyasının edebi hafızasında unutulmuş,...
İsveç kralı Demirbaş Şarl’ın (1709) Osmanlı’ya borçları  ve alacaklıların İsveç macerası
Osmanlı tarihinde Kral Demirbaş Şarl’ın askerleriyle birlikte İstanbul’daki Sultan’a sığındığı ve yıllarca padişahın misafiri olduğu anlatılır. Peki kimdi bu kral?...
Kurdîyê Bidlîsî Kimdi?
  1918-1919 yılarında Kürt basınında yazılarına rastladığımız Kurdîyê Bidlîsî kimdi?                 M.MALMÎSANIJ  ...
Geleneksel Kürt Mezar Taşları – Filîtê Quto Örneği
Hançer, Kürtler arasında sıklıkla kullanılan ve taşınan bıçak çeşididir. Kürt erkekleri 1900’lerin başlarına kadar hançerleri günlük hayatında taşımış ve kullanmıştır....
160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler
Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden...
İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ