Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,87
€ EURO → Alış: 7,72 / Satış: 7,76

Sürgündeki Caşlar

Sürgündeki Caşlar
  • 12.01.2016

 

Mesut Barzani’nin, ihanet yüzünden ölümüne sürgün ettiği ve “Caşlar” olarak bilinen 15 bin Kürt, topraklarına geri dönmek istiyor.

 

 

 

 

 

 

Türkiye de, Musul’daki kalelerde yaşayan Caşlarla yakın temasta. Bir Kürt için Musul demek ölüm demek şimdilerde. Kuzey Irak’ta yaşayan Kürtler, çok hayati bir mesele olmadıkça Musul’a asla adım atmazlar. Onlara göre Musul’da düzen yok; radikal Şii ve Sünni Araplar Kürtleri kesiyor, ya da kaçırıp ailelerinden fidye istiyor. Haksız da değiller aslında; yaşanan birçok olay var çünkü. Ancak böylesi bir bölgede Musul’un hemen dibinde binlerce Kürt “ölüm çizgisinde” yaşıyor. Mecburen burada ikamet eden, ettirilen Kürtler bunlar. Onlar için soydaşlarına, ülkesine ihanet eden “Caş” tabiri kullanılıyor. Zaten onlar da “vatana ihanet” suçunun cezasını çekiyorlar.

Caşlar, Musul’un etrafında bulunan Saddam Hüseyin döneminden kalma dört kalede yaşıyor. Daha doğrusu bu kalelere hapsedilmişler. 4 kalede toplam 15 bin kişi sürgün hayatı yaşıyor. Öyle ki bu insanlarla konuşmak onlarla bir şekilde irtibata geçmek de suç teşkil ediyor. Nitekim onlarla konuşmaya başlayınca üç beş dakika geçmeden asayişten olduklarını söyleyen birkaç görevli etrafınızı sarıp sizi oradan uzaklaştırıyor.

SADDAM’IN KATLİAMLARINA ALET OLDULAR

15 bin kişinin kalelere hapsolma hikâyesi 13 yıl öncesine dayanıyor. Saddam Hüseyin, ülkede baskı kurup hâkimiyetini sağlamak için zaman zaman aynı kökten gelen grupları, aşiretleri kullandı. Tabir yerindeyse Kürdü Kürde, Arabı Araba kırdırdı. Bu politika Saddam’ın baskısını kavileştirirken aynı kökten gelen akrabalar arasında da uçurumlar oluşturdu. Saddam daha çok, zaman zaman kendisine baş kaldıran Kuzey Irak’taki Kürtleri kontrol altında tutmak için bu taktiği devreye soktu. Bu sebeple savaşçı özelliği olan bazı Kürt aşiretlerini yanına çeken devrik Irak lideri, Barzani ve Talabani peşmergelerine karşı bunları kullandı. Bu Kürt aşiretleri kendi soydaşlarına büyük zayiatlar verdirdiler. Hatta Kimyasal Ali lakaplı Hasan Ali El Mecid’in Kürtlere yönelik kimyasal silah kullanmasında Caşlar kullanıldı. Caşlar Saddam’ın devrim muhafızlarına öncülük ederek kendi ırkdaşlarını öldürmekten çekinmediler.

Fakat bu aşiretlerin etkinliği 1991’de sona erdi. Birinci Körfez savaşı sonrasında Barzani ve Talabani’nin Kuzey Irak’ta güçlenmesiyle Baas iktidarının bölgedeki etkinliği azaldı. Bunu fırsat bilen Barzani, kendilerine ihanet eden Caş aşiretlerini Musul’a sürdü. Herki ve Gerdi aşiretlerinden oluşan Caşlar, Musul’un etrafındaki çöllerde yaşamaya mecbur kılındı. Çölde sıkıntılı yıllar geçiren Caşlar, 1991’e kadar Saddam Hüseyin tarafından cezaevi olarak kullanılan kalelere 2003’ten sonra geçmeye başladılar.

BİZ KANDIRILDIK, ÇOCUKLARIMIZ ÇEKMESİN

Kalelerde kendilerine yeni hayat kuran aşiretler, burada hayat mücadelesi veriyor. İhanetlerinden dolayı bölgede mevcudiyetleri kabul edilmeyen Caşlar, kalelerin dışına çıkamıyorlar. Yarı kapalı cezaevini andıran kalelerde aileleriyle birlikte yaşayan aşiret mensupları, Mesut Barzani’nin kendilerini affetmesini ve Akre bölgesindeki topraklarına dönmek istediklerini söylüyorlar. Ancak sürgün cezası kolay kolay kalkacak gibi gözükmüyor.

Kale mahkûmları pek konuşmak istemiyorlar. Daha doğrusu konuşmaktan çekiniyorlar. Yaşı ilerlemiş, dünyadan artık bir beklentisi kalmamış bir iki ihtiyar, birkaç cümleyle dertlerini dile getirmeye cesaret ediyor. Kerim Celil, bunlardan biri. Celil’in tek istediği torunlarının özgür bir ortamda yaşamalarının sağlanması: “Biz kandırıldık, hatalar yaptık. Kendi kardeşlerimize karşı durduk. Ancak pişmanız. Şimdi çocuklarımız, torunlarımız bu cezayı çekiyor. Onları afetsinler yeter.”

Kalede yaşayan çocuklar, hemen yanıbaşlarındaki köy okullarında okuyorlar. Ancak yetişkinler bir iş bulup çalışamıyor. Zaten çok fazla da uzağa gidemiyorlar; kendilerini takip eden bir güvenlik görevlisi istenmedik şeyler yaşatabilir onlara. Musul ise Kürt olduklarından dolayı Caşlar için tehlikeli bölge. Bir an önce kendi topraklarına dönmek istediklerini söyleyen Salih Abdullah, böyle devam etmesi durumunda bu kalelerde ölüp gideceklerini dile getiriyor: “Hiçbir imkânımız yok. Çok zor durumdayız. Birileri bizim için devreye girip bir şeyler yapsa çok iyi olacak. Mülteci bile olmak istiyoruz. Yeter ki buradan çıkalım.”

Kalelere hapsedilmiş binlerce işsiz ve kısmen kimliksiz insan, şüphesiz  PKK’nin dikkatinden kaçmış değil. Örgüt buradaki Kürt gençlerini kandırıp dağa çıkarmak için yoğun çaba gösteriyor. PKK bu konuda kısmen başarılı olmuşsa da Caşlar aynı hataları tekrar yaşamak istemiyor. Bu yüzden mümkün olduğunca teröristleri kalelerinden uzak tutmayı yeğliyorlar.

TÜRKİYE “CAŞ AFFI” İÇİN DEVREDE

Dünyanın gözünün çevrildiği, çok sayıda ülkenin güç mücadelesi verdiği Kuzey Irak’ta hangi ülke daha çok taraftar toplarsa bir adım öne geçiyor. Son yıllarda Türkiye de, Kuzey Irak’ta tanınmayan aşiretleri kendi yanına çekmek için devrede. Söz konusu aşiretlerin kaleler dışında yaşayan binlerce akrabaları bulunuyor. Türkiye ile Barzani arasında Caşların affedilmesine dair gizli bir pazarlığın devam ettiği ileri sürülüyor. Bu pazarlık varsa nasıl sonuçlanır binmez; ancak Türkiye bölgede Caş olarak adlandırılan başka aşiretlerle sıkı diyalog kurmuş bile. Temas kurulan isimlerden biri, Zebari Aşireti lideri Arşad Zebari… Zebari Aşireti’nin “Caşlığı”, 1920-30’larda Şeyh Mahmut Berzenci’nin İngilizlere karşı isyan ettiği yıllara kadar uzanıyor. Zebariler de Kürtlere karşı duruş sergiledi. Bu yüzden ismi Caşlıkla anılan aşiret lideri Mahmut Ağayi Zebari Irak güçleriyle birlikte 1940-1974 arasında Şeyh Ahmet Barzani ve Mustafa Barzani’ye karşı mücadele verdi. Zebari Aşireti, iktidarı boyunca hep Saddam Hüseyin’i desteklemişti.

 

Aksiyon – Arşiv

Etiketler: / / /

1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
Cumhuriyet Dönemi Asimilasyon Politikaları: Siirt, Muş, Bitlis ve Van
  ”Asimilasyon olgusu, son iki asrın en büyük cinayetidir! Bu asimile olmuş taklitçiler ise ne kadar gülünç cinayetlere sebep olmuşlardır,...
Kurdolog Bazil Nikitin’den Times’e ”Dersim Harekatı” Eleştirisi
Bugünkü ‘’Cumhuryet’’ gazetesi, uzak şarkın vaziyeti hakkında bir makale neşrederek uzak şarkın o kadar uzakta olmadığını ve diğer Asya memleketlerinin...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ