Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Şehir ve Medeniyet Konumuza;“Şehir ve Savaşı” Ekledik

Şehir ve Medeniyet Konumuza;“Şehir ve Savaşı” Ekledik
  • 25.02.2016
  • 2.290 kez okundu

 

 

 

26-27 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu hakkında açıklamamız;

 

 

 

 

 

28-29-30 Ağustos 2015 tarihlerinde Bitlis’te yapılması gereken II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu’nu; II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu Konu Başlıkları Tıkla, 28.08.2015 tarihli açıklamamızla; “Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu Şehir ve medeniyeti konuşmaktan vazgeçmeyecek, ileri uygun bir tarihte, tekrar Sizleri Bitlis’te buluşmak için davet   edecektir.

II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu Daha Önce Neden Ertelendi? Tıkla… diyerek, ertelemiştik.

Geçen yıl, II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu’nun konusunu “Kürtler, Şehir ve Şehirlileşme” olarak belirlerken Şehir ve uygarlığı konuşmayı, Kürtlerin yeni bir şehirleşme imkan ve perspektiflerini ele almayı, şehrin ve yeni bir şehirleşme anlayışının Kürt siyasi, entellektüel ve kültürel yaşamının yeni  potansiyellerini ortaya çıkararak siyaset ve kültürel yaşamımız üzerinde etkisinin olacağını ve sosyal yaşamımızın daha uygar esaslar üzerinde gelişmesi için fırsatları ortaya çıkaracağını öngörüyorduk. Medeniyetin sosyal imkanı olarak Şehir, farklılıkların dialog, uzlaşma, karşılıklı hoşgörü içinde birarada yaşamasının külütür ve yaşam tarızı olarak varolabileceğini düşünüyoruz. Farklılıklar arası iletişimsel akıl, dialog kültürü eşitlik, kardeşlik ve özgürlük için demokratikleşme imkanlarını ortaya çıkarır.

Geçen yılki, Sempozyum çağrımızda, ve 28.08.2015 tarihli açıklamamızla Sempozyumumuzu “savaşı normalleştirmeye” hizmet etmeme amacıyla ertelerken, şu görüşten hareket etmiştik: Kürt toplumunun en önemli sorunlarından biri yeni bir şehirlileşme politikası oluşturmaktır. Kürt şehirleri yeni modern kültür ve sosyal yaşamla Kürt kimliğini inşa etmelidir. Bunun için gerekli olan şey, tarihimizi, kültürümüzü anlamak, yeniden yorumlamak ve çağa açmaktır. Bu Kürt siyasetine ve kültürel yaşamımıza çok güçlü bir dinamizm kazandıracak, Kürt sorununun çözümü için de daha rasyonel imkanları açığa çıkaracaktır. Bunu yapamadığımız zaman, siyaseti çağdaş toplumun bilgi, kültür, düşünce araç ve imkanlarıyla yürütemediğimiz zaman çatışma, savaş ve yıkımın kaçınılmaz olacağını düşünüyorduk.

Düşündüğümüz kötü ve dehşet verici sonuçlarıyla ortaya çıktı. Şehirleşmeyi konuşmak yerine, şehirlerin tahrip edilmesini konuşmaya başladık. Şehirler dehşet içinde bombalanır, tahrip edilirken, şehirli çocuk, genç ve kadınlar katledilirken, toplu göçe sürülürken şehirlerimizle birlikte hepimiz daha iyi değil, daha kötü olduk. Şehri tartışmak ve onun uygarlaştırıcı işlevlerini ve imkanlarını açığa çıkarmak ve anlatmak bugün artık her zamankinden daha zor, ama daha elzem bir ihtiyaç durumuna geldi.

Doğrusu, bizler bunları tartışmak, konuşmak isterken, “Şehir Savaşı” ne yazık ki, adeta pratik bir “sempozyum” işlevi gördü; onlarca bilimsel raporla anlatılamayacak şehir ve savaş, medeniyet ve barbarlık ilişkileri dehşet tablolarıyla aylardır hayatımızı cenderesi altına almış bulunuyor.

Bu aynı zamanda, tarih boyunca boyunduruk ve despotizm altında Kürtlerin nasıl savaş ve çatışmalarla, yıkım ve felaketlerle şehirleşme ve şehirli toplum oluşturmalarının önüne geçilmiş olduğunun da çok açık bir şekilde tarihi pratiğini ortaya koydu.

Kürtlere karşı olanlar, onların kendi benlikleri ve özerk hayatlarını kendi güvenlikleri için risk olarak görenler, hep kürtlerin şehir inşa eğilimlerinin önüne geçtiler.

Surlar şehirleri korumak için inşa edilmiştiler. Yıllarca şehirler onlar sayesinde var oldu. Büyük surları olan, kalesi olan yerler genellikle, şehir-devletler olarak varolmuşlardı. Sur ve kaleler şehrin kendi başına ayakta kalabilme menkıbesinin tarihi anıtları olarak ayakta kalmışlardır. Kürtlere karşı olanlar Kürtlerin surları, kaleleri ele geçirmelerine, sur ve kaleler inşa etmelerine hep karşı oldular. Dımdım Kalesinin Çengzerin tarafından inşa edilmeye bağlaması Şah Abbas tarafından Acem imparatorluğuna karşı bir tehdit olarak görülmüş, güçlü bir sefer ve savaşla ortadan kaldırılmak istenmişti. Çünkü, Dımdım Kalesi ile yeni bir Kürt şehri inşa edilecekti. Aynı nedenle, Şerefhane Bidlisi der ki, Bitlis Kalesi’nde ne kadar taş varsa, Bitlisli savaşçılar o kadar baş vermişlerdir bu Kale’nin savunması için, Bitlis’in Şehir-Hükümet olarak ayakta kalabilmesi için… Şehire sahip çıkmak, şehir inşa etmek tarih boyunca Kürdün kendi medeniyetinin öznesi olduğuna işarettir.

Biz Kürt karşıtlarının “Kürtler şehir ve medeniyet sahibi olamaz (olmamlı)” iddia, söylem ve yaptırımlarındaki esas gayeyi çok iyi tanıyoruz. Şehri olmayan bir medeniyet öznesi olmadığından kendini yönetmeye, özerk ve özgür olmaya müktedir de değil, dolayısıyla başkalarının egemenliği altında kalması kendiliğinden anlaşılır bir durum sayılmalıdır.

Kürtler geçmişlerinde sur ve kalalerine, işte bu nedenle, bu kadar bağlı kalmışlardır. Şimdi, şehir, tabiidir ki, salt sur ve kalelerle oluşamıyor. Onlar artık şehrin tarih ve kültür hafızalarıdır. Şehrin tarihsel arka planı, çağın yeni değerleri ve kültürünü yaratma motivasyonu için ihtişam şifreleridir.

Biz, savaşı ve şehirlerin tahrip edilmesini, insanlarımızın perişan ve felaketlere sürüklenmesini “normal saymamak” adına şehir ve medeniyeti konuşma formumuzu ertelerken, ne savaş ve şehirlerin yıkımı durdu, ne de tahripkar ve çılgınlaşmış siyaset savaşı durdurmak için herhangi bir adım attı.

Bu nedenle, “Kürtler, Şehir ve Şehirleşme Sorunları” başlığı altında düşündüğümüz Bitlis Sempozyumu “Savaş ve Şehir” konusunu da gündemine katarak 26-27 tarihlerinde toplanmak istiyor. Biz şehri, kültürü, özerkliği, medeniyeti savaş nedeniyle konuşmaktan vazgeçmek istemiyoruz. Sempozyum konumuza şehir ve savaşın karşılıklı etkileşimini de ekleyerek konuşmak istiyoruz.

Bitlis Sempzoyumu herkesi şehir için ciddi bir yaklaşıma çağıran bir forum olma amacını hedefliyor. Bu sadece, Bitlislilerin kendi şehirlerine, Şehir Hakkı’na sahip çıkması sorunu değil, herkesin kendi şehri hakıında fikir ve karar sahibi olmasına yönelik bir çalışmadır. Şehir ve şehirleşmenin Kürtlerin yeni bir sosyal yaşam kurmaları için önemini anlamaya çalışırken, Kürtlerin şehirlerinin dün ve bugün neden tahrip edildiği, bunun nasıl bir “Kürt kimliği” projesinin siyaseti olduğunu da ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Şehir şehirlinin kültür ve medeniyetinin ortaya çıktığı, geliştiği ortak mekandır. Kürt kültürünün içinde bulunduğu durum, onun sosyolojik imkanı olan şehrin geri bıraktırılması, yıkımı, gelişme imkanlarının elinden alınmasıyla yakından alakalıdır. Şehir viran edildikçe, bizim imkan ve durumumuz da daha kötü ve perişan olacaktır.

Sempozyumun Bitlis’te yapılmak istenmesi tesadüf değildir, umutsuz olmak istemiyoruz: tarihsel, medeni, özerk bir Bölge Şehri kurmuştuk, “Hükümet” ve medeniyetiyle; şimdi de, tüm şanslarımızı yitirmiş sayılmayız diyecektir Bitlis Sempozyumu.

Savaş ve tahripkarlıkla değil, şehirlerimizi kültürel ve tarihi değerleri üzerinden yeniden ve modern olarak düzenlemek, inşa etmekle sorunları çözebilir, eşitlik, kardeşlik ve adaletin yolunu açabiliriz.

 

Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu

 

Etiketler: / / /

Mutkili Xelîl Xeyalî’nin Fotoğrafları
  Saîd-î Kurdî kendisi için ‘Milli Onurumuz’ demiştir. Jîn dergisinde yazılar yazan Xelîl Xeyalî 1900-1920 Kürd örgütlenmeleri arasında yer aldı....
Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ