Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 9,45 / Satış: 9,49
€ EURO → Alış: 10,97 / Satış: 11,02

Şehir ve Medeniyet Konumuza;“Şehir ve Savaşı” Ekledik

Şehir ve Medeniyet Konumuza;“Şehir ve Savaşı” Ekledik
  • 25.02.2016

 

 

 

26-27 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu hakkında açıklamamız;

 

 

 

 

 

28-29-30 Ağustos 2015 tarihlerinde Bitlis’te yapılması gereken II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu’nu; II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu Konu Başlıkları Tıkla, 28.08.2015 tarihli açıklamamızla; “Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu Şehir ve medeniyeti konuşmaktan vazgeçmeyecek, ileri uygun bir tarihte, tekrar Sizleri Bitlis’te buluşmak için davet   edecektir.

II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu Daha Önce Neden Ertelendi? Tıkla… diyerek, ertelemiştik.

Geçen yıl, II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu’nun konusunu “Kürtler, Şehir ve Şehirlileşme” olarak belirlerken Şehir ve uygarlığı konuşmayı, Kürtlerin yeni bir şehirleşme imkan ve perspektiflerini ele almayı, şehrin ve yeni bir şehirleşme anlayışının Kürt siyasi, entellektüel ve kültürel yaşamının yeni  potansiyellerini ortaya çıkararak siyaset ve kültürel yaşamımız üzerinde etkisinin olacağını ve sosyal yaşamımızın daha uygar esaslar üzerinde gelişmesi için fırsatları ortaya çıkaracağını öngörüyorduk. Medeniyetin sosyal imkanı olarak Şehir, farklılıkların dialog, uzlaşma, karşılıklı hoşgörü içinde birarada yaşamasının külütür ve yaşam tarızı olarak varolabileceğini düşünüyoruz. Farklılıklar arası iletişimsel akıl, dialog kültürü eşitlik, kardeşlik ve özgürlük için demokratikleşme imkanlarını ortaya çıkarır.

Geçen yılki, Sempozyum çağrımızda, ve 28.08.2015 tarihli açıklamamızla Sempozyumumuzu “savaşı normalleştirmeye” hizmet etmeme amacıyla ertelerken, şu görüşten hareket etmiştik: Kürt toplumunun en önemli sorunlarından biri yeni bir şehirlileşme politikası oluşturmaktır. Kürt şehirleri yeni modern kültür ve sosyal yaşamla Kürt kimliğini inşa etmelidir. Bunun için gerekli olan şey, tarihimizi, kültürümüzü anlamak, yeniden yorumlamak ve çağa açmaktır. Bu Kürt siyasetine ve kültürel yaşamımıza çok güçlü bir dinamizm kazandıracak, Kürt sorununun çözümü için de daha rasyonel imkanları açığa çıkaracaktır. Bunu yapamadığımız zaman, siyaseti çağdaş toplumun bilgi, kültür, düşünce araç ve imkanlarıyla yürütemediğimiz zaman çatışma, savaş ve yıkımın kaçınılmaz olacağını düşünüyorduk.

Düşündüğümüz kötü ve dehşet verici sonuçlarıyla ortaya çıktı. Şehirleşmeyi konuşmak yerine, şehirlerin tahrip edilmesini konuşmaya başladık. Şehirler dehşet içinde bombalanır, tahrip edilirken, şehirli çocuk, genç ve kadınlar katledilirken, toplu göçe sürülürken şehirlerimizle birlikte hepimiz daha iyi değil, daha kötü olduk. Şehri tartışmak ve onun uygarlaştırıcı işlevlerini ve imkanlarını açığa çıkarmak ve anlatmak bugün artık her zamankinden daha zor, ama daha elzem bir ihtiyaç durumuna geldi.

Doğrusu, bizler bunları tartışmak, konuşmak isterken, “Şehir Savaşı” ne yazık ki, adeta pratik bir “sempozyum” işlevi gördü; onlarca bilimsel raporla anlatılamayacak şehir ve savaş, medeniyet ve barbarlık ilişkileri dehşet tablolarıyla aylardır hayatımızı cenderesi altına almış bulunuyor.

Bu aynı zamanda, tarih boyunca boyunduruk ve despotizm altında Kürtlerin nasıl savaş ve çatışmalarla, yıkım ve felaketlerle şehirleşme ve şehirli toplum oluşturmalarının önüne geçilmiş olduğunun da çok açık bir şekilde tarihi pratiğini ortaya koydu.

Kürtlere karşı olanlar, onların kendi benlikleri ve özerk hayatlarını kendi güvenlikleri için risk olarak görenler, hep kürtlerin şehir inşa eğilimlerinin önüne geçtiler.

Surlar şehirleri korumak için inşa edilmiştiler. Yıllarca şehirler onlar sayesinde var oldu. Büyük surları olan, kalesi olan yerler genellikle, şehir-devletler olarak varolmuşlardı. Sur ve kaleler şehrin kendi başına ayakta kalabilme menkıbesinin tarihi anıtları olarak ayakta kalmışlardır. Kürtlere karşı olanlar Kürtlerin surları, kaleleri ele geçirmelerine, sur ve kaleler inşa etmelerine hep karşı oldular. Dımdım Kalesinin Çengzerin tarafından inşa edilmeye bağlaması Şah Abbas tarafından Acem imparatorluğuna karşı bir tehdit olarak görülmüş, güçlü bir sefer ve savaşla ortadan kaldırılmak istenmişti. Çünkü, Dımdım Kalesi ile yeni bir Kürt şehri inşa edilecekti. Aynı nedenle, Şerefhane Bidlisi der ki, Bitlis Kalesi’nde ne kadar taş varsa, Bitlisli savaşçılar o kadar baş vermişlerdir bu Kale’nin savunması için, Bitlis’in Şehir-Hükümet olarak ayakta kalabilmesi için… Şehire sahip çıkmak, şehir inşa etmek tarih boyunca Kürdün kendi medeniyetinin öznesi olduğuna işarettir.

Biz Kürt karşıtlarının “Kürtler şehir ve medeniyet sahibi olamaz (olmamlı)” iddia, söylem ve yaptırımlarındaki esas gayeyi çok iyi tanıyoruz. Şehri olmayan bir medeniyet öznesi olmadığından kendini yönetmeye, özerk ve özgür olmaya müktedir de değil, dolayısıyla başkalarının egemenliği altında kalması kendiliğinden anlaşılır bir durum sayılmalıdır.

Kürtler geçmişlerinde sur ve kalalerine, işte bu nedenle, bu kadar bağlı kalmışlardır. Şimdi, şehir, tabiidir ki, salt sur ve kalelerle oluşamıyor. Onlar artık şehrin tarih ve kültür hafızalarıdır. Şehrin tarihsel arka planı, çağın yeni değerleri ve kültürünü yaratma motivasyonu için ihtişam şifreleridir.

Biz, savaşı ve şehirlerin tahrip edilmesini, insanlarımızın perişan ve felaketlere sürüklenmesini “normal saymamak” adına şehir ve medeniyeti konuşma formumuzu ertelerken, ne savaş ve şehirlerin yıkımı durdu, ne de tahripkar ve çılgınlaşmış siyaset savaşı durdurmak için herhangi bir adım attı.

Bu nedenle, “Kürtler, Şehir ve Şehirleşme Sorunları” başlığı altında düşündüğümüz Bitlis Sempozyumu “Savaş ve Şehir” konusunu da gündemine katarak 26-27 tarihlerinde toplanmak istiyor. Biz şehri, kültürü, özerkliği, medeniyeti savaş nedeniyle konuşmaktan vazgeçmek istemiyoruz. Sempozyum konumuza şehir ve savaşın karşılıklı etkileşimini de ekleyerek konuşmak istiyoruz.

Bitlis Sempzoyumu herkesi şehir için ciddi bir yaklaşıma çağıran bir forum olma amacını hedefliyor. Bu sadece, Bitlislilerin kendi şehirlerine, Şehir Hakkı’na sahip çıkması sorunu değil, herkesin kendi şehri hakıında fikir ve karar sahibi olmasına yönelik bir çalışmadır. Şehir ve şehirleşmenin Kürtlerin yeni bir sosyal yaşam kurmaları için önemini anlamaya çalışırken, Kürtlerin şehirlerinin dün ve bugün neden tahrip edildiği, bunun nasıl bir “Kürt kimliği” projesinin siyaseti olduğunu da ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Şehir şehirlinin kültür ve medeniyetinin ortaya çıktığı, geliştiği ortak mekandır. Kürt kültürünün içinde bulunduğu durum, onun sosyolojik imkanı olan şehrin geri bıraktırılması, yıkımı, gelişme imkanlarının elinden alınmasıyla yakından alakalıdır. Şehir viran edildikçe, bizim imkan ve durumumuz da daha kötü ve perişan olacaktır.

Sempozyumun Bitlis’te yapılmak istenmesi tesadüf değildir, umutsuz olmak istemiyoruz: tarihsel, medeni, özerk bir Bölge Şehri kurmuştuk, “Hükümet” ve medeniyetiyle; şimdi de, tüm şanslarımızı yitirmiş sayılmayız diyecektir Bitlis Sempozyumu.

Savaş ve tahripkarlıkla değil, şehirlerimizi kültürel ve tarihi değerleri üzerinden yeniden ve modern olarak düzenlemek, inşa etmekle sorunları çözebilir, eşitlik, kardeşlik ve adaletin yolunu açabiliriz.

 

Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu

 

Etiketler: / / /

Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ