Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,04 / Satış: 6,06
€ EURO → Alış: 6,73 / Satış: 6,76

Şehir ve Medeniyet Konumuza;“Şehir ve Savaşı” Ekledik

Şehir ve Medeniyet Konumuza;“Şehir ve Savaşı” Ekledik
  • 25.02.2016

 

 

 

26-27 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu hakkında açıklamamız;

 

 

 

 

 

28-29-30 Ağustos 2015 tarihlerinde Bitlis’te yapılması gereken II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu’nu; II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu Konu Başlıkları Tıkla, 28.08.2015 tarihli açıklamamızla; “Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu Şehir ve medeniyeti konuşmaktan vazgeçmeyecek, ileri uygun bir tarihte, tekrar Sizleri Bitlis’te buluşmak için davet   edecektir.

II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu Daha Önce Neden Ertelendi? Tıkla… diyerek, ertelemiştik.

Geçen yıl, II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu’nun konusunu “Kürtler, Şehir ve Şehirlileşme” olarak belirlerken Şehir ve uygarlığı konuşmayı, Kürtlerin yeni bir şehirleşme imkan ve perspektiflerini ele almayı, şehrin ve yeni bir şehirleşme anlayışının Kürt siyasi, entellektüel ve kültürel yaşamının yeni  potansiyellerini ortaya çıkararak siyaset ve kültürel yaşamımız üzerinde etkisinin olacağını ve sosyal yaşamımızın daha uygar esaslar üzerinde gelişmesi için fırsatları ortaya çıkaracağını öngörüyorduk. Medeniyetin sosyal imkanı olarak Şehir, farklılıkların dialog, uzlaşma, karşılıklı hoşgörü içinde birarada yaşamasının külütür ve yaşam tarızı olarak varolabileceğini düşünüyoruz. Farklılıklar arası iletişimsel akıl, dialog kültürü eşitlik, kardeşlik ve özgürlük için demokratikleşme imkanlarını ortaya çıkarır.

Geçen yılki, Sempozyum çağrımızda, ve 28.08.2015 tarihli açıklamamızla Sempozyumumuzu “savaşı normalleştirmeye” hizmet etmeme amacıyla ertelerken, şu görüşten hareket etmiştik: Kürt toplumunun en önemli sorunlarından biri yeni bir şehirlileşme politikası oluşturmaktır. Kürt şehirleri yeni modern kültür ve sosyal yaşamla Kürt kimliğini inşa etmelidir. Bunun için gerekli olan şey, tarihimizi, kültürümüzü anlamak, yeniden yorumlamak ve çağa açmaktır. Bu Kürt siyasetine ve kültürel yaşamımıza çok güçlü bir dinamizm kazandıracak, Kürt sorununun çözümü için de daha rasyonel imkanları açığa çıkaracaktır. Bunu yapamadığımız zaman, siyaseti çağdaş toplumun bilgi, kültür, düşünce araç ve imkanlarıyla yürütemediğimiz zaman çatışma, savaş ve yıkımın kaçınılmaz olacağını düşünüyorduk.

Düşündüğümüz kötü ve dehşet verici sonuçlarıyla ortaya çıktı. Şehirleşmeyi konuşmak yerine, şehirlerin tahrip edilmesini konuşmaya başladık. Şehirler dehşet içinde bombalanır, tahrip edilirken, şehirli çocuk, genç ve kadınlar katledilirken, toplu göçe sürülürken şehirlerimizle birlikte hepimiz daha iyi değil, daha kötü olduk. Şehri tartışmak ve onun uygarlaştırıcı işlevlerini ve imkanlarını açığa çıkarmak ve anlatmak bugün artık her zamankinden daha zor, ama daha elzem bir ihtiyaç durumuna geldi.

Doğrusu, bizler bunları tartışmak, konuşmak isterken, “Şehir Savaşı” ne yazık ki, adeta pratik bir “sempozyum” işlevi gördü; onlarca bilimsel raporla anlatılamayacak şehir ve savaş, medeniyet ve barbarlık ilişkileri dehşet tablolarıyla aylardır hayatımızı cenderesi altına almış bulunuyor.

Bu aynı zamanda, tarih boyunca boyunduruk ve despotizm altında Kürtlerin nasıl savaş ve çatışmalarla, yıkım ve felaketlerle şehirleşme ve şehirli toplum oluşturmalarının önüne geçilmiş olduğunun da çok açık bir şekilde tarihi pratiğini ortaya koydu.

Kürtlere karşı olanlar, onların kendi benlikleri ve özerk hayatlarını kendi güvenlikleri için risk olarak görenler, hep kürtlerin şehir inşa eğilimlerinin önüne geçtiler.

Surlar şehirleri korumak için inşa edilmiştiler. Yıllarca şehirler onlar sayesinde var oldu. Büyük surları olan, kalesi olan yerler genellikle, şehir-devletler olarak varolmuşlardı. Sur ve kaleler şehrin kendi başına ayakta kalabilme menkıbesinin tarihi anıtları olarak ayakta kalmışlardır. Kürtlere karşı olanlar Kürtlerin surları, kaleleri ele geçirmelerine, sur ve kaleler inşa etmelerine hep karşı oldular. Dımdım Kalesinin Çengzerin tarafından inşa edilmeye bağlaması Şah Abbas tarafından Acem imparatorluğuna karşı bir tehdit olarak görülmüş, güçlü bir sefer ve savaşla ortadan kaldırılmak istenmişti. Çünkü, Dımdım Kalesi ile yeni bir Kürt şehri inşa edilecekti. Aynı nedenle, Şerefhane Bidlisi der ki, Bitlis Kalesi’nde ne kadar taş varsa, Bitlisli savaşçılar o kadar baş vermişlerdir bu Kale’nin savunması için, Bitlis’in Şehir-Hükümet olarak ayakta kalabilmesi için… Şehire sahip çıkmak, şehir inşa etmek tarih boyunca Kürdün kendi medeniyetinin öznesi olduğuna işarettir.

Biz Kürt karşıtlarının “Kürtler şehir ve medeniyet sahibi olamaz (olmamlı)” iddia, söylem ve yaptırımlarındaki esas gayeyi çok iyi tanıyoruz. Şehri olmayan bir medeniyet öznesi olmadığından kendini yönetmeye, özerk ve özgür olmaya müktedir de değil, dolayısıyla başkalarının egemenliği altında kalması kendiliğinden anlaşılır bir durum sayılmalıdır.

Kürtler geçmişlerinde sur ve kalalerine, işte bu nedenle, bu kadar bağlı kalmışlardır. Şimdi, şehir, tabiidir ki, salt sur ve kalelerle oluşamıyor. Onlar artık şehrin tarih ve kültür hafızalarıdır. Şehrin tarihsel arka planı, çağın yeni değerleri ve kültürünü yaratma motivasyonu için ihtişam şifreleridir.

Biz, savaşı ve şehirlerin tahrip edilmesini, insanlarımızın perişan ve felaketlere sürüklenmesini “normal saymamak” adına şehir ve medeniyeti konuşma formumuzu ertelerken, ne savaş ve şehirlerin yıkımı durdu, ne de tahripkar ve çılgınlaşmış siyaset savaşı durdurmak için herhangi bir adım attı.

Bu nedenle, “Kürtler, Şehir ve Şehirleşme Sorunları” başlığı altında düşündüğümüz Bitlis Sempozyumu “Savaş ve Şehir” konusunu da gündemine katarak 26-27 tarihlerinde toplanmak istiyor. Biz şehri, kültürü, özerkliği, medeniyeti savaş nedeniyle konuşmaktan vazgeçmek istemiyoruz. Sempozyum konumuza şehir ve savaşın karşılıklı etkileşimini de ekleyerek konuşmak istiyoruz.

Bitlis Sempzoyumu herkesi şehir için ciddi bir yaklaşıma çağıran bir forum olma amacını hedefliyor. Bu sadece, Bitlislilerin kendi şehirlerine, Şehir Hakkı’na sahip çıkması sorunu değil, herkesin kendi şehri hakıında fikir ve karar sahibi olmasına yönelik bir çalışmadır. Şehir ve şehirleşmenin Kürtlerin yeni bir sosyal yaşam kurmaları için önemini anlamaya çalışırken, Kürtlerin şehirlerinin dün ve bugün neden tahrip edildiği, bunun nasıl bir “Kürt kimliği” projesinin siyaseti olduğunu da ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Şehir şehirlinin kültür ve medeniyetinin ortaya çıktığı, geliştiği ortak mekandır. Kürt kültürünün içinde bulunduğu durum, onun sosyolojik imkanı olan şehrin geri bıraktırılması, yıkımı, gelişme imkanlarının elinden alınmasıyla yakından alakalıdır. Şehir viran edildikçe, bizim imkan ve durumumuz da daha kötü ve perişan olacaktır.

Sempozyumun Bitlis’te yapılmak istenmesi tesadüf değildir, umutsuz olmak istemiyoruz: tarihsel, medeni, özerk bir Bölge Şehri kurmuştuk, “Hükümet” ve medeniyetiyle; şimdi de, tüm şanslarımızı yitirmiş sayılmayız diyecektir Bitlis Sempozyumu.

Savaş ve tahripkarlıkla değil, şehirlerimizi kültürel ve tarihi değerleri üzerinden yeniden ve modern olarak düzenlemek, inşa etmekle sorunları çözebilir, eşitlik, kardeşlik ve adaletin yolunu açabiliriz.

 

Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu

 

Etiketler: / / /

Arnavutluk’un İskender Bey’i, Bitlis’in Şerif Bey’i
Arnavutluk’un başkenti Tiran’ı ziyaretimde, havanın yağmurlu olmasını fırsat bilerek Milli Kütüphane olan Biblioteka Kombëtare binasını ziyaret ettim. Hem arşivlerini incelemek hem...
Bitlisli Kürd Zaro Ağa da 1931 yılında Liverpool’da futbol oynadı
İngiliz futbol takımı Liverpool’un Barselona futbol takımını dün akşam Liverpool Anfield stadyumunda 4-0 yenmesi ile biten o tarihi maç, dünyanın...
1914 Tarihli Bitlis İsyanının Osmanlı Arşiv Belgelerindeki Yansımaları – Cezalar, Mükâfatlar
1914 yılının ilk aylarında İttihat ve Terakki yönetimine karşı Bitlis’te bir isyan meydana gelmişti. Ayaklanmanın liderleri, Hizan bölgesinin tanınmış dini...
Kürt Şarkılarında Ermeni Dostluğu / Gülizar’ın Feryadı
Kürt ve Ermeni ilişkileri tarihinde dikkat çeken önemli olaylardan birisi de 1889 yılında Ermeni kızı Gülizar’ın Kürt aşiret lideri Hacı...
Nivîskarno! Zarokên Me Heyf in
Ji ber ku min çîrokeke zarokan a sosret xwend, mecbûr mam ku vê gotarê binivîsim. Lewra zarokên me heyf in,...
Malazgirt savaşı ve Kürtler
Bu Savaş, Türklere Anadolu’nun kapılarını açmak için değil, amacı Malazgirt ve Ahlat’tan Rey ve Hemedan’a kadar olan İslam topraklarını ele...
1510’ların Bitlis’ini, Van Gölü çevresini ve Van’ı anlatan İtalyan tüccar
İtalyan bir tüccarın 16. yüzyılda kaleme aldığı anlatımından, kendisinin 1507 yılında Şah İsmail’in ordusu ile birlikte Erzincan’a geldiğini öğreniyoruz. Kırk...
Bitlis’in tarihi mahalleleri ve yerli aileleri
’Bu şehrin büyüleyiciliğini dün akşam vadiden geçerken hissetmiştim, ancak bu sabah gördüklerimden sonra, buranın yapısı ve konumlandırılması itibari ile Batı...
Şerefxanê Bedlîsî – Yaşamı ve Eserleri
Şerefxanê Bedlîsî, 25 Şubat 1543 yılında Mir Şemseddin’in oğlu olarak İran’ın Kerehrud şehrinde dünyaya geldi. Çocukluk yılları Safevi devletinde geçti....
Selahaddin Eyyubi’nin kendi kaleminden Kürdler ve hayatı
İskenderiye Kütüphanesinde bulunan Selahattin Eyyubi’nin el yazması günlüğü, Fransız kadın yazar Genevieve Chauvel tarafından romanlaştırılmış. Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin...
Bitlis’te konuşulan dillerin tarihçesi, inkar ve asimilasyon
Bir çok kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmış olan Bitlis, hem mimari hem de kültürel olarak muazzam bir geçmişe sahiptir....
Antik Çağ’da Kürdler
Kürtler, Ortadoğu’nun en eski halklarından olup Toros dağlarından Zagros dağlarına kadar uzanan coğrafyada yaşayan ve Hint-avrupa dil grubuna ait bir...
Seyyahların gözüyle  Bitlis ahalisi ve giyim kuşamları, 1600 -1900
‘Bitlis çarşısının üzeri örgülü hasır halılar ve kuru dallarla örtülmüş dar sokaklardan oluşmakta. Tezgahlar çok zengin meyve ve sebze çeşitleri...
Bitlis’in Deliklitaş’ı
’Bu Delikli Taş aynı zamanda bir pınardır’ diye yazmıştır Şerefxanê Bedlîs-î Farsça olarak Bitlis’te kaleme aldığı ve 1597 yılında tamamladığı...
Şerefxanê Bedlîsî ve Osmanlı Padişahı III.Murad minyatürü
Bitlis’in Kürt Hükümdarı Şerefxanê Bedlîsî (sağda ayakta) ve Osmanlı Padişahı III.Murad’ı gösteren minyatür.   ‪Şerefxanê Bedlîsî’nin babası Mir Şemseddin, Osmanlı’yla...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ