Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,44 / Satış: 5,46
€ EURO → Alış: 6,20 / Satış: 6,22

II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu Açılış Konuşması

II.Uluslararası Bitlis Sempozyumu Açılış Konuşması
  • 02.04.2016
  1. Uluslararası Bitlis Sempozyumu’nda yapmış olduğu Açılış Konuşması

 

 

 

 

 

 

 

Yaşar Abdülselamoğlu

Değerli misafirler, saygıdeğer katılımcılar, kıymetli hemşerilerim, II. Bitlis Sempozyumu’nu açıyorum. Hepiniz hoşgeldiniz.

20.yüzyılın başlarında, değerli bir düşünce adamımız, hemşerimiz, Xelile Xeyali, bundan yüzyıl önce, demişti ki, ülkemizin, tarihimizin, hakikatimizin üzerine kara bir sis perdesi çekmişlerdir. Bizim hakikatimiz, kültürümüz, medeniyetimiz bu yabancı riyakarlar tarafından anlatılan, tanıtılan değildir. Hakikatimizin üzerine çekilen karanlık sis perdesini çekecek olanlar, onu aydınlatacak olanlar, onu doğru ve hakiki bir çekilde anlatacak olanlar yarının Kürt genç ilim ve düşünce adamları olacaktır. Bundan eminim.

Biz Bitlis Akademik ve Düşünce Çalışma Grubu bundan bir kaç yıl önce,  Geçmişte Bitlis için söylenen bir sözü hatırlatarak başladık;

Hebû bêhed cihê ilm û cihê îrfan, cihê tedris,

Muheqqeq darê îrfan bû di Kurdistanê da Bedlîs”

 (Haddinden fazla ilim yeri, irfan yeri, eğitim yeri vardı.

Mutlak bir irfan diyarı idi ama Kurdistan’da Bitlis)

 

Biz bu şiirin hakikat izinde Geçmişimizle Geleceğimizi aramaya başladık.

İlk Sempozyumuzu Tarihi şehir Bitlis olarak 26-28 Haziran 2014 tarihlerinde Bitlis’te düzenlendik. Bu çalışmaya ellinin üzerinde dünyanın ve ülkenin değişik üniversitelerinden akademisyen, bilim adamı, araştırmacı, yazarları tebliğ sundu, Bitlis’in karanlıkta kalmış, Bitlis ve bütün Kürtler için önemli olan tarihini anlattı.

Evet, biz sözünü ettiğim şiirin ve Xelile Xeyali’nin geleceğin genç ilim adamı hemşerilerinden beklediğinin sorumluluğu ile başlarken, Bitlis’in yeniden mutlak bir ilim ve düşünce yuvası, yeniden bölgenin kültürel başkenti olacağına dair gizli niyetimizi artık çekinmeden açığa çıkarabileceğimizi “satır-arasından” doğrudan “satıra” dönüştürebileceğimizin, bu geleceğin taşıyıcıları olacağımızın gururu ve özgüvenini yaşayabileceğimizi düşünüyoruz.

I.Sempozyumumuzdaki ilmi ve akademik düşünce çalışma tebliğlerini toplamış olduğumuz kitabımızdan okuyabilirsiniz.

Bu çalışmamızda Bitlis Şehir-hükümeti Rojkan Beyliği’nin önemli bazı tarihi hakikatlerinin açığa çıkmasını sağladık. Bitlis Beyliği’nin yaklaşık 1000 yıl boyunca özerk bir Beylik olarak yaşadığını ve bunun dayandığı tatihsel ve sosyolojik hakikatleri ortaya koyduk. Bitlis Beyliği’nin gücü 24 aşiretin bir günde birleşerek Bitlisi bir şehir-hükümet ve bir şehir kardeşliği hukukuna ve sosyolojisine dayanan bir yer olarak inşa etmiş olmalarının getirmiş olduğu idari, siyasi, sosyal, ekonomik, ticari, eğitimsel ve kültürel başarılı sonuçları ele alıp inceledik.

Biz Bitlis’in henüz herşeyi tamamen kaybetmiş olduğu düşünmüyoruz. Bu nedenle, Bitlis ve Bölge şehirlerinin durumunu, geleceğini konuşmak için ısrarla, Şehir ve şehirleşme konusunu gündeme getiriyoruz. Bu konuyu tartışmaya açmak istiyoruz. Bu konunun hayatımız için, siyasetimiz için, kültürümüz için, ekonomi ve kimliğimiz için temel kurucu önemde olduğunu düşünüyoruz. Bitlise ve bütün Kürt şehirlerine yeni bir hayat verebilmek için şehir ve şehirleşme konusunu siyaset ve toplumumuz temel merkezi bir sorunu haline getirmelidir.

Geçen yıl, II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu’nun konusunu “Kürtler, Şehir ve Şehirlileşme” olarak belirlerken Şehir ve uygarlığı konuşmayı, Kürtlerin yeni bir şehirleşme imkan ve perspektiflerini ele almayı, şehrin ve yeni bir şehirleşme anlayışının Kürt siyasi, entellektüel ve kültürel yaşamının yeni  potansiyellerini ortaya çıkararak siyaset ve kültürel yaşamımız üzerinde etkisinin olacağını ve sosyal yaşamımızın daha uygar esaslar üzerinde gelişmesi için fırsatları ortaya çıkaracağını öngörüyorduk. Medeniyetin sosyal imkanı olarak Şehir, farklılıkların dialog, uzlaşma, karşılıklı hoşgörü içinde birarada yaşamasının kültür ve yaşam tarızı olarak varolabileceğini düşünüyoruz. Farklılıklar arası iletişimsel akıl, dialog kültürü eşitlik, kardeşlik ve özgürlük için demokratikleşme imkanlarını ortaya çıkarır.

Sosyal bilimler, genellikle analoji metodunu kullanmaz. Hakikatin kendisine ulaşmak için en uygun yol değildir teşbih. Ama bazen konunun anlaşılması için yardımcı olabiliyor. Bir benzetmeyle bizim akademik ve düşünce grubumuzun yaptığı çalışmayı ve ele aldığımız temel kurucu sorunların önemini izah etmek istiyorum:

Suyun kaynağına varmak için bir sondajı düşünün. Suyun hangi kotada olduğunu bilmiyor musunuz, ve benim bir tanıdığımın yaptığı gibi bütün araziyi altını üstüne getirerek elli yerde 20, 30, 40 metrelerde su aradığını düşünün. Oysa su 55 metre derinliktedir. 55. Metre derinliğe indiğinde pırıl pırıl suyu çıkartabilmiştir tanıdığım. Bizim siyasetimizin yaptığı 20,30 40 metre derinliklerinde su aramaktır hala. Topumun, tarihin, kültürün, ruhun derin sosyolojik, manevi “kotalarına” inmezseniz, elli yılda sondaj yapsanız özgürlüğü, mutluluğu, iyi ve normal yaşamı sağlayamayacaksınız. Bizim grubumuz 55. kotaya yönelmiştir.

 

bts12

Savaş ve tahripkarlıkla değil, şehirlerimizi kültürel ve tarihi değerleri üzerinden yeniden ve modern olarak düzenlemek, inşa etmekle sorunları çözebilir, eşitlik, kardeşlik ve adaletin yolunu açabiliriz.

Bu sempozyumumuz sıradan bir “kalkınma projesi” oluşturma çalışması değildir. Şehir üzerine, Bitlis şehir modeli üzerine, Bölgede şehirin nasıl olması gerektiği üzerine yeni bir konuşma, fikir oluşturmak için bir başlangıçtır. Biz kürt toplumunun temel sorununun kendi olma sorunu olduğunu düşünüyoruz. Ve bunun da yeni dönemde kendisini üretmediği merkezi, ana mekanın şehirler olduğunu düşünüyoruz. Şehir kendisini yeniden üretmediği için bütün yaşamımız kilitlenmiş, siyaset, ekonomi, kütürel, ahlaki, sosyal sorunlar çözülmesi imkansız bir durum almıştır.

Çağdaş toplumlar şehir ürebildikleri, şehir inşa edebilme kültürünü gösterdikleri ölçüde gelişmiş, ve tüm sorunlarını normal bir şekilde çözmeyi başarmıştır.

Bir şehri yeniden inşa etmek istiyorsanız, önce o şehirle kendi geçmişi arasında, o şehir ile o şehirde yaşayan insanlar arasında güçlü organik bağlar oluşturmanız gerekiyor. Siz o şehirle ilgili bir miti, efsaneyi, kültürü, taşımıyorsanız, o şehir için herhangi bir ideali, hayali, ütopyayı da yaşıyamazsınız. Bir şehiri yaşamak, onda yaşamakla eşanlamlı değildir. O şehirde yaşadığı halde o şehri yaşayamayan insanlar olduğu gibi, o şehirden kopmuş olmasına rağmen o şehri yaşayanlar olabilir. Bir şehri yaşayabilmek için onu mitolojisinden, tarihine, insanlarından, kültürüne, mezarlarından efsanelerine, düşüşlerinden yücelişlerine iyi tanımak gerekir.

Geçmişte Bitlisi Bölgenin Başkenti haline getiren Rojki ruhunun bugün yeniden şehre sosyal bir enerji vereceğini düşünüyoruz biz. Ana düşüncemiz yeni bir Şehir Kardeşliği, Şehri hakkını kullanma imkanıdır. Bugün bitlislilerin eski Rojkan Beyliği’ni oluşturma şartları yoktur, ama Rojeki ruhunu alarak şehirlerine ve insanlarına yeni bir bağlılık ve birlik ruhu içinde yeni bir kültürel atılım ruhu yaratma şansları vardır. Şehir, özü itibariyle, farklı kesimlerin “medeni” ilişkilerini sağlamak için oluşan bir yerleşme birimidir. Bitlisli söze ve ferasete büyük bir önem verir, ve bu nedenle, genellikle, kendisini sakin ve huzur içinde anlatır. İyi ya da kötü bu durumu kolay bir şekilde değiştirmek kolay değildir. Bitlisi motive eden şey, aşiret asabbiyeti değil, şehir asilliğidir. Bitlislinin aşiretten şehirliliğe geçişi, bahsini ettiğim, Rojeki oluşumuyla bağlıdır. Bu siyasi düşüncesi, kimlik ve sosyal tanımlaması ne olursa olsun, genellikle bitlislilerin büyük çoğunluğunun bir özelliğidir.

Geçmişimiz üzerinde geleceğimizi arayarak şehir inşa edelim, selamet yolumuz budur; herşeyi inkar ertmeyelim. Geçmişimizi anlamsız  kılmayalım. Kendi ideallerimizi sıfırdan başlatan  herşeyi hiçleştiren nihilist bir zihniyette olmayalım. Hiçleştirdiğimiz sıfır nokta üzerinden ne “özgürlük”, ne de şehir inşa edebiliriz. Tarihsel tahripçilik hayal kırıklığı ve sefaletten başka bir şey getirmez.

Sempozuyum oturumlarımızın yolu açık olsun,

 

Etiketler: / / / / /

1510’ların Bitlis’ini, Van Gölü çevresini ve Van’ı anlatan İtalyan tüccar
İtalyan bir tüccarın 16. yüzyılda kaleme aldığı anlatımından, kendisinin 1507 yılında Şah İsmail’in ordusu ile birlikte Erzincan’a geldiğini öğreniyoruz. Kırk...
Bitlis’in tarihi mahalleleri ve yerli aileleri
’Bu şehrin büyüleyiciliğini dün akşam vadiden geçerken hissetmiştim, ancak bu sabah gördüklerimden sonra, buranın yapısı ve konumlandırılması itibari ile Batı...
Şerefxanê Bedlîsî – Yaşamı ve Eserleri
Şerefxanê Bedlîsî, 25 Şubat 1543 yılında Mir Şemseddin’in oğlu olarak İran’ın Kerehrud şehrinde dünyaya geldi. Çocukluk yılları Safevi devletinde geçti....
Selahaddin Eyyubi’nin kendi kaleminden Kürdler ve hayatı
İskenderiye Kütüphanesinde bulunan Selahattin Eyyubi’nin el yazması günlüğü, Fransız kadın yazar Genevieve Chauvel tarafından romanlaştırılmış. Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin...
Bitlis’te konuşulan dillerin tarihçesi, inkar ve asimilasyon
Bir çok kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmış olan Bitlis, hem mimari hem de kültürel olarak muazzam bir geçmişe sahiptir....
Antik Çağ’da Kürdler
Kürtler, Ortadoğu’nun en eski halklarından olup Toros dağlarından Zagros dağlarına kadar uzanan coğrafyada yaşayan ve Hint-avrupa dil grubuna ait bir...
Seyyahların gözüyle  Bitlis ahalisi ve giyim kuşamları, 1600 -1900
‘Bitlis çarşısının üzeri örgülü hasır halılar ve kuru dallarla örtülmüş dar sokaklardan oluşmakta. Tezgahlar çok zengin meyve ve sebze çeşitleri...
Bitlis’in Deliklitaş’ı
’Bu Delikli Taş aynı zamanda bir pınardır’ diye yazmıştır Şerefxanê Bedlîs-î Farsça olarak Bitlis’te kaleme aldığı ve 1597 yılında tamamladığı...
Şerefxanê Bedlîsî ve Osmanlı Padişahı III.Murad minyatürü
Bitlis’in Kürt Hükümdarı Şerefxanê Bedlîsî (sağda ayakta) ve Osmanlı Padişahı III.Murad’ı gösteren minyatür.   ‪Şerefxanê Bedlîsî’nin babası Mir Şemseddin, Osmanlı’yla...
Bitlis Hizanlı Law Reşid ve Kemal Fevzi
Minarelerden yükselen ezan sesi, Bitlis Çarşısı’nda tatlı bir telaşın başlamasına neden olmuştu. Orucun son günüydü. Son iftar açılmış, son şerbetler...
Zorqlu Kürd? Zorq neresi ola?
1850 sonrası Bitlis ve civarından geçmiş bazı seyyahların anlatımları ile birlikte yayımlanmış bir gravürün altında Fransızca olarak ’guerrier Kurde de...
Bitlisli Said-i Kurdi ve Venezüellalı Rafael de Nogales
Çeşitli yayın organları ve platformlarda paylaşılan bir görsel için ‘Saidi Nursi’nin cephede çekilmiş fotoğrafı’ veya ‘Bediüzamman’ın Ruslara karşı savaşırken fotoğrafı’...
1882’deki Büyük Bitlis Yangını
Bitlis şehir merkezinde vuku bulmuş bir çok doğal felaket, sosyolojik ve siyasi hadiselere dair anlatımlar hep var olmuşlardır. Kıtlık, muhacirlik,...
1913 – Bir Bitlisli Kürd Bebek
Bu çeviri, rahibe Mary D. Uline’in Bitlis’ten Amerika’ya göndermiş olduğu bir mektubun içeriğine aittir. Bitlis Amerikan – Ermeni İlahiyat Kız...
1810’ların Bitlis’i ve Rahip Giuseppe Campanile
Bu çeviri, 1802 yılında Vatikan tarafından Musul’a gönderilen İtalyan rahip Giuseppe Campanile’nin (1762 – 1835), Kürdistan coğrafyasındaki onüç yıllık görevi...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ