Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 7,34 / Satış: 7,37
€ EURO → Alış: 8,67 / Satış: 8,70

Bir Ölüm Öyküsü : Cibranlı Halid Bey

Bir Ölüm Öyküsü : Cibranlı Halid Bey
  • 13.04.2016

 

 

Cıbranlı Halit Bey’in ölümü, yılların derinliğinde yatan bir olaydır.

 

 

 

 

 

Biz, Batı’da yaşayanlar için ünü duyulmamış bir olaydır. Ama bir Doğuluya Cıbranlı Halit Bey’in ölümünden söz ederseniz, Doğulu da biraz çevresini bilen bir kişiyse gözlerini açar hemen “Sen nereden biliyorsun Cıbranlı Halit Bey’in ölümünü?” diye sorar. Ama salt seçkinler değil, o yörelerde yaşayan halk da bilir Cıbranlı Halit Bey’in ölümünü. Ben de Muş’ta, bütün kış, yediden yetmişse halkın başında dolaşan kalpaklara olan ilgim yüzünden öğrendim.

Korkunç kışta, halkın başında dolaşan kalpaklar Varto depreminden sonra Pakistan’dan yardım olarak gelmişti. Tepesi çökük, kıyıları şapka gibi kıvrak kalpaklar, düz kalpaklar, yüksekleri, basıkları, kırçılları, düz kahverengi olanları, beyazları, karaları… Ben, Varto’yu da gördüm. Yazdı. Tepelik bir yerdeydi. Deprem bir yıl önce olmuştu. Evleri yıkıktı, yıkıntılar duruyordu. Birkaç yeni yapı yapılmıştı. Bunlardan biri jandarma karakoluydu, öteki yapılar tahta barakalardı. Barakaların arasında dereler akıyordu. Ahali, sarkık, geniş bıyıklı ahali, derelerin kıyısındaki kahvelerde oturuyordu. Onlarla beraber oturduk. Yazdı, büyük dereye balık avlamaya gelmiş, bizimle tanışan (biz, birkaç arkadaş Muş alayında askerdik) bir teğmenle, başka bir birlikten bir albay vardı. Teğmenle selamlaştık. Ahalinin, rengi karaya çalan ahalinin, arasındaydık. Onlar yurt yöneticilerine atıp tutuyorlardı, çoğu Alevi idiler. Sonra bana baktılar. Ağzımı açmadım. Oturup durdum öyle. Askerdim, ispiyonculardan çekiniyordum, yeni askerdim. Konuşmaya girişsem, uzun konuşmam gerekecekti. Sonraları konuştum ama.

Halit Bey’in aşireti Varto dolaylarında mıdır acaba? Cıbran aşiretinin bir kolu, öyle sanıyorum ki, Varto dolaylarındadır. Halit Bey, orduda yarbay rütbesindeydi. Bitlis çarşısında idam edilmiş. Varto depremi yüzünden gelmiş, halkın başına yakıştırdığı güzelim kalpaklarla ilgilenirken Halit Bey’le karşılaştım işte. Yarbay Halit değil; Cıbranlı Halit Bey. Cıbranlı Halit Bey’in kalpağı eşsiz bir kalpaktı. Büyüktü, süslüydü, tüyleri pırıl pırıldı. Onun idamından sonra açık artırmayla satıldı.

Kürt beyleri geldiler; kalpak o zamanın parasıyla seksen altına satıldı. Şimdi, onu, kim bilir hangi bey saklıyor? Bitlis çok eski bir şehirdir. Bitlis’in ahalisi Muş Varto’nun ahalisinden Bitlis, dünyanın en eski şehirlerinden biridir. Doğu treninde birkaç Bitlisli gördüm, esnaftılar. Muş’ta, Varto’da hiç esnaf görmedim, Cıbranlı Halit Bey, Bitlis çarşısında asıldı. Halit Bey’in kılıcı arttırmayla satıldı. Şimdi kim bilir hangi beydedir? Halit Bey’in esvapları kim bilir kimdedir? Bunları Muş çarşısında, halin yanındaki bir dükkanın önüne oturmuş bir adamdan öğrendim. Dükkancı da, adamı dinledi, olumladı. Adam Cıbranlı Halit Bey için “Generaldi” dedi. Ona göre, generaldi tabii. Bunun ne demek olduğunu da sonradan öğrendim. Bunları Muş çarşısında öğrendim. Muş çarşısında daha birçok şey öğrendim.

Muş çarşısı, ortaçağdan kalma bir çarşı gibiydi, istasyondan kentte çıkan, meyilli, düz bir caddedir sadece Muş kenti. Kilometrelerce bir yol, istasyondan, çarşıya, yokuş, ama dümdüz, istasyon, ovanın-yüksek Muş Ovası-kıyıcığında, küçücük. Bu geniş, verimsiz, ırmakların aktığı, yılın altı ayı kar altında kalan ovada duran, pırıl pırıl, küçük yapının, trenle varıldığında, gerisinde ne denli insancıl acılar sakladığını, orada insan acılarının en derinlerini bulacağınızı, ona yaklaşırken düşünemezdim. Hafif bir meyille, dağlara yaslı kente kadar gelir yol. Çevresi boştur. İstasyon yanında, istasyon memurları için yapılmış beş on yapı. Sonra iki yanında Varto felaketzedeleri için yapılmış barakalar. Kente yaklaşınca birkaç atölye. Böylece kente varır yol, hükümet binasının önündeki alana kadar, orda ikiye ayrılır. Ardından da yarım daire biçiminde ortaçağ çarşısına girer.

Muş kentini bir Ermeni kurmuş: Muşel Mamikoyan. Adı ordan geliyor. Ama başka efsaneler de var. Muş Kalesi’nde insan boyu fareler vardı, buraların dilinde fare muşi. Ovadan geçen Daius ordusunu, kaleden çıkıp yendiler. Kentin adı, bu muşi sözcüğünden gelir. Bu ova, Anadolu’ya açılan bir geçittir çünkü. Burada ova, daha batıda daralır iyice, Murat vadisi çok uzun, daracık bir vadidir. Tren bile zor geçer bu vadiden.

Bu ova, Anadolu’ya açılan bir geçittir çünkü. Burada ova, daha batıda daralır iyice, Murat vadisi çok uzun, daracık bir vadidir. Tren bile zor geçer bu vadiden.

Aşağıda, toprak damlı evler, damlarını ot bürümüş. Ortadan da aşağılara uzanan ova, ovada menderesler yapan bir yığın ırmak. Kışın da, bütün doğu illeri karla kaplıdır, beyazlıktan başka bir şey görülmez. Kahveye inen şıhlar öteki kişilerden ayrıt edemezsiniz. Çok dikkat ederseniz, ötekilerin, şıhın çevresinde, biraz daha saygılı olduğunu fark edersiniz.

Kentin yaslandığı dağların tepesinde Muş Kalesi vardır. Çok eskidir bu kale. Yapıldığı dönemler bilinmez. Harpet Kalesi, vadide, karşı yanda, bir Ermeni keşişinin yaptırdığı kaledir. Simbat Kalesi, tepelerde, çok uzaklarda. Denizci Simbat oraya geldi gemisiyle. Ovaya yakın olan Mercimek Kalesi’nin çevresine bakarsanız, ova henüz bir denizken, gemilerin halatla bağlandığı halatları görürsünüz.

Bu dağlardan, sonsuza aşağıya vurursanız, sonuçta Mutki’ye varırsınız. Mutki, hiçbir yasanın geçmediği, eşsiz bir yerdir.

Cıbranlı Halit Bey bütün bu yörelerde dolaştı. Buralardandı. Kürttü. Orduda yarbay rütbesindeydi. (Halk arasında generaldi deniyor.) O zamanki Kürt isyanlarıyla irtibatı vardı diye, Bitlis çarşısında asıldı. Bitlis eski bir kenttir, buralardan da pek uzakta değildir. Cıbranlı Halit Bey’in hikayesini bilmiyorum. Kürt ayaklanmalarıyla irtibatlı olsaydı yakalanır mıydı? Yörede güçlenmesi kolay bir adam mıydı? Güçlü bir kişi miydi? Yüzyılların, bu yörenin insanlarına çektirdiği o değişmez acıyı duyar mıydı? Halit Bey’in aşireti Cıbran, Varto dolaylarında mıdır acaba? Cıbran aşiretinin bir kolu öyle sanıyorum ki Varto dolaylarındadır. Halit Bey asıldıktan sonra kalpağı açık artırmayla satışa çıkarıldı.

O zamanki parayla seksen altına satıldı (Halk bunu biliyor, buna inanıyor, önemli olan doğru değil,inançtır.) Şimdi kim bilir hangi Kürt beyinin evindedir? Bu başlarda dolaşıp duran kalpak mıdır? Kalpak Halit Bey’in kalpağıdır. Cıbranlı Halit Bey’in kalpağı, bilinmeyen bir yerde, duvarları iyice kalın bir Kürt evinde, bir rafın üstünde, üzerinde nişanları, parlar durur.

Demir Özlü, Sokaklarda Bir Avlu, Sayfa 43-49, Dünya Yayınları, 2. Basım, 2004

Etiketler: / / /

İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ