Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Bir Ölüm Öyküsü : Cibranlı Halid Bey

Bir Ölüm Öyküsü : Cibranlı Halid Bey
  • 13.04.2016
  • 11.753 kez okundu

 

 

Cıbranlı Halit Bey’in ölümü, yılların derinliğinde yatan bir olaydır.

 

 

 

 

 

Biz, Batı’da yaşayanlar için ünü duyulmamış bir olaydır. Ama bir Doğuluya Cıbranlı Halit Bey’in ölümünden söz ederseniz, Doğulu da biraz çevresini bilen bir kişiyse gözlerini açar hemen “Sen nereden biliyorsun Cıbranlı Halit Bey’in ölümünü?” diye sorar. Ama salt seçkinler değil, o yörelerde yaşayan halk da bilir Cıbranlı Halit Bey’in ölümünü. Ben de Muş’ta, bütün kış, yediden yetmişse halkın başında dolaşan kalpaklara olan ilgim yüzünden öğrendim.

Korkunç kışta, halkın başında dolaşan kalpaklar Varto depreminden sonra Pakistan’dan yardım olarak gelmişti. Tepesi çökük, kıyıları şapka gibi kıvrak kalpaklar, düz kalpaklar, yüksekleri, basıkları, kırçılları, düz kahverengi olanları, beyazları, karaları… Ben, Varto’yu da gördüm. Yazdı. Tepelik bir yerdeydi. Deprem bir yıl önce olmuştu. Evleri yıkıktı, yıkıntılar duruyordu. Birkaç yeni yapı yapılmıştı. Bunlardan biri jandarma karakoluydu, öteki yapılar tahta barakalardı. Barakaların arasında dereler akıyordu. Ahali, sarkık, geniş bıyıklı ahali, derelerin kıyısındaki kahvelerde oturuyordu. Onlarla beraber oturduk. Yazdı, büyük dereye balık avlamaya gelmiş, bizimle tanışan (biz, birkaç arkadaş Muş alayında askerdik) bir teğmenle, başka bir birlikten bir albay vardı. Teğmenle selamlaştık. Ahalinin, rengi karaya çalan ahalinin, arasındaydık. Onlar yurt yöneticilerine atıp tutuyorlardı, çoğu Alevi idiler. Sonra bana baktılar. Ağzımı açmadım. Oturup durdum öyle. Askerdim, ispiyonculardan çekiniyordum, yeni askerdim. Konuşmaya girişsem, uzun konuşmam gerekecekti. Sonraları konuştum ama.

Halit Bey’in aşireti Varto dolaylarında mıdır acaba? Cıbran aşiretinin bir kolu, öyle sanıyorum ki, Varto dolaylarındadır. Halit Bey, orduda yarbay rütbesindeydi. Bitlis çarşısında idam edilmiş. Varto depremi yüzünden gelmiş, halkın başına yakıştırdığı güzelim kalpaklarla ilgilenirken Halit Bey’le karşılaştım işte. Yarbay Halit değil; Cıbranlı Halit Bey. Cıbranlı Halit Bey’in kalpağı eşsiz bir kalpaktı. Büyüktü, süslüydü, tüyleri pırıl pırıldı. Onun idamından sonra açık artırmayla satıldı.

Kürt beyleri geldiler; kalpak o zamanın parasıyla seksen altına satıldı. Şimdi, onu, kim bilir hangi bey saklıyor? Bitlis çok eski bir şehirdir. Bitlis’in ahalisi Muş Varto’nun ahalisinden Bitlis, dünyanın en eski şehirlerinden biridir. Doğu treninde birkaç Bitlisli gördüm, esnaftılar. Muş’ta, Varto’da hiç esnaf görmedim, Cıbranlı Halit Bey, Bitlis çarşısında asıldı. Halit Bey’in kılıcı arttırmayla satıldı. Şimdi kim bilir hangi beydedir? Halit Bey’in esvapları kim bilir kimdedir? Bunları Muş çarşısında, halin yanındaki bir dükkanın önüne oturmuş bir adamdan öğrendim. Dükkancı da, adamı dinledi, olumladı. Adam Cıbranlı Halit Bey için “Generaldi” dedi. Ona göre, generaldi tabii. Bunun ne demek olduğunu da sonradan öğrendim. Bunları Muş çarşısında öğrendim. Muş çarşısında daha birçok şey öğrendim.

Muş çarşısı, ortaçağdan kalma bir çarşı gibiydi, istasyondan kentte çıkan, meyilli, düz bir caddedir sadece Muş kenti. Kilometrelerce bir yol, istasyondan, çarşıya, yokuş, ama dümdüz, istasyon, ovanın-yüksek Muş Ovası-kıyıcığında, küçücük. Bu geniş, verimsiz, ırmakların aktığı, yılın altı ayı kar altında kalan ovada duran, pırıl pırıl, küçük yapının, trenle varıldığında, gerisinde ne denli insancıl acılar sakladığını, orada insan acılarının en derinlerini bulacağınızı, ona yaklaşırken düşünemezdim. Hafif bir meyille, dağlara yaslı kente kadar gelir yol. Çevresi boştur. İstasyon yanında, istasyon memurları için yapılmış beş on yapı. Sonra iki yanında Varto felaketzedeleri için yapılmış barakalar. Kente yaklaşınca birkaç atölye. Böylece kente varır yol, hükümet binasının önündeki alana kadar, orda ikiye ayrılır. Ardından da yarım daire biçiminde ortaçağ çarşısına girer.

Muş kentini bir Ermeni kurmuş: Muşel Mamikoyan. Adı ordan geliyor. Ama başka efsaneler de var. Muş Kalesi’nde insan boyu fareler vardı, buraların dilinde fare muşi. Ovadan geçen Daius ordusunu, kaleden çıkıp yendiler. Kentin adı, bu muşi sözcüğünden gelir. Bu ova, Anadolu’ya açılan bir geçittir çünkü. Burada ova, daha batıda daralır iyice, Murat vadisi çok uzun, daracık bir vadidir. Tren bile zor geçer bu vadiden.

Bu ova, Anadolu’ya açılan bir geçittir çünkü. Burada ova, daha batıda daralır iyice, Murat vadisi çok uzun, daracık bir vadidir. Tren bile zor geçer bu vadiden.

Aşağıda, toprak damlı evler, damlarını ot bürümüş. Ortadan da aşağılara uzanan ova, ovada menderesler yapan bir yığın ırmak. Kışın da, bütün doğu illeri karla kaplıdır, beyazlıktan başka bir şey görülmez. Kahveye inen şıhlar öteki kişilerden ayrıt edemezsiniz. Çok dikkat ederseniz, ötekilerin, şıhın çevresinde, biraz daha saygılı olduğunu fark edersiniz.

Kentin yaslandığı dağların tepesinde Muş Kalesi vardır. Çok eskidir bu kale. Yapıldığı dönemler bilinmez. Harpet Kalesi, vadide, karşı yanda, bir Ermeni keşişinin yaptırdığı kaledir. Simbat Kalesi, tepelerde, çok uzaklarda. Denizci Simbat oraya geldi gemisiyle. Ovaya yakın olan Mercimek Kalesi’nin çevresine bakarsanız, ova henüz bir denizken, gemilerin halatla bağlandığı halatları görürsünüz.

Bu dağlardan, sonsuza aşağıya vurursanız, sonuçta Mutki’ye varırsınız. Mutki, hiçbir yasanın geçmediği, eşsiz bir yerdir.

Cıbranlı Halit Bey bütün bu yörelerde dolaştı. Buralardandı. Kürttü. Orduda yarbay rütbesindeydi. (Halk arasında generaldi deniyor.) O zamanki Kürt isyanlarıyla irtibatı vardı diye, Bitlis çarşısında asıldı. Bitlis eski bir kenttir, buralardan da pek uzakta değildir. Cıbranlı Halit Bey’in hikayesini bilmiyorum. Kürt ayaklanmalarıyla irtibatlı olsaydı yakalanır mıydı? Yörede güçlenmesi kolay bir adam mıydı? Güçlü bir kişi miydi? Yüzyılların, bu yörenin insanlarına çektirdiği o değişmez acıyı duyar mıydı? Halit Bey’in aşireti Cıbran, Varto dolaylarında mıdır acaba? Cıbran aşiretinin bir kolu öyle sanıyorum ki Varto dolaylarındadır. Halit Bey asıldıktan sonra kalpağı açık artırmayla satışa çıkarıldı.

O zamanki parayla seksen altına satıldı (Halk bunu biliyor, buna inanıyor, önemli olan doğru değil,inançtır.) Şimdi kim bilir hangi Kürt beyinin evindedir? Bu başlarda dolaşıp duran kalpak mıdır? Kalpak Halit Bey’in kalpağıdır. Cıbranlı Halit Bey’in kalpağı, bilinmeyen bir yerde, duvarları iyice kalın bir Kürt evinde, bir rafın üstünde, üzerinde nişanları, parlar durur.

Demir Özlü, Sokaklarda Bir Avlu, Sayfa 43-49, Dünya Yayınları, 2. Basım, 2004

Etiketler: / / /

Mutkili Xelîl Xeyalî’nin Fotoğrafları
  Saîd-î Kurdî kendisi için ‘Milli Onurumuz’ demiştir. Jîn dergisinde yazılar yazan Xelîl Xeyalî 1900-1920 Kürd örgütlenmeleri arasında yer aldı....
Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ