Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,84 / Satış: 5,86
€ EURO → Alış: 6,54 / Satış: 6,57

Bir Ölüm Öyküsü : Cibranlı Halid Bey

Bir Ölüm Öyküsü : Cibranlı Halid Bey
  • 13.04.2016

 

 

Cıbranlı Halit Bey’in ölümü, yılların derinliğinde yatan bir olaydır.

 

 

 

 

 

Biz, Batı’da yaşayanlar için ünü duyulmamış bir olaydır. Ama bir Doğuluya Cıbranlı Halit Bey’in ölümünden söz ederseniz, Doğulu da biraz çevresini bilen bir kişiyse gözlerini açar hemen “Sen nereden biliyorsun Cıbranlı Halit Bey’in ölümünü?” diye sorar. Ama salt seçkinler değil, o yörelerde yaşayan halk da bilir Cıbranlı Halit Bey’in ölümünü. Ben de Muş’ta, bütün kış, yediden yetmişse halkın başında dolaşan kalpaklara olan ilgim yüzünden öğrendim.

Korkunç kışta, halkın başında dolaşan kalpaklar Varto depreminden sonra Pakistan’dan yardım olarak gelmişti. Tepesi çökük, kıyıları şapka gibi kıvrak kalpaklar, düz kalpaklar, yüksekleri, basıkları, kırçılları, düz kahverengi olanları, beyazları, karaları… Ben, Varto’yu da gördüm. Yazdı. Tepelik bir yerdeydi. Deprem bir yıl önce olmuştu. Evleri yıkıktı, yıkıntılar duruyordu. Birkaç yeni yapı yapılmıştı. Bunlardan biri jandarma karakoluydu, öteki yapılar tahta barakalardı. Barakaların arasında dereler akıyordu. Ahali, sarkık, geniş bıyıklı ahali, derelerin kıyısındaki kahvelerde oturuyordu. Onlarla beraber oturduk. Yazdı, büyük dereye balık avlamaya gelmiş, bizimle tanışan (biz, birkaç arkadaş Muş alayında askerdik) bir teğmenle, başka bir birlikten bir albay vardı. Teğmenle selamlaştık. Ahalinin, rengi karaya çalan ahalinin, arasındaydık. Onlar yurt yöneticilerine atıp tutuyorlardı, çoğu Alevi idiler. Sonra bana baktılar. Ağzımı açmadım. Oturup durdum öyle. Askerdim, ispiyonculardan çekiniyordum, yeni askerdim. Konuşmaya girişsem, uzun konuşmam gerekecekti. Sonraları konuştum ama.

Halit Bey’in aşireti Varto dolaylarında mıdır acaba? Cıbran aşiretinin bir kolu, öyle sanıyorum ki, Varto dolaylarındadır. Halit Bey, orduda yarbay rütbesindeydi. Bitlis çarşısında idam edilmiş. Varto depremi yüzünden gelmiş, halkın başına yakıştırdığı güzelim kalpaklarla ilgilenirken Halit Bey’le karşılaştım işte. Yarbay Halit değil; Cıbranlı Halit Bey. Cıbranlı Halit Bey’in kalpağı eşsiz bir kalpaktı. Büyüktü, süslüydü, tüyleri pırıl pırıldı. Onun idamından sonra açık artırmayla satıldı.

Kürt beyleri geldiler; kalpak o zamanın parasıyla seksen altına satıldı. Şimdi, onu, kim bilir hangi bey saklıyor? Bitlis çok eski bir şehirdir. Bitlis’in ahalisi Muş Varto’nun ahalisinden Bitlis, dünyanın en eski şehirlerinden biridir. Doğu treninde birkaç Bitlisli gördüm, esnaftılar. Muş’ta, Varto’da hiç esnaf görmedim, Cıbranlı Halit Bey, Bitlis çarşısında asıldı. Halit Bey’in kılıcı arttırmayla satıldı. Şimdi kim bilir hangi beydedir? Halit Bey’in esvapları kim bilir kimdedir? Bunları Muş çarşısında, halin yanındaki bir dükkanın önüne oturmuş bir adamdan öğrendim. Dükkancı da, adamı dinledi, olumladı. Adam Cıbranlı Halit Bey için “Generaldi” dedi. Ona göre, generaldi tabii. Bunun ne demek olduğunu da sonradan öğrendim. Bunları Muş çarşısında öğrendim. Muş çarşısında daha birçok şey öğrendim.

Muş çarşısı, ortaçağdan kalma bir çarşı gibiydi, istasyondan kentte çıkan, meyilli, düz bir caddedir sadece Muş kenti. Kilometrelerce bir yol, istasyondan, çarşıya, yokuş, ama dümdüz, istasyon, ovanın-yüksek Muş Ovası-kıyıcığında, küçücük. Bu geniş, verimsiz, ırmakların aktığı, yılın altı ayı kar altında kalan ovada duran, pırıl pırıl, küçük yapının, trenle varıldığında, gerisinde ne denli insancıl acılar sakladığını, orada insan acılarının en derinlerini bulacağınızı, ona yaklaşırken düşünemezdim. Hafif bir meyille, dağlara yaslı kente kadar gelir yol. Çevresi boştur. İstasyon yanında, istasyon memurları için yapılmış beş on yapı. Sonra iki yanında Varto felaketzedeleri için yapılmış barakalar. Kente yaklaşınca birkaç atölye. Böylece kente varır yol, hükümet binasının önündeki alana kadar, orda ikiye ayrılır. Ardından da yarım daire biçiminde ortaçağ çarşısına girer.

Muş kentini bir Ermeni kurmuş: Muşel Mamikoyan. Adı ordan geliyor. Ama başka efsaneler de var. Muş Kalesi’nde insan boyu fareler vardı, buraların dilinde fare muşi. Ovadan geçen Daius ordusunu, kaleden çıkıp yendiler. Kentin adı, bu muşi sözcüğünden gelir. Bu ova, Anadolu’ya açılan bir geçittir çünkü. Burada ova, daha batıda daralır iyice, Murat vadisi çok uzun, daracık bir vadidir. Tren bile zor geçer bu vadiden.

Bu ova, Anadolu’ya açılan bir geçittir çünkü. Burada ova, daha batıda daralır iyice, Murat vadisi çok uzun, daracık bir vadidir. Tren bile zor geçer bu vadiden.

Aşağıda, toprak damlı evler, damlarını ot bürümüş. Ortadan da aşağılara uzanan ova, ovada menderesler yapan bir yığın ırmak. Kışın da, bütün doğu illeri karla kaplıdır, beyazlıktan başka bir şey görülmez. Kahveye inen şıhlar öteki kişilerden ayrıt edemezsiniz. Çok dikkat ederseniz, ötekilerin, şıhın çevresinde, biraz daha saygılı olduğunu fark edersiniz.

Kentin yaslandığı dağların tepesinde Muş Kalesi vardır. Çok eskidir bu kale. Yapıldığı dönemler bilinmez. Harpet Kalesi, vadide, karşı yanda, bir Ermeni keşişinin yaptırdığı kaledir. Simbat Kalesi, tepelerde, çok uzaklarda. Denizci Simbat oraya geldi gemisiyle. Ovaya yakın olan Mercimek Kalesi’nin çevresine bakarsanız, ova henüz bir denizken, gemilerin halatla bağlandığı halatları görürsünüz.

Bu dağlardan, sonsuza aşağıya vurursanız, sonuçta Mutki’ye varırsınız. Mutki, hiçbir yasanın geçmediği, eşsiz bir yerdir.

Cıbranlı Halit Bey bütün bu yörelerde dolaştı. Buralardandı. Kürttü. Orduda yarbay rütbesindeydi. (Halk arasında generaldi deniyor.) O zamanki Kürt isyanlarıyla irtibatı vardı diye, Bitlis çarşısında asıldı. Bitlis eski bir kenttir, buralardan da pek uzakta değildir. Cıbranlı Halit Bey’in hikayesini bilmiyorum. Kürt ayaklanmalarıyla irtibatlı olsaydı yakalanır mıydı? Yörede güçlenmesi kolay bir adam mıydı? Güçlü bir kişi miydi? Yüzyılların, bu yörenin insanlarına çektirdiği o değişmez acıyı duyar mıydı? Halit Bey’in aşireti Cıbran, Varto dolaylarında mıdır acaba? Cıbran aşiretinin bir kolu öyle sanıyorum ki Varto dolaylarındadır. Halit Bey asıldıktan sonra kalpağı açık artırmayla satışa çıkarıldı.

O zamanki parayla seksen altına satıldı (Halk bunu biliyor, buna inanıyor, önemli olan doğru değil,inançtır.) Şimdi kim bilir hangi Kürt beyinin evindedir? Bu başlarda dolaşıp duran kalpak mıdır? Kalpak Halit Bey’in kalpağıdır. Cıbranlı Halit Bey’in kalpağı, bilinmeyen bir yerde, duvarları iyice kalın bir Kürt evinde, bir rafın üstünde, üzerinde nişanları, parlar durur.

Demir Özlü, Sokaklarda Bir Avlu, Sayfa 43-49, Dünya Yayınları, 2. Basım, 2004

Etiketler: / / /

Kitap Duyurusu – Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ
’Seyyahların anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ’ adlı kitap, yakında DARA YAYINLARI’ndan çıkıyor.           360 sayfadan oluşan ve...
Prenses Tamta – Ahlat’ın Kürd – Ermeni – Gürcü Melikesi
18 Mayıs 2019 tarihinde Tel Aviv’de gerçekleşen Eurovision Şarkı Yarışması’nda Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Tamta adlı bayan bir şarkıcı temsil etti. Bu...
Arnavutluk’un İskender Bey’i, Bitlis’in Şerif Bey’i
Arnavutluk’un başkenti Tiran’ı ziyaretimde, havanın yağmurlu olmasını fırsat bilerek Milli Kütüphane olan Biblioteka Kombëtare binasını ziyaret ettim. Hem arşivlerini incelemek hem...
Bitlisli Kürd Zaro Ağa da 1931 yılında Liverpool’da futbol oynadı
İngiliz futbol takımı Liverpool’un Barselona futbol takımını dün akşam Liverpool Anfield stadyumunda 4-0 yenmesi ile biten o tarihi maç, dünyanın...
1914 Tarihli Bitlis İsyanının Osmanlı Arşiv Belgelerindeki Yansımaları – Cezalar, Mükâfatlar
1914 yılının ilk aylarında İttihat ve Terakki yönetimine karşı Bitlis’te bir isyan meydana gelmişti. Ayaklanmanın liderleri, Hizan bölgesinin tanınmış dini...
Kürt Şarkılarında Ermeni Dostluğu / Gülizar’ın Feryadı
Kürt ve Ermeni ilişkileri tarihinde dikkat çeken önemli olaylardan birisi de 1889 yılında Ermeni kızı Gülizar’ın Kürt aşiret lideri Hacı...
Nivîskarno! Zarokên Me Heyf in
Ji ber ku min çîrokeke zarokan a sosret xwend, mecbûr mam ku vê gotarê binivîsim. Lewra zarokên me heyf in,...
Malazgirt savaşı ve Kürtler
Bu Savaş, Türklere Anadolu’nun kapılarını açmak için değil, amacı Malazgirt ve Ahlat’tan Rey ve Hemedan’a kadar olan İslam topraklarını ele...
1510’ların Bitlis’ini, Van Gölü çevresini ve Van’ı anlatan İtalyan tüccar
İtalyan bir tüccarın 16. yüzyılda kaleme aldığı anlatımından, kendisinin 1507 yılında Şah İsmail’in ordusu ile birlikte Erzincan’a geldiğini öğreniyoruz. Kırk...
Bitlis’in tarihi mahalleleri ve yerli aileleri
’Bu şehrin büyüleyiciliğini dün akşam vadiden geçerken hissetmiştim, ancak bu sabah gördüklerimden sonra, buranın yapısı ve konumlandırılması itibari ile Batı...
Şerefxanê Bedlîsî – Yaşamı ve Eserleri
Şerefxanê Bedlîsî, 25 Şubat 1543 yılında Mir Şemseddin’in oğlu olarak İran’ın Kerehrud şehrinde dünyaya geldi. Çocukluk yılları Safevi devletinde geçti....
Selahaddin Eyyubi’nin kendi kaleminden Kürdler ve hayatı
İskenderiye Kütüphanesinde bulunan Selahattin Eyyubi’nin el yazması günlüğü, Fransız kadın yazar Genevieve Chauvel tarafından romanlaştırılmış. Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin...
Bitlis’te konuşulan dillerin tarihçesi, inkar ve asimilasyon
Bir çok kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmış olan Bitlis, hem mimari hem de kültürel olarak muazzam bir geçmişe sahiptir....
Antik Çağ’da Kürdler
Kürtler, Ortadoğu’nun en eski halklarından olup Toros dağlarından Zagros dağlarına kadar uzanan coğrafyada yaşayan ve Hint-avrupa dil grubuna ait bir...
Seyyahların gözüyle  Bitlis ahalisi ve giyim kuşamları, 1600 -1900
‘Bitlis çarşısının üzeri örgülü hasır halılar ve kuru dallarla örtülmüş dar sokaklardan oluşmakta. Tezgahlar çok zengin meyve ve sebze çeşitleri...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ