Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 3,85 / Satış: 3,86
€ EURO → Alış: 4,54 / Satış: 4,55

Sn. İlhami Yazgan’ın Yayınlanan Makalesine İtiraznamemdir

Sn. İlhami Yazgan’ın Yayınlanan Makalesine İtiraznamemdir
  • 29.04.2016

 

Yazar İlham’i Yazgan tarafından kaleme alınan ”Hükmü Şerif Anlaşması” yazısına, Araştırmacı Yazar Şakir Epözdemir’den itiraz metni geldi.

 

 

 

 

 

Şakir Epözdemir / Araştırmacı Yazar

 

“Akkoyunlularla 1502’de giriştiği savaşlardan başarıyla çıkan Şah İsmail, kısa bir zaman sonra Ermenistan ve Diyarbakır’ı Safevi devleti topraklarının içine kattı.”

Diyor Sn. Yazgan.

— Bu anlattım resmî tarih tezlerinin iddialarını yansıtıyor. Çünkü Şah İsmail Akkoyunlu devletini ele geçirdikten sonra, bu devletin işgalı altındaki toprakları, daha doğrusu Diyarbakır, Harput, Erzincan, Birecik, Ergani ve Mardin gibi merkezleri, Safevi devletine tabi olmalarını sağladı, sağlamaya çalıştı.

Burada bir fütuhat yoktur. El değiştirme söz konusudur.

Daha sonraki olaylardan anlaşılıyor ki Dulkadırlar ile anlaşma sağlayarak – Osmanlılardan çekinen ve Mısır Memluklerine yakın olan Maraş Dulkadiroğlularını – kendi tarafına çekerek, Osmanlılarla komşu olan bu bölgeyi sağlama alarak Harput’a yöneldi.  Oradan Amed’e döndü; Diyarbakır’ı da sağlama alıp Kürdistan Emîrliklerinin bağımsız toprağından geçerek, bu arada Kürdistan Beylerine “ bağımsızlıklarını tanıyacağın” vaadinde bulunarak İran’a döndü.( 1 )

“Şah İsmail’in Safevi devletinin topraklarını genişletmesi şu anlama geliyordu; Bağdat’dan Maraş’a kadar uzanan bölgeye hâkim olmak, oralardan alınacak vergilerin Safevi devletinin kasalarına aktarmak. En önemlisi de Ortadoğu’nun siyasi sahnesinde Osmanlı devletine karşı yeni bir güç dengesi olarak çıkmak.”

— Yukarda arz ettiğim gibi “Safevi devletinin topraklarını genişletme” olayından ziyade Akkoyunlu devletinin işgalı altındaki şehirleri Safevi devletine tescil ettirme girişimidir bu yürüyüş.

“Osmanlı devletine karşı bir güç dengesini oluşturmak” tan ziyade, Anadolu’dan bir Ordu teşkil ederek Akkoyunlu yönetimini bu ordu ile deviren ve o dönemin şiddet yanlısı ve büyük güce sahip Akkoyunlu’nun mirasına konan Şah İsmail, Anadolu’nun tamamını kendi tarafına çekerek Edirne

yönetimine karşı tehdit haline gelmeyi ve hatta Mısır Memluklerini de yanına alarak Osmanlı devletini sonlandırmayı amaçlıyordu.

 Yazarımız “ Hükmü Şerif” başlığı altında devam ediyor:

 “- Akkoyunlular tarafından uygulamaya konan ve Uzun Hasan kanunları olarak bilinen vergilendirme sistemi altında ezilen Kürtler de, bu yeni durumdan oldukça memnun kaldılar. Hatta başlarda Şah İsmail’i desteklediler.”

Bu iddia tamamen kuru bir iddia. 1401 de Diyarbakır’ı Başkent yaparak kurulan Akkoyunlu Devleti, Dersim Bölgesindeki Çemişgezek Kürt Hükümdarlığıyla zaman zaman sürtüşmeleri olsa da 1460’lara kadar Emirliklerin yönetimindeki Kürdistan’a dokunmadı, karışmadı. Uzun Hasan zamanında Cizre, Hasankeyf, Egil, Palu, Lice’den başlayarak Kurdistan Begliklerinin tamamını işgal etmeyi hedeflediler.

Bijenoğlu Süleymanlar, Arapşahlar, Sofuhalliler, Muhammed Şevliler gibi şiddet yanlısı ve acımasız komutanları bağımsız yaşayan Kurdistanın bütün şehir ve kalelerini ele geçirmeye başladılar. Bu şehir ve kalelerin birçoğu 1490’larda tekrar bağımsızlıklarına kavuştular. Cizre, Hakkâri, Hasankeyf, Lice, Hazzo, Şirvan, Bitlis ve bunlar gibi bir düzine Beglik savaşarak işgalden kurtuldular. Kurtuluşlarını gerçekleştirmeyen Egil ve Palu gibi Beylikler, Çaldıran Savaşında yenilen Şah İsmail’in yönetimini ret ettiler ve daha öncesinde de bu yönetime dâhil olmadılar.

Bir yönetim değişikliği gerçekleştiren Safevi yönetimi elbette başta Kürtlerin, özellikle bağımsızlıklarını savunan Kürtlerin hoşuna gitmiştir. Şah İsmail’in babasının dedesi olan Şeyh Safiyeddin zamanından beri Kürtlerle dost olarak geçinmişti bu tarikat dergâhı. Ve Kürtlükten Türklüğe transfer olan hanedanlık.

1495’lerde işgakden Kurtulan bir Bitlis şehrinin stratejisi Şah İsmail’in yönetiminde bağımsızlığını kurumak değildir. Ama şah İsmail ile iyi geçinerek Akkoyunlu gibi ceberrut devletlerin gazaplarını bertaraf etmekti amaç.

Yazarımız Şah İsmail’in 11 Kürt Beyini katlettiğini ileri sürerek resmi tarih tezlerine yeni bir fırsat sunmuştur. Olacak şey mi?

“ Kürtler’in Şah İsmail’i desteklemeleri, Şah İsmail’i tebrik ve desteklerini bildirmek için ziyaretine giden 11 Kürt beyinin asılmasıyla sonuçlanan olaya kadar sürdü. 11 Kürt beyinin Şah İsmail tarafından idam edilmesinden sonra Kürtler, Şah İsmail’i desteklemekten vazgeçip, yönlerini tekrar Osmanlı devletine çevirdiler.” Diyor Sn.Yazgan.

— 1501’den önce 30 yıl, 40 yıl savaşarak, çok müthiş bir şekilde Tokattan Afganistan’a kadar uzanan Akkoyunlu devletinden bağımsızlıklarını henüz yeni kazanan Beyler, teslim olmak için mi bir heyet halinde Kürdistan’in Xoy şehrinde bulunan 15-20 yaşındaki Şah’ı ziyaret etmeye gittiler?

Acaba bu 11 şahsiyetin içinde bulunan Cizre Hükümdarı Şah Eli Begi tanıyan yazarlarımız var mı?  Şah İsmail’in 1508 de Diyarbakır’ı Akkoyunlu Valisinden devralarak kendi Valisini atadığından 1511 e kadar, bu kısa zaman diliminde, Diyarbakır Valisinin Cizre’nin üzerine iki büyük sefer gerçekleştirdiğini, üçüncü sefere Abadan’dan Şah’ın özel kuvvetleri de Cizre’yi işgala yöneldiklerini, Müslüman ve Hristiyanlardan 50 bin insanı katlettiklerini ve Cizre’yi Botan Kahramanlarından almadan eli boş ve perişan bir şekilde geri döndükleri olayını biliniyor mu?

Şah İsmail Diyarbakır’dan İran’a giderken Bitlis Hükümdarı Şeref Bey ile görüşmüş. Bitlis bağımsız yönetimini kabul ederek bir fermanname ile teyit etmiş ve Kürdistan beylerini kendi tarafına çekmek için, onların desteğini almak için öncelikle onlarla dost geçinmeyi yönetimlerine dokunmamayı belirtmiştir.( 2 )

Kürdistan beyleri Şeref beyin öncülüğünde Xoy’e giderek hem Şah’ın doğum yıldönümünü kutlayacaklardı ve hem de stratejik bir ittifakın şartlarını görüşeceklerdi. Çok genç yaştaki Şah, Diyarbakır Valisinin raporunu önemseyerek ikisi hariç diğer Beyleri tutuklaması gerçekten çocukça bir hamleydir. Şah İsmail yenilgisini bu yanlış adımla hayata geçirdi. Kaldı ki bütün bu beyler sağ selim ülkelerine döndüler, Çaldıran ve Koçhisar savaşlarında Osmanlılar yanında savaşlara katıldılar ve Safevi işgallerini kendi ülkelerinden kendi çabalarıyla kaldırmaya muvaffak oldular. “Şah İsmail 11 Kürt Beyini katletti” deyimi tamamen yanlış bir iddiadır.

“ İdris-i Bitlisi’nin Sultan Selim’e 1516 yılında yazdığı, Osmanlı ve İran arasında geçen savası ve savaşta Kürtler’in nasıl kahramanca savaştıklarını anlattığı bir mektup.”

— Bu mektup değil, arznamedir. Bir meydan muharebesini konu alan zafername raporudur ve bu arzname Kürtlerin külhane yetimleri olmadığına dair müthiş bir belgedir.

İdris-i Bitlisi ve Kürt Beylikleri

Şah İsmail’in Ermenistan ve Kürdistan’ı ele geçirmesinden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun bakışı da Anadolu’nun yarısına hakim olan Safevi devletine çevrildi. Kısa zamanda kaybedilen toprakların tekrar Osmanlı topraklarına katılması için hazırlıklara başlandı.

— Osmanlının kaybedilen tek karış toprağı yoktur bu dönem de.

Bu andan itibaren Kürtler de Safevi ve Osmanlılar arasında, Şii ve Sünni şeklinde ortaya çıkacak savaşta tekrar taraf olma durumunda kaldılar.

— Mezhep, inanç ve ideolojik sebeplerden değil, Kürtler kendi bağımsızlıklarına tekrar kavuşmak ve Safevi işgalinden kurtulmak için Osmanlılarla ittifak kurdular.

“İdris-i Bitlisi ve Kürt Beylikleri Adından anlaşılacağı ve Kürt Tarihi Şerefname’de de belirtildiği gibi şeyh ailesinden olan İdris-i Bitlisi’nin doğum yeri Bitlis’dir. “

— İdris’in doğum yeri Diyarbakır’dır. 1452 veya 1457 de doğduğunda babası, büyük bilgin ve mutasavvıf Mevlana Şeyh Hüsamettin Bitlisi Bayındıriyye (Akkoyunlu) devletinin başkenti olan Diyarbekır de devletin özel kâtibidir.

“ İlk kez, sekiz Osmanlı padişahını konu alan Heşt Bihişt adlı kitabıyla kendinden bahsettirdi. Şeyh Ömer tarikatının önde gelen isimlerinden Hüsamettin Ali’nin oğlu olarak dünyaya gelen İdris-i Bitlisi, gençlik yıllarını Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Yakup Bey’e hizmet etmekle geçirdi.”

— 1478’de Uzun Hasan ölünce, Özel Kâtiplik görevinde bulunan Mevlana Şeyh Hüsamettin Bitlisi, Sultan Yakup’la çalışmayı yaşına başına uygun bulmadı. Yanında yetiştirdiği Mevlana İdrise bu görevi devretti. Mevlana İdris Sultan Yakup, Sultan Elvend ve Sultan Rüstem ile 1478/1501 e kadar 23 yıl çalıştı. Her zaman zirvedeydi.

“  İdris-i Bitlis’inin meclisini gösteren bir minyatür.”

— Mevlana İdris’i Bitlisinin Meclisi, beyliği ve herhangi bir yerde yönetimi yoktu. Minnyatür da başkan olarak İdris görünüyorsa, o zaman Mevlana İdris’in Kürdistan Ulusal Meclis’inden söz etmemiz lazım. Çünkü Mihemed Emin Zeki beg : “- Tarihte ilk olarak Kürt büyüğü Mevlana idrisi Bitlisi Kürdistan ulusal meclisini topladı” diyor. Ayrıca Yavuz Sultan Selim’in Diyarbekir Vilayetini Mevlana İdris’e temlik ettiğini biliyoruz. Mevlana İdris 1516/1520 döneminde Kürdistan beyliklerinin statülerinin kimi Ekrad Hükümet Sancakları kimini de otonom sancaklar şeklinde Osmanlı kanunnamelerine geçirdikten, Osmanlı Arap ve halifelik sistemlerini düzenledikten sonra, Sultanla beraber 1520 de vefat ettiler.

İdris-i Bitlisi, 1501 yılında Şah İsmail Safevi devletini kurunca, II. Beyazid’in himayesine sığıdı. 1485 yılında II. Beyazid’in kazanmış olduğu bir zafer üzerine tebrikname yazmasıyla onun taktirini kazandı. İdris-i Bitlisi, II. Beyazıt’ın ölümünde sonra Osmanlı tahtına oturan Sultan Selim tarafından o dönemde Kürdistan’da bulunan 23 bağımsız beylikleri savaş yapmadan Osmanlı İmparatorluğu’nun otoritisine boyun eymeleri için görevlendirildi. Bir Kürt olarak ananelerini, dilini bilen, yakından tanıyan İdris-i Bitlisi, Sultan Selim tarafından bir kaç kez Kürdistan’a gönderildi. İdris-i Bitlisi, Kürdistan’da bağımsız olarak yaşamlarını sürdüren bu 23 beyliği Osmanlı otoritesine boyun eymelerini sağlamakla kalmadı aynı zamanda kıvrak ve zeki zekasıyla bu beylikleri Şah İsmail üzerine kapsamlı bir sefer yapmaya hazırlanan Osmanlılara destek vermelerini ve Osmanlılarla beraber savaşa katılmalarını sağladı.

— Bu paragrafta da çelişkiler ve resmi tez kavramları mevcut. İdris ve birçok İslam Ulemaları 1501de Safevi Devleti ile çalışamayacakları konusunda karar alıp hac bahanesi ile Arabistan’a doğru yol alırken Yavuz Selim’in babası Sultan II. Beyazid onu İstanbul’a davet ediyor ve sarayında çok önemli görevlerle görevlendiriyor. Mevlana İdris 1501/1511 yılları döneminde Sultan II. Beyazit ile çalışırken “Heşt Behişt” başlığıyla Sultan Beyazide kadar görev alan 8 padişahı konu alarak Osmanlıların ilk tarihini yazmış oluyor.

Burada sığınma diye bir şey yoktur. Mevlana İdris, Osmanlı yönetimine sığınamayacak kadar büyük bir devlet adamı ve emsalsiz bir diplomattır.

1511’de Hac bahanesi ile İstanbul’dan ayrılıyor. Kahire de Mısır Meliki ile görüşüp, Hac Kafilesi başkanı olan yeğeni  (kardeşinin oğlu) ile hacca gidiyor. Medine’den Şehzade Yavuz Selim’e gönderdiği bir mektupla ailesinin Medine’ye gönderilmesini istiyor ve bir daha İstanbul’a dönmeyeceğini beyan ediyor. (3)

Kürdistan’ın “23 Beyliğinden ve göye Yavuz’un İdrisi görevlendirmiş olduğundan” söz etmiş yazarımız.

— Kürtler Osmanlılarla temasa geçmeden önce – Şerefnamede ki tespitlerime göre 49 Kürdistan bağımsız statüleri mevcuttur.  Bu sayıyı ne Yavuz biliyor ne de şu anda Kurdologlarımızın hiçbirinin bundan haberleri vardır. 

Genel olarak anlatıldığına göre Mevlana İdris Şeref Beyin veziri olan Emir Bilbasinin kardeşi ve yurtsever bir Rojkan kahramanı olan Mihemed Ağa Kelhoki ile beraber 28 Kürt Yöneticisini ikna ederek; bu beylerle bir toplantı gerçekleştirmiştir.  Şeref Xan’ın Şerefnamedeki deyimiyle “ikna edilen 20’den fazla beylerin imzalarını taşıyan bir teklifname ile” ve Mihemed Axa Kelhoki nin başkanlığında bir heyetle Sultana intikal edilmiştir.”

Teklif Kürdistan beyliklerinden gitmiştir. 3 sefer Safevi kuvvetlerini püskürten Cizre İşgal altındadır. Bitlis 3 sefer Safevilerle savaştı ama şehrini kurtaramadı. Hasankeyf ve tüm Kürdistan statüleri işgal altındadır ve de Şah’ı yenmek isteyen, savaş hazırlığını yapan bir Sultanlık orada duruyor. Bu ittifak görüşü Şeref Beyin kafasından çıktı, etraftaki beylerle danıştı, çok iyi bildiği ve tanıdığı Mevlana idris’i çağırdı ve şartlı olarak ona bu görevi verdi. Selim Kürtlere değil, idrise güveniyordu. Şeref Han IV. Osmanlıya değil İdrise güvendi, Kürdistan beyleri de Şeref beye güvenerek kendi iradelerini bir millet gibi ortaya koydular. Bunun için mesele çok kısa bir zaman zarfında amacına ulaşmış oldu.

İdris-i Bitlisi, Sultan Selim’in İran seferi sırasında sır arkadaşlığını da yaptı. İkisi arasındaki ilişkinin boyutunu görebilmek için Sultan Selim’in İdris-i Bitlisi’ye yazmış olduğu fermanı okumak yeterli. Sultan Selim’in, Bitlisi’ye gönderdiği bir fermanda şunları demekte; “Sultanların dostu ve faziletler sahibi Mevlana Hakim Şeyh İdris hazretleri; Haberiniz olsun ki, mektubunuz bize erişti. Doğruluğunuz ve sadakatle çalışmanız, bütün gayretlerinizi safretmeniz neticesinde, Diyarbakır ve havalesinin fethedilmesi mümkün oldu. Bu başarınızdan ötürü yüzünüz ak olsun. İnşallah diğer yerlerin fethine sebep olma şerefine nail olursunuz. Bu hususta yegane güvendiğimiz sizsiniz.

— Evet, Yavuz Sultan Selim’in Mevlana İdris’in arznamesine verdiği cevap aslında bir Fermannamedir. Dirlik ve düzenliği tanzim etmesi için kendisine verilen bir selahiyetnameydir. Bu iki belge ile -Erzname ile emirname belgeleri ile- Sultanın ve Mevlana İdris’in samimiyetleri ortaya çıkmaktadır ve mektubun başlığında Sultan İdrise övgüler sıralamaktadır: 

TÜRKÇESİ:

M.Emin Bozarslanın Türkçeye Çevirdiği Şerefname de Türkçe olarak şöyle ifade ediliyor: …” araştırma alanının atlısı, başarı yolundaki kervanın reisi, temel kanunları ve detay kanunlarının mütehassisi, düşünülen ve işitilmiş olan defterlerin düzenleyicisi, kutsallık medresesinin müderrisi, Bedlis bilgininin oğlu düşünür İdris. … “ (Şerefname – HASAT yy.M.E.BOZARSLAN 4. Baskı  sayfa 479 – İstanbul … Ayrıca,  İdris’in Sultana gönderdiği arz namesi ile, Sultan Selim’in cevaben gönderdiği fermannamesini – Şakir Epözdemir – 1514 AMASYA ANTLAŞMASI – Kürt- Osmanlı İttifakı ve Mevlana İdris-I Bitlisi –sayfa 149 / 154 e bakınız.

KÜRTÇESİ: – ( Kitéba bi navé “ Li ser réya azadîya Kurdistané de – Dr.M.S.Cuma – çapa 1.é – çapxana Rewşembiri Hewlér/Kürdistan 1999 – Per : 173 : ) Siltan Selim ya ku di 15 yé Manga 11 yé, ya sala 1515 da ji Edirne yé, ji Mewlana İdris ra ré kirîye.

“- Héjayé héjayan, Nişana Qencan, Réwîyé Riya Rast, Réberé Kanîyén Ayîné, Bidîtinvané dijwarîyén Oldarîyé, Beré Av û Axé, Hogiré Şah û Siltanan, Nîşana Xelkén Xwedané Yektayî û Perestén wî, Mewlana Şehrezayé Oldarîyé İdrîs, Xwedé Héjabunén bétirbike. “ Yavuz Sultan Selim tarafından Edirne’den 15.11.1515 tarihinde Mevlana İdrs-i Bitlisliye gönderdiği fermannamenin başlığı ( bak: Diyarbakır Tarihi- Şevket Beysanoğlu – 2.cilt sayfa 508/511)

Makalenin bundan sonrası için söylemem gereken önemli bir şey yoktur. Cumhuriyet kurulmadan önce ve 23 Nisan 1920 de kurulan BMM’nin bir oturumunda Mustafa Kemal Paşa şöyle bir beyanatını okumuştum. Hatırladığım kadarıyla Kemal Paşa şunu söylüyordu:  

“ – Kurtuluş savaşımız zaruretten doğmuş, kan dökülerek alınmış, Türklerin ve Kürtlerin birlikteliğiyle hâkimiyeti milliyemiz sağlanmıştır”.

Osmanlıyla da ittifakımız zaruretten doğdu, Türklerle de 1920ler de ittifak içinde hareket ettiğimizde de, o birliktelik zaruretten hâsıl oldu.

……..

Makalenin bundan sonraki bölüme dokunmayacağım. Kürt entellerinden, Kürdistanlı yazarçizerlerinden bir ricada bulunacağım.

Lütfen tarihle ilgili bir şey yazarken çok ama çok dikkatli olalım, bizi bize unutturmak ve tarihimizi laçkalaştırmak için her taraftan saldırılar olmuştur, oluyordur ve olacaktır.

Genelde Kürt hatipleri konferanslar da ve açık oturumlar da konuşurlarken de çok yanlış kavramlar kullanıyorlar. Sık sık buna şahit oluyor ve üzülüyorum. Şahsiyet kazanmamız ve şahsiyetli olmamız gerekir diye düşünüyorum.

Şu eleştiriyi yaptığım 28.04.2016 Bugünkü tarihle 1914 yılında ve Bitlis hadisesinde babamın öz amcası Minarlı Hacı Kamil Efendi Şeyh Şabeddin ve Mehmed Şirinlerden birgün sonra Bitlis’te asıldı. ( 4 ) Saygılarımla

İlhami Yazgan’ın İlgili Makalesi

http://www.bitlisname.com/2015/11/17/kurtlerin-kaderini-degistiren-anlasma-hukmu-serif/

 

………

DİPNOT:

(1)- Şerefname M. Emin Bozarslan – hasat Yy 4. Baskı s. 473, 474,  475

(2)- Şerefname M. Emin Bozarslan – hasat Yy 4. Baskı s. 473

(3)- 1514 AMASYA ANTLAŞMASI – Kürt – Osmanlı İttifakı ve Mevlana İdris-iBitlisi –Şakir Epözdemir – Pêrî yy 2005 İst. Sayfa 156/157

( 4 ) – Harbiye Nâzırı Ve Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi Nâmına Müsteşar Muâvinin imzasını taşıyan Fi 15 Camâziyelâhire 1332 ve Fi 28 Nisan 1330 (1914)  tarihini gösteriyor.  Bu tarihte Minarlı Haci Kamil Efendi ile iki arkadaşı yanı 3 kişi idam edilir. Bundan bir gün önce 27 Nisanda Şeyh Mihemed Şirin, Şeyh Şahabeddin ve Seyyid Ali ile birlikte 14 kişi idam edilmişlerdi.

NOT: Seyid Eli, Mehmed Şîrin ve Şéx Şabeddin efendilerle beraber 14 kişinin idam mazbatasıdır bu rapor.   Hiritli Fake Halîl, Karkarlı Molla Muhyiddîn, Korcanlı Molla Cündî ve Cihnagir oğlu Mecîd , Horuslu Abdullah oğlu Hurşîd, Hivrisli Ali ve Hivrisli Hacı Bâpîr, Homâçlı Hacı Hayran, Yakolu Feka Selîm, Homaçlı Hacı Mir’ât, Haçokânlı Süleyman …  tam 14 kişi. Bu 14 şahis 23 ile 27 Nisan 1330’da ( 1914) idam edilmişlerdir

İsmet İnönü’nün Kürt Raporu
Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan’ın kurulmasından korkarım. Van ve Erzincan’da acele olarak, Muş ovasında tedricen ve Elazığ ovasında kuvvetli Türk...
Ah Tamara…
Van’daki Akdamar Adası’na da ismini verdiği rivayet edilen Akdamar efsanesi, zamanında bu adada yaşayan baş keşişin güzelliği dillere destan kızı...
Xelil Xeyali’nin Kürt Dili Üzerine Görüşleri
“Yayın yöntemi”ne ilişkin görüşü ikinci yazıya bırakmıştım. Fakat bu yönteme ilişkin ayrıntılı bilgiler vermeden önce onun temelini oluşturan bazı işlerden...
Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Kürt Şehri Bitlis
  Wilhelm Köhler/Kitap  17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında bulunan geniş coğrafyada sürüp giden yaşamla ilgili bugün elimizdeki en önemli...
Bitlis Beyliği’nin Statüsü,Rolü ve Önemi – Araştırma
Mela Mahmud Beyazidi; “Yabancı devletler, Kurdistan’ı işgal edebilmek için, herşeyden önce, Bitlis Beyliği’ni zapt etmeye yeltenmişlerdir.”        ...
1838’in Bitlis’i ve Southgate’in Kürd Şerif Bey ile tanışması
Bu çeviri, Amerikalı Misyoner rahip Horatio Southgate’in 1838 – 1839 yılları arasında Bitlis’ten geçerken tuttuğu notların İngilizce aslına sadık kalınarak...
Said Nursi’de Özgürlük Söylemi
  Gençken içine girdiği ilim dünyasında özgürlüğü bir hayat biçimi olarak benimsemiştir. İlk hayatı hocaları ile olan serüvende onun düşüncelerini...
Kırd,Kırmanc, Dımıli veya Zaza Kürtleri
Bazı illerde ise denebilir ki sadece birer ilçenin sınırları içinde Dımıli lehçesi konuşulur. Semsûr’un Alduş (Gerger), Ruha’nın Sêwreg (Siverek), Bedlis’in...
Kerkük Kan Ağlıyormuş
“Kerkük, Kürdistan´ın bir parçasıdır. Oradaki Türkmenler, Kürtlere sığınmış muhacir ve sığınmacılardır. Kerkük, Azerbeycan´da bir kent değil ki Türk´ü kan ağlasın....
Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası
  Bediüzzaman Saidê Kurdî Henüz 30 yaşlarında Van’dan İstanbul’a gidip Fatih’te bulunan Şekirci Hanı’na yerleşiyor. Ve odasının kapısına bu yazıyı...
Pîyesa ‘Bîdlîs’ ya Wîllîam Saroyan
Ehmed Kurd nîne, ji hindikayî (kêmhejmaran) ye, ango ji tirkan. Lê ferqa wî ew e ku xwediye loqonteyek e. Ji...
Vasa’yı kurtarmak, Hasankeyf’i öldürmek
On milyonluk nüfusu ile bir İskandinav ülkesi olan İsveç’te 1700’e yakın müze bulunmaktadır. Bu müzelerden dünyanın ilk açık hava müzesi...
Tarihte Kerkük ve Kürtler
  Kerkük tarihine kısaca bir bakalım; Arkeolojik kazılar sonucunda Kerkük’te 28 bin yıl önce Neandertallerin yaşadığı kanıtlanmıştır. Şehir bir çok...
Yol Ayrımı; Askeri Uçak ve Milletin Özgür İradesi
  Irak, denilen devlet 1926 yılında Gertrude Bell’in Kral Faysal ile misterik aşkının imkansız çocuğu olarak dünyaya geldi. Irak bir...
Lozan, Ankara ve Sevr Antlaşması
    Türkiye Lozan ve Ankara kartını Uluslararası topluma ve Kürtlere gösterirken, Sevr antlaşmasından neden söz etmez? İşte, Lozan, Ankara...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ