Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,31 / Satış: 6,33
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Bitlis Şeri Bey Tepesi’nin asıl ismi Şerif Bey Tepesi’dir

Bitlis Şeri Bey Tepesi’nin asıl ismi Şerif Bey Tepesi’dir
  • 25.09.2016
  • 5.145 kez okundu

Şeri bey değil, Şerif Bey Tepesi

Başlıktan da anlaşılacağı üzere, şuan Bitlis’te bulunan ve Bitlisliler tarafından geçmişi pek bilinmeyen ünlü seyir tepesi ‘Şeri Bey’ ismi yanlış bir adlandırılma olup, doğrusu Şerif Bey Tepesi’dir ve düzeltilmelidir. Hem tepenin tarihçesi, hem de ismini aldığı Bitlis Kürd Beyliği’nin son beyi Şerif Bey’e olan sorumluluk açısından, tepenin adı Şerif Bey Tepesi olarak değiştirilmeli ve tarihçesini açıklayan bilgilendirici bir anıt da zirveye dikilmelidir.

 

Baran Zeydanlıoğlu – 24 Eylül 2016

 

Tepenin isminin neden ‘Şeri Bey’ olduğunu bilen olmadığı gibi ne zaman ve nasıl öyle bir isim konulduğunu hatırlayan da yok. Büyük olasılık, Şerif isminin zamanla halk arasında ‘Şeri’ versiyonuna dönmüş olmasıdır.

 

Peki Şerif Bey kimdi? Ne zaman yaşadı ve nasıl biriydi?

 

Rojkanlı bir Kürd beyi olan Şerif Bey, 1849’a kadar Bitlis Kürd Beyliği’ni yönetmiş ve şimdiki ‘Şeri Bey Tepesi’ diye adlandırılan tepedeki sarayında da ikamet etmiştir. Şerif Bey’in kardeşleri Emin Paşa, Murad ve Hurşid beylerdir. Emin Paşa ve Murad Bey aynı zaman diliminde, Muş ve Hınıs Kürd Beylikleri görevlerini de yapmışlardır. Babaları Muş beyi Selim Paşa idi, ki Erzurum Valisi tarafından boynu vurulmuştur. Büyük dedesi Alaaddin bey, Osmanlı ile şimdi Muş sınırları içinde bulunan Mercimekkale’de karşı karşıya da gelmiştir tarihte. Osmanlı; Alaaddin beyin Kürdistan’daki hükümdarlığına ve başında bulunduğu Kürd beyliğine son vermek için bir sefer dahi düzenlemiştir. Aynı kaderi ne yazık ki torunu Şerif bey seneler sonra 1849’da paylaşmak zorunda kalmıştır. Bu arada Muş ve Bitlis birbirilerinden ayrı değillerdi ve tüm bölge Rojkan Kürd beyliğine bağlıydı.

 

 

O dönemde Osmanlı’nın başında sultan II. Mahmut vardır ve 15. yüzyıldan beri yarı otonom durumundaki Kürd beyliklerine pek de sıcak bakmadığından, beylikleri tasviye edip Kürd beylerin yerine Türk memurları tayin etmektedir. 1840’da Botan (Cizre) Kürd Beyi Bedirhan Bey liderliğinde Osmanlı’ya karşı başlayan, Kürd beyliklerinin tam bağımsızlık harekatına, Bitlis beyi Şerif Bey de destek çıktığından, 1840’ların sonunda tüm Kürd beyliklerinin fesh edilmesi, beylerin öldürülmesi veya aileleri ile birlikte sürgüne gönderilmelerinden Şerif Bey de nasibini almıştır. 1849 senesinde Şerif Bey’in başında bulunduğu Bitlis Kürd beyliği de son bulmuş ve Şerif Bey de ailesi ile birlikte İstanbul’a sürgüne yollanmıştır. Geride kalan sarayı da yıktırılmıştır. 1850’lerden sonra artık Bitlis sancağı İstanbul’dan atanan valiler tarafından yönetilmeye başlanmıştır.

 

1836’da Bitlis’ten geçmiş ve Şerif bey ile tanışmış olan İngiliz yarbay Shiel’in Şerif beyi anlatımlarına da bakalım:

 

‘26 Temmuz 1836: ….. atlarımızı sabah 5 civarı yükledik ve Bitlis’e 5 saat 32 kilometrelik bir yolculuktan sonra vardık. Bizi valinin (Şerif bey) evine yerleştirdiler. Şehrin bir kısmını gören bir tepenin üstünde, büyük avlulu, taştan yapılmış, dikdörtgen şeklinde kocaman bir binaydı bu ev. Bir Kürd olan vali Şerif Bey yerinde değildi. Reşit Paşa’ya gittiğinden valinin eşi iki küçük oğullarını bana ‘hoş geldin’  demek için göndermişti, ki oğulları büyük nezaket ve saygı içerisinde bu görevlerini yerine getirdiler. Bu tür davranışlar Asya’daki üst sınıf ailelerin çocuklarında çok sıkça görülen bir şeydir. Şerif Bey’in konağı, eğer mobilya olarak ele alınacaksa, o kadar da ahım şahım bir durumda değildi, ancak asaleti ve gücü yansıtıyorlardı. Belki de zaten Şerif Bey’in de tek önemsediği şey buydu.

 

Bahçeyi çevreleyen 5metre yüksekliğindeki veranda, yerdeki taşların üzerini kaplayan halıların eşliğinde, bir çok odası olan evin içine çıkıyordu. Enderun veya Harem, yani konağın iç kesimleri, bir Müslümanın en konforlu ve özel yerleridir, ki orada kesinlikle rahatsız edilmezler.

 

Vali bey evde olmadığından haliyle bizler evdeki ahalinin, yani bayanların misafirleriydik ve bize yemek geldi. Aşçılık kötüydü. Geleneksel lor peyniri ve sarmısaklı yemekler ağırlıktaydı. Birde yağda pişirilmiş kaysı vardı.

 

Avluda eyerli ve sürmeye hazır birkaç at vardı. Gün boyu hep öyle beklediler. Akşamları eyerlerini indiriyorlarmış diye öğrendim. Nedenini sorunca      ‘Kürdistan’da neyin ne zaman olacağını bilemediğinizden her şeye hazırlıklı olmanız lazım’ diye cevap verdiler. Anladım ki bu genel bir uygulamaymış burada.

Kurdish-costumes-Vasily Timm 1855

Gravür: Kürd kıyafetleri, Vasily Timm, 1855

 

‘27 Temmuz 1836. ….. Şerif Bey yirmibeş yaşlarında cesur bir Kürd idi ve esas dikkat çekici şey ise giyimiydi. Kısa sarı çizmeler, olağanüstü genişlikteki pantolonlar, değişik renklerden oluşan üst üste giyilmiş üç ayrı ipek ceketler, ki bir tanesinin kolları iki metre civarındaydı, ipek bel kuşağı ve her renkten oluşan ipekten kocaman bir sarık. Ayrıca bu kıyafetleri ek olarak, bir beyaz arap pelerini, kemerinde bir hançer, uzun tabancalar ve bir kılıç ile tamamlıyordu. Kürdistan’da kılıç genellikle kenarı arka tarafa gelecek şekilde taşınır ki Kürdler silahın en iyi bu metod ile çekildiğine inanırlar’. (Kaynak: Yarbay J.Shiel’in Bitlis Yolculuğu – Londra Kraliyet Coğrafya Derneği Dergisi- sayfalar 70-76. Bu anlatımın tam çevirisi Bitlisname.com sayfasında mevcuttur)

 

Yazımızın başlığına dönecek olursak; şuan Bitlis’te bulunan seyir tepesinin ismi ‘Şeri Bey’ yanlış bir adlandırılma olup, doğrusu Şerif Bey Tepesi’dir ve düzeltilmelidir. Hem tepenin tarihçesi, hem de ismini aldığı Bitlis Kürd Beyliği’nin son beyi Şerif Bey’e olan sorumluluk açısından, tepenin adı Şerif Bey Tepesi olarak değiştirilmeli ve tarihçesini açıklayan bilgilendirici bir anıt da zirveye dikilmelidir.

 

Baran Zeydanlıoğlu /24 Eylül 2016

Bitlisname.com kaynak olarak gösterilmeden yayımlanamaz.

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ