Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,05 / Satış: 8,08
€ EURO → Alış: 9,65 / Satış: 9,68

Bitlis Şeri Bey Tepesi’nin asıl ismi Şerif Bey Tepesi’dir

Bitlis Şeri Bey Tepesi’nin asıl ismi Şerif Bey Tepesi’dir
  • 25.09.2016

Şeri bey değil, Şerif Bey Tepesi

Başlıktan da anlaşılacağı üzere, şuan Bitlis’te bulunan ve Bitlisliler tarafından geçmişi pek bilinmeyen ünlü seyir tepesi ‘Şeri Bey’ ismi yanlış bir adlandırılma olup, doğrusu Şerif Bey Tepesi’dir ve düzeltilmelidir. Hem tepenin tarihçesi, hem de ismini aldığı Bitlis Kürd Beyliği’nin son beyi Şerif Bey’e olan sorumluluk açısından, tepenin adı Şerif Bey Tepesi olarak değiştirilmeli ve tarihçesini açıklayan bilgilendirici bir anıt da zirveye dikilmelidir.

 

Baran Zeydanlıoğlu – 24 Eylül 2016

 

Tepenin isminin neden ‘Şeri Bey’ olduğunu bilen olmadığı gibi ne zaman ve nasıl öyle bir isim konulduğunu hatırlayan da yok. Büyük olasılık, Şerif isminin zamanla halk arasında ‘Şeri’ versiyonuna dönmüş olmasıdır.

 

Peki Şerif Bey kimdi? Ne zaman yaşadı ve nasıl biriydi?

 

Rojkanlı bir Kürd beyi olan Şerif Bey, 1849’a kadar Bitlis Kürd Beyliği’ni yönetmiş ve şimdiki ‘Şeri Bey Tepesi’ diye adlandırılan tepedeki sarayında da ikamet etmiştir. Şerif Bey’in kardeşleri Emin Paşa, Murad ve Hurşid beylerdir. Emin Paşa ve Murad Bey aynı zaman diliminde, Muş ve Hınıs Kürd Beylikleri görevlerini de yapmışlardır. Babaları Muş beyi Selim Paşa idi, ki Erzurum Valisi tarafından boynu vurulmuştur. Büyük dedesi Alaaddin bey, Osmanlı ile şimdi Muş sınırları içinde bulunan Mercimekkale’de karşı karşıya da gelmiştir tarihte. Osmanlı; Alaaddin beyin Kürdistan’daki hükümdarlığına ve başında bulunduğu Kürd beyliğine son vermek için bir sefer dahi düzenlemiştir. Aynı kaderi ne yazık ki torunu Şerif bey seneler sonra 1849’da paylaşmak zorunda kalmıştır. Bu arada Muş ve Bitlis birbirilerinden ayrı değillerdi ve tüm bölge Rojkan Kürd beyliğine bağlıydı.

 

 

O dönemde Osmanlı’nın başında sultan II. Mahmut vardır ve 15. yüzyıldan beri yarı otonom durumundaki Kürd beyliklerine pek de sıcak bakmadığından, beylikleri tasviye edip Kürd beylerin yerine Türk memurları tayin etmektedir. 1840’da Botan (Cizre) Kürd Beyi Bedirhan Bey liderliğinde Osmanlı’ya karşı başlayan, Kürd beyliklerinin tam bağımsızlık harekatına, Bitlis beyi Şerif Bey de destek çıktığından, 1840’ların sonunda tüm Kürd beyliklerinin fesh edilmesi, beylerin öldürülmesi veya aileleri ile birlikte sürgüne gönderilmelerinden Şerif Bey de nasibini almıştır. 1849 senesinde Şerif Bey’in başında bulunduğu Bitlis Kürd beyliği de son bulmuş ve Şerif Bey de ailesi ile birlikte İstanbul’a sürgüne yollanmıştır. Geride kalan sarayı da yıktırılmıştır. 1850’lerden sonra artık Bitlis sancağı İstanbul’dan atanan valiler tarafından yönetilmeye başlanmıştır.

 

1836’da Bitlis’ten geçmiş ve Şerif bey ile tanışmış olan İngiliz yarbay Shiel’in Şerif beyi anlatımlarına da bakalım:

 

‘26 Temmuz 1836: ….. atlarımızı sabah 5 civarı yükledik ve Bitlis’e 5 saat 32 kilometrelik bir yolculuktan sonra vardık. Bizi valinin (Şerif bey) evine yerleştirdiler. Şehrin bir kısmını gören bir tepenin üstünde, büyük avlulu, taştan yapılmış, dikdörtgen şeklinde kocaman bir binaydı bu ev. Bir Kürd olan vali Şerif Bey yerinde değildi. Reşit Paşa’ya gittiğinden valinin eşi iki küçük oğullarını bana ‘hoş geldin’  demek için göndermişti, ki oğulları büyük nezaket ve saygı içerisinde bu görevlerini yerine getirdiler. Bu tür davranışlar Asya’daki üst sınıf ailelerin çocuklarında çok sıkça görülen bir şeydir. Şerif Bey’in konağı, eğer mobilya olarak ele alınacaksa, o kadar da ahım şahım bir durumda değildi, ancak asaleti ve gücü yansıtıyorlardı. Belki de zaten Şerif Bey’in de tek önemsediği şey buydu.

 

Bahçeyi çevreleyen 5metre yüksekliğindeki veranda, yerdeki taşların üzerini kaplayan halıların eşliğinde, bir çok odası olan evin içine çıkıyordu. Enderun veya Harem, yani konağın iç kesimleri, bir Müslümanın en konforlu ve özel yerleridir, ki orada kesinlikle rahatsız edilmezler.

 

Vali bey evde olmadığından haliyle bizler evdeki ahalinin, yani bayanların misafirleriydik ve bize yemek geldi. Aşçılık kötüydü. Geleneksel lor peyniri ve sarmısaklı yemekler ağırlıktaydı. Birde yağda pişirilmiş kaysı vardı.

 

Avluda eyerli ve sürmeye hazır birkaç at vardı. Gün boyu hep öyle beklediler. Akşamları eyerlerini indiriyorlarmış diye öğrendim. Nedenini sorunca      ‘Kürdistan’da neyin ne zaman olacağını bilemediğinizden her şeye hazırlıklı olmanız lazım’ diye cevap verdiler. Anladım ki bu genel bir uygulamaymış burada.

Kurdish-costumes-Vasily Timm 1855

Gravür: Kürd kıyafetleri, Vasily Timm, 1855

 

‘27 Temmuz 1836. ….. Şerif Bey yirmibeş yaşlarında cesur bir Kürd idi ve esas dikkat çekici şey ise giyimiydi. Kısa sarı çizmeler, olağanüstü genişlikteki pantolonlar, değişik renklerden oluşan üst üste giyilmiş üç ayrı ipek ceketler, ki bir tanesinin kolları iki metre civarındaydı, ipek bel kuşağı ve her renkten oluşan ipekten kocaman bir sarık. Ayrıca bu kıyafetleri ek olarak, bir beyaz arap pelerini, kemerinde bir hançer, uzun tabancalar ve bir kılıç ile tamamlıyordu. Kürdistan’da kılıç genellikle kenarı arka tarafa gelecek şekilde taşınır ki Kürdler silahın en iyi bu metod ile çekildiğine inanırlar’. (Kaynak: Yarbay J.Shiel’in Bitlis Yolculuğu – Londra Kraliyet Coğrafya Derneği Dergisi- sayfalar 70-76. Bu anlatımın tam çevirisi Bitlisname.com sayfasında mevcuttur)

 

Yazımızın başlığına dönecek olursak; şuan Bitlis’te bulunan seyir tepesinin ismi ‘Şeri Bey’ yanlış bir adlandırılma olup, doğrusu Şerif Bey Tepesi’dir ve düzeltilmelidir. Hem tepenin tarihçesi, hem de ismini aldığı Bitlis Kürd Beyliği’nin son beyi Şerif Bey’e olan sorumluluk açısından, tepenin adı Şerif Bey Tepesi olarak değiştirilmeli ve tarihçesini açıklayan bilgilendirici bir anıt da zirveye dikilmelidir.

 

Baran Zeydanlıoğlu /24 Eylül 2016

Bitlisname.com kaynak olarak gösterilmeden yayımlanamaz.

Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
Manuscute neresidir? Bitlis’ten üç, Diyarbekir’den beş günlük mesafededir
1600 yılının temmuz ayında, beraberindeki altı yüz kişilik bir kervan eşliğinde Halep üzeri Diyarbekir ve Bitlis yaparak yolculuğuna devam eden...
Aşkın ve İmanın Şairi: Fethi
Kalemin ve kelamın gücünü simgeleyen, ona hayat katan, yüreğinin çığlıklarını korkusuzca bütün renkleriyle ortaya koyabilen Kürt coğrafyasının edebi hafızasında unutulmuş,...
İsveç kralı Demirbaş Şarl’ın (1709) Osmanlı’ya borçları  ve alacaklıların İsveç macerası
Osmanlı tarihinde Kral Demirbaş Şarl’ın askerleriyle birlikte İstanbul’daki Sultan’a sığındığı ve yıllarca padişahın misafiri olduğu anlatılır. Peki kimdi bu kral?...
Kurdîyê Bidlîsî Kimdi?
  1918-1919 yılarında Kürt basınında yazılarına rastladığımız Kurdîyê Bidlîsî kimdi?                 M.MALMÎSANIJ  ...
Geleneksel Kürt Mezar Taşları – Filîtê Quto Örneği
Hançer, Kürtler arasında sıklıkla kullanılan ve taşınan bıçak çeşididir. Kürt erkekleri 1900’lerin başlarına kadar hançerleri günlük hayatında taşımış ve kullanmıştır....
160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler
Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden...
İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ