Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,44 / Satış: 5,46
€ EURO → Alış: 6,20 / Satış: 6,22

Kürt Sorunu En Temel Sorundur

Kürt Sorunu En Temel Sorundur
  • 25.12.2016

Diyarbakır’da 52 sivil toplum ve meslek örgütü ile ortak bir deklarasyon yayınlayan DİTAM, barışçıl ve demokratik diyalog kurulması çağrısında bulundu.
Diyarbakır’da 52 sivil toplum ve meslek örgütü ortak bir deklarasyon yayınlayarak, tarafların barışçıl ve demokratik bir şekilde diyalog kurması çağrısında bulundu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), “Eşitlikçi ve Çoğulcu Demokrasi Ağı” projesi çerçevesinde sivil toplum ve meslek örgütleri ile kanaat önderlerinin katılımıyla Diyarbakır’da toplandı. DİTAM, hazırladıkları deklarasyonu, Diyarbakır ve çevre illerden katılan 52 sivil toplum örgütleri temsilcileriyle düzenledikleri ortak basın toplantısıyla açıkladı.

Sivil Toplum Örgütleri adına kısa bir açıklama yapan DİTAM Başkan Yardımcısı ve “Eşitlikçi ve Çoğulcu Demokrasi Ağı” Sözcüsü Mehmet Vural, son bir buçuk yıldır Türkiye ve bölgenin çok ağır bir savaş döneminden geçtiğini söyledi. Vural, bu savaşın bir an önce son bulması ve tarafların barışçıl ve demokratik bir şekilde bir araya gelmeleri çağrısında bulundu.

DİTAM’DA ÖNERİ VE TALEPLER

Konuşmasının ardından hazırlanan ortak deklarasyonu okuyan Vural öneri ve taleplerini sundu.

-Farklılıkların zenginlik olarak algılandığı,
-Temel hak ve özgürlüklerin yasal güvence altına alındığı,
-Şeffaf ve katılımcı bir yönetim anlayışının benimsendiği,
-Eşitlikçi ve çoğulcu demokrasi kültürünün egemen olduğu,
-Din, dil, ırk, etnik köken ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıkların sona erdirildiği,
-Sorumlusu kim olursa olsun, tahrip edilen barışın yeniden tesis edildiği bir Türkiye için;

1- Yasama, yürütme ve yargının bağımsızlığı ile birlikte, erkler arası denge ve denetleme mekanizmasının sağlandığı, eşitlikçi ve çoğulcu bir Anayasa hazırlanmalı,

2- Kürt halkıyla birlikte hak talepkârlığında bulunan diğer etnik kimliklerin kolektif hakları Anayasal güvence altına alınmalı,

3- Katılımcı ve şeffaf bir ademi merkeziyetçi yönetişim modeli geliştirilmeli,

4- Din, dil, ırk ve etnik köken ayrımcılığı bir daha eski tekçi kimliklere dönülmemek üzere sona erdirilmeli,

5- Kutuplaşma ve ayrımcılıkla mücadele için yasal düzenlemeler yapılmalı,

6- Halklara, mağdur ve mazlum kimliklere yönelik nefret suçunun insanlığa karşı işlenmiş suçlar nevinden olduğu gerçekliğinden hareketle reddedilmeli,

7- İşkence başta olmak üzere; cezasızlık ve kötü muamele ile etkin mücadele edilmeli,

8- Karar verme süreçlerine halk ve sivil toplum örgütlerinin etkin katılımı sağlanmalı,

9- Yönetim şeffaf olmalı ve halka hesap verebilir olmalıdır.

HAKLAR İÇİN ANAYASAL GÜVENCE İSTENDİ

Bu ilkeler çerçevesinde “Toplumsal Barış Ağı” üyelerinin insan hak ve özgürlüklerin garanti altına alınarak, barışın yeniden tesisini, azınlık ve kültürel hakların yasal güvence altına alınmasını talep ettiklerini dile getiren Vural, eşitlikçi ve çoğulcu demokrasi kültürünün hakim olması ile birlikte; temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alındığı, Kürt halkıyla birlikte diğer tüm halkların kolektif haklarının güvenceye kavuşturulduğu, barışın yeniden tesis edildiği bir Türkiye’de yaşanabileceğinin altını çizdi.

‘ORTAYA ÇIKAN BİR SAVAŞ TABLOSUDUR’

Deklarasyonun ardından “Bir barış süreci deneyimi” başlığıyla Gazeteci-Yazar Ali Bayramoğlu da bir konuşma yaptı. Türkiye’nin zor günlerden geçtiğine dikkat çeken Bayramoğlu, “Kürt sorunu ülkemizin en temelli sorundur” değerlendirmesinde bulundu.
Kürt sorununun hayati önemde olduğunu söyleyen Bayramoğlu, bu sorun çözülmediği için bölgenin tahrip edildiğini; öldürülen PKK’lilerin, askerlerin ve polislerin sayısının vahim bir savaş tablosu olduğunu dile getirdi.

 

Bayramoğlu konuşmasında, “15 Temmuz’dan bu yana gelinen nokta insan hak ihlalleri oldukça fazla yaşandı” dedi.
Milletvekillerinin, yazarların, gazetecilerin cezaevinde olduğunu hatırlatan Bayramoğlu, Kürt toplumsal mücadelesinin imha edilmek istendiğini söyledi.

Bayramoğlu, söz konusu tutuklamaların acı bir sonuçtan başka bir şey getirmeyeceğini dile getirdi..

Etiketler:

1510’ların Bitlis’ini, Van Gölü çevresini ve Van’ı anlatan İtalyan tüccar
İtalyan bir tüccarın 16. yüzyılda kaleme aldığı anlatımından, kendisinin 1507 yılında Şah İsmail’in ordusu ile birlikte Erzincan’a geldiğini öğreniyoruz. Kırk...
Bitlis’in tarihi mahalleleri ve yerli aileleri
’Bu şehrin büyüleyiciliğini dün akşam vadiden geçerken hissetmiştim, ancak bu sabah gördüklerimden sonra, buranın yapısı ve konumlandırılması itibari ile Batı...
Şerefxanê Bedlîsî – Yaşamı ve Eserleri
Şerefxanê Bedlîsî, 25 Şubat 1543 yılında Mir Şemseddin’in oğlu olarak İran’ın Kerehrud şehrinde dünyaya geldi. Çocukluk yılları Safevi devletinde geçti....
Selahaddin Eyyubi’nin kendi kaleminden Kürdler ve hayatı
İskenderiye Kütüphanesinde bulunan Selahattin Eyyubi’nin el yazması günlüğü, Fransız kadın yazar Genevieve Chauvel tarafından romanlaştırılmış. Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin...
Bitlis’te konuşulan dillerin tarihçesi, inkar ve asimilasyon
Bir çok kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmış olan Bitlis, hem mimari hem de kültürel olarak muazzam bir geçmişe sahiptir....
Antik Çağ’da Kürdler
Kürtler, Ortadoğu’nun en eski halklarından olup Toros dağlarından Zagros dağlarına kadar uzanan coğrafyada yaşayan ve Hint-avrupa dil grubuna ait bir...
Seyyahların gözüyle  Bitlis ahalisi ve giyim kuşamları, 1600 -1900
‘Bitlis çarşısının üzeri örgülü hasır halılar ve kuru dallarla örtülmüş dar sokaklardan oluşmakta. Tezgahlar çok zengin meyve ve sebze çeşitleri...
Bitlis’in Deliklitaş’ı
’Bu Delikli Taş aynı zamanda bir pınardır’ diye yazmıştır Şerefxanê Bedlîs-î Farsça olarak Bitlis’te kaleme aldığı ve 1597 yılında tamamladığı...
Şerefxanê Bedlîsî ve Osmanlı Padişahı III.Murad minyatürü
Bitlis’in Kürt Hükümdarı Şerefxanê Bedlîsî (sağda ayakta) ve Osmanlı Padişahı III.Murad’ı gösteren minyatür.   ‪Şerefxanê Bedlîsî’nin babası Mir Şemseddin, Osmanlı’yla...
Bitlis Hizanlı Law Reşid ve Kemal Fevzi
Minarelerden yükselen ezan sesi, Bitlis Çarşısı’nda tatlı bir telaşın başlamasına neden olmuştu. Orucun son günüydü. Son iftar açılmış, son şerbetler...
Zorqlu Kürd? Zorq neresi ola?
1850 sonrası Bitlis ve civarından geçmiş bazı seyyahların anlatımları ile birlikte yayımlanmış bir gravürün altında Fransızca olarak ’guerrier Kurde de...
Bitlisli Said-i Kurdi ve Venezüellalı Rafael de Nogales
Çeşitli yayın organları ve platformlarda paylaşılan bir görsel için ‘Saidi Nursi’nin cephede çekilmiş fotoğrafı’ veya ‘Bediüzamman’ın Ruslara karşı savaşırken fotoğrafı’...
1882’deki Büyük Bitlis Yangını
Bitlis şehir merkezinde vuku bulmuş bir çok doğal felaket, sosyolojik ve siyasi hadiselere dair anlatımlar hep var olmuşlardır. Kıtlık, muhacirlik,...
1913 – Bir Bitlisli Kürd Bebek
Bu çeviri, rahibe Mary D. Uline’in Bitlis’ten Amerika’ya göndermiş olduğu bir mektubun içeriğine aittir. Bitlis Amerikan – Ermeni İlahiyat Kız...
1810’ların Bitlis’i ve Rahip Giuseppe Campanile
Bu çeviri, 1802 yılında Vatikan tarafından Musul’a gönderilen İtalyan rahip Giuseppe Campanile’nin (1762 – 1835), Kürdistan coğrafyasındaki onüç yıllık görevi...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ