Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,52 / Satış: 8,55
€ EURO → Alış: 10,09 / Satış: 10,13

Bitlis Kalesi’nin Büyük İskender ile alakası var mı?

Bitlis Kalesi’nin Büyük İskender ile alakası var mı?
  • 26.02.2017

 

Bitlis şehrinin tarihçesi ile ilgili tüm bilinen anlatımlarda, şehrin ve kalenin isminin ’Makedonya Kralı Büyük İskender’in komutanı Badlis’den dolayı konulduğu’ rivayet olunur. Büyük İskender’in Badlis adında bir komutanının olup olmadığı bilinmemekte, ancak İskender ve ordusunun Bitlis’ten geçmediği kesindir.

 

 

 

 

 

 

Bitlis’in isminin nereden geldiği halen mechuldür. Kalenin ise kimler tarafından ve ne zaman inşaa edildiğinin de bilinmediğini belirtmekte fayda vardır. Bitlis binlerce yıldır değişik isimlerle hep anılmıştır. Asurlular Bitliz, Persler ve Yunanlılar Badlis veya Badlais demişlerdir. Bizanslılar Balaison, Babaleison veya Baleş, Araplar Badlis, Ermeniler Pageş, Bageş veya Pagişi isimlerini kullanmışken, Kürdler ise Bedlîs veya Bilîs olarak adlandırmışlardır. Bazı yazarlar Asur dilindeki Bit ve Liz kelimelerine atıfta bulunarak ’Liz’in Yurdu’ anlamına geldiğini dile getirmiş olasalar da, kalenin isminin tam olarak kimler tarafından ve ne zaman verildiğinin de kaynağı yoktur. Şehrin tarihinin en az 5-6 bin yıllık olduğu düşünüldüğünde, kalenin Urartular hatta Hurriler döneminde yapılmış olması çok daha büyük olasılık dahilindedir.

’Büyük İskender ve komutanı Badlis’ bilgisine kaynak olarak, genelde Makdisi’nin (Mukaddesi) 985 yılında yazdığı kitabında Büyük İskender’den ’İki Boynuzlu’ diye bahsetmesi, 1596 yılında yazılan Şerefname ve 1656 yılında yazılan Seyahatname adlı eserler gösterilir. Şerefname; 1200’lerden 1650’lere kadar Bitlis bölgesinde (Rojkan Kürd Beyliği) Mîr ve Han ünvanları ile hüküm sürmüş, Kürd Şerefhanlar sülalesinin bir mensubu olan Şerefxanê Bedlîsî tarafından Farsça olarak yazılan ve Kürd tarihini konu alan eserdir. Kürd Ulusu’nun tarihini ilk kez kaleme alan kişi ünvanını da taşıyan Şerefxan’ın Kaleye ve Büyük İskender Efsanesi’ne değindiği cümleleri şu şekilde başlar:

’İşte benim yaptığım böylesi bir araştırma ve böylesi bir meşakkatli çalışma, Bedlis’in, Rumî İskender’in ölmez eserlerinden biri olduğudur. Zinet El-Kulub adlı kitabın yazarı Hamdullah El-Müstefi El-Kazvini, Dicle ırmağı’nın kaynağının İskender-i Zülkarneyn (İki Boynuzlu İskender) Kalesi’nde olduğunu, Kürdistan dağlarının öteki sularının da Meyyafarqîn dolaylarında bu ırmağa döküldüğünü zikretmiştir…………..’

 

Seyahatname ise 1655 ve 1656 yıllarında Bitlis’e iki defa ziyarette bulunmuş seyyah Evliya Çelebi tarafından yazılmıştır.

Evliya Çelebi Bitlis isminin kökenini izah ederken İskender-i Zülkarneyn’in Bitlis’e nasıl geldiğini ve orada Bitlis kalesini nasıl inşa ettirdiğini anlatır:

’….“sâhibü’l-bahreyn ve’s-seddeyn, taht- gâh-ı İskender-i Zülkarneyn, binâ-yı gulâm-ı Şah Bedlîs, sedd-i İskender Bitlis”. Tarih-i Acemi Taht- gâh-ı İskender adıyla zikrolunur. Tarih-i Yunaniyân-ı Yanvan’da Bitlis’e Pırgaz Miğal Aleksendire derler…….’

Çelebi’nin anlattığı Büyük İskender ve Bitlis Kalesi efsanesine göre Büyük İskender’in alnında boynuz şeklinde iki et parçası vardır ve İskender hastadır. Dicle kıyısına vardığında nehrin suyundan içer içmez kendisine gelir ve nehri takip ederek Diyarbekir, Batman ve sonunda Kefender Kalesi’ne ulaşır. Bitlis’ten çıkan sudan içtikten sonra gözleri ışıkla dolar ve hemen orada uykuya dalar. Bitlis’in doğusundaki kaynaktan gelen bu sudan yedi gün boyunca içtikten sonra, hiçbir hastalığının kalmadığını gören Büyük İskender, hizmetçisi Badlis’i yanına çağırarak ’ eğer komutan olmak istiyorsan hazinemden keselerle yeteri kadar altın al ve buraya bir kale inşa et’ der. Bir kese içinde 2000 altın vererek, ’Çapakçur’dan döndüğümde bitmiş olsun kale ve ben bile kuşatsam, almakta zorluk çekeyim’ diye de ekler. Badlis tüm usta ve fen bilimcileri toplayarak kaleyi bitirir ve içine yerleşir. Çapakçur dönüşü kaleyi gören ve almaya çalışan Büyük İskender 40 gün boyunca savaşır ve alamadan kaleden çıkan ve serçe büyüklüğünde olan eşek arılarından kaçmak iöin ta muş Ovası’na kadar çekilir. 41. günün sonunda Badlis kaleden elinde bir mücevher kutusu ile çıkar ve Büyük İskender’in yanına giderek kutuyu kedisine vererek ’efendim banaalınması güç bir kale imşa etmemi siz buyurdunuz. Ben de emrinizi yerine getirdim’ der. Bunun üzerine Büyük İskender kalenin valılığıne Badlis’i atar ve kaleye de Badlis ismini verir.

Makedonya Kralı olarak bilinen Büyük İskender’in tarihteki ismi III. Aleksandros, yunanca Μέγας Ἀλέξανδρος, (Megas Aleksandros), yani Ulu İskender’dir. Milattan Önce 20 Temmuz 356’da, Pella, Makedonya’da doğmuş ve Milattan Önce 323, 10/11 Haziran’da, Babil, Irak’ta, 32 yaşında ölmüştür. Türkçe kaynaklarda Büyük İskender, İskender Rumî, İskender Yunanî ve Makedonyalı İskender adlarıyla da geçmektedir.

Büyük İskender’in güzergahını gösteren harita

Büyük İskender, MÖ 334 ilkbaharında toplam 30 bin piyade ve 5 binin üzerinde süvariden oluşan ordusuyla, Pers İmparatorluğu’nu ele geçirmek için şimdiki Çanakkale’den Truva’ya geçerek, Ege (Lidya), Batı Akdeniz (Likya), Orta Anadolu (Frigya) üzerinden Ankara’ya (Gordion), oradan Kapadokya üzerinden Tarsus’a (Kilikya) varır. Misis Köprüsünden geçerek İskenderun’a (İssos) ulaşır, ki orada Pers Kralı III. Darius ile Milattan Önce 333 yılında sonucu zafer ile bitecek bir savaşa girer. Bu savaş sonunda önce Suriye ve Lübnan’a (Fenike), daha sonra da Filistin ve Mısır’a yönelerek, şimdiki İskenderiye şehrini kurar. Kışı Mısır’da geçiren İskender, daha sonra geriye dönerek Suriye üzerinden Mezopotamya ve Ninova’ya ve şimdiki Erbil yakınlarındaki Gaugamela’ya ulaşarak, III. Darius ile tekrar karşı karşıya gelir. Darius’u bir kez daha yenerek onu kaçmaya zorlar. Ordusu ile birlikte daha da güneye inen İskender, önce Babil’e, oradan Susa ve Zagros Dağlarını aşarak daha sonrasında Iran’a hatta ta Hindistan’a kadar gider. Ancak henüz 32 yaşındayken MÖ 323 yılında Babil’e döndüğünde hastalanarak ölür. Cenazesi önce Mısır’daki Memfis şehrine, oradan da İskenderiye’ye götürülerek altın bir tabuta konulur.

Sorulması ve araştırılması gereken asıl konular, Makedonya Kralı Büyük İskender Bitlis’ten geçmemişse bu efsanenin ana kaynağı nedir? Kaleyi kimler ne zaman ve nasıl inşa ettiler?

Gönül isterdi ki, bu kadim ve eşsiz şehir bir açıkhava müzesi olarak korunsun, şehrin tarihçesi tüm yanlarıyla araştırılsın ve o zengin geçmişi tüm detaylarıyla, çarpıtılmadan sergilensin.

 

Baran Zeydanlıoğlu –  Şubat 2017

…………………………………………..

Kaynaklar:

M.E. Bozarslan, 1971, ’Şerefname Kürt Tarihi, Yöntem Yayınları

Kürt Şehri Bitlis – W. Köhler/Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Bitlis ve Halkı, H. Işık

Türk Şarkiyat Çalışmaları

Wikipedia

………………………

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Etiketler: /

İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ