Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

Zaza’lar Kürt, Zazaca Kürtçe’dir

Zaza’lar Kürt, Zazaca Kürtçe’dir
  • 14.04.2017
  • 7.846 kez okundu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren, 1906 yılında, Kürtçe kitapların yasaklandığını hatırlarsak, Türk yönetimi, yüzyıldan daha fazla bir süredir zora dayalı politikalarla Kürtçeyi (Kurmancî ve Zazakî lehçelerini) yasaklamaktadır. Özellikle 90 yıllık Cumhuriyet döneminde Kürtleri Türkleştirmek için akla gelebilecek her türlü politikayı devreye koymuş ve uygulamıştır. Ancak son dönemlerde, Kürtlerin millet olarak verdikleri mücadele ve dünyadaki değişimin sonucu Türk devleti, baskı politikasını yumuşatmak zorunda kalmıştır. Örneğin, Kürtçe adı anılmadan “çok dilli yayıncılık” adı altında, Kürtçenin Kurmancca ve Zazaca lehçelerinde yayın yapan TRT6 kanalını 01.01.2009 tarihinde açtı. Sonra “Türkiye’de yaşayan diller” başlığı altında başta Mardin Artuklu Üniversitesi olmak üzere kimi üniversitelerde Kürtçe enstitüler kurulmasına izin verdi.

Artuklu Üniversitesi’ndeki Kürdoloji Bölümü akademisyenleri, bu cılız açılımlar çerçevesinde, yüksek lisans programı ve yine Kürtçe dört yıllık lisans programlarını uygulamaya başladı. Bu yıl da, 5. sınıflardan başlamak üzere okullarda, eğer sınıf oluşturulursa, Kürtçe öğrenmek için “seçmeli ders” programı adıyla bir açılım daha devreye sokuldu. Teoride program işliyormuş gibi görünmesine rağmen pratikte sadece Artuklu Üniversitesi akademisyenlerinin hazırladığı “KURDÎ 5 Kurmancî” ve “KURDÎ 5 Zazakî” ders kitabı şu an basıma hazır durumdadır.

Bu cılız açılımlar çerçevesinde şu an MEB sitesinde yayınlanmış olan Kürtçe Seçmeli Ders kitaplarını, Artuklu Üniversitesi rektör yardımcısı ve Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım ve Yardımcı Doçent Doktorlar Abdurrahman Adak ile Hayrullah Acar, yine aynı üniversiteden eğitim görevlileri Zülküf Ergün, İbrahim Bingöl ve Ramazan Pertev’den oluşan 6 kişilik bir akademisyenler kurulu tarafından hazırlanmıştır. Kitabı hazırlayan akademisyenler, akademik kariyerleri sürecinde ve çok daha önceden sürekli Kürtçe (Kurmancca ve Zazaca) çalışmaları olan kişilerdir. Birçoğunun birden fazla Kürtçe (Kurmancca ve Zazaca) kitapları yayınlanmıştır. Örneğin, Kürdolog Prof. Kadri Yıldırım’ın en son 700 sayfalık “Zazaca Edebiyatından Örnekler” ve 450 sayfadan oluşan “Kürtçe Dilbilgisi” kitabı Artuklu Üniversitesi tarafından yayınlanmıştır.

Henüz pratikte işlememiş olan Kürtçe Seçmeli Ders için hazırlanan kitaplar, hem dilin kullanımı açısından hem de içeriği açısından titiz ve değerli bir çalışmanın ürünü olup, takdir edilmesi gereken bir çalışmadır. Bundan dolayı, kitabı hazırlayanları kutluyor, kendilerine teşekkür ediyoruz.

Ancak kitaplar Bakanlık sitesinde yayınlandıktan sonra, siyasal/ideolojik önyargıları olan kimi bireyler, çevreler hazırlanan kitaplar hakkında olumsuz düşünceler ileri sürmeye başladılar. Bunlardan örneğin, mesleği avukatlık olan ve şu an milletvekili olan Hüseyin Aygün, Radikalgazetesinin 22.10.2012 tarihli sayısına verdiği demeçte, kimi olumlu sözler söyledikten sonra kitap hakkında, ve daha başka temeli olmayan iddialarda bulunmaktadır. (1)

Hüseyin Aygün’ün değerlendirmeleri bilimden, dilbiliminden ve özellikle bilgiden uzaktır. Örneğin, kitabı 6 kişilik bir akademisyenler kurulu hazırlamasına rağmen Aygün, “kitabın dört yazarının dil konusundaki kariyerlerini de merak ediyor”muş! Doğrusu Aygün, bilinçlice, bir propaganda veya manipülatif söylem olarak akademisyenleri küçültüyor/küçümsüyor, “kariyersiz” olduklarını imlemeye çalışıyor. Üst perdeden konuşan Aygün’ün dil alanındaki kariyeri ne?

Aygün, “Kürtçe” tanımlaması konusunda Kürt milleti ve Kürdistan gerçeğine karşı olan bir tavır takınıyor ve “Dilbilim alanında Kürtçe ve Zazacanın ayrı birer müstakil dil olduğu biliniyor.” diyor. Oysa dilbilimi alanında böyle bir belirleme, tanımlama yoktur. Böyle bir tanımlama veya belirleme doğası gereği “bilimle” ilgili de değildir. Dilbiliminde “bağımsız dil” diye bir kavram yoktur. Dilsel kategorileştirme alanında kullanılan “dil familyaları” “diller”, “lehçeler” ve “şiveler”, sınırları kesin olarak belirlenmiş kavramlar değildir. Kimi dilbilimciler kendilerince bu konuda tanımlamalar yapmış olmalarına rağmen hiç birinin diğerine uymadığı ortadadır. Ama milletler vardır tabi, milletlerin konuştuğu diller, lehçeler, şive ve ağızlar da vardır elbette. Milletlerin edebiyatı ve kültürü de vardır.

Dilde “anlama” veya “anlamama” da öznel/subjektif bir durum olduğundan, dillerin kategorileştirilmesinde kriter sayılmazlar. Bazen aynı dilin aynı lehçesini hatta aynı şivesini/ağzını konuşan iki komşu köyün halkı da birbirini anlamakta zorluk çekebilir, anlamayabilir.

Hüseyin Aygün, verdiği mülakatta “Tunceli halkı Alevi ve Zazadır” diyor. Bu tanım da doğru değildir. Kuşkusuz Dêrsim’in yerleşik halkı, ağırlıklı olarak Kürtçenin Kırmancki (Zazaca) ve Kurmancilehçelerini konuşan Kürt nüfustur. Dêrsim’de Kırmancki lehçesini konuşan hiç kimse kendine Zaza demez. Daha çok Türkler, bu lehçeyi konuşanlar için bu adı kullanmıştır. Örneğin Mustafa Kemal, 21.08.1919 tarihli bir telgrafında Sivas ve Erzincan’dan söz ederken “Zaza denilen Kürtler” diyor. (2) Yine Ziya Gökalp, “… Zazalar’a gelince: Bunlar kendilerine -Arabî kâfin kesriyle- “Kird” derler, Kurmanclar’a da “Kirdas” adını verirler. Türkler ise “Kürt” nâmını Kurmanclar’a tahsis etmişlerdir.(3) Ziya Gökalp Kürtleri beş ayrı toplusal gruba ayırıyor ve şöyle diyor: “Bir zamanlar Kürtleri, edebî eserlerinin tetkiki sonucunda beş grupta tasnif etmiştim. Bunlar şunlardır: ‘Kurmanc, Zaza, Soran, Gûran, Lur.(4)

Yine Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde “Ekrad-i Zaza” diyor. Örneğin, Bingöl yöresini anlatırken, birçok Kürt aşiretinin adı arasında “Zaza” adını da anmaktadır. (5)

Dêrsimli yazarlardan Mustafa Düzgün, Dêrsim Kürtleri hakkında şöyle diyor: “Dersim halkı nesep (soy) bakımından kendisine ‘Kırmanc’ der. Başka adları kullanmaz. Diyelim ki yabancı birisi ya da Dersimli olmayan birisi dil sürçmesiyle bir Dersimliye ‘Zaza’ derse, Dersimli buna kızar, ‘Hayır, ben Zaza değilim, Kırmancım’ der. Gerçek olan şu ki Dersimli Kırmanclar hiçbir zaman kendilerine ‘Zazayız’ demezler….

Yine Dersim halkı atalarının topraklarını, Kırmancların ülkesini de ‘Kırmanciye’ diye adlandırır. Ama Türkçe olarak ya da başka bir yabancı dille ülkelerinden bahsedince ‘Kürdistan’ derler. Örneğin Dersim’in bilgin, şair ve kahramanlarından olan Alişêr, ‘Dersim Türküsü’nde ‘Kürdistan’ sözcüğünü kullanır. Yine Dersim Kırmancları, Kürdistan’ın özgürlüğü için Türk Devleti ve Avrupa devletlerine gönderdikleri telgraf ve dilekçelerin tümünde ülkelerini ‘Kürdistan’ diye adlandırmışlardır. Dersim’de ‘Kırmanciye’ ve ‘Kürdistan’ sözcükleri arasında hiç fark yoktur… Yine Dersim’de ülke adı ya da ‘Kırmanciye’ ve ‘Kürdistan’ sözcüğü, sadece Dersim için değil, ister ‘Kırmanc’ ister ‘Zaza’ ister ‘Kur’ veya ‘Kurd’ olsun, bütün Kürt ulusunun ülkesinin adı olarak kullanılır.(6)

Zülfü Zelcan’a göre de “Kirmancîye Kürtlük anlamına geliyor.(7)

Azad, Roni, Sinem ve Delal adlarını “Kürt adları” olarak değil de “yerel adlar” olarak tanımlayan Aygün, “Mevsimler bölümündeAsma payiza wertiadının neden kullanılmadığı” itirazını yaparak,daha sonra “Bingöl Zazacasının esas alındığını” kendince iddia ederek Zazacada var olan “kimi seslere” ve “önemli sözcüklere” yer verilmediğini söylüyor. “Mesela 1 sadece ‘yew’ değildir ‘Zü’dür aynı zamanda” diyor. “Bu, Zazacanın zenginliği değil midir?” diyor.

Şimdi biz de Aygün’ün kullandığı “werti” sözcüğünün Türkçedeki “orta” sözcüğünün Aygün’ün köyünde deforme edilmiş hali olduğundan, Zazacayla bir ilişkisinin olmadığını söylüyor ve itiraz ediyoruz. Ayrıca “Asme” sözcüğündeki “s” sesinin aslında “ş” sesi olduğundan ve değişime uğradığından, örneğin, Aygün’ün köyünde “paşa” sözcüğüne “pasa”, “herkesi” sözcüğünün “herkeşi” şeklinde söylendiğinden dolayı da itirazımız olacaktır. Hangi sesin veya hangi formun asli olduğu konusunda CHP’li Aygün’ün bir bilgisi var mı?

Örneğin, Türkçede “burun” sözcüğüne karşılık Zazaca Kürtçesinde ayrı köklerden oluşan “kepuge”, “pirnike”, “vinî” ve “zincî” sözcükleri elbette dilsel zenginliktir. Ama örneğin, aynı kökten gelen ve daha sonraları ses değişimine uğrayarak farklı yörelerde farklı formlarda söylenen, Türkçedeki “bir” sayı sözcüğüne karşılık gelen “yew”, “jew”, “zew”, “yow”, “yo”, “jow”, “jo”, “”, “ju”, “zo”, “”, “zu” formlarının hepsini bir ders kitabında kullanmayı istemek için insanin kemalist CHP milletvekili Hüseyin Aygün olması gerekiyor herhalde.

Adı geçen haberi Radikal gazetesine hazırlayan muhabirin kullandığı dil de konu açısından ilginçtir. Hüseyin Aygün’ü “Zaza’ların haklarını savunan biri olarak” tanıtmaktadır. Muhabir, “Kürtçe ve Zazaca” diyor. “Kürtçe” ve “Zazaca” adlarını iki ayrı dilmiş gibi kullanıyor. Bu da kasten yapılmıyorsa bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Çünkü “Kürtçe” sadece “Kurmancca” lehçesi değildir. Kürtçe, Türkiye sınırları içerisinde konuşulan Kurmancca ve Zazaca lehçelerinin yanı sıra, Soranca, Hewramice ve Lurca lehçelerinin genel adıdır.

Türkiyede “Zaza”ca onlarca kitap yayımlamış bir Vate Yayınevi, on beş yıldır Zazaca üzerinde sistemli çalışan Vate Çalışma Grubu, Vate dergisi, iki yıla yakındır yayınını sürdüren on beş günlük Newepel gazetesi, Şewçila dergisi, birçok Zazaca kitabı yayımlanmış olan onlarca Zaza yazarı, dilbilimcisi varken ve bunların hepsi kendisini Kürt, Zazacayı da Kürtçenin lehçesi sayarken Zazaları Kürt saymamak, Zazacayı Kürtçe saymamak hangi mantığın ürünüdür? Zazaca sözkonusu ise bu Zazaca emekçilerinin görüşünün hiç mi önemi yok?

Kürtçeyi sadece Kurmancca lehçesi için kullananlar, “Kürtçe ve Zazaca” diye yazanlar, bu terimleri ayrı ayrı kullananlar ya Kürtleri tanımıyordur yada “Kürt karşıtlığı” yapmaktadır. Zazaca konuşmasını yazmasını bilmeyen, Zazacanın yaşatılması konusunda en ufak bir çabası olmayan kimi art niyetli bireylerin ürettiği “Zazaca bağımsız bir dildir” söylemi de aslında Zaza Kürtlerinin kimliğini saptırmak için uydurulmuş bir propaganda söyleminden öte bir şey değildir.

Milli Eğitim Bakanlığı web sitesinde, “http://ttkb.meb.gov.tr/www/ogretim-programlari/icerik/72” linkinde yayınlanan “ORTAOKUL VE İMAM HATİP ORTAOKULU YAŞAYAN DİLLER VE LEHÇELER DERSİ (KÜRTÇE; 5. SINIF) ÖĞRETİM PROGRAMI”da “Program metninde geçen ‘Kürtçe’ kelimesi Kurmancca ve Zazaca lehçelerine birlikte işaret etmektedir.” denilmektedir. Doğru olan, biz Zaza Kürtleri de dahil tüm Kürtlerin kullandığı, tarihte tüm araştırmacıların tarif ettiği tanım budur.

Artuklu Üniversitesi akademisyenlerince hazırlanan “KURDÎ 5 Kurmancî” ve “KURDÎ 5 Zazakî” ders kitaplarında kullanılan tanımlar, dil ve terminoloji doğrudur. Ayrıca kullanılan dil “Bingöl Zazacası” da değildir. Gerek Kurmancca gerekse Zazaca lehçesinde kullanılan dil, standartlaşmaya doğru giden bir dildir. Bunu destekliyor, çalışmalarından dolayı kendilerini kutluyoruz. Kürtçenin, yani Kurmancca ve Zazaca lehçelerinin ana sınıfından tutun üniversiteye kadar eğitim dili olarak kullanılmasını ve Kürtçenin resmi dil olmasını talep ediyoruz.

 

Roşan Lezgîn

Kaynak: Zazaki.net

Etiketler: / / /

Mutkili Xelîl Xeyalî’nin Fotoğrafları
  Saîd-î Kurdî kendisi için ‘Milli Onurumuz’ demiştir. Jîn dergisinde yazılar yazan Xelîl Xeyalî 1900-1920 Kürd örgütlenmeleri arasında yer aldı....
Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. ERGİN ARTUĞ dedi ki:

    Elinize sağlık çok güzel bir çalışma olmuş.Zaza’cayı(Dımilki-Kırmançki)lehçesini Kürt’çenin bir lehçesi olduğunu savunurken,Kurmanciyi resmileştirelim,Zazacayı yok hükmünde sayalım anlayışını hiç birimizin kabul edeceği bir şey değildir.Hatta asimilasyon politikaları sonucu ciddi tehdit altında olan Zazacayı Kürt Siyasi Hareketi yerelde kazandığı bazı belediyelerde hizmet dili yaparak bir nebze hayat vermiştir.Yapılanlar yeterlimi ?Kesinlikle değil!Bu konuda hepimize büyük sorumluluk düşmektedir.Bu diller-lehçeler bizim kültürümüzün en büyük parçasıdır, zenginliğidir.Karşı taraf aksini iddia ederken sadaca ayrıştırma yapmakla beraber,bu konudaki çalışmaları proveke edip bu dillerin asimilasyonu çalışmalarında bilerek su taşıyorlar.Çalışmalarınızın devamı​nı diler saygılarımı sunarım.

YORUM YAZ