Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,29 / Satış: 5,31
€ EURO → Alış: 6,00 / Satış: 6,03

Hasankeyf olmak veya Ebu Simbel olamamak

Hasankeyf olmak veya Ebu Simbel olamamak
  • 15.05.2017

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hasankeyf’in Dicle Nehri üzerinde yapılacak Ilısu Barajı’nın suları altında kalacağı son otuz senedir hep gündem olmuş ve nasıl kurtarılacağı tartışılmıştır. İki gün önce 650 yıllık Zeynel Bey Türbesi’nin Hollandalı yüklenici bir firma aracılığı ile taşınması sonrası Hasankeyf tekrardan gündemin ilk sırasına oturdu. UNESCO’nun Dünya Mirası kategorisinde 10 kriterinden 9’unu karşılayan 12 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf, yada Aramice ‘Sarp Kaya’ anlamına gelen ismiyle Hısn Keyfa antik şehri, bir açık hava müzesi olarak korunması gerekirken, sadece tek bir tarihi eserin taşınıp, geri kalan onlarca ibadethane, binlerce yıllık mağaralar, binalar, köprüler ve tarihi diğer eserleri sulara gömmek büyük bir vicdansızlık ve sorumsuzluk olarak tarihe geçecektir.

Baraj yapımının anayasaya uygun olup olmadığını, çevrede oluşacak doğa ve kültür mirası katliamını veya Hasankeyf’teki o kadar tarihi eser arasında, sadece Türk tarihine ait tek eser olan Zeynel Bey Türbesi’nin taşınmasını da geçelim, ve soralım: Hasankeyf’in kurtarılması gerçekten isteniyor mu? Bu kadim tarihi mekan korunarak sonraki nesillere bırakılamaz mı?

 

Eğer gerçekten Hasankeyf ve sahip olduğu miras korunmak istenilseydi, baraj yapımı zaten düşünülmezdi dahi. Ancak ne yazık ki Zeynel Bey Türbesi’nin taşınmasıyla, bu doğa ve çevre katliamının gerçekleştirileceği ve Hasankeyf ile beraber binlerce yıllık bellek ve kimliğin silineceği aşikardır.

 

1960’lı yıllarda Mısır Hükümeti Asvan Barajı yapımını kararlaştırınca, ülkenin Nil Nehri kıyısında Sudan sınırı yakınlarında bulunan Ebu Simbel tapınağı ve Nubiya Anıtları’nın baraj suyu altında kalacağı ortaya çıkmış. Bunun önüne nasıl geçebiliriz ve bu eşsiz eserleri nasıl kurtarabiliriz diye BM’e başvurulmuş, proje üretilmiş ve UNESCO destekli, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 51 ülke Mısır’ın yardımına koşmuşlar. Ülkenin tarihi, kültür mirası ve turizm gelirleri açısından çok büyük bir öneme sahip olan Ebu Simbel tapınağı 3000 yıl önce II. Ramses tarafından 20 yılda inşa ettirilmiş. Tapınak’ın şu anda bulunduğu yere taşınması, heykellerin ve tapınağın tek parçalar şeklinde kesilip, sonra tekrar bir araya getirilmesiyle başarılmış. Kesim işleminin heykellerin görünüşlerine zarar vermemesi için estetik cerrahlarından yardım alınmış ve yüzeylerinde iz kalmaması için kesilecek yerler hassasiyetle hesaplanmış. 250.000 ton ağırlığındaki bu tapınak ve heykeller 19 ay süren bir kesim işlemiyle her parçanın numaralandırılması ve sonra birleştirilmesi anlayışıyla, 70m yukarı ve 200 m içeriye 1967 yılında taşınmış. Tapınağın sahip olduğu ilginç bir özelliği dahi yeni taşınan yerinde kurmayı başarmış mühendisler. 3000 bin yıl boyunca kesintisiz gerçekleşen güneç ışığı yansıması düzenini olduğu gibi yeni yerde de kurmuşlar. Tapınağın içerisinde bulunan tapınma taşına senede bir gün, Ramses’in doğum gününde (21 Haziran) gün ışığı doğrudan gelecek şekilde tekrardan tasarlanmış.

 

Her yıl onbinlerce turistin Nil Turları kapsamında ziyaret ettiği Ebu Simbel tapınağının ihtişamı ile yeni yerinde duruyor olması sevindirici. Ancak 12 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf’in, sahip olduğu tüm kültürel ve tarihi mirası ile beraber önümüzdeki yıllarda sulara gömüleceğini bilmek çok üzüntü verici.

 

Baran ZEYDANLIOĞLU – 15 Mayıs 2017

Etiketler:

Seyyahların gözüyle  Bitlis ahalisi ve giyim kuşamları, 1600 -1900
‘Bitlis çarşısının üzeri örgülü hasır halılar ve kuru dallarla örtülmüş dar sokaklardan oluşmakta. Tezgahlar çok zengin meyve ve sebze çeşitleri...
Bitlis’in Deliklitaş’ı
’Bu Delikli Taş aynı zamanda bir pınardır’ diye yazmıştır Şerefxanê Bedlîs-î Farsça olarak Bitlis’te kaleme aldığı ve 1597 yılında tamamladığı...
Şerefxanê Bedlîsî ve Osmanlı Padişahı III.Murad minyatürü
Bitlis’in Kürt Hükümdarı Şerefxanê Bedlîsî (sağda ayakta) ve Osmanlı Padişahı III.Murad’ı gösteren minyatür.   ‪Şerefxanê Bedlîsî’nin babası Mir Şemseddin, Osmanlı’yla...
Bitlis Hizanlı Law Reşid ve Kemal Fevzi
Minarelerden yükselen ezan sesi, Bitlis Çarşısı’nda tatlı bir telaşın başlamasına neden olmuştu. Orucun son günüydü. Son iftar açılmış, son şerbetler...
Zorqlu Kürd? Zorq neresi ola?
1850 sonrası Bitlis ve civarından geçmiş bazı seyyahların anlatımları ile birlikte yayımlanmış bir gravürün altında Fransızca olarak ’guerrier Kurde de...
Bitlisli Said-i Kurdi ve Venezüellalı Rafael de Nogales
Çeşitli yayın organları ve platformlarda paylaşılan bir görsel için ‘Saidi Nursi’nin cephede çekilmiş fotoğrafı’ veya ‘Bediüzamman’ın Ruslara karşı savaşırken fotoğrafı’...
1882’deki Büyük Bitlis Yangını
Bitlis şehir merkezinde vuku bulmuş bir çok doğal felaket, sosyolojik ve siyasi hadiselere dair anlatımlar hep var olmuşlardır. Kıtlık, muhacirlik,...
1913 – Bir Bitlisli Kürd Bebek
Bu çeviri, rahibe Mary D. Uline’in Bitlis’ten Amerika’ya göndermiş olduğu bir mektubun içeriğine aittir. Bitlis Amerikan – Ermeni İlahiyat Kız...
1810’ların Bitlis’i ve Rahip Giuseppe Campanile
Bu çeviri, 1802 yılında Vatikan tarafından Musul’a gönderilen İtalyan rahip Giuseppe Campanile’nin (1762 – 1835), Kürdistan coğrafyasındaki onüç yıllık görevi...
Dersimli Kürd kızı Emê  ve  Harput Misyoner Okulu
Bu çeviri, Harput Amerikan İlahiyat Okulu’nda 1857 – 1893 yılları arasında idarecilik yapmış, Amerikalı misyoner çift Bay ve Bayan Crosby...
Gürcistan’ın Kürt Asıllı Prensesi, Eyyubilerin Ahlat Melikesi Tamta’nın Maceraları
  Kürt asıllı bir Ermeni-Gürcü prensesi olan Tamta (1195?-1254) 12. yüzyılın sonu ile 13. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, ömrünün son...
Bitlis Kürd Hanı’nın 1655’deki dillere destan kütüphanesi ve akıbeti
‘Ey vilayet halkı, kaçan hanın bu Van kuluna 200 kese borcu vardır ve 40 bin koyun Malazgird Beyi Mehmed beye...
Della Valle’nin 1617’deki mektubunda Bitlis Beyi ve Kürdler
  Bitlis tarihi içerikli yazılarda, yabancı batılı seyyahların bu şehre dair izlenim ve anlatımlarına hep değinilir. Yazdığı eserlerde Bitlis’e değinen...
Kürt-Osmanlı İttifakı Bağlamında; İdris-i Bitlisi
  İdris-i Bitlisî, 1452 (bazı kaynaklar da 1457) yılında Rojkan Kürt (Bitlis Hükümdarlığının) idari merkezi olan Bitlis şehrinde Hüsameddin Bitlisi’nin...
AHLAT’I YÖNETEN ”SÖKMENOĞULLARI” KÜRT MÜYDÜ?
  Daha Türkler gelmeden önce Azerbaycan’da, Kürdistan’da, Ermenistan ve Gürcistan’ın doğu ve güney bölümlerinde Rewadi, Merwani ve Şeddadi Kürt devletleri...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ