Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,05 / Satış: 8,08
€ EURO → Alış: 9,65 / Satış: 9,68

Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası

Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası
  • 23.11.2017

 

Bediüzzaman Saidê Kurdî Henüz 30 yaşlarında Van’dan İstanbul’a gidip Fatih’te bulunan Şekirci Hanı’na yerleşiyor. Ve odasının kapısına bu yazıyı asıyor…

 

 

 

 

 

 

  • N.A.Rojki

 

“Mekteb, medrese mensuplarından ve feylesoflardan, dinsiz ve dindarlardan her kimin bir suali varsa, hangi ilimden ve fenden olursa olsun, benden sorabilir. Sizden sual, benden cevab… Fakat ben hiç kimseye sual sormam.”

”Bir Kürt hoca varmış! Soru sormaz ama her soruya cevap verirmiş ” diye söylenen bütün İstanbul ulemasını kapısına getirmiş. Nurs’tan İstanbul’a açık açık akıl ve mantıkta meydan okumaktır.

İmparatorluğun ortadan yavaş yavaş kalktığı bir dönemde İttihat ve Terraki ( Jön Türk ) rüzgarları esiyordu. Yeni bir kimlik yeni bir ulus inşası Jön Türkler tarafından hızla hayata geçirilirken, Kürtler bu
sert rüzgardan paylarına düşeni aldılar.

Jön Türkler ”batı modeli” üzerinde dururken uygulama ve politikaları ‘örnek’ aldıkları batı modelinin çok uzağındaydı. Üst sınıf- üst kimlik dayanatması zamanla yerini inkar ve büyük bir şiddet dalgasına bırakacaktı.

Kürt beyliklerinin dağılmasının ardından Kürt merkezlerinde ciddi eğitim problemi yaşanıyordu. Kurdistan’ın idaresi İstanbul merkezli olunca, Kürt şehirlerinde 1890-1925 arasında eğitim büyük bir sorun haline gelmişti. Özellikle modern ilimler noktasında öğretici kurumlar ‘yok’ denecek kadar azdı.

Bediüzzaman Saidê Kurdî işte tam bu sırada Jön Türklerin, yüksek ihtiraslı ‘üst kimlik’ dayatmasına aldırış etmeden ‘zamanın en iyisi’ olduğunu Şekerci Hanı’na astığı tabelayla herkese göstermek istedi.

Eğitim ipine sımsıkı sarılması kendisini doğal olarak ‘zamanın en iyisi’ yaptı. Kürtlere karşı bütün konuşmalarında ‘milliyet’ ve ‘eğitim’ odaklı nasihatleri içsel olarak yaşadığı üzüntü ve sıkıntının dile gelmiş  halidir.

‘OKUMAK-OKUMAK-OKUMAK’ diye defalarca tekrar yaparken kendi hakikatine dayalı bir okumaktan-bilinçlenmekten söz ediyordu.

Günümüzde anlaşıldığı üzere ‘Üniversite mezunu’ olmak bunun ölçüsü değil. ‘Medresetüzzehra Üniversitesi’ derken kastı sadece bir Üniversite değil, o Üniversitenin şehir ve coğrafya hakikatiyle iç içe olup milletle bütünleşmesidir.

”Modern devşirme mekteblerini” asla kastetmemiştir. Günümüzde olduğu gibi Bilimin ve Hakikatin ‘Üniversite’ adı altında ipotek edildiği akademik özgürlüğün hiçe sayıldığı ‘Eğitim’ sistemini arzu etmemiştir.

İki mesajı arasındaki ‘BAĞLANTI…’

”Her suale cevap verilir, fakat sual sorulmaz” diyerek bir çok alimi,ulemayı kapısına kadar getirip her sorularına mantıklı cevaplar vererek kendisine hayran bırakmayı bilmiştir. Burada herkese ‘Kürtleri
aşağıda görmeyin. Öyle bir akıl var ki küçük bir köyden gelir büyük bir şehre meydan okur’ mesajı verdi.

”Ben hür yaşamışım. Hürriyet-i mutlakanın meydanı olan Kürdistan dağlarında büyümüşüm. Bana hiddet fayda vermez, nafile yorulmayınız. ” Üniversite talebine karşılık Nazır’dan işittiği ”sert çıkışa” karşılık
bu sözleri dile getirmişti.

Kürtler kendi toprakları üzerinde hür ve özgür yaşadılar. ‘Yiğitlik’ konusunda Kürdistan dağlarını örnek vermesi milliyetine ne derece bağlı olduğunun en sahi örneğidir. 1907 yılında Şekerci Hanı’na astığı o
tebala psikolojik bir savaştır. En kötü şartlarda bile en iyisi ‘biziz’ demektir.

Devlet Kürtlere karşı eşit ve adil davranmadı. Günümüzde bile 100 yıllık sorunlar karşımızda bütün hakikatiyle duruyor. Kürtleri ulus/millet olarak kabul etmemek kimliklerine saygı duymamak gibi 100 yıllık
inkar politikası sürdürülüyor. Yüzeysel sözler,geçici hamlelerle insanlar üzerinde etki yaratılmaya çalışılıyor.

Kürtler açısından şiddet-savaş yerine en büyük cephe kendi hakikatleri üzerinde inşa edecekleri eğitim cephesidir. Bu cephe şiddete dayalı bütün eylemlerden kıymetli ve değerlidir. Şiddet sürdürüle bilir
bir politika olamaz.

Şiddet insanları kimliğinden ve hakikatinden uzaklaştırır. Hakikate dayalı eğitim kimliğe karşı büyük bir sevginin açığa kavuşmasına yol açar. Kimliğinizle,hakikatinizle eğitim ipine sımsıkı  sarılın! Uzun vade de karşınızda hiç bir gücün durması mümkün değildir. Aklın ışığı/nuru sahi bir eğitim ve medeniyettir.

Üstadın sözüyle kapatalım;

”Vicdanın ziyası ulûm-u diniyedir. Aklın nûru fünun-u medeniyedir.”

Etiketler: / / / /

Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
Manuscute neresidir? Bitlis’ten üç, Diyarbekir’den beş günlük mesafededir
1600 yılının temmuz ayında, beraberindeki altı yüz kişilik bir kervan eşliğinde Halep üzeri Diyarbekir ve Bitlis yaparak yolculuğuna devam eden...
Aşkın ve İmanın Şairi: Fethi
Kalemin ve kelamın gücünü simgeleyen, ona hayat katan, yüreğinin çığlıklarını korkusuzca bütün renkleriyle ortaya koyabilen Kürt coğrafyasının edebi hafızasında unutulmuş,...
İsveç kralı Demirbaş Şarl’ın (1709) Osmanlı’ya borçları  ve alacaklıların İsveç macerası
Osmanlı tarihinde Kral Demirbaş Şarl’ın askerleriyle birlikte İstanbul’daki Sultan’a sığındığı ve yıllarca padişahın misafiri olduğu anlatılır. Peki kimdi bu kral?...
Kurdîyê Bidlîsî Kimdi?
  1918-1919 yılarında Kürt basınında yazılarına rastladığımız Kurdîyê Bidlîsî kimdi?                 M.MALMÎSANIJ  ...
Geleneksel Kürt Mezar Taşları – Filîtê Quto Örneği
Hançer, Kürtler arasında sıklıkla kullanılan ve taşınan bıçak çeşididir. Kürt erkekleri 1900’lerin başlarına kadar hançerleri günlük hayatında taşımış ve kullanmıştır....
160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler
Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden...
İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ