Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,36 / Satış: 6,38
€ EURO → Alış: 7,43 / Satış: 7,46

Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası

Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası
  • 23.11.2017
  • 9.652 kez okundu

 

Bediüzzaman Saidê Kurdî Henüz 30 yaşlarında Van’dan İstanbul’a gidip Fatih’te bulunan Şekirci Hanı’na yerleşiyor. Ve odasının kapısına bu yazıyı asıyor…

 

 

 

 

 

 

  • N.A.Rojki

 

“Mekteb, medrese mensuplarından ve feylesoflardan, dinsiz ve dindarlardan her kimin bir suali varsa, hangi ilimden ve fenden olursa olsun, benden sorabilir. Sizden sual, benden cevab… Fakat ben hiç kimseye sual sormam.”

”Bir Kürt hoca varmış! Soru sormaz ama her soruya cevap verirmiş ” diye söylenen bütün İstanbul ulemasını kapısına getirmiş. Nurs’tan İstanbul’a açık açık akıl ve mantıkta meydan okumaktır.

İmparatorluğun ortadan yavaş yavaş kalktığı bir dönemde İttihat ve Terraki ( Jön Türk ) rüzgarları esiyordu. Yeni bir kimlik yeni bir ulus inşası Jön Türkler tarafından hızla hayata geçirilirken, Kürtler bu
sert rüzgardan paylarına düşeni aldılar.

Jön Türkler ”batı modeli” üzerinde dururken uygulama ve politikaları ‘örnek’ aldıkları batı modelinin çok uzağındaydı. Üst sınıf- üst kimlik dayanatması zamanla yerini inkar ve büyük bir şiddet dalgasına bırakacaktı.

Kürt beyliklerinin dağılmasının ardından Kürt merkezlerinde ciddi eğitim problemi yaşanıyordu. Kurdistan’ın idaresi İstanbul merkezli olunca, Kürt şehirlerinde 1890-1925 arasında eğitim büyük bir sorun haline gelmişti. Özellikle modern ilimler noktasında öğretici kurumlar ‘yok’ denecek kadar azdı.

Bediüzzaman Saidê Kurdî işte tam bu sırada Jön Türklerin, yüksek ihtiraslı ‘üst kimlik’ dayatmasına aldırış etmeden ‘zamanın en iyisi’ olduğunu Şekerci Hanı’na astığı tabelayla herkese göstermek istedi.

Eğitim ipine sımsıkı sarılması kendisini doğal olarak ‘zamanın en iyisi’ yaptı. Kürtlere karşı bütün konuşmalarında ‘milliyet’ ve ‘eğitim’ odaklı nasihatleri içsel olarak yaşadığı üzüntü ve sıkıntının dile gelmiş  halidir.

‘OKUMAK-OKUMAK-OKUMAK’ diye defalarca tekrar yaparken kendi hakikatine dayalı bir okumaktan-bilinçlenmekten söz ediyordu.

Günümüzde anlaşıldığı üzere ‘Üniversite mezunu’ olmak bunun ölçüsü değil. ‘Medresetüzzehra Üniversitesi’ derken kastı sadece bir Üniversite değil, o Üniversitenin şehir ve coğrafya hakikatiyle iç içe olup milletle bütünleşmesidir.

”Modern devşirme mekteblerini” asla kastetmemiştir. Günümüzde olduğu gibi Bilimin ve Hakikatin ‘Üniversite’ adı altında ipotek edildiği akademik özgürlüğün hiçe sayıldığı ‘Eğitim’ sistemini arzu etmemiştir.

İki mesajı arasındaki ‘BAĞLANTI…’

”Her suale cevap verilir, fakat sual sorulmaz” diyerek bir çok alimi,ulemayı kapısına kadar getirip her sorularına mantıklı cevaplar vererek kendisine hayran bırakmayı bilmiştir. Burada herkese ‘Kürtleri
aşağıda görmeyin. Öyle bir akıl var ki küçük bir köyden gelir büyük bir şehre meydan okur’ mesajı verdi.

”Ben hür yaşamışım. Hürriyet-i mutlakanın meydanı olan Kürdistan dağlarında büyümüşüm. Bana hiddet fayda vermez, nafile yorulmayınız. ” Üniversite talebine karşılık Nazır’dan işittiği ”sert çıkışa” karşılık
bu sözleri dile getirmişti.

Kürtler kendi toprakları üzerinde hür ve özgür yaşadılar. ‘Yiğitlik’ konusunda Kürdistan dağlarını örnek vermesi milliyetine ne derece bağlı olduğunun en sahi örneğidir. 1907 yılında Şekerci Hanı’na astığı o
tebala psikolojik bir savaştır. En kötü şartlarda bile en iyisi ‘biziz’ demektir.

Devlet Kürtlere karşı eşit ve adil davranmadı. Günümüzde bile 100 yıllık sorunlar karşımızda bütün hakikatiyle duruyor. Kürtleri ulus/millet olarak kabul etmemek kimliklerine saygı duymamak gibi 100 yıllık
inkar politikası sürdürülüyor. Yüzeysel sözler,geçici hamlelerle insanlar üzerinde etki yaratılmaya çalışılıyor.

Kürtler açısından şiddet-savaş yerine en büyük cephe kendi hakikatleri üzerinde inşa edecekleri eğitim cephesidir. Bu cephe şiddete dayalı bütün eylemlerden kıymetli ve değerlidir. Şiddet sürdürüle bilir
bir politika olamaz.

Şiddet insanları kimliğinden ve hakikatinden uzaklaştırır. Hakikate dayalı eğitim kimliğe karşı büyük bir sevginin açığa kavuşmasına yol açar. Kimliğinizle,hakikatinizle eğitim ipine sımsıkı  sarılın! Uzun vade de karşınızda hiç bir gücün durması mümkün değildir. Aklın ışığı/nuru sahi bir eğitim ve medeniyettir.

Üstadın sözüyle kapatalım;

”Vicdanın ziyası ulûm-u diniyedir. Aklın nûru fünun-u medeniyedir.”

Etiketler: / / / /

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ