Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 7,75 / Satış: 7,78
€ EURO → Alış: 9,08 / Satış: 9,11

Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası

Şekerci Hanı ve Said-i Kurdi’nin Dünyası
  • 23.11.2017

 

Bediüzzaman Saidê Kurdî Henüz 30 yaşlarında Van’dan İstanbul’a gidip Fatih’te bulunan Şekirci Hanı’na yerleşiyor. Ve odasının kapısına bu yazıyı asıyor…

 

 

 

 

 

 

  • N.A.Rojki

 

“Mekteb, medrese mensuplarından ve feylesoflardan, dinsiz ve dindarlardan her kimin bir suali varsa, hangi ilimden ve fenden olursa olsun, benden sorabilir. Sizden sual, benden cevab… Fakat ben hiç kimseye sual sormam.”

”Bir Kürt hoca varmış! Soru sormaz ama her soruya cevap verirmiş ” diye söylenen bütün İstanbul ulemasını kapısına getirmiş. Nurs’tan İstanbul’a açık açık akıl ve mantıkta meydan okumaktır.

İmparatorluğun ortadan yavaş yavaş kalktığı bir dönemde İttihat ve Terraki ( Jön Türk ) rüzgarları esiyordu. Yeni bir kimlik yeni bir ulus inşası Jön Türkler tarafından hızla hayata geçirilirken, Kürtler bu
sert rüzgardan paylarına düşeni aldılar.

Jön Türkler ”batı modeli” üzerinde dururken uygulama ve politikaları ‘örnek’ aldıkları batı modelinin çok uzağındaydı. Üst sınıf- üst kimlik dayanatması zamanla yerini inkar ve büyük bir şiddet dalgasına bırakacaktı.

Kürt beyliklerinin dağılmasının ardından Kürt merkezlerinde ciddi eğitim problemi yaşanıyordu. Kurdistan’ın idaresi İstanbul merkezli olunca, Kürt şehirlerinde 1890-1925 arasında eğitim büyük bir sorun haline gelmişti. Özellikle modern ilimler noktasında öğretici kurumlar ‘yok’ denecek kadar azdı.

Bediüzzaman Saidê Kurdî işte tam bu sırada Jön Türklerin, yüksek ihtiraslı ‘üst kimlik’ dayatmasına aldırış etmeden ‘zamanın en iyisi’ olduğunu Şekerci Hanı’na astığı tabelayla herkese göstermek istedi.

Eğitim ipine sımsıkı sarılması kendisini doğal olarak ‘zamanın en iyisi’ yaptı. Kürtlere karşı bütün konuşmalarında ‘milliyet’ ve ‘eğitim’ odaklı nasihatleri içsel olarak yaşadığı üzüntü ve sıkıntının dile gelmiş  halidir.

‘OKUMAK-OKUMAK-OKUMAK’ diye defalarca tekrar yaparken kendi hakikatine dayalı bir okumaktan-bilinçlenmekten söz ediyordu.

Günümüzde anlaşıldığı üzere ‘Üniversite mezunu’ olmak bunun ölçüsü değil. ‘Medresetüzzehra Üniversitesi’ derken kastı sadece bir Üniversite değil, o Üniversitenin şehir ve coğrafya hakikatiyle iç içe olup milletle bütünleşmesidir.

”Modern devşirme mekteblerini” asla kastetmemiştir. Günümüzde olduğu gibi Bilimin ve Hakikatin ‘Üniversite’ adı altında ipotek edildiği akademik özgürlüğün hiçe sayıldığı ‘Eğitim’ sistemini arzu etmemiştir.

İki mesajı arasındaki ‘BAĞLANTI…’

”Her suale cevap verilir, fakat sual sorulmaz” diyerek bir çok alimi,ulemayı kapısına kadar getirip her sorularına mantıklı cevaplar vererek kendisine hayran bırakmayı bilmiştir. Burada herkese ‘Kürtleri
aşağıda görmeyin. Öyle bir akıl var ki küçük bir köyden gelir büyük bir şehre meydan okur’ mesajı verdi.

”Ben hür yaşamışım. Hürriyet-i mutlakanın meydanı olan Kürdistan dağlarında büyümüşüm. Bana hiddet fayda vermez, nafile yorulmayınız. ” Üniversite talebine karşılık Nazır’dan işittiği ”sert çıkışa” karşılık
bu sözleri dile getirmişti.

Kürtler kendi toprakları üzerinde hür ve özgür yaşadılar. ‘Yiğitlik’ konusunda Kürdistan dağlarını örnek vermesi milliyetine ne derece bağlı olduğunun en sahi örneğidir. 1907 yılında Şekerci Hanı’na astığı o
tebala psikolojik bir savaştır. En kötü şartlarda bile en iyisi ‘biziz’ demektir.

Devlet Kürtlere karşı eşit ve adil davranmadı. Günümüzde bile 100 yıllık sorunlar karşımızda bütün hakikatiyle duruyor. Kürtleri ulus/millet olarak kabul etmemek kimliklerine saygı duymamak gibi 100 yıllık
inkar politikası sürdürülüyor. Yüzeysel sözler,geçici hamlelerle insanlar üzerinde etki yaratılmaya çalışılıyor.

Kürtler açısından şiddet-savaş yerine en büyük cephe kendi hakikatleri üzerinde inşa edecekleri eğitim cephesidir. Bu cephe şiddete dayalı bütün eylemlerden kıymetli ve değerlidir. Şiddet sürdürüle bilir
bir politika olamaz.

Şiddet insanları kimliğinden ve hakikatinden uzaklaştırır. Hakikate dayalı eğitim kimliğe karşı büyük bir sevginin açığa kavuşmasına yol açar. Kimliğinizle,hakikatinizle eğitim ipine sımsıkı  sarılın! Uzun vade de karşınızda hiç bir gücün durması mümkün değildir. Aklın ışığı/nuru sahi bir eğitim ve medeniyettir.

Üstadın sözüyle kapatalım;

”Vicdanın ziyası ulûm-u diniyedir. Aklın nûru fünun-u medeniyedir.”

Etiketler: / / / /

160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler
Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden...
İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ