Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,73 / Satış: 5,75
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Newroz Konuşmaları

Newroz Konuşmaları
  • 19.03.2018

Milletleri simgeleyen şeyler vardır. Her millet en az bir şeyiyle ünlüdür. İngilizler dilleri ve Şekspir ile; Fransızlar Eyfel Kulesi ve Paris ile; Çinliler “Çin Seddi”, çay ve sayıları ile; Yunanlılar “Büyük İskender”, kadim felesefe ve Sirtaki ile, Türkler “Ordu”, “despot devlet” ve Atatürk ile; Araplar deve, çöl, fistan ve islam ile…

 

 

 

 

Kürtler neleri ile ünlüdürler?

Herkesi ifade eden o tipik şey ne?

Ola ki, minnet çekmezlik kürtlerin ortak yanlarıdır, bu nedenle de, bir olamayış.

Sahiden, bu mudur kürtler için en belirgin yan?

Olmayabilir, çünkü, birlik olunan zamanlar da az değildir.

Özgür kalmak, doğal varoluş hali, birbirimizin minettini çekmeyişimiz doğru, ama bu her iki yanımızı sağlama almak için birlikte olmanın gereği de anlaşılmaya başlanmıştır artık.

Birbirine karşı sevgi, hoşgörü ve saygı ile kabul zamanları da gelecektir.

Kürtleri binlerce yıldır bu topraklara bağlayan yan; Yüce Ağrı, Sipane Xelat, Dicle ve Fırat sevdası değil midir, ortak yan? Yani, tabiatımız, coğrafyamız, yaşadığımız ve ortak sevdiğimiz yerler, onlarsız yapamayacağımız yerler? O tabiat ki, kendisinden ayrıldığımızda yaralı bir geyik misali hüzünle inleyip dururuz…

Simamızı çizmemiz için bizim için sıradan bir doğa değil, ötesi manevi birer yol, mesela; ruhsal bir yücelik, kök derinliği ve değişkenlik ifade ederler onlar bizim için ama gene de onların bizi tam ve bütün halimizle tanımlamıyor olduğunu düşünürüz…

Doğu’nun O eşsiz şövalyesi Selahadin de, ki O Haçlılara karşı savaşırken, hamiyeti, feraseti ve hikmeti ile nam salmış; barışın ve medeniyetler arası dialog’un köprülerini örmüştü. Sosyal bilimciler bu meziyetlerini Kürtlüğü ile anlamaya çalışmışlardı. Ama bizler O’nunla da tanınmak istemeyiz hepten. Çünkü, O, asırların yaşattığı büyük bir sembol olsa da, bir kişiyle kendimizi tanımlamanın, bizler için iyi şeyler getirmediğini, getirmeyeceğini biliriz…

Bizim için birleştirici olanın Bir Gün olduğunu düşünüyorum; binlerce yıllardan gelen, 21 Mart’ta kutladığımız bir bayram.

Bir bayram ki, gelişi ile nerede olduğuna, kim olduğuna bağlı kalmaksızın her Kürdün ruhu çoşuyor. O bayram ki, ateşinin aydınlığında Kürtler; “Biz kimiz” sorusuna en iyi cevabı bulurlar.

 

Newroz!

Newroz’u kutladığımızda ve onun manevi atmosferine girdiğimizde, derin hikmetinden her defasında yeni şeyler öğrendiğimizde, bizlerde bilgesel dönüşümler meydana geliyor; kutlanıyor, yüceliyor, güzellik ve iyiliği yaşıyoruz. Her Newroz’da yeniden doğuyoruz, kendi acı ve ızdıraplarımızı, günah ve suçlarımızı yeniden yaşıyor, yeni sözler öğreniyor, yeni ışınlar görüyoruz.

Newroz kürtlerin universal bir “kitabıdır”; Sözleri, cümleleri, metin ve muhtevası ruhlarımızda, şarkılarımızda, iyi sözlerimiz, iyi düşüncelerimiz ve temiz davranışlarımızda saklıdır.

Eğer kürtler milet olarak, bu kadar vahşet ve yıkıma rağmen, kendilerini muhafaza edebilmişlerse, bu onların, Newroz ateşinin sönmesine hiç bir zaman müsaade etmemelerinden geliyor.

Bir mumla Newroz’u kutladığımız zamanlar oldu; ondan dolayı cezaevlerin, sürgünler, ölümler oldu… Ortadan kaldırılamadı…

Son zamanlarda, Newroz’un ele alınması ile ilgili ortaya çıkan metodolojik bir probleme değinmek istiyorum.

Newroz, Kürtlerin yeni dönemde, yeniden manalaştırdıkları bir bayram. Tarihle, söylentinin, gerçekle muhayyel olanın içiçe geçmişliğine işaret eden sosyolojik bir olay.

Bu nedenle, Newroz’u “rasyonalleştirmek”, ondaki mitolojik ve efsanevi yanlara “bilimsel” bir açıklama getirmeye çalışmak son zamanlarda adete dönüşüyor. Sözünü ettiğim şey Newroz’un sosyolojik bir olgu olarak incelenmesi değil, onun “bilim” adına, “mitolojik” olandan arındırılması, “rasyonalize” edilmesi çabasıdır.

Biraz “positivist” bir tavır. Bilimselliğin herşey olduğu, bir 19. yüzyıl sapması…

Bin yılları simgeleştiren bir gelenek ya da bellek hiç bir zaman sadece hakikatin ürünü olmaz. O her zaman için bir o kadar da muhayeliyenin ürünüdür. O muhayeliyye ki, kuşakların arzusunu, olmasını istediği şeyleri kendisinde cisimleştirmeyi sağlamıştır.

Bir bayram ki bütün şairler en anlamlı şiirlerini hep ona adamışlar. Yüzbinlerce sevgili bugünde tanışmış, evlenmiş. En güzel şarkılar, öyküler, resimler ona adanmış, en fazla şehit onun için verilmiş, en büyük acılar onda çekilmiş…

Böyle bir günü bütün yönleriyle “rasyonalize” etmeye kalkmak imkansız ve anlamsızdır. Uluslar kendi oluşum mitolojileri ile ulusturlar. Onları oluşturan ana kurucu öykü de çoğu kez, “olanının” değil, “arzu edilenin” ürünüdür, yani ulusun toplumsal muhayileyyesi; olmak istenilen etkindir burada. Ayrıca, bir kimlik hafıza kaybına uğradımı, belleğini yeniden kazanışı kolay olmuyor. Ondan hiç kimse, geleneğin belleğini eskisi gibi yeniden üretmeyi de beklememelidir.

 

Kimlik de zaten sadece bizim “olduğumuzla” değil, “olmak istediğimizle” ilgili bir şeydir.

Günümüze kadar gelen Newroz’dan, bugün ne değiştirmek istersin, diye sorarlarsa, lütfen, Newroz’da lastik yakmayın, derim.

Çünkü, Newroz’un muhayeliyesinde yatan ateş olayı doğayı kirletmeyi değil, tam tersine yeniden uyanan doğanın temiz ve kutsal tutulmasını, temiz ateşle, eskinin yakılmasına işarettir. Kutsadığımız şeyler kirletilmemelidir. (Dideban’da, Bitlis Kalesi’nde, 70li yıllarda ben de lastik yakmıştıım, Newroz için)

Bugünün Newroz’u bize ne diyor?

Geçen acılı, zorlu yılları gözönüne getirdiğimizde, şunu diyebiliriz; zalimler geçicidir, daimi olan kürt halkıdır; kimse umutsuz olmasın, herkes kendisine güvensin. Kimliğinizi koruyunuz, kültürünüzü koruyonuz, özgürlük için hayal kurmaktan korkmayınız. Ruhunuzu temiz ve asil tutunuz, hayallerinizin gerçek olacağı zamanlar gelecek. Acılarınız, “mahrumiyetiniz son bulacak, Güney, Kürtlerin doğru yolda olduğunu gösterdi. Uğraş ve kurbanlar, fedakarlık ve bedeller boşuna gitmiyor, buna inanın, çocukları buna inadırın. Çünkü, dünyada herşeyden önce, çocuklarımızın bizlerin çektikleri acıları çekmemesini, onların bizlerden daha özgür yaşamasını istiyoruz.

Newroz, iylikle kötülük arasındaki mücadelenin zirve noktasına yükseldiği, kürtlerin inanç, umut, sevgi ve özgürlük iradesinin yenilendiği zamandır.

Evet, Newroz’da eğlenirken, şenlik yaparken, govend tutup şarkılar söylerken, onun derin düşünsel özü üzerine düşünelim.

Bizler, Newroz’u kutladığımızda, özgürlüğü kutluyoruz, sevgiyi ve yeni günler için umudu kutluyoruz. Onunla insani geleneklerimize, bizi koruyan dilimize, doğaya ve iyiliğe saygımızı ifade ediyoruz. Bugünde birbirimizi kutladığımızda, bizler birlik ve beraberliğimize, dayanışmamıza, kardeşliğimiz ve karşılıklı saygımıza değer veriyoruz.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O yaradılışın günüdür

Zerdüşt kosmolojisine göre, evren bugünde yaradılmıştır, Zerdüşt’ün kendisi bugünde doğmuştur, kürt yaratıcıları en iyi eserlerini sadece bugünde Newroz için hasretmemiş, dahası kürtlerin etnik genesizi Newroz’la yakınen bağlantılıdır.

Efsane, kürtlerin etnik kökenini, beyinlerini zalime teslim etmemek için dağlara çıkarak kendisini koruyan gençlere bağlıyor.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O tabiatın uyanışının bayramıdır

Bu günde bahar eşitlenmesi oluşuyor, günle gece aynılaşıyor, gün aydınlığı uzamaya başlıyor. Hayat yeni güneşle yenileşiyor, doğa kışın derin uykusundan uyanıyor. İşte bu şenlik için iyi bir gerekçedir. Bugünde evimizi temizlememiz, en güzel giysilerimizi giymemiz, süslenmemiz, ve en önemlisi, ruhlarımızı kara ve şeytani lekelerden arındırmamız gerekir. Bugünde yaktığımız ateşle, bizler yeni bir başlangıç yapıyoruz. O ateş ki, bizleri sıcaklığında etrafında topluyor ve yolumuzu aydınlatıyor.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O aydınlığın bayramıdır

Newroz yada Newroj, eski Mitraism (Kürtlerin Güneş Tanrıçası) dinine dayanır. Roj, kürtçe gün ve güneş’tir. Kürt kültürü için güneş temel manevi kurucu bir faktördür. Kürt bayrağının 21 güneş ışını, Mitra’nın evreni 21 günde yaradışı efsanesini simgeler.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O özgürlüğün bayramıdır.

Bugünde Zalim Dehak’ın tiranlığına son veriliyor, kürtler özgür oluyor. dedik, tekrar edelim, eğer kürtlerin, hayatın bugüne kadar devam eden bütün badirelerine rağmen, kendilerini muhafaza ediebilmiş olmasının “sihrini” izah etmemiz gerekirse, bu büyük bir ihtimalle, ilk önce Newroz’un ruhsal gücü ile izah edilmelidir. Zira, Newroz’un sembolitesi kürtlerin yaşam felsefesine dayanıyor.

Bizler, Newroz’u kutlayıp yücelttiğimizde, açıkçası, “Kürt halkı daima yaşayacak ve özgürlük için mücadele hep onun refaketçisi olacaktır”, diyoruz.

Newroz bize, yüce ruh, iyi düşünce ve iyi sözün alternatifinin olmadığını öğretti.
Newrozunuz kutlu olsun, hergününüz Newroz olsun.

Yaşar Abdulselamoğlu

Mart 2018

Etiketler: / / / / /

Nasuh Paşa Bitlislilerin damadı idi
Bitlislilerin damadı olan Nasuh Paşa’nın adının verildiği ‘Nasuh Paşa Camii, 1920’ler, Amid (Kara-Amid) Diyarbekir. Nasuh Paşa da, diğer bir çok...
İsmail Beşikçi Vakfı’nda Bitlis tarihi üzerine panel
Di vê panelê de bi riya nivîsên Baran Zeydanlıoğlu yên di derbarê bajarê Bêdlîsê û paşeroja hikumdarên wê de dê...
Bitlis evleri ve kapı-pencere çevrelerinin beyaza boyanması geleneği
’Evler kare şeklinde kesilmiş pastel kırmızımsı taşlardan ve genellikle de iki katlı olarak inşa edilmişlerdi. Büyük bir taş ustalığı ve...
Bitlis – Kürdlerin tarihteki Buhara ve Semerkant’ı
16. ve 18. yüzyıl arasında Bitlis’in ilim irfan merkezleri olan medreseleri, aynı dönemde büyük bir şatafata sahip olan Semerkant ve...
İsmail Beşikçi Bitlis ve Ahalisi adlı kitabı yorumladı
Bitlis’in 19. yüzyıldaki toplumsal, ekonomik ve kültürel durumunu anlatan bir kitap var. Bitlis ve Ahalisi İsmail Beşikçi ‘Seyyahların Anlatımlarıyla Bitlis...
Osmanlı’da – Bitlis Kürd Beyliği’nde Kölelik ve Köle Pazarları
Köleliğin çok eski çağlardan beri var olduğu ve hemen hemen tüm kıtalarda 1800’lerin ortalarına kadar da yer aldığı bilinen bir...
BİTLİS SANA HASRET WILLIAM SAROYAN
William Saroyan ünlü bir Amerikalı Ermeni yazar. Hem Oscar’ı, hem Pulitzer’i olan tek adam. Kendini Bitlisli ve Amerikalı olarak görüyor....
Bitlis’te de lewendî ile dolaşılırdı
Her bir coğrafyanın, milletin ve toplumun kendine göre giyim kuşamları vardır. Bölgeden bölgeye değişiklik gösterdikleri gibi şehirler arası da bu...
Kürd Amazon Fatma Seher. Nam-ı diğer Erzurumlu Kara Fatma
Yakın dönem tarih ve savaş kahramanları anlatımlarında Kara Fatma adı ile karşımıza çıkan bir çok kadın bulunmaktadır. Değişik bölge, mıntıka...
ALÎŞÊR’İN MEKTUPLARI HAKKINDA DÜZELTME – Malmîsanij
Koçgirili Alişêr’in iki mektubu, Vate dergisinin 59. sayısında (Zimistan 2019) yayımlanmıştı. Oradaki metinlerin Osmanlıca olan asıllarını okuyunca transkripsiyonda bazı yanlışlar,...
Bitlis’in son beş yüzyıldaki nüfusu ve sakinleri. Kürdler, Ermeniler ve diğerleri
Binlerce yıllık tarihi bir yerleşim yeri olan kadim şehir Bitlis’in nüfusuna ve orada yaşamış kavimlere dair pek çok anlatım vardır....
Li ser Betlîsê û tarîxa Kurdan kitêbeke pir hêja
Baran Zeydanlıoğlu 11 roj berê, di 5ê mehê da kitêba xwe ” Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ” ji min ra...
Bitlis’te Kitap Tanıtımı, İmza ve Söyleşi Günü Düzenlendi
Yeni çıkan ‘Seyyahların anlatımlarıyla Bitlis ve Ahalisi’ adlı kitabın ilk tanıtım ve imza günü Bitlis’te gerçekleşti. Bitlis Düşünce ve Akademik...
Koçgirili Alişer’in İki Mektubu
 Birinci Dünya Savaşı’ndan Osmanlı Devleti yenik, İtilaf Devletleri galip çıktı. 1918 yılında İstanbul’da Kurdistan Teali Cemiyeti (KTC) kuruldu. Cemiyetin başkanı...
Kitap Duyurusu – Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ
’Seyyahların anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ’ adlı kitap, yakında DARA YAYINLARI’ndan çıkıyor.           360 sayfadan oluşan ve...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ