Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,44 / Satış: 5,46
€ EURO → Alış: 6,20 / Satış: 6,22

Newroz Konuşmaları

Newroz Konuşmaları
  • 19.03.2018

Milletleri simgeleyen şeyler vardır. Her millet en az bir şeyiyle ünlüdür. İngilizler dilleri ve Şekspir ile; Fransızlar Eyfel Kulesi ve Paris ile; Çinliler “Çin Seddi”, çay ve sayıları ile; Yunanlılar “Büyük İskender”, kadim felesefe ve Sirtaki ile, Türkler “Ordu”, “despot devlet” ve Atatürk ile; Araplar deve, çöl, fistan ve islam ile…

 

 

 

 

Kürtler neleri ile ünlüdürler?

Herkesi ifade eden o tipik şey ne?

Ola ki, minnet çekmezlik kürtlerin ortak yanlarıdır, bu nedenle de, bir olamayış.

Sahiden, bu mudur kürtler için en belirgin yan?

Olmayabilir, çünkü, birlik olunan zamanlar da az değildir.

Özgür kalmak, doğal varoluş hali, birbirimizin minettini çekmeyişimiz doğru, ama bu her iki yanımızı sağlama almak için birlikte olmanın gereği de anlaşılmaya başlanmıştır artık.

Birbirine karşı sevgi, hoşgörü ve saygı ile kabul zamanları da gelecektir.

Kürtleri binlerce yıldır bu topraklara bağlayan yan; Yüce Ağrı, Sipane Xelat, Dicle ve Fırat sevdası değil midir, ortak yan? Yani, tabiatımız, coğrafyamız, yaşadığımız ve ortak sevdiğimiz yerler, onlarsız yapamayacağımız yerler? O tabiat ki, kendisinden ayrıldığımızda yaralı bir geyik misali hüzünle inleyip dururuz…

Simamızı çizmemiz için bizim için sıradan bir doğa değil, ötesi manevi birer yol, mesela; ruhsal bir yücelik, kök derinliği ve değişkenlik ifade ederler onlar bizim için ama gene de onların bizi tam ve bütün halimizle tanımlamıyor olduğunu düşünürüz…

Doğu’nun O eşsiz şövalyesi Selahadin de, ki O Haçlılara karşı savaşırken, hamiyeti, feraseti ve hikmeti ile nam salmış; barışın ve medeniyetler arası dialog’un köprülerini örmüştü. Sosyal bilimciler bu meziyetlerini Kürtlüğü ile anlamaya çalışmışlardı. Ama bizler O’nunla da tanınmak istemeyiz hepten. Çünkü, O, asırların yaşattığı büyük bir sembol olsa da, bir kişiyle kendimizi tanımlamanın, bizler için iyi şeyler getirmediğini, getirmeyeceğini biliriz…

Bizim için birleştirici olanın Bir Gün olduğunu düşünüyorum; binlerce yıllardan gelen, 21 Mart’ta kutladığımız bir bayram.

Bir bayram ki, gelişi ile nerede olduğuna, kim olduğuna bağlı kalmaksızın her Kürdün ruhu çoşuyor. O bayram ki, ateşinin aydınlığında Kürtler; “Biz kimiz” sorusuna en iyi cevabı bulurlar.

 

Newroz!

Newroz’u kutladığımızda ve onun manevi atmosferine girdiğimizde, derin hikmetinden her defasında yeni şeyler öğrendiğimizde, bizlerde bilgesel dönüşümler meydana geliyor; kutlanıyor, yüceliyor, güzellik ve iyiliği yaşıyoruz. Her Newroz’da yeniden doğuyoruz, kendi acı ve ızdıraplarımızı, günah ve suçlarımızı yeniden yaşıyor, yeni sözler öğreniyor, yeni ışınlar görüyoruz.

Newroz kürtlerin universal bir “kitabıdır”; Sözleri, cümleleri, metin ve muhtevası ruhlarımızda, şarkılarımızda, iyi sözlerimiz, iyi düşüncelerimiz ve temiz davranışlarımızda saklıdır.

Eğer kürtler milet olarak, bu kadar vahşet ve yıkıma rağmen, kendilerini muhafaza edebilmişlerse, bu onların, Newroz ateşinin sönmesine hiç bir zaman müsaade etmemelerinden geliyor.

Bir mumla Newroz’u kutladığımız zamanlar oldu; ondan dolayı cezaevlerin, sürgünler, ölümler oldu… Ortadan kaldırılamadı…

Son zamanlarda, Newroz’un ele alınması ile ilgili ortaya çıkan metodolojik bir probleme değinmek istiyorum.

Newroz, Kürtlerin yeni dönemde, yeniden manalaştırdıkları bir bayram. Tarihle, söylentinin, gerçekle muhayyel olanın içiçe geçmişliğine işaret eden sosyolojik bir olay.

Bu nedenle, Newroz’u “rasyonalleştirmek”, ondaki mitolojik ve efsanevi yanlara “bilimsel” bir açıklama getirmeye çalışmak son zamanlarda adete dönüşüyor. Sözünü ettiğim şey Newroz’un sosyolojik bir olgu olarak incelenmesi değil, onun “bilim” adına, “mitolojik” olandan arındırılması, “rasyonalize” edilmesi çabasıdır.

Biraz “positivist” bir tavır. Bilimselliğin herşey olduğu, bir 19. yüzyıl sapması…

Bin yılları simgeleştiren bir gelenek ya da bellek hiç bir zaman sadece hakikatin ürünü olmaz. O her zaman için bir o kadar da muhayeliyenin ürünüdür. O muhayeliyye ki, kuşakların arzusunu, olmasını istediği şeyleri kendisinde cisimleştirmeyi sağlamıştır.

Bir bayram ki bütün şairler en anlamlı şiirlerini hep ona adamışlar. Yüzbinlerce sevgili bugünde tanışmış, evlenmiş. En güzel şarkılar, öyküler, resimler ona adanmış, en fazla şehit onun için verilmiş, en büyük acılar onda çekilmiş…

Böyle bir günü bütün yönleriyle “rasyonalize” etmeye kalkmak imkansız ve anlamsızdır. Uluslar kendi oluşum mitolojileri ile ulusturlar. Onları oluşturan ana kurucu öykü de çoğu kez, “olanının” değil, “arzu edilenin” ürünüdür, yani ulusun toplumsal muhayileyyesi; olmak istenilen etkindir burada. Ayrıca, bir kimlik hafıza kaybına uğradımı, belleğini yeniden kazanışı kolay olmuyor. Ondan hiç kimse, geleneğin belleğini eskisi gibi yeniden üretmeyi de beklememelidir.

 

Kimlik de zaten sadece bizim “olduğumuzla” değil, “olmak istediğimizle” ilgili bir şeydir.

Günümüze kadar gelen Newroz’dan, bugün ne değiştirmek istersin, diye sorarlarsa, lütfen, Newroz’da lastik yakmayın, derim.

Çünkü, Newroz’un muhayeliyesinde yatan ateş olayı doğayı kirletmeyi değil, tam tersine yeniden uyanan doğanın temiz ve kutsal tutulmasını, temiz ateşle, eskinin yakılmasına işarettir. Kutsadığımız şeyler kirletilmemelidir. (Dideban’da, Bitlis Kalesi’nde, 70li yıllarda ben de lastik yakmıştıım, Newroz için)

Bugünün Newroz’u bize ne diyor?

Geçen acılı, zorlu yılları gözönüne getirdiğimizde, şunu diyebiliriz; zalimler geçicidir, daimi olan kürt halkıdır; kimse umutsuz olmasın, herkes kendisine güvensin. Kimliğinizi koruyunuz, kültürünüzü koruyonuz, özgürlük için hayal kurmaktan korkmayınız. Ruhunuzu temiz ve asil tutunuz, hayallerinizin gerçek olacağı zamanlar gelecek. Acılarınız, “mahrumiyetiniz son bulacak, Güney, Kürtlerin doğru yolda olduğunu gösterdi. Uğraş ve kurbanlar, fedakarlık ve bedeller boşuna gitmiyor, buna inanın, çocukları buna inadırın. Çünkü, dünyada herşeyden önce, çocuklarımızın bizlerin çektikleri acıları çekmemesini, onların bizlerden daha özgür yaşamasını istiyoruz.

Newroz, iylikle kötülük arasındaki mücadelenin zirve noktasına yükseldiği, kürtlerin inanç, umut, sevgi ve özgürlük iradesinin yenilendiği zamandır.

Evet, Newroz’da eğlenirken, şenlik yaparken, govend tutup şarkılar söylerken, onun derin düşünsel özü üzerine düşünelim.

Bizler, Newroz’u kutladığımızda, özgürlüğü kutluyoruz, sevgiyi ve yeni günler için umudu kutluyoruz. Onunla insani geleneklerimize, bizi koruyan dilimize, doğaya ve iyiliğe saygımızı ifade ediyoruz. Bugünde birbirimizi kutladığımızda, bizler birlik ve beraberliğimize, dayanışmamıza, kardeşliğimiz ve karşılıklı saygımıza değer veriyoruz.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O yaradılışın günüdür

Zerdüşt kosmolojisine göre, evren bugünde yaradılmıştır, Zerdüşt’ün kendisi bugünde doğmuştur, kürt yaratıcıları en iyi eserlerini sadece bugünde Newroz için hasretmemiş, dahası kürtlerin etnik genesizi Newroz’la yakınen bağlantılıdır.

Efsane, kürtlerin etnik kökenini, beyinlerini zalime teslim etmemek için dağlara çıkarak kendisini koruyan gençlere bağlıyor.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O tabiatın uyanışının bayramıdır

Bu günde bahar eşitlenmesi oluşuyor, günle gece aynılaşıyor, gün aydınlığı uzamaya başlıyor. Hayat yeni güneşle yenileşiyor, doğa kışın derin uykusundan uyanıyor. İşte bu şenlik için iyi bir gerekçedir. Bugünde evimizi temizlememiz, en güzel giysilerimizi giymemiz, süslenmemiz, ve en önemlisi, ruhlarımızı kara ve şeytani lekelerden arındırmamız gerekir. Bugünde yaktığımız ateşle, bizler yeni bir başlangıç yapıyoruz. O ateş ki, bizleri sıcaklığında etrafında topluyor ve yolumuzu aydınlatıyor.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O aydınlığın bayramıdır

Newroz yada Newroj, eski Mitraism (Kürtlerin Güneş Tanrıçası) dinine dayanır. Roj, kürtçe gün ve güneş’tir. Kürt kültürü için güneş temel manevi kurucu bir faktördür. Kürt bayrağının 21 güneş ışını, Mitra’nın evreni 21 günde yaradışı efsanesini simgeler.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O özgürlüğün bayramıdır.

Bugünde Zalim Dehak’ın tiranlığına son veriliyor, kürtler özgür oluyor. dedik, tekrar edelim, eğer kürtlerin, hayatın bugüne kadar devam eden bütün badirelerine rağmen, kendilerini muhafaza ediebilmiş olmasının “sihrini” izah etmemiz gerekirse, bu büyük bir ihtimalle, ilk önce Newroz’un ruhsal gücü ile izah edilmelidir. Zira, Newroz’un sembolitesi kürtlerin yaşam felsefesine dayanıyor.

Bizler, Newroz’u kutlayıp yücelttiğimizde, açıkçası, “Kürt halkı daima yaşayacak ve özgürlük için mücadele hep onun refaketçisi olacaktır”, diyoruz.

Newroz bize, yüce ruh, iyi düşünce ve iyi sözün alternatifinin olmadığını öğretti.
Newrozunuz kutlu olsun, hergününüz Newroz olsun.

Yaşar Abdulselamoğlu

Mart 2018

Etiketler: / / / / /

1510’ların Bitlis’ini, Van Gölü çevresini ve Van’ı anlatan İtalyan tüccar
İtalyan bir tüccarın 16. yüzyılda kaleme aldığı anlatımından, kendisinin 1507 yılında Şah İsmail’in ordusu ile birlikte Erzincan’a geldiğini öğreniyoruz. Kırk...
Bitlis’in tarihi mahalleleri ve yerli aileleri
’Bu şehrin büyüleyiciliğini dün akşam vadiden geçerken hissetmiştim, ancak bu sabah gördüklerimden sonra, buranın yapısı ve konumlandırılması itibari ile Batı...
Şerefxanê Bedlîsî – Yaşamı ve Eserleri
Şerefxanê Bedlîsî, 25 Şubat 1543 yılında Mir Şemseddin’in oğlu olarak İran’ın Kerehrud şehrinde dünyaya geldi. Çocukluk yılları Safevi devletinde geçti....
Selahaddin Eyyubi’nin kendi kaleminden Kürdler ve hayatı
İskenderiye Kütüphanesinde bulunan Selahattin Eyyubi’nin el yazması günlüğü, Fransız kadın yazar Genevieve Chauvel tarafından romanlaştırılmış. Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin...
Bitlis’te konuşulan dillerin tarihçesi, inkar ve asimilasyon
Bir çok kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmış olan Bitlis, hem mimari hem de kültürel olarak muazzam bir geçmişe sahiptir....
Antik Çağ’da Kürdler
Kürtler, Ortadoğu’nun en eski halklarından olup Toros dağlarından Zagros dağlarına kadar uzanan coğrafyada yaşayan ve Hint-avrupa dil grubuna ait bir...
Seyyahların gözüyle  Bitlis ahalisi ve giyim kuşamları, 1600 -1900
‘Bitlis çarşısının üzeri örgülü hasır halılar ve kuru dallarla örtülmüş dar sokaklardan oluşmakta. Tezgahlar çok zengin meyve ve sebze çeşitleri...
Bitlis’in Deliklitaş’ı
’Bu Delikli Taş aynı zamanda bir pınardır’ diye yazmıştır Şerefxanê Bedlîs-î Farsça olarak Bitlis’te kaleme aldığı ve 1597 yılında tamamladığı...
Şerefxanê Bedlîsî ve Osmanlı Padişahı III.Murad minyatürü
Bitlis’in Kürt Hükümdarı Şerefxanê Bedlîsî (sağda ayakta) ve Osmanlı Padişahı III.Murad’ı gösteren minyatür.   ‪Şerefxanê Bedlîsî’nin babası Mir Şemseddin, Osmanlı’yla...
Bitlis Hizanlı Law Reşid ve Kemal Fevzi
Minarelerden yükselen ezan sesi, Bitlis Çarşısı’nda tatlı bir telaşın başlamasına neden olmuştu. Orucun son günüydü. Son iftar açılmış, son şerbetler...
Zorqlu Kürd? Zorq neresi ola?
1850 sonrası Bitlis ve civarından geçmiş bazı seyyahların anlatımları ile birlikte yayımlanmış bir gravürün altında Fransızca olarak ’guerrier Kurde de...
Bitlisli Said-i Kurdi ve Venezüellalı Rafael de Nogales
Çeşitli yayın organları ve platformlarda paylaşılan bir görsel için ‘Saidi Nursi’nin cephede çekilmiş fotoğrafı’ veya ‘Bediüzamman’ın Ruslara karşı savaşırken fotoğrafı’...
1882’deki Büyük Bitlis Yangını
Bitlis şehir merkezinde vuku bulmuş bir çok doğal felaket, sosyolojik ve siyasi hadiselere dair anlatımlar hep var olmuşlardır. Kıtlık, muhacirlik,...
1913 – Bir Bitlisli Kürd Bebek
Bu çeviri, rahibe Mary D. Uline’in Bitlis’ten Amerika’ya göndermiş olduğu bir mektubun içeriğine aittir. Bitlis Amerikan – Ermeni İlahiyat Kız...
1810’ların Bitlis’i ve Rahip Giuseppe Campanile
Bu çeviri, 1802 yılında Vatikan tarafından Musul’a gönderilen İtalyan rahip Giuseppe Campanile’nin (1762 – 1835), Kürdistan coğrafyasındaki onüç yıllık görevi...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ