Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 13,66 / Satış: 13,71
€ EURO → Alış: 15,40 / Satış: 15,46

Newroz Konuşmaları

Newroz Konuşmaları
  • 19.03.2018

Milletleri simgeleyen şeyler vardır. Her millet en az bir şeyiyle ünlüdür. İngilizler dilleri ve Şekspir ile; Fransızlar Eyfel Kulesi ve Paris ile; Çinliler “Çin Seddi”, çay ve sayıları ile; Yunanlılar “Büyük İskender”, kadim felesefe ve Sirtaki ile, Türkler “Ordu”, “despot devlet” ve Atatürk ile; Araplar deve, çöl, fistan ve islam ile…

 

 

 

 

Kürtler neleri ile ünlüdürler?

Herkesi ifade eden o tipik şey ne?

Ola ki, minnet çekmezlik kürtlerin ortak yanlarıdır, bu nedenle de, bir olamayış.

Sahiden, bu mudur kürtler için en belirgin yan?

Olmayabilir, çünkü, birlik olunan zamanlar da az değildir.

Özgür kalmak, doğal varoluş hali, birbirimizin minettini çekmeyişimiz doğru, ama bu her iki yanımızı sağlama almak için birlikte olmanın gereği de anlaşılmaya başlanmıştır artık.

Birbirine karşı sevgi, hoşgörü ve saygı ile kabul zamanları da gelecektir.

Kürtleri binlerce yıldır bu topraklara bağlayan yan; Yüce Ağrı, Sipane Xelat, Dicle ve Fırat sevdası değil midir, ortak yan? Yani, tabiatımız, coğrafyamız, yaşadığımız ve ortak sevdiğimiz yerler, onlarsız yapamayacağımız yerler? O tabiat ki, kendisinden ayrıldığımızda yaralı bir geyik misali hüzünle inleyip dururuz…

Simamızı çizmemiz için bizim için sıradan bir doğa değil, ötesi manevi birer yol, mesela; ruhsal bir yücelik, kök derinliği ve değişkenlik ifade ederler onlar bizim için ama gene de onların bizi tam ve bütün halimizle tanımlamıyor olduğunu düşünürüz…

Doğu’nun O eşsiz şövalyesi Selahadin de, ki O Haçlılara karşı savaşırken, hamiyeti, feraseti ve hikmeti ile nam salmış; barışın ve medeniyetler arası dialog’un köprülerini örmüştü. Sosyal bilimciler bu meziyetlerini Kürtlüğü ile anlamaya çalışmışlardı. Ama bizler O’nunla da tanınmak istemeyiz hepten. Çünkü, O, asırların yaşattığı büyük bir sembol olsa da, bir kişiyle kendimizi tanımlamanın, bizler için iyi şeyler getirmediğini, getirmeyeceğini biliriz…

Bizim için birleştirici olanın Bir Gün olduğunu düşünüyorum; binlerce yıllardan gelen, 21 Mart’ta kutladığımız bir bayram.

Bir bayram ki, gelişi ile nerede olduğuna, kim olduğuna bağlı kalmaksızın her Kürdün ruhu çoşuyor. O bayram ki, ateşinin aydınlığında Kürtler; “Biz kimiz” sorusuna en iyi cevabı bulurlar.

 

Newroz!

Newroz’u kutladığımızda ve onun manevi atmosferine girdiğimizde, derin hikmetinden her defasında yeni şeyler öğrendiğimizde, bizlerde bilgesel dönüşümler meydana geliyor; kutlanıyor, yüceliyor, güzellik ve iyiliği yaşıyoruz. Her Newroz’da yeniden doğuyoruz, kendi acı ve ızdıraplarımızı, günah ve suçlarımızı yeniden yaşıyor, yeni sözler öğreniyor, yeni ışınlar görüyoruz.

Newroz kürtlerin universal bir “kitabıdır”; Sözleri, cümleleri, metin ve muhtevası ruhlarımızda, şarkılarımızda, iyi sözlerimiz, iyi düşüncelerimiz ve temiz davranışlarımızda saklıdır.

Eğer kürtler milet olarak, bu kadar vahşet ve yıkıma rağmen, kendilerini muhafaza edebilmişlerse, bu onların, Newroz ateşinin sönmesine hiç bir zaman müsaade etmemelerinden geliyor.

Bir mumla Newroz’u kutladığımız zamanlar oldu; ondan dolayı cezaevlerin, sürgünler, ölümler oldu… Ortadan kaldırılamadı…

Son zamanlarda, Newroz’un ele alınması ile ilgili ortaya çıkan metodolojik bir probleme değinmek istiyorum.

Newroz, Kürtlerin yeni dönemde, yeniden manalaştırdıkları bir bayram. Tarihle, söylentinin, gerçekle muhayyel olanın içiçe geçmişliğine işaret eden sosyolojik bir olay.

Bu nedenle, Newroz’u “rasyonalleştirmek”, ondaki mitolojik ve efsanevi yanlara “bilimsel” bir açıklama getirmeye çalışmak son zamanlarda adete dönüşüyor. Sözünü ettiğim şey Newroz’un sosyolojik bir olgu olarak incelenmesi değil, onun “bilim” adına, “mitolojik” olandan arındırılması, “rasyonalize” edilmesi çabasıdır.

Biraz “positivist” bir tavır. Bilimselliğin herşey olduğu, bir 19. yüzyıl sapması…

Bin yılları simgeleştiren bir gelenek ya da bellek hiç bir zaman sadece hakikatin ürünü olmaz. O her zaman için bir o kadar da muhayeliyenin ürünüdür. O muhayeliyye ki, kuşakların arzusunu, olmasını istediği şeyleri kendisinde cisimleştirmeyi sağlamıştır.

Bir bayram ki bütün şairler en anlamlı şiirlerini hep ona adamışlar. Yüzbinlerce sevgili bugünde tanışmış, evlenmiş. En güzel şarkılar, öyküler, resimler ona adanmış, en fazla şehit onun için verilmiş, en büyük acılar onda çekilmiş…

Böyle bir günü bütün yönleriyle “rasyonalize” etmeye kalkmak imkansız ve anlamsızdır. Uluslar kendi oluşum mitolojileri ile ulusturlar. Onları oluşturan ana kurucu öykü de çoğu kez, “olanının” değil, “arzu edilenin” ürünüdür, yani ulusun toplumsal muhayileyyesi; olmak istenilen etkindir burada. Ayrıca, bir kimlik hafıza kaybına uğradımı, belleğini yeniden kazanışı kolay olmuyor. Ondan hiç kimse, geleneğin belleğini eskisi gibi yeniden üretmeyi de beklememelidir.

 

Kimlik de zaten sadece bizim “olduğumuzla” değil, “olmak istediğimizle” ilgili bir şeydir.

Günümüze kadar gelen Newroz’dan, bugün ne değiştirmek istersin, diye sorarlarsa, lütfen, Newroz’da lastik yakmayın, derim.

Çünkü, Newroz’un muhayeliyesinde yatan ateş olayı doğayı kirletmeyi değil, tam tersine yeniden uyanan doğanın temiz ve kutsal tutulmasını, temiz ateşle, eskinin yakılmasına işarettir. Kutsadığımız şeyler kirletilmemelidir. (Dideban’da, Bitlis Kalesi’nde, 70li yıllarda ben de lastik yakmıştıım, Newroz için)

Bugünün Newroz’u bize ne diyor?

Geçen acılı, zorlu yılları gözönüne getirdiğimizde, şunu diyebiliriz; zalimler geçicidir, daimi olan kürt halkıdır; kimse umutsuz olmasın, herkes kendisine güvensin. Kimliğinizi koruyunuz, kültürünüzü koruyonuz, özgürlük için hayal kurmaktan korkmayınız. Ruhunuzu temiz ve asil tutunuz, hayallerinizin gerçek olacağı zamanlar gelecek. Acılarınız, “mahrumiyetiniz son bulacak, Güney, Kürtlerin doğru yolda olduğunu gösterdi. Uğraş ve kurbanlar, fedakarlık ve bedeller boşuna gitmiyor, buna inanın, çocukları buna inadırın. Çünkü, dünyada herşeyden önce, çocuklarımızın bizlerin çektikleri acıları çekmemesini, onların bizlerden daha özgür yaşamasını istiyoruz.

Newroz, iylikle kötülük arasındaki mücadelenin zirve noktasına yükseldiği, kürtlerin inanç, umut, sevgi ve özgürlük iradesinin yenilendiği zamandır.

Evet, Newroz’da eğlenirken, şenlik yaparken, govend tutup şarkılar söylerken, onun derin düşünsel özü üzerine düşünelim.

Bizler, Newroz’u kutladığımızda, özgürlüğü kutluyoruz, sevgiyi ve yeni günler için umudu kutluyoruz. Onunla insani geleneklerimize, bizi koruyan dilimize, doğaya ve iyiliğe saygımızı ifade ediyoruz. Bugünde birbirimizi kutladığımızda, bizler birlik ve beraberliğimize, dayanışmamıza, kardeşliğimiz ve karşılıklı saygımıza değer veriyoruz.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O yaradılışın günüdür

Zerdüşt kosmolojisine göre, evren bugünde yaradılmıştır, Zerdüşt’ün kendisi bugünde doğmuştur, kürt yaratıcıları en iyi eserlerini sadece bugünde Newroz için hasretmemiş, dahası kürtlerin etnik genesizi Newroz’la yakınen bağlantılıdır.

Efsane, kürtlerin etnik kökenini, beyinlerini zalime teslim etmemek için dağlara çıkarak kendisini koruyan gençlere bağlıyor.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O tabiatın uyanışının bayramıdır

Bu günde bahar eşitlenmesi oluşuyor, günle gece aynılaşıyor, gün aydınlığı uzamaya başlıyor. Hayat yeni güneşle yenileşiyor, doğa kışın derin uykusundan uyanıyor. İşte bu şenlik için iyi bir gerekçedir. Bugünde evimizi temizlememiz, en güzel giysilerimizi giymemiz, süslenmemiz, ve en önemlisi, ruhlarımızı kara ve şeytani lekelerden arındırmamız gerekir. Bugünde yaktığımız ateşle, bizler yeni bir başlangıç yapıyoruz. O ateş ki, bizleri sıcaklığında etrafında topluyor ve yolumuzu aydınlatıyor.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O aydınlığın bayramıdır

Newroz yada Newroj, eski Mitraism (Kürtlerin Güneş Tanrıçası) dinine dayanır. Roj, kürtçe gün ve güneş’tir. Kürt kültürü için güneş temel manevi kurucu bir faktördür. Kürt bayrağının 21 güneş ışını, Mitra’nın evreni 21 günde yaradışı efsanesini simgeler.

Bizler Newroz’u kutluyoruz, çünkü, O özgürlüğün bayramıdır.

Bugünde Zalim Dehak’ın tiranlığına son veriliyor, kürtler özgür oluyor. dedik, tekrar edelim, eğer kürtlerin, hayatın bugüne kadar devam eden bütün badirelerine rağmen, kendilerini muhafaza ediebilmiş olmasının “sihrini” izah etmemiz gerekirse, bu büyük bir ihtimalle, ilk önce Newroz’un ruhsal gücü ile izah edilmelidir. Zira, Newroz’un sembolitesi kürtlerin yaşam felsefesine dayanıyor.

Bizler, Newroz’u kutlayıp yücelttiğimizde, açıkçası, “Kürt halkı daima yaşayacak ve özgürlük için mücadele hep onun refaketçisi olacaktır”, diyoruz.

Newroz bize, yüce ruh, iyi düşünce ve iyi sözün alternatifinin olmadığını öğretti.
Newrozunuz kutlu olsun, hergününüz Newroz olsun.

Yaşar Abdulselamoğlu

Mart 2018

Etiketler: / / / / /

Gravürlere Yansıyan Kürdler
Toplumların kültürel hafızasını ayakta tutan birçok faktör vardır. Güzel sanatlar, gastronomi, folklor, müzik, dans, edebiyat, sözlü anlatım, ritüeller ve mimari...
Bir Çarpıtmanın Anatomisi: Ehmedê Xasî Örneği
Ehmedê Xasî’nin 1899 yılında Osmanlı döneminin Eğitim Bakanlığı olan Maarif-i Umûmiye Nezareti tarafından Diyarbekir’de basılmış Mewlidê Kirdî adlı eseri Zazakî Kürdçesiyle yazılmış...
Katran-ı Tebrizi; Kürt Rewadi ve Şeddadi Devletlerinin Saray Şairi
Katran-ı Tebrizi, 11. yüzyılın tanınmış bir şairidir. Rewadi devletinin başkenti Tebriz’e yakın Şadiabad köyünde doğdu. Bütün yaşamını iki Kürt devletinde; Şeddadilerle Rewadilerde geçirdi. Bu...
Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ