Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 12,93 / Satış: 12,98
€ EURO → Alış: 14,67 / Satış: 14,73

Belgeler Işığında; Mutki ve Sason İsyanı Tehcir ve Asimilasyon Politikaları

Belgeler Işığında; Mutki ve Sason İsyanı Tehcir ve Asimilasyon Politikaları
  • 27.03.2018

 

Jön Türklerle başlayan asimilasyon ve inkarcı politikalar,Cumhuriyetin ilanıyla ‘Kemalizm’ resmi bir kimlik kazanarak kamusal faşizmi Kürtler üzerinde büyük bir şiddetle sürdürmüştür.

 

 

 

 

 

 

”Mereto’nun kahramanlarına…”

 

  • N.A.Rojki 

 

Cumhuriyetin ilanıyla beraber, Kürtlerin ulusal kimlikleri inkar edilmiş,asimilasyon politikaları Kürt merkezlerinde sistematik bir şekilde uygulanmıştır. Kürtler ‘Yarı özerk’ veya ‘Tam bağımsızlık’ taleplerinde bulunmuş; bu talepler sonucunda büyük ayaklanmalar başlamıştır. Ağrı Ayaklanması,Kürt İstiklâl Komitesi (Azadi) örgütlenmesi ve Şeyh Said Ayaklanması bu talepler doğrutulsunda yapılmış ayaklanma ve örgütlenmelerden bazılarıdır.

 

 

Azadi Teşkilatı’nın önerisiyle Piran’da ayaklanma başlatan Şeyh Said’in başlatmış olduğu ayaklanma Şeyh Said ve arkadaşlarının idam edilmesiyle beraber 1925’de bastırılmıştır. Ağrı ayaklanmaları 1926’da İhsan Nuri Paşa’nın komutasında iki büyük aşiretin öncülüğünde Sipkanlı Xalis Beg Hesananlı Ferzende Beg’in desteğiyle geniş kitlelere ulaşmış ve 1930’a kadar sürmüştür. İki ayaklanmanın büyük bir şiddetle bastırılması Kürtlerde duygusal bir kırılmaya yol açmıştır.

Kürt toplumunda yaşanan travmayı fırsat bilen devlet, asimilasyon politikalarına daha ağırlık vermeye başlamıştır. Ege, Akdeniz, Karadeniz, İç Anadolu bölgesinde yaşayan Kürtler üzerinde korkunç bir baskı uygulanmıştır. ‘Kürd’ olduğunu söyleyenler ”Kürtçülük” ”Türklüğe” hakaret suçlamalırıyla yargılanmış ve mahkum edilmişlerdir. Cumhuriyet arşivlerinde bu şekilde yargılanan yüzlerce Kürt bulunmamaktadır. ( Belgeleri bulunmaktadır.)

Mutki İsyanı’na doğru…

Kürt ayaklanmalarının bastırılmasıyla, Kürt merkezlerinde devletin sert politikaları Kürtlerin giderek tahammül sınırlarını aşmaya başlamıştır. Bin yıldan fazla özerk yaşayan Kürtler, yeni sistemin kendilerine dayattığı inkarcı ve ırkçı uygulamalara karşı yeni arayışlar içerisinde girmiştir. Devletin atadığı Vali,Kaymakam ve memurlar Kürtlerin dili ve diniyle uğraşmaya başlamıştır. ”Medenileştirmek” adı altında ‘Kürt’ ve ‘Kürtçe’nin’ yasaklanması,Kürtleri inanç bağlamında ‘Yobaz’ olarak gören bir devlet anlayışı, büyük bir kinle Kürtlere yaşamı zindan etmiştir. Baskı ve inkar sonucunda, halk bu duruma karşı daha fazla sessiz kalamamış ve ilk kıvılcımı Mutki’nin Hor köyünde yakmıştır. Hor köyünde bulunan halk Kaymakam ve korumasını öldürmüştür. 1934’te Buban aşiretine bağlı dört köy, isyan bayrağını dalgalandırak devletin inkar,asimilasyon ve ağır vergilere karşı direniş başlatır. İsyan büyük bir çatışmayla sürmüştür; Üç ay boyunca süren isyanda Kürt direnişçiler ve Türk askerlerinden bir çok kayıp yaşanmıştır. İsyan bastırıldıktan sonra, devletin ”önlem” olarak Mutki’de bulunan isyana katılmış direnişçilerin ailelerini tehcire göndermeye karar verir. Atatürk, tarafından hazırlanan ‘Kararnameler’ Kürtleri korkunç bir sürgünün pençesine düşürecektir. Binlerce insan sürgün yollarına düşecek, çocuk ve yaşlılar açlıktan,hastalıktan ölür. Ölüler, Solhan ve Elazığ’a doğru gelişi güzel defnedilir.

Sason İsyanı’na doğru…

1930’da Mihemedê Elîyê Ûnis’ın ölümüyle yerine kardeşi Evdirehmanê Elîyê Ûnis geçer. Bu dönemlerde çatışmalar aralıklarla devam eder. Fakat 1935 yılında Sason kaymakamı ve mahiyetindekiler vergi toplamak için dağ köylerine giderler; Herbak köyünde aşiret reisi Teterê Badik onları ağırlar ve köylüleri vergi vermeye razı eder. Ama heyette bulanan yüzbaşı Teter’in gelinine sarkıntılık edince, bağrışlar üzerine koşan köylüler, kaymakam vekili Rıdvan ve belediye kâtibi Mehmet‘i öldürür. Yüzbaşı kaçar ve olayı merkeze yanlış bir şekilde bildirir. Evdirehmanê Elîyê Ûnis, tekrar dağa çıkmanın vakti geldiğini düşünür ve mahiyetiyle Teter’e verdiği söz gereği birlikte mücadeleye başlar.

Birinci Umumi Müfettişi Abidin Özmen Sason meselesi hakkında 08.05.1936 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na bir tezkere sunar, buna gore;

“Eğer Sason işini Kürtlük ve Kürdistan işi ve ondan bir parça diye alırsak bu gibi fırsatlardan istifade ile icap eden halkı garbe nakletmek uygun olur. Bu suretle Sason ve Kürtlükte kuvvetli bir parçanın işi halledilmiş olur.” diyerek Kürtlerin Batı’ya sürülmesi projesine destek verir. Sason, 06.10.1936 tarihinde yasaklı bölge ilan edilir ve bölge halkının deyimiyle “mıntıka-i memnu”da tedip ve tenkil hareketi başlar.

Sason İsyanını bastırmakla görevli Korgenaral Cemal Madanoğlu’dur. O, anılarında; “Sason, kuş uçmaz kervan geçmez dedikleri yabanıl ve sarp bir bölgedir. Burada halk askere gitmez, vergi vermez, kendine göre bir düzen içinde ve ilkel koşullarda yaşar. TBMM’den çıkarılan bir yasaya göre, hükümet bu yöreyi yasak yapmış. Ankara’dan bir kurul gelmiş, Sason çevresindeki sarp tepelerin üzerine flama dikmiş, bu sınırlar içinde oturmak yasak demiş.”

Bu sırada “yasak bölge” içindeki 27 köy boşaltılır ve harap edilir. Çarpışmalar sonucunda yasaklı bölge halkından 834 ölü, 592 diri ele geçirilmiş, 3577 kişi teslim olmuştur. Ele geçirilen halk batı illerine, Mecburi iskân’a tabi tutulur. Ölen asker sayısının 80, yaralananların ise, 106 asker olduğu söylenir.

1936 ve 1937 yıllarında yaşanan çatışmalarda iki taraftan büyük kayıplar olur. Köyler boşaltılır, tarlalar yakılır ve halkın büyük bir kısmı ya imha edilir ya da sürgüne gönderilir. Madanoğlu, Osman Tufan Paşa’nın “eşkiya ile pazarlık mı olur?” itirazına rağmen Evdirehmanê Elîyê Ûnis ile görüşür; fakat olumlu bir netice alınmaz. Evdirehman’da çevresindekiler ile çarpışarak Binxet’e geçer ve orada Kürt Ulusal Hareketleri içerisinde rol oynar. Rojava’da, Sason isyan’ından sonra, oraya göç eden, kayda değer bir kesim var.

Mutki ve Sason isyanından sonra Kürtlere yönelik Tehcir politikasının belgeleri;

 

 

 

Sason isyanından sonra 1500 Kürd’ün Eskişehir,Kırklareli,Kütahya gibi yerlere sürgün edilmesi ve Çankırı, Kastamonu, Konya gibi şehirlerde iskan edilmesine ilişkin belge. 2000 kişinin ( bunlardan çoğu kadın ve çocuklar) iskan edildikleri yerlerde asimilasyon politikaların kurbanı olmuştur. Bir kısmı ‘af’ nedeniyle geri dönerken büyük bir kısmı bir daha dönmemiştir. 

 

 

 

Yasak bölge içinde bulunan Sason halkından 750 kişinin muhtelif yerlere dağıtılmaları.  Sasonlu 750 kişinin Bursa, İzmir,Balıkesir,Aydın,Manisa’ya sürgün edilmesini gösteren Atatürk imzalı dönemin ”Kararnamesi”

 

 

 

Önce Silvan,Kulp,Beşiri gibi Kürt merkezlerine yerleştirilen ailelerin daha sonra buralardan alınıp Türk merkezlerine gönderilmesine ilişkin belge…

 

 

Mutki ve Sason isyanına katılan direnişçilerin ailelerine ilişkin sürgün kararı. Bu aileler ağırlıklı olarak Balıkesir,Kırklareli,Edirne ve İzmir’e sürgün edilmiştir. Kürtçe’nin Dimilkî ve Kurmanci lehçesini konuşan aileler sürgün edildikleri yerde çok çeşitli acılar yaşadılar. Kürt olduklarından ötürü sürekli hakarete uğradıklarını anlatan isyana tanık olmuş Kürtlerden bilmekteyiz. Günümüzde Sason ve Mutki isyanına katılmış ailelerin çocukları Kürtçe’nin hiç bir lehçesini konuşamıyor,kimliklerine karşı ‘aidiyet’ krizi yaşamaktalar.

 

Devlet sistematik olarak, Kürt isyanlarından sonra Kürtleri ‘asimile’ etmek için çeşitli yerlere sürgün etmiştir. Nitekim bunun en acı ve trajik örneği Dersim katliamında yaşanmıştır.

 İsyan tanığı olan bugün hayatta olmayan Buban Aşiretine mensup Arif İdiz, yaşanan korkunç trajediyi şöyle izah etmişti. ”Sakın arkana bakma, sadece koş! sesleri geliyordu. Mağaraya sığındık. Aç ve susuz günlerce mağara da bekledik. Açlıktan ölenler oldu. Kürt olduğumuz için bunu yaptılar. Allah kabul etmesin…”

Etiketler: / / / / / / / / / / / /

Gravürlere Yansıyan Kürdler
Toplumların kültürel hafızasını ayakta tutan birçok faktör vardır. Güzel sanatlar, gastronomi, folklor, müzik, dans, edebiyat, sözlü anlatım, ritüeller ve mimari...
Bir Çarpıtmanın Anatomisi: Ehmedê Xasî Örneği
Ehmedê Xasî’nin 1899 yılında Osmanlı döneminin Eğitim Bakanlığı olan Maarif-i Umûmiye Nezareti tarafından Diyarbekir’de basılmış Mewlidê Kirdî adlı eseri Zazakî Kürdçesiyle yazılmış...
Katran-ı Tebrizi; Kürt Rewadi ve Şeddadi Devletlerinin Saray Şairi
Katran-ı Tebrizi, 11. yüzyılın tanınmış bir şairidir. Rewadi devletinin başkenti Tebriz’e yakın Şadiabad köyünde doğdu. Bütün yaşamını iki Kürt devletinde; Şeddadilerle Rewadilerde geçirdi. Bu...
Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ