Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,29 / Satış: 5,31
€ EURO → Alış: 6,00 / Satış: 6,03

Kürd Mona Lisa – Keça Kafroş

Kürd Mona Lisa – Keça Kafroş
  • 01.04.2018

Özellikle Irak Kürdistan Bölgesi’ni ziyaret edenler, hemen hemen her evin bir odasında genç bir kız tablosunun asılı olduğunu görmüşlerdir. Genellikle bu tablonun hikayesi merak edilmediği gibi, tablodaki kızın da Avrupalı bir bayanı tasvir ettiği düşünülür yabancı ziyaretçiler tarafından. Ancak küçüklü büyüklü tüm bölge ahalisi tarafından bilinir ki, bu tablo Kürd kızı Keça Kafroş, yani ’Samancı’nın Kız’ının tablosudur.

 

 

 

 

Baran Zeydanlıoğlu

 

Tablonun Başur Kürdleri arasında inanılan ve bilinen hikayesine gelince..

 

 

Keça Kafroş, 1920’lerde Rojhelat’dan (İran Kürdistan’ı), Hewlêr-Erbil yakınlarındaki Koya bölgesine göç eden Kürd Şikak Aşiretine mensup bir ailenin kızıdır. Asıl adı Xetîca olan Keça Kafroş o zaman henüz on dört yaşındadır. Daha öncesinde Kermanşah’da ikamet etmiş, ancak anneleri ölünce kendisinden beş yaş küçük erkek kardeşi ve babası ile birlikte Koya’ya gelip yerleşmişler. Gelip yerleştikleri Koya’da baba bir saman dükkanı açarak oğlu ile birlikte saman satmaya başlar. Keça Kafroş ise ev işleri ile uğraşıp öğlenleri babası ve kardeşinin işlettikleri saman dükkanını ziyaret ederek onlara her gün öğlen yemeği götürür. Zamanla büyüyen ve gelişen Keça Kafroş’un zaten bilinen güzelliği artık dillere destan bir hale bürünmüş ve herkes tarafından konuşulmaktaymış. Kızın gerçek ismini bilmediklerinden tüm Koya halkı ona Kürdçe’de samancının kızı anlamına gelen ‘Keça Kafroş’ diyormuş. (Bazı anlatımlarda ‘Saman satan kız’ anlamında ‘Keçê Kafroş’ diye de geçer).

 

 

1928’de Irak ve Kürdistan Bölgesi, Büyük Britanya işgali ve idaresi altında olduğundan, Koya da dahil her yerde Britanyalı asker ve subaylar bulunmaktadır. Günlerden bir gün yine rutin bir şekilde Keça Kafroş sahip oldukları saman dükkanındaki babası ve kardeşine sefertasında öğlen yemeği götürürken, çarşı içinde devriye gezen İngiliz askerlerden biri olan bir subay, bu güzelliğiyle dillere destan olan kızı görür ve görür görmez aşık olur. Dili tutulur, dizlerinin bağı çözülür ve donup kalarak sadece Keça Kafroş’un önlerinden geçerken herkesin yaptığı gibi baka kalır. Kız çarşının sonunda ara bir sokağa girene kadar subayın da boynu o tarafa dönük olarak, herkes gibi büyük bir hayranlıkla Keça Kafroş’u sessizce o da izler. Kız gözden kaybolduktan sonra İngiliz subay hemen askerlerine kızın kim olduğunu öğrenmeleri için emir verir. Askerler hemen  çarşı içindeki esnafa yanlarındaki tercümanları aracılığı ile sorarlar kızın kim olduğunu. Kızın saman satan bir dükkan sahibinin kızı olduğunu ve her gün babasına yemek getirdiğini söylerler askerlere. Aradan günler ve haftalar geçmesine rağmen İngiliz subay Keça Kafroş’u aklından çıkaramadığından, onu ilk kez gördüğü çarşıdaki yere gidip tekrardan görmek ister ve bunu sürekli yaparak kızın her geçişinde onu izler. Artık kararını vermiştir. İngiliz subay Keça Kafroş’a aşık olmuş ve onu kesinlikle babasından istemeyi kafasına koymuştur. İngiliz subayın bu aşkı zaten çarşı ahalisi ve hatta tüm Koya’da bilinip duyulduğundan, zaten hem Keça Kafroş hem de babası durumdan haberdardır. Kendisinde kızı babasından isteme cesareti bulan ve bu kararda emin olduğunu çevresine söyleyen İngiliz subay, kendisine herkesin bunun mümkün olamayacağını söylemelerine rağmen, Koya’nın önde gelenlerinden bir heyet ile Keça Kafroş’u istemek için bir akşam evlerine haber göndererek gelirler. Tütünler sarılır ve içilir, kahveler gelir ve gider, sonunda Koyalı Kürd önde gelenler İngiliz subay ve beraberindeki bazı diğer askerlerle birlikte, konuyu babaya açarlar ve cevabını dilerler. Keça Kafroş’un babası herkes tarafından sevilen, takdir edilen ve saygı duyulan olgun, ancak bir o kadar da Kürd kimliğine ve geleneklerine bağlı biridir. Lafı hiç uzatmadan, kızı ile bu konuyu onlar gelmeden önce konuştuğunu, kendisinin baba olarak böyle bir şeye razı olamayacağını, ancak yine de kızına da düşüncesini sorduğunu belirterek, kızının da Müslüman bir Kürd’ün dışında başkası ile evlenmeyi düşünmediğini İngiliz subay ve onunla gelenlere iletir. Eğer şart Müslüman olmaksa kendisinin Keça Kafroş’a olan aşkından dolayı İslamiet’e geçip, geleneklere göre bir düğün dahi yapıp, kızını mücevherlerle donatacağını dahi eklese de İngiliz subay, samancının olurunu alamaz. Koyalı Kürdler babanın kararına saygı duyduklarını belirterek, misafirperverlikten dolayı samancıya ve ailesine teşekkür ederek oradan ayrılırlar.

 

İngiliz subay büyük bir hayal kırıklığı yaşamış ve derin bir depresyona düşmüştür. Haftalar ve aylar birbirini kovalar. İngiliz subay Keça Kafroş’a olan aşkı ve özleminden dolayı ondan başka bir şey düşünememektedir. Ne yapıp bir şekilde ona ulaşmalı ve onun kendisi ile evlenmesini sağlamalı diye planlar yapmaktadır. Artık kararını vermiştir. Bu işin başka çaresi ve çözümü yoktur. Keça Kafroş’u kaçıracaktır. Emrindeki bazı askerler ve arkadaşları ile bir gün planladıkları gibi Keça Kafroş’u kaçırıp aynı gün Süleymaniye’ye götürüp daha sonrasında da İngiltere’ye gidecek olan askeri bir uçak ile İngiltere’ye ve sonrasında subayın oradaki evine götürürler.

 

Büyük bir üzüntü, çaresizlik ve kızgınlık içinde Keça Kafroş’un babası kızını her yerde arar. Her ne kadar İngiliz konsolosluğu ve askeri temsilcileri ile görüşse de, kızını bulamaz ve ona bir türlü ulaşamaz.

 

Aradan yıllar geçer ve Keça Kafroş’un babasının saman dükkanına bir gün bir İngiliz ressam elinde bir kız tablosu ile gelir. Kendisinin, kızını kaçıran İngiliz subay tarafından gönderildiğini, artık onların evli , zengin ve mutlu olduklarını, yanında getirdiği tabloyu da İngiliz subayın talimatı ile kendisinin yaptığını ve tablodaki kızın da samancının kızı Keça Kafroş’un olduğunu söyler. Büyük şaşkınlık içinde yanındaki oğlu ile birlikte tablonun içinde bulunduğu açan samancı, tablodaki genç bayanın kızı Xetîca olduğunu görür ve hıçkırıklara ve gözyaşlarına boğularak tabloyu öpüp koklamaya başlar. Kucaklamış olduğu tablo ile yerde içi saman ile dolu yer minderinin üzerine oturur ve hem ağlar hem de Kürdçe ağıt yakar. Keça mina delal Xetîca!…..

 

O günden itibaren bu tablo başka yerel ressamlar tarafından da yapılarak çoğaltılmış ve, kilimlere, battaniyelere, halılara ve duvar halılarına ‘Keça Kafroş kikayesi olarak işlenmiş.

 

Rivayete göre; İngiliz subay seneler sonra Keça Kafroş’un ikinci bir tablo ile birlikte samancıya, ona kızı ile ilgili verdiği sözü tuttuğunu ve artık kızın tabloda görüldüğü sağlıklı, mutlu ve mücevherler içinde bir şatoda yaşadıkları mesajını göndermiş.

 

Xetîca, Keça Kafroş hayatı boyunca baba ve kardeşinden uzakta kalarak İngiltere’de yaşamış.

 

Gerçek hayatta yaşanmış olduğu Başur Kürdleri arasında kabul edilen bu Keça Kafroş hikayesi, nesilden nesile anlatılmaya devam etmektedir.

 

Baran Zeydanlıoğlu – 1 Nisan 2018

 

Kaynaklar:

 

ABC Tales, Baban A. A.

Writers Story

Kurdish Art & Tales

 

 

 

Bitlisname.com kaynak olarak gösterilmeden yayınlanamaz.

Etiketler: / / / / / /

Seyyahların gözüyle  Bitlis ahalisi ve giyim kuşamları, 1600 -1900
‘Bitlis çarşısının üzeri örgülü hasır halılar ve kuru dallarla örtülmüş dar sokaklardan oluşmakta. Tezgahlar çok zengin meyve ve sebze çeşitleri...
Bitlis’in Deliklitaş’ı
’Bu Delikli Taş aynı zamanda bir pınardır’ diye yazmıştır Şerefxanê Bedlîs-î Farsça olarak Bitlis’te kaleme aldığı ve 1597 yılında tamamladığı...
Şerefxanê Bedlîsî ve Osmanlı Padişahı III.Murad minyatürü
Bitlis’in Kürt Hükümdarı Şerefxanê Bedlîsî (sağda ayakta) ve Osmanlı Padişahı III.Murad’ı gösteren minyatür.   ‪Şerefxanê Bedlîsî’nin babası Mir Şemseddin, Osmanlı’yla...
Bitlis Hizanlı Law Reşid ve Kemal Fevzi
Minarelerden yükselen ezan sesi, Bitlis Çarşısı’nda tatlı bir telaşın başlamasına neden olmuştu. Orucun son günüydü. Son iftar açılmış, son şerbetler...
Zorqlu Kürd? Zorq neresi ola?
1850 sonrası Bitlis ve civarından geçmiş bazı seyyahların anlatımları ile birlikte yayımlanmış bir gravürün altında Fransızca olarak ’guerrier Kurde de...
Bitlisli Said-i Kurdi ve Venezüellalı Rafael de Nogales
Çeşitli yayın organları ve platformlarda paylaşılan bir görsel için ‘Saidi Nursi’nin cephede çekilmiş fotoğrafı’ veya ‘Bediüzamman’ın Ruslara karşı savaşırken fotoğrafı’...
1882’deki Büyük Bitlis Yangını
Bitlis şehir merkezinde vuku bulmuş bir çok doğal felaket, sosyolojik ve siyasi hadiselere dair anlatımlar hep var olmuşlardır. Kıtlık, muhacirlik,...
1913 – Bir Bitlisli Kürd Bebek
Bu çeviri, rahibe Mary D. Uline’in Bitlis’ten Amerika’ya göndermiş olduğu bir mektubun içeriğine aittir. Bitlis Amerikan – Ermeni İlahiyat Kız...
1810’ların Bitlis’i ve Rahip Giuseppe Campanile
Bu çeviri, 1802 yılında Vatikan tarafından Musul’a gönderilen İtalyan rahip Giuseppe Campanile’nin (1762 – 1835), Kürdistan coğrafyasındaki onüç yıllık görevi...
Dersimli Kürd kızı Emê  ve  Harput Misyoner Okulu
Bu çeviri, Harput Amerikan İlahiyat Okulu’nda 1857 – 1893 yılları arasında idarecilik yapmış, Amerikalı misyoner çift Bay ve Bayan Crosby...
Gürcistan’ın Kürt Asıllı Prensesi, Eyyubilerin Ahlat Melikesi Tamta’nın Maceraları
  Kürt asıllı bir Ermeni-Gürcü prensesi olan Tamta (1195?-1254) 12. yüzyılın sonu ile 13. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, ömrünün son...
Bitlis Kürd Hanı’nın 1655’deki dillere destan kütüphanesi ve akıbeti
‘Ey vilayet halkı, kaçan hanın bu Van kuluna 200 kese borcu vardır ve 40 bin koyun Malazgird Beyi Mehmed beye...
Della Valle’nin 1617’deki mektubunda Bitlis Beyi ve Kürdler
  Bitlis tarihi içerikli yazılarda, yabancı batılı seyyahların bu şehre dair izlenim ve anlatımlarına hep değinilir. Yazdığı eserlerde Bitlis’e değinen...
Kürt-Osmanlı İttifakı Bağlamında; İdris-i Bitlisi
  İdris-i Bitlisî, 1452 (bazı kaynaklar da 1457) yılında Rojkan Kürt (Bitlis Hükümdarlığının) idari merkezi olan Bitlis şehrinde Hüsameddin Bitlisi’nin...
AHLAT’I YÖNETEN ”SÖKMENOĞULLARI” KÜRT MÜYDÜ?
  Daha Türkler gelmeden önce Azerbaycan’da, Kürdistan’da, Ermenistan ve Gürcistan’ın doğu ve güney bölümlerinde Rewadi, Merwani ve Şeddadi Kürt devletleri...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ