Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 9,45 / Satış: 9,49
€ EURO → Alış: 10,97 / Satış: 11,02

Kürd Mona Lisa – Keça Kafroş

Kürd Mona Lisa – Keça Kafroş
  • 01.04.2018

Özellikle Irak Kürdistan Bölgesi’ni ziyaret edenler, hemen hemen her evin bir odasında genç bir kız tablosunun asılı olduğunu görmüşlerdir. Genellikle bu tablonun hikayesi merak edilmediği gibi, tablodaki kızın da Avrupalı bir bayanı tasvir ettiği düşünülür yabancı ziyaretçiler tarafından. Ancak küçüklü büyüklü tüm bölge ahalisi tarafından bilinir ki, bu tablo Kürd kızı Keça Kafroş, yani ’Samancı’nın Kız’ının tablosudur.

 

 

 

 

Baran Zeydanlıoğlu

 

Tablonun Başur Kürdleri arasında inanılan ve bilinen hikayesine gelince..

 

 

Keça Kafroş, 1920’lerde Rojhelat’dan (İran Kürdistan’ı), Hewlêr-Erbil yakınlarındaki Koya bölgesine göç eden Kürd Şikak Aşiretine mensup bir ailenin kızıdır. Asıl adı Xetîca olan Keça Kafroş o zaman henüz on dört yaşındadır. Daha öncesinde Kermanşah’da ikamet etmiş, ancak anneleri ölünce kendisinden beş yaş küçük erkek kardeşi ve babası ile birlikte Koya’ya gelip yerleşmişler. Gelip yerleştikleri Koya’da baba bir saman dükkanı açarak oğlu ile birlikte saman satmaya başlar. Keça Kafroş ise ev işleri ile uğraşıp öğlenleri babası ve kardeşinin işlettikleri saman dükkanını ziyaret ederek onlara her gün öğlen yemeği götürür. Zamanla büyüyen ve gelişen Keça Kafroş’un zaten bilinen güzelliği artık dillere destan bir hale bürünmüş ve herkes tarafından konuşulmaktaymış. Kızın gerçek ismini bilmediklerinden tüm Koya halkı ona Kürdçe’de samancının kızı anlamına gelen ‘Keça Kafroş’ diyormuş. (Bazı anlatımlarda ‘Saman satan kız’ anlamında ‘Keçê Kafroş’ diye de geçer).

 

 

1928’de Irak ve Kürdistan Bölgesi, Büyük Britanya işgali ve idaresi altında olduğundan, Koya da dahil her yerde Britanyalı asker ve subaylar bulunmaktadır. Günlerden bir gün yine rutin bir şekilde Keça Kafroş sahip oldukları saman dükkanındaki babası ve kardeşine sefertasında öğlen yemeği götürürken, çarşı içinde devriye gezen İngiliz askerlerden biri olan bir subay, bu güzelliğiyle dillere destan olan kızı görür ve görür görmez aşık olur. Dili tutulur, dizlerinin bağı çözülür ve donup kalarak sadece Keça Kafroş’un önlerinden geçerken herkesin yaptığı gibi baka kalır. Kız çarşının sonunda ara bir sokağa girene kadar subayın da boynu o tarafa dönük olarak, herkes gibi büyük bir hayranlıkla Keça Kafroş’u sessizce o da izler. Kız gözden kaybolduktan sonra İngiliz subay hemen askerlerine kızın kim olduğunu öğrenmeleri için emir verir. Askerler hemen  çarşı içindeki esnafa yanlarındaki tercümanları aracılığı ile sorarlar kızın kim olduğunu. Kızın saman satan bir dükkan sahibinin kızı olduğunu ve her gün babasına yemek getirdiğini söylerler askerlere. Aradan günler ve haftalar geçmesine rağmen İngiliz subay Keça Kafroş’u aklından çıkaramadığından, onu ilk kez gördüğü çarşıdaki yere gidip tekrardan görmek ister ve bunu sürekli yaparak kızın her geçişinde onu izler. Artık kararını vermiştir. İngiliz subay Keça Kafroş’a aşık olmuş ve onu kesinlikle babasından istemeyi kafasına koymuştur. İngiliz subayın bu aşkı zaten çarşı ahalisi ve hatta tüm Koya’da bilinip duyulduğundan, zaten hem Keça Kafroş hem de babası durumdan haberdardır. Kendisinde kızı babasından isteme cesareti bulan ve bu kararda emin olduğunu çevresine söyleyen İngiliz subay, kendisine herkesin bunun mümkün olamayacağını söylemelerine rağmen, Koya’nın önde gelenlerinden bir heyet ile Keça Kafroş’u istemek için bir akşam evlerine haber göndererek gelirler. Tütünler sarılır ve içilir, kahveler gelir ve gider, sonunda Koyalı Kürd önde gelenler İngiliz subay ve beraberindeki bazı diğer askerlerle birlikte, konuyu babaya açarlar ve cevabını dilerler. Keça Kafroş’un babası herkes tarafından sevilen, takdir edilen ve saygı duyulan olgun, ancak bir o kadar da Kürd kimliğine ve geleneklerine bağlı biridir. Lafı hiç uzatmadan, kızı ile bu konuyu onlar gelmeden önce konuştuğunu, kendisinin baba olarak böyle bir şeye razı olamayacağını, ancak yine de kızına da düşüncesini sorduğunu belirterek, kızının da Müslüman bir Kürd’ün dışında başkası ile evlenmeyi düşünmediğini İngiliz subay ve onunla gelenlere iletir. Eğer şart Müslüman olmaksa kendisinin Keça Kafroş’a olan aşkından dolayı İslamiet’e geçip, geleneklere göre bir düğün dahi yapıp, kızını mücevherlerle donatacağını dahi eklese de İngiliz subay, samancının olurunu alamaz. Koyalı Kürdler babanın kararına saygı duyduklarını belirterek, misafirperverlikten dolayı samancıya ve ailesine teşekkür ederek oradan ayrılırlar.

 

İngiliz subay büyük bir hayal kırıklığı yaşamış ve derin bir depresyona düşmüştür. Haftalar ve aylar birbirini kovalar. İngiliz subay Keça Kafroş’a olan aşkı ve özleminden dolayı ondan başka bir şey düşünememektedir. Ne yapıp bir şekilde ona ulaşmalı ve onun kendisi ile evlenmesini sağlamalı diye planlar yapmaktadır. Artık kararını vermiştir. Bu işin başka çaresi ve çözümü yoktur. Keça Kafroş’u kaçıracaktır. Emrindeki bazı askerler ve arkadaşları ile bir gün planladıkları gibi Keça Kafroş’u kaçırıp aynı gün Süleymaniye’ye götürüp daha sonrasında da İngiltere’ye gidecek olan askeri bir uçak ile İngiltere’ye ve sonrasında subayın oradaki evine götürürler.

 

Büyük bir üzüntü, çaresizlik ve kızgınlık içinde Keça Kafroş’un babası kızını her yerde arar. Her ne kadar İngiliz konsolosluğu ve askeri temsilcileri ile görüşse de, kızını bulamaz ve ona bir türlü ulaşamaz.

 

Aradan yıllar geçer ve Keça Kafroş’un babasının saman dükkanına bir gün bir İngiliz ressam elinde bir kız tablosu ile gelir. Kendisinin, kızını kaçıran İngiliz subay tarafından gönderildiğini, artık onların evli , zengin ve mutlu olduklarını, yanında getirdiği tabloyu da İngiliz subayın talimatı ile kendisinin yaptığını ve tablodaki kızın da samancının kızı Keça Kafroş’un olduğunu söyler. Büyük şaşkınlık içinde yanındaki oğlu ile birlikte tablonun içinde bulunduğu açan samancı, tablodaki genç bayanın kızı Xetîca olduğunu görür ve hıçkırıklara ve gözyaşlarına boğularak tabloyu öpüp koklamaya başlar. Kucaklamış olduğu tablo ile yerde içi saman ile dolu yer minderinin üzerine oturur ve hem ağlar hem de Kürdçe ağıt yakar. Keça mina delal Xetîca!…..

 

O günden itibaren bu tablo başka yerel ressamlar tarafından da yapılarak çoğaltılmış ve, kilimlere, battaniyelere, halılara ve duvar halılarına ‘Keça Kafroş kikayesi olarak işlenmiş.

 

Rivayete göre; İngiliz subay seneler sonra Keça Kafroş’un ikinci bir tablo ile birlikte samancıya, ona kızı ile ilgili verdiği sözü tuttuğunu ve artık kızın tabloda görüldüğü sağlıklı, mutlu ve mücevherler içinde bir şatoda yaşadıkları mesajını göndermiş.

 

Xetîca, Keça Kafroş hayatı boyunca baba ve kardeşinden uzakta kalarak İngiltere’de yaşamış.

 

Gerçek hayatta yaşanmış olduğu Başur Kürdleri arasında kabul edilen bu Keça Kafroş hikayesi, nesilden nesile anlatılmaya devam etmektedir.

 

Baran Zeydanlıoğlu – 1 Nisan 2018

 

Kaynaklar:

 

ABC Tales, Baban A. A.

Writers Story

Kurdish Art & Tales

 

 

 

Bitlisname.com kaynak olarak gösterilmeden yayınlanamaz.

Etiketler: / / / / / /

Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ