Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,34 / Satış: 5,36
€ EURO → Alış: 6,05 / Satış: 6,08

Kürd Mona Lisa – Keça Kafroş

Kürd Mona Lisa – Keça Kafroş
  • 01.04.2018
  • 6.664 kez okundu

Özellikle Irak Kürdistan Bölgesi’ni ziyaret edenler, hemen hemen her evin bir odasında genç bir kız tablosunun asılı olduğunu görmüşlerdir. Genellikle bu tablonun hikayesi merak edilmediği gibi, tablodaki kızın da Avrupalı bir bayanı tasvir ettiği düşünülür yabancı ziyaretçiler tarafından. Ancak küçüklü büyüklü tüm bölge ahalisi tarafından bilinir ki, bu tablo Kürd kızı Keça Kafroş, yani ’Samancı’nın Kız’ının tablosudur.

 

 

 

 

Baran Zeydanlıoğlu

 

Tablonun Başur Kürdleri arasında inanılan ve bilinen hikayesine gelince..

 

 

Keça Kafroş, 1920’lerde Rojhelat’dan (İran Kürdistan’ı), Hewlêr-Erbil yakınlarındaki Koya bölgesine göç eden Kürd Şikak Aşiretine mensup bir ailenin kızıdır. Asıl adı Xetîca olan Keça Kafroş o zaman henüz on dört yaşındadır. Daha öncesinde Kermanşah’da ikamet etmiş, ancak anneleri ölünce kendisinden beş yaş küçük erkek kardeşi ve babası ile birlikte Koya’ya gelip yerleşmişler. Gelip yerleştikleri Koya’da baba bir saman dükkanı açarak oğlu ile birlikte saman satmaya başlar. Keça Kafroş ise ev işleri ile uğraşıp öğlenleri babası ve kardeşinin işlettikleri saman dükkanını ziyaret ederek onlara her gün öğlen yemeği götürür. Zamanla büyüyen ve gelişen Keça Kafroş’un zaten bilinen güzelliği artık dillere destan bir hale bürünmüş ve herkes tarafından konuşulmaktaymış. Kızın gerçek ismini bilmediklerinden tüm Koya halkı ona Kürdçe’de samancının kızı anlamına gelen ‘Keça Kafroş’ diyormuş. (Bazı anlatımlarda ‘Saman satan kız’ anlamında ‘Keçê Kafroş’ diye de geçer).

 

 

1928’de Irak ve Kürdistan Bölgesi, Büyük Britanya işgali ve idaresi altında olduğundan, Koya da dahil her yerde Britanyalı asker ve subaylar bulunmaktadır. Günlerden bir gün yine rutin bir şekilde Keça Kafroş sahip oldukları saman dükkanındaki babası ve kardeşine sefertasında öğlen yemeği götürürken, çarşı içinde devriye gezen İngiliz askerlerden biri olan bir subay, bu güzelliğiyle dillere destan olan kızı görür ve görür görmez aşık olur. Dili tutulur, dizlerinin bağı çözülür ve donup kalarak sadece Keça Kafroş’un önlerinden geçerken herkesin yaptığı gibi baka kalır. Kız çarşının sonunda ara bir sokağa girene kadar subayın da boynu o tarafa dönük olarak, herkes gibi büyük bir hayranlıkla Keça Kafroş’u sessizce o da izler. Kız gözden kaybolduktan sonra İngiliz subay hemen askerlerine kızın kim olduğunu öğrenmeleri için emir verir. Askerler hemen  çarşı içindeki esnafa yanlarındaki tercümanları aracılığı ile sorarlar kızın kim olduğunu. Kızın saman satan bir dükkan sahibinin kızı olduğunu ve her gün babasına yemek getirdiğini söylerler askerlere. Aradan günler ve haftalar geçmesine rağmen İngiliz subay Keça Kafroş’u aklından çıkaramadığından, onu ilk kez gördüğü çarşıdaki yere gidip tekrardan görmek ister ve bunu sürekli yaparak kızın her geçişinde onu izler. Artık kararını vermiştir. İngiliz subay Keça Kafroş’a aşık olmuş ve onu kesinlikle babasından istemeyi kafasına koymuştur. İngiliz subayın bu aşkı zaten çarşı ahalisi ve hatta tüm Koya’da bilinip duyulduğundan, zaten hem Keça Kafroş hem de babası durumdan haberdardır. Kendisinde kızı babasından isteme cesareti bulan ve bu kararda emin olduğunu çevresine söyleyen İngiliz subay, kendisine herkesin bunun mümkün olamayacağını söylemelerine rağmen, Koya’nın önde gelenlerinden bir heyet ile Keça Kafroş’u istemek için bir akşam evlerine haber göndererek gelirler. Tütünler sarılır ve içilir, kahveler gelir ve gider, sonunda Koyalı Kürd önde gelenler İngiliz subay ve beraberindeki bazı diğer askerlerle birlikte, konuyu babaya açarlar ve cevabını dilerler. Keça Kafroş’un babası herkes tarafından sevilen, takdir edilen ve saygı duyulan olgun, ancak bir o kadar da Kürd kimliğine ve geleneklerine bağlı biridir. Lafı hiç uzatmadan, kızı ile bu konuyu onlar gelmeden önce konuştuğunu, kendisinin baba olarak böyle bir şeye razı olamayacağını, ancak yine de kızına da düşüncesini sorduğunu belirterek, kızının da Müslüman bir Kürd’ün dışında başkası ile evlenmeyi düşünmediğini İngiliz subay ve onunla gelenlere iletir. Eğer şart Müslüman olmaksa kendisinin Keça Kafroş’a olan aşkından dolayı İslamiet’e geçip, geleneklere göre bir düğün dahi yapıp, kızını mücevherlerle donatacağını dahi eklese de İngiliz subay, samancının olurunu alamaz. Koyalı Kürdler babanın kararına saygı duyduklarını belirterek, misafirperverlikten dolayı samancıya ve ailesine teşekkür ederek oradan ayrılırlar.

 

İngiliz subay büyük bir hayal kırıklığı yaşamış ve derin bir depresyona düşmüştür. Haftalar ve aylar birbirini kovalar. İngiliz subay Keça Kafroş’a olan aşkı ve özleminden dolayı ondan başka bir şey düşünememektedir. Ne yapıp bir şekilde ona ulaşmalı ve onun kendisi ile evlenmesini sağlamalı diye planlar yapmaktadır. Artık kararını vermiştir. Bu işin başka çaresi ve çözümü yoktur. Keça Kafroş’u kaçıracaktır. Emrindeki bazı askerler ve arkadaşları ile bir gün planladıkları gibi Keça Kafroş’u kaçırıp aynı gün Süleymaniye’ye götürüp daha sonrasında da İngiltere’ye gidecek olan askeri bir uçak ile İngiltere’ye ve sonrasında subayın oradaki evine götürürler.

 

Büyük bir üzüntü, çaresizlik ve kızgınlık içinde Keça Kafroş’un babası kızını her yerde arar. Her ne kadar İngiliz konsolosluğu ve askeri temsilcileri ile görüşse de, kızını bulamaz ve ona bir türlü ulaşamaz.

 

Aradan yıllar geçer ve Keça Kafroş’un babasının saman dükkanına bir gün bir İngiliz ressam elinde bir kız tablosu ile gelir. Kendisinin, kızını kaçıran İngiliz subay tarafından gönderildiğini, artık onların evli , zengin ve mutlu olduklarını, yanında getirdiği tabloyu da İngiliz subayın talimatı ile kendisinin yaptığını ve tablodaki kızın da samancının kızı Keça Kafroş’un olduğunu söyler. Büyük şaşkınlık içinde yanındaki oğlu ile birlikte tablonun içinde bulunduğu açan samancı, tablodaki genç bayanın kızı Xetîca olduğunu görür ve hıçkırıklara ve gözyaşlarına boğularak tabloyu öpüp koklamaya başlar. Kucaklamış olduğu tablo ile yerde içi saman ile dolu yer minderinin üzerine oturur ve hem ağlar hem de Kürdçe ağıt yakar. Keça mina delal Xetîca!…..

 

O günden itibaren bu tablo başka yerel ressamlar tarafından da yapılarak çoğaltılmış ve, kilimlere, battaniyelere, halılara ve duvar halılarına ‘Keça Kafroş kikayesi olarak işlenmiş.

 

Rivayete göre; İngiliz subay seneler sonra Keça Kafroş’un ikinci bir tablo ile birlikte samancıya, ona kızı ile ilgili verdiği sözü tuttuğunu ve artık kızın tabloda görüldüğü sağlıklı, mutlu ve mücevherler içinde bir şatoda yaşadıkları mesajını göndermiş.

 

Xetîca, Keça Kafroş hayatı boyunca baba ve kardeşinden uzakta kalarak İngiltere’de yaşamış.

 

Gerçek hayatta yaşanmış olduğu Başur Kürdleri arasında kabul edilen bu Keça Kafroş hikayesi, nesilden nesile anlatılmaya devam etmektedir.

 

Baran Zeydanlıoğlu – 1 Nisan 2018

 

Kaynaklar:

 

ABC Tales, Baban A. A.

Writers Story

Kurdish Art & Tales

 

 

 

Bitlisname.com kaynak olarak gösterilmeden yayınlanamaz.

Etiketler: / / / / / /

Osmanlı Söylemi ve Bir Hegemonyayı Aklama – Kürdistan Sorunu
‘Tarihi, işlemediği biçimde yargılamak hakkına sahip değiliz ve böyle bir tavır bizi fazla bir yere ulaştırmaz. Ancak “olguların” oluş biçimleri...
Lord Kinross’un 1951 Bitlis ziyareti – Ahlat, Tatvan ve Deli Mito
‘Lord Kinross – Kutsal Anadolu Toprakları’ adı ile 2003 yılında Türkçe’ye çevirilmiş bir kitabı okurken, hem dili hem de tanımlamaları...
Silêmanê Kurd li Swêdê – Rohat Alakom
            Xebata lêkolerê kurd Rohat Alakom di derbarê yekem penaberê kurd ku di sala 1929an...
İsmet İnönü’ye Gönderilen Dersim-Ovacık Kürt Raporu
  Jön Türklerle başlayan ‘tek tipleştirme’ politikası Cumhuriyetin ilanıyla beraber ‘Kemalizm’ kimliği altında bütün Kürt coğrafyasını etkisi altına aldı.  ...
Sultan II.Abdulhamid’e Yönelik Suikast’e Karışan Bitlisli Ermeniler
  Sultan II.Abdulhamid’e karşı 21 Temmuz 1905 günü ‘Ermeni Devrimci Federasyonu’ tarafından Hamidiye Camii önünde bombalı suikast düzenlendi.    ...
Çin Seddi’nden Bitlis Kalesi’ni görmek
  Tarihine ve kültürüne değer vermeyen toplumların hallerini düşündüm.                 ‘Bitlis’in sembolü kalesidir’...
Kaniya Beqa
  Çend roj heye di êvar de heta sibê dengê beqan li kaniya beqan de dihat. Ji ber tîrsa ku...
Atatürk’e Gönderilen Raporlarda Alişer’in (Koçgiri) Şiirleri – BELGE
  Alişer, 1900-1937 yılları arasında önemli roller üstlenmiştir. Lider kişiliği yanı sıra Dersim bölgesinde halk tarafından çok sevilen bir kişi...
Bitlis’in sembolü (beş) minare değil, kalesidir
Bitlis’te beş minare olmadığı gibi, şehrin sembolü de kaledir.   Şehirlerin ya insan eliyle yapılmış yada doğal güzellikleri sayılan, bir...
Ebu Eyyub (Eyüp Sultan) Kardeşi Feyzullah Ensari’nin Türbesi Bitlis’te mi?
  Feyzullah EL-Ensari, Eyüp Sultan (Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb El-Ensarî)’nin kardeşi olduğu ‘rivayet’ edilir. Kürt Coğrafyasında...
1947 Tarihli ”Bitlis’te Kürtçülük Raporu” BELGE
  17.01.1947 tarihli bu belge Bitlis Valiliği tarafından dönemin İçişleri Bakanlığına çekilmiş. İçişleri Bakanlığı ise raporu C.H.P Genel Sekreterine aktarmıştır....
Unutulmuş Bilge Bir Kürdün Hikayesi
  Onunla ilk tanışmam, Santiago de Compostela Universitesi İspanyol Dili ve Kültürü kursunda olmuştu. Kursun yaz döneminde, kurs ögrencileri birer...
Bitlis’e patates ilk kez ne zaman ve kimler tarafından getirildi?
    Bitlis denince ilk akla gelenler genellikle tütün, bal, ceviz ve Büryan kebabı olur. Ancak temel ana tüketim ürünlerinden...
Bitlis Rojkili Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Kara Yusuf
          Bitlis Rojkili Kürd hükümdar Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Türkmen hükümdar Kara Yusuf   Baran Zeydanlıoğlu...
Orta Asya Kürtleri – Araştırma
  Orta Asya sınırlarına Kürtlerin ilk göçü 17’nci yüzyılda Safevi hükümdarı Şah Abbas’ın Türkmenlerden gelen saldırılara karşı kalkan görevi üstlenmesi...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ