Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 13,66 / Satış: 13,71
€ EURO → Alış: 15,40 / Satış: 15,46

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?
  • 18.06.2018

24 Haziran seçimlerinden ötürü sık sık Kürt şehirlerinde halka ‘Sorunu onlar başlattı.Biz bitirdik’ propagandası yapılıyor. AKP’nin CHP’ye yönelik propaganda temelini bu oluşturuyor. Peki Tarih ne diyor?

 

 

 

 

 

N.A Rojki 

 

Herhangi birinin ‘tarafını’ tutmak bizim işimiz değil. Rasyonel bir şekil de konuya değinelim;

  • Kurdistan bir birinden bağımsız beyliklerle idare edilmekteydi. Osmanlı’yla ilk ciddi ittifak Çaldıran Savaşında gerçekleştirildi. Kurdistan’ın iç işlerine kimse karışmayacak iki taraftan birine saldırı olursa karşılıklı yardıma gelinecekti.
  • Bu antlaşma uzun yıllar sürdü. Belirli başlı savaşlar yaşandı Osmanlıyla Kürtler arasında fakat antlaşma bozulmadı. Statü olduğu gibi devam etti.
  • Kurdistan statüsünü ortadan kaldıran Osmanlı Padişahı II. Mahmut’dur. (1808-1839)
  • II.Mahmut’un Kurdistan’ın statüsünü ortadan kaldırmasıyla birlikte Özerk Yönetimler merkezi yönetime bağlanmıştır. Kürt Beylerinin sürgün fermanları imzalanmış,çoğu aileleriyle beraber sürgün edilmiştir.
  • Osmanlı ve Türklerin, Kürtlerle olan ‘Sorunu’ II.Mahmut’un fitne ateşini yakmasıyla başlamıştır.
  • II.Mahmut’tan sonra tahta geçen Sultan Abdulmecid döneminde yayımladığı Tanzimat Fermanından sonra Kürtler iyice kuşatıldı.
  • Cizre Beyi, Bedirxan Bey’in isyanı bu sebeple gerçekleşmiştir. Cumhuriyet ilanına kadar onlarca isyan gerçekleşecektir. Cumhuriyet ilanından önce son isyan Ali Şer (Dersim) isyanıdır.
  • II.Abdulhamit dönemi Kürtlerin tüm güçlerini yitirip kaderlerine terk edildiği dönemdir. Belirli başlı ailelerden çocuklar okutuldu halk eğitimsiz ve aç bırakıldı. Hamidiye Alayları ilan edildi. Bu alaylar daha sonra mazlum Kürtlere zorbalık yaptı.Said-i Kurdi bu sebeple Abdulhamit’e muhalif olmuş kendisini ‘Haydut’ olarak nitelemiştir. Hamidiye Alayları Ermeni tehcirinde de etkili oldu.
  • Kürtlere yönelik ‘Tehcir ve Asimilasyon’ politikalarının mimarı Sultan Mehmet V (Sultan Reşad)’dır. ) Sultan Reşat, Kürtlerle ilgili ‘Tehcir’ raporu hazırladı. Bu rapora göre Kürtler, Batı Anadolu’ya göç ettirilecek. Gittikleri her şehir de Kürt nüfusu %3-5’i geçmeyecek şekilde planlama yapılmıştır. Fakat dönemin ağır şartları sonucunda göç ettirilen yaklaşık 1 milyon kişi ne yazık ki hastalık ve açlıktan ötürü hayatını kaybetmiştir. Buna bir nevi kasıtlı soykırım da denilebilir.
  • Sultan Reşad, Kürtlerin ‘Türk’ şehirlerinde iskan edilerek asimile edilmesini tek çare olarak gördü. Kürtler, Türk yoğunluklu şehirlere dağınık şekilde yerleştirilerek ve anadilleri unutturulacaktı. Günümüz de Batı Anadolu’da yaşayan Kürtlerin bir çoğu Sultan Reşad döneminde sürgün edilmişlerdir. Kısmen ‘asimile’ olsalar bile çoğunluk asimile olmamıştır.
  • Sultan Reşad döneminde Bitlis İsyanı çok kanlı ve zalimane bir şekilde bastırılmıştır. Sultan Reşad’ın ismi günümüz de bile çok kötü anılmaktadır.

Osmanlı Döneminde Kürt İsyanlarını sıralayacak olursak;

Babanzade Abdurrahman Paşa İsyanı (1806-1808, Süleymaniye)

Babanzade Ahmet Paşa İsyanı (1812, Süleymaniye)

Zaza Aşiretleri İsyanı (1818-1820, Dersim)

Revaduz Yezidi İsyanı (1830-1833, Hakkari ve çevresi)

Mir Muhammet İsyanı (1832-1833, Soran)

Kör Mehmet Paşa İsyanı (1830-1833, Erbil, Musul, Şirvan)

Xerzan İsyanı (1839, Diyarbakır)

Bedirhan Bey İsyanı (1843-1847, Hakkari ve çevresi)

Yezdan İzzettin Şer İsyanı (1855, Bitlis)

Bedirhan Osman Paşa İsyanı (1877-1878, Cizre ve Midyat)

Şeyh Ubeydullah İsyanı (1880, Hakkari ve Şemdinli)

Emin Ali Bedirhan İsyanı (1889, Erzincan)

Bedirhani Halil ve Ali Remo İsyanı (1912, Mardin)

Molla Selim ve Şeyh Şehabettin İsyanı (1913-1914, Bitlis)

Koçgiri İsyanı (6 Mart 1921 Alişer)

Çatırdayan Osmanlı İmparatorluğu – Jön Türkler

1900-1918 Osmanlı İmparatorluğunun tarih olma sürecidir. Bir tarafta gelenekçiler diğer tarafta yenilikçiler iktidarı ele geçirmek için mücadele yürütürken iki tarafında Kürtlere bakış açısı aynıydı. ‘Türk merkezli’ yeni bir düzen kurmak. Bu düzen de Kürtler yer almayacaktı. Kürtler sadece ‘savaş’ aracı olarak görülmüştür. Kürtlerin dağınık olmaları, Cumhuriyeti inşa eden yeniliçiklere fayda sağlamıştır. Kürtler savaş meydanında ‘kahraman’ savaş sonrasında ‘yok’ sayılmıştır. Cumhuriyet büyük bir inkar üzerine inşa edilirken Kürtler yorgunluk dönemini atlatıp yeniden toparlanmak için çeşitli organizasyonlar ve etkinlikler gerçekleştirecekti.

Cumhuriyetin hem kimliksel hemde dini açıdan Kürtlerin üzerine gelmesi, Kürt toplumunda büyük rahatsızlık meydana getirmeye başladı. Azadi Teşkilatı büyük çaplı bir ayaklanmaya hazırlanıyordu. Bu ayaklanma Yusuf Ziya Bey ve Cibranlı Halit Bey liderliğinde örgütleniyor ve genişleniyordu. Şeyh Said Efendi’de bu teşkilata tabidir. Kürtler eski statüleri kazanmak için kolları sıvamaya başlamıştı. Cumhuriyetçiler Kürtleri ‘anlamak’ yerine ‘Lozan’da sağladıkları başarının vermiş olduğu kibirle hareket etmekteydiler. Lozan Antlaşmasında, Uluslararası Toplum, Kürtleri yüz üstü bir başına bırakmıştı…

Yeni ”Devletin” Kürtlere bakışı yıkılan İmparatorluktan ‘farksız’ olmayacak şiddet aynı şekilde sürecekti. Kürtlerin hak ve hukuk mücadeleleri büyük bir şiddetle bastırılacak Kürtlerin öncü kadroları dar ağaçlarına çekilecekti. Kürtler hakkında rapolar hazırlandı, yeniden techir ve asimilasyon politikaları hayata geçirildi. Kürtler bir şekilde ‘Bir Kıvılcımla’ direnmeye devam etti…

Azadi Örgütü, Şeyh Said Ayaklanması, Ağrı İsyanı bu dönemlere denk gelirken yüzbinlerce Kürd acımasızca katledildi…Yüzbinlercesi sürgün edildi…

Türkiye ‘YENİ’ bir seçime doğru giderken ‘YENİ OSMANLI’ ve ‘Cumhuriyetçiler’ arasında ”Kürt Sorunu” farklı bir boyut kazandı. Cumhuriyetçiler, Kürt sorununa değinirken ‘YENİ OSMANLICILAR’ Kürt sorununu bitirdikdiklerini dile getirmekteler.

Kürtleri ”millet” olarak değil ‘Türklüğü’ oluşturan bir azınlık olarak görmek inkarın en yalın halidir. ‘TEK MİLLET’ söylemi samimi bir söylem olmamakla beraber ahlaki bir söylem de değildir. ‘TEK MİLLET’ politikasının amacı ‘TÜRK MERKEZLİ’ hayatı yeniden inşa etmektir. Kürtler anayasal düzey de temsil hakkına sahip olmayacak, kültür ve dilleri üzerinde baskılar sürecek, kimlikleri inkar edilecek. ‘TEK MİLLET’ tasavvuru bundan ibarettir.

Türkiye ‘YENİ’ bir viraja girerken, Türklerin Kürtlerle olan ‘Sorunu’ demokrasi ve ahlak sorunudur. Uzun vadeli demokratik bir tavır iki milleti karşılıklı anlayışa sevk ettirecek en sahi yoldur.

 

DİPNOT:

Wadie Jwadieh  “Kurdish National Movement, Its Origins and Development”

Etiketler: / / / / / / / / / /

Gravürlere Yansıyan Kürdler
Toplumların kültürel hafızasını ayakta tutan birçok faktör vardır. Güzel sanatlar, gastronomi, folklor, müzik, dans, edebiyat, sözlü anlatım, ritüeller ve mimari...
Bir Çarpıtmanın Anatomisi: Ehmedê Xasî Örneği
Ehmedê Xasî’nin 1899 yılında Osmanlı döneminin Eğitim Bakanlığı olan Maarif-i Umûmiye Nezareti tarafından Diyarbekir’de basılmış Mewlidê Kirdî adlı eseri Zazakî Kürdçesiyle yazılmış...
Katran-ı Tebrizi; Kürt Rewadi ve Şeddadi Devletlerinin Saray Şairi
Katran-ı Tebrizi, 11. yüzyılın tanınmış bir şairidir. Rewadi devletinin başkenti Tebriz’e yakın Şadiabad köyünde doğdu. Bütün yaşamını iki Kürt devletinde; Şeddadilerle Rewadilerde geçirdi. Bu...
Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ