Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,36 / Satış: 6,38
€ EURO → Alış: 7,43 / Satış: 7,46

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?
  • 18.06.2018
  • 9.732 kez okundu

24 Haziran seçimlerinden ötürü sık sık Kürt şehirlerinde halka ‘Sorunu onlar başlattı.Biz bitirdik’ propagandası yapılıyor. AKP’nin CHP’ye yönelik propaganda temelini bu oluşturuyor. Peki Tarih ne diyor?

 

 

 

 

 

N.A Rojki 

 

Herhangi birinin ‘tarafını’ tutmak bizim işimiz değil. Rasyonel bir şekil de konuya değinelim;

  • Kurdistan bir birinden bağımsız beyliklerle idare edilmekteydi. Osmanlı’yla ilk ciddi ittifak Çaldıran Savaşında gerçekleştirildi. Kurdistan’ın iç işlerine kimse karışmayacak iki taraftan birine saldırı olursa karşılıklı yardıma gelinecekti.
  • Bu antlaşma uzun yıllar sürdü. Belirli başlı savaşlar yaşandı Osmanlıyla Kürtler arasında fakat antlaşma bozulmadı. Statü olduğu gibi devam etti.
  • Kurdistan statüsünü ortadan kaldıran Osmanlı Padişahı II. Mahmut’dur. (1808-1839)
  • II.Mahmut’un Kurdistan’ın statüsünü ortadan kaldırmasıyla birlikte Özerk Yönetimler merkezi yönetime bağlanmıştır. Kürt Beylerinin sürgün fermanları imzalanmış,çoğu aileleriyle beraber sürgün edilmiştir.
  • Osmanlı ve Türklerin, Kürtlerle olan ‘Sorunu’ II.Mahmut’un fitne ateşini yakmasıyla başlamıştır.
  • II.Mahmut’tan sonra tahta geçen Sultan Abdulmecid döneminde yayımladığı Tanzimat Fermanından sonra Kürtler iyice kuşatıldı.
  • Cizre Beyi, Bedirxan Bey’in isyanı bu sebeple gerçekleşmiştir. Cumhuriyet ilanına kadar onlarca isyan gerçekleşecektir. Cumhuriyet ilanından önce son isyan Ali Şer (Dersim) isyanıdır.
  • II.Abdulhamit dönemi Kürtlerin tüm güçlerini yitirip kaderlerine terk edildiği dönemdir. Belirli başlı ailelerden çocuklar okutuldu halk eğitimsiz ve aç bırakıldı. Hamidiye Alayları ilan edildi. Bu alaylar daha sonra mazlum Kürtlere zorbalık yaptı.Said-i Kurdi bu sebeple Abdulhamit’e muhalif olmuş kendisini ‘Haydut’ olarak nitelemiştir. Hamidiye Alayları Ermeni tehcirinde de etkili oldu.
  • Kürtlere yönelik ‘Tehcir ve Asimilasyon’ politikalarının mimarı Sultan Mehmet V (Sultan Reşad)’dır. ) Sultan Reşat, Kürtlerle ilgili ‘Tehcir’ raporu hazırladı. Bu rapora göre Kürtler, Batı Anadolu’ya göç ettirilecek. Gittikleri her şehir de Kürt nüfusu %3-5’i geçmeyecek şekilde planlama yapılmıştır. Fakat dönemin ağır şartları sonucunda göç ettirilen yaklaşık 1 milyon kişi ne yazık ki hastalık ve açlıktan ötürü hayatını kaybetmiştir. Buna bir nevi kasıtlı soykırım da denilebilir.
  • Sultan Reşad, Kürtlerin ‘Türk’ şehirlerinde iskan edilerek asimile edilmesini tek çare olarak gördü. Kürtler, Türk yoğunluklu şehirlere dağınık şekilde yerleştirilerek ve anadilleri unutturulacaktı. Günümüz de Batı Anadolu’da yaşayan Kürtlerin bir çoğu Sultan Reşad döneminde sürgün edilmişlerdir. Kısmen ‘asimile’ olsalar bile çoğunluk asimile olmamıştır.
  • Sultan Reşad döneminde Bitlis İsyanı çok kanlı ve zalimane bir şekilde bastırılmıştır. Sultan Reşad’ın ismi günümüz de bile çok kötü anılmaktadır.

Osmanlı Döneminde Kürt İsyanlarını sıralayacak olursak;

Babanzade Abdurrahman Paşa İsyanı (1806-1808, Süleymaniye)

Babanzade Ahmet Paşa İsyanı (1812, Süleymaniye)

Zaza Aşiretleri İsyanı (1818-1820, Dersim)

Revaduz Yezidi İsyanı (1830-1833, Hakkari ve çevresi)

Mir Muhammet İsyanı (1832-1833, Soran)

Kör Mehmet Paşa İsyanı (1830-1833, Erbil, Musul, Şirvan)

Xerzan İsyanı (1839, Diyarbakır)

Bedirhan Bey İsyanı (1843-1847, Hakkari ve çevresi)

Yezdan İzzettin Şer İsyanı (1855, Bitlis)

Bedirhan Osman Paşa İsyanı (1877-1878, Cizre ve Midyat)

Şeyh Ubeydullah İsyanı (1880, Hakkari ve Şemdinli)

Emin Ali Bedirhan İsyanı (1889, Erzincan)

Bedirhani Halil ve Ali Remo İsyanı (1912, Mardin)

Molla Selim ve Şeyh Şehabettin İsyanı (1913-1914, Bitlis)

Koçgiri İsyanı (6 Mart 1921 Alişer)

Çatırdayan Osmanlı İmparatorluğu – Jön Türkler

1900-1918 Osmanlı İmparatorluğunun tarih olma sürecidir. Bir tarafta gelenekçiler diğer tarafta yenilikçiler iktidarı ele geçirmek için mücadele yürütürken iki tarafında Kürtlere bakış açısı aynıydı. ‘Türk merkezli’ yeni bir düzen kurmak. Bu düzen de Kürtler yer almayacaktı. Kürtler sadece ‘savaş’ aracı olarak görülmüştür. Kürtlerin dağınık olmaları, Cumhuriyeti inşa eden yeniliçiklere fayda sağlamıştır. Kürtler savaş meydanında ‘kahraman’ savaş sonrasında ‘yok’ sayılmıştır. Cumhuriyet büyük bir inkar üzerine inşa edilirken Kürtler yorgunluk dönemini atlatıp yeniden toparlanmak için çeşitli organizasyonlar ve etkinlikler gerçekleştirecekti.

Cumhuriyetin hem kimliksel hemde dini açıdan Kürtlerin üzerine gelmesi, Kürt toplumunda büyük rahatsızlık meydana getirmeye başladı. Azadi Teşkilatı büyük çaplı bir ayaklanmaya hazırlanıyordu. Bu ayaklanma Yusuf Ziya Bey ve Cibranlı Halit Bey liderliğinde örgütleniyor ve genişleniyordu. Şeyh Said Efendi’de bu teşkilata tabidir. Kürtler eski statüleri kazanmak için kolları sıvamaya başlamıştı. Cumhuriyetçiler Kürtleri ‘anlamak’ yerine ‘Lozan’da sağladıkları başarının vermiş olduğu kibirle hareket etmekteydiler. Lozan Antlaşmasında, Uluslararası Toplum, Kürtleri yüz üstü bir başına bırakmıştı…

Yeni ”Devletin” Kürtlere bakışı yıkılan İmparatorluktan ‘farksız’ olmayacak şiddet aynı şekilde sürecekti. Kürtlerin hak ve hukuk mücadeleleri büyük bir şiddetle bastırılacak Kürtlerin öncü kadroları dar ağaçlarına çekilecekti. Kürtler hakkında rapolar hazırlandı, yeniden techir ve asimilasyon politikaları hayata geçirildi. Kürtler bir şekilde ‘Bir Kıvılcımla’ direnmeye devam etti…

Azadi Örgütü, Şeyh Said Ayaklanması, Ağrı İsyanı bu dönemlere denk gelirken yüzbinlerce Kürd acımasızca katledildi…Yüzbinlercesi sürgün edildi…

Türkiye ‘YENİ’ bir seçime doğru giderken ‘YENİ OSMANLI’ ve ‘Cumhuriyetçiler’ arasında ”Kürt Sorunu” farklı bir boyut kazandı. Cumhuriyetçiler, Kürt sorununa değinirken ‘YENİ OSMANLICILAR’ Kürt sorununu bitirdikdiklerini dile getirmekteler.

Kürtleri ”millet” olarak değil ‘Türklüğü’ oluşturan bir azınlık olarak görmek inkarın en yalın halidir. ‘TEK MİLLET’ söylemi samimi bir söylem olmamakla beraber ahlaki bir söylem de değildir. ‘TEK MİLLET’ politikasının amacı ‘TÜRK MERKEZLİ’ hayatı yeniden inşa etmektir. Kürtler anayasal düzey de temsil hakkına sahip olmayacak, kültür ve dilleri üzerinde baskılar sürecek, kimlikleri inkar edilecek. ‘TEK MİLLET’ tasavvuru bundan ibarettir.

Türkiye ‘YENİ’ bir viraja girerken, Türklerin Kürtlerle olan ‘Sorunu’ demokrasi ve ahlak sorunudur. Uzun vadeli demokratik bir tavır iki milleti karşılıklı anlayışa sevk ettirecek en sahi yoldur.

 

DİPNOT:

Wadie Jwadieh  “Kurdish National Movement, Its Origins and Development”

Etiketler: / / / / / / / / / /

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ