Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,29 / Satış: 5,31
€ EURO → Alış: 6,00 / Satış: 6,03

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?
  • 18.06.2018

24 Haziran seçimlerinden ötürü sık sık Kürt şehirlerinde halka ‘Sorunu onlar başlattı.Biz bitirdik’ propagandası yapılıyor. AKP’nin CHP’ye yönelik propaganda temelini bu oluşturuyor. Peki Tarih ne diyor?

 

 

 

 

 

N.A Rojki 

 

Herhangi birinin ‘tarafını’ tutmak bizim işimiz değil. Rasyonel bir şekil de konuya değinelim;

  • Kurdistan bir birinden bağımsız beyliklerle idare edilmekteydi. Osmanlı’yla ilk ciddi ittifak Çaldıran Savaşında gerçekleştirildi. Kurdistan’ın iç işlerine kimse karışmayacak iki taraftan birine saldırı olursa karşılıklı yardıma gelinecekti.
  • Bu antlaşma uzun yıllar sürdü. Belirli başlı savaşlar yaşandı Osmanlıyla Kürtler arasında fakat antlaşma bozulmadı. Statü olduğu gibi devam etti.
  • Kurdistan statüsünü ortadan kaldıran Osmanlı Padişahı II. Mahmut’dur. (1808-1839)
  • II.Mahmut’un Kurdistan’ın statüsünü ortadan kaldırmasıyla birlikte Özerk Yönetimler merkezi yönetime bağlanmıştır. Kürt Beylerinin sürgün fermanları imzalanmış,çoğu aileleriyle beraber sürgün edilmiştir.
  • Osmanlı ve Türklerin, Kürtlerle olan ‘Sorunu’ II.Mahmut’un fitne ateşini yakmasıyla başlamıştır.
  • II.Mahmut’tan sonra tahta geçen Sultan Abdulmecid döneminde yayımladığı Tanzimat Fermanından sonra Kürtler iyice kuşatıldı.
  • Cizre Beyi, Bedirxan Bey’in isyanı bu sebeple gerçekleşmiştir. Cumhuriyet ilanına kadar onlarca isyan gerçekleşecektir. Cumhuriyet ilanından önce son isyan Ali Şer (Dersim) isyanıdır.
  • II.Abdulhamit dönemi Kürtlerin tüm güçlerini yitirip kaderlerine terk edildiği dönemdir. Belirli başlı ailelerden çocuklar okutuldu halk eğitimsiz ve aç bırakıldı. Hamidiye Alayları ilan edildi. Bu alaylar daha sonra mazlum Kürtlere zorbalık yaptı.Said-i Kurdi bu sebeple Abdulhamit’e muhalif olmuş kendisini ‘Haydut’ olarak nitelemiştir. Hamidiye Alayları Ermeni tehcirinde de etkili oldu.
  • Kürtlere yönelik ‘Tehcir ve Asimilasyon’ politikalarının mimarı Sultan Mehmet V (Sultan Reşad)’dır. ) Sultan Reşat, Kürtlerle ilgili ‘Tehcir’ raporu hazırladı. Bu rapora göre Kürtler, Batı Anadolu’ya göç ettirilecek. Gittikleri her şehir de Kürt nüfusu %3-5’i geçmeyecek şekilde planlama yapılmıştır. Fakat dönemin ağır şartları sonucunda göç ettirilen yaklaşık 1 milyon kişi ne yazık ki hastalık ve açlıktan ötürü hayatını kaybetmiştir. Buna bir nevi kasıtlı soykırım da denilebilir.
  • Sultan Reşad, Kürtlerin ‘Türk’ şehirlerinde iskan edilerek asimile edilmesini tek çare olarak gördü. Kürtler, Türk yoğunluklu şehirlere dağınık şekilde yerleştirilerek ve anadilleri unutturulacaktı. Günümüz de Batı Anadolu’da yaşayan Kürtlerin bir çoğu Sultan Reşad döneminde sürgün edilmişlerdir. Kısmen ‘asimile’ olsalar bile çoğunluk asimile olmamıştır.
  • Sultan Reşad döneminde Bitlis İsyanı çok kanlı ve zalimane bir şekilde bastırılmıştır. Sultan Reşad’ın ismi günümüz de bile çok kötü anılmaktadır.

Osmanlı Döneminde Kürt İsyanlarını sıralayacak olursak;

Babanzade Abdurrahman Paşa İsyanı (1806-1808, Süleymaniye)

Babanzade Ahmet Paşa İsyanı (1812, Süleymaniye)

Zaza Aşiretleri İsyanı (1818-1820, Dersim)

Revaduz Yezidi İsyanı (1830-1833, Hakkari ve çevresi)

Mir Muhammet İsyanı (1832-1833, Soran)

Kör Mehmet Paşa İsyanı (1830-1833, Erbil, Musul, Şirvan)

Xerzan İsyanı (1839, Diyarbakır)

Bedirhan Bey İsyanı (1843-1847, Hakkari ve çevresi)

Yezdan İzzettin Şer İsyanı (1855, Bitlis)

Bedirhan Osman Paşa İsyanı (1877-1878, Cizre ve Midyat)

Şeyh Ubeydullah İsyanı (1880, Hakkari ve Şemdinli)

Emin Ali Bedirhan İsyanı (1889, Erzincan)

Bedirhani Halil ve Ali Remo İsyanı (1912, Mardin)

Molla Selim ve Şeyh Şehabettin İsyanı (1913-1914, Bitlis)

Koçgiri İsyanı (6 Mart 1921 Alişer)

Çatırdayan Osmanlı İmparatorluğu – Jön Türkler

1900-1918 Osmanlı İmparatorluğunun tarih olma sürecidir. Bir tarafta gelenekçiler diğer tarafta yenilikçiler iktidarı ele geçirmek için mücadele yürütürken iki tarafında Kürtlere bakış açısı aynıydı. ‘Türk merkezli’ yeni bir düzen kurmak. Bu düzen de Kürtler yer almayacaktı. Kürtler sadece ‘savaş’ aracı olarak görülmüştür. Kürtlerin dağınık olmaları, Cumhuriyeti inşa eden yeniliçiklere fayda sağlamıştır. Kürtler savaş meydanında ‘kahraman’ savaş sonrasında ‘yok’ sayılmıştır. Cumhuriyet büyük bir inkar üzerine inşa edilirken Kürtler yorgunluk dönemini atlatıp yeniden toparlanmak için çeşitli organizasyonlar ve etkinlikler gerçekleştirecekti.

Cumhuriyetin hem kimliksel hemde dini açıdan Kürtlerin üzerine gelmesi, Kürt toplumunda büyük rahatsızlık meydana getirmeye başladı. Azadi Teşkilatı büyük çaplı bir ayaklanmaya hazırlanıyordu. Bu ayaklanma Yusuf Ziya Bey ve Cibranlı Halit Bey liderliğinde örgütleniyor ve genişleniyordu. Şeyh Said Efendi’de bu teşkilata tabidir. Kürtler eski statüleri kazanmak için kolları sıvamaya başlamıştı. Cumhuriyetçiler Kürtleri ‘anlamak’ yerine ‘Lozan’da sağladıkları başarının vermiş olduğu kibirle hareket etmekteydiler. Lozan Antlaşmasında, Uluslararası Toplum, Kürtleri yüz üstü bir başına bırakmıştı…

Yeni ”Devletin” Kürtlere bakışı yıkılan İmparatorluktan ‘farksız’ olmayacak şiddet aynı şekilde sürecekti. Kürtlerin hak ve hukuk mücadeleleri büyük bir şiddetle bastırılacak Kürtlerin öncü kadroları dar ağaçlarına çekilecekti. Kürtler hakkında rapolar hazırlandı, yeniden techir ve asimilasyon politikaları hayata geçirildi. Kürtler bir şekilde ‘Bir Kıvılcımla’ direnmeye devam etti…

Azadi Örgütü, Şeyh Said Ayaklanması, Ağrı İsyanı bu dönemlere denk gelirken yüzbinlerce Kürd acımasızca katledildi…Yüzbinlercesi sürgün edildi…

Türkiye ‘YENİ’ bir seçime doğru giderken ‘YENİ OSMANLI’ ve ‘Cumhuriyetçiler’ arasında ”Kürt Sorunu” farklı bir boyut kazandı. Cumhuriyetçiler, Kürt sorununa değinirken ‘YENİ OSMANLICILAR’ Kürt sorununu bitirdikdiklerini dile getirmekteler.

Kürtleri ”millet” olarak değil ‘Türklüğü’ oluşturan bir azınlık olarak görmek inkarın en yalın halidir. ‘TEK MİLLET’ söylemi samimi bir söylem olmamakla beraber ahlaki bir söylem de değildir. ‘TEK MİLLET’ politikasının amacı ‘TÜRK MERKEZLİ’ hayatı yeniden inşa etmektir. Kürtler anayasal düzey de temsil hakkına sahip olmayacak, kültür ve dilleri üzerinde baskılar sürecek, kimlikleri inkar edilecek. ‘TEK MİLLET’ tasavvuru bundan ibarettir.

Türkiye ‘YENİ’ bir viraja girerken, Türklerin Kürtlerle olan ‘Sorunu’ demokrasi ve ahlak sorunudur. Uzun vadeli demokratik bir tavır iki milleti karşılıklı anlayışa sevk ettirecek en sahi yoldur.

 

DİPNOT:

Wadie Jwadieh  “Kurdish National Movement, Its Origins and Development”

Etiketler: / / / / / / / / / /

Seyyahların gözüyle  Bitlis ahalisi ve giyim kuşamları, 1600 -1900
‘Bitlis çarşısının üzeri örgülü hasır halılar ve kuru dallarla örtülmüş dar sokaklardan oluşmakta. Tezgahlar çok zengin meyve ve sebze çeşitleri...
Bitlis’in Deliklitaş’ı
’Bu Delikli Taş aynı zamanda bir pınardır’ diye yazmıştır Şerefxanê Bedlîs-î Farsça olarak Bitlis’te kaleme aldığı ve 1597 yılında tamamladığı...
Şerefxanê Bedlîsî ve Osmanlı Padişahı III.Murad minyatürü
Bitlis’in Kürt Hükümdarı Şerefxanê Bedlîsî (sağda ayakta) ve Osmanlı Padişahı III.Murad’ı gösteren minyatür.   ‪Şerefxanê Bedlîsî’nin babası Mir Şemseddin, Osmanlı’yla...
Bitlis Hizanlı Law Reşid ve Kemal Fevzi
Minarelerden yükselen ezan sesi, Bitlis Çarşısı’nda tatlı bir telaşın başlamasına neden olmuştu. Orucun son günüydü. Son iftar açılmış, son şerbetler...
Zorqlu Kürd? Zorq neresi ola?
1850 sonrası Bitlis ve civarından geçmiş bazı seyyahların anlatımları ile birlikte yayımlanmış bir gravürün altında Fransızca olarak ’guerrier Kurde de...
Bitlisli Said-i Kurdi ve Venezüellalı Rafael de Nogales
Çeşitli yayın organları ve platformlarda paylaşılan bir görsel için ‘Saidi Nursi’nin cephede çekilmiş fotoğrafı’ veya ‘Bediüzamman’ın Ruslara karşı savaşırken fotoğrafı’...
1882’deki Büyük Bitlis Yangını
Bitlis şehir merkezinde vuku bulmuş bir çok doğal felaket, sosyolojik ve siyasi hadiselere dair anlatımlar hep var olmuşlardır. Kıtlık, muhacirlik,...
1913 – Bir Bitlisli Kürd Bebek
Bu çeviri, rahibe Mary D. Uline’in Bitlis’ten Amerika’ya göndermiş olduğu bir mektubun içeriğine aittir. Bitlis Amerikan – Ermeni İlahiyat Kız...
1810’ların Bitlis’i ve Rahip Giuseppe Campanile
Bu çeviri, 1802 yılında Vatikan tarafından Musul’a gönderilen İtalyan rahip Giuseppe Campanile’nin (1762 – 1835), Kürdistan coğrafyasındaki onüç yıllık görevi...
Dersimli Kürd kızı Emê  ve  Harput Misyoner Okulu
Bu çeviri, Harput Amerikan İlahiyat Okulu’nda 1857 – 1893 yılları arasında idarecilik yapmış, Amerikalı misyoner çift Bay ve Bayan Crosby...
Gürcistan’ın Kürt Asıllı Prensesi, Eyyubilerin Ahlat Melikesi Tamta’nın Maceraları
  Kürt asıllı bir Ermeni-Gürcü prensesi olan Tamta (1195?-1254) 12. yüzyılın sonu ile 13. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, ömrünün son...
Bitlis Kürd Hanı’nın 1655’deki dillere destan kütüphanesi ve akıbeti
‘Ey vilayet halkı, kaçan hanın bu Van kuluna 200 kese borcu vardır ve 40 bin koyun Malazgird Beyi Mehmed beye...
Della Valle’nin 1617’deki mektubunda Bitlis Beyi ve Kürdler
  Bitlis tarihi içerikli yazılarda, yabancı batılı seyyahların bu şehre dair izlenim ve anlatımlarına hep değinilir. Yazdığı eserlerde Bitlis’e değinen...
Kürt-Osmanlı İttifakı Bağlamında; İdris-i Bitlisi
  İdris-i Bitlisî, 1452 (bazı kaynaklar da 1457) yılında Rojkan Kürt (Bitlis Hükümdarlığının) idari merkezi olan Bitlis şehrinde Hüsameddin Bitlisi’nin...
AHLAT’I YÖNETEN ”SÖKMENOĞULLARI” KÜRT MÜYDÜ?
  Daha Türkler gelmeden önce Azerbaycan’da, Kürdistan’da, Ermenistan ve Gürcistan’ın doğu ve güney bölümlerinde Rewadi, Merwani ve Şeddadi Kürt devletleri...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ