Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,34 / Satış: 5,36
€ EURO → Alış: 6,05 / Satış: 6,08

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?

”Kürt Sorunu” Kiminle Başladı?
  • 18.06.2018
  • 10.002 kez okundu

24 Haziran seçimlerinden ötürü sık sık Kürt şehirlerinde halka ‘Sorunu onlar başlattı.Biz bitirdik’ propagandası yapılıyor. AKP’nin CHP’ye yönelik propaganda temelini bu oluşturuyor. Peki Tarih ne diyor?

 

 

 

 

 

N.A Rojki 

 

Herhangi birinin ‘tarafını’ tutmak bizim işimiz değil. Rasyonel bir şekil de konuya değinelim;

  • Kurdistan bir birinden bağımsız beyliklerle idare edilmekteydi. Osmanlı’yla ilk ciddi ittifak Çaldıran Savaşında gerçekleştirildi. Kurdistan’ın iç işlerine kimse karışmayacak iki taraftan birine saldırı olursa karşılıklı yardıma gelinecekti.
  • Bu antlaşma uzun yıllar sürdü. Belirli başlı savaşlar yaşandı Osmanlıyla Kürtler arasında fakat antlaşma bozulmadı. Statü olduğu gibi devam etti.
  • Kurdistan statüsünü ortadan kaldıran Osmanlı Padişahı II. Mahmut’dur. (1808-1839)
  • II.Mahmut’un Kurdistan’ın statüsünü ortadan kaldırmasıyla birlikte Özerk Yönetimler merkezi yönetime bağlanmıştır. Kürt Beylerinin sürgün fermanları imzalanmış,çoğu aileleriyle beraber sürgün edilmiştir.
  • Osmanlı ve Türklerin, Kürtlerle olan ‘Sorunu’ II.Mahmut’un fitne ateşini yakmasıyla başlamıştır.
  • II.Mahmut’tan sonra tahta geçen Sultan Abdulmecid döneminde yayımladığı Tanzimat Fermanından sonra Kürtler iyice kuşatıldı.
  • Cizre Beyi, Bedirxan Bey’in isyanı bu sebeple gerçekleşmiştir. Cumhuriyet ilanına kadar onlarca isyan gerçekleşecektir. Cumhuriyet ilanından önce son isyan Ali Şer (Dersim) isyanıdır.
  • II.Abdulhamit dönemi Kürtlerin tüm güçlerini yitirip kaderlerine terk edildiği dönemdir. Belirli başlı ailelerden çocuklar okutuldu halk eğitimsiz ve aç bırakıldı. Hamidiye Alayları ilan edildi. Bu alaylar daha sonra mazlum Kürtlere zorbalık yaptı.Said-i Kurdi bu sebeple Abdulhamit’e muhalif olmuş kendisini ‘Haydut’ olarak nitelemiştir. Hamidiye Alayları Ermeni tehcirinde de etkili oldu.
  • Kürtlere yönelik ‘Tehcir ve Asimilasyon’ politikalarının mimarı Sultan Mehmet V (Sultan Reşad)’dır. ) Sultan Reşat, Kürtlerle ilgili ‘Tehcir’ raporu hazırladı. Bu rapora göre Kürtler, Batı Anadolu’ya göç ettirilecek. Gittikleri her şehir de Kürt nüfusu %3-5’i geçmeyecek şekilde planlama yapılmıştır. Fakat dönemin ağır şartları sonucunda göç ettirilen yaklaşık 1 milyon kişi ne yazık ki hastalık ve açlıktan ötürü hayatını kaybetmiştir. Buna bir nevi kasıtlı soykırım da denilebilir.
  • Sultan Reşad, Kürtlerin ‘Türk’ şehirlerinde iskan edilerek asimile edilmesini tek çare olarak gördü. Kürtler, Türk yoğunluklu şehirlere dağınık şekilde yerleştirilerek ve anadilleri unutturulacaktı. Günümüz de Batı Anadolu’da yaşayan Kürtlerin bir çoğu Sultan Reşad döneminde sürgün edilmişlerdir. Kısmen ‘asimile’ olsalar bile çoğunluk asimile olmamıştır.
  • Sultan Reşad döneminde Bitlis İsyanı çok kanlı ve zalimane bir şekilde bastırılmıştır. Sultan Reşad’ın ismi günümüz de bile çok kötü anılmaktadır.

Osmanlı Döneminde Kürt İsyanlarını sıralayacak olursak;

Babanzade Abdurrahman Paşa İsyanı (1806-1808, Süleymaniye)

Babanzade Ahmet Paşa İsyanı (1812, Süleymaniye)

Zaza Aşiretleri İsyanı (1818-1820, Dersim)

Revaduz Yezidi İsyanı (1830-1833, Hakkari ve çevresi)

Mir Muhammet İsyanı (1832-1833, Soran)

Kör Mehmet Paşa İsyanı (1830-1833, Erbil, Musul, Şirvan)

Xerzan İsyanı (1839, Diyarbakır)

Bedirhan Bey İsyanı (1843-1847, Hakkari ve çevresi)

Yezdan İzzettin Şer İsyanı (1855, Bitlis)

Bedirhan Osman Paşa İsyanı (1877-1878, Cizre ve Midyat)

Şeyh Ubeydullah İsyanı (1880, Hakkari ve Şemdinli)

Emin Ali Bedirhan İsyanı (1889, Erzincan)

Bedirhani Halil ve Ali Remo İsyanı (1912, Mardin)

Molla Selim ve Şeyh Şehabettin İsyanı (1913-1914, Bitlis)

Koçgiri İsyanı (6 Mart 1921 Alişer)

Çatırdayan Osmanlı İmparatorluğu – Jön Türkler

1900-1918 Osmanlı İmparatorluğunun tarih olma sürecidir. Bir tarafta gelenekçiler diğer tarafta yenilikçiler iktidarı ele geçirmek için mücadele yürütürken iki tarafında Kürtlere bakış açısı aynıydı. ‘Türk merkezli’ yeni bir düzen kurmak. Bu düzen de Kürtler yer almayacaktı. Kürtler sadece ‘savaş’ aracı olarak görülmüştür. Kürtlerin dağınık olmaları, Cumhuriyeti inşa eden yeniliçiklere fayda sağlamıştır. Kürtler savaş meydanında ‘kahraman’ savaş sonrasında ‘yok’ sayılmıştır. Cumhuriyet büyük bir inkar üzerine inşa edilirken Kürtler yorgunluk dönemini atlatıp yeniden toparlanmak için çeşitli organizasyonlar ve etkinlikler gerçekleştirecekti.

Cumhuriyetin hem kimliksel hemde dini açıdan Kürtlerin üzerine gelmesi, Kürt toplumunda büyük rahatsızlık meydana getirmeye başladı. Azadi Teşkilatı büyük çaplı bir ayaklanmaya hazırlanıyordu. Bu ayaklanma Yusuf Ziya Bey ve Cibranlı Halit Bey liderliğinde örgütleniyor ve genişleniyordu. Şeyh Said Efendi’de bu teşkilata tabidir. Kürtler eski statüleri kazanmak için kolları sıvamaya başlamıştı. Cumhuriyetçiler Kürtleri ‘anlamak’ yerine ‘Lozan’da sağladıkları başarının vermiş olduğu kibirle hareket etmekteydiler. Lozan Antlaşmasında, Uluslararası Toplum, Kürtleri yüz üstü bir başına bırakmıştı…

Yeni ”Devletin” Kürtlere bakışı yıkılan İmparatorluktan ‘farksız’ olmayacak şiddet aynı şekilde sürecekti. Kürtlerin hak ve hukuk mücadeleleri büyük bir şiddetle bastırılacak Kürtlerin öncü kadroları dar ağaçlarına çekilecekti. Kürtler hakkında rapolar hazırlandı, yeniden techir ve asimilasyon politikaları hayata geçirildi. Kürtler bir şekilde ‘Bir Kıvılcımla’ direnmeye devam etti…

Azadi Örgütü, Şeyh Said Ayaklanması, Ağrı İsyanı bu dönemlere denk gelirken yüzbinlerce Kürd acımasızca katledildi…Yüzbinlercesi sürgün edildi…

Türkiye ‘YENİ’ bir seçime doğru giderken ‘YENİ OSMANLI’ ve ‘Cumhuriyetçiler’ arasında ”Kürt Sorunu” farklı bir boyut kazandı. Cumhuriyetçiler, Kürt sorununa değinirken ‘YENİ OSMANLICILAR’ Kürt sorununu bitirdikdiklerini dile getirmekteler.

Kürtleri ”millet” olarak değil ‘Türklüğü’ oluşturan bir azınlık olarak görmek inkarın en yalın halidir. ‘TEK MİLLET’ söylemi samimi bir söylem olmamakla beraber ahlaki bir söylem de değildir. ‘TEK MİLLET’ politikasının amacı ‘TÜRK MERKEZLİ’ hayatı yeniden inşa etmektir. Kürtler anayasal düzey de temsil hakkına sahip olmayacak, kültür ve dilleri üzerinde baskılar sürecek, kimlikleri inkar edilecek. ‘TEK MİLLET’ tasavvuru bundan ibarettir.

Türkiye ‘YENİ’ bir viraja girerken, Türklerin Kürtlerle olan ‘Sorunu’ demokrasi ve ahlak sorunudur. Uzun vadeli demokratik bir tavır iki milleti karşılıklı anlayışa sevk ettirecek en sahi yoldur.

 

DİPNOT:

Wadie Jwadieh  “Kurdish National Movement, Its Origins and Development”

Etiketler: / / / / / / / / / /

Osmanlı Söylemi ve Bir Hegemonyayı Aklama – Kürdistan Sorunu
‘Tarihi, işlemediği biçimde yargılamak hakkına sahip değiliz ve böyle bir tavır bizi fazla bir yere ulaştırmaz. Ancak “olguların” oluş biçimleri...
Lord Kinross’un 1951 Bitlis ziyareti – Ahlat, Tatvan ve Deli Mito
‘Lord Kinross – Kutsal Anadolu Toprakları’ adı ile 2003 yılında Türkçe’ye çevirilmiş bir kitabı okurken, hem dili hem de tanımlamaları...
Silêmanê Kurd li Swêdê – Rohat Alakom
            Xebata lêkolerê kurd Rohat Alakom di derbarê yekem penaberê kurd ku di sala 1929an...
İsmet İnönü’ye Gönderilen Dersim-Ovacık Kürt Raporu
  Jön Türklerle başlayan ‘tek tipleştirme’ politikası Cumhuriyetin ilanıyla beraber ‘Kemalizm’ kimliği altında bütün Kürt coğrafyasını etkisi altına aldı.  ...
Sultan II.Abdulhamid’e Yönelik Suikast’e Karışan Bitlisli Ermeniler
  Sultan II.Abdulhamid’e karşı 21 Temmuz 1905 günü ‘Ermeni Devrimci Federasyonu’ tarafından Hamidiye Camii önünde bombalı suikast düzenlendi.    ...
Çin Seddi’nden Bitlis Kalesi’ni görmek
  Tarihine ve kültürüne değer vermeyen toplumların hallerini düşündüm.                 ‘Bitlis’in sembolü kalesidir’...
Kaniya Beqa
  Çend roj heye di êvar de heta sibê dengê beqan li kaniya beqan de dihat. Ji ber tîrsa ku...
Atatürk’e Gönderilen Raporlarda Alişer’in (Koçgiri) Şiirleri – BELGE
  Alişer, 1900-1937 yılları arasında önemli roller üstlenmiştir. Lider kişiliği yanı sıra Dersim bölgesinde halk tarafından çok sevilen bir kişi...
Bitlis’in sembolü (beş) minare değil, kalesidir
Bitlis’te beş minare olmadığı gibi, şehrin sembolü de kaledir.   Şehirlerin ya insan eliyle yapılmış yada doğal güzellikleri sayılan, bir...
Ebu Eyyub (Eyüp Sultan) Kardeşi Feyzullah Ensari’nin Türbesi Bitlis’te mi?
  Feyzullah EL-Ensari, Eyüp Sultan (Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb El-Ensarî)’nin kardeşi olduğu ‘rivayet’ edilir. Kürt Coğrafyasında...
1947 Tarihli ”Bitlis’te Kürtçülük Raporu” BELGE
  17.01.1947 tarihli bu belge Bitlis Valiliği tarafından dönemin İçişleri Bakanlığına çekilmiş. İçişleri Bakanlığı ise raporu C.H.P Genel Sekreterine aktarmıştır....
Unutulmuş Bilge Bir Kürdün Hikayesi
  Onunla ilk tanışmam, Santiago de Compostela Universitesi İspanyol Dili ve Kültürü kursunda olmuştu. Kursun yaz döneminde, kurs ögrencileri birer...
Bitlis’e patates ilk kez ne zaman ve kimler tarafından getirildi?
    Bitlis denince ilk akla gelenler genellikle tütün, bal, ceviz ve Büryan kebabı olur. Ancak temel ana tüketim ürünlerinden...
Bitlis Rojkili Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Kara Yusuf
          Bitlis Rojkili Kürd hükümdar Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Türkmen hükümdar Kara Yusuf   Baran Zeydanlıoğlu...
Orta Asya Kürtleri – Araştırma
  Orta Asya sınırlarına Kürtlerin ilk göçü 17’nci yüzyılda Safevi hükümdarı Şah Abbas’ın Türkmenlerden gelen saldırılara karşı kalkan görevi üstlenmesi...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ