Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,77 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,45 / Satış: 6,47

Hırvatların Kürtlüğü üzerine

Hırvatların Kürtlüğü üzerine
  • 11.07.2018

 

 

ABDULMELİK Ş. BEKİR

Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor.

Halkların kökenine ilişkin tartışmaların tarihi çok eskilere dayansa da bu, esas itibarıyla son 200 yılda milliyetçiliğin gelişimiyle birlikte yoğunluk kazanan bir husustur. Bu bağlamda “medeniyeti kendinden başlatma” ve birçok halkın kökenini kendine dayandıran tezlerin bolca işlendiğine tanık olundu.

Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair tartışmayı her duyduğumda bunu, “medeniyeti kendinden başlatma” naifliğinin yansıması olarak değerlendirerek, es geçtim. Ancak konuyu biraz araştırınca epey ön yargılı davrandığımın farkına vardım.

Son olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’ın Hırvat yani dolaylı olarak Kürt olduğuna ilişkin yoğunlukla sosyal medya üzerinden yürüyen tartışmalarla karşılaşınca konuya dair birkaç kelam etmenin faydalı olabileceğine kanaat getirdim.

İlk bilimsel çalışmalar

Birçok insanın bu tartışmadan habersiz olduğu ve yazıya epey şaşırdığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Çünkü Kürtler arasında böyle bir tartışma olmadığı gibi Kürt tarihçiler açısından da tartışılan ve kafa yorulan bir konu değil. Kürtler arasındaki tartışma, kısa bir haberin dışında elle tutulur tek bilgi tarihçi Soran Hemreş’in konuya ilişkin yazısıdır. Konuyu asıl tartışan ve Aryenik bir halk olduklarını ifade eden bizzat Hırvatlardır. İşin önemli bir yanı ise bu tartışmaların hiç de yeni olmamasıdır.

İlk olarak ne zaman başladığı bilinmeyen tartışmalara ilişkin ilk bilimsel çalışmanın 1797 yılında Hırvat araştırmacı Josip Mikoczy-Blumenthal’ın Royal Zagreb Akademisi tarafından yayınlanan doktora tezi kabul edilmektedir. Yani Hırvatların 220 yıl önce bu tezi tartışmaya açması. Teze göre, Hırvatlar İrani halklardan olan Medlerin öncülü Kasit, Hurri ve Sarmatilere dayanmaktadır.

Mikoczy-Blumenthal ile 1797 yılında başlayan tartışmalar 1918 yılına kadar kadar yeni çalışmalarla desteklenerek ve derinleştirilerek sürer. Prof. Zlatko Tomicic ve Dr. Andrija Zeljko Lovric tarafından “Eski İran’da Hırvatların Kökeni” üzerine 1998 yılında İran misyonunun desteğiyle düzenlenen bir sempozyumun sonuçlarının derlemesine dayanan aynı isimli kitapta, önemli bilgiler verilmektedir. Kitapta 1797 yılından Yugoslavya’nın kuruluşu olan 1918 yılına kadar 120 profesör, doktorun ve akademisyenin Hırvatistan ve başka yerlerde konuya ilişkin en az 249 kitap ve süreli yayınlarda bilimsel makale yazdığına yer veriliyor.

Yugoslavya’nın kuruluşu ve sansürler

1918 yılında Yugoslavya’nın kuruluşuyla birlikte Hırvatların kökenlerine ilişkin çalışmalar sansürlenir ve Mikoczy-Blumenthal tarafından 1797 yılında yazılan doktora tezi yok edilir. Hırvatların Aryenik kökenlerine ilişkin araştırmalar engellenirken, bu tarihten sonra (1918) Hırvatların Slav kökenli olduğuna dair tez ve araştırmalara ağırlık verilir. Yugoslavya’nın katı sansür ve yasakları nedeniyle tartışma ve araştırmaların uzun süre akamete uğrarken, konuya ilişkin yazılan tüm bilimsel çalışmalar toplanarak imha edilir. Bu konuda araştırma yapmak da suç sayılarak, dava konusu yapılır.

Bu süre zarfında Hırvat bilim insanı Prof. Dr. Stjepan Krizin Sakac’ın 19 araştırması Roma’daki Şarkiyat Enstitüsü tarafından yayınlanır. Yoguslavya’nın yasak ve baskıları nedeniyle çalışmalarını yurt dışında sürdüren Sakac, tüm çalışmalarında Hırvatların Aryenik kökenli olduğunu mitolojik, dini, lengüistik, kültürel ve tarihsel olarak kanıtlamaya çalışır.

Antropolojik çalışmalar

Dr. M. Rac ve Dr. S. Budimir tarafından “Hırvatların Antropolojisi” adıyla yapılan çalışmada Hırvatların 3/4’nün tipoloji olarak diğer Slav halklarından daha fazla Kürt ve Ermenilere yakın olduğunu belirtir.

Rac ve Budimir, çalışmada ayrıca Hırvatların kullandığı ev aletleri, mimari, evcilleştirdikleri hayvanlar, yetiştirdikleri bitkiler ve buna ilişkin literatürlerinin Avrupa ülkelerinden çok Doğu Asyalı atalarına benzediğini örneklerle kıyaslar.

Prof. M. Lovric, “Hırvatların Kökeni” isimli kitabında Hırvatların Aryenik kökenlerine ilişkin eski belgeleri sıraladıktan sonra, Batı İran’da (Bu günkü İran’nın Kürdistan eyaleti olarak bilinen bölge) 6-4. Yüzyıllarda Harauvatya ismi ile bir Pers eyaletinin olduğunu söyler. Lovric, iki Yunan yazıtında Karadeniz kıyılarındaki Hırvatların, tarihi belgelerde Horouathos, Horoathoi, Aryan Horites olarak geçtiğini ifade ediyor.

Konuya ilişkin yapılan çalışmaların tamamında Hırvatların Anadolu üzerinden Karadeniz kıyılarına ve oradan da Balkanlara ve Adriyatik denizinin doğu kıyılarına kademeli bir göç çeklinde geçtiği yönündedir.

Çalışmaların ortaklaştığı diğer bir husus ise Hırvat isminin eski İran ve Afganistan’da Sarasvati, Harahvaiti ve Haruavati, Ermenistan ve Kürdistan’da ise Hurrwuhê ve Hurravat (Hurri), Karadeniz’de Horouathos olarak ifade edildiği, Ortaçağ’da Harvati ve Horvati, günümüze ise Hrvati ve Hırvatistan olarak şekillendiği yönündedir.

Araştırmacılar, Hırvat isminin zamanla değişimini Kürtler üzerinden Kruat, Kurd ve Kurt kavramlarıyla kıyaslar. Diğer bir husus ise dil konusudur. Hırvatça, Hind-Avrupa dil ailesinin bir bölümü olan Slavca’ya dahildir. Ancak genel değerlendirme ise Hırvatların zamanla asimile olduğu ve eski dillerini unutarak Slavca yoğunluklu bir bölgeye yerleştiklerinden zamanla asimile oldukları yönündedir. Buna kanıt olarak da Hırvatlara ilişkin eski belgelerde yoğunca Mitani ve Hurri kökenli kelimelerin kullanılması gösterilmektedir.

Konuya ilişkin yapılan en detaylı araştırma Dr. M. N. Curic’e aittir. Curic, 190 Hırvat kabilelerinin Ortaçağ’a kadar kullandıkları isimlerini mercek altına alır. Curic, 190 kabile isminin çoğunun Mitani-Hurrilere ilişkin çivi yazısıyla yazılmış tabletlerdeki isimlerle benzer ya da aynısı olduğunu tespit ederek, yakın tarihli çok sayıda Hırvat soyadının da benzer nitelikler arz ettiğini ekler.

Prof. Dr. B. Gusic de ayrıntılı benzer çalışmasında Kasici, Kasazi, Kasogi, Kassegi, Cassitti gibi kabile isimlerini sıralayarak Aryeni bir halk olan “Kassit” ismiyle benzerlik kurar. Hırvatça’nın eski lehçeleri üzerine yapılan araştırmalarda da kelimelerin yüzde 49’nunun Silavca, yüzde 19’nun Pre-Slavca ve Kürtçe, Farsça, Peştuca gibi İrani dil ailesine ait olduğu tespit edilmiştir.

Hıristiyanlığın Katolik mezhebine bağlı olan Hırvatların birçok geleneğinde hala İrani halkların mitleri ve Mazdeizm inancının yoğun izlerinin olduğu, bu alanda araştırma yapan bilim insanlarının ortak değerlendirmelerinden biridir.

Görüldüğü üzere konu oldukça kapsamlı ve uzmanlık gerektiren bir mahiyette. Biraz araştırınca Hırvatların uzun yıllardır konuyu tartıştığı ve bu konuda ciddi bilimsel çalışmaların yapıldığı hemen göze çarpıyor. Ancak konuya ilişkin yazılan herhangi bir materyal henüz Kürtçe ya da Türkçeye çevrilmiş değil. Yugoslavya’nın yasaklaması üzerine 70 yıl boyunca sönümlenen araştırmaların, Hırvatistan’ın 1995 yılında bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte tekrar başlaması, bu tartışmanın gelecekte de daha çok kapımıza çıkacağına dalalettir.

Bizimkisi zaman zaman gündeme gelen konuya ilişkin bir gazeteci gözüyle ilgilisine az da olsa bilgi sunmaktır. Gerisi elbette tarihçilerin işidir.

 

Kaynak: Gazete Karınca internet sayfası

Bir Askerin Günlüğü ‘Dersim Soykırımı’
Çalışmalarını Almanya’da sürdüren tarihçi Zeynep Türkyılmaz Dersim’de 1938’te devlet eliyle yaşatılan vahşete dair önemli bir belgeyi paylaşıyor. Harekata katılan bir...
YÛSUF ZİYÂ el-HÂLİDÎ – El-Hediyyetü’l-Ḥamîdiyye fi’l-luġati’l-Kürdiyye
YÛSUF ZİYÂ el-HÂLİDÎ, ilk meclisin her iki devre çalışmalarına aktif biçimde katıldı ve Kānûn-ı Esâsî taraftarı ve istibdat karşıtı yönelimiyle...
Nasuh Paşa Bitlislilerin damadı idi
Bitlislilerin damadı olan Nasuh Paşa’nın adının verildiği ‘Nasuh Paşa Camii, 1920’ler, Amid (Kara-Amid) Diyarbekir. Nasuh Paşa da, diğer bir çok...
İsmail Beşikçi Vakfı’nda Bitlis tarihi üzerine panel
Di vê panelê de bi riya nivîsên Baran Zeydanlıoğlu yên di derbarê bajarê Bêdlîsê û paşeroja hikumdarên wê de dê...
Bitlis evleri ve kapı-pencere çevrelerinin beyaza boyanması geleneği
’Evler kare şeklinde kesilmiş pastel kırmızımsı taşlardan ve genellikle de iki katlı olarak inşa edilmişlerdi. Büyük bir taş ustalığı ve...
Bitlis – Kürdlerin tarihteki Buhara ve Semerkant’ı
16. ve 18. yüzyıl arasında Bitlis’in ilim irfan merkezleri olan medreseleri, aynı dönemde büyük bir şatafata sahip olan Semerkant ve...
İsmail Beşikçi Bitlis ve Ahalisi adlı kitabı yorumladı
Bitlis’in 19. yüzyıldaki toplumsal, ekonomik ve kültürel durumunu anlatan bir kitap var. Bitlis ve Ahalisi İsmail Beşikçi ‘Seyyahların Anlatımlarıyla Bitlis...
Osmanlı’da – Bitlis Kürd Beyliği’nde Kölelik ve Köle Pazarları
Köleliğin çok eski çağlardan beri var olduğu ve hemen hemen tüm kıtalarda 1800’lerin ortalarına kadar da yer aldığı bilinen bir...
BİTLİS SANA HASRET WILLIAM SAROYAN
William Saroyan ünlü bir Amerikalı Ermeni yazar. Hem Oscar’ı, hem Pulitzer’i olan tek adam. Kendini Bitlisli ve Amerikalı olarak görüyor....
Bitlis’te de lewendî ile dolaşılırdı
Her bir coğrafyanın, milletin ve toplumun kendine göre giyim kuşamları vardır. Bölgeden bölgeye değişiklik gösterdikleri gibi şehirler arası da bu...
Kürd Amazon Fatma Seher. Nam-ı diğer Erzurumlu Kara Fatma
Yakın dönem tarih ve savaş kahramanları anlatımlarında Kara Fatma adı ile karşımıza çıkan bir çok kadın bulunmaktadır. Değişik bölge, mıntıka...
ALÎŞÊR’İN MEKTUPLARI HAKKINDA DÜZELTME – Malmîsanij
Koçgirili Alişêr’in iki mektubu, Vate dergisinin 59. sayısında (Zimistan 2019) yayımlanmıştı. Oradaki metinlerin Osmanlıca olan asıllarını okuyunca transkripsiyonda bazı yanlışlar,...
Bitlis’in son beş yüzyıldaki nüfusu ve sakinleri. Kürdler, Ermeniler ve diğerleri
Binlerce yıllık tarihi bir yerleşim yeri olan kadim şehir Bitlis’in nüfusuna ve orada yaşamış kavimlere dair pek çok anlatım vardır....
Li ser Betlîsê û tarîxa Kurdan kitêbeke pir hêja
Baran Zeydanlıoğlu 11 roj berê, di 5ê mehê da kitêba xwe ” Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ” ji min ra...
Bitlis’te Kitap Tanıtımı, İmza ve Söyleşi Günü Düzenlendi
Yeni çıkan ‘Seyyahların anlatımlarıyla Bitlis ve Ahalisi’ adlı kitabın ilk tanıtım ve imza günü Bitlis’te gerçekleşti. Bitlis Düşünce ve Akademik...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ