Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,54 / Satış: 5,56
€ EURO → Alış: 6,14 / Satış: 6,16

Hırvatların Kürtlüğü üzerine

Hırvatların Kürtlüğü üzerine
  • 11.07.2018

 

 

ABDULMELİK Ş. BEKİR

Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor.

Halkların kökenine ilişkin tartışmaların tarihi çok eskilere dayansa da bu, esas itibarıyla son 200 yılda milliyetçiliğin gelişimiyle birlikte yoğunluk kazanan bir husustur. Bu bağlamda “medeniyeti kendinden başlatma” ve birçok halkın kökenini kendine dayandıran tezlerin bolca işlendiğine tanık olundu.

Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair tartışmayı her duyduğumda bunu, “medeniyeti kendinden başlatma” naifliğinin yansıması olarak değerlendirerek, es geçtim. Ancak konuyu biraz araştırınca epey ön yargılı davrandığımın farkına vardım.

Son olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’ın Hırvat yani dolaylı olarak Kürt olduğuna ilişkin yoğunlukla sosyal medya üzerinden yürüyen tartışmalarla karşılaşınca konuya dair birkaç kelam etmenin faydalı olabileceğine kanaat getirdim.

İlk bilimsel çalışmalar

Birçok insanın bu tartışmadan habersiz olduğu ve yazıya epey şaşırdığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Çünkü Kürtler arasında böyle bir tartışma olmadığı gibi Kürt tarihçiler açısından da tartışılan ve kafa yorulan bir konu değil. Kürtler arasındaki tartışma, kısa bir haberin dışında elle tutulur tek bilgi tarihçi Soran Hemreş’in konuya ilişkin yazısıdır. Konuyu asıl tartışan ve Aryenik bir halk olduklarını ifade eden bizzat Hırvatlardır. İşin önemli bir yanı ise bu tartışmaların hiç de yeni olmamasıdır.

İlk olarak ne zaman başladığı bilinmeyen tartışmalara ilişkin ilk bilimsel çalışmanın 1797 yılında Hırvat araştırmacı Josip Mikoczy-Blumenthal’ın Royal Zagreb Akademisi tarafından yayınlanan doktora tezi kabul edilmektedir. Yani Hırvatların 220 yıl önce bu tezi tartışmaya açması. Teze göre, Hırvatlar İrani halklardan olan Medlerin öncülü Kasit, Hurri ve Sarmatilere dayanmaktadır.

Mikoczy-Blumenthal ile 1797 yılında başlayan tartışmalar 1918 yılına kadar kadar yeni çalışmalarla desteklenerek ve derinleştirilerek sürer. Prof. Zlatko Tomicic ve Dr. Andrija Zeljko Lovric tarafından “Eski İran’da Hırvatların Kökeni” üzerine 1998 yılında İran misyonunun desteğiyle düzenlenen bir sempozyumun sonuçlarının derlemesine dayanan aynı isimli kitapta, önemli bilgiler verilmektedir. Kitapta 1797 yılından Yugoslavya’nın kuruluşu olan 1918 yılına kadar 120 profesör, doktorun ve akademisyenin Hırvatistan ve başka yerlerde konuya ilişkin en az 249 kitap ve süreli yayınlarda bilimsel makale yazdığına yer veriliyor.

Yugoslavya’nın kuruluşu ve sansürler

1918 yılında Yugoslavya’nın kuruluşuyla birlikte Hırvatların kökenlerine ilişkin çalışmalar sansürlenir ve Mikoczy-Blumenthal tarafından 1797 yılında yazılan doktora tezi yok edilir. Hırvatların Aryenik kökenlerine ilişkin araştırmalar engellenirken, bu tarihten sonra (1918) Hırvatların Slav kökenli olduğuna dair tez ve araştırmalara ağırlık verilir. Yugoslavya’nın katı sansür ve yasakları nedeniyle tartışma ve araştırmaların uzun süre akamete uğrarken, konuya ilişkin yazılan tüm bilimsel çalışmalar toplanarak imha edilir. Bu konuda araştırma yapmak da suç sayılarak, dava konusu yapılır.

Bu süre zarfında Hırvat bilim insanı Prof. Dr. Stjepan Krizin Sakac’ın 19 araştırması Roma’daki Şarkiyat Enstitüsü tarafından yayınlanır. Yoguslavya’nın yasak ve baskıları nedeniyle çalışmalarını yurt dışında sürdüren Sakac, tüm çalışmalarında Hırvatların Aryenik kökenli olduğunu mitolojik, dini, lengüistik, kültürel ve tarihsel olarak kanıtlamaya çalışır.

Antropolojik çalışmalar

Dr. M. Rac ve Dr. S. Budimir tarafından “Hırvatların Antropolojisi” adıyla yapılan çalışmada Hırvatların 3/4’nün tipoloji olarak diğer Slav halklarından daha fazla Kürt ve Ermenilere yakın olduğunu belirtir.

Rac ve Budimir, çalışmada ayrıca Hırvatların kullandığı ev aletleri, mimari, evcilleştirdikleri hayvanlar, yetiştirdikleri bitkiler ve buna ilişkin literatürlerinin Avrupa ülkelerinden çok Doğu Asyalı atalarına benzediğini örneklerle kıyaslar.

Prof. M. Lovric, “Hırvatların Kökeni” isimli kitabında Hırvatların Aryenik kökenlerine ilişkin eski belgeleri sıraladıktan sonra, Batı İran’da (Bu günkü İran’nın Kürdistan eyaleti olarak bilinen bölge) 6-4. Yüzyıllarda Harauvatya ismi ile bir Pers eyaletinin olduğunu söyler. Lovric, iki Yunan yazıtında Karadeniz kıyılarındaki Hırvatların, tarihi belgelerde Horouathos, Horoathoi, Aryan Horites olarak geçtiğini ifade ediyor.

Konuya ilişkin yapılan çalışmaların tamamında Hırvatların Anadolu üzerinden Karadeniz kıyılarına ve oradan da Balkanlara ve Adriyatik denizinin doğu kıyılarına kademeli bir göç çeklinde geçtiği yönündedir.

Çalışmaların ortaklaştığı diğer bir husus ise Hırvat isminin eski İran ve Afganistan’da Sarasvati, Harahvaiti ve Haruavati, Ermenistan ve Kürdistan’da ise Hurrwuhê ve Hurravat (Hurri), Karadeniz’de Horouathos olarak ifade edildiği, Ortaçağ’da Harvati ve Horvati, günümüze ise Hrvati ve Hırvatistan olarak şekillendiği yönündedir.

Araştırmacılar, Hırvat isminin zamanla değişimini Kürtler üzerinden Kruat, Kurd ve Kurt kavramlarıyla kıyaslar. Diğer bir husus ise dil konusudur. Hırvatça, Hind-Avrupa dil ailesinin bir bölümü olan Slavca’ya dahildir. Ancak genel değerlendirme ise Hırvatların zamanla asimile olduğu ve eski dillerini unutarak Slavca yoğunluklu bir bölgeye yerleştiklerinden zamanla asimile oldukları yönündedir. Buna kanıt olarak da Hırvatlara ilişkin eski belgelerde yoğunca Mitani ve Hurri kökenli kelimelerin kullanılması gösterilmektedir.

Konuya ilişkin yapılan en detaylı araştırma Dr. M. N. Curic’e aittir. Curic, 190 Hırvat kabilelerinin Ortaçağ’a kadar kullandıkları isimlerini mercek altına alır. Curic, 190 kabile isminin çoğunun Mitani-Hurrilere ilişkin çivi yazısıyla yazılmış tabletlerdeki isimlerle benzer ya da aynısı olduğunu tespit ederek, yakın tarihli çok sayıda Hırvat soyadının da benzer nitelikler arz ettiğini ekler.

Prof. Dr. B. Gusic de ayrıntılı benzer çalışmasında Kasici, Kasazi, Kasogi, Kassegi, Cassitti gibi kabile isimlerini sıralayarak Aryeni bir halk olan “Kassit” ismiyle benzerlik kurar. Hırvatça’nın eski lehçeleri üzerine yapılan araştırmalarda da kelimelerin yüzde 49’nunun Silavca, yüzde 19’nun Pre-Slavca ve Kürtçe, Farsça, Peştuca gibi İrani dil ailesine ait olduğu tespit edilmiştir.

Hıristiyanlığın Katolik mezhebine bağlı olan Hırvatların birçok geleneğinde hala İrani halkların mitleri ve Mazdeizm inancının yoğun izlerinin olduğu, bu alanda araştırma yapan bilim insanlarının ortak değerlendirmelerinden biridir.

Görüldüğü üzere konu oldukça kapsamlı ve uzmanlık gerektiren bir mahiyette. Biraz araştırınca Hırvatların uzun yıllardır konuyu tartıştığı ve bu konuda ciddi bilimsel çalışmaların yapıldığı hemen göze çarpıyor. Ancak konuya ilişkin yazılan herhangi bir materyal henüz Kürtçe ya da Türkçeye çevrilmiş değil. Yugoslavya’nın yasaklaması üzerine 70 yıl boyunca sönümlenen araştırmaların, Hırvatistan’ın 1995 yılında bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte tekrar başlaması, bu tartışmanın gelecekte de daha çok kapımıza çıkacağına dalalettir.

Bizimkisi zaman zaman gündeme gelen konuya ilişkin bir gazeteci gözüyle ilgilisine az da olsa bilgi sunmaktır. Gerisi elbette tarihçilerin işidir.

 

Kaynak: Gazete Karınca internet sayfası

Li ser Betlîsê û tarîxa Kurdan kitêbeke pir hêja
Baran Zeydanlıoğlu 11 roj berê, di 5ê mehê da kitêba xwe ” Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ” ji min ra...
Bitlis’te Kitap Tanıtımı, İmza ve Söyleşi Günü Düzenlendi
Yeni çıkan ‘Seyyahların anlatımlarıyla Bitlis ve Ahalisi’ adlı kitabın ilk tanıtım ve imza günü Bitlis’te gerçekleşti. Bitlis Düşünce ve Akademik...
Koçgirili Alişer’in İki Mektubu
 Birinci Dünya Savaşı’ndan Osmanlı Devleti yenik, İtilaf Devletleri galip çıktı. 1918 yılında İstanbul’da Kurdistan Teali Cemiyeti (KTC) kuruldu. Cemiyetin başkanı...
Kitap Duyurusu – Seyyahların Anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ
’Seyyahların anlatımlarıyla BİTLİS ve AHALİSİ’ adlı kitap, yakında DARA YAYINLARI’ndan çıkıyor.           360 sayfadan oluşan ve...
Prenses Tamta – Ahlat’ın Kürd – Ermeni – Gürcü Melikesi
18 Mayıs 2019 tarihinde Tel Aviv’de gerçekleşen Eurovision Şarkı Yarışması’nda Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Tamta adlı bayan bir şarkıcı temsil etti. Bu...
Arnavutluk’un İskender Bey’i, Bitlis’in Şerif Bey’i
Arnavutluk’un başkenti Tiran’ı ziyaretimde, havanın yağmurlu olmasını fırsat bilerek Milli Kütüphane olan Biblioteka Kombëtare binasını ziyaret ettim. Hem arşivlerini incelemek hem...
Bitlisli Kürd Zaro Ağa da 1931 yılında Liverpool’da futbol oynadı
İngiliz futbol takımı Liverpool’un Barselona futbol takımını dün akşam Liverpool Anfield stadyumunda 4-0 yenmesi ile biten o tarihi maç, dünyanın...
1914 Tarihli Bitlis İsyanının Osmanlı Arşiv Belgelerindeki Yansımaları – Cezalar, Mükâfatlar
1914 yılının ilk aylarında İttihat ve Terakki yönetimine karşı Bitlis’te bir isyan meydana gelmişti. Ayaklanmanın liderleri, Hizan bölgesinin tanınmış dini...
Kürt Şarkılarında Ermeni Dostluğu / Gülizar’ın Feryadı
Kürt ve Ermeni ilişkileri tarihinde dikkat çeken önemli olaylardan birisi de 1889 yılında Ermeni kızı Gülizar’ın Kürt aşiret lideri Hacı...
Nivîskarno! Zarokên Me Heyf in
Ji ber ku min çîrokeke zarokan a sosret xwend, mecbûr mam ku vê gotarê binivîsim. Lewra zarokên me heyf in,...
Malazgirt savaşı ve Kürtler
Bu Savaş, Türklere Anadolu’nun kapılarını açmak için değil, amacı Malazgirt ve Ahlat’tan Rey ve Hemedan’a kadar olan İslam topraklarını ele...
1510’ların Bitlis’ini, Van Gölü çevresini ve Van’ı anlatan İtalyan tüccar
İtalyan bir tüccarın 16. yüzyılda kaleme aldığı anlatımından, kendisinin 1507 yılında Şah İsmail’in ordusu ile birlikte Erzincan’a geldiğini öğreniyoruz. Kırk...
Bitlis’in tarihi mahalleleri ve yerli aileleri
’Bu şehrin büyüleyiciliğini dün akşam vadiden geçerken hissetmiştim, ancak bu sabah gördüklerimden sonra, buranın yapısı ve konumlandırılması itibari ile Batı...
Şerefxanê Bedlîsî – Yaşamı ve Eserleri
Şerefxanê Bedlîsî, 25 Şubat 1543 yılında Mir Şemseddin’in oğlu olarak İran’ın Kerehrud şehrinde dünyaya geldi. Çocukluk yılları Safevi devletinde geçti....
Selahaddin Eyyubi’nin kendi kaleminden Kürdler ve hayatı
İskenderiye Kütüphanesinde bulunan Selahattin Eyyubi’nin el yazması günlüğü, Fransız kadın yazar Genevieve Chauvel tarafından romanlaştırılmış. Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ