Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,52 / Satış: 8,55
€ EURO → Alış: 10,09 / Satış: 10,13

Hırvatların Kürtlüğü üzerine

Hırvatların Kürtlüğü üzerine
  • 11.07.2018

 

 

ABDULMELİK Ş. BEKİR

Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor.

Halkların kökenine ilişkin tartışmaların tarihi çok eskilere dayansa da bu, esas itibarıyla son 200 yılda milliyetçiliğin gelişimiyle birlikte yoğunluk kazanan bir husustur. Bu bağlamda “medeniyeti kendinden başlatma” ve birçok halkın kökenini kendine dayandıran tezlerin bolca işlendiğine tanık olundu.

Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair tartışmayı her duyduğumda bunu, “medeniyeti kendinden başlatma” naifliğinin yansıması olarak değerlendirerek, es geçtim. Ancak konuyu biraz araştırınca epey ön yargılı davrandığımın farkına vardım.

Son olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’ın Hırvat yani dolaylı olarak Kürt olduğuna ilişkin yoğunlukla sosyal medya üzerinden yürüyen tartışmalarla karşılaşınca konuya dair birkaç kelam etmenin faydalı olabileceğine kanaat getirdim.

İlk bilimsel çalışmalar

Birçok insanın bu tartışmadan habersiz olduğu ve yazıya epey şaşırdığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Çünkü Kürtler arasında böyle bir tartışma olmadığı gibi Kürt tarihçiler açısından da tartışılan ve kafa yorulan bir konu değil. Kürtler arasındaki tartışma, kısa bir haberin dışında elle tutulur tek bilgi tarihçi Soran Hemreş’in konuya ilişkin yazısıdır. Konuyu asıl tartışan ve Aryenik bir halk olduklarını ifade eden bizzat Hırvatlardır. İşin önemli bir yanı ise bu tartışmaların hiç de yeni olmamasıdır.

İlk olarak ne zaman başladığı bilinmeyen tartışmalara ilişkin ilk bilimsel çalışmanın 1797 yılında Hırvat araştırmacı Josip Mikoczy-Blumenthal’ın Royal Zagreb Akademisi tarafından yayınlanan doktora tezi kabul edilmektedir. Yani Hırvatların 220 yıl önce bu tezi tartışmaya açması. Teze göre, Hırvatlar İrani halklardan olan Medlerin öncülü Kasit, Hurri ve Sarmatilere dayanmaktadır.

Mikoczy-Blumenthal ile 1797 yılında başlayan tartışmalar 1918 yılına kadar kadar yeni çalışmalarla desteklenerek ve derinleştirilerek sürer. Prof. Zlatko Tomicic ve Dr. Andrija Zeljko Lovric tarafından “Eski İran’da Hırvatların Kökeni” üzerine 1998 yılında İran misyonunun desteğiyle düzenlenen bir sempozyumun sonuçlarının derlemesine dayanan aynı isimli kitapta, önemli bilgiler verilmektedir. Kitapta 1797 yılından Yugoslavya’nın kuruluşu olan 1918 yılına kadar 120 profesör, doktorun ve akademisyenin Hırvatistan ve başka yerlerde konuya ilişkin en az 249 kitap ve süreli yayınlarda bilimsel makale yazdığına yer veriliyor.

Yugoslavya’nın kuruluşu ve sansürler

1918 yılında Yugoslavya’nın kuruluşuyla birlikte Hırvatların kökenlerine ilişkin çalışmalar sansürlenir ve Mikoczy-Blumenthal tarafından 1797 yılında yazılan doktora tezi yok edilir. Hırvatların Aryenik kökenlerine ilişkin araştırmalar engellenirken, bu tarihten sonra (1918) Hırvatların Slav kökenli olduğuna dair tez ve araştırmalara ağırlık verilir. Yugoslavya’nın katı sansür ve yasakları nedeniyle tartışma ve araştırmaların uzun süre akamete uğrarken, konuya ilişkin yazılan tüm bilimsel çalışmalar toplanarak imha edilir. Bu konuda araştırma yapmak da suç sayılarak, dava konusu yapılır.

Bu süre zarfında Hırvat bilim insanı Prof. Dr. Stjepan Krizin Sakac’ın 19 araştırması Roma’daki Şarkiyat Enstitüsü tarafından yayınlanır. Yoguslavya’nın yasak ve baskıları nedeniyle çalışmalarını yurt dışında sürdüren Sakac, tüm çalışmalarında Hırvatların Aryenik kökenli olduğunu mitolojik, dini, lengüistik, kültürel ve tarihsel olarak kanıtlamaya çalışır.

Antropolojik çalışmalar

Dr. M. Rac ve Dr. S. Budimir tarafından “Hırvatların Antropolojisi” adıyla yapılan çalışmada Hırvatların 3/4’nün tipoloji olarak diğer Slav halklarından daha fazla Kürt ve Ermenilere yakın olduğunu belirtir.

Rac ve Budimir, çalışmada ayrıca Hırvatların kullandığı ev aletleri, mimari, evcilleştirdikleri hayvanlar, yetiştirdikleri bitkiler ve buna ilişkin literatürlerinin Avrupa ülkelerinden çok Doğu Asyalı atalarına benzediğini örneklerle kıyaslar.

Prof. M. Lovric, “Hırvatların Kökeni” isimli kitabında Hırvatların Aryenik kökenlerine ilişkin eski belgeleri sıraladıktan sonra, Batı İran’da (Bu günkü İran’nın Kürdistan eyaleti olarak bilinen bölge) 6-4. Yüzyıllarda Harauvatya ismi ile bir Pers eyaletinin olduğunu söyler. Lovric, iki Yunan yazıtında Karadeniz kıyılarındaki Hırvatların, tarihi belgelerde Horouathos, Horoathoi, Aryan Horites olarak geçtiğini ifade ediyor.

Konuya ilişkin yapılan çalışmaların tamamında Hırvatların Anadolu üzerinden Karadeniz kıyılarına ve oradan da Balkanlara ve Adriyatik denizinin doğu kıyılarına kademeli bir göç çeklinde geçtiği yönündedir.

Çalışmaların ortaklaştığı diğer bir husus ise Hırvat isminin eski İran ve Afganistan’da Sarasvati, Harahvaiti ve Haruavati, Ermenistan ve Kürdistan’da ise Hurrwuhê ve Hurravat (Hurri), Karadeniz’de Horouathos olarak ifade edildiği, Ortaçağ’da Harvati ve Horvati, günümüze ise Hrvati ve Hırvatistan olarak şekillendiği yönündedir.

Araştırmacılar, Hırvat isminin zamanla değişimini Kürtler üzerinden Kruat, Kurd ve Kurt kavramlarıyla kıyaslar. Diğer bir husus ise dil konusudur. Hırvatça, Hind-Avrupa dil ailesinin bir bölümü olan Slavca’ya dahildir. Ancak genel değerlendirme ise Hırvatların zamanla asimile olduğu ve eski dillerini unutarak Slavca yoğunluklu bir bölgeye yerleştiklerinden zamanla asimile oldukları yönündedir. Buna kanıt olarak da Hırvatlara ilişkin eski belgelerde yoğunca Mitani ve Hurri kökenli kelimelerin kullanılması gösterilmektedir.

Konuya ilişkin yapılan en detaylı araştırma Dr. M. N. Curic’e aittir. Curic, 190 Hırvat kabilelerinin Ortaçağ’a kadar kullandıkları isimlerini mercek altına alır. Curic, 190 kabile isminin çoğunun Mitani-Hurrilere ilişkin çivi yazısıyla yazılmış tabletlerdeki isimlerle benzer ya da aynısı olduğunu tespit ederek, yakın tarihli çok sayıda Hırvat soyadının da benzer nitelikler arz ettiğini ekler.

Prof. Dr. B. Gusic de ayrıntılı benzer çalışmasında Kasici, Kasazi, Kasogi, Kassegi, Cassitti gibi kabile isimlerini sıralayarak Aryeni bir halk olan “Kassit” ismiyle benzerlik kurar. Hırvatça’nın eski lehçeleri üzerine yapılan araştırmalarda da kelimelerin yüzde 49’nunun Silavca, yüzde 19’nun Pre-Slavca ve Kürtçe, Farsça, Peştuca gibi İrani dil ailesine ait olduğu tespit edilmiştir.

Hıristiyanlığın Katolik mezhebine bağlı olan Hırvatların birçok geleneğinde hala İrani halkların mitleri ve Mazdeizm inancının yoğun izlerinin olduğu, bu alanda araştırma yapan bilim insanlarının ortak değerlendirmelerinden biridir.

Görüldüğü üzere konu oldukça kapsamlı ve uzmanlık gerektiren bir mahiyette. Biraz araştırınca Hırvatların uzun yıllardır konuyu tartıştığı ve bu konuda ciddi bilimsel çalışmaların yapıldığı hemen göze çarpıyor. Ancak konuya ilişkin yazılan herhangi bir materyal henüz Kürtçe ya da Türkçeye çevrilmiş değil. Yugoslavya’nın yasaklaması üzerine 70 yıl boyunca sönümlenen araştırmaların, Hırvatistan’ın 1995 yılında bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte tekrar başlaması, bu tartışmanın gelecekte de daha çok kapımıza çıkacağına dalalettir.

Bizimkisi zaman zaman gündeme gelen konuya ilişkin bir gazeteci gözüyle ilgilisine az da olsa bilgi sunmaktır. Gerisi elbette tarihçilerin işidir.

 

Kaynak: Gazete Karınca internet sayfası

İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ