Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 7,39 / Satış: 7,42
€ EURO → Alış: 9,00 / Satış: 9,03

Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti

Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
  • 02.09.2018

İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında aralarında Van, Ahlat, Bitlis, Garzan, Silvan, Diyarbekir ve Harran da olmak üzere, bir çok şehir ve ülkeyi ziyaret edip, izlenimlerini ‘Sefername’ adlı ünlü eserinde yazmıştır.

Asıl adı Ebû Muîn Nâsır b. Hüsrev b. Hâris el-Kubâdiyânî el-Mervezî olan ilahiyatçı, filozof, şair ve yazar olan Nasır-i Hüsrev’in ’Sefername’ adlı eseri, Fransız yazar Charles Schefer tarafından ’Sefer Nameh relation du voyage de Nassir i Khosrau’adı ile 1881 yılında Avrupa’da ilk kez yayımlanmıştır. Bu eserin Türkçe ilk baskısı ise 1950 yılında gerçekleştirilmiştir. Türkçe çevirisinde Schefer’in açıklayıcı dipnotlarının olup olmadığını bilmiyorum. Ancak Sefername’nin 1881 tarihli Fransızca orijinal çevirisini incelediğimizde, Nasır-i Hüsrev’in anlatımlarına Schefer’in dipnotlarla aydınlatıcı ve açıklayıcı ek bilgiler de düştüğünü görüyoruz.

 

Seyyah N. Hüsrev’in Kasım 1046’da ziyaret ettiği Ahlat ve Bitlis bölümünde, Ahlat’ın bulunduğu toprakların idarecisi olarak bahsettiği emirin, Merwani Kürd devleti kurucusu Merwan Ibn Rojek’in üçüncü oğlu ‘Nasr Oud Daouleh’ Nasır-ül Devle olduğu belirtilmekte.

 

Nasır-i Hüsrev’in Bitlis’ten geçerek ’Meyafariqin’ üzeri Diyarbekir ve Harran’a geçtiğini anlattığı yazısındaki ’Meyafariqin’ günümüz Silvan şehri olup, o dönemde o bölgede hüküm süren Merwani Kürd Devleti’nin başkenti konumundadır.

 

Aşağıdaki çeviri, Nasır-i Hüsrev’in ’Sefername’sinin 1881 yılında Schefer tarafından Paris’te yayımlanan Fransızca orijinaline sadık kalınarak yapılmıştır.

 

Araştırma ve derleme: Baran Zeydanlıoğlu

 

Hoy’dan(1) otuz fersah mesafedeki Berkeri’ye (Bargiri-Muradiye) beraberimdeki bir büyükelçi (2) ile gittik.  Cemaziyelevvel ayının 12’sinde (16 Kasım) bu yere vardık. Sonrasında Van(3) ve Vestan’a (4) (Gevaş) geçtik.

Burada bizdeki koyun eti satışı gibi, domuz eti satışı yapılmaktaydı. Şehrin ahalisi olan hem erkekler hemde kadınlar, halka açık yerlerdeki banklarda oturmuş, hiçbir engel ve sıkıntı olmaksızın şarap içiyorlardı.

 1 – Hoy: İran’ın batısındaki Azerbaycan bölgesinde bir şehir

2 – Büyükelçi: Abou Ishaq Isthaqhry

3 & 4 Van ve Gevaş’ın o zamanki nüfusunun büyük çoğunluğu Ermenilerden oluşmaktaydı.

 

Cemaziyelevvel ayının 18’sinde (22 Kasım) Ahlat’a vardım. Bu şehir İslam ülkeleri ile Ermenistan sınırında yer almaktadır. Berkery’den (Muradiye) Ahlat’a ondokuz fersahtır. Bu ülke (topraklar) Nasr Oud Daouleh tarafından yönetilmektedir. Bu yaşlı adam yüz yaşını aşmış birisiydi. Çok sayıda çocuğa sahip olan bu hükümdar, herbir çocuğuna yönetmeleri için bir bölge vermişti.

 

 

 

Ahlat’ta Farsça, Arapça ve Ermenice olmak üzere üç dil konuşuluyordu. Sanırım bu şehir ismini bu özelliğine borçlu. Buradaki ticari alışveriş, bakır para karşılığında gerçekleşiyordu. Bu paranın temsil ettiği ağırlık ise bir okka üçyüz dirhem idi.

 

Cemaziyelevvel 20’sinde (24 Kasım) Ahlat’dan ayrıldık ve konaklamak için bir kervansaraya vardık. Çetin bir kış, müthiş bir kar yağışı vardı. Önümüzdeki ova (Rahva) boyunca, belirli mesafe ve aralıklarla yerlere çakılmış ağaçtan kazıklar vardı, ki bunlar karlı ve sisli günlerde buradan geçenlerin yollarını bulmalarını sağlamak için konulmuştu.

 

Bir vadide kurulmuş şehir olan Bitlis’e vardık. Buradan bal satın aldık. Bize sattıkları balı hesapladığımda, bunun yüz batmanı bir dinardan fazla etmiyordu. Bu şehirde her yıl 300 – 400 tulum bal elde eden insanların olduğunu bize teyit ettiler.

 

Bitlis’ten çıkıp, Qif Onzhor (Kefender), yani adı ’dur ve bak’ anlamına gelen bir kaleye vardık. Orayı geçtikten sonra – Yaradan ruhunu şad eylesin – Ouweis Qarany (Üveysi Karani) için geleneksel tarzda inşa edilmiş bir caminin bulunduğu mıntıkaya geldik. Bu civarların dağlarında dolaşan ve selvi ağacı gibi uzun ağaç dalları kesen adamlara rastladım. Onlara ’bu dalları ne yapıyorsunuz?’ diye sorduğumda: ’bunların bir ucunu ateşe koyuyoruz ve o diğer ucundan katran damlıyor. Bütün bu katranı bir kuyuda topluyoruz. Sonra o kuyudan çıkarıp küplere dolduruyor ve tüm ülkelere sevkiyat yapıyoruz’.

Ahlat’tan çıktıktan sonra andığım ve kısaca değindiğim tüm yerler, Meyafariqin idaresine tabidirler.

Daha sonra iyi bir nüfusa sahip ve gelişmeye yatkın olan Arzen (Garzan) şehrine geldik. Akarsuları, ağaçları, bahçeleri ve zengin çarşıları vardı. Fars takviminin Azermah ayı (Kasım – Aralık) boyunca iki yüz batmanı bir dinar olan, Rezarmanuş adındaki üzümü satıyorlardı.Daha sonrasında Meyafariqin’e geldik.

Ahlat’tan Meyafariqin’e uzaklık 28 fersah. Balkh şehrinden şimdiki bu son ziyaret ettiğimiz şehre kadar takip ettiğimiz güzergah 552 fersahtır.

Meyafariqin’e Cemaziyelevvel’in 26’sı Cuma günü 438’de (23 Kasım 1046) girdik.

 

Araştırma ve derleme: Baran Zeydanlıoğlu – 2 Eylül 2018

 Çeviri: Nadia Zidi (Fransızca’dan) – Baran Zeydanlıoğlu (İngilizce’den)

 

Kaynak: Sefer Nameh; relation du voyage de Nassiri Khosrau en Syrie, en Palestine, en Egypte, en Arabie et en Perse, par Charles Schefer

 

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

 

 

 

Etiketler: / / / / /

Manuscute neresidir? Bitlis’ten üç, Diyarbekir’den beş günlük mesafededir
1600 yılının temmuz ayında, beraberindeki altı yüz kişilik bir kervan eşliğinde Halep üzeri Diyarbekir ve Bitlis yaparak yolculuğuna devam eden...
Aşkın ve İmanın Şairi: Fethi
Kalemin ve kelamın gücünü simgeleyen, ona hayat katan, yüreğinin çığlıklarını korkusuzca bütün renkleriyle ortaya koyabilen Kürt coğrafyasının edebi hafızasında unutulmuş,...
İsveç kralı Demirbaş Şarl’ın (1709) Osmanlı’ya borçları  ve alacaklıların İsveç macerası
Osmanlı tarihinde Kral Demirbaş Şarl’ın askerleriyle birlikte İstanbul’daki Sultan’a sığındığı ve yıllarca padişahın misafiri olduğu anlatılır. Peki kimdi bu kral?...
Kurdîyê Bidlîsî Kimdi?
  1918-1919 yılarında Kürt basınında yazılarına rastladığımız Kurdîyê Bidlîsî kimdi?                 M.MALMÎSANIJ  ...
Geleneksel Kürt Mezar Taşları – Filîtê Quto Örneği
Hançer, Kürtler arasında sıklıkla kullanılan ve taşınan bıçak çeşididir. Kürt erkekleri 1900’lerin başlarına kadar hançerleri günlük hayatında taşımış ve kullanmıştır....
160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler
Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden...
İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ