Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,36 / Satış: 6,38
€ EURO → Alış: 7,43 / Satış: 7,46

Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti

Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
  • 02.09.2018
  • 2.137 kez okundu

İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında aralarında Van, Ahlat, Bitlis, Garzan, Silvan, Diyarbekir ve Harran da olmak üzere, bir çok şehir ve ülkeyi ziyaret edip, izlenimlerini ‘Sefername’ adlı ünlü eserinde yazmıştır.

Asıl adı Ebû Muîn Nâsır b. Hüsrev b. Hâris el-Kubâdiyânî el-Mervezî olan ilahiyatçı, filozof, şair ve yazar olan Nasır-i Hüsrev’in ’Sefername’ adlı eseri, Fransız yazar Charles Schefer tarafından ’Sefer Nameh relation du voyage de Nassir i Khosrau’adı ile 1881 yılında Avrupa’da ilk kez yayımlanmıştır. Bu eserin Türkçe ilk baskısı ise 1950 yılında gerçekleştirilmiştir. Türkçe çevirisinde Schefer’in açıklayıcı dipnotlarının olup olmadığını bilmiyorum. Ancak Sefername’nin 1881 tarihli Fransızca orijinal çevirisini incelediğimizde, Nasır-i Hüsrev’in anlatımlarına Schefer’in dipnotlarla aydınlatıcı ve açıklayıcı ek bilgiler de düştüğünü görüyoruz.

 

Seyyah N. Hüsrev’in Kasım 1046’da ziyaret ettiği Ahlat ve Bitlis bölümünde, Ahlat’ın bulunduğu toprakların idarecisi olarak bahsettiği emirin, Merwani Kürd devleti kurucusu Merwan Ibn Rojek’in üçüncü oğlu ‘Nasr Oud Daouleh’ Nasır-ül Devle olduğu belirtilmekte.

 

Nasır-i Hüsrev’in Bitlis’ten geçerek ’Meyafariqin’ üzeri Diyarbekir ve Harran’a geçtiğini anlattığı yazısındaki ’Meyafariqin’ günümüz Silvan şehri olup, o dönemde o bölgede hüküm süren Merwani Kürd Devleti’nin başkenti konumundadır.

 

Aşağıdaki çeviri, Nasır-i Hüsrev’in ’Sefername’sinin 1881 yılında Schefer tarafından Paris’te yayımlanan Fransızca orijinaline sadık kalınarak yapılmıştır.

 

Araştırma ve derleme: Baran Zeydanlıoğlu

 

Hoy’dan(1) otuz fersah mesafedeki Berkeri’ye (Bargiri-Muradiye) beraberimdeki bir büyükelçi (2) ile gittik.  Cemaziyelevvel ayının 12’sinde (16 Kasım) bu yere vardık. Sonrasında Van(3) ve Vestan’a (4) (Gevaş) geçtik.

Burada bizdeki koyun eti satışı gibi, domuz eti satışı yapılmaktaydı. Şehrin ahalisi olan hem erkekler hemde kadınlar, halka açık yerlerdeki banklarda oturmuş, hiçbir engel ve sıkıntı olmaksızın şarap içiyorlardı.

 1 – Hoy: İran’ın batısındaki Azerbaycan bölgesinde bir şehir

2 – Büyükelçi: Abou Ishaq Isthaqhry

3 & 4 Van ve Gevaş’ın o zamanki nüfusunun büyük çoğunluğu Ermenilerden oluşmaktaydı.

 

Cemaziyelevvel ayının 18’sinde (22 Kasım) Ahlat’a vardım. Bu şehir İslam ülkeleri ile Ermenistan sınırında yer almaktadır. Berkery’den (Muradiye) Ahlat’a ondokuz fersahtır. Bu ülke (topraklar) Nasr Oud Daouleh tarafından yönetilmektedir. Bu yaşlı adam yüz yaşını aşmış birisiydi. Çok sayıda çocuğa sahip olan bu hükümdar, herbir çocuğuna yönetmeleri için bir bölge vermişti.

 

 

 

Ahlat’ta Farsça, Arapça ve Ermenice olmak üzere üç dil konuşuluyordu. Sanırım bu şehir ismini bu özelliğine borçlu. Buradaki ticari alışveriş, bakır para karşılığında gerçekleşiyordu. Bu paranın temsil ettiği ağırlık ise bir okka üçyüz dirhem idi.

 

Cemaziyelevvel 20’sinde (24 Kasım) Ahlat’dan ayrıldık ve konaklamak için bir kervansaraya vardık. Çetin bir kış, müthiş bir kar yağışı vardı. Önümüzdeki ova (Rahva) boyunca, belirli mesafe ve aralıklarla yerlere çakılmış ağaçtan kazıklar vardı, ki bunlar karlı ve sisli günlerde buradan geçenlerin yollarını bulmalarını sağlamak için konulmuştu.

 

Bir vadide kurulmuş şehir olan Bitlis’e vardık. Buradan bal satın aldık. Bize sattıkları balı hesapladığımda, bunun yüz batmanı bir dinardan fazla etmiyordu. Bu şehirde her yıl 300 – 400 tulum bal elde eden insanların olduğunu bize teyit ettiler.

 

Bitlis’ten çıkıp, Qif Onzhor (Kefender), yani adı ’dur ve bak’ anlamına gelen bir kaleye vardık. Orayı geçtikten sonra – Yaradan ruhunu şad eylesin – Ouweis Qarany (Üveysi Karani) için geleneksel tarzda inşa edilmiş bir caminin bulunduğu mıntıkaya geldik. Bu civarların dağlarında dolaşan ve selvi ağacı gibi uzun ağaç dalları kesen adamlara rastladım. Onlara ’bu dalları ne yapıyorsunuz?’ diye sorduğumda: ’bunların bir ucunu ateşe koyuyoruz ve o diğer ucundan katran damlıyor. Bütün bu katranı bir kuyuda topluyoruz. Sonra o kuyudan çıkarıp küplere dolduruyor ve tüm ülkelere sevkiyat yapıyoruz’.

Ahlat’tan çıktıktan sonra andığım ve kısaca değindiğim tüm yerler, Meyafariqin idaresine tabidirler.

Daha sonra iyi bir nüfusa sahip ve gelişmeye yatkın olan Arzen (Garzan) şehrine geldik. Akarsuları, ağaçları, bahçeleri ve zengin çarşıları vardı. Fars takviminin Azermah ayı (Kasım – Aralık) boyunca iki yüz batmanı bir dinar olan, Rezarmanuş adındaki üzümü satıyorlardı.Daha sonrasında Meyafariqin’e geldik.

Ahlat’tan Meyafariqin’e uzaklık 28 fersah. Balkh şehrinden şimdiki bu son ziyaret ettiğimiz şehre kadar takip ettiğimiz güzergah 552 fersahtır.

Meyafariqin’e Cemaziyelevvel’in 26’sı Cuma günü 438’de (23 Kasım 1046) girdik.

 

Araştırma ve derleme: Baran Zeydanlıoğlu – 2 Eylül 2018

 Çeviri: Nadia Zidi (Fransızca’dan) – Baran Zeydanlıoğlu (İngilizce’den)

 

Kaynak: Sefer Nameh; relation du voyage de Nassiri Khosrau en Syrie, en Palestine, en Egypte, en Arabie et en Perse, par Charles Schefer

 

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

 

 

 

Etiketler: / / / / /

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
“ZAZA” ADININ KAYNAĞI HAKKINDA BİRKAÇ NOT
Bir Kürt toplumsal grubu olan Zazalarla ilgili yazılan yazıların kimisinde sırf mülahaza olsun diye neredeyse içinde “z” harfinin geçtiği her...
Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında...
“ŞÊX EVDIREHÎM ASLA TESLİM OLMAZ!”
  Ben 1929 yılının onbirinci ayında, Pali’nın (Palu’nun) Xoşmat köyünde doğmuşum. Xoşmat, esasen eski bir Ermeni köyüdür. Orada çok arazi...
Bitlis kralının başının kesilmesi ve Prenses Gülşenraz
Üzerinde Fransızca olarak ’bakın Bitlis kralının başını kesip bu sepet içerisinde size getirdim’ yazısı olan bu gravür için, daha önceki...
Bitlis nire Albanya nire?
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir...
Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo
Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı…   Elvan...
Tavernier 1660’larda Bitlis ve Tatvan’dan geçerken
‘Bitlis beyi ülkenin en güçlüsü. Diğer beyler ya Osmanlı Padişahı’na yada İran Şahı’na bağlı olup biat ederken, Bitlis Beyi kimseye biat...
Kayıp Kürt kolonileri – Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Yemen Kürtleri
      Kayıp Kürt kolonileri Ortadoğu’daki Arap devletlerinde yaşayan Kürtler’in tarihi, yayılmanın efsanevi Kürt Sultan Selahaddin Eyyubi döneminde başladığını...
27 Temmuz 1655, Bitlis şehrine saldırı ve Abdal Han
‘Bitlis Kalesi’nin Osmanlı ile ne alakası ola. Bu kale Osmanlı kalesi olsa içinde Osmanlı kulu olurdu. Biz Osmanoğlu’nun kulu değil,...
Cuinet’in 1889 tarihli Bitlis Vilayeti raporu
Bu çeviri, Fransız araştırmacı yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporun Türkçe’ye çevirisidir. Cuinet’in 1894 yılında yayımladığı...
Hırvatların Kürtlüğü üzerine
    ABDULMELİK Ş. BEKİR Hırvatların köken olarak Kürt olduğuna dair bir söylentinin zaman zaman gündeme geldiği oluyor. Halkların kökenine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ