Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,87
€ EURO → Alış: 7,72 / Satış: 7,76

Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti

Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
  • 02.09.2018

İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında aralarında Van, Ahlat, Bitlis, Garzan, Silvan, Diyarbekir ve Harran da olmak üzere, bir çok şehir ve ülkeyi ziyaret edip, izlenimlerini ‘Sefername’ adlı ünlü eserinde yazmıştır.

Asıl adı Ebû Muîn Nâsır b. Hüsrev b. Hâris el-Kubâdiyânî el-Mervezî olan ilahiyatçı, filozof, şair ve yazar olan Nasır-i Hüsrev’in ’Sefername’ adlı eseri, Fransız yazar Charles Schefer tarafından ’Sefer Nameh relation du voyage de Nassir i Khosrau’adı ile 1881 yılında Avrupa’da ilk kez yayımlanmıştır. Bu eserin Türkçe ilk baskısı ise 1950 yılında gerçekleştirilmiştir. Türkçe çevirisinde Schefer’in açıklayıcı dipnotlarının olup olmadığını bilmiyorum. Ancak Sefername’nin 1881 tarihli Fransızca orijinal çevirisini incelediğimizde, Nasır-i Hüsrev’in anlatımlarına Schefer’in dipnotlarla aydınlatıcı ve açıklayıcı ek bilgiler de düştüğünü görüyoruz.

 

Seyyah N. Hüsrev’in Kasım 1046’da ziyaret ettiği Ahlat ve Bitlis bölümünde, Ahlat’ın bulunduğu toprakların idarecisi olarak bahsettiği emirin, Merwani Kürd devleti kurucusu Merwan Ibn Rojek’in üçüncü oğlu ‘Nasr Oud Daouleh’ Nasır-ül Devle olduğu belirtilmekte.

 

Nasır-i Hüsrev’in Bitlis’ten geçerek ’Meyafariqin’ üzeri Diyarbekir ve Harran’a geçtiğini anlattığı yazısındaki ’Meyafariqin’ günümüz Silvan şehri olup, o dönemde o bölgede hüküm süren Merwani Kürd Devleti’nin başkenti konumundadır.

 

Aşağıdaki çeviri, Nasır-i Hüsrev’in ’Sefername’sinin 1881 yılında Schefer tarafından Paris’te yayımlanan Fransızca orijinaline sadık kalınarak yapılmıştır.

 

Araştırma ve derleme: Baran Zeydanlıoğlu

 

Hoy’dan(1) otuz fersah mesafedeki Berkeri’ye (Bargiri-Muradiye) beraberimdeki bir büyükelçi (2) ile gittik.  Cemaziyelevvel ayının 12’sinde (16 Kasım) bu yere vardık. Sonrasında Van(3) ve Vestan’a (4) (Gevaş) geçtik.

Burada bizdeki koyun eti satışı gibi, domuz eti satışı yapılmaktaydı. Şehrin ahalisi olan hem erkekler hemde kadınlar, halka açık yerlerdeki banklarda oturmuş, hiçbir engel ve sıkıntı olmaksızın şarap içiyorlardı.

 1 – Hoy: İran’ın batısındaki Azerbaycan bölgesinde bir şehir

2 – Büyükelçi: Abou Ishaq Isthaqhry

3 & 4 Van ve Gevaş’ın o zamanki nüfusunun büyük çoğunluğu Ermenilerden oluşmaktaydı.

 

Cemaziyelevvel ayının 18’sinde (22 Kasım) Ahlat’a vardım. Bu şehir İslam ülkeleri ile Ermenistan sınırında yer almaktadır. Berkery’den (Muradiye) Ahlat’a ondokuz fersahtır. Bu ülke (topraklar) Nasr Oud Daouleh tarafından yönetilmektedir. Bu yaşlı adam yüz yaşını aşmış birisiydi. Çok sayıda çocuğa sahip olan bu hükümdar, herbir çocuğuna yönetmeleri için bir bölge vermişti.

 

 

 

Ahlat’ta Farsça, Arapça ve Ermenice olmak üzere üç dil konuşuluyordu. Sanırım bu şehir ismini bu özelliğine borçlu. Buradaki ticari alışveriş, bakır para karşılığında gerçekleşiyordu. Bu paranın temsil ettiği ağırlık ise bir okka üçyüz dirhem idi.

 

Cemaziyelevvel 20’sinde (24 Kasım) Ahlat’dan ayrıldık ve konaklamak için bir kervansaraya vardık. Çetin bir kış, müthiş bir kar yağışı vardı. Önümüzdeki ova (Rahva) boyunca, belirli mesafe ve aralıklarla yerlere çakılmış ağaçtan kazıklar vardı, ki bunlar karlı ve sisli günlerde buradan geçenlerin yollarını bulmalarını sağlamak için konulmuştu.

 

Bir vadide kurulmuş şehir olan Bitlis’e vardık. Buradan bal satın aldık. Bize sattıkları balı hesapladığımda, bunun yüz batmanı bir dinardan fazla etmiyordu. Bu şehirde her yıl 300 – 400 tulum bal elde eden insanların olduğunu bize teyit ettiler.

 

Bitlis’ten çıkıp, Qif Onzhor (Kefender), yani adı ’dur ve bak’ anlamına gelen bir kaleye vardık. Orayı geçtikten sonra – Yaradan ruhunu şad eylesin – Ouweis Qarany (Üveysi Karani) için geleneksel tarzda inşa edilmiş bir caminin bulunduğu mıntıkaya geldik. Bu civarların dağlarında dolaşan ve selvi ağacı gibi uzun ağaç dalları kesen adamlara rastladım. Onlara ’bu dalları ne yapıyorsunuz?’ diye sorduğumda: ’bunların bir ucunu ateşe koyuyoruz ve o diğer ucundan katran damlıyor. Bütün bu katranı bir kuyuda topluyoruz. Sonra o kuyudan çıkarıp küplere dolduruyor ve tüm ülkelere sevkiyat yapıyoruz’.

Ahlat’tan çıktıktan sonra andığım ve kısaca değindiğim tüm yerler, Meyafariqin idaresine tabidirler.

Daha sonra iyi bir nüfusa sahip ve gelişmeye yatkın olan Arzen (Garzan) şehrine geldik. Akarsuları, ağaçları, bahçeleri ve zengin çarşıları vardı. Fars takviminin Azermah ayı (Kasım – Aralık) boyunca iki yüz batmanı bir dinar olan, Rezarmanuş adındaki üzümü satıyorlardı.Daha sonrasında Meyafariqin’e geldik.

Ahlat’tan Meyafariqin’e uzaklık 28 fersah. Balkh şehrinden şimdiki bu son ziyaret ettiğimiz şehre kadar takip ettiğimiz güzergah 552 fersahtır.

Meyafariqin’e Cemaziyelevvel’in 26’sı Cuma günü 438’de (23 Kasım 1046) girdik.

 

Araştırma ve derleme: Baran Zeydanlıoğlu – 2 Eylül 2018

 Çeviri: Nadia Zidi (Fransızca’dan) – Baran Zeydanlıoğlu (İngilizce’den)

 

Kaynak: Sefer Nameh; relation du voyage de Nassiri Khosrau en Syrie, en Palestine, en Egypte, en Arabie et en Perse, par Charles Schefer

 

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

 

 

 

Etiketler: / / / / /

1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
Cumhuriyet Dönemi Asimilasyon Politikaları: Siirt, Muş, Bitlis ve Van
  ”Asimilasyon olgusu, son iki asrın en büyük cinayetidir! Bu asimile olmuş taklitçiler ise ne kadar gülünç cinayetlere sebep olmuşlardır,...
Kurdolog Bazil Nikitin’den Times’e ”Dersim Harekatı” Eleştirisi
Bugünkü ‘’Cumhuryet’’ gazetesi, uzak şarkın vaziyeti hakkında bir makale neşrederek uzak şarkın o kadar uzakta olmadığını ve diğer Asya memleketlerinin...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ