Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 9,58 / Satış: 9,62
€ EURO → Alış: 11,15 / Satış: 11,19

Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti

Ahlat’ın 1046’daki Kürd hükümdarı ve Nasır-i Hüsrev’in Bitlis ziyareti
  • 02.09.2018

İran ve İslam dünyası edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan Nasır-i Hüsrev, 1045 yılında çıktığı yedi yıllık seyahati sırasında aralarında Van, Ahlat, Bitlis, Garzan, Silvan, Diyarbekir ve Harran da olmak üzere, bir çok şehir ve ülkeyi ziyaret edip, izlenimlerini ‘Sefername’ adlı ünlü eserinde yazmıştır.

Asıl adı Ebû Muîn Nâsır b. Hüsrev b. Hâris el-Kubâdiyânî el-Mervezî olan ilahiyatçı, filozof, şair ve yazar olan Nasır-i Hüsrev’in ’Sefername’ adlı eseri, Fransız yazar Charles Schefer tarafından ’Sefer Nameh relation du voyage de Nassir i Khosrau’adı ile 1881 yılında Avrupa’da ilk kez yayımlanmıştır. Bu eserin Türkçe ilk baskısı ise 1950 yılında gerçekleştirilmiştir. Türkçe çevirisinde Schefer’in açıklayıcı dipnotlarının olup olmadığını bilmiyorum. Ancak Sefername’nin 1881 tarihli Fransızca orijinal çevirisini incelediğimizde, Nasır-i Hüsrev’in anlatımlarına Schefer’in dipnotlarla aydınlatıcı ve açıklayıcı ek bilgiler de düştüğünü görüyoruz.

 

Seyyah N. Hüsrev’in Kasım 1046’da ziyaret ettiği Ahlat ve Bitlis bölümünde, Ahlat’ın bulunduğu toprakların idarecisi olarak bahsettiği emirin, Merwani Kürd devleti kurucusu Merwan Ibn Rojek’in üçüncü oğlu ‘Nasr Oud Daouleh’ Nasır-ül Devle olduğu belirtilmekte.

 

Nasır-i Hüsrev’in Bitlis’ten geçerek ’Meyafariqin’ üzeri Diyarbekir ve Harran’a geçtiğini anlattığı yazısındaki ’Meyafariqin’ günümüz Silvan şehri olup, o dönemde o bölgede hüküm süren Merwani Kürd Devleti’nin başkenti konumundadır.

 

Aşağıdaki çeviri, Nasır-i Hüsrev’in ’Sefername’sinin 1881 yılında Schefer tarafından Paris’te yayımlanan Fransızca orijinaline sadık kalınarak yapılmıştır.

 

Araştırma ve derleme: Baran Zeydanlıoğlu

 

Hoy’dan(1) otuz fersah mesafedeki Berkeri’ye (Bargiri-Muradiye) beraberimdeki bir büyükelçi (2) ile gittik.  Cemaziyelevvel ayının 12’sinde (16 Kasım) bu yere vardık. Sonrasında Van(3) ve Vestan’a (4) (Gevaş) geçtik.

Burada bizdeki koyun eti satışı gibi, domuz eti satışı yapılmaktaydı. Şehrin ahalisi olan hem erkekler hemde kadınlar, halka açık yerlerdeki banklarda oturmuş, hiçbir engel ve sıkıntı olmaksızın şarap içiyorlardı.

 1 – Hoy: İran’ın batısındaki Azerbaycan bölgesinde bir şehir

2 – Büyükelçi: Abou Ishaq Isthaqhry

3 & 4 Van ve Gevaş’ın o zamanki nüfusunun büyük çoğunluğu Ermenilerden oluşmaktaydı.

 

Cemaziyelevvel ayının 18’sinde (22 Kasım) Ahlat’a vardım. Bu şehir İslam ülkeleri ile Ermenistan sınırında yer almaktadır. Berkery’den (Muradiye) Ahlat’a ondokuz fersahtır. Bu ülke (topraklar) Nasr Oud Daouleh tarafından yönetilmektedir. Bu yaşlı adam yüz yaşını aşmış birisiydi. Çok sayıda çocuğa sahip olan bu hükümdar, herbir çocuğuna yönetmeleri için bir bölge vermişti.

 

 

 

Ahlat’ta Farsça, Arapça ve Ermenice olmak üzere üç dil konuşuluyordu. Sanırım bu şehir ismini bu özelliğine borçlu. Buradaki ticari alışveriş, bakır para karşılığında gerçekleşiyordu. Bu paranın temsil ettiği ağırlık ise bir okka üçyüz dirhem idi.

 

Cemaziyelevvel 20’sinde (24 Kasım) Ahlat’dan ayrıldık ve konaklamak için bir kervansaraya vardık. Çetin bir kış, müthiş bir kar yağışı vardı. Önümüzdeki ova (Rahva) boyunca, belirli mesafe ve aralıklarla yerlere çakılmış ağaçtan kazıklar vardı, ki bunlar karlı ve sisli günlerde buradan geçenlerin yollarını bulmalarını sağlamak için konulmuştu.

 

Bir vadide kurulmuş şehir olan Bitlis’e vardık. Buradan bal satın aldık. Bize sattıkları balı hesapladığımda, bunun yüz batmanı bir dinardan fazla etmiyordu. Bu şehirde her yıl 300 – 400 tulum bal elde eden insanların olduğunu bize teyit ettiler.

 

Bitlis’ten çıkıp, Qif Onzhor (Kefender), yani adı ’dur ve bak’ anlamına gelen bir kaleye vardık. Orayı geçtikten sonra – Yaradan ruhunu şad eylesin – Ouweis Qarany (Üveysi Karani) için geleneksel tarzda inşa edilmiş bir caminin bulunduğu mıntıkaya geldik. Bu civarların dağlarında dolaşan ve selvi ağacı gibi uzun ağaç dalları kesen adamlara rastladım. Onlara ’bu dalları ne yapıyorsunuz?’ diye sorduğumda: ’bunların bir ucunu ateşe koyuyoruz ve o diğer ucundan katran damlıyor. Bütün bu katranı bir kuyuda topluyoruz. Sonra o kuyudan çıkarıp küplere dolduruyor ve tüm ülkelere sevkiyat yapıyoruz’.

Ahlat’tan çıktıktan sonra andığım ve kısaca değindiğim tüm yerler, Meyafariqin idaresine tabidirler.

Daha sonra iyi bir nüfusa sahip ve gelişmeye yatkın olan Arzen (Garzan) şehrine geldik. Akarsuları, ağaçları, bahçeleri ve zengin çarşıları vardı. Fars takviminin Azermah ayı (Kasım – Aralık) boyunca iki yüz batmanı bir dinar olan, Rezarmanuş adındaki üzümü satıyorlardı.Daha sonrasında Meyafariqin’e geldik.

Ahlat’tan Meyafariqin’e uzaklık 28 fersah. Balkh şehrinden şimdiki bu son ziyaret ettiğimiz şehre kadar takip ettiğimiz güzergah 552 fersahtır.

Meyafariqin’e Cemaziyelevvel’in 26’sı Cuma günü 438’de (23 Kasım 1046) girdik.

 

Araştırma ve derleme: Baran Zeydanlıoğlu – 2 Eylül 2018

 Çeviri: Nadia Zidi (Fransızca’dan) – Baran Zeydanlıoğlu (İngilizce’den)

 

Kaynak: Sefer Nameh; relation du voyage de Nassiri Khosrau en Syrie, en Palestine, en Egypte, en Arabie et en Perse, par Charles Schefer

 

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

 

 

 

Etiketler: / / / / /

Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ