Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 9,45 / Satış: 9,49
€ EURO → Alış: 10,97 / Satış: 11,02

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
  • 12.09.2018

Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds and Kurdistan’ adlı kitabının 72-74. sayfalarının çevirisidir.

 

 

 

 

 

 

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali

Bölgedeki tekke ve medreselerin şeyhleri, Osmanlı’nın 1912-13 savaşındaki mağlubiyetini Jön Türklerin tanrıtanımazlığına ve Mason oluşlarına bağlarken, tekke ve medreselerde de ’Kürdler için Kürdistan’ söylentileri dolaşıyordu.

Ülkenin doğu bölgelerindeki Türk makamları yeni kaynaklar ve batıdaki eriyen ordularına takviye güç oluşturmak için, hem parasal hemde askeri taze destek bulmak ümidi ile eski defterleri karıştırıyorlardı. Bu makamlardan biri olan Bitlis valiliğinde de, 1913’ün baharında biraz Fransızca’sı da olan tipik bir İstanbul Türk’ü bulunmaktaydı. Vali yaptığı araştırmada, Hizanlı Kürd şeyhi ve ailesinin son yirmi senede bir kuruş vergi vermediğini ve aşiretinin yüzlerce kişilik askeri bir gücü olduğu halde, devlete asker de göndermediğini keşf eder.

 

Bu Hizan şeyhine nazikçe bir selam ile birlikte, devlete olan geçikmiş vergilerini hatırlatarak, ordu için de kaç tane adamının askere alınması gerektiğini iletir. Bitlis valisinin bu nazik mesajına karşılık, Şeyh Seyyid Ali de aynı üslup ve nezaketle, dede ve ataları gibi kendisinin de çok büyük bir bölgeye hitab eden ve sorumlusu olduğu bir tekkenin de dini bir lideri olduğunu hatırlatarak; her yıl binlerce fakir, zengin, hacı, derviş, kimsesiz, çaresiz, yardıma muhtaç, gezgin ve tüccarların kendisine ziyarete geldiklerini ve onlara tüm yeme içme konaklama ve yardım konusunda tekkesi tarafından ücretsiz hizmet verdiklerini ve bu nedenlerden ötürü de, kendisinin vergi muafiyeti olduğunu ve çevresindekilerin de bu dini hizmetleri temin ettiklerinden gerekli olduklarını valiye iletir. Şeyh Seyyid Ali üstelik bu cevabına düşüncesizce birde , Sultan II. Abdülhamid’in tahtının selameti için, bu tür talepler ile kendilerine gelmediğini de ekler. Şeyhin bu cevabı Jön Türk olan valiyi çileden çıkarmaya yeter.

Bitlis valisi hemen emrindeki büyük bir jandarma birliğine Şeyh Seyyid Ali’nin sürülerine el konulması talimatını verir. Diyarbekir’den Van’a kadar hemen hemen tüm Kürdler ve Müslümanlar Şeyh Seyyid Ali’ye büyük saygı duyup fikirlerine de sempati ile yaklaştıkları gibi, bazıları için o bir evliya konumunda bulunuyordu. Kendisine yakın kaynaklardan Bitlis valisinin gerçek niyeti ve planının haberini alan Şeyh, hemen yedi yüz cesur, çevik ve gözü kara savaşçı adamını bir araya getirtip, onları silahlandırarak Bitlis şehrini  ele geçirip yönetimde bulunan o tanrıtanımaz ‘Rumileri’* dışarı atmak için yola çıkar.

* Rumi (Romi-Romê) ismi, Marmara ve Küçük Asya’dan olan istilacı, işgalci veya o taraftan gelen her bir kişi için kullanılan bir tabirdi. Genel olarak bu sınır, Samsun – Sivas – Kilikya boylamının batısında kalan kısım için geçerliydi ve Romalılar, Bizanslılar ve hatta Türkler de dahil hepsi, hiçbir fark gözetmeden, Tanrıtanımaz anlamında Rumi olarak adlandırılırlardı.

Şeyhi ve adamlarını durdurup yakalamakla görevli jandarma birliği ile yolda karşılaşan Şeyh Seyyid Ali, tek bir kurşun sıkmadan jandarmanın kenara çekilmesi ile yoluna devam eder. Çünkü jandarmayı oluşturan askerlerin büyük çoğunluğu Kürdlerden oluşuyordu ve Kürdler de kendi şeyhlerine ateş etmezdi. Temmuz 1913’te Bitlis’e giren Şeyh Seyyid Ali ve silahlı güçleri şehri ve civarını ele geçirir. Bütün Türk resmi makamları, ki buna eğitimli vali de dahil, Şeyh ve adamları gelmeden önce şehirden kaçarlar.

Aynen prens Bedirhan, Şeyh Ubeydullah ve diğer önceki Kürd liderleri gibi, Hizan Şeyhi Seyyid Ali de detaylı ve iyi-gerekçeli bir açıklama ile tüm Ermeni, Asuri ve Keldanilere çağrıda bulunur: ’Bu Rumiler’den kurtulmak için, sizler de destek verin bize!’ diye. Ancak Kürd şeyhin bu çağrısı ne yazık ki çok vakitsiz bir döneme denk gelir. Türkiye’nin Asya tarafındaki kısmında 1908’den beri bir kalkınma havasının belirdiğini ve bu gelişmelerden ülkenin ve ülkedeki herkesin faydalanacağını öne süren Ermeniler; ülkenin doğusu olan Ermenistan ve Kürdistan bölgelerinde huzur ve sükunetin olmasını ve ayrıca ilerleme gösteren Jön Türk hükümetine, ülkenin iç kısımlarında vuku bulan zorlukların üstesinden gelebilmesi için de destek verilmesi gerektiğini açıklarlar. Buna ek olarak da; Jön Türk hükümetinin 1909 yılında Klikya’da onbinlerce Ermeni’yi katlettiği ve gelişmekte olan o bölgeyi kül yığınına çevirdiğinin bir hakikat olduğunu, ancak Kürdler ve Ermenilerin Osmanlı’nın bir parçası olduklarından, zamanla en sonunda gerçekleşecek olan bu ekonomik ve siyasi kalkınmalardan paylarını alacaklarını dile getirirler.

Hizanlı Kürd Şeyh Seyyid Ali’nin Bitlis’teki hakimiyeti bir hafta ancak sürer, çünkü Türkler Diyarbekir ve Muş’dan takviye askeri birlikler Bitlis’e getirirler. Şeyh ve ordu birlikleri arasında bir kaç gün süren çetin çatışmalar sonucunda, Şeyhin birlikleri dağılırken, Şeyh Seyyid Ali ve onun bir kaç adamı (teğmenleri), şehir merkezinde bulunan Rus konsolosluğuna iltica talebi ile sığınırlar. Aradan geçen bir kaç haftadan sonra dağlara kaçmaya çalışan Şeyh ve dört yakın komutanı yakalanıp, Bitlis’teki meydanda asılarak halka açık bir şekilde idam edilirler.

 

Kaynak: Arshak Safrastian – Kurds ve Kurdistan

Londra, The Harvill Press Ltd. 1948

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

Bitlisname kaynak gösterilmeden yayınlanamaz

Etiketler: / / / / /

Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ