Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,29 / Satış: 5,31
€ EURO → Alış: 6,00 / Satış: 6,03

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
  • 12.09.2018

Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds and Kurdistan’ adlı kitabının 72-74. sayfalarının çevirisidir.

 

 

 

 

 

 

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali

Bölgedeki tekke ve medreselerin şeyhleri, Osmanlı’nın 1912-13 savaşındaki mağlubiyetini Jön Türklerin tanrıtanımazlığına ve Mason oluşlarına bağlarken, tekke ve medreselerde de ’Kürdler için Kürdistan’ söylentileri dolaşıyordu.

Ülkenin doğu bölgelerindeki Türk makamları yeni kaynaklar ve batıdaki eriyen ordularına takviye güç oluşturmak için, hem parasal hemde askeri taze destek bulmak ümidi ile eski defterleri karıştırıyorlardı. Bu makamlardan biri olan Bitlis valiliğinde de, 1913’ün baharında biraz Fransızca’sı da olan tipik bir İstanbul Türk’ü bulunmaktaydı. Vali yaptığı araştırmada, Hizanlı Kürd şeyhi ve ailesinin son yirmi senede bir kuruş vergi vermediğini ve aşiretinin yüzlerce kişilik askeri bir gücü olduğu halde, devlete asker de göndermediğini keşf eder.

 

Bu Hizan şeyhine nazikçe bir selam ile birlikte, devlete olan geçikmiş vergilerini hatırlatarak, ordu için de kaç tane adamının askere alınması gerektiğini iletir. Bitlis valisinin bu nazik mesajına karşılık, Şeyh Seyyid Ali de aynı üslup ve nezaketle, dede ve ataları gibi kendisinin de çok büyük bir bölgeye hitab eden ve sorumlusu olduğu bir tekkenin de dini bir lideri olduğunu hatırlatarak; her yıl binlerce fakir, zengin, hacı, derviş, kimsesiz, çaresiz, yardıma muhtaç, gezgin ve tüccarların kendisine ziyarete geldiklerini ve onlara tüm yeme içme konaklama ve yardım konusunda tekkesi tarafından ücretsiz hizmet verdiklerini ve bu nedenlerden ötürü de, kendisinin vergi muafiyeti olduğunu ve çevresindekilerin de bu dini hizmetleri temin ettiklerinden gerekli olduklarını valiye iletir. Şeyh Seyyid Ali üstelik bu cevabına düşüncesizce birde , Sultan II. Abdülhamid’in tahtının selameti için, bu tür talepler ile kendilerine gelmediğini de ekler. Şeyhin bu cevabı Jön Türk olan valiyi çileden çıkarmaya yeter.

Bitlis valisi hemen emrindeki büyük bir jandarma birliğine Şeyh Seyyid Ali’nin sürülerine el konulması talimatını verir. Diyarbekir’den Van’a kadar hemen hemen tüm Kürdler ve Müslümanlar Şeyh Seyyid Ali’ye büyük saygı duyup fikirlerine de sempati ile yaklaştıkları gibi, bazıları için o bir evliya konumunda bulunuyordu. Kendisine yakın kaynaklardan Bitlis valisinin gerçek niyeti ve planının haberini alan Şeyh, hemen yedi yüz cesur, çevik ve gözü kara savaşçı adamını bir araya getirtip, onları silahlandırarak Bitlis şehrini  ele geçirip yönetimde bulunan o tanrıtanımaz ‘Rumileri’* dışarı atmak için yola çıkar.

* Rumi (Romi-Romê) ismi, Marmara ve Küçük Asya’dan olan istilacı, işgalci veya o taraftan gelen her bir kişi için kullanılan bir tabirdi. Genel olarak bu sınır, Samsun – Sivas – Kilikya boylamının batısında kalan kısım için geçerliydi ve Romalılar, Bizanslılar ve hatta Türkler de dahil hepsi, hiçbir fark gözetmeden, Tanrıtanımaz anlamında Rumi olarak adlandırılırlardı.

Şeyhi ve adamlarını durdurup yakalamakla görevli jandarma birliği ile yolda karşılaşan Şeyh Seyyid Ali, tek bir kurşun sıkmadan jandarmanın kenara çekilmesi ile yoluna devam eder. Çünkü jandarmayı oluşturan askerlerin büyük çoğunluğu Kürdlerden oluşuyordu ve Kürdler de kendi şeyhlerine ateş etmezdi. Temmuz 1913’te Bitlis’e giren Şeyh Seyyid Ali ve silahlı güçleri şehri ve civarını ele geçirir. Bütün Türk resmi makamları, ki buna eğitimli vali de dahil, Şeyh ve adamları gelmeden önce şehirden kaçarlar.

Aynen prens Bedirhan, Şeyh Ubeydullah ve diğer önceki Kürd liderleri gibi, Hizan Şeyhi Seyyid Ali de detaylı ve iyi-gerekçeli bir açıklama ile tüm Ermeni, Asuri ve Keldanilere çağrıda bulunur: ’Bu Rumiler’den kurtulmak için, sizler de destek verin bize!’ diye. Ancak Kürd şeyhin bu çağrısı ne yazık ki çok vakitsiz bir döneme denk gelir. Türkiye’nin Asya tarafındaki kısmında 1908’den beri bir kalkınma havasının belirdiğini ve bu gelişmelerden ülkenin ve ülkedeki herkesin faydalanacağını öne süren Ermeniler; ülkenin doğusu olan Ermenistan ve Kürdistan bölgelerinde huzur ve sükunetin olmasını ve ayrıca ilerleme gösteren Jön Türk hükümetine, ülkenin iç kısımlarında vuku bulan zorlukların üstesinden gelebilmesi için de destek verilmesi gerektiğini açıklarlar. Buna ek olarak da; Jön Türk hükümetinin 1909 yılında Klikya’da onbinlerce Ermeni’yi katlettiği ve gelişmekte olan o bölgeyi kül yığınına çevirdiğinin bir hakikat olduğunu, ancak Kürdler ve Ermenilerin Osmanlı’nın bir parçası olduklarından, zamanla en sonunda gerçekleşecek olan bu ekonomik ve siyasi kalkınmalardan paylarını alacaklarını dile getirirler.

Hizanlı Kürd Şeyh Seyyid Ali’nin Bitlis’teki hakimiyeti bir hafta ancak sürer, çünkü Türkler Diyarbekir ve Muş’dan takviye askeri birlikler Bitlis’e getirirler. Şeyh ve ordu birlikleri arasında bir kaç gün süren çetin çatışmalar sonucunda, Şeyhin birlikleri dağılırken, Şeyh Seyyid Ali ve onun bir kaç adamı (teğmenleri), şehir merkezinde bulunan Rus konsolosluğuna iltica talebi ile sığınırlar. Aradan geçen bir kaç haftadan sonra dağlara kaçmaya çalışan Şeyh ve dört yakın komutanı yakalanıp, Bitlis’teki meydanda asılarak halka açık bir şekilde idam edilirler.

 

Kaynak: Arshak Safrastian – Kurds ve Kurdistan

Londra, The Harvill Press Ltd. 1948

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

Bitlisname kaynak gösterilmeden yayınlanamaz

Etiketler: / / / / /

Seyyahların gözüyle  Bitlis ahalisi ve giyim kuşamları, 1600 -1900
‘Bitlis çarşısının üzeri örgülü hasır halılar ve kuru dallarla örtülmüş dar sokaklardan oluşmakta. Tezgahlar çok zengin meyve ve sebze çeşitleri...
Bitlis’in Deliklitaş’ı
’Bu Delikli Taş aynı zamanda bir pınardır’ diye yazmıştır Şerefxanê Bedlîs-î Farsça olarak Bitlis’te kaleme aldığı ve 1597 yılında tamamladığı...
Şerefxanê Bedlîsî ve Osmanlı Padişahı III.Murad minyatürü
Bitlis’in Kürt Hükümdarı Şerefxanê Bedlîsî (sağda ayakta) ve Osmanlı Padişahı III.Murad’ı gösteren minyatür.   ‪Şerefxanê Bedlîsî’nin babası Mir Şemseddin, Osmanlı’yla...
Bitlis Hizanlı Law Reşid ve Kemal Fevzi
Minarelerden yükselen ezan sesi, Bitlis Çarşısı’nda tatlı bir telaşın başlamasına neden olmuştu. Orucun son günüydü. Son iftar açılmış, son şerbetler...
Zorqlu Kürd? Zorq neresi ola?
1850 sonrası Bitlis ve civarından geçmiş bazı seyyahların anlatımları ile birlikte yayımlanmış bir gravürün altında Fransızca olarak ’guerrier Kurde de...
Bitlisli Said-i Kurdi ve Venezüellalı Rafael de Nogales
Çeşitli yayın organları ve platformlarda paylaşılan bir görsel için ‘Saidi Nursi’nin cephede çekilmiş fotoğrafı’ veya ‘Bediüzamman’ın Ruslara karşı savaşırken fotoğrafı’...
1882’deki Büyük Bitlis Yangını
Bitlis şehir merkezinde vuku bulmuş bir çok doğal felaket, sosyolojik ve siyasi hadiselere dair anlatımlar hep var olmuşlardır. Kıtlık, muhacirlik,...
1913 – Bir Bitlisli Kürd Bebek
Bu çeviri, rahibe Mary D. Uline’in Bitlis’ten Amerika’ya göndermiş olduğu bir mektubun içeriğine aittir. Bitlis Amerikan – Ermeni İlahiyat Kız...
1810’ların Bitlis’i ve Rahip Giuseppe Campanile
Bu çeviri, 1802 yılında Vatikan tarafından Musul’a gönderilen İtalyan rahip Giuseppe Campanile’nin (1762 – 1835), Kürdistan coğrafyasındaki onüç yıllık görevi...
Dersimli Kürd kızı Emê  ve  Harput Misyoner Okulu
Bu çeviri, Harput Amerikan İlahiyat Okulu’nda 1857 – 1893 yılları arasında idarecilik yapmış, Amerikalı misyoner çift Bay ve Bayan Crosby...
Gürcistan’ın Kürt Asıllı Prensesi, Eyyubilerin Ahlat Melikesi Tamta’nın Maceraları
  Kürt asıllı bir Ermeni-Gürcü prensesi olan Tamta (1195?-1254) 12. yüzyılın sonu ile 13. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, ömrünün son...
Bitlis Kürd Hanı’nın 1655’deki dillere destan kütüphanesi ve akıbeti
‘Ey vilayet halkı, kaçan hanın bu Van kuluna 200 kese borcu vardır ve 40 bin koyun Malazgird Beyi Mehmed beye...
Della Valle’nin 1617’deki mektubunda Bitlis Beyi ve Kürdler
  Bitlis tarihi içerikli yazılarda, yabancı batılı seyyahların bu şehre dair izlenim ve anlatımlarına hep değinilir. Yazdığı eserlerde Bitlis’e değinen...
Kürt-Osmanlı İttifakı Bağlamında; İdris-i Bitlisi
  İdris-i Bitlisî, 1452 (bazı kaynaklar da 1457) yılında Rojkan Kürt (Bitlis Hükümdarlığının) idari merkezi olan Bitlis şehrinde Hüsameddin Bitlisi’nin...
AHLAT’I YÖNETEN ”SÖKMENOĞULLARI” KÜRT MÜYDÜ?
  Daha Türkler gelmeden önce Azerbaycan’da, Kürdistan’da, Ermenistan ve Gürcistan’ın doğu ve güney bölümlerinde Rewadi, Merwani ve Şeddadi Kürt devletleri...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ