Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,34 / Satış: 5,36
€ EURO → Alış: 6,05 / Satış: 6,08

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
  • 12.09.2018
  • 2.943 kez okundu

Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds and Kurdistan’ adlı kitabının 72-74. sayfalarının çevirisidir.

 

 

 

 

 

 

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali

Bölgedeki tekke ve medreselerin şeyhleri, Osmanlı’nın 1912-13 savaşındaki mağlubiyetini Jön Türklerin tanrıtanımazlığına ve Mason oluşlarına bağlarken, tekke ve medreselerde de ’Kürdler için Kürdistan’ söylentileri dolaşıyordu.

Ülkenin doğu bölgelerindeki Türk makamları yeni kaynaklar ve batıdaki eriyen ordularına takviye güç oluşturmak için, hem parasal hemde askeri taze destek bulmak ümidi ile eski defterleri karıştırıyorlardı. Bu makamlardan biri olan Bitlis valiliğinde de, 1913’ün baharında biraz Fransızca’sı da olan tipik bir İstanbul Türk’ü bulunmaktaydı. Vali yaptığı araştırmada, Hizanlı Kürd şeyhi ve ailesinin son yirmi senede bir kuruş vergi vermediğini ve aşiretinin yüzlerce kişilik askeri bir gücü olduğu halde, devlete asker de göndermediğini keşf eder.

 

Bu Hizan şeyhine nazikçe bir selam ile birlikte, devlete olan geçikmiş vergilerini hatırlatarak, ordu için de kaç tane adamının askere alınması gerektiğini iletir. Bitlis valisinin bu nazik mesajına karşılık, Şeyh Seyyid Ali de aynı üslup ve nezaketle, dede ve ataları gibi kendisinin de çok büyük bir bölgeye hitab eden ve sorumlusu olduğu bir tekkenin de dini bir lideri olduğunu hatırlatarak; her yıl binlerce fakir, zengin, hacı, derviş, kimsesiz, çaresiz, yardıma muhtaç, gezgin ve tüccarların kendisine ziyarete geldiklerini ve onlara tüm yeme içme konaklama ve yardım konusunda tekkesi tarafından ücretsiz hizmet verdiklerini ve bu nedenlerden ötürü de, kendisinin vergi muafiyeti olduğunu ve çevresindekilerin de bu dini hizmetleri temin ettiklerinden gerekli olduklarını valiye iletir. Şeyh Seyyid Ali üstelik bu cevabına düşüncesizce birde , Sultan II. Abdülhamid’in tahtının selameti için, bu tür talepler ile kendilerine gelmediğini de ekler. Şeyhin bu cevabı Jön Türk olan valiyi çileden çıkarmaya yeter.

Bitlis valisi hemen emrindeki büyük bir jandarma birliğine Şeyh Seyyid Ali’nin sürülerine el konulması talimatını verir. Diyarbekir’den Van’a kadar hemen hemen tüm Kürdler ve Müslümanlar Şeyh Seyyid Ali’ye büyük saygı duyup fikirlerine de sempati ile yaklaştıkları gibi, bazıları için o bir evliya konumunda bulunuyordu. Kendisine yakın kaynaklardan Bitlis valisinin gerçek niyeti ve planının haberini alan Şeyh, hemen yedi yüz cesur, çevik ve gözü kara savaşçı adamını bir araya getirtip, onları silahlandırarak Bitlis şehrini  ele geçirip yönetimde bulunan o tanrıtanımaz ‘Rumileri’* dışarı atmak için yola çıkar.

* Rumi (Romi-Romê) ismi, Marmara ve Küçük Asya’dan olan istilacı, işgalci veya o taraftan gelen her bir kişi için kullanılan bir tabirdi. Genel olarak bu sınır, Samsun – Sivas – Kilikya boylamının batısında kalan kısım için geçerliydi ve Romalılar, Bizanslılar ve hatta Türkler de dahil hepsi, hiçbir fark gözetmeden, Tanrıtanımaz anlamında Rumi olarak adlandırılırlardı.

Şeyhi ve adamlarını durdurup yakalamakla görevli jandarma birliği ile yolda karşılaşan Şeyh Seyyid Ali, tek bir kurşun sıkmadan jandarmanın kenara çekilmesi ile yoluna devam eder. Çünkü jandarmayı oluşturan askerlerin büyük çoğunluğu Kürdlerden oluşuyordu ve Kürdler de kendi şeyhlerine ateş etmezdi. Temmuz 1913’te Bitlis’e giren Şeyh Seyyid Ali ve silahlı güçleri şehri ve civarını ele geçirir. Bütün Türk resmi makamları, ki buna eğitimli vali de dahil, Şeyh ve adamları gelmeden önce şehirden kaçarlar.

Aynen prens Bedirhan, Şeyh Ubeydullah ve diğer önceki Kürd liderleri gibi, Hizan Şeyhi Seyyid Ali de detaylı ve iyi-gerekçeli bir açıklama ile tüm Ermeni, Asuri ve Keldanilere çağrıda bulunur: ’Bu Rumiler’den kurtulmak için, sizler de destek verin bize!’ diye. Ancak Kürd şeyhin bu çağrısı ne yazık ki çok vakitsiz bir döneme denk gelir. Türkiye’nin Asya tarafındaki kısmında 1908’den beri bir kalkınma havasının belirdiğini ve bu gelişmelerden ülkenin ve ülkedeki herkesin faydalanacağını öne süren Ermeniler; ülkenin doğusu olan Ermenistan ve Kürdistan bölgelerinde huzur ve sükunetin olmasını ve ayrıca ilerleme gösteren Jön Türk hükümetine, ülkenin iç kısımlarında vuku bulan zorlukların üstesinden gelebilmesi için de destek verilmesi gerektiğini açıklarlar. Buna ek olarak da; Jön Türk hükümetinin 1909 yılında Klikya’da onbinlerce Ermeni’yi katlettiği ve gelişmekte olan o bölgeyi kül yığınına çevirdiğinin bir hakikat olduğunu, ancak Kürdler ve Ermenilerin Osmanlı’nın bir parçası olduklarından, zamanla en sonunda gerçekleşecek olan bu ekonomik ve siyasi kalkınmalardan paylarını alacaklarını dile getirirler.

Hizanlı Kürd Şeyh Seyyid Ali’nin Bitlis’teki hakimiyeti bir hafta ancak sürer, çünkü Türkler Diyarbekir ve Muş’dan takviye askeri birlikler Bitlis’e getirirler. Şeyh ve ordu birlikleri arasında bir kaç gün süren çetin çatışmalar sonucunda, Şeyhin birlikleri dağılırken, Şeyh Seyyid Ali ve onun bir kaç adamı (teğmenleri), şehir merkezinde bulunan Rus konsolosluğuna iltica talebi ile sığınırlar. Aradan geçen bir kaç haftadan sonra dağlara kaçmaya çalışan Şeyh ve dört yakın komutanı yakalanıp, Bitlis’teki meydanda asılarak halka açık bir şekilde idam edilirler.

 

Kaynak: Arshak Safrastian – Kurds ve Kurdistan

Londra, The Harvill Press Ltd. 1948

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

Bitlisname kaynak gösterilmeden yayınlanamaz

Etiketler: / / / / /

Osmanlı Söylemi ve Bir Hegemonyayı Aklama – Kürdistan Sorunu
‘Tarihi, işlemediği biçimde yargılamak hakkına sahip değiliz ve böyle bir tavır bizi fazla bir yere ulaştırmaz. Ancak “olguların” oluş biçimleri...
Lord Kinross’un 1951 Bitlis ziyareti – Ahlat, Tatvan ve Deli Mito
‘Lord Kinross – Kutsal Anadolu Toprakları’ adı ile 2003 yılında Türkçe’ye çevirilmiş bir kitabı okurken, hem dili hem de tanımlamaları...
Silêmanê Kurd li Swêdê – Rohat Alakom
            Xebata lêkolerê kurd Rohat Alakom di derbarê yekem penaberê kurd ku di sala 1929an...
İsmet İnönü’ye Gönderilen Dersim-Ovacık Kürt Raporu
  Jön Türklerle başlayan ‘tek tipleştirme’ politikası Cumhuriyetin ilanıyla beraber ‘Kemalizm’ kimliği altında bütün Kürt coğrafyasını etkisi altına aldı.  ...
Sultan II.Abdulhamid’e Yönelik Suikast’e Karışan Bitlisli Ermeniler
  Sultan II.Abdulhamid’e karşı 21 Temmuz 1905 günü ‘Ermeni Devrimci Federasyonu’ tarafından Hamidiye Camii önünde bombalı suikast düzenlendi.    ...
Çin Seddi’nden Bitlis Kalesi’ni görmek
  Tarihine ve kültürüne değer vermeyen toplumların hallerini düşündüm.                 ‘Bitlis’in sembolü kalesidir’...
Kaniya Beqa
  Çend roj heye di êvar de heta sibê dengê beqan li kaniya beqan de dihat. Ji ber tîrsa ku...
Atatürk’e Gönderilen Raporlarda Alişer’in (Koçgiri) Şiirleri – BELGE
  Alişer, 1900-1937 yılları arasında önemli roller üstlenmiştir. Lider kişiliği yanı sıra Dersim bölgesinde halk tarafından çok sevilen bir kişi...
Bitlis’in sembolü (beş) minare değil, kalesidir
Bitlis’te beş minare olmadığı gibi, şehrin sembolü de kaledir.   Şehirlerin ya insan eliyle yapılmış yada doğal güzellikleri sayılan, bir...
Ebu Eyyub (Eyüp Sultan) Kardeşi Feyzullah Ensari’nin Türbesi Bitlis’te mi?
  Feyzullah EL-Ensari, Eyüp Sultan (Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb El-Ensarî)’nin kardeşi olduğu ‘rivayet’ edilir. Kürt Coğrafyasında...
1947 Tarihli ”Bitlis’te Kürtçülük Raporu” BELGE
  17.01.1947 tarihli bu belge Bitlis Valiliği tarafından dönemin İçişleri Bakanlığına çekilmiş. İçişleri Bakanlığı ise raporu C.H.P Genel Sekreterine aktarmıştır....
Unutulmuş Bilge Bir Kürdün Hikayesi
  Onunla ilk tanışmam, Santiago de Compostela Universitesi İspanyol Dili ve Kültürü kursunda olmuştu. Kursun yaz döneminde, kurs ögrencileri birer...
Bitlis’e patates ilk kez ne zaman ve kimler tarafından getirildi?
    Bitlis denince ilk akla gelenler genellikle tütün, bal, ceviz ve Büryan kebabı olur. Ancak temel ana tüketim ürünlerinden...
Bitlis Rojkili Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Kara Yusuf
          Bitlis Rojkili Kürd hükümdar Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Türkmen hükümdar Kara Yusuf   Baran Zeydanlıoğlu...
Orta Asya Kürtleri – Araştırma
  Orta Asya sınırlarına Kürtlerin ilk göçü 17’nci yüzyılda Safevi hükümdarı Şah Abbas’ın Türkmenlerden gelen saldırılara karşı kalkan görevi üstlenmesi...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ