Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 7,75 / Satış: 7,78
€ EURO → Alış: 9,08 / Satış: 9,11

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
  • 12.09.2018

Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds and Kurdistan’ adlı kitabının 72-74. sayfalarının çevirisidir.

 

 

 

 

 

 

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali

Bölgedeki tekke ve medreselerin şeyhleri, Osmanlı’nın 1912-13 savaşındaki mağlubiyetini Jön Türklerin tanrıtanımazlığına ve Mason oluşlarına bağlarken, tekke ve medreselerde de ’Kürdler için Kürdistan’ söylentileri dolaşıyordu.

Ülkenin doğu bölgelerindeki Türk makamları yeni kaynaklar ve batıdaki eriyen ordularına takviye güç oluşturmak için, hem parasal hemde askeri taze destek bulmak ümidi ile eski defterleri karıştırıyorlardı. Bu makamlardan biri olan Bitlis valiliğinde de, 1913’ün baharında biraz Fransızca’sı da olan tipik bir İstanbul Türk’ü bulunmaktaydı. Vali yaptığı araştırmada, Hizanlı Kürd şeyhi ve ailesinin son yirmi senede bir kuruş vergi vermediğini ve aşiretinin yüzlerce kişilik askeri bir gücü olduğu halde, devlete asker de göndermediğini keşf eder.

 

Bu Hizan şeyhine nazikçe bir selam ile birlikte, devlete olan geçikmiş vergilerini hatırlatarak, ordu için de kaç tane adamının askere alınması gerektiğini iletir. Bitlis valisinin bu nazik mesajına karşılık, Şeyh Seyyid Ali de aynı üslup ve nezaketle, dede ve ataları gibi kendisinin de çok büyük bir bölgeye hitab eden ve sorumlusu olduğu bir tekkenin de dini bir lideri olduğunu hatırlatarak; her yıl binlerce fakir, zengin, hacı, derviş, kimsesiz, çaresiz, yardıma muhtaç, gezgin ve tüccarların kendisine ziyarete geldiklerini ve onlara tüm yeme içme konaklama ve yardım konusunda tekkesi tarafından ücretsiz hizmet verdiklerini ve bu nedenlerden ötürü de, kendisinin vergi muafiyeti olduğunu ve çevresindekilerin de bu dini hizmetleri temin ettiklerinden gerekli olduklarını valiye iletir. Şeyh Seyyid Ali üstelik bu cevabına düşüncesizce birde , Sultan II. Abdülhamid’in tahtının selameti için, bu tür talepler ile kendilerine gelmediğini de ekler. Şeyhin bu cevabı Jön Türk olan valiyi çileden çıkarmaya yeter.

Bitlis valisi hemen emrindeki büyük bir jandarma birliğine Şeyh Seyyid Ali’nin sürülerine el konulması talimatını verir. Diyarbekir’den Van’a kadar hemen hemen tüm Kürdler ve Müslümanlar Şeyh Seyyid Ali’ye büyük saygı duyup fikirlerine de sempati ile yaklaştıkları gibi, bazıları için o bir evliya konumunda bulunuyordu. Kendisine yakın kaynaklardan Bitlis valisinin gerçek niyeti ve planının haberini alan Şeyh, hemen yedi yüz cesur, çevik ve gözü kara savaşçı adamını bir araya getirtip, onları silahlandırarak Bitlis şehrini  ele geçirip yönetimde bulunan o tanrıtanımaz ‘Rumileri’* dışarı atmak için yola çıkar.

* Rumi (Romi-Romê) ismi, Marmara ve Küçük Asya’dan olan istilacı, işgalci veya o taraftan gelen her bir kişi için kullanılan bir tabirdi. Genel olarak bu sınır, Samsun – Sivas – Kilikya boylamının batısında kalan kısım için geçerliydi ve Romalılar, Bizanslılar ve hatta Türkler de dahil hepsi, hiçbir fark gözetmeden, Tanrıtanımaz anlamında Rumi olarak adlandırılırlardı.

Şeyhi ve adamlarını durdurup yakalamakla görevli jandarma birliği ile yolda karşılaşan Şeyh Seyyid Ali, tek bir kurşun sıkmadan jandarmanın kenara çekilmesi ile yoluna devam eder. Çünkü jandarmayı oluşturan askerlerin büyük çoğunluğu Kürdlerden oluşuyordu ve Kürdler de kendi şeyhlerine ateş etmezdi. Temmuz 1913’te Bitlis’e giren Şeyh Seyyid Ali ve silahlı güçleri şehri ve civarını ele geçirir. Bütün Türk resmi makamları, ki buna eğitimli vali de dahil, Şeyh ve adamları gelmeden önce şehirden kaçarlar.

Aynen prens Bedirhan, Şeyh Ubeydullah ve diğer önceki Kürd liderleri gibi, Hizan Şeyhi Seyyid Ali de detaylı ve iyi-gerekçeli bir açıklama ile tüm Ermeni, Asuri ve Keldanilere çağrıda bulunur: ’Bu Rumiler’den kurtulmak için, sizler de destek verin bize!’ diye. Ancak Kürd şeyhin bu çağrısı ne yazık ki çok vakitsiz bir döneme denk gelir. Türkiye’nin Asya tarafındaki kısmında 1908’den beri bir kalkınma havasının belirdiğini ve bu gelişmelerden ülkenin ve ülkedeki herkesin faydalanacağını öne süren Ermeniler; ülkenin doğusu olan Ermenistan ve Kürdistan bölgelerinde huzur ve sükunetin olmasını ve ayrıca ilerleme gösteren Jön Türk hükümetine, ülkenin iç kısımlarında vuku bulan zorlukların üstesinden gelebilmesi için de destek verilmesi gerektiğini açıklarlar. Buna ek olarak da; Jön Türk hükümetinin 1909 yılında Klikya’da onbinlerce Ermeni’yi katlettiği ve gelişmekte olan o bölgeyi kül yığınına çevirdiğinin bir hakikat olduğunu, ancak Kürdler ve Ermenilerin Osmanlı’nın bir parçası olduklarından, zamanla en sonunda gerçekleşecek olan bu ekonomik ve siyasi kalkınmalardan paylarını alacaklarını dile getirirler.

Hizanlı Kürd Şeyh Seyyid Ali’nin Bitlis’teki hakimiyeti bir hafta ancak sürer, çünkü Türkler Diyarbekir ve Muş’dan takviye askeri birlikler Bitlis’e getirirler. Şeyh ve ordu birlikleri arasında bir kaç gün süren çetin çatışmalar sonucunda, Şeyhin birlikleri dağılırken, Şeyh Seyyid Ali ve onun bir kaç adamı (teğmenleri), şehir merkezinde bulunan Rus konsolosluğuna iltica talebi ile sığınırlar. Aradan geçen bir kaç haftadan sonra dağlara kaçmaya çalışan Şeyh ve dört yakın komutanı yakalanıp, Bitlis’teki meydanda asılarak halka açık bir şekilde idam edilirler.

 

Kaynak: Arshak Safrastian – Kurds ve Kurdistan

Londra, The Harvill Press Ltd. 1948

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

Bitlisname kaynak gösterilmeden yayınlanamaz

Etiketler: / / / / /

160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler
Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden...
İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ