Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,36 / Satış: 5,38
€ EURO → Alış: 6,07 / Satış: 6,10

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
  • 16.09.2018
  • 2.971 kez okundu

Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve sonrasında Bitlis’e ulaştı?. Bitlis’teki tütün yetiştiriciliğine ne oldu?

 

 

 

 

 

 

 

 

Baran Zeydanlıoğlu

 

İspanya kralının yardımı ile Hindistan’a denizden ulaşmak için yola çıkan İtalyan Kristof Kolomb, batıya giderek Karayipler’deki şimdiki adıyla bilinen Tobago adasına 1492 yılında tesadüfen gelir. Adaya çıkan Kolomb ve mürettebatına, adanın yerli halkı tarafından kurutulmuş halde ’tobago’ diye adlandırdıkları bitki yaprakları hediye olarak sunulur. Adanın ismini bilmeyen Kolomb, kendisine sunulan tobago bitkisinden dolayı adaya TOBAGO adını verir. Kolomb’a sunulan ve bu ’Yeni Dünya’ya ait olan bitki, biz ’Eski Dünya’ ahalisinin daha sonra tütün diye adlandıracağımız ve müptelası olacağımız bitkidir.

 

Tütün bitkisinin ilk olarak Avrupa kıtasına ulaşma tarihi ise 1559 senesinde, İspanyol kral II. Filip’in emri ile getirilir ve Toledo şehri kırsalında ekimi yapılır. Artık İspanya üzerinden tütün bitkisinin ünü yayılmaya başlar. İspanyol, İngiliz ve Venedikli tüccarlar tarafından tüm Avrupa’ya yayılan ve satılan tütün bitkisi ve yaprakları, o zaman Osmanlı idaresi altındaki, şimdiki Makedonya ve Trakya bölgesine 1500’lü yılların sonunda ulaşır, ki akabinde Ege Bölgesin’de ilk ekim gerçekleşir. Şifalı bir bitki olarak da o sağlıkta kullanılan bu bitkiye ilk önceleri, ’tabağa’ adı verilirken sonrasında ’duhan’ ve daha sonrasında da ’tüttürme’den dolayı tütün adı verilir.

 

1600’lerin ilk çeyreğinde tütüne Osmanlı padişahları tarafından yasaklar getirilir. Bunların nedenleri arasında ekonomik, siyasi, sağlıksal, tarımsal ve sosyolojik nedenler mevcuttur. Hatta 1633’teki Büyük İstanbul Yangını’na da tütün kullanımının neden olduğu belirtilmiş ve ahalinin tütün kullanımından dolayı kahvehanelerde boş zaman geçirerek tembelleşerek üretken olmamaları ayrıca gerekçe gösterilerek, IV. Murad tarafından tütün yasaklanır. Ancak yasaklamalar etkili olmadığı gibi hem üretimi hemde tüketimini kontrol altına almak üzere, Osmanlı idaresi fetva çıkartırıp 1680’lerde de statüsüne resmiyet kazandırır.

 

Bitlis ve Muş başta olmak üzere Siirt ve güneyine tütünün gelişi 1690’lardır ki, 1700’lerin ilk çeyreğinde Kürd Beyliği idaresinde olan Bitlis ve Muş da dahil olmak üzere, bir çok şehirde Tütün Gümrükleri oluşturulur, tüm Osmanlı sınırları üçerisinde tütün ekimi ve işlemesi ile uğraşan kişi sayısı ise 1800’lerin ortalarında 150 bin kişiye ulaşır.

 

Artık hem tütün yetiştiriciliği hemde tüketimi çok yaygınlaşır. Geleneksel çarşı pazarlarda tütün ve tütün mamülleri, aksesuarları satışı ve kullanımı da gözle görülebilir bir halde günlük yaşamın bir parçası haline gelir. Bitlis çarşısı da dahil, ticaretin kalbinin attığı yerleşim yerlerinde tütün, satılan ve satınalınan ilk mallar listesinde yerini alır. Halep’ten, Şam’dan, Erzurum’dan Tebriz’den gelip Bitlis’e uğrayan kervanlar her sene yüzlerce ton tütünü değişik pazar ve çarşılara taşırlar. Bitlis tütününe olan talep ve bu ürünün ünü, 1800’lere gelinildiğinde, artık hem batıda hemde doğuda çok yüksek bir mertebededir.

Bitlis tütününün Bitlis ahalisi tarafından kullanımı da, 1700’lerin oratalarında gelinildiğinde artık kültürün ayrılmaz bir parçası durumuna gelmiştir, ki Bitlis çarşısı zanaatkarları ürettikleri qelun (ince uzun Kürd piposu), gümüş tütünlükler ve diğer aksesuarlar ile namn yaparlar. Şehrin çarşısında onlarca kahvehanede mokka, şerbet ve kahvenin yanında, tütün ve qelun servisi de yapılması sıradan bir hizmet olarak yerini alır. 1838 yılında Bitlis’e uğrayan Amerikalı misyoner rahip Southgate anılarında şöyle bahseder:

’Şehrin hükümdarı olan Kürd Beyi’ni şehrin girişindeki handa buldum. Bey’in üzerinde boydan boya beyaz renkte bir kıyafet ve başında da onlarca rengarenk şalın sarılması ile oluşturulmuş bir sarık vardı. Sağlıklı, temiz ve düzgün bir yüze sahip olan bu genç Kürd Beyi beni oldukça sıcak bir şekilde karşılayarak oturmam için yanındaki bir köşeyi işaret etti.

 Bey, klasik sorular olan ’nerelisin, hangi şehirdensin, ne yapıyorsun’ gibi soruları sorarken, Bey’in adamları da hemen kahve ve qelun (Kürd piposu) getirdiler bizlere.’(Bkz. Bitlisname)

 

Osmanlı idaresi tarafından alınan bir karar ile 1862 senesinde ’İnhisar Kurumu’ yani ’Tütün, Tütün Mamülleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş’ olan eski ’TEKEL’ kurulur. Daha sonra Tütün Rejisi’ne devrolan bu kuruluş, 1925’te de millileşir.

Osmanlı idaresi, 1874 yılında yayımladığı ’Duhan (Tütün) Resmi Hakkında Nizamname ile tütün fiyatı tespitini çiftçi ve tüccarın inisiyatifine bırakır.

 

Düyun-u Umumiye adına Osmanlı kentlerinin ekonomik, sosyal ve kültürel envanter çalışmalarını yapmakla görevlendirilen Fransız yazar ve araştırmacı Vital Cuinet, 1889 yılında yaptığı araştırmada Bitlis Vilayetindeki tütün üretimi için şöyle yazmıştır:

 

’Bitlis ve Muş sancaklarında tütün yetiştiriciliği çok yaygındır. 1889 yılında Muş’ta 1050 tütün tarlası 1350 dönüm üzerinden, resmi kayıtlara göre, 100.000 kilogram toplam ürün vermiş. Bölgedeki güvenilir üreticilerin kaynaklarından öğrendiğimize göre, belirtilen bu resmi verilerin gerçekte ikiye katlanarak okunması gerektiğiymiş.

Her nekadar tütün ekimi ve yetiştiriciliği çok hatalı ve düşük verimle yapılıyor olsa da ve yerel ahali tütün kalitesi ve tadından pek anlamasa da, son dönemde geliştirilen ve uygulanan yöntemlerle daha kaliteli tütün yetiştirilmeye başlandığı gözlenmekte’.

Cuinet sadece Mutki ve Hizan’ın 1889 yılında 130 bin kg tütün yetiştirdiklerini aynı raporunda belirtir.

 

1920’lerin sonuna doğru artık Türkiye Cumhuriyeti devleti tütün üretimi ve satışını kontrol altına almak için kurumlar ve şirketler kurmuş ve reklam ve kampanyalarla üretilen tütünü Avrupa’ya ve dünyanın diğer yerlerine pazarlamaya reklamları ile başlamıştır. Tütün ve sigara reklamlarında yer alanlardan biri de Bitlisli Kürd Zaro Ağa’dıri ki 160 sene yaşadığı belirtilen bu yaşlı Bitlisli’yi Türk, Macar ve İngiliz tütün ve sigara şirketleri reklamlarında kullanmışlardır.

 

 

Bitlis ve civarından tütün temin eden bir İngiliz şirketi olan Major Daykin Tobacco da, her sene geleneksel olarak ürettiği kibrit kutusu yüzü görselinde, Kürd kızlarına yer vermiştir.

1940 yılında üretime giren Bitlis’in ilk sigara fabrikası onbinlerce kişinin geçim kaynağı olan tütün yetiştiriciliği için de büyük bir adım olur. Bitlis tütününün varolan bölgesel ünü, artık bölgeler arası ve hatta yabancı şirketler aracılığı ile ihraç edildiğinden, uluslararası bir üne kavuşur. Dünyaca ünlü Camel sigara markası da çok iyi bir kaliteye sahip olan Bitlis tütününü dünya pazarlarına ’Turkish Tobacco’ ibaresi ile pazarlar. Avrupa’nın tükettiği tütütünün %90’ı Türkiye’den temin edilirken, bu oranın en büyük yüzdesini Bitlis ve civarı tütün sağlar.

Bitlis Sigara Fabrikası, 1970’ler

 

1983’te açılan ikinci fabrika ile artık bölgede 100 binin üzerinde insan tütün ve tütün mamulleri odaklı bir gelir kaynağına sahip olurlar. 1983 yılında sigara sektöründe ilk kez TEKEL haricinde, hisselerinin çoğunluğu Rothmans Şirketi’ne azınlık hisseleri ise Bitlis’teki girişimcilere ait olan ve üreteceği sigaraları ihraç etmesi şartıyla “Bitlis Entegre Sanayi AŞ-BEST”  kurulur. 1988 yılında ise TEKEL %25 hisse ile bu kuruluşa ortak edilir ve BEST tarafından üretilen sigaraların yurt içinde pazarlanmasına izin verilir.

 

Ancak bu fabrikaların varlıkları uzun sürmez ve ilk etapta Bitlis Sigara Fabrikası daha sonrasında da TEKEL (2010) ardı ardına kapatılır ve 600 işçi içsiz kalarak Bitlis’ten göç etmek zorunda kalan insanlar olur. Fabrikaların kapanması ile birlikte 30 binin üzerindeki tütün çiftçisi de büyük bir ekonomik darbeye maruz kalır. Bitlis’in ünlü sigara markalarının üretimleri durdurulup fabrikalarının da kapatıldığı gibi, tütün üreticilerine de önce kota sonra da sözleşme getirilip tek alıcıları yabancı (Amerikan) şirketleri bırakılır. Onlar da zamanla Bitlis tütününe gereken ilgiyi göstermediklerinden, tütün üreticiliği büyük bir çöküş yaşar ve hatta artık üreticiler tütün yerine başka tarım ürünleri ekmeye başlarlar.

 

Bir zamanlar Bitlis ve civarındaki en büyük tarımsal geçim kaynağı olan tütün yetiştiriciliği, artık günümüzde bütünüyle sona ermek ile yüzyüze.

 

Baran Zeydanlıoğlu, 16 Eylül 2018

 

Kaynaklar:

’The history of tobacco’

Tarih Haber – Tarihi Peçevi

’19. Yüzyıl ikinci Yarısında Bitlis ve Tütün, C. Yapıştıran

’Tekel’in Özelleştirilmesinin Düşündürdükleri, A. Atalık, Bağımsız Dergisi

’Bitlis Vilayet Raporu, 1892, V. Cuinet

Sara Distribution arşivi

Etiketler: / /

Gürcistan’ın Kürt Asıllı Prensesi, Eyyubilerin Ahlat Melikesi Tamta’nın Maceraları
  Kürt asıllı bir Ermeni-Gürcü prensesi olan Tamta (1195?-1254) 12. yüzyılın sonu ile 13. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, ömrünün son...
Bitlis Kürd Hanı’nın 1655’deki dillere destan kütüphanesi ve akıbeti
‘Ey vilayet halkı, kaçan hanın bu Van kuluna 200 kese borcu vardır ve 40 bin koyun Malazgird Beyi Mehmed beye...
Della Valle’nin 1617’deki mektubunda Bitlis Beyi ve Kürdler
  Bitlis tarihi içerikli yazılarda, yabancı batılı seyyahların bu şehre dair izlenim ve anlatımlarına hep değinilir. Yazdığı eserlerde Bitlis’e değinen...
Kürt-Osmanlı İttifakı Bağlamında; İdris-i Bitlisi
  İdris-i Bitlisî, 1452 (bazı kaynaklar da 1457) yılında Rojkan Kürt (Bitlis Hükümdarlığının) idari merkezi olan Bitlis şehrinde Hüsameddin Bitlisi’nin...
AHLAT’I YÖNETEN ”SÖKMENOĞULLARI” KÜRT MÜYDÜ?
  Daha Türkler gelmeden önce Azerbaycan’da, Kürdistan’da, Ermenistan ve Gürcistan’ın doğu ve güney bölümlerinde Rewadi, Merwani ve Şeddadi Kürt devletleri...
Osmanlı Söylemi ve Bir Hegemonyayı Aklama – Kürdistan Sorunu
‘Tarihi, işlemediği biçimde yargılamak hakkına sahip değiliz ve böyle bir tavır bizi fazla bir yere ulaştırmaz. Ancak “olguların” oluş biçimleri...
Lord Kinross’un 1951 Bitlis ziyareti – Ahlat, Tatvan ve Deli Mito
‘Lord Kinross – Kutsal Anadolu Toprakları’ adı ile 2003 yılında Türkçe’ye çevirilmiş bir kitabı okurken, hem dili hem de tanımlamaları...
Silêmanê Kurd li Swêdê – Rohat Alakom
            Xebata lêkolerê kurd Rohat Alakom di derbarê yekem penaberê kurd ku di sala 1929an...
İsmet İnönü’ye Gönderilen Dersim-Ovacık Kürt Raporu
  Jön Türklerle başlayan ‘tek tipleştirme’ politikası Cumhuriyetin ilanıyla beraber ‘Kemalizm’ kimliği altında bütün Kürt coğrafyasını etkisi altına aldı.  ...
Sultan II.Abdulhamid’e Yönelik Suikast’e Karışan Bitlisli Ermeniler
  Sultan II.Abdulhamid’e karşı 21 Temmuz 1905 günü ‘Ermeni Devrimci Federasyonu’ tarafından Hamidiye Camii önünde bombalı suikast düzenlendi.    ...
Çin Seddi’nden Bitlis Kalesi’ni görmek
  Tarihine ve kültürüne değer vermeyen toplumların hallerini düşündüm.                 ‘Bitlis’in sembolü kalesidir’...
Kaniya Beqa
  Çend roj heye di êvar de heta sibê dengê beqan li kaniya beqan de dihat. Ji ber tîrsa ku...
Atatürk’e Gönderilen Raporlarda Alişer’in (Koçgiri) Şiirleri – BELGE
  Alişer, 1900-1937 yılları arasında önemli roller üstlenmiştir. Lider kişiliği yanı sıra Dersim bölgesinde halk tarafından çok sevilen bir kişi...
Bitlis’in sembolü (beş) minare değil, kalesidir
Bitlis’te beş minare olmadığı gibi, şehrin sembolü de kaledir.   Şehirlerin ya insan eliyle yapılmış yada doğal güzellikleri sayılan, bir...
Ebu Eyyub (Eyüp Sultan) Kardeşi Feyzullah Ensari’nin Türbesi Bitlis’te mi?
  Feyzullah EL-Ensari, Eyüp Sultan (Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb El-Ensarî)’nin kardeşi olduğu ‘rivayet’ edilir. Kürt Coğrafyasında...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ