Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,05 / Satış: 8,08
€ EURO → Alış: 9,65 / Satış: 9,68

Bitlis’e patates ilk kez ne zaman ve kimler tarafından getirildi?

Bitlis’e patates ilk kez ne zaman ve kimler tarafından getirildi?
  • 30.09.2018

 

 

Bitlis denince ilk akla gelenler genellikle tütün, bal, ceviz ve Büryan kebabı olur. Ancak temel ana tüketim ürünlerinden biri olan patatesin Bitlis’deki tarihçesine değinmek de faydalı olacaktır, zira bu sebzenin mutfağımıza giriş tarihi pek öyle sanıldığı gibi çok da eski değil.

 

 

Baran Zeydanlıoğlu

 

Günümüz dünyasının dört temel tüketim ürünleri olan pirinç, buğday ve mısırdan sonra gelen patates sebzesi, Güney Amerika’nın keşfi ve sonrasında İspanyolların Peru’yu işgal etmesi ile Avrupa kıtasına gelir. İspanyol Pizarro kardeşler ve mürettebatının 1531 senesi Peru’nun güneyine ayak basmaları ve Peru’nun yerli halkı İnkalar ile tanışmaları ile, onların geleneksel yemek kültürleri hakkında da bilgi sahibi olurlar.

 

 

İspanyol ordusu askerleri, tüccarlar ve seyyahlarının Peru ve Güney Amerika’nın zenginliklerini Avrupa’ya taşımalarından, patates de nasibini alır ve İspanya kraliyet ailesine 1535 senesinde takdim edilir. Her nekadar kraliyet ailesi bu bitkiyi ve patatesin kendisini sevmezeler de, Bask bölgesi patates ekimine ülkenin kuzey bölgelerinde başlar. İspanya’dan sonra Fransa’ya yayılan patates ekimi ve yetiştiriciliği, 1580’lein sonunda İrlanda’ya ulaşır,ki İrlanda halkını açlıktan kurtarır. Ancak 1840’larda Avrupa’da ortaya çıkan ve altı yıllık bir kıtlığa neden olan bir sebze (mantar) hastalığından, patates de etkilenir ve dolayısı ile yetiştiriciliği çok büyük bir darbe alır.

 

 

Özellikle İrlanda ülkesinin ana besin kaynağı olan patatesin derinden zarar görmesi nedeni ile, bir milyona yakın kişi hayatını kaybeder, ülke büyük bir ekonomik krize girer, açlık sefalet ve kargaşalar ile yüzyüze kalır. Bu çaresizlik ile başa çıkamayan yaklaşık iki milyona yakın İrlandalı, Kuzey Amerika kıtasına ve özellikle de Kanada ve New York limanları istikametine doğru kalkan gemiler ile kendilerini o yeni kıtaya atarlar. Bu İrlandalı aileler arasında ABD’de başkanlık yapacak olan Kennedy ve Reagan’ın aileleri de vardır. Her nekadar o zamanki padişah Sultan Abdülmecid 5 gemilik patates, tahıl ve diğer gıda gereksinimi yardımı ile İrlanda halkına destek çıkmaya çalışmışsa da, büyük bir takdir toplayan Osmanlı’nın bu davranışı, İrlanda tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşamasına engel olamamıştır.

 

Osmanlı’nın patates ile tanışması 1850’lerde gerçekleşir. İlk ekidiği ve yetiştirildiği mıntıka olan Sakarya civarı olurken, ardından Doğu Karadeniz ve Orta Anadolu mıntıkası gelir. Bazı tarihçilere göre patates Kafkasya üzeri Osmanlı’ya gelmiştir, ancak veriler ilk kez İstanbul’a getirilen bu bitki Marmara bölgesine ekilerek yayılmaya başlamıştır.

 

Bitlis’e patatesin gelişi İstanbul’dan yaklaşık 20 yıl sonra gerçekleşiyor, ki bitkinin tohumlarını beraberinde Bitlis’e getirenler ise batılı misyonerlerdirler. O zaman Bitlis’te kurulu olan Amerikan – Ermeni Kız Koleji’nde görevli misyoner öğretim görevlileri ve onların ABD ile olan düzenli irtibatları sayesinde Bitlis’e gelip giden misyonerler, patates bitkisinin ekilp yetiştirilmesinde öncü olmuşlardır.

 

1879 yılında Bitlis’i ziyaret eden İngiliz seyyah, araştırmacı ve yazar H.F. Tozer, Bitlis’teki Amerikan – Ermeni Kız Koleji kurucusu Knapp’ın misafiri olur ve kendisine ikram edilen patates yemeği ile ilgili anlatımını şöyle aktarır:

 

’Akşam yemeğinde bizlere ikram edilen bir tabak patates yemeği ve beraberindeki sebzeler çok makbule geçti bizim için. Zira yolculuğumuz boyunca en hasret kaldığımız şeylerden birisiydi bu. Sebzelerin yetiştirilmesi hususuna hep dikkat etmişimdir. Özellikle fazladan itina ve ilgi talep eden sebzelerin yetiştirilme tarzı, o toplumun medeniyetinin tadına varma konusunda çok önemlidir. Bu bölgede misyonerlerin yetiştirdiği ve önayak olduğu ekimin dışında patatesi bulmak çok zor, ki zaten ekildikleri yerde bolca yetişmekteler. Etrafımızı çevreleyen Kürd dağlarına karanlık çökmeye başladığından, bizler de artık misafiri olduklarımızdan izin isteyip, atlarımızla zikzaklayarak vadiye doğru yokuş aşağı inmeye başladık’.

 

 

 

Baran Zeydanlıoğlu – 30 Eylül 2018

 

 

 

Kaynaklar:

History of Potato

Wikipedia

Turkish Armenia and Asia Minor, H.F. Tozer (1881)

Anadolu’da Yemek

Osmanlı’nın İrlanda’ya Yardımı , NTV

 

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayınlanamaz

 

 

Etiketler: /

Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
Manuscute neresidir? Bitlis’ten üç, Diyarbekir’den beş günlük mesafededir
1600 yılının temmuz ayında, beraberindeki altı yüz kişilik bir kervan eşliğinde Halep üzeri Diyarbekir ve Bitlis yaparak yolculuğuna devam eden...
Aşkın ve İmanın Şairi: Fethi
Kalemin ve kelamın gücünü simgeleyen, ona hayat katan, yüreğinin çığlıklarını korkusuzca bütün renkleriyle ortaya koyabilen Kürt coğrafyasının edebi hafızasında unutulmuş,...
İsveç kralı Demirbaş Şarl’ın (1709) Osmanlı’ya borçları  ve alacaklıların İsveç macerası
Osmanlı tarihinde Kral Demirbaş Şarl’ın askerleriyle birlikte İstanbul’daki Sultan’a sığındığı ve yıllarca padişahın misafiri olduğu anlatılır. Peki kimdi bu kral?...
Kurdîyê Bidlîsî Kimdi?
  1918-1919 yılarında Kürt basınında yazılarına rastladığımız Kurdîyê Bidlîsî kimdi?                 M.MALMÎSANIJ  ...
Geleneksel Kürt Mezar Taşları – Filîtê Quto Örneği
Hançer, Kürtler arasında sıklıkla kullanılan ve taşınan bıçak çeşididir. Kürt erkekleri 1900’lerin başlarına kadar hançerleri günlük hayatında taşımış ve kullanmıştır....
160 yıl yaşamış Bitlisli Zaro Ağa ile Londra’da yapılmış bir röportaj ve bilinmeyenler
Hemşerim olan Mutkili Kürd Zaro Ağa hakkında yazılmış onlarca yerli ve yabancı arşive rastlamış ve bunların çoğunu da incelemişimdir. Birbirinden...
İsmail Beşikçi: Kürdler, Şehir, Şehirlileşme
  26-27 Mart 2016 tarihlerinde düzenlenen II. Uluslararası Bitlis Sempozyumu, Kürtler, Şehir, Şehirlileşme konusunu irdeliyor. Sempozyuma sunulan bildiriler kitaplaştırılmış.      ...
Kürt Kadınları Neşeli ve Güzeller Parlak Kıyafetler Giyerler
Bana doğru uzaktan bir kadın grubu geliyor. Şerefli renkleri ile onlar kürt kadınları. Kökleri kazmak ve yaprakları toplamakla meşguldürler. Benim...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ