Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 5,55 / Satış: 5,57
€ EURO → Alış: 6,39 / Satış: 6,41

Ebu Eyyub (Eyüp Sultan) Kardeşi Feyzullah Ensari’nin Türbesi Bitlis’te mi?

Ebu Eyyub (Eyüp Sultan) Kardeşi Feyzullah Ensari’nin Türbesi Bitlis’te mi?
  • 05.10.2018
  • 2.198 kez okundu

 

Feyzullah EL-Ensari, Eyüp Sultan (Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb El-Ensarî)’nin kardeşi olduğu ‘rivayet’ edilir. Kürt Coğrafyasında ‘İslam Fetihleri’ esnasında onlarca ‘El-Ensari’ diye türbe veya mezar bulunmaktadır. Bunların, fetih sırasında şehit oldukları ‘rivayet’ edilir.

 

 

 

 

N.A.Rojki

İşte bahsetmiş olduğumuz bu isimlerden biri de Feyzullah El-Ensari’dir. Feyzullah Ensari’nin ‘rivayet’ edilen türbesi günümüz Bitlis Alemdar Camii’sinin yerleşkesinde bulunmaktadır.

Eyup Sultan’ın mezarı nasıl bulundu?

Rivayet edilir ki, Fatih, 1453 tarihinde büyük Osmanlı Ordusuyla İstanbul önüne geldiği zaman Ebu Eyyub’un kabrini bulmak istiyordu. Yine rivayet edilir ki, Fatih hocası Mehmed Şemseddin (Akşemseddin olarak biliir) ile sohbet ederken, “Ebu Eyyub’un mezarı nerededir, mezarı nasıl buluruz” diye sorar. İstanbul’un fethine yaklaşılan günlerde bir akşam, Mehmed Şemseddin Fatih’e müjdeyi verir:”Şu karşı yakadaki tepenin eteğinde bir nur görüyorum. Orayı kazacağız, bir beyaz mermer çıkacak. Eyüp Sultan orada olmalıdır.”Ve Orası kazılmaya başlanır ve toprak altında yazılı mermer parçaları bulunur. Mehmed Şemdeddin’in dediği gibi beyaz mermer meydana çıkar, mermerin üzerinde “Haz-a kabri Halit İbni Zeyd” ibaresi yazılıdır.. Bu rivayetler herhangi tarihi bir belgeye dayanmamaktadır. 1453 tarihinden itibaren Ebu Eyyub’un türbesi çeşitli padişahlar tarafından restore edildi. Bu rivayetin altında yatan başka bir gerçeğin ise, Hz.Muhammed (S.A.V) tarafından söylendiği iddia edilen “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” sözüne dair meşru bir zemin hazırlamaktı. Böyle bir hadisin ‘sahi’ olup olmadığı günümüzde tartışılırken İslam Alimlerinin ağırlıklı olarak hadisin ‘Sahi’ olmadığı yönündedir. Osmanlı çoğu zaman kendisine meşru bir zemin hazırlamak için veyahut tehditleri bertaraf etmek için bu tür yollara başvurduğu bilinmektedir. Bunun en bariz örneği, ‘Tarihçilerin Kutbu’ olarak bilinen Prof.Halil İnancık’ın ”Osmanlı Kayı Boyundan Değildi” diye ileri sürdüğü tezlerdi. Osmanlı kendisine ‘KAYI’ diyerek Orta Asya’dan gelecek olan tehditleri bertaraf etmek istiyordu. İnalcık, bunun yalan olduğunu bilim hayatı boyunca dile getirmiştir.

Ebu Eyyub’un kardeşi olduğu söylenilen Feyzullah EL-Ensari başlıklı konumuza geri dönelim…

İyaz bin Ganem komutası altındaki İslam Ordusu, Diyarbakır’ı (639-640) fethettikten sonra Bitlis’in kuzeyine doğru ilerlemiştir. Bu ilerleme sırasında Diyarbakır,Bitlis (641) ve Siirt civarlarında herhangi bir çatışmanın yaşanmadığını İranlı tarihçi Belâzürî (MS 806 – MS 892 ) yazdığı,Futuh al-Buldan adlı kitabında belirtmiştir. Futuh al-Buldan’da Hamedan (İran) civarında bir çatışmanın olduğu belirtilirken bölgenin ekseriyetle o dönem Kürt olduğunu düşünürsek (Hamedan Kürtlerin en eski şehirlerinden biridir.) bunun dışında ciddi denilecek bir çatışmanın olduğuna dair tarihi bir kaynak bulunmamaktadır. Çatışmadan ziyade, Diyarbakır ve Bitlis gibi şehirlerin ‘Barış’ içinde fethedildiği bilinmektedir. Futuh al-Buldan’ı incelediğimiz de Kürt Coğrafyasında savaşların yaşanmaması, Kürtlerin İslamiyet’le ilişkisinin HZ.Ömer devrinden önce başladığı tezlerini güçlendirmektedir. Van Gölü’nün Güney kesiminde Kürtler Kuzey kesimlerine doğru ise Ermeniler yoğunlukta yaşardı.

Bitlis şehri tarihte ‘İlim-İrfan’ yuvası olarak adlandırılırdı. Bitlis sınırları içerisinde bir çok bilge ve alim yetişmiştir. Bu sebeple Bitlis’te çok sayı da bilge ve alime ait türbeler bulunurken, bir çoğunun tarihi açıdan referansları da (kaynak) olarak bulunmaktadır.

 

Bitlis Hükümdarı Şerefxanê Bedlîsî tarafından 1597 yılında kaleme alınan ve Kürtlerin tarihini anlatan Şerefname isimli kitabın ‘Bitlis Hükümdarları’ bölümünde Bitlis şehrine dair çok detaylı bilgiler verilmiştir. Şehrin demografik yapısından imar durumuna, ulemadan eğitim yuvalarına kadar her şey şeffaf bir şekilde kaleme alınmıştır. Şerefname’de İslam ordusunun Bitlis’e geldiği sıralar da şehrin hakiminin Servend Bin Yunus olduğu belirtilirken yukarı da dediğimiz gibi herhangi bir çatışma olmadan sulh ile meselenin çözüldüğünü bu tarihi kitaptan da görmekteyiz. Şerefname’de alimlerden sıkça söz edilirken bu alimlerden biri Şeyh Ebu Tahir-i Kurdi’dir. (Günümüz türbesinde Gürgi yazılmıştır. Bu durum ayrıca ele alınacaktır.) Şeyh Ebu Tahir-i Kurdi’nin türbesinin halk tarafından yoğunlukla ziyaret edildiğini aktaran Şerefxan, türbenin gece gündüz ziyaretçilerle dolup taştığını da belirtmektedir. Şerefname’de belirtilen ve türbesi sıkça ziyaret edilen diğer bir alim ise; Mevlana Abdülhellak’tır.

Türbesinin Gökmeydan’da olduğunu belirten Şerefxan kendisi için ”Onunla dualar kabul olunur” ifadesi düşmüştür. Bu sebeple, halk gece gündüz demeden bu türbeyi ziyaret etmiştir. Şerefxan’ın hayatta olduğu dönemde Bitlis sınırları içerisinde bulunan medreselerin ünlü hocaları; Xıdıre Hizani, Şeyh Şemseddin Mevlana
Muhammed Şeranşî, Mevlana Muhammed Zırkî, Melaye Reşık (Mevlana Abdurrahman) gibi dönemin en iyi alimleri Bitlis’te bulunmaktadır. Burada dikkat çekici husus; hiç birinin Feyzullah Ensari’den söz etmemesidir. Şerefxanê Bedlîsî’nin, Feyzullah El-Ensari’yi ”bildiği” halde kayıtlara almadığını düşünmek komik bir iddia olur.

 

Bitlis Yabancı ve Müslüman seyyahların gezip gördüğü önemli bir şehir olmuştur. Özellikle, Osmanlı Seyyahı Evliya Çelebi, 1655-1656 yılları arasında gezmiş olduğu Bitlis’i çok detaylı ve teferruatlı bir şekilde anlatırken, yine bu türbeden söz etmemiştir. Feyzullah EL-Ensari’nin Ebu Eyyub’un (Eyüp Sultan’ın) kardeşi olduğunu ”bildiği” halde Evliya Çelebi’nin bunu kayıtlara düşmemesi trajik olurdu. Çünkü o dönem Ebu Eyyub’un (Eyüp Sultan’ın) popülerliği çok üst seviye de olup herkes tarafından bilinmektedir. Böyle bir zat’ın kardeşi en az o zat kadar değerli olur… Fakat düşündürücüdür kendisinden söz etmemiştir. Yine önemli Seyyahlar Katip Çelebi ve Nasır-i Hüsrev’de Bitlis’i ziyaret etmiştir. Bu ziyaretlerin tamamı tarafımca incelenmiş ve okunmuştur. Bu seyyahların notlarından yine anlaşıldığı üzere Feyzullah Ensari’ye yönelik herhangi bir vurgu yoktur. Bu önemli gezgin ve tarihçilerden biri de Ebu’l Fida’dır.

(1271-1331) Büyük bir bilgin tarihçi ve coğrafyacı dır. Ebul Fida İsmail Hamavi Kürt filozof, komutan, İslam tarihçisi, coğrafyacı ve döneminde Eyyubiler Hama(Suriye) Hükümdarıdır. Ay üzerindeki Abulfeda krater’inin adı, O’na ithafen verilmiştir. Ebu’l Fida künyesiyle ünlüdür. 1200’ler de Bitlis’i ziyaret eden Ebul Fida’nın notlarında yine böyle bir vurgu bulunmamaktadır.

Alemdar Cami, 1783-1784 yılları arasında inşa edilmiştir. Cami’nin adının ”Alemdar Baba” yani Feyzullah EL-Ensari’den geldiği yönündeki tezler bilimsel olmamakla beraber tarihi referanslarla da çelişmektedir. Bu cami ismini Bitlis’in meşhur köprülerinden biri olan Pira Alemdar’dan (Alemdar Köprüsünden) almaktadır. Cami Osmanlı Valisi Maksut Paşa tarafından inşa edilmiştir. Evliya Çelebi bu köprülerin güzelliğinden söz etmektedir. Köprü, Cami’den çok eski bir tarihe sahiptir.

Bir başka değinmemiz gereken isim Müştak-i Bitlisi (Müştak Baba)’dır. Kendisi Bitlis’in bilge bir ailesinden yetişmiş olup, zamanının en iyi şairlerindendir. Müştak Baba, 1759-1832 yılları arasında yaşadığı için konumuz açısından önemli bir kişiliktir. Divanı bir birinden güzel şiirlerle dolu olan Müştak Baba’nın Bitlis şehri üzerine yazdığı ‘methiye’ günümüzde hala popülerdir. Müştak Baba uzun bir süre Eyüp Selâmi Efendi dergahında kalmıştır. Eyüp Sultan civarında belirli bir süre yaşamını sürdürmüştür. Şair kimliğiyle beraber ‘kahin’ kişiliğiyle de bilinen Müştak Baba için ”Ankara’nın başkent olacağını” önceden tahmin ettiğini şiirlerine bakıp iddia edenler de olmuştur. Müştak Baba’nın divanında Feyzullah Ensari’ye dair bir vurgu bulunmamaktadır. Müştak Baba’nın Eyüp Sultan’da yaşaması ve Feyzullah EL-Ensari’nin kabrinin Bitlis’te olduğunu ”bilmemesi” düşündürücüdür.

Feyzullah El-Ensari türbesi hakkında ”Kendisi İslam’ın sancaktarıydı. Bu sebeple Alemdar Baba olarak adlandırılmıştır” cümlesinden öte bir bilgi yoktur. ‘Alemdar’ Farsça’da ‘Sancaktar-Önder’ anlamına gelmektedir.

Şehir Efsanesi mi, Gerçek mi?

Türbe konusu oldukça sıkıntılı bir konudur. Bunun en büyük örneği; Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Ziyaret’te bulunan Veysel Karani türbesidir. Veysel Karani adına Suriye-Rakka, Yemen Meşhed-i Şerif, Beyrut ve Hicaz’da türbeler bulunmaktadır.

Tarihi referanslardan yola çıktığımız da Feyzullah Ensari’ye dair herhangi bir bilgiyle karşılaşmamaktayız. Şehir Efsanesi nedir? Şehir efsanesi (İngilizcesi: urban legend veya urban myth), modern çağın kulaktan kulağa yayılan, doğruluğu şüphe götürür, uydurma folklorik hikâyelerine verilen addır.

Feyzullah El-Ensari konusu karşı tezlere açıktır.

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayımlanamaz…

DİPNOTLAR;

Futuh al-Buldan
Şerefname
Evliya Çelebi – Bitlis
Katip Çelebi
Müştak-i Bitlisi
Ebul Fida
Nasır-i Hüsrev

Etiketler: / / / / / / / / / /

Çin Seddi’nden Bitlis Kalesi’ni görmek
  Tarihine ve kültürüne değer vermeyen toplumların hallerini düşündüm.                 ‘Bitlis’in sembolü kalesidir’...
Kaniya Beqa
  Çend roj heye di êvar de heta sibê dengê beqan li kaniya beqan de dihat. Ji ber tîrsa ku...
Atatürk’e Gönderilen Raporlarda Alişer’in (Koçgiri) Şiirleri – BELGE
  Alişer, 1900-1937 yılları arasında önemli roller üstlenmiştir. Lider kişiliği yanı sıra Dersim bölgesinde halk tarafından çok sevilen bir kişi...
Bitlis’in sembolü (beş) minare değil, kalesidir
Bitlis’te beş minare olmadığı gibi, şehrin sembolü de kaledir.   Şehirlerin ya insan eliyle yapılmış yada doğal güzellikleri sayılan, bir...
Ebu Eyyub (Eyüp Sultan) Kardeşi Feyzullah Ensari’nin Türbesi Bitlis’te mi?
  Feyzullah EL-Ensari, Eyüp Sultan (Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb El-Ensarî)’nin kardeşi olduğu ‘rivayet’ edilir. Kürt Coğrafyasında...
1947 Tarihli ”Bitlis’te Kürtçülük Raporu” BELGE
  17.01.1947 tarihli bu belge Bitlis Valiliği tarafından dönemin İçişleri Bakanlığına çekilmiş. İçişleri Bakanlığı ise raporu C.H.P Genel Sekreterine aktarmıştır....
Unutulmuş Bilge Bir Kürdün Hikayesi
  Onunla ilk tanışmam, Santiago de Compostela Universitesi İspanyol Dili ve Kültürü kursunda olmuştu. Kursun yaz döneminde, kurs ögrencileri birer...
Bitlis’e patates ilk kez ne zaman ve kimler tarafından getirildi?
    Bitlis denince ilk akla gelenler genellikle tütün, bal, ceviz ve Büryan kebabı olur. Ancak temel ana tüketim ürünlerinden...
Bitlis Rojkili Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Kara Yusuf
          Bitlis Rojkili Kürd hükümdar Mir Şemseddin ve Karakoyunlu Türkmen hükümdar Kara Yusuf   Baran Zeydanlıoğlu...
Orta Asya Kürtleri – Araştırma
  Orta Asya sınırlarına Kürtlerin ilk göçü 17’nci yüzyılda Safevi hükümdarı Şah Abbas’ın Türkmenlerden gelen saldırılara karşı kalkan görevi üstlenmesi...
Mutkili Xelîl Xeyalî’nin Fotoğrafları
  Saîd-î Kurdî kendisi için ‘Milli Onurumuz’ demiştir. Jîn dergisinde yazılar yazan Xelîl Xeyalî 1900-1920 Kürd örgütlenmeleri arasında yer aldı....
Bitlis’e tütün ne zaman geldi?
Tütün denince akla hep Bitlis tütünü ve sigarası gelir. Peki tütün köken olarak hangi coğrafyaya aitti? Kaçıncı yüzyılda Osmanlı’ya ve...
Tarihimizden Bir Portre: Mela Selim Efendi
Hizan şeyhlerinden biri olan Mela Selim Efendi***, yaşadığı döneme göre oldukça bilgili ve gelişkin biri olduğundan Hizan şeyhi Sebgetullah Hizanî’nin...
1913’ün Bitlis valisi ve Hizanlı Şeyh Seyyid Ali
Bu anlatım, 1908-9 yılları arası, Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcısı olarak görev yapmış Arshak Safrastian’ın, 1948 yılında yayımladığı ‘Kurds...
Bîblîyografyaya Kirmanckî [Zazakî]  1963-2017 weşanîyaye
  Bîblîyografyaya Kirmanckî I1963-2017I ke hetê Mutlu Canî ra sey xebata tezê masterî amebî amadekerdiş, hetê weşanxaneyê Vateyî ra...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ