Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,87
€ EURO → Alış: 7,73 / Satış: 7,76

Atatürk’e Gönderilen Raporlarda Alişer’in (Koçgiri) Şiirleri – BELGE

Atatürk’e Gönderilen Raporlarda Alişer’in (Koçgiri) Şiirleri – BELGE
  • 08.10.2018

 

Alişer, 1900-1937 yılları arasında önemli roller üstlenmiştir. Lider kişiliği yanı sıra Dersim bölgesinde halk tarafından çok sevilen bir kişi olmakla beraber ‘Halk Ozanı’ olarak da bilinmektedir.

 

 

 

 

 

N.A.Rojki

 

1900-1937 yılları arasında önemli roller üstlenmiştir. Lider kişiliği yanı sıra Dersim bölgesinde halk tarafından çok sevilen bir kişi olmakla beraber ‘Halk Ozanı’ olarakta bilinmektedir. Halk arasında örgütlenme faaliyetlerinde bulunan Alişer, yazmış olduğu şiirlerle halkı bilinçlendirmek için uzun süre faaliyetler sürdürmüştür. Dersim aşiretleri arasında ittifak çalışmaları da yürüten Alişer’e bu konu da yardımcı olan hem eşi hemde yol arkadaşı Zarife Hanım’dır. Zarife Hanım’ın mücadele içerisindeki yeri en az Alişer kadar etkili ve önemlidir.

 

Birinci Destan;

”Bismillahi diyelim hakdan inayet.
Ta ezelden mazhari ihsani dersim.
Muhammed Mustafa olşahi velayet
On iki imamın lisanı dersim.

Ceddimiz Şeyh Hasan Olşahi Horasan
Himmet et bizlere olsun sayaban
İkilik perdesini atalım hemen
Birlik zamanıdır mekanı dersim.

Hikmetten bir hengame cihana saldı
Ol kavmi Mervani zulmette kaldı
Her millet uyandı hakkını aldı
Yakındır ahdi Pimani Dersim.

Müslüman namıyla bir çok harühas
Müminler yapmışlar ateşten kafes
Adalet şimşirini taksınlar herkes
Söylensin şanı şevketi Dersim.

Türkler şeriati biz tarikati
ikisi de birdir hakkın ibadeti
Madem ki Adliye yoktur biati
işte vurağıdır zamanı Dersim.

Bari lütfunla bu çarkı döndür.
Gerçek evliyaları her yere gönder
Evladı ahfadı galipten sakla
Kurtarsın ehli imanı Dersim.

Bari lutfun et bize rehber
Himmet evliyası her yere yavar(?)
Cihan kar kılmaz bize serbeser.

Seçilsin meydana derdani Dersim
Nasrun minallahi ve fethün garip
Beşirun münine yaheyyulmuhip
Teki zuhur etti bu nurinmucip
Bi iznillah kurulmuş binası dersim.”

 

İkinci Destan;

Evi yansın Kemal bize yük olmuş.
Zeyli ziyareti sen bize ne diyorsun.
Dört tarafımıza top tüfenk kurdular.
Vurun çok koç uşağı vurun.

Koç uşağı, size diyorlar Arslan uşağı.
Askerimiz gitti ağzı bağlı deresine
Kemal teyyaresinin sesi sazla zurna gibi
Vurun kardeş vurun dostunuzdur.

Muhindi divarile Seyyid battalı gazi
Kemal tahta çıktı cumhuriyet istiyor
Koç uşağı cumhuriyeti kabul etmiyor.
Seyyit Rıza diyor kalbinizi tam tutun
Dersim halkına şapka yakışmaz
Vurun kardeş vurun Düzgin bize ne diyor.

Koç uşağı Seyyid Rıza’ya diyor ki zeylin üzerine git, bir telgraf Düzgün’e çek
Birinde mugindi divarına
Vurun vurun; Kardeş vurun hak bize ne diyor.

Seyyid Rıza pencereden çağırıyor.
Muhindi divarının telgraf cevabı geldi.
Size bir hayırlı haber söylüyorum.
Vali Fahri kazan deresinde murt oldu.
Vurun kardeş vurun
Hele mugindi divarı bize ne diyor..

 

Üçüncü Destan;

Gönül gel gezelim munzur dağını
Ne hoş memlekettir eli Dersimin
Seyran edin Sultan Dağını
Ne hoş çiçekleri gülü Dersimin

Nice padişahlar gelmiş cihana
Bunu anlamak için düşmüş gümana
Her birini bir çeşit atmış bir yana
Kesilmemiş kolu kılı Dersimin.

Arslanlar yurdurur tilkiler girmez
Gerçekler sırrıdır akıllar ermez
Evliyalar gülüdür zalimler durmaz
Onlara bağlıdır yolu Dersimin.

Merdani hüdaya kim ki bulaşır
İmdada kavuşur hemen ulaşır
Coşa gelip şimşek gibi savuşur
Etrafı yıkar (?) Dersimin

Aşari cömert hakkın rahine
Sultanımız durmuş kıblegahına
Sultan baba derler onun şahına
Atılır topları (?) Dersimin.

Evliyası çoktur kılıç takınır.
Bütün aleviye yardım dokunur.
Havariç Yado devlet ondan sakınır
Allahtan kavidir beli Dersimin.

Tekinin Şeyh Ahmed Ceddi olası
Seydani Şeyh Ahmed attı binası
Şükür hakka geçmiş onun duası
Cümleden üstündür eli Dersimin.

 

NOT: Şiirlerin Kürtçe’den Türkçe’ye tercümesinde yanlışlıklar bulunuyor. Kürtçe nüsha elimizde bulunmadığı için tercümeyi olduğu gibi aktardık… 

BELGE;

”Aşiretleri arasında gizli olarak dolaştırılan ve Türk düşmanlığından ve Kürtçülüğün çoğaltılmasından bahis bulunan üç destanın Kürtçe’den dilimize çevrilen suretleri ve Elazığ Vilayetinin bu hususta alınan 177/164 numaralı tahriratın sureti leffen takdim edilmiştir.

Yüksek Başvekalete, C.H.F.K.U, R.C.K.U, B.E.H.Rs J.U.K yazılmıştır.” Dahiliye Vekili

BELGE; Elazığ Vilayetinin 22.03.1933 tarihli ve 177/164 numaralı tahriratı suretidir;

 

” 1- Dersim aşiretleri arasında dilden dile dolaşan Türkü ve Destanlardan bu defa Mazgirt Kaymakamlığınca elde edilen üç nüshasının mütercim suretlerini ilişkilendirerek sunuyorum.

Bunlar amiyane yazılmış olmakla beraber doğrudan doğruya bir kasdi mahsusla tertip ve temin edilmiş olduğu pek açıkça sezilmektedir.

Asılları Kürtçe olan bu yazıların Seyyit Rıza’nın yanında bulunan Koçgirli Alişer tarafından yazıldığı söylenmekte olup Cumhuriyet ve Türklük aleyhtarı ve Kürtçük emelini takip edenler için çok kuvvetli bir propaganda vasıtası olduğu şüphesizdir. Bu gün Dersim halkını eskisi gibi daima kendilerine merbut bulundurmak, nüfuzlarını yürütmek, hatta taabbüd ettirmek gayesini güden aşiret reisleri ve bilhassa Seyyitler; Cahil halkın böyle amiyane surette kahramanlık ve dini duygularını kıcıklamak suretiyle bu arzularını yürütmektedirler.

Bu meyanda en ziyade Seyyit Rıza kendisine Dersim’in Aleviler ulusu ve ruhaniyet ve kudsiyet ‘melcei’ ve Türk düşmanı, Kürt hamisi sıfatını takınmak istediği; kendi himayesinde bulunan Koçgirililerin bu yazışları ile de teeyyüt eylemekte bulunduğunu arzeylerim efendim.

2- Dahiliye Vekaletine, Birinci Umumi Müfettişliğe arzedilmiştir.” Elazığ Valisi

 

Alişer;

Aşiretlerin dağınık yapısını düzeltip bunları birleştirmek için sürekli görüşmeler yürütmüştür. Alişer portresi iki yönlü olarak karşımıza çıkıyor. Bunlardan Birincisi; Edebi kişiliği, İkincisi ise Liderliktir. Alişer ismi Dersim-Erzincan bölgesinde hızla yayılırken yazmış olduğu şiirleri halk üzerinde büyük etki meydana getirmekteydi. Şiirlerinin ulus-millet bütünlüğünde insanların ruhuna işlemesi dönemin rejimi tarafından dikkatle takip edilmiş ve rapor edilmiştir. Öyle ki Alişer’in yazmış olduğu şiirler devlet tarafından ”Destan” olarak rapor edilmiştir. Belgelerden anlaşıldığı üzere Alişer o dönem yazdığı şiirleri çoğaltıp halka dağıtılmasını istemiş, Mazgirt Kaymakamlığı, Alişer’e ait şiirlerin nüshalarını ele geçirip bunları Elazığ Valiliğine bildirmiştir. Elazığ Valiliği, tercüme ettiği şiirleri rapor şekilde Ankara’ya iletmiştir. Alişer, rapor da anlaşıldığı üzere Seyyid Rıza ile yakın temaslar ve görüşmeler içerisindedir.

 

Alişer’in şiirlerini Kürtçe’nin hangi lehçesinde yazdığına dair belge de herhangi bir bilgi bulunmazken, bu konu da çalışması olanların ağırlıklı görüşü Alişer’in Kürtçe’nin Kurmanci lehçesiyle yazdığı yönündedir. Belgeler de ifade edildiği gibi ”ASILLARI KÜRTÇE OLAN YAZILAR” ibaresi geçmektedir. ‘Üçüncü Destan’ olarak verdiğimiz şiiri ”Gönül gel gezelim munzur dağını” Alişer’in bilinen en popüler şiiridir. ‘İkinci Destan’da’ yer alan ”Evi yansın Kemal bize yük olmuş.” şiiri ise, çok bilinen bir şiiri olmamakla beraber iyi incelendiğinde dönemin sosyolojisin şiire nasıl yansıdığını iyi görebiliriz. Şiirlerin tarzına baktığımız da hem dönemin gerçekliğini hemde tarihsel bağlamda yazıldığını görüyoruz.

 

Örneğin ‘Birinci Destan’da’ geçen ”Ol kavmi Mervani zulmette kaldı” sözü, Mervani Kürd Devletine yapılmış bir atıftır. Hemen bir sonraki cümle  ”Her millet uyandı hakkını aldı”  diye devam eder.  Alişer, Kürt kavminin karanlıkta kaldığını belirtirken, her ulusun uyanıp kendi kaderini tayin ederken Kürtlerin bu hakkı elde edememesine işaret ediyor. Said-i Kurdi’nin de Kürtlere yönelik böyle bir sözü bulunmaktadır; ”Arslan Kürtler! beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız…” Ulus-Devlet döneminde Kürtlerin ‘uyanışa’ geçememesi Kürt lider veyahut aydınların sürekli vurguladığı bir noktadır.

”İkinci Destan’ın” ilk cümlesi ‘Evi yansın Kemal bize yük olmuş.’ diye başlar. Kemal’den kasıt ‘Mustafa Kemal Atatürk’tür.’ Günümüz de ‘Dersim-Koçgiri’ tartışmaları yapanların bir kısmı bu dehşet verici soykırım karşısında ‘Atatürk’ün bilgisi dahilinde’ değildi diye tarihsel gerçeklikten uzak tezler ortaya atmaktadır. Özellikle 1937-1938 Dersim İsyanın’dan önce patlak veren Koçgiri İsyanını bastırmakla görevli Topal Osman ve Sakallı Nureddin Paşa’nın Koçgiri civarında işledikleri insanlık suçları bilinen bir gerçektir. Sakallı Nurettin Paşa’nın ”Zo diyenleri ‘Ermenileri’ temizledik, şimdi sıra Lo diyenlerde ‘Kürtlerde…. ” sözünü bu isyan sırasında söylediği bilinmektedir.

Alişer, ‘ulus-kimlik’ bağlamında örnek bir kişilik olarak önümüze çıkıyor. Osmanlı Devleti dağılırken, Kürtler haklı olarak kendi kaderlerini tayin etmek için çeşitli adımlar atmış, bu adımlar bazen yayılmacı bir politikayla bazen de lokal şekilde kendisini göstermiştir. Kürt Ayaklanmalarını ‘ulus-kimlik’ bağlamından koparıp ‘din-inanç’ merkezli bir boyuta taşımak elbette Kürtleri ‘ulusal’ düşünceden koparmaya yönelik söylemlerdir. Şeyh Said Ayaklanması ‘Din içindi’ diye savunanlar Azadi Teşkilatı’nın yapılanmasına değinmezler ve Şeyh Said’in bu teşkilat doğrultusunda hareket ettiğinin gerçeğini dile getirmek istemezler. Nitekim buna benzer söylemler Koçgiri ve Dersim içinde dile getirilmiştir. ”Kürtler adına değil, Aleviler adınaydı…” Oysa gerçekler bu söylemlerin dışında ve çok farklıdır. Alişer’in dönemin Kürt lider ve kurumlarıyla sonradan ilişkiye girdiği bilinen bir gerçektir. Devlet kanadında ise meseleye bakış açısı çok nettir; ”Kürtçülük” ”Kendi kaderini tayin etme hakkı…”. Bu bakış açısı zalimane yöntemleri beraberinde getirmiş ve tarihte benzeri az görünecek katliamlara imza atmıştır. Dersim katliamı,katliamdan öte askeri harekat ve planlama açısından soykırım harekatıdır. Sivil insanların zehirli gazlarla veyahut ateşli silahlarla toplu şekilde öldürülmesi bunlara örnektir.

Nitekim Cumhuriyet’in ilanıyla ‘Kemal bize yük olmuş’ sözü, tüm şiddetiyle Kürtleri yakıp yıktı. Koçgiri’den sonra Şeyh Said, Seyyid Rıza (Dersim), Ağrı Ayaklanmaları büyük ve zalimane yöntemlerle bastırıldı. Bu hadiselerden ötürü binlerce Kürt hayatını kaybetti. Alîşer ve Zarife Hanım Dersim Ayaklanması sırasında 9 Temmuz 1937 yılında hunharca katledildiler.

 

PS: Alişer hakkında raporlar direkt  olarak dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e iletilmiştir.

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayımlanamaz.

BELGE; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Arşivlerinden temin edilmiştir.

Etiketler: / / / / / / / / / /

1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
Cumhuriyet Dönemi Asimilasyon Politikaları: Siirt, Muş, Bitlis ve Van
  ”Asimilasyon olgusu, son iki asrın en büyük cinayetidir! Bu asimile olmuş taklitçiler ise ne kadar gülünç cinayetlere sebep olmuşlardır,...
Kurdolog Bazil Nikitin’den Times’e ”Dersim Harekatı” Eleştirisi
Bugünkü ‘’Cumhuryet’’ gazetesi, uzak şarkın vaziyeti hakkında bir makale neşrederek uzak şarkın o kadar uzakta olmadığını ve diğer Asya memleketlerinin...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ