Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 13,66 / Satış: 13,71
€ EURO → Alış: 15,40 / Satış: 15,46

1882’deki Büyük Bitlis Yangını

1882’deki Büyük Bitlis Yangını
  • 06.01.2019

Bitlis şehir merkezinde vuku bulmuş bir çok doğal felaket, sosyolojik ve siyasi hadiselere dair anlatımlar hep var olmuşlardır. Kıtlık, muhacirlik, 1907 Bitlis depremi, Rus işgali gibi. Kimisi somut veri ve bilgilere dayalı olarak tarihe not düşülmüş, kimisi ise sadece sözlü anlatımlarla günümüze kadar gelmişlerdir. Bunlardan bir tanesi de 11 Ekim 1882 tarihinde Bitlis çarşısının neredeyse tamamını kül eden Büyük Bitlis Yangını’dır. Bu yangın felaketinden çoğu Bitlisli habersiz olurken, bazıları kulaktan duyma ‘şehir efsanesi’ demiş, kimisi ise ‘basit bir yangın olup fazla zarar vermemiştir’ demişse de, bu felaket zamanının en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Bitlis’e çok büyük bir darbe vurmuştur.

 

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

Yakın zaman içerisinde yaptığım arşiv taraması sırasında denk geldiğim bu İngilizce belgeden de anlaşılacağı üzere, yangının boyutu, etkilediği alan ve zarara uğrattığı ticari işletme sayısı açısından, bu hadisenin Bitlis şehir merkezini derinden sarstığı aşikardır. Toplamda 1258 dükkanın yangından zarar gördüğünün belirtilmesi ise, tarih boyunca tüccarlar, kervanlar ve tacirlerin uğrak yeri olan Bitlis’in I. Dünya Savaşı öncesi ne boyutta bir zenginliğe ve birikime sahip olduğunun delilidir. Ne yazık ki I. Dünya Savaşı sonrası şehir her anlamda 4/3’ünü kaybetmiştir ve bir daha da toparlanamayacak şekilde ufalıp, köhneleşmiştir.

 

Yangına dair felaketin detaylarını, Bitlis’teki Holyoke Amerikan İlahiyat Kız Koleji kurucusu ve o dönem idarecisi de olan Bay Knapp’ın, ABD’de periyodik olarak çıkan The Missionary Herald mecmuasına yazdığı bir mektuptan öğreniyoruz. Ocak 1883 sayısında mektupla birlikte bir adet Bitlis genel görünüşü gravürü de yayımlanmıştır. Bitlis’in güneydoğu tarafından yüksek bir tepeden bakılarak çizilen bu gravür üzerinde, 1 (misyonerlerin rezidansı), 2 (kale) ve 3 (Ermeni manastırı) noktaları da belirtilmiş, ki şehir, Knapp ve misyonerlerin hizmetleri hakkında kısa bilgi de verilerek bu gravür gazetede yer almıştır. Bu çeviri, The Missonary Herald’ın 1883 Ocak ayı sayısındaki anlatımının aslına sadık kalınarak yapılmıştır.

 

 

 

Bitlis’te yangın – Türkiye’nin Doğusu

 

‘Yirmi dört seneden beri Bitlis’te bulunan Bay Knapp’ın bu yangın felaketine dair gazetemize gönderdiği detaylar, 17 Ekim tarihli mektubunda şu şekilde yer almaktadır:

 

Bitlis çok büyük bir facia ile karşı karşıya kaldı. Bitlis’in ticaret merkezi olan çarşısının büyük bir kısmı alevler içinde kaldı. Ben her zaman, toprak damlı ve 15 inçlik (38cm) taş duvarlarla inşa edilmiş bu şehrin herhangi bir yangına maruz kalamayacağını düşünürdüm. Ancak daha öncesinde burada hiç duyulmamış olan bu ani hadise, geçtiğimiz Çarşamba ayın 11’inde vuku buldu. Anlatılanlara göre yangının çıkış nedeni, çarşının pamuk pazarında yakılan bir tütün çubuğundan (qelun piposu/uzun tütün ağızlığı) kaynaklanmış.

 

Bu çarşının sokakları çok dar ve 30 santimetreyi geçmeyecek büyüklükte dağınık bir şekilde açılmış havalandırma deliklerine sahip toprak damlar ile kaplı. Bundan dolayı yangın başlar başlamaz bir alev topu gibi çarşının sokaklarını dükkanları ile birlikte önüne katarak ilerledi ve dükkan sahiplerinin mallarını kurtarmalarına da fırsat vermedi. Yangından kurtarabildikleri yüzeysel ve çok az şeyler oldu, ki mallarının çoğu da askerler ve başkaları tarafından ya taşındılar yada yağmalandılar. Yangın, şehrin batısında yani çayın sağ yakasındaki mıntıkada kapalı kalarak vuku buldu.

 

 

 

Yangından zarar gören kısım, kale ile çayın arasında kalan tüm dükkanları kapsarken, pamuk pazarının güneyinden dere üzerindeki taş köprüye kadar uzanmakta. Bana dün ulaştırılan bilgiye göre toplamda 1258 dükkanın yangından zarar gördüğüdür. Çarşının bu kısmında olan ve Hristiyanlara ait olan yüz işletmeden 35 dükkan zarar görmüştür. Esnafın bazıları, sahip oldukları mallarının hepsini kaybettiler ve tekrardan dükkanlarını ayağa kaldırmaları için sermayeleri de yok. Toprak ve arsaların çoğu da zaten idareye ait, aynı kilisenin malı gibi, ki onlar da Bâb-ı âli’den talimat beklediklerinden,  dükkanını tekrardan inşa etmek isteyenleri engellemekteler. Genel niyet daha büyük dükkanlar ve daha geniş sokakların inşa edilmesi yönündedir’.

 

Derleyen ve çeviren: Baran Zeydanlıoğlu

 

 

 

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayımlanamaz.

 

Etiketler: /

Gravürlere Yansıyan Kürdler
Toplumların kültürel hafızasını ayakta tutan birçok faktör vardır. Güzel sanatlar, gastronomi, folklor, müzik, dans, edebiyat, sözlü anlatım, ritüeller ve mimari...
Bir Çarpıtmanın Anatomisi: Ehmedê Xasî Örneği
Ehmedê Xasî’nin 1899 yılında Osmanlı döneminin Eğitim Bakanlığı olan Maarif-i Umûmiye Nezareti tarafından Diyarbekir’de basılmış Mewlidê Kirdî adlı eseri Zazakî Kürdçesiyle yazılmış...
Katran-ı Tebrizi; Kürt Rewadi ve Şeddadi Devletlerinin Saray Şairi
Katran-ı Tebrizi, 11. yüzyılın tanınmış bir şairidir. Rewadi devletinin başkenti Tebriz’e yakın Şadiabad köyünde doğdu. Bütün yaşamını iki Kürt devletinde; Şeddadilerle Rewadilerde geçirdi. Bu...
Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ