Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,57 / Satış: 6,59
€ EURO → Alış: 7,21 / Satış: 7,23

Bitlis Hizanlı Law Reşid ve Kemal Fevzi

Bitlis Hizanlı Law Reşid ve Kemal Fevzi
  • 28.01.2019

Minarelerden yükselen ezan sesi, Bitlis Çarşısı’nda tatlı bir telaşın başlamasına neden olmuştu. Orucun son günüydü. Son iftar açılmış, son şerbetler içilmiş, son dualar edilmiş ve son namazlar kılınmıştı. Kahvehaneleri dolduran erkekler nargile içip iftar sonrasının keyfini sürerken, kadınlar bayram temizliği yapıyordu. Sokaklar çocuk sesleriyle cıvıl cıvıldı.

 

 

Bitlis Çarşısı’nda çıplak bir adam ve Kemal Hizanlı Kemal Fevzi

 

Abdullah Aren Çelik 

Şehrin bu tatlı telaşına aykırı tek bir ses vardı ortalıkta o da Law Reşit isminde çarşıyı çıplak gezen bir adamdı. Ağzının kenarından çenesine doğru akan salyası tiksinç bir görüntü veriyordu. Fakat ahalinin adamın bu haline aldırdığı yoktu. Aksine onun bu deliliğine gıpta eden bir halleri vardı sanki. Delinin kırlaşmış saçı ve sakalı birbirine karışmıştı. Elinden düşürmediği ekmek parçasını bir fare gibi kemiriyordu. Bir ayağı çıplaktı. Diğer ayağındaysa yepyeni bir takunya vardı. Mahrem yerini örtmeyen elbisesi yukarıdan aşağıya doğru simetrik bir halde parçalanmıştı. Dilinde sürekli, “Wilson demişti, her ulusun kendi kaderini tayin hakkı vardır!” sözleri vardı. Durup dinlenmeden, bıkıp usanmadan bu sözü yineleyip duruyordu.

Her şehrin meşhur bir delisi vardır mutlaka. Law Reşit de onlardan biriydi. Bitlis vilayetinin en tanınan şahsiyeti kim diye sorulsa, herhalde herkesin ilk söyleyeceği isim Law Reşit olurdu. Eskiden aklı başında bir adamdı. Bitlis’in yetiştirdiği çok sayıda ilim adamından biriydi. İhtisasını tıp alanında yapmış, sonra da ihtiyaç duyulan her yere gitmişti. Anadolu’nun en ücra beldesinde bile çalışmış, pek çok hastalığa çare olmuştu.

Law Reşit elinden iki şeyi düşürmezdi hiç. Birisi babasına verdiği söz, diğeri de kardeşinin ona verdiği gümüş yüzük. O ve kardeşi Kemal henüz küçük bir çocukken, savcı olan babaları onları Bitlis’in hemen yanı başındaki Küçük Nemrut Dağı’na götürmüştü. “Kendinizi ve nereden geldiğinizi asla unutmayın!” demişti onlara. “Birbirinizi bırakmayın, sizi bir arada tutan kardeşliğinizden fazlasıdır.”

İki kardeş, babalarını pür dikkat dinlemiş, onun bir dediğini iki etmemeye yemin etmişlerdi. Law Reşit aklını kaybettiği güne kadar, ne parmağındaki yüzükten ne de babasına verdiği sözden ayrıldı. Akli melekelerini kaybetmeden önce doktorluk yapıyordu. Yıllar yılı birçok hastayı iyileştirmiş, birçok insanın derdine derman olmuştu. Fakat bir gece vakti gelen telgraf onun hayatını bir daha düzelmemek üzere allak bullak etmişti. Telgrafla gelen bu elim hadise, kardeşinin ölüm haberiydi.

Kardeşinin ölümünü bağladığı ve dilinden düşürmediği sözler kaderi oldu onun. Kemal Fevzi’ydi kardeşinin ismi. 1925 yılında kurulan İstiklal Mahkemeleri’nde hakkında bölücülükten idam kararı verildiğinde gerçek anlamda bir Kürt entelektüeliydi Kemal Fevzi. Önemli işler başarmasına rağmen her Kürt gibi onun da adı tarih kitaplarında pek zikredilmez. Dolayısıyla hakkında bilgi yok denecek kadar azdır. 1925 yılında İstiklal Mahkemeleri kurulduğunda, kimin aklına gelirdi ki 6-7 yıl öncesine kadar Türkçülük metheden ve bu minvalde şiirler yazmış bu adam idam edilecek. Sadece bu değil tabii, Kemal Fevzi Osmanlı-Rus savaşında Balkanlarda yaralanıp gazi unvanı almış bir subaydı aynı zamanda. Güçlü bir şairliği vardı. 1913 yılında yazdığı ‘Bayrak Altında’ isimli şiiri Osmanlı ordusu içerisinde İttihat ve Terakki ideolojisinin etkisini görmek açısından önemli.

Bayrak Altında

Türk oğluyum, bu bayrağın yüzü dönmez kuluyum;

Yüreğimde Oğuz Han’ın yıldırımlı kini var;

Vatanımın ak alınlı, azmi sönmez kuluyum!

*

Fevzi 12 yıl sonra idam sehpasına çıkarken aklında muhtemelen yazdığı o şiirlerin pişmanlığı vardı. 1915 yılından sonra yüz seksen derecelik bir dönüş yapar Fevzi. Kürdistan Teali Cemiyeti’nde kâtiplik yapar ve yine bu cemiyete bağlı Jin Dergisini Memduh Selim Bey’le birlikte çıkarır. Orada değişik türde yazılar kaleme alır. Neredeyse her konuda yazı yazmıştır. Şark İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanırken kendisine yöneltilen, “Niçin Bitlis’e Irak yoluyla gelmek istediniz?” sorusuna şu yanıtı verir: “Ben Kürtlerin bağımsızlığı için yazılar yazmıştım. Kürdistan için bir siyasal sistem tasavvur ediyordum. Ben diyordum ki ‘Osmanlılık kalmamıştır. Doğu ulusları kendi aralarında ittifak yapmalıdır.’  Onun için Irak’tan geçmeye mecburdum.”

Türkçülüğü bir kenara bırakmış, Kürt kültürüne dair çalışmalar yapmaya başlamıştır. Hazırladığı çalışmalar, özellikle Kürt kültürü ve folkloru hakkında yazdıkları hala referans alınır. Kim bilir belki de idam sehpasındayken aklında özlem duyduğu kardeşi ve son yıllarına sığdırdığı Kürtlere dair geciken yazıları vardı.

 

  • Malmîsanij, Bitlisli Kemal Fevzi Ve Kürt Örgütleri İçindeki Yeri, Stockholm, (1. Baskı 1993)

 

Makale Abdullah Aren Çelik”e ait olup Basnews sitesinden alınmıştır.

Etiketler: / /

Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
Cumhuriyet Dönemi Asimilasyon Politikaları: Siirt, Muş, Bitlis ve Van
  ”Asimilasyon olgusu, son iki asrın en büyük cinayetidir! Bu asimile olmuş taklitçiler ise ne kadar gülünç cinayetlere sebep olmuşlardır,...
Kurdolog Bazil Nikitin’den Times’e ”Dersim Harekatı” Eleştirisi
Bugünkü ‘’Cumhuryet’’ gazetesi, uzak şarkın vaziyeti hakkında bir makale neşrederek uzak şarkın o kadar uzakta olmadığını ve diğer Asya memleketlerinin...
Mîrza Seîd – Kurdê Yekem Li Swêdê (1893)
Ev lêkolîna jêrîn ji du beşan pêk tê. Di beşa yekem de jîyana Mîrza Seîd bi tevayî û di beşa...
Fransızca Çizgi Anlatımda Bitlis ve Kürdler  
Bitlis’in tarihteki konumu ve önemi üzerine yüzlerce makale, anlatım ve arşive denk gelmişimdir. Hepsinde de özellikle iki önemli siyaset adamının...
Bir Askerin Günlüğü ‘Dersim Soykırımı’
Çalışmalarını Almanya’da sürdüren tarihçi Zeynep Türkyılmaz Dersim’de 1938’te devlet eliyle yaşatılan vahşete dair önemli bir belgeyi paylaşıyor. Harekata katılan bir...
YÛSUF ZİYÂ el-HÂLİDÎ – El-Hediyyetü’l-Ḥamîdiyye fi’l-luġati’l-Kürdiyye
YÛSUF ZİYÂ el-HÂLİDÎ, ilk meclisin her iki devre çalışmalarına aktif biçimde katıldı ve Kānûn-ı Esâsî taraftarı ve istibdat karşıtı yönelimiyle...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ