Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,38 / Satış: 8,41
€ EURO → Alış: 9,96 / Satış: 10,00

BİTLİS SANA HASRET WILLIAM SAROYAN

BİTLİS SANA HASRET WILLIAM SAROYAN
  • 13.09.2019

William Saroyan ünlü bir Amerikalı Ermeni yazar. Hem Oscar’ı, hem Pulitzer’i olan tek adam. Kendini Bitlisli ve Amerikalı olarak görüyor. 60 yaşına kadar adım atmadığı toprakları memleketi biliyor ama şu soruyu sormaktan da geri durmuyor: Hakikaten, nedir şu memleket denen şey? Taş mıdır toprak mıdır, bağ mıdır bahçe midir? Hem, Kaliforniya’da doğmuş bir adam niçin tutturur, “Bitlis benim toprağımdır” diye? Ninesinden dinlediği hikâyeler yüzünden midir? Kanda saklı bir hasret mi vardır? Cevabını bilmez pek Saroyan. Önemli olan cevapları bulmak değildir zaten. Bu sorularla büyümüş bir çocuktan geriye kalan hüzündür asıl mesele. (1)

 

 

 

Leyla Poyraz 

’’1917 yılıydı, tam elli yıl önce, gene bu aydı belki; temmuz. Sen bağda yalnız kalıyordun. Karın ve iki oğlun Bitlis’teydiler, belki de yakınında ya da çok uzağında, birçoklarının kat ettiği ve üstünde olduğu Bitlis’ten çöle uzanan uzun yolda, açlıktan ve susuzluktan olmemiş, öldürülmemişlerse. Hayattalarsa bile, ne onlardan ne de onlar güren birinden hiçbir haber alamamıştın. Belki de çocukların yaşıyor ama kim olduklarını bilmiyorlardı, hatırlayamayacak kadar küçüktüler. Belki bir yetimhaneye yerleştirilmiş ve onlara yeni isimler verilmişti…

Aile toplanıp Amerika’ya, ilk önce New York’a, sonra Kaliforniya’ya gelince, ailevi delilik sürmüş ama şekli degişmiş. Tabii bu da beklenebilir bir şeymiş, ne de olsa Amerika hepten başka ceşit bir ülke. Ailenin Amerika’da gömülü tek bir ferdi dahi yokmuş. Hepsi de yerin üstünde, Amerikan toprağına sağlam basarak hayatlarını sürdürüyorlarmış, kimi zaman karpuz satarak, kimi zaman bağda çalışarak.

Bir yandan Fresno’daydık, bir yandan hiçbir yerde. Ölüm içimizden birini yakalamadığı, biz de onu gömüp orada yattığını bilmediğimiz sürece nasıl herhangi bir yere ait olabilirdik ki.’’ diyor Saroyan.

 

HAYATI

 

31 Ağustos 1908’de Kaliforniya’nın Fresno kasabasında dünyaya geldi. Ailesi Bitlis’ten Amerika’ya göç etmiş, William da bu ailenin Amerika’da doğan ilk üyesi olmuştu. Babasını üç yaşındayken kaybedince annesi onu ve kardeşlerini bir yetimhaneye vermek zorunda kaldı. Çocukların annelerine kavuşmaları için tam 5 yıl geçmesi gerekecekti. Eğitim sistemiyle yıldızları bir türlü barışmadı ve daha on beş yaşındayken okulunu yarıda bıraktı. Ancak bu kendi kendisini yetiştirmesine engel olmadı. En büyük hayali, bir yazar olabilmekti ve bunun için de durmadan öyküler kaleme alıyordu. 1933 yılında ilk öyküsü Story dergisinde yayımlanan Saroyan’ın, ertesi yıl da `the daring young man on the flying trapeze, and other stories` adlı kitabı yayınlandı. Randon House Yayınevi tarafından yayımlanan çalışma, yılın en çok satan öykü kitabı oldu. İlk oyunu My heart’s in the highlands, 1939 yılında Group Theatre tarafından başarıyla sahnelendi. Ertesi yıl, The time of your life adlı oyunuyla Pulitzer ödülü’nü kazandı. Ancak, bu eserinin o güne kadar yazdıklarından “daha iyi ya da daha üstün olmadığı” gerekçesiyle bu önemli ödülü reddetti. Bunu, 1942’de Hello out there adlı oyun izledi.

Saroyan, hayatı boyunca bohem bir hayat sürdü. Yazmak ve dünyayı dolaşmak onun en büyük tutkusuydu. Doğduğu yer olan Fresno’da bir evi olmasına karşın hayatının büyük bölümünü Paris’te geçirdi. Tabii bu arada ailesinin doğup büyüdüğü yer olan Bitlis’i de ziyaret etmeyi ihmal etmedi. Evlenip boşandı, sonra aynı kadınla tekrar evlendi, sonra yine boşandı. Yaşamı boyunca altmıştan fazla kitap yazdı ve özgün bir tarz yarattı. Akıcı, konuşur gibi, coşku dolu bu tarz kendi adıyla “saroyanesque” olarak anılmaya başladı. Saroyan, bütün yapıtlarında insanların özellikle de sade insanların iyiliği ve yaşamın değeri konularını işledi. konuşma dilini kullanarak çok canlı kişilikler yarattı.

Vasiyetinde mezarının Bitlis’te olmasını istedi. Ama 1980’in cunta şartlarında buna izin verilmeyeceğini anlayıp vazgeçti.

 

2008 SAROYAN YILI

‘Yalınlığın dehası’ olarak bilinen Saroyan, 18 Mayıs 1981’de doğduğu kasaba olan Fresno’da hayata gözlerini yumar. Onun dünya edebiyatına katkılarından dolayı 2008 yılı, UNESCO tarafından ‘Saroyan Yılı’ ilan edilir.

Saroyan, vasiyetinde mezarının Bitlis’te olmasını istediğini yazar. Amerika kıtasının küçük bir kasabasında dünyaya gelerek ve burada hayata veda eden Amerika’nın ünlü öykücüsünün, mezarını Bitlis’te istemesinin bir nedeni vardır. Saroyan’ın kökleri, Anadolu topraklarına ait Bitlis şehrindedir. 1905’te yaklaşmakta olan bir felaketin tedirginliği Saroyan ailesini Kalifornia’nın Fresno kasabasına kadar savurmuş, atalarının yüzyıllar boyunca yaşadıkları toprakları terk etmek zorundan kalmışlardır.

Sekiz yaşında yetimhaneden çıktığında, büyüklerinden dinlediği hikâyeler, ona Pulitzer Ödülü’nün de verileceği zengin bir düş dünyası kazanmasına neden olmuştur. Eserlerini İngiliz dili ve Amerikan toprağı beslemiş, ancak yazdıklarının ruhunda hep Anadolu olmuştur. ‘Göçmenlik’ olgusunu, Ermeni göçmen çocuklarının yaşam zorluklarından yola çıkarak anlattığı öyküleri çok bilinir. Kendi köklerine olan inanılmaz özlemin etkisiyle olsa gerek, eserlerinde insanı, doğduğu, yaşadığı topraklara adeta âşık eder. Sanılanın aksine Türklere ve Türkiye ’ye karşı hiçbir önyargı beslemez. Aynı şey bütün dünya halkları ve ulusları için de geçerlidir. Özellikle ‘Ödlekler Cesurdur’ adlı hikâyesi hoşgörü, bağışlama ve insan sevgisi üzerine kurulmuş anıtsal bir eser gibidir.

 

BİTLİS’TE

1964’te William Saroyan, yıllarca içinde taşıdığı Bitlis aşkının ateşini dindirmek için köklerine doğru bir yolculuğa koyulur. Yanında Yaşar Kemal, Ara Güler, Fikret Otyam gibi dostları vardır. Bitlis’e geldiklerinde eğilip toprağı öper. Sevinçten şaşırmış bir çocuk gibi sağa sola koşar durur. Yolda rastladığı her şeye ‘Memleketlim’ der; ağaca, taşa, toprağa, hayvanlara sarılır, öper, koklar. Geçtiği Bitlis’in tüm köylerinde durup köylülerle söyleşir. Rüyalarının denizi, Van Gölü kıyısında eğilip gölün suyundan içer. Bitlis’in yakınında büyükannelerinin anlattıklarıyla efsaneleşen Sapkor Çeşmesi’nde elini yüzünü yıkar, doya doya su içer…

Şehre vardıklarında, eski, kesilmiş taşlardan evleri, tepesi çanlı kuleleriyle kiliseleri, o ünlü mezar taşlarıyla mezarlıkları göremezler. Kentteki 4 Ermeni mezarlığından geriye tek bir mezar taşı bile kalmamıştır. Bir kilise yıkılarak yerine cezaevi yapılmış, diğerlerinin kimisi ahıra, kimisi de başka bir şeye dönüştürülmüştür. 1910’lu yıllardan itibaren emperyalist emellerle Anadolu’ya akın eden güçler, halkları birbirine düşürmüş ve sonuçta egemen olanın zulmü, zayıf olanın üstüne boşalmış ve onu tüketmiştir.

 

Babasının olduğunu tahmin ettikleri evi bulurlar. Saroyan, harabe halindeki evin yıkılmış duvarları arasında diz çöker ve sessizce ağlar. Kin duymaz, öfke beslemez. Sadece ağlar. İçin için ağlar. Bir şarap deresi gibi yumuşak, tatlı ve parlak akan müziğin dili ile kalbin dilini ortaklaştırır. Sızısıyla, acının diline tercüman olmaya, nefretin ve acının yükünü azaltmaya çalışır.

 

 

ESERLERİ
The Daring Young Man On The Flying Trapeze (1934)

The Trouble With Tigers (1938)

My Name Is Aram (1940)

The Human Comedy (1943)

Tracy’s Tiger (1951)

The Summer of the Beautiful White Horse (1938)

Rock Wagram (1951)

Love (1955)

Gaston (1962)

One Day in the Afternoon (1964)

Days of Life and Death and Escape to the Moon (1970)

Places Where I’ve Done Time 1972 (original printing possibly 1957)

Obituaries (1979)

My name is Saroyan (1983)

An Armenian trilogy (1986)

Madness in the family (1988)

The Man With The Heart in the Highlands and other stories (1968)

 

Aras Yayıncılık’tan çıkan eserleri:

Amerika’dan Bitlis’e William Saroyan (İnceleme)

İnsanlık Komedisi (Roman)

Ödlekler Cesurdur (Öykü)

Paris-Fresno Güncesi 1967-1968 Ölüm Dirim ve Aya Kaçış (Günce)

Yetmiş Bin Süryani (Öykü)

Yüreğim Dağlardadır – Yaşamak Vakti (Oyun)

 

Oyunları

The Time of Your Life (1939) – New York Drama Critics’ ödülünü ve Pulitzer Ödülü’nü kazandı

My Heart’s in the Highlands (1939)

Elmer and Lily (1939)

The Agony of Little Nations (1940)

Hello-out there! (1941)

Across the Board on Tomorrow Morning (1941)

The Beautiful People (1941)

Bad Men in the West (1942)

Talking to You (1942)

Don’t Go Away Mad (1947)

The Slaughter of the Innocents (1952)

The Stolen Secret (1954)

The Cave Dwellers (1958)

Hanging around the Wabash (1961)

The Dogs, or the Paris Comedy (1969)

Armenians (play)|Armenians (1971)

Assassinations (1974)

Tales from the Vienna Streets (1980)

The Parsley Garden (1993)

 

Kaynaklar:

Bitlis’te son Ermeni, Yusuf Nazım

Saroyan Ülkesi’ne zor yolculuk, Lora Sarı

Wikipedia

Leyla Poyraz /Devrimci Karadeniz

 

Bu yazı Devrimci Karadeniz internet sitesinden alınmıştır.

Etiketler: /

İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ